handan sayan ozgul

Hizmet Tespit Davası ve Şartları

Hizmet Tespit Davası ve Şartları

hizmet tespit davasi
Ülkemizde Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası ismiyle tanınan 5510 sayılı kanun çerçevesi içerisinde yer alan hizmet tespit davası, temelde sigortası bulunmayan işçilerin sigortalı sayıldıkları işlerde, yine sigortasız olarak çalıştıkları geçmiş tüm dönemi sigortalı hale getirmek adına açtıkları dava olarak açıklanabilmektedir. Sigortasız çalıştırılan işçi tanımına uygunluk koşulu aranan bu kişiler, söz konusu dava ile sigortasız çalıştıkları sürede hak ettikleri prim dahil tüm kazançları talep etme hakkına da sahip olabilmektedir. Hizmet tespiti davası, iş güvenliğini sağlarken işçilerin çalışma süreçlerindeki tüm yasal haklarını korumak, hukuki açıdan öngörülebilirliği sağlamak ve de mevcut yaşam koşullarının bir sonucu olarak sigortasız çalışmak zorunda kalan işçileri, daha güçlü durumdaki işverenlerin suistimallerine karşı korumak için tasarlanmış önemli bir yargı sürecidir.

Hizmet Tespit Davası Nedir?

İş davalarının bir çeşidi olarak bilinen ve işçilerin sigorta haklarını konu alan hizmet tespit davası, 5510 sayılı Kanun nezdinde yürütülen ve bununla birlikte sigortalılığın tespiti adıyla da tanınan bir davadır. İş yerinde halihazırdaki fiili çalışma durumuna rağmen, sigorta kaydı sürecinde problem bulunan ve sigorta kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı sonucuna varılan işçinin bu anlamdaki geçmişe dönük tüm haklı taleplerini karşılamasının en etkili ve hukuki yolu olan hizmet tespit davası, doğrudan sorumlu işverene açılan davalar arasındadır. İşçilerin; işe giriş ve çıkış tarihlerinin, çalışma sürelerinin, prim tutarlarının, sigorta sicil numaralarının, kimlik bilgilerinin ve ilgili diğer tüm evrakların SGK’ya kasten veya yanlışlıkla eksik ve hatalı bildirilmesi veya hiç bildirilmemesi akabinde sigortasız olarak çalıştırılmaları sonucunda sigorta haklarını yeniden elde etmelerini sağlayan bu dava, ayrıca hizmet süresinin gerçek başlangıç tarihinin tespiti, işçinin geçmişe dönük prim ve diğer kazanımlarına dair hakları ve doğru çalışma süresinin hesaplanması adına da önem arz etmektedir. Öte yandan, hizmet tespiti davalarında sigortalı ile işveren arasındaki ilişkinin vekaleten olması yerine tam anlamıyla bir hizmet sözleşmesi olmasına da özen gösterilmelidir.

Hizmet Tespit Davası Açma Koşulları Nelerdir?

Diğer tüm dava süreçlerinde olduğu gibi hizmet tespit davasının açılabilmesi ve doğru yönetilebilmesi adına bazı koşulların mevcut olması da gerekmektedir. Buna göre, işçi haklarını güvence altına almayı amaçlayan bu hukuki süreçten faydalanabilme olanağı bulunan işçilerin de belli kriterleri karşılaması beklenmektedir. Söz konusu kriterler, işçileri doğrudan zarara uğratan ve eksik ödemelerin yanı sıra çeşitli sosyal güvencelerden yararlanma durumlarını da sekteye uğratabilen hallerdir. Öte yandan öncelikle sigortasız çalışan işçi tanımına uygunluğun detaylandırılması önemlidir ve bu da aşağıdaki gibi yapılabilir:
  • Hizmet süresi, Sosyal Güvenlik Kurumu’na eksik bildirilen veya hiç bildirilmeyen işçi,
  • İş yerinde belli süreli çalışma durumu bulunduğu halde sadece giriş-çıkış yaptığı bildirilen işçi,
  • İşe giriş tarihi, Sosyal Güvenlik Kurumu’na normalden daha geç bildirilen işçi,
  • Çalışma süresi boyunca hiçbir şekilde sigortası yaptırılmayan işçi.
Söz konusu durumuna uygun işçiler, şartların oluşturduğu durum dahilinde hizmet tespit davası açabilmektedir. Ayrıca, bu haksızlığın SGK tarafından önceden tespit edilmemiş olması, davanın işçi tarafından 5 yıl içerisinde açılması ve ilgili iş yerinin, 5510 sayılı kanun hükmüne uygun şartlardaki bir yer olması da hizmet tespit davasının gündeme gelebilmesi adına gerekli şartlar arasındadır.

Hizmet Tespit Davası Tarafları

İş mahkemeleri tarafından yürütülen ve bu grup mahkemelerin bulunmadığı yerlerde de Asliye Hukuk Mahkemeleri bünyesinde görülen hizmet tespit davalarındaki taraflar, başta sigorta primleri eksik ödenen veya tamamen sigortasız çalıştırılan davacı işçi olmakla birlikte, dava edilen işveren ve aynı zamanda da Sosyal Güvenlik Kurumu’dur. Bu noktada SGK’nın, feri müdahil sıfatı ile dava süreci içerisinde rol aldığını da belirtmek gerekmektedir. Bu sıfat ile SGK, aslında davalı ve davacı taraflar dışında, dava sonucunda verilecek kararı doğrudan etkileme ihtimali bulunan ve hukuki anlamdaki statüsü bakımından tüm aşamalarda haklı menfaatlerin korunmasında etkili olan üçüncü kişi olarak kabul edilmektedir. Bu durumda, sigorta ve prim kaydı, bildirimi ve ödemesi ile ilgili her türlü usulsüzlük sebebiyle mağdur olan işçinin açtığı hizmet tespit davasında, Sosyal Güvenlik Kurumu’na mahkemece resen ihbarda bulunulmaktadır.

Hizmet Tespit Davası Ne Kadar Sürede Tamamlanır?

Hizmet tespit davasının tamamlanma ve hüküm süresi ile ilgili kesin bir cevap vermek mümkün olmasa da sürecin ortalama 1-2 yıl kadar sürdüğü söylenebilmektedir. Sürenin değişkenliğin temel nedeninin ise iş mahkemelerindeki yoğunluk olduğu bilinmektedir. Dava bünyesinde yer alan somut her olayın kendi içerisinde detaylıca değerlendirilmesi ve ilgili her davanın farklı yargılama aşamalarına sahip olması da zaman diliminin belirsiz kalmasına yol açmaktadır. 1-2 yıllık sürenin bazı durumlarda diğer kanun yollarına başvurulması ile 3-5 yıla kadar uzadığı da ayrıca görülmektedir. İş mahkemeleri bünyesinde sonuçlanan davanın ardından ise istinaf ve temyiz prosedürlerinin uygulanması adına adım atılabilmektedir.

Hizmet Tespit Davasında Delillerin ve İspat Yükünün Önemi Nedir?

Yasal dayanağı 506 sayılı eski tarihli Sosyal Sigortalar Kanunu ve bununla birlikte güncel haliyle yürürlükte yer alan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olan hizmet tespit davasında, delillerin yazılı olmanın yanı sıra sözlü olarak mahkemeye sunulma şekli de kabul edilmektedir. Bununla birlikte ispat şekli konusunda kesinleşmiş bir çerçeve çizilmemekte, tanık beyanlarının yanında her türlü yazılı ve görsel belge de delil olarak kabul edilebilmektedir. Bu da davaya sunulacak deliller için kısıtlama olmadığı anlamına gelmektedir. Netice itibarıyla işçi tarafından ortaya atılan ve sigorta sürecindeki haksızlığı belgeleyen hukuka uygun tüm kanıtların göz önünde bulundurulması mümkün olabilmektedir. Ayrıca delil toplama süreçlerinde aşağıdaki stratejiler de izlenebilmektedir:
  • İlgili iş yerine komşu olan diğer işletmelerden tanık beyanları toplanabilir.
  • Görevli kolluk kuvvetlerinden araştırma süreci için yardım talebinde bulunulabilir.
  • İş yerine giriş ve çıkış zamanlarını gösteren tüm görüntüler, kamera kayıtları, telefon konuşmaları ve mesajlaşmalar dosya içerisinde sunulabilir.
  • Davacı işçi dışındaki diğer çalışanların, konuyla ilgili görüşleri dinlenebilir.
  • Aylık maaş bordroları, primler, hizmet belgeleri, işe giriş ve çıkışı tespit etmeye yönelik evraklar, özlük dosyaları, ücret hesap pusulaları ve diğer tüm yazılı resmi kayıtlar da delil niteliğinde gösterilebilir.
Tüm bunların yanı sıra kamu kurumları ya da noter tarafından düzenlenen ve onaylanan her tip belge de mahkemeler tarafından belirleyici ve kayda değer kanıtlar olarak görülmektedir.

Hizmet Tespit Davasında Arabuluculuk Uygulanabilir Mi?

Bazı davalarda arabuluculuk şartı aranırken, İş Kanunu bünyesinde görülen hizmet tespit davaları için böyle bir zorunluluktan bahsedilmemektedir. Dolayısıyla davacı işçi için, dava öncesinde arabulucuya gitme şartı aranmamaktadır. Sigorta kayıtlarında usulsüzlük olduğunu düşünen, kayıtların yanlış zamanlarda tutulduğunu ve eksik halde bulunduğunu veya hiç sigorta girişi yapılmadığını bilen işçiler, doğrudan hizmet tespit davası açılması adına mahkeme başvurusu yapabilmektedir. Bu süreçte elbette ki uzman bir iş hukuku avukatından danışmanlık almak da önemlidir. Her bir adımı titizlikle yönetebilecek avukat sayesinde işçinin hakları da gözetilmiş ve korunmuş olacaktır. Söz konusu durumun mahkemece tespitinin ardından ise SGK’ya bildirimi esas olacaktır.

Hizmet Tespit Davasında Zamanaşımı ve İstisnaları

Mağdur işçi tarafından gündeme getirilebilen hizmet tespit davasının, çalışma süresi göz önünde bulundurularak 5 yıl içerisinde açılması gerekmektedir. Bu 5 yıllık zaman dilimi ise hizmetlerin gerçekleştiği yılın sonu baz alınarak hesaplanmaktadır. Buna göre, hizmet tespiti davalarının açılması için hizmetin verildiği yılın sonundan itibaren beş yıllık bir sürenin öngörüldüğü söylenebilir. Ayrıca, bu süre zarfında zamanaşımı gibi bir durum oluşmasında istisnalar da vardır. Aşağıda da bahsi geçen istisnai durumlar dahilinde, 5 yılın tamamlanması gibi bir gelişme meydana gelmiş olsa da dava görülmekte ve hak düşürücü süreden bahsedilmemektedir:
  • İşçi adına herhangi bir belge (aylık sigorta primi, işe giriş belgesi vb.) girişi yapıldıysa 5 yıllık süreaşımı şartına bakılmamaktadır.
  • İşçinin sigorta priminin yatmamışsa veya icra ile bu primleri geri alınmışsa ve akabinde de işçinin memurluğa geçişi söz konusu olduysa yine zamanaşımına bakılmaksızın dava sürecine devam edilmektedir.
İşçinin zamanaşımı olarak sınırlandırılan süre içerisinde vefat etmesin halinde ise mirasçıları dava açabilmekte ve durumu hükümle ispat edebilmektedir. Öte yandan hizmet tespit davasında zamanaşımı, yargılamanın her aşamasında talep edilebileceği gibi, hakim tarafından resen de dikkate alınabilmektedir.

Hizmet Tespit Davası Kaç Yıl Geriye Gider?

Sigortalı olması gereken bir çalışma şeklinde sigortalı olarak çalıştırılmayan veya sigortası bildirilmeyen bir işçinin açacağı hizmet tespit davasında, sigorta kapsamında kayda alınmayan çalışma zamanlarının da tespiti adına geçmiş 5 yıllık sürenin dikkate alınması gerekli olabilmektedir. Buna göre, çalıştığı kanıtlanmayan ve aylık hizmetine dair herhangi bir belge veya prim dokümanı bulunmayan işçi tarafından açılan bu dava için 5 yıl öncesine dek hizmet tespiti istenmesi mümkündür.

Hizmet Tespit Davasında Olası Sonuçlar

Hizmet tespit davası, netice olarak işçinin sigorta ve prim gibi haklarının korunması ve tahakkuku için başvurulan en yasal yoldur. Bu sebeple dava sonucunda da genellikle mağdur işçinin zararının karşılanmasına yönelik bir karar verilmektedir. Davanın sonlanması ile işçi, hak ettiği tüm prim ve sigorta temelli alacaklarını, esas kazanç üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan resen tescil edebilmektedir. Aynı süreçte davacı işverenin haksız bulunması halinde, ödemekle yükümlü olduğu tek şey sigorta primleri de değildir. Tespiti yapılıp hesaplanan aylık primin yanı sıra işveren zaman zarfında işleyen yasal faizi ve ödenmemiş olan gelir vergisini de ödemekle yükümlüdür. Öte yandan davacı işverene, ilgili aylık prim ve sigortaları yatırmadığı veya eksik yatırdığı nedenle yine SGK tarafından gecikme zammı ve idari para cezası da uygulanabilmektedir. Ek olarak, işçinin işe başladığı tarihe yönelik giriş bildirgesi tescili yapılmamışsa, işveren tarafından bunun da yapılması gerekmektedir. Hizmet tespit davasının mevzubahis olduğu durumlarda, SGK adına herhangi bir vekalet ücret hükmü verilmemektedir. Ancak, kuruma karşı açılacak ilgili tüm davalarda alacak hakkı doğarsa, ilamlı icra takibinden hemen önce kuruma başvuruda bulunulması ve dolayısıyla da kurumun bilgilendirilmesi zorunluluğundan bahsedilmektedir. Buna rağmen 30 gün içerisinde yapılmayan ödemelerin sonucunda ise icra takibi başlatılabilir. Sonuç olarak, hizmet tespit davası sonucunda işçi için kazanılan süreler emeklilik hesaplamasında prim gün sayısına ve sigortalılık süresine de eklenir.

Hizmet Tespit Davası ve Eksik Prim İlişkisi

SGK primlerinin eksik yattığını öğrenen bir işçinin ilk adımda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bilgi Hattı olan ALO 170’i araması ve durumu yetkililere ihbar etmesi gerekmektedir. Bunun hemen akabinde ise iş yerine ait denetim süreci başlamakta ve işçi ile iş yerini ilgilendiren tüm kayıtlar da değerlendirilmektedir. İşçi tarafından iddia edilen eksik primlerin tespiti halinde, işverenin faizli ödeme yapması ve buna ek olarak da çarptırılacağı adli para cezasını ödemesi beklenmektedir. Bazı durumlarda işçiler, haklarını bu şekilde geri almak yerine doğrudan hizmet tespit davası açmayı tercih edebilmektedir. Bu durumda ise davalı, işverenin yanı sıra dolaylı olarak da SGK’dır. Davanın sonuçlanmasının ardından ise Sosyal Güvenlik Kurumu, tüm ödemeleri işverenden geri tahsil etmektedir. Bu hukuki yolla haklarını arayan işçi ise haklı nedenlerle iş akdini feshedebilir, akabinde kıdem tazminatını alabilir ve ek olarak kalan tüm işçilik haklarını da temin edebilir.

Sigorta Başlangıç Süresine Göre 1 Günlük Hizmet Tespit Davası Nedir?

Günümüzde işçilerin haklarını koruyan yasalar dahilinde 1 günlük kayıplarının bile telafisi mümkün olmaktadır. Bu da aslında 1 günlük hizmet tespit davasının önemini ortaya koymaktadır. Öyle ki sigorta başlangıç süreleri dikkate alınarak prim ödemesi gerçekleştirilmeyen işçilerin açacağı 1 günlük hizmet tespit davası hem işçinin mevcut ve gelecek haklarının korunması hem de usulsüzlük konusunda önlem alınabilmesi adına fazlasıyla mühimdir. Buna göre, süreçte yetkili olan İş Mahkemesi tarafından işçinin, işe başlangıç bildirgesinin verilip verilmediği ortaya çıkarılabilmekte ve olası bir eksik sigorta primi tespitinde bile gerçek işe başlama tarihi fiili tarih olarak esas alınabilmektedir.

Hizmet Tespit Davasından Feragat Etmek Mümkün Mü?

Normal şartlarda hiçbir vatandaş, amacı kendi hakkını aramak olsa bile bir dava açmaya veya bu davası sürdürmeye zorlanamamaktadır. Bu noktada sıkça gündeme gelen feragat terimi ise davayı açan kişinin davadan kısmen veya tamamen vazgeçmesini sağlayan ve hukuk sistemi içerisinde de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307. maddesinde yer alan bir konudur. Öte yandan aynı kanun içerisinde mevcut olan 310. madde de kişilerin, hüküm öncesi davanın herhangi bir zaman dilimi içerisinde feragat hakkını kullanmalarını mümkün kılmaktadır. Tüm bu hususlara rağmen bazı durumlarda istisnalar olduğunu da belirtmek gerekmektedir. Bu istisnalardan biri de hizmet tespit davalarıdır. Sosyal sigortalılık sürecini kapsayan hizmet tespit davalarında, feragat hakkı çerçevesinde davadan veya ilgili haktan vazgeçmek mümkün olmamaktadır. Kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespit davasında davacı ancak ve ancak sonradan yeniden dava açabilme hakkını saklı tutarak dava takibini durdurabilmektedir. Bunun dışında ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307. maddesi kapsamında hizmet tespit davasından feragat olanaksızdır ve sigortalılık adına açılan bu grup davalardan vazgeçilmesi gibi bir ihtimal bulunmamaktadır.

Hizmet tespiti çoğu zaman tek başına yürütülmez; sigortasız çalıştırmanın işverene doğurduğu idari para cezası, şikâyet kanalları ve işçinin talep edebileceği tazminat kalemleri için sigortasız işçi çalıştırma cezası ve işçiye tazminat rehberimize bakabilirsiniz. Emekli aylığı bağlandıktan sonra çalışmaya devam edenlerde bildirim rejimi ve aylığın akıbeti farklı kurallara tabidir; bu özel durumu emekli olduktan sonra sigortasız çalışma cezası yazımızda ele aldık.

Son Yazılar

1206, 2026
Trafik Kazası Sonrası Uyku Bozukluğu ve Maluliyet Oranı: Haklar, Süreç ve Değerlendirme Kriterleri

Trafik kazası sonrası uyku bozukluğu yaşamak, yaşam kalitesini etkileyen ciddi bir sorundur. Bu blog yazımızda, uyku sorunlarının maluliyet kapsamındaki yeri, tazminat süreçleri ve hukuki destek hakkında kapsamlı bilgilere yer verdik. Ayrıca sağlık raporu alma sürecinden maluliyet oranlarına kadar bilmeniz gereken her detay bu yazıda.

108, 2025
Yargıtay Kararları Işığında Kapıcı, Apartman Görevlisi, İşçilik Alacağı, Kıdem Tazminatı, Emeklilik, Haklı Nedenle Fesih

Apartman görevlilerinin kıdem tazminatı hakları, emeklilik durumu ve iş akdi feshi gibi süreçleri Yargıtay kararları ve yasal düzenlemeler kapsamında değerlendiriyoruz. Yazımızda, kıdem tazminatı hesaplama süreçleri ve dikkate alınan unsurlara dair detaylar da yer almakta. Apartman görevlilerinin haklarını daha iyi anlamak ve merak edilen sorulara yanıt bulmak için yazımızı inceleyebilirsiniz.

805, 2024
Haksız Tutuklama Nedeniyle Tazminat Talebi ve Hesaplama

Haksız tutuklama tazminatı, özgürlüğün kısıtlandığı gün sayısının o dönemin günlük net kazancıyla çarpılmasıyla hesaplanır; kazanç belgelenemezse net asgari ücret esas alınır. Bu rehberde 2026 rakamlarıyla örnek hesaplar, manevi tazminat ölçütleri, 1 Haziran 2024'ten sonra başvurunun nereye yapılacağı ve hak düşürücü süreler yer alıyor.

2308, 2025
Burunun Kozmetik Deformiteye Yol Açan Kısmi Kaybı: Maluliyet ve Tazminat

Burunun kısmi kaybı hem kozmetik hem de işlevsel zararlar doğurabilir. Bu yazımızda maluliyet oranlarındaki etkiler, hukuki süreçler ve tazminat hesaplamaları gibi konuları ele alıyoruz. Eğer siz de bu konuda bilgi edinmek istiyorsanız, blog yazımızı okuyarak detaylara ulaşabilirsiniz.

1305, 2026
Trafik Kazasında Kalıcı İz Kalırsa Manevi Tazminat Nasıl Değerlendirilir?

Trafik kazasından sonra yüzde ya da vücudun görünür bir bölgesinde kalıcı iz oluşması, manevi tazminat değerlendirmesinde önemli bir unsur haline gelir. Çünkü bu tür izler yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve sosyal etkiler de doğurabilir. Bu nedenle yara izinin kalıcılığı, görünürlüğü ve kişinin yaşamına etkisi birlikte değerlendirilir.

Go to Top