handan sayan ozgul

Trafik Kazası Taksirle Ölüme Neden Olma Beraat Yargıtay Kararları

Trafik Kazası Taksirle Ölüme Neden Olma Beraat Yargıtay Kararları

trafik kazasi taksirle olume neden olma beraat kararlari

Trafik kazaları, hayatımızın beklenmedik anlarında karşılaşabileceğimiz en ciddi olaylardan biridir. Bu kazalar sonucunda meydana gelen can kayıpları, hukuki alanda geniş yankı uyandırırken, “taksirle ölüme neden olma” suçunun değerlendirilmesi konusunda detaylı bir inceleme gerektirir. Özellikle adaletin tecellisi ve mağduriyetin giderilmesi adına trafik kazası taksirle ölüme neden olma beraat Yargıtay kararları, hukuki süreçlerde rehber niteliği taşır. Mahkemelerin illiyet bağını nasıl değerlendirdiği, suçun bilinçli ya da bilinçsiz taksir kapsamında mı ele alındığı ve bu durumun kararlara etkisi, davanın seyrini belirleyen en kritik unsurlar arasında yer alır. İşte bu yazımızda, trafik kazası taksirle ölüme neden olma mahkeme kararları ışığında hukukun bu tür karmaşık davalarda nasıl bir yol izlediğini detaylı bir şekilde ele alacağız.

Trafik Kazasında Taksirle Ölüme Neden Olma: Hukuki Çerçeve ve Mahkeme Süreçleri

Trafik kazalarında, taksirle ölüme neden olma konusu Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 85. maddesi çerçevesinde düzenlenmiştir. Bu tür durumlarda, failin kastı olmamasına rağmen, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketi sonucu bir kişinin hayatını kaybetmesi söz konusudur. Hukuki açıdan, bu durum “taksirli suç” olarak değerlendirildiğinden, ceza mahkemelerinde ciddi bir inceleme ve yargılama süreci başlatılmaktadır. Trafik kazası taksirle ölüme neden olma beraat yargıtay kararları, bu yasal süreçlerin nasıl şekillendiğini ve hangi kriterlere göre sonuçlandığını bizlere göstermektedir.

Mahkemeler, bu tür vakalarda öncelikle kusur durumunu detaylı bir şekilde ele alır. Kazanın oluş şekli, tarafların fiilleri ve olay sırasında uygulanan trafik kuralları gibi hususlar incelenir. Ayrıca, bilirkişi raporları ve kaza tespit tutanakları, mahkeme süreçlerinde kritik bir rol oynar. Trafik kazası taksirle ölüme neden olma mahkeme kararları genellikle bu tür deliller ışığında şekillenir ve adaletin yerine getirilmesi amaçlanır.

Bu davalarda illiyet bağı, yani failin davranışıyla meydana gelen ölüm arasındaki nedensel ilişki, ceza tayininde belirleyici bir unsurdur. Eğer mahkeme, failin kusuru ile ölüm olayı arasında yeterli oranda bir illiyet bağı bulamazsa, beraat kararı verebilir. Nitekim Yargıtay, taksirli suçlarda illiyet bağı değerlendirmelerini derinlemesine incelemekte ve ilgili kararlara ışık tutmaktadır.

Taksirle ölüme neden olma durumunda failin davranışları dikkatle değerlendirilirken, bilinçli taksir ve bilinsiz taksir ayrımı yapılması da önemlidir. Bilinçli taksirde fail, meydana gelebilecek sonucu öngörse bile gerekli tedbirleri almamış olmakla suçlanır. Bu ise cezanın artırılmasına yol açabilir. Ancak bilinçsiz taksirde kişisel dikkatsizlik veya ihmalin öne çıktığı durumlar değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak, taksirle ölüme neden olma durumlarında hukuk çerçevesi olabildiğince geniş ve detaylı değerlendirilmektedir. Delil ve raporların titizlikle incelenmesi, adil kararların verilmesi açısından merkezi bir öneme sahiptir. Adaletin yerini bulması için hem mahkeme süreçleri hem de yargıtay kararları ışığında bir denge sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu süreç, hem yasal düzenlemelerin hem de insani değerlere dayalı değerlendirmelerin bir arada işlediği karmaşık bir yapı sergiler.

trafik kazası taksirle ölüme neden olma beraat yargıtay kararları

Trafik Kazası Taksirle Ölüme Neden Olma Beraat Yargıtay Kararları: İlliyet Bağı Değerlendirmeleri

Örnek Karar 1:


T.C.
YARGITAY

12. Ceza Dairesi

Esas No: 2023/3774

Karar No: 2024/744

Karar Tarihi: 21-02-2024

YARGITAY KARARI

YARGITAY KARARI
B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Taksirle yaralama

HÜKÜM: Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317 incisi maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.06.2021 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına, basit yargılama usulü hükümlerinin sanık hakkında uygulanması yönünde karar verilerek sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 5.040,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, söz konusu karara sanık müdafii tarafından itiraz edilmiş olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın yeniden esasa alındığı ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz istemi hakkında hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz isteği; kazanın temyiz dışı sanık …’nın kusurundan meydana geldiğine, tanık beyanlarının bu hususu doğruladığına, …’nın kaza anında yasal hız sınırlarının üzerinde ve alkollü olduğuna, sanığa yüklenebilecek bir kusur bulunmadığından aleyhine cezaya hükmedilmesi açıkça yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü saat 23:05 sıralarında temyiz dışı katılan sanık sürücü …’nın sevk ve idaresindeki 78.BP.269 plaka sayılı motosiklet ile meskun mahalde, gece vakti, aydınlatması mevcut bölünmüş asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay mahalline geldiğinde, solundaki orta refüjden kaplamaya girerek yolun karşısına geçmek isteyen yaya sanık …’a çarpması sonucu temyiz dışı katılan sanık sürücü …’nın vücudunda 6.derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği, kazanın oluşunda yaya sanık …’ın asli kusurlu olduğu kabul ve tespit edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçundan mahkûmiyetine ilişkin kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.06.2021 tarihli kararıyla basit yargılama hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına, basit yargılama usulü hükümlerinin sanık hakkında uygulanması yönünde karar verilerek sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 5.040,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, söz konusu karara sanık müdafii tarafından itiraz edilmiş olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın yeniden esasa alındığı ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE ve KARAR

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre;

Olay günü saat 23:05 sıralarında temyiz dışı katılan sanık sürücü …’nın sevk ve idaresindeki 78.BP.269 plaka sayılı motosiklet ile meskun mahalde, gece vakti, aydınlatması mevcut bölünmüş asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay mahalline geldiğinde, solundaki orta refüjden kaplamaya girerek yolun karşısına geçmek isteyen yaya sanık …’a çarpması sonucu temyiz dışı katılan sanık sürücü …’nın vücudunda 6.derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği, kazanın oluşunda yaya sanık …’ın asli kusurlu olduğu kabul ve tespit edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verildiği olayda;

Yayanın sebebiyet verdiği trafik kazasından dolayı sanık olup olmayacağı sorunu öncelikle çözümlenmesi gerekmektedir.

Taksir, istisnai bir kusurluluk şeklidir. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alma ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama zorunluluğundan doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirir. Fail, tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme olanak ve ödevinin varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmak olup Türk Ceza Kanununun 22/2. maddesi ‘Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi’ olarak tanımlamaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun son olarak verdiği 07.06.2011 gün 54-120 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında da vurgulandığı gibi, öğretide ve uygulamada taksirin unsurları;

1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,

2- Hareketin iradi olması,

3- Neticenin iradi olmaması,

4- Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması,

5- Neticenin öngörülebilir olmasına karşın fail tarafından öngörülememesi, şeklinde kabul edilmektedir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun \”Tanımlar\” başlıklı 3. maddesinde trafik; yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleri olarak tanımlanmış, \”Karayollarında trafiğin akışı\” başlıklı 46. maddesinde sürücülerin, 81. maddesinde trafik kazalarına karışanların uymak zorunda olduğu kurallar hüküm altına alınmış ve anılan kurallara uymayanlar için idari para cezaları öngörülmüş, 68. maddesinde ise; \”Yayaların uyacakları kurallar aşağıda belirtilmiştir.

a) Yayalar, aşağıda sayılan haller dışında, taşıt yolu bitişiğinde ve yakınında yaya yolu, banket veya alan varsa burada yürümek zorundadır.

1. Yönetmelikte belirtilen tedbirler alınmak şartı ile diğer yayalar için ciddi rahatsızlık verecek boyutta eşyaları iten veya taşıyan kişiler ile, taşıt yolunun en sağ şeridinden fazla kısmını işgal etmemek, gece ve gündüz görüşün az olduğu hallerde de imkan oranında tek sıra halinde yürümek şartı ile bir yetkili veya görevli yönetiminde düzenli şekilde yürüyen yaya kafileleri taşıt yolu üzerinde yürüyebilirler.

2. Yayaların yürümesine ayrılmış kısımların kullanılmasının mümkün olmaması veya bulunmaması hallerinde yayalar, bisiklet trafiğine engel olmamak şartı ile bisiklet yolunda bisiklet yolu yoksa taşıt yolu üzerinde, imkan oranında taşıt yolu kenarına yakın olmak şartı ile yürüyebilirler.

3. Her iki tarafında, yaya yolu ve banket bulunmayan veya kullanılır durumda olmayan iki yönlü trafiğin kullanıldığı karayollarında yaya kafileleri dışındaki yayalar, taşıt yolunun sol kenarını izlemek zorundadır.

b) Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayaların taşıt yolunu, yaya ve okul geçidi ile kavşak giriş ve çıkışları dışında herhangi bir yerden geçmeleri yasaktır.

Yayalar, bu yerlerden geçerken;

1. Yaya ve okul geçitlerinin bulunduğu yerlerde, geçitte yayalar için ışıklı işaret varsa bu işaretlere uymak,

2. Geçitte yayalar için ışıklı işaret yoksa ve geçit sadece taşıt trafiği ışıklı işareti veya yetkili kişi tarafından yönetiliyorsa geçecekleri doğrultu açıldıktan sonra taşıt yoluna girmek,

3. Işıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde veya kavşaklarda güvenlikleri açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne almak,

Zorundadırlar.

Ancak, yüz metre kadar mesafede yaya geçidi veya kavşak bulunmayan yerlerde yayalar, taşıt trafiği için bir engel teşkil etmemek şartı ile ve yolu kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler.

c) Yaya yollarında, geçitlerde veya zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaları veya buraları saygısızca kullanmaları yasaktır.

Bu madde hükümlerine uymayan yayalar 1.800.000 lira para cezası ile cezalandırılırlar\” şeklindeki hükme yer verilerek yayaların uyacakları kurallar belirlenmiştir.

Karayolları Trafik Yönetmeliğinin \”Karayollarında trafiğin akışı ve karayolunun kullanılması\” başlıklı 94. maddesinde; \”Karayollarında trafik sağdan akar.

Aksine bir hüküm veya işaret bulunmadıkça karayollarında;

…C) Yayalar;

Bu Yönetmeliğin 95 inci maddesinde sayılan hal ve şartlar dışında;

a) Taşıt yolu bitişiğindeki ve yakınındaki yaya yolu, banket ve alanlarda yürümek, buralarda ve mecburi hallerde taşıt yolunda yürüme halinde bu Yönetmeliğin 138 ncı maddesindeki şartlara uymak,

b) Taşıt yolunun karşı tarafına; yaya ve okul geçitleri ile kavşak giriş ve çıkışlarından, bunların bulunmadığı yerlerde ise, şartlarına uyulmak suretiyle taşıt yolunun uygun kısımlarından geçmek,

c) Yaya ve okul geçitlerinden geçerken, geçidin sağ bölümünden yürümek zorundadırlar,

“Trafik İşaretlerine Uyma” başlıklı 95. maddesinde; “… ve hayvan sürücüleri ile yayalar yolu kullanırken;

a) Trafiği düzenleme ve denetlemeye yetkili üniformalı veya özel işaret taşıyan görevlilerin uyarı ve işaretlerine,

b) Işıklı ve sesli trafik işaretlerine,

c) Trafik işaret levhaları, tertipleri ve yer işaretlemelerine,

d) Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olarak Karayolları Trafik Kanununda ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinde gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk ve yükümlülüklere,

Uymak zorundadırlar.

Bunlara uymadaki öncelik yukarıda yapılan sıralamaya göredir\”,

\”Yayalar\” başlıklı 138. maddesinde; \”Yayaların uyacakları kurallar aşağıda belirtilmiştir.

a) Yayalar taşıt yolu bitişiğinde veya yakınında yaya yolu, banket veya alan varsa buralardan yürümek, her iki tarafında banket bulunan ve kullanılabilir durumda olan yollarda kendi gidiş yönüne göre sol bankette yürümek zorundadırlar.

Ancak;

1) Diğer yayalar için ciddi rahatsızlık ve tehlike verecek boyut veya biçimde eşya iten veya taşıyan kişiler, taşıt yolunun en sağ şeridinde mümkün olan en az kısmı işgal etmek, araçların ilerlemelerine engel olmamak, çarpmayı önleyici ve uyarıcı tedbirleri almak şartıyla taşıt yolu üzerinde yürüyebilirler.

2) Bir yetkili veya görevli yönetiminde düzenli şekilde yürüyen yaya kafileleri taşıt yolunun en sağ şeridinden fazla kısmını işgal etmemek, gece ve gündüz görüşün az olduğu hallerde imkan oranında

tek sıra halinde yürümek, araçların hareketlerini engellememek ve güçleştirmemek, çarpmayı önleyici ve uyarıcı tedbirleri almak şartıyla taşıt yolu üzerinde yürüyebilirler.

3) Yayaların yürümesine ayrılmış kısımların kullanılmasının mümkün olmaması veya mevcut bulunmaması halinde, bisiklet yolu varsa bisiklet trafiğine engel olmamak şartıyla bisiklet yolunda, bisiklet yolu yoksa imkan oranında taşıt yolu kenarına yakın olmak şartıyla taşıt yolu üzerinde yürüyebilirler.

4) Her iki tarafında yaya yolu ve banket bulunmayan veya kullanılır durumda olmayan iki yönlü yollarda yaya kafileleri taşıt yolunun sağ kenarında diğer yayalar gidişlerine göre taşıt yolunun sol kenarında yürümek zorundadırlar.

b) Karşıdan karşıya geçişler;

Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayalar, taşıt yolunu yaya ve okul geçidiyle kavşak giriş ve çıkışlarından geçmek zorundadırlar.

1) Yaya ve okul geçitlerinin bulunduğu yerlerde yayalar için ışıklı işaret varsa bu işaretlere uymak,

2) Geçitte yayalar için ışıklı işaret yoksa ve geçit sadece taşıt trafiği ışıklı işareti veya yetkili kişi tarafından yönetiliyorsa, geçecekleri doğrultu açıldıktan sonra taşıt yoluna girmek,

3) Işıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde veya kavşaklarda güvenlikleri açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne alarak uygun zamanda geçmek,

Zorundadırlar.

Ancak, 100 metre kadar mesafede yaya geçidi, okul geçidi veya kavşak bulunmayan yerlerde yayalar, taşıt trafiği için bir zorluk veya engel yaratmamak şartıyla ve yoldan gelen taşıtların uzaklık ve hızını kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler.

Yollarda güvenli geçiş, önce sola sonra sağa bakılarak sakınca yoksa taşıt yoluna girmek, geçiş sırasında sola ve sağa bakılarak yürüyüşe devam etmek, taşıt yoluna girmeden güvenle duramayacak kadar yaklaşmış taşıtlar varsa ilk geçiş hakkını onlara verip geçişlerini beklemek suretiyle yapılır.

Yayalar için özel olarak yapılmış alt veya üst geçit, yaya köprüsü veya yaya tüneli gibi tesisler varsa yayalar buralardan yararlanmak zorundadırlar.

c) Yaya yolu bulunmayan yollarda yürümek zorunda kalan yayalar, … sürücülerine karşı görünürlüklerini sağlamak, can güvenliklerini daha olumlu yönde artırmaları için alaca karanlık ve gece karanlığında üzerlerinde reflektif aksesuar bulundurmak, uyarıcı açık renk elbise giymek veya ışık taşımak gibi tedbirleri almak zorundadırlar.

d) Yaya yollarında, geçitlerde veya mecburi hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek, tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunmaları, dikkatsiz hareket etmeleri, oynamaları veya bu yerleri saygısızca kullanmaları yasaktır\”,

Şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.

Görüldüğü gibi, Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin münhasıran taşıtlara özgülenen kurallardan ibaret olduğu söylenemeyecektir. Zira kanunda bizzat \”yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleri\” olarak tanımlanan trafiğin tüm unsurlarının sorumlulukları ile ilgili düzenlemeler ayrıntılı bir şekilde öngörülmüştür. Belirtilen kanun ve yönetmeliğin amacı, karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik


güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğundan, bu hükümler sadece yayaların güvenliği için değil, tüm trafik güvenliğini ve düzenini sağlamak için kabul edilmiştir. Yayaların karşıdan karşıya nereden ve nasıl geçecekleri, karayollarında nasıl hareket edecekleri, ilk geçiş hakkının kime ait olduğu gibi hususlar kanuni düzenleme ile açıklanmak suretiyle yayalar da dahil olmak üzere herkesin uymakla yükümlü olduğu hükümler oluşturulmuştur. Bu kapsamda, trafikte kazaya karışmış olan kişinin ceza hukuku bakımından sorumluluğundan söz edilebilmesi için karayolu trafiği için belirlenmiş olan bu kurallardan en az birini ihlal etmiş olması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 5237 sayılı TCK’nın “Taksirle öldürme” başlıklı 85 ve “Taksirle yaralama” başlıklı 89. maddelerindeki hükümler, münhasıran nakil vasıtaları ile işlenen ya da … sürücüleri tarafından gerçekleştirilen eylemler için kabul edilmediğinden fail herkes olabilecektir. Nitekim 85. maddede; \”Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi…\”, 89. maddede ise; \”Taksirle başkasının … neden olan kişi\” denmek suretiyle, bu suçun herkes tarafından işlenebileceği kabul edilmiş ve failin herkes olabileceği ortaya konulmuştur. Bu hükümlerde belirli niteliklere sahip faile özgülenmiş suç tipi düzenlenmediğinden, bahse konu suçların münhasıran nakil vasıtaları ile işlenebileceği ya da sadece … sürücülerinin gerçekleştirdiği eylemlerin taksirle yaralama ya da öldürme suçlarını oluşturacağı ileri sürülemeyecek, kategorik şekilde yayaların bu suçların faili olamayacaklarına ilişkin ön kabul de isabetli olmayacaktır. Kendileri için öngörülen trafik kurallarına uymamak suretiyle kusurlu hareket eden yayalar çoğunlukla bizatihi suçtan zarar görmüş oldukları için, örneğin kusurlu olan yayanın hareketi sonucunda kendi ölümü gerçekleştiği ya da ağır şekilde yaralandığı için yayaların sanık olarak yargılandığı uygulamaların sayıca az olduğu görülmektedir. Ancak bu durum, kusurlu hareket eden ve davranışı sonucunda başkalarının zararına neden olan yayanın taksirle öldürme ya da taksirle yaralama suçlarının fail olamayacağı anlamına gelmemektedir. Sürücü ya da yayanın, kurallara aykırı hareket ettiğinde bir trafik kazasının meydana gelebileceğini tahmin etme imkanının bulunduğu hallerde öngörülebilirlik şartının gerçekleştiği ve buna bağlı olarak kişinin taksirli hareketinden dolayı sorumlu olması gerektiği kabul edilmelidir. Nitekim 5237 sayılı TCK’nun 22. maddesinin gerekçesinde de açıkça; “…bir trafik kazasında sürücü ile yaya veya her iki sürücü de taksirle hareket etmiş olabilir. Bu gibi durumlarda neticenin oluşumu açısından her kişinin taksirli fiili dolayısıyla kusurluluğu bir diğerinden bağımsız olarak belirlenmelidir…” denilmek suretiyle meydana gelen trafik kazalarında yayaların da taksirle hareket edebilecekleri belirtilmiştir.

Kaldı ki, taksirli suçlarda öngörülebilir sonucun tüm detaylarının öngörülmesi ya da öngörülebilir olması da şart değildir, yayanın trafik kurallarını ihlal etmek suretiyle aniden yola çıkması halinde bir aracın ona çarpabileceği ya da çarpmamak için direksiyonu kırması nedeniyle trafik düzeninin bozulabileceği, böylelikle de başkalarının hayatı ve vücut bütünlüğüne yönelik olarak yaralanma ya da ölüm olayının gerçekleşebileceği herkes için öngörülebilir bir durumdur. Gerçekleşen neticenin bütün ayrıntı ve inceliklerinin tahmin edilebilir olmasına gerek bulunmayıp, sonucun genel olarak öngörülebilir olması taksirin varlığı için yeterlidir. Bunun yanında yayaların zarara uğrama ihtimalinin daha yüksek olması, … yoluna kontrolsüz giren yayanın başkalarına zarar vermek suretiyle tehlikeye neden olacağının öngörülebilir olması gerçeğini değiştirmeyecektir. Benzer uyuşmazlık, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlükte olduğu dönemde Ceza Genel Kurulu kararlarına konu olmuş, 13.12.1993 gün 221-317 sayılı kararda taksirle ölüme ya da yaralanmaya neden olma suçlarında taksirin önceden öngörülebilir olma şartı gerçekleşmediğinden yayaların ceza sorumluluklarının bulunmadığı kabul edilmişken, 21.10.1997 gün ve 99-202 sayılı kararda ise yayaların ceza sorumluluğunun bulunduğu kabul edilerek önceki karardan dönülmüştür.

Öte yandan, yayaların trafik kurallarına uymamaları nedeniyle idari para cezası ile cezalandırılmalarının hüküm altına alınmış olması, TCK’nun 85 veya 89. maddeleri ile cezalandırılmalarına engel teşkil etmemektedir. Trafik kurallarına uymama nedeniyle idari para cezası ile cezalandırılabilir olma durumu … sürücüleri için de söz konusu olduğundan bu hususun cezai sorumluluk ile karıştırılmaması gerekir.

Nitekim Ceza Genel Kurulunun 18.02.2014 gün ve 10-80; 09.02.2016 gün ve 67-45 sayılı kararlarında da aynı sonuca ulaşılmıştır.


Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Taksirle öldürme ve yaralama suçları herkes tarafından işlenebilecek suçlardan olup kategorik olarak yayaların bu suçların faili olamayacakları söylenemez. Dolayısıyla trafik kazalarında sürücüler gibi yayaların da kendileri için öngörülen trafik kurallarına uymamak suretiyle kusurlu hareket ederek başkasının yaralanmasına veya ölümüne neden olması durumunda taksirle ilgili suçtan cezalandırılması mümkündür. Buna göre, sanığın yola inme hareketinin iradi olması ve meydana gelen ölüm veya yaralama neticesinin iradi olmaması, hareket ile netice arasında nedensellik bağının bulunması ve \”neticenin öngörülebilir olması\” şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Buna göre, meskun mahalde, gece vakti, aydınlatması mevcut bölünmüş asfalt kaplama yolda orta refüjden kaplamaya girerek yolun solundan sağına karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya sanık …’ın eyleminde, olayın oluş şekline göre 5237 sayılı TCK’nun 22. maddesi uyarınca taksirin şartları ve 89. maddesi uyarınca taksirle yaralama suçundaki \”neticenin öngörülebilmesi\” unsurunun gerçekleşmediği anlaşılmakla; yaya olan sanık meydana gelen olayda asli kusurlu ise de; suçun unsurları gerçeklemediğinden hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Karabük 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2024 tarihinde karar verildi.

 

Örnek Karar 2:

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : Taksirle ölüme neden olma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2015 tarih ve 3162 esas sayılı iddianamesiyle; sanık … hakkında Biga-… karayolunun 8. kilometresinde meydana gelen bir kişinin ölümüne birden fazla kişinin yaralanması ile sonuçlanan kaza nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un (5237 sayılı Kanun) 85/2, 53 üncü maddeleri gereği cezalandırılması için … Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/461 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, ancak aynı olay nedeniyle sanıklar … ve …hakkında aynı Mahkemede açılmış bulunan 2015/341 esas sırasında kayıtlı derdest davanın bulunduğu, bu dosyada yapılan yargılama sırasında … sürücüsünün sanık … olduğu nedenle suç duyurusunda bulunulduğunun anlaşılması ve her iki dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle, 2015/461 esas sayılı bu dosyası ile 2015/341 esas sayılı dosyaları arasında fiili ve hukuki irtibat nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’nun 8, 11 inci maddeleri gereğince birleştirilmesine, yargılamanın 2015/341 esas sayılı dava dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.

2. … Ağır Ceza Mahkemesinin 16.03.2016 tarih ve 2015/341 E. 2016/92 K. sayılı kararı ile;

a) Sanık … Küçükarabacı hakkında; taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un CMK’ nın 223/2-b maddesi uyarınca Beraatine,

b) Sanık … hakkında; taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/1-4, 53/6 ncı maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezasının günlüğü 20,00 TL’den paraya çevrilmesi sonucu neticeten, 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin TCK’nın 53/6 ncı maddesi uyarınca takdiren 3 ay süreyle geri alınmasına,

c) Sanık … hakkında; taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/1-4, 53/6 ncı maddeleri gereğince 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tayin edilen cezanın günlüğü 20,00 TL’den paraya çevrilmesi sonucu neticeten, 36.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin TCK’nın 53/6 ncı maddesi uyarınca takdiren 1 yıl süreyle geri alınmasına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.09.2020 tarihli ve 2016/207517 sayılı, 5320 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun’un 317 inci maddesi gereği temyiz istemine ilişkin \”Ret- Onama\” görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Sanıklar …ve … Müdafiin Temyiz Sebebi

Hükümleri temyiz etme iradesinden ibarettir.

B. Sanık …’nın Temyiz Sebepleri

1. Tayin edilen adli para cezasını ödeyecek maddi durumunun olmadığına,

2.Dosyanın yeniden incelenmesi talebine,

3. Vesaire,

ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR

Yerel Mahkemenin Kabulü

1. Olay günü saat 17:35 sıralarında, sanık sürücü …’nın sevk ve idaresindeki …. plaka sayılı yolcu otobüsü ile Biga istikametinden Devlet Karayolunu takiben … istikametine doğru seyretmekte iken, olay mahalline geldiğinde, önünde aynı yönde seyreden ve sağ şeridin sağını kapatacak şekilde önlemsizce duran sanık sürücü …’nın sevk ve idaresindeki ,,,,plaka sayılı minibüse, sol arkadan çarpması neticesi bir kişinin öldüğü, biri nitelikli olmak üzere üç kişinin yaralandığı anlaşılmıştır.

2. Ölen …’ün günlük tarım işçisi olduğu, suç tarihinde Yasin’in kullandığı … ile …. çitliğine gittiği, çalışma saati bittikten sonra aynı … ile … ilçesine dönmek üzere …- … yoluna çıktıkları bu sırada, aracın içinde K.Ö., F.Ç., M.K., K.Ş., S.Ç., A.B., A.M., A.Ş., A.K., H.A., M.Ş., A.A., F.K. ve M.K.’nın da bulunduğu, olay mahalline geldikleri sırada yakıtı biten aracın sanık … tarafından emniyet şeridine çekilmeye çalışıldığı fakat aracın kısmen sağ şeritte kaldığı, arkadan gelebilecek araçlara uyarı olması için kendi aracının gerisine boş bir bidon koyup, aracın kapısını açarak H.A ile birlikte yakıt almak üzere yürümeye başladığı, sanık …’nın da … ilçesine doğru seyir halinde iken, yukarıda belirtildiği şekilde park halinde olan işçi minibüsüne çarptığı olay gerçekleşmiştir.

3. Maktulün kesin ölüm sebebini belirleyen,…Cumhuriyet Başsavcılığına ait 24.11.2014 tarihli ait ölü muayene ve kimlik belirleme tutanağında; maktulün ölümünün trafik kazası esnasında intrakraniyel hemorojiye bağlı solunum arresti sonucu meydana gelmiş olduğunun saptandığı görülmüştür.

4. Dosya kapsamında bulunan … Devlet Hastanesinin 26.12.2014 ve 29.12.2014 tarihli raporlarında; katılan … ve müşteki …’nin yaralanmasının hayati tehlike oluşturmadığı ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde, katılan …’un ise, vücudunda 2. derecede (orta) kemik kırığı oluşacak nitelikte yaralandığı belirlenmiştir.

5. Dosya kapsamında mevcut 24.11.2014 tarihli Trafik Kazası Tespit tutanağına göre, 10 S 10244 plaka sayılı … sürücüsünün Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 84/9 (şeride tecavüz), Karayolları Trafik Kanunu’nun 59. madde (yerleşim birimleri dışındaki kara yollarında zorunlu hallerde gerekli önlemleri almadan duraklamak veya park etmek) kurallarını ihlal ettiği, diğer sürücü …’nın kural ihlalinde bulunmadığının tespit edildiği; 15.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda ise, 10 S 10244 plakalı minibüs sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Trafik Yönetmeliği’nin 84. maddesi gereğince, asli birinci derecede kusurlu olduğu ve ayrıca yine aynı kanundaki sürücü kusurlarından (madde 59) yerleşim birimleri dışındaki karayollarında zorunlu haller dışında taşıt yolu üzerinde duraklamak ve park etmenin yasak olduğu, zorunlu hallerde ise gerekli önlemleri tam almayarak aracını duraklatmak veya park etmek kusurunu ihlal ettiği;…. plakalı otobüs sürücüsü …’nın ise havanın yağışlı, zeminin ıslak ve her ne kadar olsa da kaza anının akşam vakti olması sebebi ile arkadan çarptığı park halindeki aracın arka zeminin beyaz renkte yerden yüksekliğinin 2467×1776 cm olması ve seyir halindeki bir … sürücüsünün kısa far ışıkları ile yaklaşık 25 metre ile 30 metre mesafede uzun far ışıkları ile 80 metre ile 100 metre mesafede rahatlıkla fark edebileceği ve aracın hızının buna göre azaltılarak kazaya sebebiyet vermemesi gerekliliği ile otobüs sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunundaki sürücü kusurlarının (52/1b) araçların hızlarını kullandıkları araçların özelliğine göre görüş yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kusuru ile yine aynı kanundaki suç unsurlarında 47/1d trafik güvenliği ile ilgili diğer kural ve yasaklara uymayarak dikkatsiz ve tedbirsiz … kullanmak kusurlarını ihlal ettiğinden 2. dereceden kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.

6. Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı … Trafik İhtisas Dairesi’nin 02.02.2015 tarihli raporunda; \”…Dosya kapsamında mevcut her iki şüpheli sürücü beyanı ve tanık ifadeleri, çarpma noktası, ve çarpmada araçlarda meydana gelen hasar yeri ile adli dosya kapsamındaki diğer tekmil veriler hep birlikte değerlendirildiğinde, olayın yukarıda olay kısmında ifade edildiği şekilde meydana geldiği, dosyada mevcut bilirkişi raporunda her iki sürücüye atfedilen kusur durumunun olayın oluşuna uygun düştüğü isabetli görüldüğü görüş ve kanaatine varan heyetimiz taraflara izafe edilen kusur durumu ve gerekçeleri aşağıda belirtilmiştir.

Bu verilere göre;

1.) Şüpheli sürücü …sevk ve idaresindeki minibüs ile gece karanlığında ve meskün mahal dışında sağ şeridin sağını kapatacak şekilde park ettikten sonra, Kuyruk ışıklarını yakması ile birlikte aracın arkasında arkadan gelen … sürücülerinin kolaylıkla görebilecekleri şekilde standartlara uygun yansıtıcı levha veya ışıklı cihaz yerleştirerek sürücüleri ikaz edeceği yerde, aracın arkasında hiçbir tedbir almadan yolun sağını kapatacak şekilde park etmiş bu tavrı ile arkadan gelen … trafiğini tehlikeye düşürmüş olup olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş olmakla asli derecede kusurludur.

2.) Şüpheli sürücü … sevk ve idaresindeki otobüs ile olay mahallinde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, far ışığı altındaki görüş alanını gerektiği şekilde kontrol ederek seyrini sürdürmeye önem ve özen göstermesi gerekmekte iken bu hususlara riayet etmemiş, mevcut hızı ile mahale yaklaşmış, görüş alanının açık olmasına rağmen far ışığı altındaki görüş alanını gerektiği şekilde kontrol etmemesi nedeniyle geç fark ettiği minibüse aldığı tedbirde etkisiz kalarak arkadan çarpmış olmakla tali derecede kusurludur…\” görüşü bildirilmiştir.

7. Kazadan hemen sonra yapılan olay yeri keşif tutanağı, kaza yeri krokisi, olay yeri fotoğraf CD’si, sanık …’nın sevk ve idaresindeki otobüsün takoğraf çıktıları dosya kapsamında mevcuttur.

8. Sanıkların üzerilerine atılı suçlamaları inkar ettikleri, olayın tanıkları K.Ö., F.Ç., M.K., K.Ş., S.Ç., A.B., A.M., A.Ş., A.K., H.A., M.Ş., A.A., F.K. ve M.K.’nın beyanlarının birbiri ile uyumlu olduğu görülmüştür.

9. Katılanların her aşamada sanıklardan şikayetçi olduklarını beyan ettiği ve mahkemece 23.10.2015, 11.12.2015 tarihli duruşmalarda katılanlar hakkında katılma kararı verildiği tespit edilmiştir.

10. Sanıklara ait güncel adli sicil kayıtları ve nüfus kayıtları Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Tebliğnamede Belirtilen Ret Görüşü Yönünden

Kendisini vekil ile temsil ettiren ve beraat eden sanık … Küçükarabacı lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi uyarınca hazine aleyhine maktu vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin hukuka aykırı bulunduğu anlaşılmakla; yasal olarak zorunlu olmayan ve esasa etkisi bulunmayan bir hususa dayalı olarak hükmü temyiz etmesinde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile sanık … Küçükarabacı müdafiin temyiz isteminin reddine ilişkin Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

B. Sanıklar …ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden

1. Sanık … Küçükarabacı lehine temyizin vekalet ücretine hasren olduğu değerlendirilerek, kendisini vekil ile temsil ettiren ve beraat eden sanık … Küçükarabacı lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi uyarınca, hazine aleyhine maktu vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Birleşen dosyada tanık olarak beyanlarına başvurulan …’nın vermiş olduğu 11.12.2015 tarihli ifadesinde olay tarihinde aracı annesinin değil, kendisinin kullandığını beyan etmesi üzerine, tanıkla ilgili 5237 sayılı Kanun’un 85/2, 53/6 ncı maddeleri uyarınca işlem yapılması amacıyla, … Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, … Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2015 tarih 2015/3162 E sayılı iddianamesiyle sanık … hakkında TCK’nın 85/2 ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması amacıyla kamu davasının açıldığı olayda; her ne kadar sanık … Küçükarabacı hakkında taksirle öldürme suçundan kamu davası açılmış ise de, olay tarihinde kazaya karışan …. plakalı aracı kendisinin kullandığını söylemesine rağmen, duruşmada verdiği savunmasında aracı kendisinin değil oğlu olan sanık …’nın kullandığını beyan ettiği, katılan … Pozan’ın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında verdiği beyanlarla da doğrulandığı anlaşılmakla, sanık … hakkında açılan kamu davasında sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223/2-b maddesi uyarınca beraatine, sanık … hakkında da mahkumiyet kararı verildiği belirlenmiştir.

3. Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebebinin incelenmesinde; tüm dosya kapsamı, sanıkların ve tanıkların aşamalarda değişmeyen anlatımları ile Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporları dikkate alındığında, sanığın üzerine atılı taksirle öldürme suçunu işlediği sabit görülmekle, hakkında mahkûmiyet kararları verilmesinde bir isabetsizlik tespit edilmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; tüm dosya kapsamı, sanıkların ve tanıkların aşamalarda değişmeyen anlatımları ile Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporları dikkate alındığında, sanığın üzerine atılı taksirle öldürme suçlarını işlediği sabit görülmekle, hakkında mahkûmiyet kararları verilmesinde, tayin edilen cezaya ve adli para cezası hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik tespit edilmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

D. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar … ve … müdafii ve sanık …’nın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR

A. Sanık … Küçükarabacı Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, … Ağır Ceza Mahkemesinin 16.03.2016 tarih ve 2015/341 E. 2016/92 K. sayılı kararına yönelik sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (C) bendininde yer alan birinci paragrafın sonuna, \”Kendisini vekil ile temsil ettiren ve beraat eden sanık … Küçükarabacı lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi uyarınca 3.600,00 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanık … Küçükarabacı’ya verilmesine\” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B. Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, … Ağır Ceza Mahkemesinin 16.03.2016 tarih ve 2015/341 E. 2016/92 K. sayılı kararında sanık … müdafii ve sanık … tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık … müdafii ve sanık …’nın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.01.2023 tarihinde karar verildi.

 

Özetle ;

 

Trafik kazalarıyla ilgili hukuki süreçlerde, taksirle ölüme neden olma suçlarından beraat kararlarının çıkmasında illiyet bağı değerlendirmesi büyük bir öneme sahiptir. Bir eylemin gerçek anlamda sonuca neden olup olmadığını belirlemek için illiyet bağı analizi yapılır. Yargıtay, trafik kazalarında bu bağın bulunmadığı durumlarda beraat kararları verebilmekte ve bu içtihatlar, mahkemeler için yol gösterici olmaktadır.

Öne çıkan trafik kazası taksirle ölüme neden olma mahkeme kararları, kazanın meydana gelişi ile ölüm arasındaki bağın detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Örneğin, bir Yargıtay kararında, kazanın bir zincirleme trafik kazasına dönüşmesi, sürücünün başlangıçtaki hatasının ölümle sonuçlanıp sonuçlanmadığı sorusunu ortaya çıkarmış ve nihayetinde illiyet bağının kesildiği belirlenerek beraat kararı verilmiştir. Bu tip durumlar göstermektedir ki, yalnızca failin kusurlu olup olmaması değil, kusurun sonuca olan etkisi de adaletin tecellisi açısından önem taşımaktadır.

Yargıtay’ın trafik kazası taksirle ölüme neden olma beraat yargıtay kararları ışığında, illiyet bağını kesebilecek unsurlar arasında mağdurun kendi davranışları, kazayı daha karmaşık hale getiren dış faktörler veya diğer üçüncü kişilerin müdahaleleri de bulunmaktadır. Öte yandan, failin hareketsizliği ya da ihmali ölümde belirleyici olmamışsa, illiyet bağının varlığından da söz edilemez.

Bu içtihatlar, sadece hukuki değil, toplumsal anlamda da adaletin sağlanması açısından büyük bir öneme sahiptir. Yargıtay’da verilen bu kararlarda, olayların nesnel şekilde ele alınması ve kazanın meydana gelişindeki tüm detayların titizlikle incelenmesi, beraat kararlarının temelini oluşturmaktadır. İlliyet bağı tespiti, failin hukuki sorumluluğunu netleştirmek için yaygın olarak kullanılan bir kriterdir ve trafik kazalarında adil sonuçlara ulaşılması için belirleyicidir.

Taksirle Ölüme Neden Olma Suçunda Mahkeme Kararlarına Yön Veren Temel Kriterler

Taksirle ölüme neden olma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesi çerçevesinde düzenlenmiş bir suç olarak dikkat çeker. Bu tür davalarda mahkemelerin karar alma süreçlerinde belirleyici olan bir dizi kriter bulunmaktadır. Trafik kazası taksirle ölüme neden olma beraat yargıtay kararları bu kriterlerin uygulamasını ve etkisini gözler önüne seren önemli örneklerdir. Peki, mahkeme sürecinde hangi unsurlar ön planda değerlendirilir?

Öncelikle cezanın belirlenmesinde failin davranışlarının niteliği, kusur derecesi ve olayın gerçekleşme biçimi kritik önem taşır. Örneğin, bir sürücünün hız sınırlarını aşması, dikkatsiz bir şekilde araç kullanması ya da trafik kurallarına açıkça aykırı davranması, suçun taksirle işlenmiş olduğuna dair ciddi bir dayanak oluşturabilir. Yine de, mahkemelerin bu tür durumlarda failin olay sırasında aldığı önlemleri ve meydana gelen kazada mağdurun herhangi bir etkisinin bulunup bulunmadığını da titizlikle incelediği bilinmektedir.

Yargıtay kararları, özellikle illiyet bağının kurulamadığı durumlarda beraat hükmü verilmesini öngören emsal nitelikte kararlarla doludur. Örneğin, bir trafik kazasında, kazanın doğrudan sanığın eyleminden kaynaklanmadığı ya da başka dışsal etkenlerin de kazada etkili olduğu tespit edildiğinde, mahkemenin beraat kararına varması mümkün olabilmektedir. Bu bağlamda, somut olay incelemesi, delillerin detaylıca değerlendirilmesi ve bilirkişi raporlarının dikkate alınması gibi unsurlar karar sürecinde büyük rol oynar.

Bununla birlikte, bilinçli taksir ile basit taksir ayrımı da ceza miktarını etkileyen temel faktörlerden biridir. Mahkemeler, failin olası sonuçları öngörmesine rağmen davranışına devam ettiğini tespit ederse, bu durum cezayı ağırlaştırıcı bir unsur olarak ele alınır. Trafik kazası taksirle ölüme neden olma mahkeme kararları, bu tür ince ayrımlarda hukuk uygulamalarını şekillendiren veriler içerir ve bireysel sorumluluğu daha net bir şekilde ortaya koyar.

Sonuç olarak, mahkemelerin bu tür davalarda adil bir karar verebilmesi için olayın tüm yönlerinin değerlendirilmesi şarttır. Hem kusur oranlarının analiz edilmesi hem de olayın gerçekleşme koşullarının objektif bir şekilde ortaya konulması, adaletin sağlanması açısından elzemdir. Trafik kazası taksirle ölüme neden olma beraat yargıtay kararları ışığında, her davanın şahsına münhasır olduğu ve temel kriterlerin dikkatlice incelenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Bilinçsiz ve Bilinçli Taksir Kavramlarının Yargıtay Kararları Işığında İncelenmesi

Türk Ceza Hukuku’na göre taksirle işlenen suçlar, genel olarak failin dikkatsizlik, tedbirsizlik veya öngörüsüzlük nedeniyle istemeden bir sonuca sebebiyet verdiği durumları kapsar. Taksir türleri ise bilinçsiz taksir ve bilinçli taksir olarak ikiye ayrılır. Trafik kazası taksirle ölüme neden olma beraat yargıtay kararları incelendiğinde, bu kavramların suçun niteliğini ve verilecek cezayı nasıl etkilediği açıkça görülmektedir.

Bilinçsiz taksir, failin hareketinin bir sonucu olabileceğini öngörememesi durumunu ifade eder. Örneğin, bir sürücünün dikkatsizlikten kaynaklı bir kaza sonucu bir kişinin ölümüne neden olması, bilinçsiz taksir örneğidir. Bu tip durumlarda Yargıtay, failin dikkat yükümlülüğüne ne ölçüde riayet ettiğini değerlendirir. Eğer pasajlarda gerekli tedbirlerin alınmadığı tespit edilirse, fail kusurlu bulunur ve cezai sorumluluğu doğar.

Bilinçli taksir ise failin, eyleminin sonucunu öngörmesine rağmen bu sonucu önemsememesi veya oluşmayacağına dair aşırı iyimser bir yaklaşım sergilemesiyle ortaya çıkar. Örneğin, hız limitini aşarak veya kırmızı ışıkta geçerek kazaya sebep olan bir sürücü, bilinçli taksirle suçlanabilir. Bu durumda Yargıtay, failin sonucu önceden öngördüğü ancak gerekli önlemleri almadığı kanaatine varır. Bu durum cezaların ağırlaştırılması sonucunu doğurabilir.

Trafik kazası taksirle ölüme neden olma mahkeme kararları, bilinçsiz ve bilinçli taksir arasında net bir ayrım yapmanın önemini vurgular. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin kararları arasında, özellikle bilinçli taksir vakalarında cezaların daha ağır olduğuna ve failin kusur yoğunluğuna bağlı olarak kararların şekillendiğine sıkça rastlanmaktadır. Ayrıca, illiyet bağının kurulması ve olayla fail davranışı arasındaki nedensellik ilişkisinin ispatı, mahkeme süreçlerinde kritik bir rol oynamaktadır.

Sonuç olarak, bilinçsiz ve bilinçli taksir kavramlarının doğru bir şekilde anlaşılması, trafik kazalarında yargı sürecinin adil bir şekilde yürütülmesini sağlamaktadır. Yargıtay’ın verdiği kararlar, hem uygulayıcı hukukçulara hem de kamuoyuna bu kavramların ne şekilde yaşam bulduğunu ve cezai sorumluluk kapsamında nasıl değerlendirildiğini göstermektedir.

trafik kazası taksirle ölüme neden olma beraat yargıtay kararları

Sıkça Sorulan Sorular

Taksirle ölüme neden olma nedir?

Taksirle ölüme neden olma, bir kişinin dikkatsizlik veya özen eksikliği nedeniyle istemeden başka birinin ölümüne sebep olması durumudur. Bu durum TCK’nın 85. maddesinde düzenlenmiştir. Örneğin, trafik kurallarına uymama veya mesleki ihmal sonucu bir kişinin hayatının kaybedilmesi, bu suça örnek olarak gösterilebilir.

Taksirle ölüme neden olma suçunun cezası nedir?

Taksirle ölüme neden olma suçu için Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen ceza, 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıdır. Eğer birden fazla kişinin ölümü veya bir yaralanma söz konusuysa, ceza 2 yıldan 15 yıla kadar çıkabilir. Ayrıca, bilinçli taksir durumunda ceza oranı 1/3 ile 1/2 arasında artırılabilir.

Yargıtay kararlarına göre trafik kazalarında beraat mümkün müdür?

Evet, Yargıtay kararlarına göre trafik kazalarında taksirle ölüme neden olma suçunda beraat sağlanabilir. Beraat kararı verilebilmesi için kazanın sanığın öngörüsüzlüğünden bağımsız bir şekilde ortaya çıkmış olması veya illiyet bağının bulunmaması gereklidir. Özellikle sanığın kusursuz olduğu ispatlandığında beraat mümkün olabilir.

Son Yazılar

1108, 2025
Allianz Sigorta Değer Kaybı Başvurusu (2026) | Yeni Sistemde Ayrı Başvuru Gerekli mi?

Allianz sigorta değer kaybı başvuru sürecini adım adım ele alıyoruz. Örnek dilekçeler, ödeme süreci ve eksik ödeme durumunda yapılması gerekenlerle ilgili detaylar blog yazımızda sizi bekliyor.

Go to Top