Kavgada Organını Kaybeden Kişi İçin Faile Ne Ceza Verilir?
Organ kaybı cezası, kavgada karşı tarafın bir organının veya duyusunun işlevini tamamen yitirmesine yol açan faile Türk Ceza Kanunu’nun 87. maddesinin ikinci fıkrasına göre verilir ve bugün en az altı yıl hapistir; bıçak, sopa, taş gibi silah sayılan bir araç kullanıldıysa alt sınır dokuz yıla çıkar. Dalağın ya da bir böbreğin ameliyatla alınması, bir gözün tamamen görmez hâle gelmesi Yargıtay kararlarında bu kapsamda değerlendirilmiştir.
Kanun, yaralamanın ağır sonuçlarını iki basamakta toplar. Organın veya duyunun işlevi sürekli zayıfladıysa ceza bir kat, işlevi tamamen yitirildiyse iki kat artırılır. Bu ayrım, aynı kavgadaki aynı darbe için birkaç yıllık fark demektir ve adli tıp raporundaki tek bir cümleyle belirlenir. Bu yüzden organ kaybı dosyasında asıl tartışma çoğu zaman olayın kendisinden çok raporun ne dediği üzerine döner.
Ana hatlarıyla
Kısa cevap: Kasten yaralama sonucunda organ işlevi yitirildiyse ceza 86. maddeye göre bulunan cezanın üç katına çıkar; silahsız hâlde 6 yıldan, silahla 9 yıldan az olamaz (TCK m.87/2). Üst sınır silahsız 9 yıl, silahla 13 yıl 6 aydır. Ne yapmalı: Mağdur tedavi bitince kesin adli rapor alınmasını izlemeli, kovuşturmada davaya katılmalıdır. Fail açısından ilk soru, raporun “zayıflama” mı “yitirme” mi dediği ve kavgayı kimin başlattığıdır. Dikkat: Bu suç şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamına girmez; mağdurun vazgeçmesi davayı düşürmez. Olay 4 Haziran 2025’ten önceyse daha düşük olan eski alt sınırlar uygulanabilir.
Kavgada Organ Kaybı Cezası Ne Kadar?
Organ kaybı cezası, silah kullanılmadan işlenen yaralamada 6 yıldan 9 yıla, silahla işlenen yaralamada 9 yıldan 13 yıl 6 aya kadar hapistir. Bu rakamlar kanunda tek cümle hâlinde yazmaz; üç ayrı hükmün art arda uygulanmasıyla bulunur.
İlk basamak temel cezadır. TCK m.86/1’e göre kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığını bozan kişi bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapisle cezalandırılır. Yaralama silahla, eşe veya kardeşe karşı, kendini savunamayacak birine karşı ya da kamu görevi nedeniyle işlendiyse m.86/3 devreye girer ve bu ceza yarı oranında artırılır.
İkinci basamak ağır neticedir. TCK m.87/2-b, kasten yaralamanın mağdurun “duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine” neden olması hâlinde, önceki maddeye göre belirlenen cezanın iki kat artırılacağını söyler. Ceza hukukunda “iki kat artırım” cezanın üç katına çıkması anlamına gelir: bir yıl altı ay temel ceza, artırımla dört yıl altı aya ulaşır.
Üçüncü basamak alt sınır kontrolüdür. Aynı fıkranın son cümlesine göre verilecek ceza, m.86/1’e giren hâllerde altı yıldan, m.86/3’e giren hâllerde dokuz yıldan az olamaz. Hesap sonucu bu eşiğin altında kalırsa ceza eşiğe yükseltilir.
| Yaralamanın şekli | Temel ceza aralığı | Organ kaybıyla (×3) | Kanuni alt sınır | Sonuç aralık |
|---|---|---|---|---|
| Silahsız (yumruk, tekme, itme) | 1 yıl 6 ay – 3 yıl | 4 yıl 6 ay – 9 yıl | 6 yıl | 6 – 9 yıl |
| Silahla (bıçak, sopa, taş, şişe) | 2 yıl 3 ay – 4 yıl 6 ay | 6 yıl 9 ay – 13 yıl 6 ay | 9 yıl | 9 yıl – 13 yıl 6 ay |
| Eşe, kardeşe, üstsoya veya altsoya karşı | 2 yıl 3 ay – 4 yıl 6 ay | 6 yıl 9 ay – 13 yıl 6 ay | 9 yıl | 9 yıl – 13 yıl 6 ay |
Tablodaki aralıklar haksız tahrik, yaş küçüklüğü ve takdiri indirim uygulanmadan önceki rakamlardır. Bu indirimler sonuç cezayı alt sınırın da altına indirebilir; alt sınır kuralı, indirimlerden önceki aşamada uygulanır.
TCK 87/2 cezası hangi maddelerle kurulur?
Uygulanan maddeler genellikle birlikte yazılır: silahsız bir kavgada “TCK m.86/1, 87/2-b ve 87/2-son”, bıçaklı bir kavgada “TCK m.86/1, 86/3-e, 87/2-b ve 87/2-son”. Yargıtay kararlarında görülen bu dizilim, hangi basamakların uygulandığını gösterir. Organ kaybını düzenleyen bendin 87/2-b yerine yanlışlıkla 87/1-d olarak yazıldığı ama hesabın doğru yapıldığı bir dosyada Yargıtay bunu düzeltilebilir yazım hatası saymış ve hükmü onamıştır (Yargıtay 3. CD, E.2020/24211, K.2021/1924, 25.01.2021).
Organ Kaybı Cezası Adım Adım Nasıl Hesaplanır?
Hâkim önce temel cezayı belirler, sonra artırımları, en son indirimleri uygular. TCK m.61/4 artırmanın indirimden önce yapılacağını, m.61/5 ise indirimlerin sırasını gösterir: teşebbüs, iştirak, haksız tahrik, yaş küçüklüğü ve en sonda takdiri indirim. Sıra yanlış kurulursa sonuç ceza değişebilir; Yargıtay bu hatayı sonuca etkili olduğunda bozma sebebi sayar.
Temel ceza alt sınırdan verilmek zorunda değildir. TCK m.61/1, suçun işleniş biçimini, kullanılan aracı, zararın ağırlığını ve failin kastının yoğunluğunu temel cezanın belirlenmesinde ölçüt sayar. Aynı darbe birden fazla ağır sonuç doğurduysa Yargıtay temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesini istemektedir; bu konu aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
Örnek hesap: yumruk ve tekmeyle bir gözün kaybı
Silah kullanılmadan yapılan bir kavgada mağdurun bir gözü tamamen görmez hâle gelmiş olsun. Hâkim temel cezayı 2 yıl olarak belirlerse:
- TCK m.86/1 temel ceza: 2 yıl
- TCK m.87/2-b iki kat artırım: 2 yıl × 3 = 6 yıl
- TCK m.87/2-son alt sınır: 6 yıl, eşik zaten karşılanıyor
- Haksız tahrik yoksa ve takdiri indirim uygulanırsa (altıda bir): 6 yıl − 1 yıl = 5 yıl
Temel ceza alt sınırdan, yani 1 yıl 6 aydan verilseydi artırım sonucu 4 yıl 6 ay çıkacak, ceza alt sınır gereği 6 yıla yükseltilecekti. Bu nedenle silahsız organ kaybında temel ceza 2 yılın altında kaldığı sürece sonuç değişmez.
Örnek hesap: bıçakla dalağın alınması
Kavgada bıçakla karın bölgesinden yaralanan mağdurun dalağı ameliyatla alınmış olsun. Bıçak TCK m.6/1-f’ye göre silahtır. Hâkim temel cezayı 2 yıl olarak belirlerse:
- TCK m.86/1 temel ceza: 2 yıl
- TCK m.86/3-e silah artırımı (yarı): 3 yıl
- TCK m.87/2-b iki kat artırım: 9 yıl
- TCK m.87/2-son alt sınır: 9 yıl, eşik karşılanıyor
Yargıtay, eski metin döneminde bıçakla sağ böbreği alınan bir mağdur için tam olarak bu hesabı tarif etmiştir: 2 yıl temel ceza, silahla 3 yıl, iki kat artırımla 9 yıl (Yargıtay 3. CD, E.2009/17775, K.2010/21, 25.01.2010). Dalağın alındığı bir başka dosyada da alt sınırın gözetilmeden eksik ceza verilmesi bozma sebebi sayılmıştır (Yargıtay 3. CD, E.2013/22126, K.2014/14058, 07.04.2014). Bu iki kararda geçen alt sınır, o tarihteki metne göre sekiz yıldı; bugün dokuz yıldır.
“Organ Kaybı” ile “İşlevin Zayıflaması” Arasındaki Fark Cezayı Yarı Yarıya Değiştirir
Kanun “organ kaybı” ifadesini kullanmaz. İki ayrı ölçüt koyar: TCK m.87/1-a’da duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, m.87/2-b’de aynı işlevin yitirilmesi. Birincisinde ceza bir kat artırılır ve alt sınır silahsız 4, silahla 6 yıldır; ikincisinde iki kat artırılır ve alt sınır 6 ile 9 yıla çıkar.
Ayrımı belirleyen, organın fiziken yerinde olup olmaması değil, gördüğü işin devam edip etmediğidir. Organ yerinde durduğu hâlde hiç çalışmıyorsa işlev yitirilmiştir. Organ çalışmaya devam ediyor ama eskisinden kalıcı olarak daha az iş görüyorsa zayıflama söz konusudur. Geçici bir kayıp, tedaviyle düzelen bir bozukluk iki bende de girmez.
Bu ayrımı mahkeme kendi gözlemiyle yapmaz; adli tıp raporuna dayanır. Raporların hükme esas alınabilmesi için denetime elverişli olması gerekir. Yargıtay, mağdurun yaşamını tehlikeye sokan ve organ işlevinin yitirilmesine neden olan hususların “denetime olanak verecek açıklıkta” gösterilmediği raporlarla kurulan hükmü bozmuş ve ayrıntılı adli tıp raporu alınmasını istemiştir (Yargıtay 3. CD, E.2017/11108, K.2018/5934, 02.04.2018).
Bir rapor “yitirme”, diğeri “zayıflama” diyorsa mahkeme bu çelişkiyi gidermek zorundadır. Bu, organ kaybı dosyasında savunmanın da mağdurun da en çok emek harcadığı noktadır; sonuç cezanın neredeyse yarısı bu raporlardan çıkar.
Dalak, Böbrek, Göz, Diş: Hangi Kayıp Hangi Bende Girer?
Kavga kaynaklı organ kayıplarının büyük bölümü birkaç tipte toplanır. Yargıtay kararlarında bu tiplerin nasıl değerlendirildiği aşağıda özetlenmiştir; her dosyada son söz yine adli tıp raporunundur.
| Yaralanma | Yargıtay kararlarındaki değerlendirme | Örnek karar |
|---|---|---|
| Dalağın ameliyatla alınması (splenektomi) | Organ işlevinin yitirilmesi, m.87/2-b | 3. CD E.2012/33838 K.2013/40226 |
| Bir böbreğin alınması | Organ işlevinin yitirilmesi, m.87/2-b | 3. CD E.2009/17775 K.2010/21 |
| Bir gözün tamamen görmez hâle gelmesi | Organ kaybı, m.87/2-b | 3. CD E.2018/274 K.2018/14059 |
| Gözde görme azalması, gözlükle düzelen | Zayıflama mı yitirme mi tartışmalı; adli tıptan yeni rapor | 3. CD E.2016/8580 K.2017/1773 |
| Diş kayıpları | Sayı ve türüne göre; diş hekimi muayeneli adli tıp raporu şart | 3. CD E.2019/4476 K.2019/13105 |
| Kulak zarı yırtığı | Odyometri sonrası zayıflama ya da yitirme bulunmadı | 3. CD E.2020/9007 K.2020/12064 |
Dalak ve böbrek kaybı
Dalağın alınması, kararlarda en sık karşılaşılan organ kaybı örneklerinden biridir. Yargıtay, batına bıçak darbesiyle dalağı alınan bir mağdurla ilgili kararında splenektominin “organ işlevinin yitirilmesi niteliğinde” olduğunu açıkça belirtmiştir (Yargıtay 3. CD, E.2012/33838, K.2013/40226, 14.11.2013). Aynı dosya, bu tür yaralamalarda ayrıca kastın öldürmeye yönelik olup olmadığının tartışılması gerektiğini de gösterir; bu konu aşağıda ayrı başlıkta ele alınmıştır.
Böbrek çift organdır ve bir böbrek alındığında diğeri vücudun ihtiyacını büyük ölçüde karşılayabilir. Buna rağmen Yargıtay, bir böbreğin alınmasını organ işlevinin yitirilmesi kabul eden hesapları onamıştır. Bu değerlendirmenin arkasındaki düşünce, işlevini yitirenin alınan böbreğin kendisi olduğu, diğer böbreğin çalışmasının bu kaybı ortadan kaldırmadığıdır.
Tek gözün görmemesi
Bir gözün tamamen görme yeteneğini kaybetmesi, Yargıtay kararlarında organ kaybı olarak m.87/2-b kapsamında değerlendirilmiştir. Tekme ve tokatla yapılan bir saldırıda mağdurun sağ gözünde organ kaybı ve kemik kırığı oluşan dosyada Daire, sanıkların yalnızca m.87/2-b üzerinden cezalandırılması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 3. CD, E.2018/274, K.2018/14059, 01.10.2018).
Görme tamamen gitmemişse durum farklıdır. Bir dosyada mağdurun sol gözünde görme 0,1 düzeyine düşmüş, ancak gözlükle tama çıkıyordu; göz uzmanı “sürekli zayıflama” demiş, üniversite adli tıp kurulu ise “yitirme” sonucuna varmıştı. Yargıtay bu çelişkide hangi bendin uygulanacağı konusunda tereddüt bulunduğunu belirterek Adli Tıp Kurumundan yeni rapor alınmadan kurulan hükmü bozmuştur (Yargıtay 3. CD, E.2016/8580, K.2017/1773, 22.02.2017). Taşla yapılan bir yaralamada görme duyusunda sürekli zayıflama kabul edilen dosyada ise m.87/1-a uygulanmıştır (Yargıtay 3. CD, E.2009/10405, K.2012/3047, 26.01.2012).
Diş kaybı organ kaybı sayılır mı?
Sayılabilir, ama kendiliğinden sayılmaz. Diş kayıplarında Yargıtay, kaç dişin ve hangi tür dişin (kesici, köpek, azı) kaybedildiğinin diş hekimi muayenesiyle tespit edilmesini ve bu kayıpların çiğneme işlevinde sürekli zayıflamaya mı yoksa yitirmeye mi yol açtığının adli tıp raporuyla açıklanmasını istemektedir. En az on diş kaybı ihtimali bulunan bir dosyada bu rapor alınmadan kurulan hüküm bozulmuştur (Yargıtay 3. CD, E.2019/4476, K.2019/13105, 19.06.2019). Protez yapılmış olması da değerlendirmeyi ortadan kaldırmaz.
İşitme, koku ve diğer duyular
Kanun “duyu veya organ” dediği için işitme, koku ve tat da bu kapsamdadır. Burada ölçüm tekniği belirleyicidir: kulak zarı yırtılan bir mağdurda ameliyat sonrası odyometri yapılmış ve işitme duyusunun sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde bir arıza bulunmamıştır; Yargıtay bu durumda temel cezanın m.86/1’e göre belirlenmesi gerektiğini söylemiştir (Yargıtay 3. CD, E.2020/9007, K.2020/12064, 29.09.2020). Mağdurun şikâyeti değil, ölçülen kayıp esas alınır.
Kavgayı Kimin Başlattığı Cezayı Nasıl Etkiler?
Kavgada organ kaybına yol açan failin cezası, olayın nasıl başladığına göre dörtte bir ile dörtte üç arasında indirilebilir. TCK m.29, haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisiyle suç işleyen kişinin cezasının dörtte birinden dörtte üçüne kadarının indirileceğini düzenler.
Oranı karşı tarafın davranışının ağırlığı belirler. Mağdurun, sanıklardan birinin kızını sürekli rahatsız ettiği ve olay gecesi onu takip ettiği anlaşılan bir dosyada Yargıtay, gözünü kaybeden mağdura karşı işlenen yaralamada makul bir tahrik indirimi yapılmamasını bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 3. CD, E.2018/274, K.2018/14059). Mağdurun önce yumruk atarak kavgayı başlattığı, sanığın bıçakla karşılık verdiği ve mağdurun bir böbreğinin alındığı başka bir dosyada da indirimin alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 3. CD, E.2016/12721, K.2017/5952, 08.05.2017).
Kavgayı kimin başlattığı anlaşılamıyorsa şüpheden sanık yararlanır, ama indirim en düşük orandan yapılır. Yargıtay, ilk haksız hareketin kimden geldiği belirlenemeyen bir organ kaybı dosyasında yarı oranında yapılan indirimi fazla bulmuş, orantılılık ilkesi gereği dörtte bir oranında indirim yapılması gerektiğini söylemiştir (Yargıtay 3. CD, E.2017/11108, K.2018/5934, 02.04.2018).
Tahrik indiriminin etkisi büyüktür. Bıçakla dalağı alınan mağdur örneğinde 9 yıllık ceza, dörtte bir indirimle 6 yıl 9 aya, dörtte üç indirimle 2 yıl 3 aya iner. Haksız tahrikin şartlarını ve oranın nasıl belirlendiğini haksız tahrik indirimi yazımızda, iki tarafın da yaralandığı ve birlikte yargılandığı durumları karşılıklı kavga cezası yazımızda anlattık.
Kendini savunurken organ kaybına yol açan kişiye ceza verilir mi?
Saldırıyı o anda ve orantılı biçimde defetmek için vuran kişiye ceza verilmez. TCK m.25/1’e göre kendisine veya başkasına yönelen, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi muhakkak olan haksız bir saldırıyı hâl ve koşullara göre orantılı biçimde defetme zorunluluğuyla işlenen fiil cezalandırılmaz. Sınır mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaşla aşılmışsa yine ceza verilmez (m.27/2); bunun dışındaki sınır aşımında ise taksirli suçun cezası üzerinden indirimli ceza verilir (m.27/1). Saldırı sona erdikten sonra vurmaya devam etmek meşru savunma sayılmaz. Şartları meşru müdafaa yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Yaralama mı, Öldürmeye Teşebbüs mü?
Organ kaybına yol açan her kavga, savcılık ve mahkeme açısından önce şu soruyla incelenir: fail yaralamak mı istedi, öldürmek mi? Kasten öldürmeye teşebbüsün cezası bugün TCK m.35/2 uyarınca temel hâlde on yıldan on sekiz yıla kadar hapistir, nitelikli öldürmeye teşebbüste daha da yüksektir; yani organ kaybı cezasının üst sınırını aşar.
Yargıtay kastı failin iç dünyasından değil, dışa yansıyan olgulardan çıkarır. Bir böbrek kararındaki karşı oyda Ceza Genel Kurulu’nun ölçütleri şöyle sıralanmıştır: taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek bir husumet bulunup bulunmadığı, kullanılan aracın öldürmeye elverişli olup olmadığı, darbe sayısı ve şiddeti, darbenin hayati bölgeye yönelip yönelmediği, failin eylemine kendiliğinden mi yoksa bir engel nedeniyle mi son verdiği ve olay sonrası davranışı (Yargıtay 3. CD, E.2016/12721, K.2017/5952).
Batına tek bıçak darbesiyle dalağın alınması bu sınırda en çok tartışılan durumdur. Yargıtay, hedef alınan bölge, darbenin şiddeti, hayati tehlike ve bir organın işlevini yitirmesi birlikte değerlendirildiğinde eylemin öldürmeye teşebbüs olabileceğini, bu nedenle asliye ceza mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 3. CD, E.2012/33838, K.2013/40226). Buna karşılık tek darbeden sonra devam etme imkânı varken eylemi bırakıp uzaklaşan fail lehine “kast yaralamaya yöneliktir” görüşü de kararlarda yer bulur. Tabancasına şarjör takmaya çalışırken silahın ateş alması sonucu dalağı alınan arkadaşına karşı öldürmeye teşebbüsten verilen hüküm ise bozulmuş, eylem bilinçli taksirle yaralama olarak nitelenmiştir (Yargıtay 1. CD, E.2016/5469, K.2018/1668, 09.04.2018).
Kast tartışmasının cezaya etkisini ve teşebbüs hesabını kasten adam öldürmenin cezası yazımızda ele aldık.
Aynı Darbe Hem Organ Kaybı Hem Kemik Kırığı veya Hayati Tehlike Yarattıysa
Tek darbe birden fazla ağır sonuç doğurduysa fail yalnızca en ağır sonuç üzerinden bir kez cezalandırılır; diğer sonuçlar temel cezanın yukarıdan belirlenmesinde hesaba katılır. Yargıtay bu kuralı organ kaybıyla birlikte görülen yüzde sabit iz, hayati tehlike ve kemik kırığı için ayrı ayrı uygulamıştır.
- Organ kaybı + yüzde sabit iz: İki ayrı artırım yapılamaz; yalnızca m.87/2-b uygulanır, ama temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenir (Yargıtay 3. CD, E.2018/9026, K.2019/1311, 28.01.2019; E.2020/16284, K.2021/676, 11.01.2021).
- Organ kaybı + hayati tehlike: En ağır sonuç organ kaybıdır; m.87/1-d ayrıca uygulanmaz. Sopayla yapılan bir yaralamada Yargıtay sopanın silah sayıldığını, cezanın m.86/1, 86/3-e ve 87/2-b ile kurulması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 3. CD, E.2019/116, K.2019/8701, 18.04.2019).
- Organ kaybı + kemik kırığı: Kırık için m.87/3’ten ayrıca artırım yapılmaz. Gözünü kaybeden ve kemiği kırılan mağdur dosyasında Daire, “uygulama yeri bulunmayan” m.87/3 artırımıyla fazla ceza verildiğini belirtmiştir (Yargıtay 3. CD, E.2018/274, K.2018/14059).
Bu kural fail lehine görünse de mağdur açısından sonuç boşa gitmez: birden fazla ağır sonuç, temel cezanın en düşük seviyeden verilmesini engeller. Kırık derecesinin cezaya etkisi ayrı bir konudur; kavgada kemik kırığı cezası ve kırık derecesi yazılarımızda ayrıntılı anlatıldı.
Olay 4 Haziran 2025’ten Önceyse Eski Alt Sınırlar Uygulanabilir
Organ kaybı cezasının bugünkü alt sınırları 4/6/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun’la yükseltildi. Bu Kanun’un 10. maddesi m.87/2’deki “beş yıldan” ibaresini “altı yıldan”, “sekiz yıldan” ibaresini “dokuz yıldan” olarak değiştirdi. Aynı Kanun’un 9. maddesi kasten yaralamanın temel cezasının alt sınırını “bir yıldan” “bir yıl altı aya” çıkardı.
TCK m.7/2’ye göre suçun işlendiği zaman yürürlükte olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun farklıysa failin lehine olan uygulanır. Değişiklikten önce işlenen bir organ kaybında dava bugün görülse bile eski sınırlar, yani silahsız 5 yıl ve silahla 8 yıl alt sınır esas alınabilir. Yargıtay’ın 2025 öncesi kararlarında geçen “sekiz yıldan az olamaz” ifadesi bu eski metne aittir.
İnternette organ kaybı cezası için hâlâ “beş yıldan, silahla sekiz yıldan az olamaz” diyen sayfalar bulunmaktadır. Bu rakamlar 7550 sayılı Kanun öncesine aittir; değişiklikten sonra işlenen bir yaralama için doğru değildir.
Organ Kaybı Uzlaşmaya Tabi mi?
Değildir. CMK m.253/1-b, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındaki suçları tek tek sayar ve kasten yaralamadan yalnızca “üçüncü fıkra hariç, madde 86” ile m.88’i listeye alır. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamayı düzenleyen m.87 listede yoktur.
Organ kaybı şikâyete bağlı bir suç da değildir. Savcılık olayı öğrendiği anda kendiliğinden soruşturur; mağdurun şikâyetçi olmaması veya şikâyetinden vazgeçmesi soruşturmayı ya da kamu davasını düşürmez. Taraflar barışmış olsa bile yargılama sürer.
Barışmanın ve zararın giderilmesinin yine de bir etkisi vardır. Fiilden sonraki pişmanlığı gösteren davranışlar TCK m.62/2 uyarınca takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilebilir; zararın tamamen giderilmesi ise erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması için aranan şartlardan biridir. Şikâyetten vazgeçmenin hangi yaralamalarda davayı düşürdüğünü kasten yaralamanın cezası yazımızda anlattık.
Tutuklama, Zorunlu Müdafi ve Görevli Mahkeme
Organ kaybı, CMK m.100/3’te sayılan katalog suçlardandır. Maddenin (a) bendinin 4 numaralı alt bendi “neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87)” suçunu açıkça sayar. Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa tutuklama nedeni var sayılabilir; ancak hâkim yine de tutuklamanın ölçülü olup olmadığını ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağını değerlendirir. Tutuklama otomatik değildir.
Alt sınırın altı yıl olması iki önemli usul sonucu doğurur:
- Fail için zorunlu müdafi: CMK m.150/3’e göre alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda şüpheli veya sanığa, istemi aranmaksızın avukat görevlendirilir. Organ kaybı suçlamasıyla ifadesi alınan kişi avukatsız bırakılamaz.
- Mağdur için baro avukatı: CMK m.234/1-a-3’e göre alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda vekili bulunmayan mağdur, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir.
Görevli mahkeme cezanın üst sınırına göre belirlenir. 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda ağır ceza mahkemesini görevli kılar. Silahsız organ kaybında üst sınır 9 yıl olduğundan dava kural olarak asliye ceza mahkemesinde, silahla işlenen organ kaybında üst sınır 13 yıl 6 ay olduğundan ağır ceza mahkemesinde görülür. Öldürmeye teşebbüs ihtimali varsa asliye ceza mahkemesi görevsizlik kararı vererek dosyayı ağır cezaya gönderir.
Dava zamanaşımı 15 yıldır. TCK m.66/1-d, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezası gerektiren suçlarda bu süreyi öngörür. Savcı huzurunda ifade alınması, iddianame düzenlenmesi gibi işlemler zamanaşımını keser; kesilme hâlinde süre en fazla yarısı kadar uzar ve 22 yıl 6 ayı geçemez (m.67/4).
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Erteleme ve Paraya Çevirme
Organ kaybında bu kurumlar ancak indirimler cezayı çok aşağı çektiğinde gündeme gelir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m.231) ve hapis cezasının ertelenmesi (TCK m.51) için sonuç cezanın iki yıl veya daha az olması gerekir. Paraya çevirme ise yalnızca bir yıl veya daha az süreli kısa süreli hapis cezalarında mümkündür (TCK m.49/2, m.50).
Alt sınır 6 ve 9 yıl olduğu için tahrik indirimi uygulanmayan bir dosyada iki yıl eşiğine inmek mümkün değildir. Ağır tahrik varsa tablo değişir: silahla işlenen organ kaybında 9 yıllık ceza, dörtte üç tahrik indirimiyle 2 yıl 3 aya, ardından altıda bir takdiri indirimle 1 yıl 10 ay 15 güne iner. Bu durumda erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması tartışılabilir; ancak bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, mahkemede yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması ve çoğu dosyada mağdurun zararının giderilmesi gibi ek şartlar aranır.
Silahsız organ kaybında 6 yıllık ceza, yarı oranında tahrik indirimiyle 3 yıla, takdiri indirimle 2 yıl 6 aya iner ve yine eşiğin üzerinde kalır. Aynı ceza dörtte üç tahrik indirimiyle 1 yıl 6 aya, takdiri indirimle 1 yıl 3 aya düşer. Hapis cezasının infazında ne kadar süre cezaevinde kalınacağı ayrı kurallara tabidir; ana çerçeveyi hapis cezası alan ne kadar yatar yazımızda anlattık.
Fail 18 Yaşından Küçükse 2026 Değişikliği Neyi Getirdi?
Yaş küçüklüğü indirimi organ kaybı suçunda artık kendiliğinden uygulanmayabilir. 8/8/2026 tarihli ve 7593 sayılı Kanun’la TCK m.31’e eklenen dördüncü fıkra, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamanın 87. maddenin ikinci ve dördüncü fıkralarında düzenlenen hâllerini açıkça sayar.
Bu fıkraya göre kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç ve saik, suçun işleniş şekli veya daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasına mahkûm olma hususlarından biri ya da birkaçı göz önünde bulundurularak, on beş yaşını doldurmuş ama on sekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında üçte bir oranındaki yaş indirimi uygulanmayabilir. On iki ile on beş yaş arasındaki ve ceza sorumluluğu bulunan çocuklar hakkında ise yarı oranındaki indirim yerine üçte bir oranındaki indirim uygulanabilir.
Bu hüküm fail aleyhinedir; bu nedenle TCK m.7/2 gereği yalnızca yürürlüğe girdiği tarihten sonra işlenen fiillere uygulanır. Yaş indirimiyle ilgili ayrıntıları suça sürüklenen çocuk yazımızda ele aldık.
Organını Kaybeden Kişi Ne Yapmalı?
Mağdurun ilk işi, yaralanmanın tedavi süreci bittikten sonra kesin adli raporun düzenlenmesini takip etmektir. Olaydan hemen sonra alınan ilk rapor çoğu zaman yalnızca “basit tıbbi müdahaleyle giderilemez” ya da “yaşamı tehlikeye sokmuştur” der; organ işlevinin zayıflayıp zayıflamadığı veya yitirilip yitirilmediği ancak iyileşme tamamlandıktan sonra söylenebilir. Ameliyat notları, epikriz, görüntüleme sonuçları ve kontrol muayenelerinin tamamı saklanmalıdır.
Rapor eksik veya çelişkiliyse itiraz edilmelidir. Yargıtay, hangi gözde görme kaybı bulunduğu konusunda mağdur beyanı ile hastane raporu arasında çelişki olan bir dosyada Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadan kurulan hükmü bozmuştur (Yargıtay 3. CD, E.2014/19110, K.2014/37372, 17.11.2014). Darp raporunun nasıl alındığını darp raporu nasıl alınır yazımızda anlattık.
Kovuşturma başladığında mağdur, hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunu bildirerek kamu davasına katılan olabilir (CMK m.237). Katılan sıfatı, hükmü istinaf ve temyize taşıma imkânı verir; tahrik oranı veya uygulanan bent hakkında itiraz ancak bu yolla yapılabilir.
Ceza davası tazminatı kendiliğinden sağlamaz. Organ kaybı nedeniyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılması TBK m.54’e, bedensel bütünlüğün zedelenmesinden doğan manevi zarar m.56’ya göre ayrıca hukuk mahkemesinde istenir. Bu davada maluliyet oranı ayrıca belirlenir; ceza dosyasındaki “yitirme” tespiti ile tazminat dosyasındaki maluliyet yüzdesi aynı şey değildir. Maluliyet oranının nasıl hesaplandığına örnek olarak parmak kopması maluliyet oranı yazımıza bakabilirsiniz.
Organ Kaybı Dosyasında Rapor ve Tahrik Oranı Belirleyiciyse
Organ kaybı suçlamasında ceza, büyük ölçüde iki belgeye bağlıdır: adli tıp raporunun hangi bendi işaret ettiği ve kavganın başlangıcını gösteren deliller. Raporun “zayıflama” ile “yitirme” arasında kararsız kaldığı, kavgayı kimin başlattığının tanık ve kamera kayıtlarıyla netleşmediği veya kastın yaralamaya mı öldürmeye mi yöneldiğinin tartışıldığı bir dosyanız varsa, ilk ifadeden önce dosyayı birlikte değerlendirmek için Ankara ceza avukatı sayfamızı inceleyebilir veya iletişim sayfamızdan bize yazabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Organ kaybının cezası ne kadar?
Silah kullanılmadan işlenen yaralamada 6 yıldan 9 yıla, bıçak veya sopa gibi bir silahla işlenen yaralamada 9 yıldan 13 yıl 6 aya kadar hapistir (TCK m.86, 87/2). Haksız tahrik ve takdiri indirim bu cezayı aşağı çekebilir.
Kavgada organ kaybı ağır ceza mahkemesinde mi görülür?
Silahla işlenmişse evet; üst sınır 13 yıl 6 ay olduğu için ağır ceza mahkemesi görevlidir. Silahsız organ kaybında üst sınır 9 yıl olduğundan dava asliye ceza mahkemesinde görülür.
Dalağın alınması organ kaybı sayılır mı?
Evet. Yargıtay, dalağın ameliyatla alınmasının (splenektomi) organ işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğunu kabul etmiş ve bu yaralamaları TCK m.87/2-b kapsamında değerlendirmiştir.
Tek böbreğin alınması organ kaybı mıdır?
Yargıtay kararlarında bir böbreğin alınması organ işlevinin yitirilmesi olarak değerlendirilmiştir. Diğer böbreğin çalışmaya devam etmesi, alınan böbreğin işlevini yitirdiği gerçeğini değiştirmez.
Bir gözün görmemesi organ kaybı sayılır mı?
Görme tamamen gitmişse organ kaybı olarak m.87/2-b uygulanır. Görme azalmış ama devam ediyorsa, özellikle gözlükle düzeliyorsa, kayıp sürekli zayıflama olarak m.87/1-a kapsamında kalabilir; bunu adli tıp raporu belirler.
Kaç diş kaybı organ kaybı sayılır?
Kanunda bir sayı yoktur. Kaybedilen dişlerin sayısı ve türü diş hekimi muayenesiyle tespit edilir, çiğneme işlevine etkisi adli tıp raporuyla belirlenir. Rapor alınmadan kurulan hükümler Yargıtay’da bozulmaktadır.
Kasten yaralama organ kaybıyla sonuçlandıysa barışmak davayı bitirir mi?
Düşmez. Organ kaybı şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında da yer almaz; savcılık kendiliğinden soruşturur, mahkeme yargılamaya devam eder. Barışma ancak takdiri indirimde dikkate alınabilir.
Organ kaybına yol açan kişi tutuklanır mı?
Tutuklanabilir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama CMK m.100/3’teki katalog suçlardandır; kuvvetli şüphe varsa tutuklama nedeni var sayılabilir. Ancak hâkim ölçülülüğü ve adli kontrolün yeterliliğini yine değerlendirir.
Organ kaybında hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün mü?
Sonuç ceza iki yıl veya daha az olursa mümkündür. Alt sınırlar 6 ve 9 yıl olduğu için bu eşiğe çoğunlukla yüksek oranlı haksız tahrik indirimiyle, gerekirse takdiri indirimle birlikte inilebilir; diğer şartların da bulunması gerekir.
Organ kaybı nedir, işlevin zayıflamasından farkı ne?
İşlev tamamen ortadan kalktıysa yitirme, kalıcı olarak azaldıysa zayıflama vardır. Yitirmede ceza iki kat artırılır ve alt sınır 6 yıldır; zayıflamada bir kat artırılır ve alt sınır 4 yıldır.
Organ kaybı davası kaç yılda zamanaşımına uğrar?
Dava zamanaşımı 15 yıldır (TCK m.66/1-d). Zamanaşımını kesen işlemler yapılmışsa süre en fazla 22 yıl 6 aya kadar uzar.
Organ kaybı suçunda fail avukat tutmak zorunda mı?
Fail avukat tutmasa bile kendisine avukat görevlendirilir. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren bu suçta CMK m.150/3 uyarınca müdafi zorunludur; mağdur da baro tarafından avukat görevlendirilmesini isteyebilir.
Organ kaybında tazminat istenebilir mi?
Alabilir. Tedavi giderleri, kazanç kaybı ve çalışma gücü kaybı maddi tazminat, bedensel bütünlüğün zedelenmesi manevi tazminat olarak hukuk mahkemesinde ayrıca istenir. Ceza davasının sonucu bu davaya delil olarak yansır.
Olay 2025’ten önceyse hangi ceza uygulanır?
4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun’dan önce işlenen fiillerde lehe olan eski alt sınırlar, yani silahsız 5 yıl ve silahla 8 yıl esas alınabilir (TCK m.7/2).
Bu yazı neyi kapsamaz?
- Belirli bir dosyanın değerlendirmesini; organ kaybı cezası adli tıp raporuna, delillere ve kavganın başlangıcına göre dosyadan dosyaya değişir.
- İnfaz hesabını ve tazminat miktarını; bunlar ayrı kurallara tabidir.
- Yürürlük değişikliklerinin sonrasını; metin 26 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile erişilen Yargıtay kararlarına dayanılarak Av. Handan Sayan Özgül tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kanun metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.