Hukuk

Tutukluluk Kararına İtiraz Hakkı

Tutukluluk Kararına İtiraz Hakkı

Tutukluluk kararına itiraz, tutuklanan kişinin kararı veren hâkimliğe dilekçe vererek kararın kaldırılmasını isteyebildiği kanun yoludur ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 267 ile 271. maddeleri arasında düzenlenmiştir. İtiraz süresi, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır; ancak 1 Haziran 2024’ten önce verilmiş kararlarda bu süre yedi gündür. Bu yazıda tutuklama kararına itirazın süresini, hangi merciin inceleyeceğini, dilekçenin nasıl hazırlanacağını ve itiraz reddedilirse hangi yolların açık kaldığını kanun maddeleriyle birlikte açıklıyoruz.

Makale İçeriği

Kısaca

Tutukluluk kararına itiraz, tahliye talebi ve otuz günlük resen inceleme birbirinden farklı üç yoldur; hangisinin kullanılacağı süreyi de merciyi de değiştirir.

  • Süre iki hafta (CMK m.268/1). 1/6/2024 öncesinde verilen kararlarda yedi gün uygulanır (CMK Geçici m.6/1-c).
  • İtiraz, kararı veren sulh ceza hâkimliğine verilir; hâkimlik kararını düzeltmezse en çok üç gün içinde asliye ceza mahkemesi hâkimine gönderir (CMK m.268/2-3-b).
  • Tutuklu kişi, dilekçesini ceza infaz kurumu müdürüne de verebilir; bu anda kanun yolu süresi kesilmiş sayılır (CMK m.263).
  • Merciin itiraz üzerine verdiği karar kesindir (CMK m.271/4). Reddedilen itiraz “bir üst mahkemeye” taşınmaz.
  • Süre geçse bile tahliye talebi her aşamada yapılabilir (CMK m.104/1); iki yol karıştırılmamalıdır.

Tutukluluk Kararı Nedir?

Tutukluluk kararı, hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunan şüpheli veya sanığın yargılama sonuçlanmadan özgürlüğünün kısıtlanmasına imkân veren bir koruma tedbiridir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde düzenlenir. Cezalandırma amacı taşımaz; delillerin korunması, tanıklar üzerinde baskı kurulmasının önlenmesi ve kaçma tehlikesinin giderilmesi için başvurulan geçici bir tedbirdir.

Kanun, tutuklamayı iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlar. CMK m.100/1’e göre “kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde” tutuklama kararı verilebilir. Aynı fıkra bir sınır daha koyar: “İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde, tutuklama kararı verilemez.”

Tutukluluk kararının temel niteliklerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Geçici koruma tedbiridir: Kişi hakkında henüz mahkûmiyet kararı verilmemiştir. Masumiyet karinesi (Anayasa m.38/4) gereği, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
  • Kanuni dayanağı vardır: Tutuklama nedenleri, yasakları ve süreleri CMK m.100 ile m.108 arasında sayılmıştır. Kanunda gösterilmeyen bir gerekçeyle tutuklama yapılamaz.
  • Ölçülülük denetimine tabidir: Adli kontrol gibi daha hafif bir tedbirle amaca ulaşılabiliyorsa tutuklama yoluna gidilemez. CMK m.101/1, tutuklama isteminde “adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere” yer verilmesini zorunlu tutar.
  • Süreye bağlıdır: Tutukluluk süresiz değildir; CMK m.102 azami süreleri, m.108 ise otuz günlük periyodik denetimi düzenler.

Hangi Durumlarda Tutuklama Kararı Verilir?

Tutuklama nedenleri CMK m.100/2’de sayılmıştır. Kanuna göre şu hâllerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

  • Şüpheli veya sanığın “kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular” varsa,
  • Şüpheli veya sanığın davranışları delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme hususunda kuvvetli şüphe oluşturuyorsa,
  • Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususunda kuvvetli şüphe varsa.

Bunların yanında CMK m.100/3, katalog suçlar için ayrı bir kural getirir. Bu suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde tutuklama nedeni var sayılabilir. Katalogda kasten öldürme, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, hırsızlık ve yağma, uyuşturucu imal ve ticareti, silah kaçakçılığı gibi suçlar yer alır. Katalog 2022’de kadına karşı işlenen kasten yaralama ve sağlık personeline karşı işlenen kasten yaralama suçlarıyla (7406 sayılı Kanun), 2024’te ise öğretmenlere ve eğitim kurumu çalışanlarına karşı görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçuyla (7528 sayılı Kanun) genişletilmiştir.

Burada sık yapılan bir hata vardır: katalog suç tutuklamayı zorunlu kılmaz. Kanunun ifadesi “var sayılabilir” şeklindedir; hâkim yine de ölçülülüğü ve adli kontrolün yeterli olup olmadığını tartışmak zorundadır. Katalog suçtan tutuklanan kişinin itirazı, çoğunlukla bu tartışmanın hiç yapılmamış olması üzerine kurulur.

Tutuklama Kararı Kim Verir? Savcı Tutuklama Kararı Verebilir mi?

Tutuklama kararını yalnızca hâkim veya mahkeme verir; Cumhuriyet savcısı tutuklama kararı veremez. CMK m.101/1 bunu açıkça düzenler: soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına “Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından”, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına ise “Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece” karar verilir.

Savcının yetkisi istemde bulunmakla sınırlıdır. Savcı, şüphelinin gözaltına alınmasına karar verebilir ve tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edebilir; ancak kişiyi kendi kararıyla tutuklayamaz. Anayasa m.19/3 de tutuklamayı hâkim kararına bağlamıştır. “Savcı tutuklama kararı verdi” denilen durum uygulamada, savcının sevk yazısı üzerine sulh ceza hâkiminin verdiği karardır.

Bu ayrımın itiraz bakımından pratik sonucu şudur: itiraz dilekçesi savcılığa değil, kararı veren hâkimliğe veya mahkemeye verilir. Yanlış mercie verilen dilekçe işleme alınsa bile zaman kaybettirir.

Evre Kararı veren İstemde bulunan Dayanak
Soruşturma Sulh ceza hâkimi Cumhuriyet savcısı CMK m.101/1
Kovuşturma Davaya bakan mahkeme Savcı veya mahkeme re’sen CMK m.101/1
Dosya istinaf/temyizde iken (salıverilme istemi) Bölge adliye mahkemesi, Yargıtay ilgili dairesi veya Ceza Genel Kurulu Talep veya re’sen CMK m.104/3

Tutuklama Kararı Verilemeyecek Haller Nelerdir?

CMK m.100/4, tutuklamayı iki hâlde doğrudan yasaklar: “Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”

Bu hükmün iki ayrı ayağı vardır ve ikisi de itiraz dilekçesinde ayrı ayrı işlenir:

  • Sadece adli para cezasını gerektiren suçlar: Kanunun yaptırım olarak yalnızca adli para cezası öngördüğü suçlarda tutuklama mümkün değildir.
  • Üst sınırı iki yılı aşmayan hapis cezalı suçlar: Burada bir istisna vardır. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar bu yasağın dışındadır; yani basit yaralama gibi bir suçta üst sınır iki yılı aşmasa da tutuklama yasağı işlemez.

Tutuklama yasağı kapsamındaki bir suçta hâkim, tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerine başvurabilir. CMK m.109/2 bunu açıkça mümkün kılar: “Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.”

Tutukluluk Kararı Nasıl Alınır?

Tutuklama kararı, şüpheli veya sanığın hâkim önüne çıkarılıp sorgusu yapıldıktan sonra verilir. Soruşturma evresinde kişi, savcılık sevki üzerine sulh ceza hâkimliğine çıkarılır; müdafi hazır bulunur. CMK m.101/3 bu konuda tereddüde yer bırakmaz: “Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.”

Anayasa m.19/5, yakalanan veya tutuklanan kişinin “tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde” hâkim önüne çıkarılmasını emreder. Bu süre aşılmışsa, tutuklama kararına itirazın yanında CMK m.141/1-(b) uyarınca tazminat hakkı da doğar.

Hâkim tutuklama nedeni görmezse kişiyi serbest bırakır veya adli kontrol altına alır. CMK m.101/4’e göre “tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.”

Tutuklama Kararının Gerekçesinde Bulunması Gereken Dört Unsur

Tutuklama kararının gerekçesi, itirazın en güçlü dayanağıdır; çünkü kanun gerekçede hangi başlıkların bulunacağını tek tek saymıştır. CMK m.101/2’ye göre tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda şu dört husus “somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça” gösterilir:

# Gösterilmesi zorunlu unsur İtirazda kullanımı
a Kuvvetli suç şüphesi Dosyadaki delillerin şüpheyi “kuvvetli” düzeye taşımadığı
b Tutuklama nedenlerinin varlığı Kaçma veya delil karartma şüphesinin somut olguya dayanmadığı
c Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu Beklenen ceza ile tedbirin orantısızlığı
d Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı Adli kontrolün hiç tartışılmadığı

Dördüncü unsur 2021’de eklenmiştir (7331 sayılı Kanun, m.14). Bu tarihten sonra verilen bir tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kalacağı tartışılmamışsa, karar kanunun aradığı gerekçeyi taşımıyor demektir. Uygulamada matbu ifadelerle (“kaçma şüphesinin bulunması, delil durumu”) yetinilen kararlara yapılan itirazlar bu eksikliğe dayandırılır.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendisine verilir ve bu husus kararda belirtilir (CMK m.101/2 son cümle). Kararın örneğinin verilmiş olması, itiraz süresinin hesabında önem taşır.

Tutuklama Kararının Hukuki Niteliği

Tutuklama, ceza değil koruma tedbiridir. Bu nitelik farkı sonuçları da belirler: tedbirin amacı cezalandırmak değil, muhakemenin sağlıklı yürütülmesini güvence altına almaktır. Bu nedenle tutuklama kararı, ceza hükmü gibi bir kez verilip kesinleşen bir karar değil, koşullar değiştikçe yeniden değerlendirilmesi gereken bir tedbirdir.

Bu niteliğin üç pratik sonucu vardır:

  • Sürekli denetime tabidir: CMK m.108 uyarınca tutukluluk, kimse talep etmese bile en geç otuzar günlük sürelerle yeniden değerlendirilir.
  • Her aşamada kaldırılması istenebilir: CMK m.104/1, salıverilme isteminin soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında yapılabileceğini düzenler.
  • Ölçülülükle sınırlıdır: Beklenen ceza ile tedbirin ağırlığı orantısızsa tutuklama kararı verilemez (CMK m.100/1).

Masumiyet karinesi bu çerçevenin temelidir. Anayasa m.38/4 uyarınca suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz; tutukluluk bir suçluluk tespiti değildir. Tutuklulukta geçen sürenin mahkûmiyet hâlinde cezadan indirilmesi (TCK m.63) de bu ilkenin bir yansımasıdır.

Tutukluluk Kararına İtiraz Süreci Nasıl İşler?

Tutukluluk kararına itiraz süreci, dilekçenin kararı veren hâkimliğe verilmesiyle başlar ve itiraz merciinin kesin kararıyla sona erer. Süreç şu adımlardan oluşur:

Adım İşlem Süre / dayanak
1 Tutuklama kararının öğrenilmesi veya tebliği Sürenin başlangıcı (CMK m.35, m.39/1)
2 İtiraz dilekçesinin kararı veren mercie verilmesi İki hafta içinde (CMK m.268/1)
3 Tutuklunun kurum müdürüne başvurması hâlinde sürenin kesilmesi Başvuru anında (CMK m.263/4)
4 Kararı veren merciin kendi kararını gözden geçirmesi Yerinde görürse düzeltir (CMK m.268/2)
5 Dosyanın itiraz merciine gönderilmesi En çok üç gün (CMK m.268/2)
6 Savcı görüşü alınırsa şüpheli veya müdafie bildirilmesi Üç gün içinde cevap (CMK m.270/2)
7 Merciin dosya üzerinden karar vermesi Mümkün olan en kısa süre (CMK m.271/1, /3)
8 Kararın kesinleşmesi Merci kararı kesindir (CMK m.271/4)

Sürecin iki noktası çoğu zaman atlanır. Birincisi, itiraz dilekçesinin kararı inceleyecek mercie değil veren mercie verilmesi gerektiğidir. İkincisi, itirazın tutukluluğu kendiliğinden durdurmadığıdır; geri bırakma ayrıca talep edilmelidir (CMK m.269/2).

Tutukluluk Kararına İtiraz Süresi Kaç Gündür?

Tutukluluk kararına itiraz süresi iki haftadır. CMK m.268/1’e göre hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, “kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde” kararı veren mercie verilecek bir dilekçeyle ya da zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır.

Bu süre eskiden yedi gündü. 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun süreyi iki haftaya çıkardı; değişiklik 1 Haziran 2024’te yürürlüğe girdi. Ancak değişiklik geçmişe yürümez. CMK Geçici m.6/1-(c), kanun yollarına başvuru sürelerine ilişkin değişikliklerin “1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında” uygulanacağını, bu tarihten önce verilen kararlar bakımından eski hükümlerin uygulanmaya devam edeceğini düzenler.

Tutuklama kararının verildiği tarih İtiraz süresi Dayanak
1 Haziran 2024 ve sonrası İki hafta CMK m.268/1 (7499 s.K.)
1 Haziran 2024’ten önce Yedi gün CMK Geçici m.6/1-(c)

Ölçüt, itirazın yapıldığı tarih değil kararın verildiği tarihtir. Eski tarihli bir dosyada henüz kesinleşmemiş bir karara bugün itiraz ediliyorsa, uygulanacak süre kararın verildiği tarihteki süredir. İtiraz süresi konusundaki genel kuralları ve diğer karar türleri için mahkeme kararına itiraz kaç günde sonuçlanır yazımızı inceleyebilirsiniz.

Tutukluluğa İtiraz Süresi Ne Zaman Başlar, Nasıl Hesaplanır?

Süre, kararın öğrenildiği veya tebliğ edildiği günün ertesi günü işlemeye başlar. CMK m.39/1 bunu şöyle düzenler: “Gün ile belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar.” Tutuklama kararı yüze karşı verildiğinden, hesaba esas alınacak öğrenme tarihi çoğunlukla sorgunun yapıldığı gündür; süre ertesi gün işlemeye başlar.

İki haftalık süre gün değil hafta ile belirlenmiş bir süredir ve hesabı farklıdır. CMK m.39/2: “Süre, hafta olarak belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün, son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer.” Yani karar bir salı günü öğrenilmişse, süre iki hafta sonraki salı günü mesai bitiminde dolar.

Son gün resmî tatile denk gelirse süre uzar: CMK m.39/4’e göre “son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.”

Bir ayrıntı çoğu zaman gözden kaçar. CMK m.35/2, “koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç” kaydıyla, kanun yoluna başvurulabilecek kararların hazır bulunmayan ilgilisine tebliğ olunacağını söyler. Tutuklama bir koruma tedbiri olduğundan, kişinin hazır bulunmadığı hâllerde kararın ayrıca tebliğ edilmesi zorunlu değildir; süre öğrenme ile işlemeye başlar. Gıyapta verilen tutuklama kararlarında bu kural, sürenin farkında olmadan tükenmesine yol açabilir.

Durum Sürenin başlangıcı Dayanak
Karar yüze karşı verildi (sorgu sonrası) Kararın açıklandığı günün ertesi günü CMK m.35/1, m.39/1
Karar tebliğ edildi Tebligatın yapıldığının ertesi günü CMK m.39/1
Gıyapta karar, tebliğ yok Öğrenildiği günün ertesi günü CMK m.35/2, m.268/1
Son gün tatile rastladı Tatilin ertesi günü biter CMK m.39/4

Tutukluluğa İtiraz Süresi Adli Tatilde İşler mi?

Adli tatile rastlayan süreler işlemez. CMK m.331/4 açıktır: “Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.” Ceza işlerinde adli tatil, her yıl 20 temmuz ile 31 ağustos arasındadır (CMK m.331/1).

Bunun tutuklu işlerde pratik bir sınırı vardır. CMK m.331/2 uyarınca soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak hususların tatil süresi içinde ne şekilde yerine getirileceği Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir. Yani tutuklu dosyalarda iş görülmeye devam eder; nöbetçi hâkimlikler çalışır ve itiraz incelenir.

İki kuralı birlikte okumak gerekir: süre bakımından koruma m.331/4’ten, işin görülmesi bakımından süreklilik m.331/2’den gelir. Tutuklu bir dosyada süreyi tatile bırakmak yerine itirazı hemen yapmak, hem tahliye ihtimalini öne çeker hem de süre tartışmasını tamamen ortadan kaldırır.

Tutukluluğa İtiraz Süresi Geçerse Ne Olur?

Süre geçse bile kişi tutukluluktan kurtulma imkânını kaybetmez; yalnızca itiraz yolunu kaybeder. Burada çoğu zaman birbirine karıştırılan iki ayrı kurum devreye girer.

CMK m.104/1’e göre “soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.” Tahliye talebi süreye bağlı değildir ve her aşamada, defalarca yapılabilir. İtiraz ise kararın hukuka aykırılığını denetletmeye yönelik, iki haftalık süreye bağlı bir kanun yoludur.

Ölçüt İtiraz (CMK m.267-271) Tahliye talebi (CMK m.104)
Süre İki hafta (1/6/2024 öncesi yedi gün) Süre yok, her aşamada
Konu Kararın hukuka aykırılığı Tutukluluğun devamının gerekmediği
Karar veren İtiraz mercii (asliye ceza hâkimi) Kararı veren hâkim veya mahkeme
Karar süresi Mümkün olan en kısa süre (m.271/3) Üç gün (m.105/1)
Sonraki yol Merci kararı kesin (m.271/4) Redde karşı itiraz edilebilir (m.104/2)

Süre kaçırıldığında izlenecek yol şudur: yeni bir tahliye talebi verilir, talep reddedilirse bu red kararına karşı iki hafta içinde itiraz edilir. CMK m.104/2 bu imkânı açıkça tanır: “Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Bu kararlara itiraz edilebilir.” Böylece kapanan itiraz yolu, yeni bir karar üzerinden yeniden açılır.

Ayrıca elde olmayan bir nedenle süreyi kaçıran kişi için eski hâle getirme kurumu vardır (CMK m.40-42). Bu yol dar yorumlanır; pratikte tahliye talebi yolu çok daha hızlı sonuç verir.

Tutuklamaya İtiraz Hangi Mahkemeye Yapılır, Dilekçe Nereye Verilir?

İtiraz dilekçesi, kararı inceleyecek mercie değil kararı veren mercie verilir. CMK m.268/1 dilekçenin “kararı veren mercie” verileceğini söyler. Yani sulh ceza hâkimliğinin verdiği tutuklama kararına itiraz dilekçesi, aynı sulh ceza hâkimliğine sunulur.

Kararı veren hâkimlik önce kendi kararını gözden geçirir. CMK m.268/2: “Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.” Bu üç günlük süre kanuni bir sınırdır; dosyanın merci önüne gitmesini geciktiren uygulamalarda dilekçeyle hatırlatılabilir.

İnceleme mercii ise tutuklama kararları için özel olarak belirlenmiştir. CMK m.268/3-(b), 8/7/2021 tarihli 7331 sayılı Kanunla değiştirilmiştir: “Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir.” Aynı bent, sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa inceleme yetkisinin ağır ceza mahkemesi başkanına ait olduğunu da düzenler.

Bu değişiklikten önce sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazlar, numara olarak kendisini izleyen başka bir sulh ceza hâkimliği tarafından inceleniyordu. 2021’den bu yana tutuklama ve adli kontrol kararları bu sistemden çıkarılmış, denetim asliye ceza mahkemesi hâkimine bırakılmıştır.

Kararı veren merci İtirazı inceleyen merci Dayanak
Sulh ceza hâkimliği (tutuklama / adli kontrol) Yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi CMK m.268/3-b
Sulh ceza işlerine bakan asliye ceza hâkimi Ağır ceza mahkemesi başkanı CMK m.268/3-b
Sulh ceza hâkimliği (diğer kararlar) Numara olarak izleyen sulh ceza hâkimliği CMK m.268/3-a
Asliye ceza mahkemesi Yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi CMK m.268/3-c
Ağır ceza mahkemesi Numara olarak izleyen ağır ceza dairesi CMK m.268/3-c

Sık rastlanan bir yanlış anlatım burada düzeltilmelidir: asliye ceza mahkemesi, sulh ceza hâkimliğinin “üst derecesi” değildir. İkisi de ilk derece yargı merciidir. Kanun yalnızca itirazı incelemeye yetkili mercii göstermiştir; ortada bir derece atlaması ya da istinaf ilişkisi yoktur. Aynı mantık adli kontrol kararları için de geçerlidir; ayrıntısı adli kontrol kararına itiraz süreci yazımızdadır.

Tutukluluk Kararına İtiraz İçin Gereken Şartlar

İtirazın incelenebilmesi için dört şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: itiraz hakkına sahip olmak, süresi içinde başvurmak, dilekçeyi doğru mercie vermek ve kararın hangi yönüyle hukuka aykırı olduğunu göstermek. Bunlardan biri eksikse itiraz esasa girilmeden reddedilir.

Şart İçeriği Dayanak
İtiraz hakkına sahip olmak Şüpheli/sanık, müdafi, yasal temsilci, eş veya savcı CMK m.260-262
Süresi içinde başvurmak İki hafta (1/6/2024 öncesi kararlarda yedi gün) CMK m.268/1, Geçici m.6/1-c
Doğru mercie vermek Kararı veren hâkimlik veya mahkeme CMK m.268/1, m.263
Gerekçe göstermek Kararın m.101/2’deki hangi unsuru taşımadığı CMK m.101/2

Beşinci bir şart aranmaz: itiraz için kararın kesinleşmesi, iddianamenin düzenlenmesi ya da belirli bir aşamanın tamamlanması gerekmez. Tutuklama kararı verildiği anda itiraz yolu açıktır (CMK m.101/5).

Tutukluluk Kararına Kimler İtiraz Edebilir?

Kanun yollarına başvurabilecek kişiler CMK m.260 ile m.263 arasında sayılmıştır. Tutuklama kararına itiraz edebilecekler şunlardır:

  • Şüpheli veya sanığın kendisi: CMK m.260/1, hâkim ve mahkeme kararlarına karşı şüpheli ve sanık için kanun yollarının açık olduğunu düzenler.
  • Müdafi (avukat): CMK m.261 bir koşul koyar: “Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir.” Müvekkil açıkça itiraz istemiyorsa avukat kendiliğinden itiraz edemez.
  • Yasal temsilci ve eş: CMK m.262, “şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilirler” der. Bu, vekâletname veya tutuklunun onayı aranmayan bağımsız bir yetkidir.
  • Cumhuriyet savcısı: CMK m.260/1 savcıyı da sayar; m.260/3 uyarınca savcı “sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.”

Burada iki nokta düzeltilmelidir. Birincisi, eşin itiraz yetkisi aile hukukundan değil doğrudan CMK m.262’den doğar. İkincisi, yetki “anne-baba”ya değil yasal temsilciye tanınmıştır; reşit olmayan şüphelide bu kişi veli ya da vasidir, reşit bir şüphelinin anne babası yasal temsilci sıfatını taşımaz.

Avukat itiraz etmediğinde yolun tamamen kapandığı da doğru değildir: eş ve yasal temsilci, süresi içinde kendiliklerinden başvurabilir. Tutuklunun kendisi de ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunarak itirazını kaydettirebilir (CMK m.263).

Tutuklu Kişi İtiraz Dilekçesini Nasıl Verir?

Tutuklu bulunan kişi için kanun ayrı ve kolaylaştırıcı bir usul öngörmüştür. CMK m.263/1’e göre “tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir.”

Bu hükmün en kritik sonucu dördüncü fıkradadır: “Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır.” Yani tutuklu kişi dilekçesini cezaevi idaresine verdiği anda süre korunmuş olur; dilekçenin mahkemeye ulaşmasındaki gecikme aleyhine sonuç doğurmaz.

Usul şöyle işler:

  • Tutuklu, beyanını zabıt kâtibine veya kurum müdürüne yapar ya da dilekçesini verir.
  • Beyan veya dilekçe ilgili deftere kaydedilir, tutanak düzenlenir ve bir örneği tutukluya verilir (CMK m.263/2).
  • Kurum müdürüne başvuru hâlinde tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir (CMK m.263/3).

CMK m.268/1’in son cümlesi “263 üncü madde hükmü saklıdır” diyerek bu usulü itiraz bakımından da açıkça korur. Tutukluya verilen tutanağın örneğini saklamak, ileride süre tartışması çıkarsa başvurunun tarihini ispatlar.

İtiraz Dilekçesi Hazırlığı ve İçeriği

Tutuklamaya itiraz dilekçesi, kararın hangi unsurunun eksik olduğunu gösteren bir belgedir. Bu nedenle hazırlığı iki aşamalıdır: önce kararın ve dosyanın incelenmesi, sonra eksikliklerin dilekçe düzenine oturtulması.

Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Tutuklamaya itiraz dilekçesinin omurgasını CMK m.101/2’de sayılan dört unsur oluşturur. Kanun tutuklama kararının gerekçesinde neyin bulunmasını zorunlu kılıyorsa, itiraz da o başlıkların eksikliğini göstermek üzere kurulur. Genel ifadelerle yazılmış bir dilekçe yerine, kararın hangi unsuru taşımadığını maddeler hâlinde ortaya koyan bir dilekçe, merciin denetimini somut bir zemine oturtur.

Dilekçede bulunması gereken bölümler şunlardır:

  • Makam: Kararı veren sulh ceza hâkimliğine ya da mahkemeye hitap edilir. İtirazı inceleyecek merci ayrıca belirtilebilir ancak dilekçe kararı veren mercie verilir (CMK m.268/1).
  • Kimlik ve dosya bilgileri: Şüphelinin kimlik bilgileri, soruşturma numarası, tutuklama kararının tarihi ve sayısı.
  • Tutuklama kararının özeti: Hangi tarihte, hangi suç isnadıyla, hangi gerekçeyle tutuklandığı.
  • Kuvvetli suç şüphesine ilişkin itiraz: Dosyadaki delillerin niteliği tartışılır; beyandan ibaret bir dosyada şüphenin “kuvvetli” düzeye ulaşmadığı gösterilir.
  • Tutuklama nedenine ilişkin itiraz: Kaçma veya delil karartma şüphesinin somut olguya dayanmadığı ortaya konur. Sabit ikametgâh, düzenli iş, aile bağları, pasaport durumu, önceki soruşturmalarda tebligata icabet gibi olgular belgelenir.
  • Ölçülülüğe ilişkin itiraz: İsnat edilen suça öngörülen ceza ile tedbirin ağırlığı karşılaştırılır. CMK m.100/4 kapsamına giren bir suç varsa tutuklama yasağı ayrıca ileri sürülür.
  • Adli kontrolün yeterliliğine ilişkin itiraz: Kararda adli kontrolün neden yetersiz kalacağı tartışılmamışsa bu eksiklik gösterilir; hangi adli kontrol yükümlülüğünün amacı sağlayacağı somut olarak önerilir (CMK m.109/3).
  • Anayasal ve sözleşmesel dayanaklar: Anayasa m.19 ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.5 kapsamındaki kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı.
  • Sonuç ve talep: Tutukluluk hâlinin kaldırılarak tahliye; bu mümkün görülmezse adli kontrol tedbiri uygulanması talebi.

Dilekçeye tutuklama kararının örneği, dosyada bulunmayan belgeler (ikametgâh, iş yeri yazısı, sağlık raporu, öğrenci belgesi) ve varsa tanık bilgileri eklenir. Elektronik imzalı avukat başvurularında UYAP üzerinden gönderim mümkündür; tutuklunun kendi başvurusunda ise CMK m.263 usulü işler.

Dilekçe Hazırlarken Kaçınılması Gereken Hatalar

  • Kalıp cümlelerle yetinmek: “Müvekkilin kaçma şüphesi yoktur” cümlesi tek başına bir olgu değildir; ikametgâh, iş ve aile bağı belgelenmelidir.
  • Dosya içeriğini tartışmamak: İtiraz esasa ilişkin bir savunma değildir ama kararın dayandığı delilin niteliğini göstermeden yazılan itiraz sonuç vermez.
  • Yanlış mercie vermek: Dilekçe kararı veren hâkimliğe verilir; doğrudan asliye ceza mahkemesine verilen dilekçe gönderilse bile zaman kaybettirir.
  • Süreyi son güne bırakmak: Tutuklu dosyada geçen her gün fiilî sonuç doğurur; ayrıca hafta hesabı (CMK m.39/2) yanlış yapıldığında süre farkında olmadan dolabilir.
  • Aynı gerekçeyi tekrar etmek: Reddedilen bir itirazdan sonra hiçbir yeni olgu göstermeden aynı dilekçeyi vermek sonucu değiştirmez; yeni bir tahliye talebi için değişen bir durum (delillerin toplanmış olması, tanıkların dinlenmiş olması, sağlık durumu) ortaya konmalıdır.

Tutukluluk Kararı İtirazında Süreç ve Zaman Yönetimi

Tutuklu bir dosyada zaman, usul kurallarından bağımsız bir değer taşır: geçen her gün fiilen infaz edilen bir tedbir anlamına gelir. Bu nedenle itiraz sürecinde zaman yönetimi, yalnızca süreyi kaçırmamaktan ibaret değildir.

İlk aşamada yapılması gerekenler. Sorgudan çıkan kararın örneği CMK m.101/2 uyarınca kişiye verilir; bu örnek sürenin hesabı ve gerekçenin incelenmesi için ilk belgedir. Dosyaya erişim CMK m.153 çerçevesinde müdafi tarafından sağlanır. İtirazın dayanacağı olguların belgeleri (ikametgâh, çalışma belgesi, sağlık raporu) bu aşamada toplanır.

Süre planlaması. İki haftalık süre hafta hesabıyla işler (CMK m.39/2) ve son gün tatile rastlarsa uzar (m.39/4). Tutuklu dosyada süreyi son güne bırakmanın hiçbir avantajı yoktur; dilekçenin erken verilmesi hem inceleme takvimini öne çeker hem de eksik belge çıkması hâlinde ek dilekçe imkânı bırakır.

Bekleme aşamasında yapılabilecekler. İtiraz dosyası mercie gönderildikten sonra süreç dosya üzerinden yürür. Bu aşamada:

  • Kararı veren hâkimliğin dosyayı üç gün içinde göndermesi gerektiği hatırlatılabilir (CMK m.268/2).
  • Savcıdan görüş alınmışsa bunun tebliği istenir; görüşe karşı üç gün içinde beyanda bulunma hakkı vardır (CMK m.270/2).
  • Dosyaya yeni belge sunulabilir; merci inceleme ve araştırma yapmaya yetkilidir (CMK m.270/1).

Paralel yolların planlanması. İtiraz sürerken tahliye talebi verilmesi mümkündür ve bu iki yol birbirini engellemez. İtirazın reddi hâlinde merci kararı kesin olduğundan (CMK m.271/4), sürecin devamı ancak yeni bir tahliye talebi ve onun reddine itiraz üzerinden kurulur. Bu nedenle itiraz reddedilmeden önce, dosyada hangi olgunun değiştiğinin (delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, iddianamenin düzenlenmesi) takip edilmesi gerekir.

Adli tatil. 20 temmuz – 31 ağustos arasında süreler işlemez ve tatil bitiminden itibaren üç gün uzatılmış sayılır (CMK m.331/4); buna karşılık tutuklu işlere ilişkin kovuşturmalar tatilde de görülür (m.331/2).

Dosyada Kısıtlama Kararı Varsa İtiraz Nasıl Hazırlanır?

Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmış olması, itirazın dayanaksız kalmasını gerektirmez. Kural, CMK m.153/1’dir: müdafi soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.

Kısıtlama istisnadır ve iki yönden sınırlıdır. Birincisi, kısıtlama kararı ancak m.153/2’de sayılan suçlarda verilebilir; kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu imal ve ticareti, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar, casusluk, silah kaçakçılığı, bankacılık zimmeti ve kaçakçılık suçları bu kapsamdadır. Sayılanlar dışındaki bir suçta kısıtlama kararı verilemez.

İkincisi ve itiraz bakımından daha önemlisi, kısıtlama kararı verilse bile bazı belgeler kapsam dışındadır. CMK m.153/3: “Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.” Yani ifade tutanakları, bilirkişi raporları ve müdafiin hazır bulunmaya yetkili olduğu işlemlerin tutanakları her hâlde incelenebilir.

İtiraz dilekçesi bu belgeler üzerine kurulur: ifade tutanağındaki beyanların isnadı kuvvetli şüphe düzeyine taşıyıp taşımadığı, bilirkişi raporunun içeriği ve sorgu tutanağındaki hâkim tespitleri tartışılır. Ayrıca iddianamenin kabulünden itibaren kısıtlama sona erer; CMK m.153/4 uyarınca müdafi bu tarihten sonra dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir, örneklerini harçsız alabilir.

İtiraz Nasıl İncelenir, Karar Ne Zaman Verilir?

İtirazı inceleyen merci dosya üzerinden karar verir. CMK m.271/1’e göre “kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.”

Merciin yetkileri dardır ancak etkilidir: CMK m.270/1 uyarınca merci, itirazı savcıya ve karşı tarafa bildirebilir, inceleme ve araştırma yapabilir ya da yapılmasını emredebilir.

Tutuklama itirazlarına özgü bir güvence 2013’te eklenmiştir. CMK m.270/2’ye göre, CMK m.101 ve m.105 uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınırsa “bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir.” Savcı görüşünün tebliğ edilmeden karar verilmesi, silahların eşitliği ilkesine aykırılık oluşturur ve bireysel başvuruda ayrı bir ihlal iddiası olarak ileri sürülür.

Karar süresi bakımından kanun sayı vermez. CMK m.271/3 “karar mümkün olan en kısa sürede verilir” der. Uygulamada tutuklu dosyalarda inceleme birkaç gün içinde tamamlanır; ancak kanunda bağlayıcı bir gün sınırı bulunmadığı için gecikme hâlinde başvurulacak yol, yeni bir tahliye talebi vermek ve CMK m.105/1’deki üç günlük süreyi işletmektir. Farklı karar türlerinde itirazın ne kadar sürdüğü mahkeme kararına itiraz kaç günde sonuçlanır yazımızda karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır.

İtiraz, Tutukluluğun Devamını Durdurur mu?

İtiraz kendiliğinden tahliye sonucu doğurmaz. CMK m.269/1: “İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz.” Kişi, itiraz incelenirken tutuklu kalmaya devam eder.

Bunun bir istisnası vardır ve talep edilmesi gerekir. CMK m.269/2 uyarınca “kararına itiraz edilen makam veya kararı inceleyecek merci, geri bırakılmasına karar verebilir.” Geri bırakma kendiliğinden gündeme gelmediğinden, itiraz dilekçesinde ayrıca ve gerekçesiyle talep edilmelidir.

Tutukluluğa İtiraz Kabul Edilirse Ne Olur?

İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir (CMK m.271/2). Tutuklama kararı kaldırılır ve kişinin salıverilmesine hükmedilir. Merci, tahliye yerine adli kontrol uygulanmasına da karar verebilir.

Adli kontrol yükümlülükleri CMK m.109/3’te sayılmıştır: yurt dışına çıkamamak, belirlenen yerlere düzenli olarak başvurmak, sürücü belgesini teslim etmek, tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak, güvence yatırmak, silah bulunduramamak, konutunu terk etmemek ve belirlenen bölgede elektronik cihazla izlenmek bunlar arasındadır. Uygulanan yükümlülüğe göre ayrıntılar için ev hapsi kararına itiraz ve yurt dışı çıkış yasağına itiraz yazılarımıza bakabilirsiniz.

Kararın kaldırılması, isnadın ortadan kalktığı anlamına gelmez; soruşturma veya kovuşturma devam eder. Adli kontrole çevrilen bir kararda yükümlülüğün ihlali hâlinde CMK m.112 uyarınca yeniden tutuklama gündeme gelebilir.

Tutukluluğa İtirazın Reddine İtiraz Edilebilir mi?

Merciin itiraz üzerine verdiği karar kesindir. CMK m.271/4 bunu tereddütsüz düzenler: “Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.”

Bu hükmün iki sonucu vardır:

  • İtirazın reddine karşı yeniden itiraz edilemez. Asliye ceza hâkiminin “itirazın reddine” kararı üzerine ağır ceza mahkemesine ya da bölge adliye mahkemesine başvurulmaz. Reddedilen itiraz “bir üst mahkemeye taşınmaz”; böyle bir kanun yolu yoktur.
  • İstisna yalnızca tek hâlde işler. Merci, itirazı incelerken ilk defa kendisi tutuklama kararı verirse (örneğin tutuklama isteminin reddine yapılan savcı itirazını kabul edip kişinin tutuklanmasına hükmederse), bu yeni karara karşı itiraz yolu açıktır.

İtiraz reddedildiğinde izlenecek gerçek yol farklıdır: yeni ve değişen olgulara dayanan bir tahliye talebi verilir (CMK m.104/1), bu talebin reddine karşı yeniden itiraz edilir (CMK m.104/2). Böylece denetim mekanizması kapanmaz, yeni bir karar üzerinden işlemeye devam eder.

Tutukluluk Devam Kararına İtiraz ve Otuz Günlük Gözden Geçirme

Tutukluluk, kimse talep etmese bile düzenli olarak denetlenir. CMK m.108/1’e göre soruşturma evresinde, şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, m.100 hükümleri göz önünde bulundurularak ve şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.

Bu incelemenin üç özelliği vardır:

  • Resen yapılır: Talep şartı yoktur; süre dolduğunda inceleme zorunludur.
  • Şüpheli veya müdafi dinlenir: Dosya üzerinden yapılan, tarafın dinlenmediği bir “devam” kararı kanunun aradığı usule uygun değildir.
  • Talep üzerine de yapılabilir: CMK m.108/2 uyarınca tutukluluk durumunun incelenmesi, aynı süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.

Kovuşturma evresinde denetim mahkemeye geçer. CMK m.108/3’e göre hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine “her oturumda veya koşullar gerektiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re’sen” karar verir.

Otuz günlük inceleme sonunda verilen tutukluluğun devamına kararı da bir karardır ve ona karşı itiraz edilebilir. CMK m.104/2, tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine ilişkin kararlara itiraz edilebileceğini açıkça söyler. Süre yine iki haftadır ve devam kararının öğrenildiği günden itibaren işler (CMK m.268/1). Uygulamada tutukluluk itirazlarının önemli bölümü ilk tutuklama kararına değil, bu periyodik devam kararlarına karşı yapılır.

Gözden geçirme süresi geçirilmişse, yani otuz gün dolduğu hâlde inceleme yapılmamışsa, bu durum tek başına tahliye sonucu doğurmaz; ancak tutukluluğun kanuna uygunluğunu tartışmalı hâle getirir ve hem tahliye talebinde hem de bireysel başvuruda ileri sürülebilecek bir usul aykırılığıdır.

Tutukluluk Devam Kararına İtiraz Süresi Kaç Gündür?

Tutukluluğun devamına ilişkin karara itiraz süresi de iki haftadır; ayrı bir süre öngörülmemiştir. CMK m.268/1’in genel kuralı burada da uygulanır ve süre, devam kararının öğrenildiği veya tebliğ edildiğinin ertesi günü işlemeye başlar (m.39/1).

Sürenin hesabında ölçüt yine kararın tarihidir: 1 Haziran 2024’ten önce verilmiş bir devam kararında yedi günlük süre uygulanır (CMK Geçici m.6/1-c). Her yeni devam kararı yeni bir süre başlatır; bir önceki devam kararına itiraz süresi geçmiş olsa bile, otuz gün sonra verilen yeni karara karşı süresi içinde itiraz edilebilir. Tutukluluk denetiminin pratikte kesintisiz işlemesini sağlayan mekanizma budur.

Tahliye Talebi Nasıl Yapılır?

Tahliye talebi, tutukluluk hâlinin sona erdirilmesi için soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında verilebilen bir istemdir (CMK m.104/1). İtirazdan farkı, kararın hukuka aykırılığını değil, tutukluluğun artık gerekli olmadığını ileri sürmesidir.

Talebi kimlerin verebileceği CMK m.103/1’de gösterilmiştir: Cumhuriyet savcısı şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir; “hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde bulunabilirler.”

İstem üzerine izlenecek usul CMK m.105/1’de düzenlenmiştir. Merci, Cumhuriyet savcısının, şüphelinin, sanığın veya müdafiin görüşünü aldıktan sonra üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adli kontrol uygulanmasına karar verir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gündür. Duruşma dışında karar verilirken görüş alınmaz. Maddenin son cümlesi bu kararlara itiraz edilebileceğini belirtir.

Aşama İşlem Süre / dayanak
Talep Şüpheli, sanık, müdafi veya savcı tarafından Her aşamada (m.104/1, m.103/1)
Karar Kabul, ret veya adli kontrol Üç gün (m.105/1)
Örgüt suçlarında karar Aynı Yedi gün (m.105/1)
Redde itiraz İtiraz mercii inceler İki hafta (m.104/2, m.268/1)
Dosya istinaf/temyizde BAM, Yargıtay dairesi veya CGK karar verir Talep veya re’sen (m.104/3)

Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a gittiğinde salıverilme istemini o merci inceler. CMK m.104/3, bu kararın dosya üzerinden yapılacak incelemeden sonra verileceğini ve re’sen de verilebileceğini düzenler.

Ayrıca soruşturma evresinde savcının kendi yetkisi vardır: CMK m.103/2’ye göre savcı, adli kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varırsa şüpheliyi re’sen serbest bırakır; kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.

Tutukluluk Süresi En Fazla Ne Kadar Olur?

Azami tutukluluk süreleri CMK m.102’de belirlenmiştir ve suçun görüldüğü mahkemeye göre değişir. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır; bu süre zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir (m.102/1). Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde süre en çok iki yıldır; zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek uzatılabilir, uzatma süresi toplam üç yılı geçemez (m.102/2).

Uzatmanın üst sınırı bazı suçlarda daha yüksektir. Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda uzatma süresi beş yılı geçemez (CMK m.102/2).

Soruşturma evresi için ayrıca sınır getirilmiştir. CMK m.102/4’e göre soruşturma evresindeki tutukluluk, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde altı ayı, giren işlerde bir yılı geçemez. Yukarıda sayılan özel suçlar ile toplu olarak işlenen suçlarda bu süre en çok bir yıl altı aydır ve gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

Dosya türü Kovuşturma evresi azami süre Soruşturma evresi azami süre
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler 1 yıl (+6 ay uzatma) 6 ay
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler 2 yıl (+ uzatma toplam 3 yıl) 1 yıl
TCK 2. Kitap 4. Kısım 4-7. Bölüm suçları ve TMK kapsamındaki suçlar 2 yıl (+ uzatma toplam 5 yıl) 1 yıl 6 ay (+6 ay uzatma)
Toplu olarak işlenen suçlar Dosyanın görüldüğü mahkemeye göre 1 yıl 6 ay (+6 ay uzatma)

Çocuklar için süreler oransal olarak düşer. CMK m.102/5, bu maddede öngörülen sürelerin “fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında” uygulanacağını düzenler.

Uzatma kararları kendiliğinden verilmez: CMK m.102/3 uyarınca uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir. Görüş alınmadan verilen uzatma kararı, itirazda ileri sürülecek bir usul aykırılığıdır. Yargılamanın makul süreyi aşması hâlinde ayrıca başvurulabilecek yollar için makul sürede yargılanma tazminatı yazımıza bakılabilir.

Tutukluluk Süresi Hesaplama: Süre Ne Zaman Başlar?

CMK m.102’deki süreler “tutukluluk süresi” olarak belirlendiğinden, hesaba esas alınan dönem kişinin fiilen tutuklu bulunduğu süredir; tutuklama kararının verildiği ancak henüz infaz edilmediği dönem bu süreye dahil olmaz.

Sürenin hesabında iki ayrı kavram karıştırılmamalıdır:

  • Azami tutukluluk süresi (CMK m.102): Kişinin bir dosyada ne kadar süre tutuklu kalabileceğinin üst sınırıdır. Aşıldığında tutukluluk hukuka aykırı hâle gelir ve tahliye gerekir.
  • Mahsup edilecek süre (TCK m.63): Mahkûmiyet hâlinde cezadan indirilecek süredir ve yalnızca tutukluluğu değil, gözaltı ile diğer hürriyeti sınırlayan hâlleri de kapsar.

Kanun soruşturma evresi için ayrı bir tavan koymuştur (m.102/4) ancak m.102/1 ve m.102/2’deki süreler evre ayrımı yapmaksızın “tutukluluk süresi” olarak belirlenmiştir. Bu nedenle soruşturmada geçen tutukluluk, maddedeki genel üst sınırın dışında değerlendirilmez.

Azami sürenin dolduğu hâllerde yapılacak işlem itirazla sınırlı değildir: sürenin aşıldığı, her aşamada verilebilen tahliye talebiyle de ileri sürülebilir (CMK m.104/1) ve kanuna aykırı tutukluluk CMK m.141/1-(a) uyarınca tazminat sebebidir.

Tutuklulukta Geçen Süre Cezadan Düşer mi?

Tutuklulukta geçen süre, mahkûmiyet hâlinde cezadan indirilir. Türk Ceza Kanunu m.63/1: “Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir.”

Bu indirim mahsup olarak adlandırılır ve tutukluluğun cezaya dönüşen tek yönüdür: tedbir olarak geçirilen süre, mahkûmiyet hâlinde infaz edilecek cezadan düşülür.

Tutukluluk Süresi Cezadan Ne Kadar Düşer?

İndirim gün gün yapılır: tutuklulukta geçirilen her gün, hükmolunan hapis cezasından bir gün düşer. Kanun bir oran ya da katsayı öngörmez.

Hesaba dahil edilen süre yalnızca tutukluluk değildir. “Şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller” ifadesi gereği gözaltında geçen süre, yakalama süresi ve konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen süre de mahsup edilir. Mahsup, mahkûmiyet hükmünde gösterilir ve infaz hesabına doğrudan yansır; ayrıca talep edilmesi gerekmez, mahkeme resen uygular.

Adli para cezasına hükmedilen dosyalarda indirim, tutuklulukta geçen her gün için beşyüz Türk Lirası sayılmak suretiyle yapılır (TCK m.63/1).

Mahsubun iki sınırını bilmek gerekir. Birincisi, mahsup ancak mahkûmiyet hâlinde işler; beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararında indirilecek bir ceza yoktur, bu durumda gündeme gelen tazminattır. İkincisi, tutuklulukta geçen sürenin hükümlülük süresini aşması hâlinde CMK m.141/1-(f) uyarınca ayrıca tazminat istenebilir.

Tutukluluk Kararına İtirazın Hukuki Dayanakları

Tutukluluk kararına itiraz hakkı üç katmanlı bir dayanağa sahiptir: Anayasa, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi. Bu katmanlar birbirinin tekrarı değildir; her biri itiraz dilekçesinde farklı bir argümanı taşır.

Anayasa’da Kişi Hürriyeti ve Başvuru Hakkı

Anayasa m.19/1 herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğunu belirtir; ikinci fıkra, hürriyetten yoksun bırakmanın ancak “şekil ve şartları kanunda gösterilen” hâllerde mümkün olduğunu söyler. Üçüncü fıkra tutuklamayı özel olarak düzenler: suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.

İtiraz hakkının doğrudan anayasal karşılığı ise m.19/8’dir: “Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.” Tutuklama kararına itiraz, bu fıkranın kanundaki görünümüdür.

Tazminat ise ayrı bir fıkrada, maddenin son fıkrasında düzenlenmiştir: “Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.” İki fıkrayı karıştırmamak gerekir; m.19/8 başvuru hakkını, son fıkra tazminat hakkını verir.

Anayasa m.19/7 ise tutuklunun iki ayrı talebini güvenceye alır: “Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.” Bu fıkra, tahliye talebinin anayasal dayanağıdır. Masumiyet karinesi de m.38/4’te yer alır: “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”

Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki Hükümler

CMK, tutuklamanın hem koşullarını hem de denetim yollarını düzenler. İtiraz bakımından dayanak oluşturan hükümler şunlardır:

Madde Düzenlediği konu
m.100 Tutuklama nedenleri, katalog suçlar ve tutuklama yasağı
m.101/2 Kararın gerekçesinde bulunması zorunlu dört unsur
m.101/5 100 ve 101. madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebileceği
m.102 Azami tutukluluk süreleri
m.104/2 Tutukluluğun devamı ve salıverilme kararlarına itiraz
m.105 Tahliye isteminin üç gün içinde karara bağlanması, karara itiraz
m.108 Otuz günlük resen inceleme
m.263 Tutuklunun kurum müdürüne başvurusu ve sürenin kesilmesi
m.267-271 İtiraz usulü, merciler, inceleme ve kararın kesinliği

İtiraz hakkının doğrudan kaynağı CMK m.101/5’tir: “Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.” Tutukluluğun devamı kararları için m.104/2, tahliye talebinin reddi için m.105/1’in son cümlesi aynı imkânı tanır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)

AİHS m.5, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenler ve özgürlükten yoksun bırakmayı sayılı hâllerle sınırlar. Maddenin tutukluluk bakımından en çok kullanılan iki fıkrası vardır:

  • m.5/3: Yakalanan veya tutulan kişinin derhâl bir yargıç önüne çıkarılma ve makul süre içinde yargılanma veya yargılama sürerken serbest bırakılma hakkı. Serbest bırakma bir güvenceye bağlanabilir.
  • m.5/4: Tutulan kişinin, tutulmasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve yasaya aykırıysa serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkı.

İtiraz incelemesinin makul olmayan biçimde gecikmesi, savcı görüşünün bildirilmemesi veya dosyaya erişimin kısıtlanması AİHS m.5/4 kapsamında ihlal iddiası doğurur. Bu argümanlar iç hukukta itiraz dilekçesinde de ileri sürülür; bireysel başvuru aşamasında ise doğrudan dayanak hâline gelir.

Tutukluluğa İtiraz Yargıtay Kararları Var mı?

Tutuklama kararına itiraz Yargıtay’a gitmez. Bunun nedeni CMK m.271/4’tür: merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir. İtiraz kanun yolu, istinaf ve temyizden farklı olarak ilk derece mercileri arasında tamamlanır; dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a intikal etmez.

Bu nedenle “tutukluluğa itiraz Yargıtay kararı” araması çoğu zaman şu üç farklı kaynağa ulaşır ve bunlar birbirine karıştırılır:

  • Yargıtay’ın esas hükme ilişkin kararları: Temyiz incelemesinde tutukluluğa değinen kararlar; doğrudan itiraz mercii kararı değildir.
  • Yargıtay’ın tazminat davalarına ilişkin kararları: CMK m.141 kapsamındaki davalarda verilen kararlar istinaf sonrası temyize gidebilir ve tutuklamanın hukuka uygunluğu bu davalarda tartışılır.
  • Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararları: Tutukluluk denetiminin asıl içtihat kaynağı budur.

Dosyada emsal aranıyorsa, tutuklamanın gerekçesine ilişkin ölçütler bakımından Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararları, makul süre bakımından ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı esas alınır. Yargıtay içtihadı ise çoğunlukla tazminat davası aşamasında devreye girer.

Tutukluluğa İtiraz ve Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru

İtiraz reddedildikten sonra açık kalan iç hukuk yolu Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurudur. 6216 sayılı Kanun m.45/1 uyarınca herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden AİHS ve ek protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

Başvurunun koşulları şunlardır:

  • Başvuru yollarının tüketilmiş olması: 6216 m.45/2, kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olmasını arar. Tutukluluk bakımından itiraz yolunun tüketilmesi bu şartı karşılar; merci kararı kesin olduğu için başka bir yol kalmaz.
  • Süre: 6216 m.47/5’e göre başvurunun, “başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde” yapılması gerekir.
  • Mazeret: Haklı bir mazereti nedeniyle süresinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle başvurabilirler (m.47/5).
  • Harç: Bireysel başvurular harca tabidir (6216 m.47/2).
  • Güncel ve kişisel hak: Başvuru, ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem nedeniyle “güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler” tarafından yapılabilir (m.46/1).

Tutukluluk başvurularında öne çıkan bir imkân tedbir kararıdır. 6216 m.49/5 uyarınca bölümler, esas inceleme aşamasında başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya talep üzerine karar verebilir; tedbir kararı verilirse esas hakkındaki kararın en geç altı ay içinde verilmesi gerekir.

Başvuru dilekçesinde hangi bilgilerin bulunacağı 6216 m.47/3’te sayılmıştır: kimlik ve adres bilgileri, ihlal edildiği ileri sürülen hak ve dayanılan Anayasa hükümleri, ihlal gerekçeleri, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamalar ve tarih, varsa uğranılan zarar. Dilekçeye deliller, ihlale neden olduğu ileri sürülen karar örnekleri ve harcın ödendiğine dair belge eklenir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Başvuru

Anayasa Mahkemesi’nden sonuç alınamazsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurulabilir. Başvuru süresi, 15 No.lu Protokol ile altı aydan dört aya indirilmiştir; bu süre 1 Şubat 2022’den itibaren yapılan başvurularda uygulanır. Süre, nihai iç hukuk kararından itibaren işler; Türkiye bakımından bu karar kural olarak Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararıdır.

AİHM başvurusunda iç hukuk yollarının tüketilmiş olması ve ihlalin Sözleşme kapsamındaki bir hakka ilişkin olması aranır. Tutukluluk başvuruları ağırlıklı olarak AİHS m.5/3 (makul süre) ve m.5/4 (tutulmanın hukukiliğinin kısa sürede denetlenmesi) kapsamında incelenir.

Haksız Tutuklama Nedeniyle Tazminat

Tutukluluk sona erdikten sonra açık kalan yol tazminattır. CMK m.141/1, tazminat istenebilecek hâlleri tek tek sayar. Tutuklama bakımından öne çıkanlar şunlardır:

  • (a) bendi: Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler.
  • (b) bendi: Kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayanlar.
  • (d) bendi: Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyenler.
  • (e) bendi: Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilenler.
  • (f) bendi: Tutuklulukta geçirdiği süre hükümlülük süresinden fazla olanlar.
  • (k) bendi: Yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayanlar.

Son bent özellikle bu yazının konusuyla doğrudan ilgilidir: itiraz hakkı kullandırılmamışsa, bu başlı başına bir tazminat sebebidir.

Başvuru süresi CMK m.142/1’de belirlenmiştir: “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde” tazminat isteminde bulunulabilir.

Başvurulacak merci 2024’te değişmiştir. Kural olarak istem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır (CMK m.142/2). Ancak aynı fıkraya 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanunla eklenen cümleler uyarınca m.141/1’in (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından 6384 sayılı Kanun hükümleri uygulanır; yani beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı üzerine yapılacak başvurular Tazminat Komisyonu’na yapılır. Ağır ceza mahkemesine yapılan bu tür istemler Komisyona gönderilir ve bu hâlde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır.

Kimlerin tazminat isteyemeyeceği ise CMK m.144’te sayılmıştır. Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle kovuşturmaya yer olmadığına ya da davanın düşmesine karar verilenler, kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler ve gerçek dışı beyanla kendi tutuklanmasına neden olanlar bu kapsamdadır.

Tazminatın hesabı, başvuru usulü ve Komisyon süreci haksız tutuklama nedeniyle tazminat talebi ve hesaplama yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Tutuklama kurumunun genel çerçevesi için tutuklama nedir yazımıza bakabilirsiniz.

İtiraz Sonrasında İzlenebilecek Hukuki Yollar

İtiraz reddedildiğinde süreç kapanmaz; ancak izlenecek yolların sırası kanunla belirlenmiştir. Aşağıdaki tablo, tutukluluğun her aşamasında hangi yolun açık olduğunu gösterir.

Sıra Yol Koşul Dayanak
1 Tutuklama kararına itiraz İki hafta içinde CMK m.101/5, m.268
2 Tahliye talebi Her aşamada, süresiz CMK m.104/1
3 Tahliye talebinin reddine itiraz Red kararından itibaren iki hafta CMK m.104/2, m.105
4 Otuz günlük inceleme sonundaki devam kararına itiraz Devam kararından itibaren iki hafta CMK m.108, m.104/2
5 Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru İtiraz yolu tüketildikten sonra 30 gün 6216 m.45, m.47/5
6 AİHM’e başvuru AYM kararından sonra 4 ay AİHS m.34-35
7 Tazminat istemi Kesinleşmeden itibaren 3 ay / 1 yıl CMK m.141-142

Bu sıralamada dikkat edilmesi gereken nokta, ikinci ve üçüncü basamakların tekrarlanabilir olmasıdır. Tahliye talebi her aşamada verilebildiği için, dosyada değişen her olgu (delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, iddianamenin düzenlenmesi, sağlık durumundaki değişiklik) yeni bir talebin ve dolayısıyla yeni bir itirazın gerekçesi olabilir. Tutukluluk denetimi, tek bir itirazla tükenen bir hak değildir.

Tutukluluk Kararına İtirazda Sürenin ve Dosyanın Yönetimi

Tutukluluk kararına itirazda iki şey aynı anda yürür: iki haftalık süre ve dosyanın içeriği. Süre hesabı yanlış yapıldığında itiraz esasa girilmeden reddedilir; dosya içeriği tartışılmadığında ise itiraz süresinde verilmiş olsa bile kararın hangi unsurunun eksik olduğu gösterilemez. Tutuklu bir dosyada bu iki işin birlikte yürütülmesi, hukuki desteğin en belirleyici olduğu noktadır.

Tutuklama, tutukluluğun devamı ve adli kontrol kararlarına ilişkin sorularınızı Ankara ceza avukatı sayfamızdaki iletişim kanallarından iletebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır ve somut bir dosyaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez; tutukluluk kararına itirazın süresi ve mercii dosyanın niteliğine göre değiştiğinden, işlem yapmadan önce bir avukata danışılması gerekir. Kanun metinlerinin güncel hâline mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilir.

Tutukluluk Kararına İtiraz Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Tutukluluk kararına itiraz süresi kaç gündür?

İki haftadır (CMK m.268/1). Ancak 1 Haziran 2024’ten önce verilen tutuklama kararlarında süre yedi gündür; CMK Geçici m.6/1-(c), kanun yolu sürelerine ilişkin değişikliğin 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlara uygulanacağını düzenler. Ölçüt, itirazın yapıldığı tarih değil kararın verildiği tarihtir.

Tutukluluğa itiraz süresi ne zaman başlar?

Kararın öğrenildiği veya tebliğ edildiğinin ertesi günü (CMK m.39/1). İki haftalık süre hafta ile belirlendiği için, tebligatın yapıldığı günün iki hafta sonraki aynı isimli gününün mesai bitiminde sona erer (CMK m.39/2). Son gün tatile rastlarsa süre tatilin ertesi günü biter (CMK m.39/4).

Tutukluluğa itiraz kime yapılır, dilekçe nereye verilir?

Dilekçe, kararı veren sulh ceza hâkimliğine veya mahkemeye verilir (CMK m.268/1). Hâkimlik kararını düzeltmezse en çok üç gün içinde dosyayı itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir (CMK m.268/2). Tutuklu kişi dilekçesini bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne de verebilir (m.263).

Tutukluluğa itiraz süresi değişti mi?

Evet. 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanunla itiraz süresi yedi günden iki haftaya çıkarıldı ve değişiklik 1 Haziran 2024’te yürürlüğe girdi. CMK Geçici m.6/1-(c) uyarınca yeni süre, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlara uygulanır; daha önce verilen kararlarda yedi günlük süre geçerliliğini korur.

Mahkemede tutuklama kararı çıkarsa ne olur?

Kovuşturma evresinde tutuklama kararını davaya bakan mahkeme verir (CMK m.101/1). Bu karara da itiraz edilebilir; asliye ceza mahkemesinin kararını yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi, ağır ceza mahkemesinin kararını ise numara olarak kendisini izleyen ağır ceza dairesi inceler (CMK m.268/3-c). Süre yine iki haftadır.

Tutuklamaya itirazı hangi mahkeme inceler?

Sulh ceza hâkimliğinin verdiği tutuklama kararlarına yapılan itirazları, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m.268/3-b). Sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.

Tutukluluğa kimler itiraz edebilir?

Şüpheli veya sanığın kendisi, Cumhuriyet savcısı (CMK m.260), müdafi (m.261, müvekkilin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla) ve yasal temsilci ile eş (m.262, kendiliklerinden) itiraz edebilir.

Tutuklu kişi itiraz dilekçesini nasıl verir?

Tutuklu, zabıt kâtibine veya bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak ya da dilekçe vererek başvurabilir. Bu işlem yapıldığında kanun yolu süreleri kesilmiş sayılır (CMK m.263).

Tutuklamaya itiraz kaç günde sonuçlanır?

Kanun bağlayıcı bir gün sınırı koymamıştır; CMK m.271/3 “karar mümkün olan en kısa sürede verilir” der. Buna karşılık tahliye talebi için üç günlük (örgüt suçlarında yedi günlük) süre öngörülmüştür (CMK m.105/1).

Tutukluluğa itiraz süresi adli tatilde işler mi?

Hayır. Adli tatile rastlayan süreler işlemez ve tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır (CMK m.331/4). Bununla birlikte tutuklu işlere ilişkin kovuşturmalar adli tatilde de görülür (CMK m.331/2).

Tutukluluğa itiraz süresi geçerse ne olur?

İtiraz yolu kapanır ancak tahliye talebi hakkı devam eder. Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir (CMK m.104/1); talebin reddine karşı yeniden itiraz edilebilir (CMK m.104/2).

Tutukluluğa itirazın reddine itiraz edilebilir mi?

Hayır. Merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir (CMK m.271/4). Tek istisna, merciin itirazı incelerken ilk defa kendisinin tutuklama kararı vermesidir; bu karara karşı itiraz yolu açıktır.

İtiraz, tutukluluğu durdurur mu?

Hayır. İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz (CMK m.269/1). Kararına itiraz edilen makam veya inceleyecek merci geri bırakmaya karar verebilir (m.269/2); bu talep dilekçede ayrıca ileri sürülmelidir.

Tutukluluk devam kararına itiraz edilebilir mi?

Evet. Tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararlara itiraz edilebilir (CMK m.104/2). Süre, devam kararının öğrenildiği günden itibaren iki haftadır.

Tutukluluk süresi ne kadar, en fazla ne kadar sürer?

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok bir yıl, zorunlu hâlde altı ay uzatma ile bir buçuk yıl; ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde en çok iki yıl, uzatma ile toplam üç yıl, bazı suçlarda beş yıldır (CMK m.102). Süreler on beş yaşını doldurmamış çocuklarda yarı, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklarda dörtte üç oranında uygulanır.

Tutuklulukta geçen süre cezadan düşer mi?

Evet. Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilen süreler hükmolunan hapis cezasından indirilir (TCK m.63/1).

Savcı tutuklama kararı verebilir mi?

Hayır. Tutuklama kararını soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme verir; savcının yetkisi tutuklama isteminde bulunmakla sınırlıdır (CMK m.101/1).

Tutukluluk gözden geçirme süresi geçerse ne olur?

Otuz günlük inceleme yapılmaması tek başına tahliye sonucu doğurmaz; ancak tutukluluğun kanuna uygunluğunu tartışmalı hâle getiren bir usul aykırılığıdır ve hem tahliye talebinde hem bireysel başvuruda ileri sürülebilir (CMK m.108/1).

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir