Emeklilikte Staja Takılanlar – Staj Mağdurları Son Durum 2026
Staj mağdurları son durum başlığında 2026 Ağustos itibarıyla tablo nettir: staj ve çıraklık sürelerini herkes için otomatik olarak sigorta başlangıcına çeviren bir kanun yürürlüğe girmemiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bu yönde birden fazla kanun teklifi sunulmuş, teklifler komisyon aşamasında beklemektedir. Ancak konunun yalnızca yasama boyutu yoktur: emeklilikte staja takılanlar için kanun beklemeden işleyen bir hukuki yol da bulunmakta, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bu yolun sınırlarını yerleşik içtihatla çizmektedir.
Bu yazıda iki ekseni birlikte ele alıyoruz: bir yandan çıraklık ve staj sigortasının bugünkü hukuki rejimini kanun maddeleriyle açıklıyor, diğer yandan mahkeme yoluyla hizmet tespitinin hangi şartlarda mümkün olduğunu güncel Yargıtay kararları üzerinden gösteriyoruz. Basında sıkça kullanılan “müjde” ve “flaş karar” başlıklarının neyi eksik anlattığını da somut ölçümle ortaya koyuyoruz.
Özet — Staj ve çıraklık süreleri kural olarak emeklilik başlangıcı sayılmaz; bunun sebebi bu dönemde uzun vadeli sigorta kollarına prim yatırılmamasıdır.
- 5510 sayılı Kanun m.5/b uyarınca çıraklar ve stajyerler sigortalı sayılır, ancak haklarında yalnızca kısa vadeli sigorta kolları uygulanır.
- 5510 sayılı Kanun m.41’de borçlanılabilecek süreler sınırlı sayıda belirtilmiştir; staj ve çıraklık bu listede yoktur. Borçlanma için kanun değişikliği gerekmesinin teknik sebebi budur.
- 2026 Ağustos itibarıyla TBMM’de bekleyen teklifler yasalaşmamıştır; kanun teklifi tek başına hak doğurmaz.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre çırak, eğitim değil üretim yapmışsa çıraklık ilişkisinden söz edilemez ve hizmet tespiti davası açılabilir.
- Bu davada ispat çıtası yüksektir: Daire, soyut tanık beyanlarına dayanan kabul kararlarını bozmaktadır.
ÇIRAKLIK BORÇLANMASI
Çıraklık borçlanması, bugünkü mevzuatta mümkün değildir; çünkü borçlanılabilecek süreler kanunda tek tek sayılmıştır ve çıraklık bu listede yer almaz. Konunun uzun yıllardır tartışılmasının sebebi de budur: talep haklı görülse bile, kanun değişikliği olmadan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun borçlanma başvurusunu kabul etmesinin yasal dayanağı bulunmamaktadır.
3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’na göre çırakların eğitimi sırasında sigorta primleri ödenir. Ancak bu sigorta yalnızca iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortasını kapsar. Emeklilik hakkını doğuran malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası (uzun vadeli sigorta kolları) bu dönemde uygulanmaz. Dolayısıyla çıraklık süresi, prim gün sayısına eklenmediği gibi sigortalılık süresinin başlangıcı olarak da kabul edilmez. Bu durum, çıraklık döneminde çalışmaya başlayan birçok kişi için ilerleyen yıllarda emeklilik hesaplamalarında ciddi dezavantaj yaratmaktadır.
Meclis’e sunulan kanun tekliflerinde, çıraklık döneminde çalışılan sürelerin prim borçlanması yoluyla sigorta başlangıcına eklenmesi öngörülmektedir. Böyle bir düzenleme yasalaşırsa, çıraklık süresi boyunca uzun vadeli primi yatırılmamış kişiler bu süreleri borçlanma yoluyla sisteme dahil edebilecek, sigorta başlangıç tarihini geriye çekerek daha erken emeklilik imkânı elde edebilecektir. Ancak teklifin sunulmuş olması, hakkın doğduğu anlamına gelmez; yasama sürecinin nasıl işlediğini aşağıda ayrı bir başlıkta ele alıyoruz.
Mevcut durumda borçlanma hakkı, kanunun saydığı hâllerle sınırlıdır. Avukatlık stajı bunlardan biridir; fakat kanun bunu koşulsuz tanımaz, “sigortalı olmaksızın” avukatlık stajını yapanların normal staj sürelerini borçlanmaya bağlar. Yani staj döneminde başka bir işten sigortalı olan kişi bu haktan yararlanamaz. Genel çıraklık ve zorunlu staj süreleri ise listenin tamamen dışındadır.
STAJ EMEKLİLİĞE SAYILACAK MI?
Staj süresi, bugünkü kanuna göre emekliliğe sayılmaz; ancak bunun sebebi çoğu kaynakta yazıldığı gibi “stajyerin sigortalı sayılmaması” değildir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 5. maddesinin (b) bendi, stajyerlerin 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayıldığını açıkça belirtir. Sigortalılık vardır; eksik olan, o sigortalılığın kapsamıdır.
Bu ayrım pratikte önemlidir. Aynı Kanun’un 7. maddesinin (a) bendine göre sigorta hak ve yükümlülükleri, “staja veya bursiyer olarak göreve başladıkları tarihten” itibaren başlar. Yani staj dönemi SGK kayıtlarında bir başlangıç tarihi olarak görünür. Buna karşılık o dönemde malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi yatırılmadığı için, emeklilik hesabında esas alınan uzun vadeli sigortalılık süresi bu tarihten başlatılmaz. Hizmet dökümünde bir giriş görüp de emeklilik hesabında karşılığını bulamayan kişilerin yaşadığı şaşkınlığın kaynağı tam olarak budur.
Bu nedenle “stajım göründüğüne göre sayılır” varsayımı yanlıştır; hizmet dökümündeki kaydın hangi sigorta koluna ait olduğuna bakmak gerekir. SGK’dan alınacak ayrıntılı hizmet dökümünde staj ve çıraklık dönemleri ayrı satırlarda ve farklı kanun kodlarıyla görünür.
Meclis gündemindeki teklifler tam da bu noktayı hedeflemektedir: kısa vadeli sigorta kollarına tabi geçen sürelerin, borçlanma yoluyla uzun vadeli sigorta başlangıcına dönüştürülmesi. Teklifler yasalaşırsa etki büyük olur; çünkü sigorta başlangıç tarihi, hem emeklilik yaşını hem de aranan sigortalılık süresini belirleyen temel değişkendir.
ÇIRAKLIK SSK GİRİŞ SAYILIR MI?
Çıraklık dönemindeki SSK girişi, emeklilik bakımından sigorta başlangıcı sayılmaz. Bunun kanuni dayanağı iki maddede birden bulunur ve çoğu kaynakta yanlış madde gösterilir.
Birincisi, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 11. maddesidir: “Aday çırak ve çırak; öğrenci statüsünde olup, öğrencilik haklarından yararlanır. Bunlar işyerinde çalışan işçi sayısına dahil edilmezler.” Çıraklık ilişkisinin hukuki niteliği bu hükümle belirlenir; ilişki bir hizmet akdi değil, eğitim ilişkisidir. İkincisi, 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (b) bendidir; bu bent, aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler hakkında yalnızca iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortasının uygulanacağını hükme bağlar.
Sıkça atıf yapılan 5510 sayılı Kanun’un 87. maddesi ise çıraklığın niteliğini değil, primi kimin ödeyeceğini düzenler. Maddenin (e) bendine göre aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim görenler ile staja tabi tutulan öğrenciler için prim ödeme yükümlüsü Milli Eğitim Bakanlığı veya öğrencilerin eğitim gördüğü okul ya da kurumlardır; yükseköğrenim sırasında staj yapanlar için ise öğrenim görülen yükseköğretim kurumudur.
01.10.2008 öncesindeki dönemler bakımından uygulanan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu da aynı çizgideydi. Anılan Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesi, çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile 35. madde hükümlerinin uygulanmayacağını düzenliyordu. 506 sayılı Kanun 5510 sayılı Kanun’un 106. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, eski dönem uyuşmazlıklarında 5510 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi gereği hâlâ uygulanmaktadır.
ÇIRAKLIK EĞİTİMİ SİGORTA BAŞLANGICI SAYILIR MI?
Çıraklık eğitiminde geçen süre, eğitim niteliğini koruduğu sürece sigorta başlangıcı sayılmaz. Buradaki belirleyici ölçüt sözleşmenin adı değil, ilişkinin gerçek niteliğidir. Elinde çıraklık sözleşmesi bulunan bir kişi, fiilen o işyerinde diğer işçilerle aynı işi yapıyorsa, hukuken çırak sayılmayabilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bu ayrımı şöyle kurar: çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, kişiye bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırağın uygulamalı işler yapması, gördüğü öğrenimin doğal gereğidir; bu işler dışarıdan işçilerin gördüğü iş görünümünde olsa bile öğrenim çevresine girer. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor ve meslek öğrenimi arka planda kalıyorsa, artık çıraklık ilişkisinden söz edilemez.
Bu ayrımın pratik sonucu şudur: çıraklık kaydınızın bulunması davanın kaybedileceği anlamına gelmediği gibi, tek başına kazanılacağı anlamına da gelmez. Belirleyici olan, o dönemde ne yaptığınızın kayıt ve tanık delilleriyle somut biçimde ortaya konabilmesidir. Ölçütün nasıl uygulandığını ve nelerin ispat edilmesi gerektiğini aşağıda ayrıntılı olarak ele alıyoruz.
Bir başka teknik ayrım da yaşla ilgilidir. 3308 sayılı Kanun’un 13. maddesi, 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar bakımından ayrı bir rejim öngörür. Bu nedenle çıraklık döneminin 18 yaş öncesi ve sonrası kısımları, hizmet tespiti davalarında ayrı ayrı değerlendirilebilmektedir.
STAJ ÇIRAKLIK SÜRELERİNİ BORÇLANMA HAKKI
Staj ve çıraklık sürelerini borçlanma hakkı bugün mevcut değildir. 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesi, borçlanılabilecek süreleri sınırlı sayıda saymıştır; kanunda sayılmayan bir süre için borçlanma talebinde bulunulamaz. Bu, Kurumun takdirine bırakılmış bir konu değil, kanunun kapalı listesidir.
Borçlanma hakkının nasıl işlediğini bilmek, gelecekte bir düzenleme yapılırsa ne ile karşılaşılacağını görmek bakımından da önemlidir. Kanuna göre borçlanma talebi yazılı olarak yapılır; prim, sigortalının prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında kendisinin belirleyeceği tutarın %45’i üzerinden hesaplanır (doğum borçlanmasında bu oran %32’dir). Hesaplanan borç, borcun tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmelidir. Bir ay içinde ödenmeyen borçlanma için yeni başvuru şartı aranır ve primi ödenmeyen borçlanma süreleri hizmetten sayılmaz.
Kamuoyunda dolaşan “kanun çıkarsa üç ay içinde başvurmak gerekecek” gibi süre bilgileri, henüz yasalaşmamış teklif taslaklarına dayanmaktadır ve bağlayıcı değildir. Başvuru süresi, ancak kanun Resmî Gazete’de yayımlandığında kesinleşir. Bu nedenle bugünden bir başvuru süresi hesaplamak yerine, ileride gerekecek belgeleri hazırlamak daha isabetlidir.
Bir düzenleme yasalaşırsa etkisi doğrudan olacaktır. Kanun’un 41. maddesinin üçüncü fıkrası, sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlanma yapılması hâlinde sigortalılık başlangıcının borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürüleceğini hükme bağlar. Staj ve çıraklık borçlanması kabul edilirse işleyecek mekanizma budur.
STAJ SÜRESİ EMEKLİLİKTE HESAPLANIR MI?
Staj süresi emeklilik hesabında iki ayrı yerde karşımıza çıkar ve ikisinde de bugün dikkate alınmaz: prim ödeme gün sayısında ve sigortalılık süresinin başlangıcında. Emeklilik için her ikisi de gereklidir; birinin varlığı diğerini karşılamaz.
Prim gün sayısı, uzun vadeli sigorta kollarına ödenen primlerden oluşur. Staj döneminde bu kollara prim yatırılmadığı için gün sayısına ekleme yapılmaz. Sigortalılık süresinin başlangıcı ise ilk uzun vadeli sigortalılığın başladığı tarihtir; staj kaydı bu tarihi kendiliğinden öne çekmez. Bu iki kalemin ayrı ayrı işlemesi nedeniyle, staj döneminde geçen günler emekliliğe esas prim gün sayısına eklenmez; hizmet dökümünde görünmeleri bu sonucu değiştirmez.
Emekli aylığının tutarı bakımından da sonuç aynıdır. Aylık hesabında esas alınan prime esas kazanç ortalaması, uzun vadeli sigorta primi ödenen dönemlerden üretilir. Staj döneminde bu primler ödenmediği için, o dönem aylık hesabına da girmez.
Uygulamada sınırlı bir istisna avukatlık stajıdır. 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (e) bendi uyarınca sigortalı olmaksızın avukatlık stajını yapanlar normal staj sürelerini borçlanabilir ve bu borçlanma hem gün sayısına hem de başlangıç tarihine etki eder. Bu istisnanın diğer staj türlerine yaygınlaştırılmamış olması, mevcut tartışmanın çıkış noktasıdır.
Çıraklık ve Staj Sigortası İçin Son Durum Nedir?
2026 Ağustos itibarıyla çıraklık ve staj sigortası bakımından yürürlüğe girmiş bir düzenleme yoktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 2026 yılı içinde konuya ilişkin birden fazla kanun teklifi sunulmuş, teklifler ilgili komisyonlarda görüşülmeyi beklemektedir. Kamuoyuna yansıyan teklif metinlerinde ortak eksen, kısa vadeli sigorta kollarına tabi geçen staj ve çıraklık sürelerinin borçlanma yoluyla uzun vadeli sigorta başlangıcına dönüştürülmesidir.
Bu tablo yıllardır tekrar etmektedir: teklif sunulur, kamuoyunda “müjde” başlıklarıyla duyurulur, teklif komisyon aşamasında kalır ve yasama dönemi sonunda kadük olur. Bu nedenle bir haberin “Meclis’e sunuldu” demesi ile “yasalaştı” demesi arasındaki fark, konuyla ilgilenen herkesin bilmesi gereken en önemli ayrımdır.
Hukuki durumun değişmediği dönemde de yapılabilecek şeyler vardır. Çıraklık veya staj döneminde fiilen üretimde çalıştığını düşünen kişiler bakımından mahkeme yolu açıktır ve bu yol kanun teklifinin akıbetine bağlı değildir. Aşağıda bu yolun şartlarını, güncel Yargıtay kararları üzerinden ayrıntılı olarak açıklıyoruz.
Emeklilik şartlarının genel çerçevesi için EYT ve kademeli emeklilik şartlarını ayrıca inceleyebilirsiniz; staj ve çıraklık tartışması büyük ölçüde bu kademeli sisteme girme meselesidir.
Staj Borçlanması Sigorta Girişini Öne Çeker mi?
Borçlanma kurumu, kanunda sayılan hâllerde sigorta girişini gerçekten öne çeker; bunun dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesinin üçüncü fıkrasıdır. Fıkraya göre tespit edilen sigortalılık başlangıcından önceki süreler borçlanılırsa, sigortalılığın başlangıç tarihi borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Askerlik borçlanmasının bu kadar çok kullanılmasının sebebi de budur.
Ancak bu mekanizmanın staj ve çıraklık için çalışabilmesi, bu sürelerin 41. maddedeki listeye eklenmesine bağlıdır. Bugün için listede olmadıklarından, staj borçlanması yapılamaz ve dolayısıyla sigorta girişi bu yolla öne çekilemez. Mevcut hukukta girişi öne çekmenin tek yolu, aşağıda anlatacağımız hizmet tespiti davasıdır.
Girişin öne çekilmesinin neden bu kadar önemsendiğini anlamak için 8 Eylül 1999 tarihine bakmak gerekir. Bu tarihte yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun, emeklilik şartlarını köklü biçimde ağırlaştırmış; aynı Kanun’la 506 sayılı Kanun’a eklenen geçici 81. madde ise sigortalılık süresi belirli eşiklerin üzerinde olanlar için kademeli bir geçiş rejimi kurmuştur. Sigorta başlangıcı bu tarihten öncesine çekilebilen kişi, çok daha hafif şartlarla emekli olabilmektedir.
Bu yüzden staj ve çıraklık tartışması, birkaç yüz günlük prim meselesi değildir. Çoğu kişi için mesele, hangi emeklilik rejimine tabi olunacağıdır; bir günlük fark bile kişiyi farklı bir kademeye taşıyabilir.
Son Dakika Staj Mağdurları Haber Güncel Gelişmeler
Staj mağdurları son durum başlığı altında 2026 yılında iki ayrı gelişme takip edilmektedir: Meclis’teki kanun teklifleri ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin hizmet tespiti kararları. Bu ikisi farklı hukuki niteliktedir ve haberlerde sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır.
Meclis cephesinde 2026 yılı içinde sunulan teklifler komisyon aşamasındadır; yürürlüğe girmiş bir kanun bulunmamaktadır. Yargı cephesinde ise Daire, çıraklık dönemine ilişkin hizmet tespiti davalarını düzenli olarak karara bağlamaktadır. Ancak buradaki kritik nokta şudur: bu kararlar yeni bir hak yaratmamakta, uzun süredir uygulanan bir ölçütü somut olaylara uygulamaktadır.
Bunu ölçmek mümkündür. Yargıtay Karar Arama sisteminde “üretime katılma” ifadesiyle yapılan aramada dönen kararların tamamı 10. Hukuk Dairesi’ne aittir ve kararlar 2024, 2025 ve 2026 yıllarına kesintisiz biçimde yayılmaktadır. Yani basında “yeni dönem başlıyor” diye duyurulan ölçüt, en az iki yıldır aynı biçimde uygulanan yerleşik içtihattır.
İkinci ve daha az bilinen nokta, kararların yönüdür. Bu davalarda Daire yalnızca kabul kararlarını onamamakta, yeterli araştırma yapılmadan verilen kabul kararlarını da bozmaktadır. Nitekim 10. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2026 tarihli, 2025/14694 E. ve 2026/2108 K. sayılı kararında ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi davacı lehine karar vermişken, Daire “yetersiz soyut tanık beyanlarına dayanarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı” gerekçesiyle hükmü bozmuştur. Bu kararların “staj mağdurlarına müjde” olarak sunulması, okuyucuyu yanıltmaktadır.
Çıraklık sigortası özelinde Yargıtay’ın kriterlerini ayrıntılı biçimde ele aldığımız çıraklık sigortası emeklilik başlangıcı sayılır mı başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.
Staj Mağdurları Son Durum: Yasa Yolu ile Dava Yolu Karşılaştırması
Staj mağdurları son durum tartışmasında birbirinden bağımsız iki yol vardır ve ikisi farklı şeyler vaat eder. Kanun yolu herkesi kapsar ama ne zaman geleceği belirsizdir; dava yolu bugün işler ama yalnızca belirli bir olgu grubunu kapsar ve ispat yükü davacıdadır. Aşağıdaki tablo, kendi durumunuz için hangisinin anlamlı olduğunu görmenizi kolaylaştırır.
| Ölçüt | Kanun yolu (borçlanma) | Dava yolu (hizmet tespiti) |
|---|---|---|
| Bugünkü durum | Teklifler komisyonda, yürürlükte değil | Bugün işliyor |
| Kimi kapsar | Yasalaşırsa staj ve çıraklık yapan herkesi | Yalnızca fiilen üretime katıldığını ispat edebilenleri |
| Dayanak | 5510 s.K. m.41’e ekleme yapılması gerekir | 5510 s.K. m.86/9 ve geçici m.7 yollamasıyla 506 s.K. m.79 |
| Maliyet | Borçlanma primi (seçilen günlük kazancın %45’i) | Yargılama gideri ve vekâlet ücreti |
| Sonuç | Gün sayısı eklenir, başlangıç geriye çekilir | Dönem hizmet akdine dayalı sayılır, uzun vadeli sigorta kollarına girer |
| Risk | Teklif kadük olabilir | Yetersiz delilde ret; kesin hüküm oluşur |
İki yol birbirini dışlamaz. Dava açmış olmak, ileride bir borçlanma düzenlemesinden yararlanmayı engellemez; buna karşılık dava reddedilirse aynı dönem için kesin hüküm oluşacağından, dosyanın delil durumu davadan önce değerlendirilmelidir.
Çırak ile Stajyerin Sigorta Kapsamı Aynı mı?
Hayır, aynı değildir. Kaynakların büyük bölümü “staj ve çıraklıkta kısa vadeli sigorta kolları uygulanır” diyerek iki grubu tek kefeye koyar; oysa 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (b) bendi bu grupları ayrı ayrı düzenler ve uygulanan sigorta kolları farklıdır.
| Grup | Uygulanan sigorta kolları | Prim ödeme yükümlüsü |
|---|---|---|
| Aday çırak, çırak, işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenci | İş kazası + meslek hastalığı + hastalık | Milli Eğitim Bakanlığı veya eğitim görülen okul/kurum |
| Mesleki ve teknik ortaöğretim ile yükseköğrenim stajyerleri, tamamlayıcı/alan eğitimi öğrencileri, kamu destekli proje bursiyerleri, 2547 s.K. m.46 kapsamında kısmi zamanlı çalışan öğrenciler | Yalnızca iş kazası + meslek hastalığı | Okul, kurum, projeyi yürüten kuruluş veya yükseköğretim kurumu |
| Her iki grup | Uzun vadeli sigorta kolları uygulanmaz | — |
Stajyerler bakımından bendin öngördüğü bir sınır daha vardır: aylık prime esas kazanç tutarı, Kanun’un 82. maddesine göre belirlenen günlük prime esas kazanç alt sınırının otuz katını aşmayanlar bu kapsamdadır. Bu tutarın üzerinde kazanç elde eden öğrenci, artık bendin kapsamı dışına çıkar.
Bendin son cümlesi de sıkça atlanır: bu kişiler 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar ve bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar hakkında ayrıca genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır. Yani “staj sigortası sigorta değildir” ifadesi hukuken yanlıştır; eksik olan tek şey uzun vadeli sigorta kollarıdır.
Çıraklık ve Staj Priminiz Ne Kadar, Kim Ödedi?
Çıraklık ve staj priminizi siz ödemediniz; bu primler kamu bütçesinden karşılandı. 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 25. maddesine göre aday çırak, çırak, işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler ile staja, tamamlayıcı eğitime veya alan eğitimine tabi tutulan öğrencilerin sigorta primleri asgari ücretin yüzde ellisi üzerinden, Milli Eğitim Bakanlığı ile mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumlarının bağlı olduğu üniversitelerin bütçesine konulan ödenekten karşılanır.
Aynı madde, işletmenin ödeyeceği ücret bakımından da taban belirler. Bu tabanlar, hizmet tespiti davalarında “ne kadar ücret aldınız” sorusunun değerlendirilmesinde de kullanıldığı için bilinmesinde yarar vardır.
| Kim | Asgari ücrete oranla ücret tabanı |
|---|---|
| İşletmelerde mesleki eğitim gören öğrenci · staj veya tamamlayıcı eğitim gören öğrenci (20 ve üzeri personel çalıştıran işyeri) | Net asgari ücretin %30’u |
| Aynı gruptaki öğrenci (20’den az personel çalıştıran işyeri) | Net asgari ücretin %15’i |
| Aday çırak ve çırak | Yaşına uygun asgari ücretin %30’u |
| Kalfalık yeterliğini kazanan mesleki eğitim merkezi 12. sınıf öğrencisi | Asgari ücretin %50’si |
Maddede ayrıca, staj yapacak işletme bulunamaması nedeniyle stajını okulda yapan ortaöğretim öğrencileri ile yükseköğretim kurumlarında staj yapan yükseköğretim öğrencilerinin bu ücret tabanlarının dışında tutulduğu belirtilmiştir. Aday çırak, çırak ve öğrencilere ödenecek ücretler her türlü vergiden müstesnadır.
Çıraklık Süresi Mahkeme Kararıyla Emekliliğe Saydırılabilir mi?
Evet, belirli şartlarda saydırılabilir. Bu, kanun teklifinden bağımsız olarak bugün de işleyen bir yoldur ve adı hizmet tespiti davasıdır. Dava, çıraklık veya staj adı altında geçen sürenin gerçekte hizmet akdine dayalı bir çalışma olduğunun ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olması gerektiğinin tespitini konu alır.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile, 01.10.2008 öncesi dönemler bakımından aynı Kanun’un geçici 7. maddesi yollamasıyla 506 sayılı Kanun’un 79. maddesidir. Dava iş mahkemesinde açılır ve SGK davada yer alır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin bu davalarda uyguladığı ölçüt açıktır: çırakların çıraklık süresi içinde diğer çalışanlar gibi üretime katılmaları ve meslek ile sanat öğrenimlerinin geri planda kalması hâlinde artık çıraklık ilişkisinden söz edilemez. Bu durumda ilişki hizmet akdi olarak nitelendirilir ve dönem uzun vadeli sigorta kollarına tabi sayılır.
Bu davaların kamu düzeniyle ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla yürütülmesi gerektiği de Daire kararlarında vurgulanmaktadır. Mahkeme, tarafların gösterdiği delillerle yetinmeyip resen araştırma yaparak delil toplayabilir. Bu, davacı bakımından önemli bir kolaylıktır; ancak aşağıda göreceğimiz gibi ispat yükünü ortadan kaldırmaz.
“Üretime Katılma” Ne Demek, Nasıl İspatlanır?
Üretime katılma, işyerinde malzemelerin veya bileşenlerin fiziksel olarak bir araya getirilerek bir ürünün oluşturulduğu sürece bilfiil dahil olmaktır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bu kavramı kararlarında doğrudan tanımlamakta; imalatın genellikle seri veya kitlesel üretim süreçlerini içerdiğini, belirli makinelerin, proseslerin ve işçilerin kullanımını gerektirdiğini belirtmektedir. Ölçüt soyut bir “çalıştım” beyanı değil, somut üretim faaliyetidir.
İspat çıtasının ne kadar yüksek olduğunu 10. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2026 tarihli, 2025/14694 E. ve 2026/2108 K. sayılı kararı göstermektedir. Kararda, işe yeni başlayan ve o güne kadar herhangi bir işte çalışmamış olan davacının nitelik gerektiren bir işte üretime ne şekilde katıldığının, hangi işleri nasıl yaptığının ve bu yeterliliğe nasıl sahip olduğunun titizlikle araştırılması gerektiği belirtilmiş; işyerindeki faaliyetlerin teorik eğitimi tamamlayan pratik eğitime yönelik olup olmadığı tartışılmadan karar verilemeyeceği ifade edilmiştir.
Aynı kararda mahkemelerin toplaması gereken deliller de sayılmıştır. Bu liste, dava hazırlığı yapan kişi için pratik bir yol haritasıdır:
- İşverende bulunan tüm belge ve kayıtlar
- İşyerinin SGK nezdindeki dosyası
- İşverence düzenlenmesi gereken ücret ödeme bordroları ve puantaj kayıtları
- Dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimi yapılan sigortalıların (bordro tanıklarının) beyanları
- Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa inceleme belgeleri
- Aynı çevrede faaliyet yürüten tarafsız işverenler ve bordrolu çalışanların tanıklığı
- Varsa işçilik alacakları davası dosyası ve o dosyadaki tanık beyanlarıyla karşılaştırma
Buradan çıkan sonuç nettir: yalnızca yakın çevreden tanık göstererek açılan dava, ilk derecede kabul edilse bile temyiz aşamasında bozulma riski taşır. Kayıt temelli delil, tanık beyanından önce gelir.
Hizmet Tespiti Davasında Hak Düşürücü Süre Kaç Yıldır?
5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre süre beş yıldır ve hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlar. Ancak bu sürenin kime uygulandığına dikkat etmek gerekir; fıkra, süreyi herkes için değil belirli bir grup için öngörür.
Fıkranın lafzı şöyledir: sigortalı bildirimi “işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen” sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurarak alacakları ilamla ispatlayabilirlerse, mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.
Çıraklık ve staj dönemlerinde ise durum farklıdır: bu dönemlerde işe giriş bildirgesi verilmiş, sigorta tescili yapılmış ve kısa vadeli sigorta primleri ödenmiştir. Yani Kurum çalışmadan haberdardır ve fıkranın aradığı “bildirilmemiş ya da tespit edilememiş çalışma” durumu gerçekleşmemiştir. Nitekim yukarıda andığımız 25.02.2026 tarihli kararda dava, 1986-1988 yıllarındaki bir döneme ilişkin olduğu hâlde esastan incelenmiş, hak düşürücü süre gerekçesiyle reddedilmemiştir.
Bu, “onlarca yıl önceki çıraklığım için artık bir şey yapamam” varsayımının her durumda doğru olmadığını gösterir. Buna karşılık her dosyanın kendi kayıt durumuna göre değerlendirilmesi gerekir; genel bir sonuç çıkarmak yerine hizmet dökümü ve işyeri kayıtlarıyla birlikte bakılmalıdır.
Hangi Süreler Borçlanılabilir? Kanunun Tam Listesi
Borçlanılabilecek süreler 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesinde on bent hâlinde sayılmıştır. Listenin tamamını görmek, staj ve çıraklığın neden kapsam dışında kaldığını da açıklar.
| Bent | Borçlanılabilecek süre |
|---|---|
| a | Ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri; sigortalı kadının üç defaya mahsus olmak üzere doğum sonrası iki yılı geçmeyen süreleri |
| b | Er veya erbaş olarak silah altında ya da yedek subay/yedek astsubay okulunda geçen süreler |
| c | Kamu görevlilerinin personel mevzuatına göre aylıksız izin süreleri |
| d | Sigortalı olmaksızın geçirilen normal doktora veya tıpta uzmanlık öğrenim süreleri |
| e | Sigortalı olmaksızın avukatlık stajını yapanların normal staj süreleri |
| f | Sigortalı iken tutuklanan veya gözaltına alınanlardan beraat edenlerin bu süreleri |
| g | Grev ve lokavtta geçen süreler |
| h | Hekimlerin fahri asistanlıkta geçen süreleri |
| ı | Seçim kanunları gereğince istifa edenlerin açıkta geçen süreleri |
| i | Kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışanların eksik süreleri (bendin yürürlüğünden sonraki dönem) |
| j | 1416 sayılı Kanun’a göre yurt dışına gönderilenlerin 18 yaş sonrası öğrenim süreleri |
Listede zorunlu staj ve çıraklık yoktur. Kanun koyucu avukatlık stajını ayrıca saymış olduğuna göre, staj sürelerinin borçlanılmasını genel bir kural olarak benimsememiştir. Bu nedenle mevcut hukukta “kıyas yoluyla” staj borçlanması yapılması da mümkün değildir; liste kapalıdır ve genişletilmesi ancak kanunla olur. Maddenin güncel metnine 5510 sayılı Kanun’un resmi metninden ulaşabilirsiniz.
Askerlik borçlanmasının nasıl işlediğini ve başlangıcı nasıl öne çektiğini emeklilikte askerlik borçlanması nasıl yapılır yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Staj Borçlanması Nasıl Hesaplanır, Ne Kadar Tutar?
Staj borçlanması bugün yapılamadığı için resmi bir tutarı da yoktur; ancak bir düzenleme çıkarsa hesabın hangi formüle göre yapılacağı bellidir. 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesi, borçlanma tutarını sigortalının kendi seçeceği günlük kazanca bağlar.
- Sigortalı, talep tarihinde geçerli prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında bir günlük kazanç belirler.
- Bu kazancın %45’i günlük borçlanma primidir (doğum borçlanmasında %32).
- Günlük prim, borçlanılmak istenen gün sayısıyla çarpılır.
- Çıkan borç, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir.
- Bir ay içinde ödenmezse yeni başvuru şartı aranır; ödenmeyen süre hizmetten sayılmaz.
Alt sınırdan borçlanmak en düşük maliyeti verir ancak emekli aylığı hesabındaki kazanç ortalamasını aşağı çeker. Üst sınırdan borçlanmak maliyeti yükseltir, aylığa etkisi ise dosyaya göre değişir. Bu tercih, kalan hizmet süresine ve mevcut prime esas kazanç seviyesine göre yapılmalıdır.
Aynı formül askerlik borçlanmasında da uygulandığı için, olası bir staj borçlanmasının maliyet mertebesini bugünden görmek mümkündür. Tutarı görmek için askerlik borçlanması hesaplama aracımızdan yararlanabilirsiniz; borçlanılan dönemin tarihine göre değişen oran ve tavan hesaba dahildir.
Sigorta Başlangıcı 8 Eylül 1999’dan Önce Olursa Ne Değişir?
Sigorta başlangıcının 8 Eylül 1999’dan önce olması, kişiyi tamamen farklı bir emeklilik rejimine sokar. Bu tarih, 4447 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihtir ve emeklilik şartlarını köklü biçimde ağırlaştırmıştır. Staj ve çıraklık tartışmasının pratik değeri büyük ölçüde bu eşikten kaynaklanır.
Aynı Kanun’la 506 sayılı Kanun’a eklenen geçici 81. madde iki kademe kurar. Maddenin (A) bendine göre, Kanun’un yürürlük tarihinde sigortalılık süresi 18 yıl ve daha fazla olan kadınlar ile 23 yıl ve daha fazla olan erkekler hakkında eski hükümler uygulanır. (B) bendi ise bu eşiğin altındakiler için sigortalılık süresine göre kademelenen yaş ve prim gün sayısı şartları öngörür; süre azaldıkça aranan yaş yükselir.
Bu yapı, “kaç gün kazandım” sorusunu ikinci plana atar. Bir kişi için asıl önemli olan, başlangıcın hangi kademeye denk düştüğüdür. Birkaç aylık staj süresi bile kişiyi bir üst kademeye taşıyabilir ve emeklilik yaşını yıllarca öne çekebilir. Kendi durumunuzda hangi kademeye girdiğinizi görmek için kadın ve erkek için 3600 gün emeklilik şartları yazımızdaki tabloları inceleyebilirsiniz.
Aynı sebeple, staj kaydı 8 Eylül 1999’dan sonraya denk gelen kişilerde kazanç çok daha sınırlıdır. Bu kişiler için mesele kademe değil, yalnızca prim gün sayısıdır. Bir dava veya borçlanma yolunun size ne kazandıracağını değerlendirirken önce bu tarihe bakmak gerekir.
Önemli bir sınır: 18 yaşından önceki dönemler bakımından sigortalılık süresi geriye çekilmez. 5510 sayılı Kanun’un 38. maddesinin ikinci fıkrasına göre 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir; bu tarihten önceki süreler için ödenen primler yalnızca prim ödeme gün sayısına eklenir. Aynı kural, 01.10.2008 öncesi dönemler için mülga 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesinde yer alıyordu. Çıraklık 14-19 yaş aralığında yapıldığından bu dönemlerin büyük kısmı 18 yaş öncesine denk gelir; dolayısıyla olası bir borçlanma düzenlemesinin ya da kazanılmış bir davanın kazancı çoğu kişide gün sayısıyla sınırlı kalabilir, kademe değiştirmeye yetmeyebilir. Beklentiyi bu ayrıma göre kurmak gerekir.
Kadınlarda Staj Sigortası Başlangıcı Farklı mı Değerlendirilir?
Staj ve çıraklık sigortasının hukuki rejimi kadın ve erkek için aynıdır; 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (b) bendi cinsiyete göre ayrım yapmaz. Farklılık, sigorta başlangıcının bağlandığı emeklilik şartlarında ortaya çıkar.
506 sayılı Kanun’un geçici 81. maddesinde kadınlar için aranan sigortalılık süresi eşiği 18 yıl, erkekler için 23 yıldır. Kademeli tabloda da kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresi ve kademesine göre değişen yaş şartına, erkekler 25 yıllık sigortalılık süresi ve kendi yaş kademesine tabidir. Dolayısıyla sigorta başlangıcının öne çekilmesi, kadınlarda ve erkeklerde farklı büyüklükte kazanç doğurur.
Buna ek olarak kadın sigortalılar bakımından 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (a) bendi doğum borçlanması imkânı tanır ve bu borçlanmanın prim oranı %45 değil %32‘dir. Staj süresi borçlanılamasa da, doğum borçlanması aynı amaca — gün sayısını artırmaya — hizmet edebilir. Emeklilik planlaması yaparken iki kalemin birlikte değerlendirilmesi yerinde olur.
Kanun Teklifi Ne Zaman Yasalaşır? Yasama Süreci Nasıl İşler?
Kanun teklifi, tek başına hiçbir hak doğurmaz. “Teklif Meclis’e sunuldu” haberi ile “kanun yürürlüğe girdi” haberi arasında birkaç aşama vardır ve tekliflerin çoğu bu aşamaları tamamlayamaz.
- Sunulma: Teklif TBMM Başkanlığına verilir ve esas numarası alır. Bu aşamada teklif yalnızca bir öneridir.
- Komisyon: Teklif esas komisyona havale edilir. Komisyon teklifi görüşmezse süreç burada durur; teklif gündeme hiç alınmayabilir.
- Genel Kurul: Komisyondan geçen teklif Genel Kurul’da madde madde görüşülür ve oylanır.
- Onay ve yayım: Kabul edilen kanun Cumhurbaşkanınca yayımlanmak üzere gönderilir ve Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer.
- Yasama dönemi sonu: Görüşülmeyen teklifler yasama dönemi sonunda kadük olur; yeni dönemde yeniden sunulmaları gerekir.
Staj ve çıraklık konusunda yıllardır tekrarlanan tablo budur: teklifler düzenli olarak sunulmakta, komisyon aşamasında beklemekte ve yasalaşmamaktadır. Bu nedenle bir haberin hangi aşamayı anlattığına bakmak gerekir. Hakkın doğduğu tek an, düzenlemenin Resmî Gazete’de yayımlandığı andır.
Pratik ölçüt şudur: bir haberde Resmî Gazete tarihi ve sayısı ile kanun numarası yoksa, ortada yürürlüğe girmiş bir düzenleme yoktur. “Müjde”, “son dakika” ve “kabul edildi” ifadeleri bu iki bilginin yerini tutmaz.
Staj ve Çıraklık Mağduruysanız Şimdi Ne Yapmalısınız?
Kanun beklerken yapılabilecek somut işler vardır ve bunların çoğu, olası bir düzenlemede de dava yolunda da işinize yarayacaktır. Kayıtlar zamanla kaybolduğu için beklemek her zaman aleyhe sonuç verir.
- Ayrıntılı hizmet dökümünüzü alın. e-Devlet üzerinden SGK tescil ve hizmet dökümü sorgulayarak staj/çıraklık döneminin hangi tarihlerde ve hangi kanun kodlarıyla kayıtlı olduğunu görün.
- Sigorta başlangıç tarihinizi 8 Eylül 1999 ile karşılaştırın. Kazancın büyüklüğünü belirleyen ilk değişken budur.
- Çıraklık veya staj sözleşmenizi, karne ve diploma kayıtlarınızı bulun. Sözleşmenin varlığı kadar, o dönemde hangi işi yaptığınız da önem taşır.
- İşyeri kayıtlarını araştırın. Bordro, puantaj, izin kayıtları, işe giriş bildirgesi ve varsa Kurum müfettiş raporları dava için kayıt temelli delil oluşturur.
- Bordro tanıklarını belirleyin. Aynı dönemde aynı işyerinden bildirimi yapılmış çalışanların beyanı, yakın çevre tanıklığından çok daha ağırlıklıdır.
- 18 yaş öncesi ve sonrası dönemleri ayırın. Bu dönemler hukuken farklı değerlendirilebildiği için talebin de buna göre kurulması gerekir.
Toplanan belgeler yeterli değilse dava açmak, dosyayı olumsuz bir kesin hükümle kapatma riski taşır. Bu nedenle dava kararı, hizmet dökümü ve işyeri kayıtları birlikte incelendikten sonra verilmelidir. Bu değerlendirmenin nasıl yürütüldüğünü Ankara iş hukuku avukatı sayfamızda anlattık.
Emeklilikle ilgili diğer haklarınız için emeklilik sebebiyle kıdem tazminatı alma koşulları ve emeklilikte yaşa takılanların staj ve çıraklık mağduriyeti yazılarımızı da inceleyebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir dosyada hukuki görüş yerine geçmez. Staj mağdurları son durum bilgisi mevzuat ve içtihat değiştikçe güncellenmekte olup, kendi dönemleriniz bakımından adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.
Sıkça Sorulan Sorular
Staj sigortası emeklilikte başlangıç tarihi olarak sayılacak mı?
Bugünkü mevzuata göre sayılmamaktadır. Staj döneminde uzun vadeli sigorta kollarına prim yatırılmadığı için bu dönem sigortalılık süresinin başlangıcı kabul edilmez. TBMM’ye sunulan kanun teklifleri staj sürelerinin borçlanma yoluyla başlangıca eklenmesini öngörmektedir; ancak teklifler komisyon aşamasında olup yasalaşmamıştır.
Kimler staj ve çıraklık süresi ile ilgili yeni düzenlemeden faydalanabilecek?
Kamuoyuna yansıyan teklif metinlerine göre mesleki eğitim merkezlerinde eğitim gören çıraklar, lise ve üniversite öğrencisi olarak staj yapanlar, kamu destekli projelerde görevli bursiyerler ile kısmi zamanlı çalışan üniversite öğrencileri kapsama alınmaktadır. Kesin kapsam, ancak kanun Resmî Gazete’de yayımlandığında belli olur.
Staj sürelerini nasıl borçlanabileceğim?
Bugün için staj süreleri borçlanılamaz; 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesindeki liste kapalıdır ve staj bu listede yoktur. Bir düzenleme yapılırsa borçlanma, aynı maddedeki usule göre işleyecektir: prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında seçilecek tutarın %45’i üzerinden hesaplanan prim, borcun tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir.
Staj süresi emekli maaşı hesaplamasında dikkate alınacak mı?
Mevcut düzenlemelere göre alınmamaktadır. Emekli aylığı hesabında esas alınan prime esas kazanç ortalaması, uzun vadeli sigorta primi ödenen dönemlerden üretilir; staj döneminde bu primler ödenmediği için o dönem hesaba girmez. Avukatlık stajı gibi borçlanılabilen süreler ise borçlanıldıklarında hesaba dahil olur.
Çıraklık süresi için dava açabilir miyim?
Çıraklık döneminde fiilen üretime katıldığınızı ve meslek öğreniminin geri planda kaldığını ispat edebiliyorsanız iş mahkemesinde hizmet tespiti davası açılabilir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemez ve dönem hizmet akdine dayalı sayılır. Dava kanun teklifinden bağımsızdır.
Hizmet tespiti davasını kime karşı açacağım?
Dava, çalışmanın geçtiği işverene karşı iş mahkemesinde açılır; Sosyal Güvenlik Kurumu da davada yer alır. Bu davalar kamu düzenine ilişkin sayıldığından mahkeme, tarafların gösterdiği delillerle yetinmeyip kendiliğinden araştırma yaparak delil toplayabilir.
Çıraklık sözleşmem varken dava kazanabilir miyim?
Sözleşmenin varlığı tek başına belirleyici değildir. Yargıtay, ilişkinin gerçek niteliğine bakar: çırak diğer çalışanlar gibi üretime bilfiil katılıyor ve meslek öğrenimi arka planda kalıyorsa çıraklık ilişkisinden söz edilemez. Buna karşılık uygulamalı işlerin öğrenimin doğal gereği olduğu hâllerde ilişki çıraklık olarak kalır.
Sadece tanık göstererek çıraklık dönemimi tespit ettirebilir miyim?
Bu, dosyanın en zayıf hâlidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 25.02.2026 tarihli kararında, yetersiz ve soyut tanık beyanlarına dayanılarak verilen kabul kararını bozmuştur. Bordro, puantaj, işe giriş bildirgesi ve bordro tanıkları gibi kayıt temelli deliller öncelikli olarak toplanmalıdır.
40 yıl önceki çıraklığım için dava açmak çok geç mi?
Beş yıllık hak düşürücü süre, 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre bildirimi işverence verilmeyen veya çalışması Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için öngörülmüştür. Çıraklık ve stajda tescil yapılmış ve prim ödenmiş olduğundan bu şart çoğu dosyada gerçekleşmez. Yine de her dosya kendi kayıt durumuna göre değerlendirilmelidir.
Çıraklık sigortası ile staj sigortası aynı şey mi?
Hayır. 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (b) bendi iki ayrı grup kurar: aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler hakkında iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortası; stajyerler ile bursiyerler hakkında ise yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır. Her iki grup da 4/1-(a) kapsamında sigortalı sayılır.
Staj ve çıraklık primimi kim ödedi?
3308 sayılı Kanun’un 25. maddesine göre bu primler asgari ücretin yüzde ellisi üzerinden, Milli Eğitim Bakanlığı ile ilgili üniversitelerin bütçesine konulan ödenekten karşılanır. 5510 sayılı Kanun’un 87. maddesinin (e) bendi de prim ödeme yükümlüsünü Bakanlık, okul, kurum veya yükseköğretim kurumu olarak belirler.
1999 öncesi staj yaptım, bu benim için ne anlama geliyor?
Sigorta başlangıcının 8 Eylül 1999’dan önceye çekilebilmesi, 506 sayılı Kanun’un geçici 81. maddesindeki kademeli rejime girmeyi sağlayabilir. Bu maddede kadınlar için 18 yıl, erkekler için 23 yıllık sigortalılık süresi eşiği bulunur; eşiğin altındakiler için sigortalılık süresine göre kademelenen yaş ve gün şartları uygulanır. Kısa bir staj süresi bile kademeyi değiştirebilir.
Yargıtay’ın kararı yeni bir hak mı getirdi?
Hayır. Üretime katılma ölçütü uzun süredir uygulanan yerleşik içtihattır; Yargıtay Karar Arama sisteminde bu ifadeyle dönen kararların tamamı 10. Hukuk Dairesi’ne ait olup 2024, 2025 ve 2026 yıllarına kesintisiz yayılmaktadır. Kararlar mevcut ölçütü somut olaylara uygulamakta, yeni bir kural koymamaktadır.
Avukatlık stajı neden borçlanılabiliyor da diğer stajlar borçlanılamıyor?
Çünkü 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesi borçlanılabilecek süreleri sınırlı sayıda saymış ve avukatlık stajını (e) bendinde açıkça belirtmiştir. Kanun bu hakkı koşulsuz da tanımaz; borçlanma yalnızca sigortalı olmaksızın avukatlık stajını yapanların normal staj süreleri için mümkündür. Diğer staj türleri listede yer almadığından borçlanılamaz.
Kanun çıkarsa geçmişe dönük uygulanacak mı?
Teklif metinlerinde geçmiş staj ve çıraklık sürelerinin borçlanılması öngörülmektedir; ancak geçmişe etki, başvuru süresi ve kapsam gibi konular ancak yürürlüğe girecek kanun metniyle kesinleşir. Yasalaşmamış bir teklife dayanarak plan yapmak yerine, hizmet dökümü ve işyeri kayıtlarını şimdiden hazırlamak daha güvenlidir.
Staj mağdurları son durum bilgisini nereden takip etmeliyim?
Bağlayıcı tek kaynak Resmî Gazete’dir. Bir düzenlemenin yürürlüğe girdiğini anlamak için haber başlığına değil, kanun numarası ile Resmî Gazete tarih ve sayısına bakmak gerekir. Bu iki bilgiyi vermeyen “müjde” ve “son dakika” içerikleri, çoğunlukla henüz komisyonda bekleyen bir teklifi anlatmaktadır.
Staj ve çıraklık dönemi dışında, kayıtlara hiç geçmemiş bir çalışma da sigortalılık başlangıcını geriye çekebilir. Bunun hukuki yolu hizmet tespit davasıdır; tek günlük bir çalışmanın tespiti bile başlangıç tarihini değiştirdiği için emeklilik takvimini etkiler.