Borcu Olan Şirket Kapatılabilir mi?
Borçlu şirket nasıl kapatılır sorusunun hukuki cevabı tasfiyedir: limited ya da anonim şirketin borcu olması kapanmasına engel değildir, ancak şirket borçları ödenmeden veya karşılığı ayrılmadan ticaret sicilinden silinemez ve ortaklara tek kuruş dağıtılamaz. Kanun, şirketi kapatmak isteyen ortaklara borçtan kurtulma yolu değil, borçları sırayla ödeyip kalan varlığı paylaştırma yolu tanır. Şirketin malları borçlarını karşılamaya yetmiyorsa tasfiye yolu da kapanır; bu durumda tasfiye memurları durumu asliye ticaret mahkemesine bildirmek zorundadır ve şirket iflas yoluyla sona erer.
Bu yazının konusu, borcu bulunan bir sermaye şirketinin hangi yolla kapatılabileceği, kapatma sürecinde borçların nasıl ödendiği, tasfiye memurunun ve ortakların hangi borçtan kişisel olarak sorumlu olabileceği ve borcu ödemeden şirketi ortadan kaldırma girişimlerinin neden geri teptiğidir. Tasfiyenin genel adımları, masrafı ve süresi ayrı bir yazının konusu olduğundan burada yalnızca borçla ilgili yönleriyle ele alınmıştır.
Bir bakışta
Hangi durumda hangi yol?
- Malvarlığı borçlara yetiyor: genel kurul kararı, tasfiye, alacaklılara üç ilan, borçların ödenmesi, üç ay bekleme, kalanın dağıtımı ve sicilden silinme.
- Malvarlığı borçlara yetmiyor: tasfiye memuru durumu asliye ticaret mahkemesine bildirir (TTK m.542/1-c), şirket iflas yoluyla sona erer.
- Vergi veya SGK borcu var: tasfiyenin başladığı üç gün içinde tahsil dairesine bildirilir; amme alacağı ödenmeden ya da karşılığı ayrılmadan dağıtım yapılamaz (6183 m.33).
- Borç ödenmeden dağıtım yapıldı: tasfiye memuru alacaklılara karşı kişisel olarak sorumlu olur; şirket ek tasfiye için yeniden tescil edilebilir.
- Mal kaçırıldı: alacaklı tasarrufun iptali davası açabilir; iflasa karar verilirse hileli iflas suçu gündeme gelir.
Borçlu Şirket Nasıl Kapatılır?
Borçlu bir limited veya anonim şirket, borçsuz bir şirketle aynı yoldan kapatılır: genel kurul şirketin sona ermesine karar verir, şirket “tasfiye hâlinde” ibaresiyle tasfiyeye girer, tasfiye memurları alacaklıları çağırır, borçları öder ve ancak bundan sonra kalan varlığı ortaklara dağıtıp şirketin ticaret sicilinden silinmesini ister. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nda “borcu olan şirket kapatılamaz” diye bir yasak yoktur; tersine, tasfiye dediğimiz sürecin asıl amacı borçların düzenli biçimde ödenmesidir. Kanun bu nedenle borcu bir engel olarak değil, tasfiyenin çözmesi gereken iş olarak görür.
Anonim şirket TTK m.529/1-d uyarınca genel kurul kararıyla, limited şirket TTK m.636/1-b uyarınca yine genel kurul kararıyla sona erer. Sona ermenin ardından TTK m.533 devreye girer: sona eren şirket tasfiye hâline girer ve tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur. Bu ayrıntı borçlu şirket açısından belirleyicidir. Tasfiye kararı alındığı gün şirket ortadan kalkmaz; alacaklılar tasfiye hâlindeki şirkete karşı takip yapmaya, dava açmaya devam edebilir ve şirket de onlara karşı borçlu olmayı sürdürür. Limited şirketin tasfiyesinde de TTK m.643 yollamasıyla anonim şirket hükümleri uygulanır.
Şirketin kapanmasıyla borcun kapanması arasındaki farkı baştan görmek gerekir. Kanunun tanıdığı tek kapanış, borçların ödenip kalanın paylaştırıldığı kapanıştır. Malvarlığı borçları ödemeye yetmiyorsa kanun, ortakların kendi aralarında yürüttüğü bir tasfiyeye izin vermez ve süreci mahkemeye, yani iflasa taşır. Bu nedenle “şirketi kapatıp borçlardan kurtulmak” diye bir hukuki yol bulunmaz; doğru soru, şirketin elindeki varlıkla borçların ödenip ödenemeyeceği ve ödenemiyorsa kimin, neden, ne kadar sorumlu olacağıdır.
Şirketi kapatmak istiyorum ama borçlarım var: ilk bakılacak üç şey
Borçlu şirket nasıl kapatılır sorusunun pratik cevabı, kapatma kararından önce üç soruya rakamla cevap vermekten geçer. Birincisi, şirketin bugünkü aktifleri, yani kasası, banka hesapları, alacakları, stokları, araçları ve taşınmazları muhtemel satış fiyatlarıyla ne eder? İkincisi, bilinen ve bilinmesi gereken bütün borçlar, yani banka kredileri, tedarikçi faturaları, işçi alacakları, kira borçları, vergi ve SGK primleri, derdest davalardaki muhtemel borçlar toplam ne kadardır? Üçüncüsü, bu borçlardan hangilerine bir ortak veya yönetici kefil olmuş, senet avali vermiş ya da kişisel güvence sağlamıştır?
İlk iki rakam aktiflerin borçları karşılayıp karşılamadığını gösterir ve hangi kapanış yolunun açık olduğunu belirler. Üçüncü soru ise farklı bir gerçeği ortaya koyar: şirket hangi yolla kapanırsa kapansın, bir ortağın kendi imzasıyla verdiği kefalet veya aval, şirketin borcu olmaktan çıkıp o kişinin kendi borcu olarak kalır. Şirketin sona ermesi bu kişisel taahhütleri ortadan kaldırmaz.
Borcu Olan Şirket İçin Kapanış Kararı Alınabilir mi?
Girebilir. Tasfiye kararı için şirketin borcunun bulunmaması gerekmez; TTK’nın sona erme sebeplerini sayan 529. ve 636. maddeleri borçsuzluk diye bir şart koymaz. Borç, tasfiyenin sonucunu belirler; başlangıcını engellemez. Bu kural vergi ve SGK borçları için de geçerlidir: vergi borcu bulunan bir şirketin tasfiyeye girmesini yasaklayan bir hüküm yoktur, ancak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun‘un 33. maddesi tasfiye memurlarına iki ödev yükler. Tasfiyenin başladığını üç gün içinde ilgili tahsil dairelerine bildirmek ve amme idarelerinin her türlü alacağını ödemeden veya ödemek üzere ayırmadan tasfiyeden elde edileni dağıtmamak. Bu kurala uymayan tasfiye memuru, dağıttığı tutarla sınırlı olarak amme alacağından şahsen ve müteselsilen sorumlu olur.
Borçlu şirketin tasfiyeye girmesinin pratik bir önemi daha vardır: tasfiye, borçların hangi sırayla ve hangi tutarla ödeneceğini kayıt altına alır. Tasfiye memuru göreve başlar başlamaz TTK m.540 uyarınca şirketin tasfiye başlangıcındaki durumunu gösteren bir envanter ve bilanço çıkarır, gerekirse şirket mallarına değer biçtirmek için uzmana başvurur ve bunları genel kurulun onayına sunar. Borcun büyüklüğü ilk kez bu bilançoda resmî biçimde görünür ve tasfiyenin hangi yoldan yürüyeceği bu belgeyle belli olur.
Kapanış Sürecinde Şirket Borçları Nasıl Ödenir?
Tasfiye memurları, şirket borçlarını kendi belirledikleri sırayla ve diledikleri alacaklıya değil, kanunun kurduğu düzen içinde öder. TTK m.542/1-a’ya göre tasfiye memurları şirketin süregelen işlerini tamamlar, ödenmemiş sermaye borçlarını tahsil eder, aktifleri paraya çevirir ve borçların şirket varlığından fazla olmadığı ilk tasfiye bilançosundan ve alacaklılara yapılan çağrıdan anlaşılmışsa borçları öder. Kanun, borç ödemenin bu tespitten sonra yapılacağını açıkça yazar; çünkü varlık borçlara yetmiyorsa bazı alacaklılara tam ödeme yapıp diğerlerini boş bırakmak, alacaklılar arasındaki eşitliği bozar.
Alacaklılar üç ilanla çağrılır
TTK m.541/1, alacaklıların iki ayrı yolla çağrılmasını ister. Şirket defterlerinden veya belgelerinden alacaklı oldukları anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişilere taahhütlü mektup gönderilir. Diğer alacaklılar için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde, şirketin internet sitesinde ve esas sözleşmede öngörülen şekilde birer hafta arayla üç ilan yapılır. İlanlarla alacaklılar şirketin sona erdiğinden haberdar edilir ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye davet edilir.
Sık görülen bir hata, yalnızca gazete ilanıyla yetinip defterden bilinen alacaklılara mektup göndermemektir. Kanun bilinen alacaklı için ilanı yeterli saymaz. Şirket aleyhine açılmış ve sürmekte olan bir dava, kesinleşmiş bir ilam veya devam eden bir icra takibi, o alacaklının bilinen alacaklı olduğunu gösterir. Yargıtay’ın onadığı kararlarda, derdest davayı dikkate almadan kapatılan şirketlerin ihya edildiği ve dava masrafının tasfiye memuruna yükletildiği görülür.
Bildirmeyen alacaklının parası bankaya, ihtilaflı borcun karşılığı notere
Alacaklı olduğu bilinen bir kişi çağrıya rağmen alacağını bildirmezse tasfiye memuru onu yok sayamaz. TTK m.541/2’ye göre bu alacağın tutarı, Ticaret Bakanlığı’nca belirlenecek bir bankaya depo edilir. Henüz vadesi gelmemiş veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlar için TTK m.541/3 ayrı bir güvence kurar: bu borçları karşılayacak tutarda para notere depo edilir; meğerki borç yeterli biçimde teminat altına alınmış veya ortaklar arasındaki paylaşım bu borçların ödenmesi şartına bağlanmış olsun. Vadesi gelmemiş ve iskonto edilebilen borçlar ise TTK m.542/1-h uyarınca Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredi oranı üzerinden iskonto edilerek derhâl ödenir ve alacaklı bu ödemeyi kabul etmek zorundadır.
Bu hükümler, borçlu şirket nasıl kapatılır diye soran şirket sahibine şunu söyler: dava devam ederken veya icra takibi sürerken o borcun karşılığı ayrılmadan şirketi kapatmak mümkün değildir; bir alacaklının sesini çıkarmaması da onun alacağını ortadan kaldırmaz. Kapatmak isteyen ortak, ihtilaflı borcun karşılığını ayırmak ya da teminat göstermek zorundadır.
Üç ay geçmeden ortaklara dağıtım yapılmaz
Borçlar ödendikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlık ortaklara dağıtılır; ancak TTK m.543/2’ye göre alacaklılara üçüncü kez yapılan çağrı tarihinden itibaren üç ay geçmedikçe dağıtım yapılamaz. Mahkeme, alacaklılar için bir tehlike bulunmadığını gördüğünde bu süreden önce dağıtıma izin verebilir. Bu bekleme süresi, ilanları geç gören alacaklıların da başvurabilmesi için öngörülmüştür ve mahkeme izni olmadan kısalmaz.
Şirketin Malları Borçlarına Yetmiyorsa Ne Olur?
Malları borçlarına yetmeyen şirket tasfiye yoluyla kapatılamaz. TTK m.542/1-c, şirket borçlarının şirket varlığından fazla olduğu anlaşılırsa tasfiye memurlarının durumu derhâl şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine bildirmesini ve mahkemenin iflasın açılmasına karar vermesini öngörür. İcra ve İflas Kanunu‘nun 179. maddesi de aynı yolu açar: sermaye şirketi tasfiye hâlindeyse borca batıklığı tasfiye memurları da mahkemeye beyan edebilir ve borca batıklık mahkemece tespit edilirse önceden takibe gerek olmaksızın iflasa karar verilir.
Bu kural “borca batık şirketin tasfiyesi” diye aranan konunun cevabıdır: borca batık şirket, ortakların yönettiği olağan tasfiyeyle değil, iflas idaresinin İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yürüttüğü iflas tasfiyesiyle kapanır (TTK m.534). Tasfiye hâlindeki şirketin borca batık olduğu anlaşılırsa, ortakların bu durumu bildirmeden kendi aralarında “tasfiye kapanışı” yapması kanuna aykırıdır.
Tasfiye yerine iflas yolunun açılmasının nedeni alacaklılar arasındaki sıradır. Varlık herkese yetmiyorsa kimin önce, kimin kaç kuruş alacağı İcra ve İflas Kanunu’nun 206. maddesindeki sıra cetveline göre belirlenir: rehinli alacaklar, ardından işçilerin son bir yıla ait alacakları, nafaka gibi birinci sıra imtiyazlar, özel kanunla imtiyaz tanınan alacaklar ve en son imtiyazsız alacaklar. Tasfiye memuru bu sıralamayı kendi eliyle yapmaya kalkarsa, hangi alacaklıya ödeme yaptığına göre diğerlerine karşı sorumluluk riskine girer. Şirketin iflasını isteme sürecini, masraf avansını ve iflasın borçlara etkisini şirket iflasının nasıl verildiğini anlattığımız yazıda ayrıntılı olarak ele aldık.
Borca batık olmanın ölçüsü nedir?
Borca batıklık, şirketin aktiflerinin alacaklıların alacaklarını karşılamaya yetmemesidir. TTK m.376/3 bunun ölçülme biçimini yönetim kurulu açısından yazar: borca batıklık şüphesi uyandıran işaretler varsa aktifler hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden değerlenerek bir ara bilanço çıkarılır. Tasfiyedeki şirket açısından işletmenin devamı söz konusu olmadığından belirleyici olan, aktiflerin paraya çevrilince ne edeceğidir. Kayıtlı değeri yüksek görünen ama satışı güç bir makine, tahsili şüpheli alacaklar veya ortaklardan alacak hesabında duran tutarlar bu hesapta bilançodaki değeriyle yer almaz.
Ara bilanço, sermaye kaybı ve TTK m.376’nın birinci ve ikinci fıkralarındaki önlemler ayrı bir konudur; burada önemli olan, tasfiyedeki bir şirketin borca batık olduğu anlaşıldığı anda kapanış yolunu seçme kararının ortakların elinden çıkmasıdır. Borca batıklık bildirimi, tasfiye memuru için bir tercih değil kanuni ödevdir. Bu ödevi yerine getirmeyen tasfiye memurları ve yöneticiler, alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine İİK m.345/a uyarınca on günden üç aya kadar hapis cezasıyla karşılaşabilir.
Tasfiye Memuru Borçlardan Sorumlu mudur?
Tasfiye memuru şirketin borçlarından kendiliğinden sorumlu değildir; borç şirketindir ve tasfiye memuru şirketin kefili hâline gelmez. Kişisel sorumluluk ancak tasfiye memuru kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir ödevini kusuruyla ihlal eder ve bu ihlal alacaklıyı zarara uğratırsa doğar. TTK m.553/1 bu kuralı kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları için birlikte koyar: kusurla ihlal hâlinde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. TTK m.546/2 de tasfiye memurlarının sorumluluğunda bu maddeye yollama yapar.
Kanun, tasfiye memurunun en çok hangi davranışından sorumlu tutulacağını da ayrıca yazmıştır. TTK m.541/4’e göre alacaklıların çağrılması, bildirmeyen bilinen alacaklının alacağının bankaya depo edilmesi ve ihtilaflı borç için notere para yatırılması kurallarına aykırı hareket eden tasfiye memurları, haksız olarak ödedikleri paralardan dolayı 553. madde uyarınca sorumludur. Borcu ödemeden ortaklara para dağıtmak, kendi alacağını diğer alacaklılardan önce almak veya bilinen alacaklıyı hiç çağırmadan şirketi kapatmak bu kapsamdadır.
Borcu ödemeden kendi alacağını alan tasfiye memuru
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11.03.2024 tarihli, 2022/5737 E., 2024/1961 K. sayılı kararı bu sorumluluğun ölçüsünü net biçimde ortaya koyar. Olayda limited şirketin tek ortağı, müdürü ve tasfiye memuru aynı kişiydi. Tasfiye bilançosundaki küçük aktifin bir kısmı vergi borçlarına, kalanı “ortaklara borçlar” hesabından tasfiye memurunun kendisine ödenmiş ve şirket, kesinleşmiş bir ilamdan doğan alacak ödenmeden kapatılmıştı. Daire, TTK m.541-543’e göre tasfiye hâlindeki şirkette önce alacaklıların tatmin edilmesi gerektiğini, buna uygun hareket etmeyen tasfiye memurlarının kusurlu davrandığının karine olarak kabul edileceğini belirtti. Kararda ayrıca şirketin defter ve kayıtları incelenmeden, TTK m.540’a uygun envanter ve bilanço çıkarılmadan salt tasfiye bilançosundaki bakiyeye göre tasfiyenin sonuçlandırılamayacağı vurgulanarak bölge adliye mahkemesi kararı bozuldu.
Bu karardan çıkan pratik ders şudur: tek ortaklı ya da aile şirketlerinde ortağın şirkete verdiği borç, kapanış sırasında diğer alacaklıların önüne geçirilemez. Ortağın şirketten alacağı varsa bu alacak ancak diğer borçlar ödendikten sonra, kalan varlıktan karşılanabilir.
Zarar ve illiyet şartı
Tasfiye memurunun hatalı bir işlem yapmış olması, her alacaklıya tazminat ödeyeceği anlamına gelmez. Sorumluluk için alacaklının bu ihlal yüzünden zarara uğramış olması gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin aynı şirkete ilişkin iki dosyada verdiği 12.02.2024 tarihli, 2022/4494 E., 2024/975 K. ve 19.02.2024 tarihli, 2022/5786 E., 2024/1215 K. sayılı onama kararları bunun örneğidir. Şirket tasfiye öncesinde zarar etmiş, sermayesini tamamen kaybetmiş, tasfiye döneminde yüksek bir vergi borcu bulunuyordu ve borç ödemesinde kullanılabilecek likit varlığı yoktu. İlk derece mahkemesi, tasfiye usulüne uygun yürütülüp şirketin iflasına karar verilmiş olsa bile işçilik alacağının ödenme ihtimalinin bulunmadığını tespit ederek tasfiye memuruna karşı açılan davaları reddetti; bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay bu kararları onadı.
Bu kararlar, borca batık bir şirketin tasfiye yoluyla kapatılmasını meşru göstermez; TTK m.542/1-c’deki bildirim ödevi yerinde durur. Gösterdiği şey, alacaklının tasfiye memurundan tazminat alabilmesi için kendi alacağının doğru bir tasfiyede ya da iflasta ödenebilecek olduğunu ortaya koymasının gerektiğidir. Kapatma kararını veren ortak açısından ise mesaj tersinden okunmalıdır: varlığın yettiği durumda alacaklıyı atlamak, tasfiye memurunu doğrudan sorumluluğa açar.
Tasfiye sürerken tasfiye memuruna dava açılabilir mi?
Kural olarak hayır; tasfiye devam ederken alacaklının muhatabı tasfiye hâlindeki şirkettir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 02.12.2024 tarihli, 2023/6783 E., 2024/8545 K. sayılı kararında, TTK m.553’teki alacaklılara karşı sorumluluğun alacaklının doğrudan zararına ilişkin olduğunu ve bu davanın açılabilmesi için zararın doğmuş olması gerektiğini belirtti. Tasfiye henüz bitmemişken alacaklının tasfiye hâlindeki şirkete karşı takip ve dava açması mümkün olduğundan, tasfiye memurlarına karşı açılan dava zamansız sayıldı ve usulden reddedildi.
Vergi ve SGK borçlarında tasfiye memurunun durumu
Amme alacaklarında tasfiye memurunun sorumluluğu ticaret hukukundaki genel sorumluluktan daha sıkı kurulmuştur. 6183 sayılı Kanun’un 33. maddesine göre amme alacakları ödenmeden veya ödenmek üzere ayrılmadan yapılan dağıtım ve tasarruflardan tasfiye memurları şahsen ve müteselsilen sorumludur; bu sorumluluk yapılan tasarrufların tutarını geçemez. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17/7. maddesi de tasfiye memurlarının, kurumun vergileri için İcra ve İflas Kanunu’nun 207. maddesine uygun karşılık ayırmadan imtiyazsız alacaklılara ödeme yapamayacağını ve ortaklara paylaştırma yapamayacağını, aksi hâlde vergilerin aslı, zammı ve cezalarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olacağını düzenler. Aynı hüküm bu vergilerin, tasfiye sırasında kendisine değer aktarılan veya tasfiye kalanından pay alan ortaklardan da aranabileceğini söyler.
Vergi borcunun şirket kapandıktan sonra kimden ve hangi sıfatla isteneceği, tasfiye öncesi dönemle tasfiye dönemi arasındaki ayrım ve ihya kararlarının vergi borcuna etkisi, şirketi kapattıktan sonra vergi borcunun kimden isteneceğini anlattığımız yazıda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Borç Ödenmeden Kapatılan Şirket Geri Açılır mı?
Açılabilir. Borcu ödenmeden veya bilinen bir alacaklı atlanarak ticaret sicilinden silinen şirket, TTK m.547 uyarınca ek tasfiye için yeniden tescil edilebilir; uygulamada bu dava “ihya davası” olarak bilinir. Son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri ve alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin ek tasfiye işlemleri sonuçlandırılıncaya kadar yeniden tescilini isteyebilir. Mahkeme talebi yerinde bulursa son tasfiye memurlarını veya yeni kişileri tasfiye memuru olarak atar.
Borcunu ödemeden şirketini kapatan ortağın bilmesi gereken üç nokta Yargıtay kararlarında tekrar tekrar karşımıza çıkar:
- Süre yoktur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin onadığı 2024/6150 E., 2024/8653 K. (04.12.2024) sayılı dosyada bölge adliye mahkemesi, TTK m.547’ye dayalı ek tasfiye ve ihya davasında zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmadığını açıkça belirtmiştir. Aynı Dairenin 2023/5791 E., 2023/6775 K. (23.11.2023) sayılı onama kararında da tasfiye sonucu terkin edilen şirketlerin ihyası için kanuni bir süre bulunmadığı ve ihyaya dayanak davanın terkinden önce açılmış olmasının önem taşımadığı kabul edilmiştir.
- Dava tasfiye memuruna karşı açılır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 06.09.2023 tarihli, 2023/3931 E., 2023/4694 K. sayılı kararında ihya davasında husumetin tasfiyeyi yapan tasfiye memuru ile ticaret sicil müdürlüğüne yöneltileceğini, tasfiyeyi eksik gerçekleştiren tasfiye memurunun yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulması gerektiğini belirterek bozma kararı vermiştir.
- Derdest dava atlanamaz. 2024/2959 E., 2024/4434 K. (29.05.2024) sayılı onama kararına konu dosyada, şirket aleyhine süren davayı dikkate almayan tasfiye memurunun tasfiyeyi eksik yaptığı, ihya kararının ve yargılama giderlerinin bu nedenle onun aleyhine verilmesinin yerinde olduğu kabul edilmiştir.
İhya kararı çoğu zaman alacaklının davası veya takibiyle sınırlı verilir ve eski tasfiye memuru yeniden göreve getirilebilir. Yani şirketi borç ödemeden kapatan ortak, yıllar sonra kendini aynı şirketin tasfiye memuru sıfatıyla ve aleyhine hükmedilen yargılama giderleriyle mahkemede bulabilir. Sermaye artırımı yapılmadığı için münfesih olan şirketlerin ihyasını sermayesini artırmayan şirketin akıbetini anlattığımız yazıda ayrıca ele aldık.
Şirket Kapanınca Borçlar Ortaklara ve Müdüre Geçer mi?
Şirket kapandığında borç kural olarak ortaklara geçmez; sermaye şirketinin borcundan şirket sorumludur. TTK m.602 bunu limited şirket için açıkça yazar: şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur. Anonim şirkette de pay sahibinin sorumluluğu taahhüt ettiği sermaye ile sınırlıdır. Bu kural, banka, tedarikçi veya kiraya veren gibi özel hukuk alacaklılarının, şirket kapandı diye ortağın kişisel malvarlığına kendiliğinden gidemeyeceği anlamına gelir.
Kuralın dört önemli istisnası vardır ve borçlu şirketi kapatmak isteyen ortak için asıl risk bunlardadır:
- Amme alacakları ve limited şirket ortağı: 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre limited şirket ortakları, şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumludur. Bu sorumluluk şirketin kapanmasıyla sona ermez. Ayrıntılarını limited şirket ortağının vergi borcundan sorumluluğunu anlattığımız yazıda bulabilirsiniz.
- Kanuni temsilci: 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi, tüzel kişiden tahsil edilemeyen amme alacaklarının kanuni temsilcilerin şahsi malvarlığından tahsil edileceğini ve şirketin tasfiye hâline girmesinin veya tasfiye edilmesinin kanuni temsilcinin tasfiyeden önceki dönemlere ait sorumluluğunu kaldırmayacağını düzenler. SGK prim borçlarında da 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesi üst düzey yönetici ve kanuni temsilcileri işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutar (SGK prim borcunda müdürün durumu).
- Kusurlu yönetim: Şirketi kanuna aykırı yöneterek alacaklıları zarara uğratan müdür veya yönetim kurulu üyesi, TTK m.553 uyarınca kendi kusurundan doğan zarardan sorumludur. Bu sorumluluk şirketin borcu değil, yöneticinin kendi haksız davranışının sonucudur (limited şirket müdürünün kişisel sorumluluğu).
- Kişisel taahhüt: Ortağın kefil olduğu kredi, aval verdiği senet veya kişisel ipotek verdiği borç, şirket kapansa da ortağın borcu olarak devam eder.
Bu istisnaların hangisinin ortağın evine kadar uzanabileceğini şirket borcu yüzünden ortağın evine haciz gelip gelmeyeceğini anlattığımız yazıda ayrıca inceledik.
Borcu Ödemeden Şirketi Kapatmanın Riskli Yolları
Borçlu şirketin sahiplerinin aklına gelen kestirme yolların hemen hepsinin kanunda bir karşılığı vardır ve bu karşılık çoğu zaman ortak veya yönetici aleyhine işler.
Malları önce başka bir şirkete aktarmak
Borçlu şirketin makinelerini, araçlarını, stoklarını veya müşteri portföyünü yeni kurulan bir şirkete düşük bedelle devredip eski şirketi boş bırakmak, alacaklıların dava konusu yaptığı tipik işlemlerden biridir. İcra ve İflas Kanunu’nun 280. maddesi, malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemleri, diğer taraf bu durumu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa iptal edilebilir sayar. Aynı maddenin üçüncü fıkrası ticari işletmenin veya işyerindeki emtianın tamamını ya da önemli bir kısmını devralanın, borçlunun zarar verme kastını bildiğini kanuni karine olarak kabul eder. Amme alacakları için 6183 sayılı Kanun’un 30. maddesi, tahsile imkân bırakmamak maksadıyla yapılan tasarrufları tarihleri ne olursa olsun hükümsüz sayar. Bu davanın şartlarını ve süresini tasarrufun iptali davasını anlattığımız yazıda ele aldık.
Şirketi kendi hâline bırakmak
Borçlu şirketi faaliyetsiz bırakıp hiçbir işlem yapmamak da bir kapanış yolu değildir. Vergi dairesinde mükellefiyetin kapatılması şirketi ticaret sicilinden silmez; şirket hukuken var olmaya ve borçlu olmaya devam eder. Asgari sermayesini 31.12.2026’ya kadar yükseltmeyen şirketlerin TTK geçici m.15 uyarınca infisah etmiş sayılacak olması da borçtan kurtulmak anlamına gelmez; infisah eden şirket TTK m.533 uyarınca tasfiye hâline girer ve borçlar tasfiyede ödenmek zorundadır. Kanun Ticaret Bakanlığı’na bu süreyi birer yıl olarak en çok iki kez uzatma yetkisi vermiştir; Ekim 2026 itibarıyla bir uzatma kararı yayımlanmış değildir.
Kapanışı borç yokmuş gibi yapmak
Tasfiye bilançosunu borçsuz gösterip şirketi sicilden sildirmek, yukarıda anlatılan ihya davasının ve tasfiye memurunun kişisel sorumluluğunun doğrudan sebebidir. Bilinen alacaklının atlandığı her tasfiye, o alacaklının ilk icra işleminde ortaya çıkar.
İflas hâlinde ceza sorumluluğu
Şirketin iflasına karar verilirse, iflastan önce veya sonra yapılan mal kaçırma işlemleri ceza hukukunun konusu olur. TCK m.161 hileli iflası düzenler: alacaklıların teminatı olan malları kaçırmak, gizlemek, değerini düşürmek, defterleri yok etmek, gerçek olmayan borç yaratmak veya sahte bilanço düzenlemek üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası gerektirir. TCK m.162’deki taksirli iflas ise tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özenin gösterilmemesi yüzünden iflasa sebep olunmasıdır ve iki aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörür. Her iki suç da iflasa karar verilmiş olmasını şart koyar.
Kapatmak Yerine Devretmek, İflas veya Konkordato
Borçlu şirketin sahiplerinin önünde tasfiye dışında üç yol daha görünür. Bunların her biri ayrı bir değerlendirme gerektirir ve aşağıda yalnızca kapatma kararıyla bağlantılı yönleri özetlenmiştir.
Şirketi devretmek: Limited şirket paylarının veya anonim şirket hisselerinin devri şirketin borçlarını ortadan kaldırmaz; borç şirkette kalır, yalnızca şirketin sahibi değişir. Limited şirket ortağı için 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi, payı devreden ile devralanı devir öncesine ait amme alacaklarından müteselsilen sorumlu tutar. Devrin borçlu şirket açısından sonuçlarını, devralanın risklerini ve işletme devrinin farkını borçlu şirketin devredilip devredilemeyeceğini anlattığımız yazıda, payı devreden ortağın özel hukuk borçlarındaki durumunu ise hissemi devrettim, şirketin borçlarından sorumlu muyum yazısında ele aldık.
İflasını istemek: Malvarlığı borçlarına yetmeyen şirketin yönetim organı TTK m.376/3 ve İİK m.179 uyarınca, tasfiyedeki şirketin tasfiye memurları TTK m.542/1-c uyarınca mahkemeye başvurmak zorundadır. İflas, borçları silmez ama tasfiyeyi mahkemenin denetimine ve iflas idaresine bırakır; ödenemeyen kısım için alacaklılara aciz vesikası verilir. Başvurunun adımlarını ve gerekli belgeleri şirket iflası yazısında anlattık.
Konkordato: Borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altındaki şirket, İcra ve İflas Kanunu’nun 285. ve devamı maddeleri uyarınca konkordato talep edebilir; TTK m.377 yönetim kurulunun veya herhangi bir alacaklının iflas talebiyle birlikte ya da iflas yargılaması sırasında konkordato istemesine de imkân tanır. Konkordato şirketi kapatmak için değil, yaşatmak için tasarlanmış bir yoldur.
Borçlu Şirketin Kapatılmasına İlişkin Yargıtay Kararları
Aşağıdaki tablo, tam metnini incelediğimiz ve borçlu şirketin kapatılmasıyla doğrudan ilgili Yargıtay kararlarını özetler. Onama kararlarında Yargıtay’ın benimsediği gerekçe, ilk derece veya bölge adliye mahkemesinin gerekçesidir; tabloda bu ayrım “Sonuç” sütununda gösterilmiştir.
| Karar | Olay | Sonuç |
|---|---|---|
| 11. HD E.2022/5737 K.2024/1961 (11.03.2024) | Tek ortak tasfiye memuru, borçları ödemeden kendi alacağını aldı | Kurala uymayan tasfiye memurunun kusuru karine; envanter ve bilanço olmadan tasfiye sonuçlanamaz (bozma) |
| 11. HD E.2022/4494 K.2024/975 (12.02.2024) | Sermayesini kaybetmiş şirket tasfiyeyle kapatıldı, işçi alacağı ödenmedi | Alacak iflasta da ödenemeyecekti, illiyet yok, tasfiye memuruna dava reddedildi (onama) |
| 11. HD E.2022/5786 K.2024/1215 (19.02.2024) | Aynı şirket, başka işçi alacağı | Aynı gerekçe: birinci sıra imtiyaz yok, vergi borcu yüksek (onama) |
| 11. HD E.2023/6783 K.2024/8545 (02.12.2024) | Tasfiye sürerken tasfiye memurlarına tazminat davası | Tasfiye bitmeden dava zamansız; 553 doğrudan zarar, 556 dolaylı zarar (düzelterek onama) |
| 11. HD E.2024/6150 K.2024/8653 (04.12.2024) | Usulsüz tasfiye sonrası ihya | Ek tasfiye ve ihya davasında zamanaşımı veya hak düşürücü süre yok (onama) |
| 11. HD E.2023/5791 K.2023/6775 (23.11.2023) | Terkin edilen şirketin ihyası | Kanuni süre yok; dayanak davanın terkinden önce açılması gerekmez; eksik tasfiyeden tasfiye memuru sorumlu (onama) |
| 11. HD E.2023/3931 K.2023/4694 (06.09.2023) | İhya davasında yargılama gideri | Husumet tasfiye memuru ve sicil müdürlüğüne; eksik tasfiye yapan tasfiye memuru giderlerin tamamından sorumlu (bozma) |
| 11. HD E.2024/2959 K.2024/4434 (29.05.2024) | Derdest dava atlanarak kapatılan şirket | Tasfiye eksik; ihya ve giderler tasfiye memuru aleyhine (onama) |
Kapatma Kararından Önce Hazırlanması Gereken Dosya
Borçlu şirket nasıl kapatılır sorusunda sık atlanan adım hazırlıktır. Kapatma kararı, genel kurulda el kaldırılarak verilen bir karar değil, rakamlarla hazırlanması gereken bir dosyadır. Kararın alınmasından önce şu belgelerin bir arada bulunması, hem doğru yolun seçilmesini hem de ileride doğabilecek kişisel sorumluluk risklerinin görülmesini sağlar:
- Son yıllık bilanço ile aktiflerin muhtemel satış fiyatlarını gösteren güncel bir değerleme
- Şirket defterlerinden çıkarılmış tam bir alacaklı listesi, her alacaklının adresi ve alacağın dayanağı
- Şirket aleyhine süren davaların, kesinleşmiş ilamların ve icra takiplerinin listesi
- Vergi dairesi ve SGK borç dökümleri, yapılandırma veya taksit durumu
- Ortakların ve yöneticilerin kefil olduğu, aval verdiği veya kişisel teminat sağladığı borçların listesi
- Son beş yılda şirketten ortaklara veya yakınlarına yapılan ödemelerin ve mal devirlerinin dökümü
Bu dosya, şirketin olağan tasfiyeyle mi yoksa iflas yoluyla mı kapanacağını, hangi alacaklıya mektup gönderileceğini ve hangi borç için notere depo veya teminat gerekeceğini gösterir. Son madde ayrıca önemlidir: kapanıştan önceki işlemler, tasarrufun iptali ve iflas hâlinde ceza soruşturması açısından geriye doğru incelenir.
Sıkça Sorulan Sorular
Borçlu şirket kapatılır mı?
Kapatılabilir; borç, şirketin tasfiyeye girmesine engel değildir. Ancak borçlar ödenmeden veya karşılığı ayrılmadan ortaklara dağıtım yapılamaz ve şirket sicilden silinemez. Varlık borçlara yetmiyorsa kapanış yolu tasfiye değil iflastır.
Borçlu şirket nasıl kapatılır?
Genel kurul sona erme kararı alır, şirket tasfiyeye girer, tasfiye memuru envanter ve bilanço çıkarır, alacaklıları taahhütlü mektup ve üç ilanla çağırır, borçları öder, üçüncü ilandan itibaren üç ay bekledikten sonra kalanı dağıtır ve sicilden silinmeyi ister. Borçlar varlıktan fazlaysa tasfiye memuru asliye ticaret mahkemesine bildirimde bulunur.
Borca batık şirket nasıl kapatılır?
Borca batık şirket olağan tasfiyeyle kapatılamaz. Tasfiye memurları TTK m.542/1-c uyarınca durumu asliye ticaret mahkemesine bildirir, mahkeme iflasın açılmasına karar verir ve tasfiye iflas idaresi tarafından İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yürütülür.
Borca batık şirket ne demek?
Aktiflerinin muhtemel satış fiyatları üzerinden değeri, alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmeyen şirkettir. Kayıtlı bilançodaki öz varlığın eksiye düşmesi bir işarettir; kesin tespit TTK m.376/3’e göre hazırlanan ara bilançoyla yapılır.
Tasfiye memuru borçlardan sorumlu mudur?
Şirket borçlarından kendiliğinden sorumlu değildir. Alacaklıları çağırmadan, borçları ödemeden veya karşılık ayırmadan dağıtım yapması gibi kusurlu bir ihlalle alacaklıyı zarara uğratırsa TTK m.553 uyarınca sorumlu olur. Amme alacaklarında 6183 m.33 ve KVK m.17/7 daha sıkı bir sorumluluk kurar.
Şirket kapanınca borçlar ortaklara geçer mi?
Özel hukuk borçları kural olarak geçmez; şirket yalnız kendi malvarlığıyla sorumludur. Limited şirket ortağı amme alacaklarından hissesi oranında sorumludur; kefil olunan veya aval verilen borçlar ise ortağın kişisel borcu olarak devam eder.
Vergi borcu olan şirket kapatılabilir mi?
Kapatılabilir, ancak tasfiyenin başladığı üç gün içinde tahsil dairesine bildirilmesi ve amme alacakları ödenmeden veya ayrılmadan dağıtım yapılmaması gerekir. Aksi hâlde tasfiye memuru dağıttığı tutarla sınırlı olarak şahsen sorumlu olur.
SGK borcu olan şirket kapatılabilir mi?
Kapatılabilir; SGK prim borcu da bir amme alacağıdır ve tasfiyede ödenmesi veya karşılığının ayrılması gerekir. Şirket kapandıktan sonra tahsil edilemeyen prim borcu için kanuni temsilcilere ve üst düzey yöneticilere gidilebilir.
Borç ödenmeden kapatılan şirket tekrar açılır mı?
Açılabilir. Alacaklı TTK m.547 uyarınca ek tasfiye için şirketin yeniden tescilini isteyebilir. Yargıtay’ın onadığı kararlarda bu davada zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmadığı kabul edilmiştir.
Resen terkin edilen şirketin borçları ne olur?
Silinme, borcu ortadan kaldırmaz; alacaklı ihya davasıyla şirketi yeniden tescil ettirerek takibe devam edebilir. Tasfiye edilmeden silinen şirketlerin vergi borcu bakımından ayrı kurallar bulunduğunu vergi borcu yazımızda anlattık.
Borçlu şirketi sicilden doğrudan sildirmek mümkün mü?
Borçlu bir sermaye şirketi için genel kurul kararıyla tasfiye yapılmadan sicilden silinme yolu yoktur. Birleşme veya bölünme gibi şirketin başka bir şirkete devrolduğu hâller ayrı kurallara tabidir; geçmişte uygulanan TTK geçici 7. madde ise 1 Temmuz 2015’e kadar tespit edilen şirketler için öngörülmüştü.
Şirketin borcu varken genel kurul sona erme kararı alabilir mi?
Alabilir. Anonim şirkette TTK m.529/1-d, limited şirkette TTK m.636/1-b genel kurul kararıyla sona ermeye izin verir ve borçsuzluk şartı aramaz. Limited şirkette feshe ilişkin karar TTK m.621/1-ı’daki ağırlaştırılmış çoğunlukla alınır.
Şirketi kapatırsam kefil olduğum kredi ne olur?
Kefalet veya aval sizin kişisel taahhüdünüzdür ve şirketin kapanmasıyla sona ermez. Banka, şirketten tahsil edemediği tutarı kefil sıfatıyla sizden isteyebilir.
Şirketinizi kapatmayı düşünüyor ve borçlarının bir kısmını ödeyemeyeceğinizi görüyorsanız, kararı genel kurula götürmeden önce alacaklı listesini, derdest davaları ve son yıllardaki ödemeleri bir arada inceletin; olağan tasfiye ile iflas arasındaki seçim bu belgelere göre yapılır. Şirketler hukuku alanında verdiğimiz hizmetleri Ankara şirket avukatı sayfamızda inceleyebilir, dosyanızın ön değerlendirmesi için iletişim sayfasından bize yazabilirsiniz.
Bu yazı ne değildir? Bu yazı, Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu, İcra ve İflas Kanunu, 6183 sayılı Kanun ile tam metnini incelediğimiz Yargıtay kararlarına dayanan genel bilgilendirme amaçlı bir anlatımdır; şirketinizin bilançosuna, alacaklılarına ve kefalet ilişkilerine göre yapılmış bir hukuki değerlendirme yerine geçmez.