Hukuk

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) Nedir? Takipsizlik Kararı Nedir?

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) Nedir? Takipsizlik Kararı Nedir

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK), savcılığın soruşturmayı iddianame düzenlemeden kapatmasıdır; halk arasında takipsizlik kararı denilen karar da tam olarak budur, ikisi ayrı karar türü değildir. Kararın dayanağı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesidir ve kanun bu kararı yalnız iki hâle bağlar: kamu davası açmaya yetecek şüpheyi doğuracak delilin elde edilememesi ya da kovuşturma olanağının bulunmaması.

Makale İçeriği

Bu yazıda KYOK kararının hangi hâllerde verildiğini, kime tebliğ edildiğini, karara nasıl ve hangi süre içinde itiraz edileceğini, itirazın reddedilmesi hâlinde hangi yolların açık kaldığını ve hakkında takipsizlik kararı verilen kişinin devletten tazminat isteyip isteyemeyeceğini kanun maddeleriyle birlikte ele alıyoruz. Yaygın iki hatayı da baştan düzeltiyoruz: itiraz süresi 15 gün değildir ve itirazın reddi dosyayı temelli kapatmaz.

Özet

KYOK ile takipsizlik kararı aynı karardır: savcılık, soruşturma sonunda dava açmaya gerek olmadığına karar vermiştir. Karar kesin değildir; itiraz yolu ve yeniden soruşturma yolu kanunda düzenlenmiştir.

  • Dayanak: CMK m.172/1 — yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması. Bu ikisi ayrı sebeptir.
  • İtiraz süresi: tebliğden itibaren iki hafta (CMK m.173/1). Yaygın olarak yazılan “15 gün” kanunun lafzına uymaz.
  • İtiraz mercii: kararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliği.
  • İtiraz kabul edilirse hâkimlik dava açmaz; Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler (m.173/4). Reddedilirse itiraz eden giderlere mahkûm edilir (m.173/3).
  • Kesinleşen KYOK sonrası aynı fiilden dava açılabilmesi için yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararı gerekir (m.172/2).
  • Yakalanmış veya tutuklanmışken hakkında KYOK verilen kişi devletten maddi ve manevi tazminat isteyebilir (CMK m.141/1-e); 2024’ten bu yana bu istem Tazminat Komisyonu’na yapılır.
  • Adli sicile işlemez (5352 s.K. m.4/1), ancak arşiv araştırmasında sonuçlanmış soruşturma olarak görülebilir (7315 s.K. m.4/1-ç).

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK) Nedir?

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, Cumhuriyet savcısının soruşturma evresi sonunda kamu davası açmama yönünde verdiği karardır. Kanuni tanımı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 172. maddesinin birinci fıkrasında yer alır: “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.”

KYOK nedir sorusunun kanundaki karşılığı bu cümledir. Ancak tanımın iki ayağı vardır ve çoğu kaynakta birbirine karıştırılır. Birincisi delil ayağıdır: dosyadaki deliller, kişinin o suçu işlediği yönünde mahkûmiyet ihtimalini makul kılacak düzeye ulaşmamıştır. İkincisi muhakeme ayağıdır: deliller yeterli olsa bile, o fiil hakkında yargılama yapılmasına kanunen engel vardır. Bu iki sebep aynı sonucu doğursa da farklı hukuki anlam taşır; ikisini ayrı ayrı ele aldığımız bölümler aşağıda yer alıyor.

Kovuşturma ve Soruşturma Ne Demek? KYOK Hangi Aşamada Verilir?

Ceza yargılaması iki ana evreye ayrılır. Soruşturma, suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlayıp iddianamenin kabulüne kadar süren, savcılığın yürüttüğü evredir. Kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar süren, mahkemenin yürüttüğü evredir. KYOK adındaki “kovuşturmaya yer olmadığına” ifadesi tam olarak bunu anlatır: dosya, mahkeme aşamasına taşınmayacaktır.

Bu nedenle KYOK bir mahkeme kararı değildir. “Mahkemede kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” şeklindeki kullanım hatalıdır; karar savcılık aşamasında, hâkim önüne hiç gidilmeden verilir. Mahkeme aşamasına geçilmiş bir dosyada dava açılmasına gerek olmadığı sonucuna varılırsa verilecek karar KYOK değil, düşme veya beraat gibi bir hüküm olur.

KYOK Kararının Hukuki Sonuçları Nelerdir?

  • Şüpheli sıfatı sona erer. Hakkında dava açılmadığı için kişi sanık hâline gelmez; masumiyet karinesi bütünüyle korunur.
  • Varsa koruma tedbirleri kaldırılır. Adli kontrol, elkoyma veya yurt dışına çıkış tahdidi gibi tedbirlerin devam etmesi için hukuki dayanak kalmaz.
  • Adli sicile kayıt yapılmaz. Adli sicile yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri işlenir (5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.4/1).
  • Karar mutlak değildir. İtiraz süresi içinde itiraz edilebilir; kesinleşse bile yeni delil ortaya çıkarsa dosya yeniden açılabilir (m.172/2).
  • Tazminat hakkı doğabilir. Kişi bu süreçte yakalanmış veya tutuklanmışsa devletten maddi ve manevi tazminat isteyebilir (CMK m.141/1-e).

KYOK’un işlevi yalnızca dosyayı kapatmak değildir. Savcılık, kamu davası açma tekelini elinde tutan makam olarak dosyanın mahkemeye taşınmaya değer olup olmadığını denetler. Yeterli şüphe yokken açılan bir dava, kişiyi aylarca sanık sandalyesinde tutar ve sonunda beraatle biter; KYOK bu sonucu baştan önler. Buna karşılık yerinde verilmemiş bir KYOK, mağdurun adalete erişimini engeller. Kanun koyucu dengeyi bu yüzden itiraz yoluyla kurmuştur.

Kamu Adına Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına Ne Demek?

Savcılık kararlarında sıkça görülen “kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” ifadesi, kanundaki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla aynı şeyi anlatır. Başındaki “kamu adına” ibaresi ayrı bir karar türüne işaret etmez; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısına ait olmasından, yani kararın kamu adına verilmesinden gelir.

Bu ifade en çok, şikâyete bağlı suçlarda verilen kararlarda karşımıza çıkar. Karar metninde “kamu adına” vurgusu bulunması, mağdurun kişisel haklarına ilişkin taleplerinin ortadan kalktığı anlamına gelmez: ceza soruşturması kapanmış olsa da hukuk mahkemesinde açılacak tazminat davası ayrı bir yargılamadır ve kendi delil rejimine tabidir.

Kararın bu şekilde yazılmış olması itiraz usulünü de değiştirmez. Süre, merci ve itiraz edebilecek kişiler bakımından yukarıda anlatılan kurallar aynen uygulanır; belirleyici olan başlıktaki ibare değil, kararın dayandığı kanun maddesidir.

Takipsizlik Kararı Nedir?

Takipsizlik kararı, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın uygulamada ve halk arasında kullanılan adıdır. Savcılığın soruşturma sonunda “bu dosyayı takip etmiyorum, dava açmıyorum” demesi anlamına gelir. Kanun metninde “takipsizlik” terimi geçmez; 5271 sayılı Kanun kararı yalnızca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar olarak adlandırır. Buna rağmen UYAP ekranlarında, dilekçelerde ve günlük konuşmada “takipsizlik” ifadesi yerleşmiştir.

Takipsizlik kararı verilmesinde etkili olan başlıca hâller şunlardır:

  • Yeterli delilin bulunmaması: Savcı, suçun işlendiğine dair kamu davası açmaya yetecek delile ulaşamamıştır. Uygulamada en sık karşılaşılan gerekçedir.
  • Fiilin suç oluşturmaması: Olay gerçekleşmiştir ancak kanunda o fiili suç sayan bir hüküm yoktur ya da suçun kanuni unsurları oluşmamıştır.
  • Şikâyetten vazgeçme: Suç şikâyete bağlıysa ve şikâyet hakkı olan kişi soruşturma evresinde vazgeçmişse, soruşturmaya devam edilemez (TCK m.73/4). Burada kritik ayrım şudur: suç resen soruşturuluyorsa vazgeçme dosyayı düşürmez. Sık karıştırılan bir örnek için nitelikli dolandırıcılığın şikâyete tabi olup olmadığını ele aldığımız yazıya bakabilirsiniz.
  • Şikâyet süresinin geçmesi: Şikâyete bağlı suçlarda yetkili kişi, fiili ve faili öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma yapılamaz (TCK m.73/1-2).
  • Dava zamanaşımının dolması: TCK m.66’daki süreler dolmuşsa kamu davası düşer; soruşturma evresinde bu tespit yapılırsa KYOK verilir.
  • Şüphelinin ölümü: Ceza sorumluluğu şahsidir; şüpheli ölmüşse hakkında dava açılamaz (TCK m.64).
  • Failin belirlenememesi: Suçun işlendiği sabit olsa bile fail tespit edilemiyorsa, kime karşı dava açılacağı belirlenemediği için soruşturma sonuçsuz kapanır.

Hukuka aykırı yöntemle elde edilen deliller de sonucu etkiler; ancak bu, başlı başına bir KYOK sebebi değildir. Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a ile m.217/2 uyarınca hukuka aykırı delil hükme esas alınamaz. Böyle bir delil dosyadan çıkarıldığında geriye kamu davası açmaya yetecek delil kalmıyorsa, KYOK yine delil yetersizliği gerekçesiyle verilir. Aradaki fark teknik görünse de itiraz dilekçesi yazarken önemlidir: itirazın hedefi delilin hukuka aykırılığı değil, kalan delillerin yeterliliği tartışmasıdır.

KYOK ile Takipsizlik Kararı Arasında Fark Var mı?

Hayır, fark yoktur. KYOK ve takipsizlik kararı aynı kararın iki adıdır: biri kanunun kullandığı resmî terimin kısaltması, diğeri uygulamada yerleşmiş halk dilindeki karşılığıdır. Sıkça sorulan KYOK takipsizlik farkı, hukuki bir fark değil yalnızca bir terim farkıdır. “Önce takipsizlik verilir, itiraz edilirse KYOK’a dönüşür” gibi bir mekanizma ceza muhakemesinde bulunmaz.

Karışıklık, benzer isimli başka kararların varlığından kaynaklanır. Aşağıdaki tablo, birbirine en çok karıştırılan kararları ayırır:

KararKısaltmaKim verir?Hangi aşamada?Dayanak
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararKYOK (takipsizlik)Cumhuriyet savcısıSoruşturma sonundaCMK m.172/1
Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararSYOKCumhuriyet savcısıSoruşturma açılmadanCMK m.158/6
Kamu davasının açılmasının ertelenmesiKDAECumhuriyet savcısıSoruşturma sonundaCMK m.171/2
BeraatMahkemeKovuşturma sonundaCMK m.223/2
DüşmeMahkemeKovuşturma sırasındaCMK m.223/8
Ceza verilmesine yer olmadığıCYOKMahkemeKovuşturma sonundaCMK m.223/3-4
KYOK’a en çok karıştırılan kararlar ve dayandıkları hükümler.

Tablodan çıkan pratik sonuç şudur: aynı olay hakkında elinizde “takipsizlik” yazan bir belge varsa, dosyanız mahkemeye hiç gitmemiştir. Elinizdeki belgede “beraat” yazıyorsa dava açılmış, duruşma yapılmış ve mahkeme hüküm kurmuştur. İkisinin hukuki ağırlığı farklıdır; bu farkı ilerleyen bölümde ayrıca ele alıyoruz.

KYOK Kararı Hangi Hâllerde Verilir? Kanundaki Üç Yol

Kanun, savcının kovuşturmaya yer olmadığına karar verebileceği hâlleri sınırlı biçimde sayar. Burada “kamu yararı yoksa savcı dava açmayabilir” şeklindeki yaygın anlatım doğru değildir. Türk ceza muhakemesinde kural, savcının takdirine değil kanuna bağlıdır: CMK m.170/2 uyarınca deliller yeterli şüphe oluşturuyorsa savcı iddianame düzenler; burada takdir yetkisi yoktur. Savcının dava açmama yetkisi yalnızca kanunun açıkça izin verdiği üç yolda ortaya çıkar.

YolDayanakNe anlama gelir?İtiraz edilebilir mi?
Yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesiCMK m.172/1Deliller mahkûmiyet ihtimalini makul kılacak düzeyde değilEvet (m.173)
Kovuşturma olanağının bulunmamasıCMK m.172/1Yargılamaya kanuni bir engel var (muhakeme şartı eksik)Evet (m.173)
Savcının takdir yetkisiCMK m.171/1Etkin pişmanlık veya şahsi cezasızlık sebebi varHayır (m.173/5)
KYOK kararının kanuni sebepleri ve itiraz yolunun açık olup olmadığı.

Tablonun son satırı, bu yazının en çok gözden kaçan bilgisidir ve aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmaktadır: savcı takdir yetkisini kullanarak KYOK verdiyse, CMK m.173/5 uyarınca itiraz yolu kapalıdır. Bu nedenle elinize geçen KYOK kararında hangi maddeye dayanıldığına bakmak, itiraz dilekçesi yazmadan önceki ilk iştir.

Yeterli Şüphe Bulunmaması Nedeniyle KYOK Kararı Verilmesi

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ilk ve en sık görülen sebebi, kamu davası açmaya yetecek şüpheyi doğuracak delilin elde edilememesidir. Savcılık dosyayı kapatırken “suç işlenmemiştir” demez; “elimdeki delillerle mahkeme önüne çıkmam mümkün değildir” der. Bu ayrım, kararın hukuki değerini anlamak için belirleyicidir.

Yeterli Şüphe Kavramı

Yeterli şüphe, ceza muhakemesinde soruşturmanın başlaması için aranan basit şüpheden daha ağır, mahkûmiyet için aranan vicdani kanaatten ise daha hafif bir eşiktir. Kanun bu eşiği CMK m.170/2’de “suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe” olarak ifade eder. Uygulamada ölçüt şudur: mevcut delillerle yapılacak bir yargılamanın mahkûmiyetle sonuçlanma ihtimali, beraatle sonuçlanma ihtimalinden daha kuvvetli midir?

Şüphe derecesiHangi işlem için aranır?Karşılığı
Basit şüpheSoruşturmanın başlatılmasıSuç izlenimi veren bir hâlin öğrenilmesi (CMK m.160/1)
Makul şüpheArama kararıSomut olgulara dayanan, haklı gösterilebilir şüphe (CMK m.116)
Kuvvetli suç şüphesiTutuklamaSomut delillere dayanan kuvvetli şüphe (CMK m.100/1)
Yeterli şüpheİddianame düzenlenmesiMahkûmiyet ihtimalinin beraat ihtimalinden yüksek olması (CMK m.170/2)
Ceza muhakemesinde şüphe dereceleri ve hangi işlemin hangi eşiği gerektirdiği.

Yeterli şüpheye ulaşılamamasının somut görünümleri şunlardır:

  • Delil eksikliği: İddiayı destekleyen tanık, belge, kamera görüntüsü, iletişim kaydı veya bilirkişi tespiti bulunamamıştır. Yalnız iddia ile karşı iddianın karşı karşıya kaldığı dosyalar bu grupta yer alır.
  • Tanık beyanlarının yetersizliği: Tanıklar olayı doğrudan görmemiş, duyuma dayalı beyanda bulunmuş ya da beyanları birbiriyle çelişmiştir.
  • Teknik rapor ve tutanakların sonuçsuz kalması: Olay yeri inceleme raporu, adli tıp raporu veya bilirkişi incelemesi failin kimliğine ya da fiile ilişkin bağ kurmamıştır.
  • Failin belirlenememesi: Suçun işlendiği sabittir ancak fail tespit edilememiştir. Bu hâlde karar, faili bulunamayan olay bakımından verilir ve zamanaşımı süresince yeni delil çıkarsa dosya yeniden ele alınabilir.

Yargılamanın Başlamaması

Yeterli şüphe bulunmadığı için verilen KYOK, yargılamanın hiç başlamaması sonucunu doğurur. Bu, hem kişi hakları hem de yargı ekonomisi bakımından bilinçli bir tercihtir: dava açıldığı anda kişi sanık sıfatını kazanır, kimliği duruşma tutanaklarına geçer ve çoğu zaman yıllar süren bir süreç başlar. Kanun koyucu, mahkûmiyet ihtimali düşük dosyaların bu aşamaya taşınmasını istememiştir.

Buna karşılık kararın yeterince araştırma yapılmadan verilmesi ayrı bir sorundur. Savcılığın CMK m.160/2 uyarınca şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplama yükümlülüğü vardır. Toplanabilecek deliller toplanmadan verilen KYOK, itiraz merciince kaldırılabilir; sulh ceza hâkimliği bu durumda CMK m.173/3 uyarınca soruşturmanın genişletilmesini isteyebilir. Bu nedenle itiraz dilekçesinde “delil yok” tartışmasına girmek yerine, toplanmamış hangi delilin nerede olduğunu göstermek çok daha etkilidir.

Kovuşturma Olanağının Bulunmaması Nedeniyle KYOK Kararı Verilmesi

KYOK kararının ikinci kanuni sebebi, kovuşturma olanağının bulunmamasıdır. Bu, delil tartışmasından tamamen ayrı bir başlıktır: dosyada suçun işlendiğini gösteren güçlü deliller bulunsa bile, yargılamanın yapılmasına kanuni bir engel varsa savcı dava açamaz. Hukuk dilinde bu engellere muhakeme şartlarının eksikliği denir.

Bu ayrımın karıştırılması yaygın bir hatadır. Delil yetersizliği dosyanın ispat yönüne, kovuşturma olanağının bulunmaması ise dosyanın usul yönüne ilişkindir. İkincisinde savcının delilleri değerlendirme yetkisi bile doğmaz; önündeki engel kalkmadan bir adım atamaz.

EngelDayanakKalkması mümkün mü?
Şikâyet süresinin geçmesi (altı ay)TCK m.73/1-2Hayır, süre hak düşürücüdür
Şikâyetten vazgeçmeTCK m.73/4Hayır, vazgeçmeden dönülemez
Dava zamanaşımının dolmasıTCK m.66Hayır
Şüphelinin ölümüTCK m.64/1Hayır
Genel afTCK m.65/1Hayır
Soruşturma izninin verilmemesi4483 s.K. (memur suçları)Evet, izin itirazla verilebilir
Yasama dokunulmazlığıAnayasa m.83Evet, dokunulmazlık kaldırılırsa
Yabancı diplomatik temsilci dokunulmazlığıMilletlerarası sözleşmelerEvet, dokunulmazlıktan feragat hâlinde
Önödemenin yerine getirilmesiTCK m.75/1Hayır, ödeme davayı kapatır
Uzlaşmanın sağlanması ve edimin ifasıCMK m.253/19Hayır
Kovuşturma olanağını ortadan kaldıran başlıca kanuni engeller.

Tablodaki ayrım, itiraz kararınızı doğrudan etkiler. Engel kalıcıysa (zamanaşımı, ölüm, vazgeçme) itiraz etmenin pratik faydası yoktur. Engel geçiciyse (izin alınmaması, dokunulmazlık) itiraz anlamlıdır; hatta bazı hâllerde beklenmesi gereken tek şey engelin kalkmasıdır ve bu süre boyunca dava zamanaşımı işlemez (TCK m.67/1).

Şüphelinin kim olduğunun belirlenememesi hâli ise teknik olarak bu başlığa değil, yeterli şüphe başlığına aittir. Uygulamada “faili meçhul” dosyalar için verilen KYOK kararlarında da gerekçe, fail hakkında dava açmaya yetecek delilin bulunamamasıdır. Bu tür dosyalarda karar kesinleşse bile, dava zamanaşımı süresi dolmadığı sürece yeni delil ortaya çıktığında soruşturma yeniden açılabilir.

Savcının Takdir Yetkisiyle Verdiği KYOK: Etkin Pişmanlık ve Şahsi Cezasızlık

KYOK’un üçüncü yolu, CMK m.171/1’de düzenlenen takdir yetkisidir: “Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.” Buradaki “verebilir” ifadesi bilinçlidir; savcı zorunlu değildir, takdir eder.

Bu yolun iki ayağı vardır. Etkin pişmanlık, failin suçtan sonraki davranışıyla zararı gidermesi veya suçun sonuçlarını ortadan kaldırmasıdır; bazı suçlarda cezayı indirir, bazılarında tamamen kaldırır. Hangi suçlarda uygulandığını etkin pişmanlık hangi suçlarda uygulanır yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık. Şahsi cezasızlık sebebi ise failin sıfatından doğar; örneğin belirli malvarlığı suçlarının aile bireyleri arasında işlenmesi hâlinde kanunun cezaya hükmedilmeyeceğini belirtmesi bu gruptadır.

Bu yolun sonucu, diğer iki yoldan çok farklıdır ve çoğu kaynakta hiç belirtilmez: CMK m.173/5 uyarınca, savcının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde m.173 hükmü uygulanmaz. Yani bu KYOK kararına sulh ceza hâkimliğine itiraz edilemez. Elinizdeki kararın dayanağı m.171/1 ise, itiraz dilekçesi hazırlamadan önce bu hükmü değerlendirmek gerekir.

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi ile Karıştırmayın

CMK m.171/2, KYOK’tan ayrı bir kurumdur. Uzlaştırma ve önödeme kapsamı dışındaki, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda savcı, yeterli şüphenin varlığına rağmen kamu davasının açılmasını beş yıl süreyle erteleyebilir. Şartları m.171/3’te dört bent hâlinde sayılmıştır: şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasına mahkûm olmaması, suç işlemekten çekineceği kanaatinin oluşması, ertelemenin şüpheli ve toplum açısından daha yararlı olması ve zararın tamamen giderilmiş olması.

  • Sonucu: Erteleme süresi içinde kasıtlı suç işlenmezse KYOK verilir; işlenirse kamu davası açılır (m.171/4). Erteleme süresince zamanaşımı işlemez.
  • İtiraz: Erteleme kararına suçtan zarar gören veya şüpheli m.173 hükümlerine göre itiraz edebilir (m.171/2 son cümle). Bu, m.171/1’deki takdir yetkisinden farkıdır.
  • Kapsam dışı suçlar (m.171/6): Örgüt suçları ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar, kamu görevlisinin görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlediği suçlar ile askerî suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar.
  • Kayıt: Erteleme kararları adli sicile değil, kendisine mahsus ayrı bir sisteme kaydedilir ve ancak soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak istenirse verilir (m.171/5; 5352 s.K. m.6/1).

Uzlaşma ve Önödeme Sonucunda KYOK Verilir mi?

Evet. Uzlaştırma ve önödeme, dosyayı dava açılmadan kapatan iki kurumdur ve ikisinin de sonucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karardır. Bu kararlar “delil yetersizliği” anlamına gelmez; aksine, taraflar arasında bir anlaşma sağlandığı ya da kanunun öngördüğü bedel ödendiği için verilirler.

Uzlaşma Sağlanırsa Ne Olur?

CMK m.253/19 uyarınca uzlaşma sonucunda şüpheli edimini def’aten (tek seferde) yerine getirirse hakkında KYOK verilir. Edimin ileri tarihe bırakılması, taksite bağlanması veya süreklilik göstermesi hâlinde ise m.171’deki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir; erteleme süresince zamanaşımı işlemez.

Uzlaşmanın çoğu kaynakta atlanan sonucu şudur: uzlaşmanın sağlanması hâlinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış dava varsa feragat edilmiş sayılır (m.253/19). Yani uzlaşma tutanağını imzalayan mağdur, aynı olay için hukuk mahkemesine gitme hakkını da kullanmış olur. Şüpheli edimini yerine getirmezse uzlaşma raporu, İcra ve İflas Kanunu m.38’deki ilam niteliğinde belgelerden sayılır ve doğrudan icraya konulabilir.

Önödeme Yapılırsa Ne Olur?

TCK m.75 uyarınca, uzlaşma kapsamı dışında kalan ve yalnız adli para cezasını gerektiren ya da hapis cezasının üst sınırı altı ayı aşmayan suçlarda fail, savcılığın tebliği üzerine on gün içinde belirlenen miktarı soruşturma giderleriyle birlikte öderse hakkında kamu davası açılmaz. Fail on gün içinde talep ederse ödeme, birer ay arayla üç eşit taksite bağlanabilir; taksitler süresinde ödenmezse önödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir.

Önödemeye bağlı KYOK kararının, çoğu yerde yazılmayan bir sonucu daha vardır: taksirli suçlar hariç olmak üzere, önödemeye bağlı olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği tarihten itibaren beş yıl içinde önödemeye tabi bir suç daha işlenirse, ikinci suçta teklif edilecek önödeme miktarı yarı oranında artırılır (TCK m.75/1). Yani önödemeyle kapanan dosya tamamen izsiz kalmaz; kanun bu kayda beş yıllık bir sonuç bağlamıştır.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı (KYOK) Kim ve Nasıl Verir?

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı yalnızca Cumhuriyet savcısı verir. Kolluk, mahkeme veya idari bir makam bu kararı veremez. Dayanağı CMK m.170/1’dir: kamu davasını açma görevi Cumhuriyet savcısına aittir; dava açmama kararı da bu görevin diğer yüzüdür.

KYOK Kararını Kim Verir?

Kararı, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı imzalar. Savcı, CMK m.160/2 uyarınca maddi gerçeğin araştırılması için şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, KYOK kararının denetlenebilirliğinin de temelidir: savcı tek yönlü bir araştırma yapıp dosyayı kapatamaz.

Uygulamada kolluk, savcılığın talimatıyla araştırma yapar ve fezleke düzenler; ancak fezleke bir karar değil, savcılığa sunulan bir rapordur. Nihai değerlendirmeyi ve kararı savcı verir. Bu nedenle “polis takipsizlik verdi” şeklindeki ifade hukuken karşılıksızdır.

KYOK Kararı Nasıl Verilir?

Karar, aşağıdaki aşamaların tamamlanmasının ardından yazılı olarak düzenlenir:

  1. Delil değerlendirmesi. Toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilir; tek bir delilin zayıflığı değil, delil bütününün mahkûmiyet ihtimalini destekleyip desteklemediği ölçülür.
  2. Muhakeme şartlarının incelenmesi. Şikâyet süresi, zamanaşımı, izin, dokunulmazlık gibi kovuşturma olanağını etkileyen hâller kontrol edilir.
  3. Uzlaştırma ve önödeme kontrolü. Suç bu kapsamdaysa ilgili usul işletilir; sonucuna göre KYOK ya da erteleme kararı verilir.
  4. Gerekçenin yazılması. Kararda hangi delilin neden yetersiz görüldüğü ya da hangi kanuni engelin bulunduğu açıkça belirtilir. Gerekçesiz karar, itiraz merciince denetlenemez.
  5. İtiraz bilgisinin karara geçirilmesi. CMK m.172/1 son cümlesi gereği kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
  6. Tebligat. Karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir.

Beşinci adım, süre kaçırma vakalarının önemli bir kısmını açıklar. Karara itiraz süresi ve mercii yazılmamışsa, süreyi kaçıran kişi CMK m.40/2 uyarınca kusursuz sayılır ve eski hâle getirme isteminde bulunabilir; bu istem, engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılır (m.41/1). Elinize geçen kararı okurken bu satırın yazılıp yazılmadığına bakmak, ilerideki bir hak kaybını önleyebilir.

Takipsizlik Kararı Tebliğ Edilir mi, Nasıl Öğrenilir?

Evet, karar tebliğ edilir; ancak herkese değil. CMK m.172/1 kimlere bildirileceğini sınırlı biçimde sayar: suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheli. Bu ayrım pratikte şu sonucu doğurur: hakkınızda soruşturma açılmış ama hiç ifadeniz alınmamışsa, KYOK kararı size tebliğ edilmeyebilir. Böyle bir dosyanın varlığından çoğu zaman ancak sorgulama yaparak haberdar olursunuz.

KanalNe öğrenilir?Kim kullanabilir?
Tebligat (posta veya UETS)Kararın tam metni ve itiraz bilgisiSuçtan zarar gören; ifadesi alınmış şüpheli
UYAP Vatandaş PortalıDosya durumu, karar tarihi, karar örneğiDosyada taraf sıfatı bulunanlar
e-Devlet Kapısı üzerinden UYAP bağlantısıSoruşturma ve dava dosyası sorgulamaDosyada taraf sıfatı bulunanlar
Cumhuriyet Başsavcılığı kalemiKarar örneği, dosya incelemeTaraf veya vekili
Vekil (avukat) aracılığıyla UYAPDosyanın tamamıVekâletname sunulmuş avukat
Takipsizlik kararının öğrenilebileceği kanallar.

Burada kritik nokta, itiraz süresinin ne zaman işlemeye başladığıdır. Süre, kararı UYAP’ta gördüğünüz tarihten değil, size usulüne uygun tebliğ edildiği tarihten itibaren işler (CMK m.173/1). Dosyayı ekranda görmüş olmanız tebligat yerine geçmez. Buna karşılık tebligatın usulsüz yapıldığı hâllerde, öğrenme tarihi esas alınabilir; bu durumda usulsüz tebligat iddiasının belgelendirilmesi gerekir.

“Dosya Durumu: Takipsiz” Ne Anlama Gelir?

UYAP ve e-Devlet ekranlarında görülen “takipsiz” ya da “takipsizlik” ibaresi, soruşturma dosyasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla kapandığını gösterir. Yani dosyanız hakkında dava açılmamıştır. Ekrandaki bu ibare bir bilgi satırıdır; itiraz süresi bakımından tebligatın yerini tutmaz.

Bu ifade, icra dosyalarındaki “takipsizlik” ile karıştırılmamalıdır. İcra ve İflas Kanunu uygulamasında bir dosyanın işlemsiz kalması, takibin düşmesi ya da dosyanın işlemden kaldırılması gibi durumlar da günlük dilde “takipsiz” olarak anılır. Ancak bunların ceza soruşturmasıyla ilgisi yoktur: biri alacak takibinin akıbetine, diğeri bir suç isnadının akıbetine ilişkindir. Elinizdeki dosyanın hangi birimde (Cumhuriyet Başsavcılığı mı, İcra Müdürlüğü mü) açıldığına bakarak hangi anlamın geçerli olduğunu belirleyebilirsiniz.

Takipsizlik Kararını Nasıl Öğrenebilirim?

Kararın öğrenilmesinin asıl yolu tebligattır. Kanun, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın suçtan zarar görene ve önceden ifadesi alınmış ya da sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilmesini emreder. Hiç ifadesi alınmamış bir şüpheliye ise karar tebliğ edilmeyebilir; bu kişiler kararı ancak kendileri sorgulayarak öğrenir.

Tebligatı beklemeden yapılabilecek sorgulama kanalları vardır. UYAP Vatandaş Portal üzerinden dosya durumu görüntülenebilir; müdafi veya vekil bulunuyorsa dosya inceleme yetkisiyle karara doğrudan ulaşılabilir. Soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmişse portal üzerinden görüntüleme mümkün olmaz, bu durumda kararı veren Cumhuriyet başsavcılığına başvurmak gerekir.

Sorgulamada dikkat edilmesi gereken nokta, itiraz süresinin tebligata bağlı işlemesidir. Kararı portalden öğrenmiş olmak süreyi kendiliğinden başlatmaz; süre, kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren hesaplanır. Bu nedenle karardan haberdar olan ilgilinin, tebligatın yapılıp yapılmadığını da ayrıca takip etmesi yerinde olur.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (KYOK) Karşı Nereye İtiraz Edilir? (CMK md.173)

KYOK kararına itiraz, sulh ceza hâkimliğine yapılır. Ancak hangi sulh ceza hâkimliğine yapılacağı çoğu kaynakta eksik yazılır. CMK m.173/1 şunu söyler: itiraz, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır.

Aradaki fark pratikte şu anlama gelir: kararı veren savcılık, ağır ceza mahkemesi bulunmayan bir ilçede ise itiraz o ilçedeki sulh ceza hâkimliğine değil, o savcılığın bağlı olduğu ağır ceza merkezindeki sulh ceza hâkimliğine yöneltilir. Dilekçeyi karar veren savcılığa vermeniz mümkündür; savcılık dilekçeyi yetkili hâkimliğe gönderir. Yanlış mercie hitaben yazılmış bir dilekçe süreyi düşürmez, ancak dosyanın gecikmesine yol açar.

İtiraz Süresi Kaç Gündür? “15 Gün” Bilgisi Neden Yanlış?

KYOK kararına itiraz süresi, kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır. CMK m.173/1 süreyi gün olarak değil, hafta olarak belirlemiştir. İnternette sıkça karşılaşılan “15 gün” bilgisi kanunun lafzına uymaz ve pratikte bir gün fazladan süreniz varmış izlenimi yarattığı için hak kaybına yol açabilir.

Sürenin nasıl hesaplanacağı da farklıdır. CMK m.39/2 uyarınca hafta olarak belirlenen süre, tebligatın yapıldığı günün, son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Yani karar size Salı günü tebliğ edildiyse süre, iki hafta sonraki Salı günü mesai bitiminde dolar. Gün olarak belirlenen sürelerde geçerli olan “tebliğin ertesi günü başlar” kuralı (m.39/1) burada uygulanmaz.

Tebliğ günüSürenin son günüDayanak
Pazartesiİki hafta sonraki Pazartesi, mesai bitimiCMK m.39/2
Cumaİki hafta sonraki Cuma, mesai bitimiCMK m.39/2
Son gün resmî tatile denk gelirseTatilin ertesi günüCMK m.39/4
CMK m.39/2’ye göre iki haftalık itiraz süresinin hesabı.

Süreyi kusursuz olarak kaçıran kişi eski hâle getirme isteminde bulunabilir (CMK m.40). Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemişse kişi zaten kusursuz sayılır (m.40/2). İstem, engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılır (m.41/1). Süre hesabı ve itiraz mercii konusundaki genel çerçeveyi mahkeme kararına itiraz kaç günde sonuçlanır yazımızda ayrıca ele aldık.

İtiraz Yetkisi ve Süreci

CMK m.173/1 itiraz hakkını tek bir sıfata bağlar: suçtan zarar gören. Bu sıfat, suçun işlenmesinden doğrudan zarar görmüş gerçek veya tüzel kişiyi kapsar; mağdur ile suçtan zarar gören çoğu zaman aynı kişi olsa da, örneğin öldürülen kişinin yakınları gibi hâllerde mağdur ile suçtan zarar gören ayrışır. Küçükler ve kısıtlılar bakımından hakkı kanuni temsilci kullanır. Suçtan zarar gören bir kamu kurumu ise itirazı kurumu temsile yetkili kişi ya da kurum vekili yapar.

Şüpheli, KYOK kararına kural olarak itiraz edemez; karar zaten lehinedir. Şüphelinin itiraz hakkı yalnızca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bakımından açıkça tanınmıştır (m.171/2). Uygulamada şüphelinin gerekçeye itirazı, örneğin “delil yetersizliğinden” yerine “fiil suç oluşturmadığından” karar verilmesi talebi, bu hüküm çerçevesinde değerlendirilir.

Nereye İtiraz Edilir?

İtiraz dilekçesi, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine hitaben yazılır. Dilekçe, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığına ya da doğrudan ilgili sulh ceza hâkimliğine verilebilir. Başka bir yerdeyseniz, bulunduğunuz yer savcılığı aracılığıyla da gönderilebilir.

İtiraz Dilekçesi Hazırlama

CMK m.173/2 dilekçenin içeriğini tek cümleyle belirler: “İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.” Bu, dilekçenin ağırlık merkezinin nerede olması gerektiğini de gösterir. Kararın haksızlığından yakınmak değil, hangi olayın ve hangi delilin dava açılmasını gerektirdiğini göstermek esastır.

  • Karar bilgileri: Soruşturma numarası, karar numarası, karar tarihi ve tebliğ tarihi.
  • Sıfat: İtiraz edenin suçtan zarar gören sıfatını taşıdığının açıklanması.
  • Olay anlatımı: Tarih, yer ve kişiler belirtilerek, kararda eksik veya hatalı değerlendirilen olguların gösterilmesi.
  • Toplanmamış deliller: Hangi kamera kaydının hangi kurumdan istenmesi gerektiği, hangi tanığın dinlenmediği, hangi HTS veya banka kaydının celbedilmediği somut olarak yazılır. m.173/3 hâkimliğe soruşturmanın genişletilmesini isteme yetkisi verdiği için bu bölüm dilekçenin en etkili kısmıdır.
  • Hukuki değerlendirme: Fiilin hangi suç tipine girdiğinin ve neden yeterli şüphe bulunduğunun açıklanması.
  • Talep: KYOK kararının kaldırılması ve kamu davası açılması talebi.
  • Ekler: Varsa yeni belgeler, tebligat zarfı örneği, tanık listesi.

İtiraz dilekçesi verilirken maktu harç ödenir. Ayrıca aşağıda ele alacağımız gider riski vardır: itiraz reddedilirse itiraz eden, yargılama giderlerine mahkûm edilir (m.173/3). Dilekçenin somut delil göstermeye dayandırılmasının pratik sebeplerinden biri de budur.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (Takipsizlik Kararına) İtirazın Sonuçları

Sulh ceza hâkimliği, itiraz üzerine üç yoldan birini izler. Bu yollar CMK m.173’ün üçüncü ve dördüncü fıkralarında sayılmıştır ve sonuçları birbirinden hayli farklıdır.

Hâkimliğin kararıNe olur?GiderlerDayanak
Soruşturmanın genişletilmesi talebiEksik delil belirtilerek başsavcılıktan araştırma istenir; sonuca göre yeniden karar verilirHenüz hükmedilmezm.173/3
İstemin reddiKYOK kararı yerinde bulunur, dosya savcıya gönderilir; savcı kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirirİtiraz eden giderlere mahkûm edilirm.173/3
İstemin kabulüCumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verirm.173/4
Sulh ceza hâkimliğinin itiraz üzerine verebileceği kararlar.

Tablodaki üçüncü satır, çoğu kaynakta yanlış anlatılan noktadır. Hâkimlik itirazı kabul ettiğinde kendisi dava açmaz ve savcılığa “yeniden soruşturma yap” talimatı da vermez. Kanunun lafzı nettir: “Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” Yani soruşturma evresi kapanır, dosya doğrudan kovuşturma evresine geçer. Savcının bu aşamada takdir yetkisi kalmaz.

İkinci satırdaki gider yükümlülüğü de sık atlanır. İtiraz reddedildiğinde hâkimlik yalnız istemi reddetmekle kalmaz, itiraz edeni giderlere mahkûm eder. Bu, dayanaksız itirazları caydırmayı amaçlayan bir düzenlemedir ve itiraz dilekçesinin özenle hazırlanmasının somut karşılığıdır.

İtirazın kabulüyle açılan davada mahkeme, KYOK kararının kaldırılmış olmasıyla bağlı değildir. Yargılama sonunda beraat kararı da verilebilir; hâkimliğin kabul kararı yalnızca “bu dosya mahkeme önünde tartışılmalıdır” anlamına gelir, mahkûmiyet yönünde bir ön kabul içermez.

KYOK’a İtiraz Reddedilirse Ne Yapılabilir?

Sulh ceza hâkimliğinin itirazı reddetmesi, çoğu kaynakta “dosya temelli kapandı, başka yol yok” şeklinde anlatılır. Bu doğru değildir. Kanun, itirazın reddi hâlinde izlenebilecek yolu ayrıca düzenlemiştir ve bunun dışında kalan iki olağanüstü yol daha vardır.

1. Yeni Delille Yeniden Dava Açılması (m.173/6 ve m.172/2)

CMK m.173/6 şunu söyler: itirazın reddedilmesi hâlinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172. maddenin ikinci fıkrası uygulanır. m.172/2 ise şartı koyar: kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.

Yani itirazın reddi, kapıyı kalıcı olarak kapatmaz; iki şartlı bir kilit koyar. Dava zamanaşımı süresi içinde yeni delil ortaya çıkarsa, savcılık bu delille sulh ceza hâkimliğine başvurur ve hâkimlik karar verirse dava açılabilir.

2. Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru

Soruşturmanın etkili yürütülmediği iddiası, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ile kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının usul boyutunu ilgilendirir. Olağan kanun yolları tüketildikten sonra, bu yönüyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilir. Başvuru, kararın kesinleşmesinden itibaren işleyen süreye tabidir ve şekil şartları katıdır; bu nedenle bireysel başvuru yolunun kullanılacağı dosyalarda hukuki destek almak isabetli olur.

3. Kanun Yararına Bozma (CMK m.309)

İstinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hâkim kararlarında hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, kararın Yargıtayca bozulmasını isteyebilir. Sulh ceza hâkimliğinin itirazın reddine ilişkin kararı da bu kapsamdadır. Bu yolu vatandaş doğrudan işletemez; Adalet Bakanlığına başvurarak durumu bildirir, takdir Bakanlığa aittir. Yargıtayın ilgili ceza dairesi nedenleri yerinde görürse kararı kanun yararına bozar ve bu bozma kararına karşı direnilemez (m.309/5).

4. Hukuk Mahkemesinde Tazminat Davası

Ceza soruşturmasının takipsizlikle kapanması, aynı olaydan doğan zararın tazmini yolunu kapatmaz. Ceza yargılamasında aranan ispat eşiği ile hukuk yargılamasındaki eşik farklıdır; ceza dosyasında yeterli şüphe bulunmaması, hukuk mahkemesinde haksız fiil sorumluluğunun ispat edilemeyeceği anlamına gelmez. Tek istisna yukarıda belirttiğimiz uzlaşma hâlidir: uzlaşma sağlanmışsa aynı suç nedeniyle tazminat davası açılamaz (CMK m.253/19).

KYOK (Takipsizlik) Kesinleştikten Sonra Yeniden Soruşturma Başlatılması Mümkün mü?

Mümkündür, ancak kanunun saydığı iki yoldan biriyle. KYOK kararı, itiraz süresi içinde itiraz edilmezse veya itiraz reddedilirse kesinleşir. Kesinleşme, dosyanın sonsuza kadar kapandığı anlamına gelmez; ceza muhakemesi burada mutlak bir kesin hüküm etkisi tanımaz.

Yol 1: Yeni Delil ve Sulh Ceza Hâkimliği Kararı (m.172/2)

Kural, m.172/2’de tek cümleyle kurulmuştur ve iki şartı birlikte arar:

  • Yeni delil: Karar verilirken dosyada bulunmayan, kamu davası açmaya yetecek şüpheyi oluşturacak nitelikte bir delil ortaya çıkmalıdır. Var olan delilin yeniden yorumlanması yeni delil sayılmaz.
  • Sulh ceza hâkimliği kararı: Savcılık kendiliğinden dosyayı yeniden açıp dava açamaz; bu hususta hâkimlik kararı alınması zorunludur.

Bu iki şart, sıkça yazılan üç yanlışı da baştan eler. Usul hatası tespit edilmesi tek başına yeniden soruşturma sebebi değildir; usul hatası itiraz aşamasında ileri sürülür. Zamanaşımının yeniden hesaplanması diye bir yeniden açma sebebi kanunda yoktur; zamanaşımı yalnızca bir üst sınır çizer. Savcılığın kendi kararından dönmesi de tek başına yeterli değildir; hâkimlik kararı olmadan dava açılamaz.

Yol 2: AİHM Kararı Üzerine Yeniden Soruşturma (m.172/3)

CMK m.172/3, 2013 yılında 6459 sayılı Kanunla eklenmiş özel bir yoldur ve rakip kaynakların büyük kısmında yer almaz. Hükme göre, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi ya da bu karar aleyhine AİHM’e yapılan başvuru hakkında dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.

Bu fıkranın iki özelliği vardır. Birincisi, yeniden soruşturma açılması zorunludur; savcılığın takdiri yoktur. İkincisi, dostane çözüm ve tek taraflı deklarasyon da kapsamdadır; yani AİHM esas hakkında karar vermeden dosya kapanmış olsa bile yol açıktır. Buna karşılık üç aylık süre kısadır ve talebe bağlıdır; kendiliğinden işlemez.

m.172/2 yolum.172/3 yolu
ŞartYeni delilAİHM kararı, dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon
Hâkim kararı gerekir mi?Evet, sulh ceza hâkimliğiHayır
SüreDava zamanaşımı süresi içindeKesinleşmeden itibaren üç ay
SonuçKamu davası açılabilirYeniden soruşturma açılır
Kesinleşmiş KYOK sonrası dosyanın yeniden açılmasının iki kanuni yolu.

Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (Ek KYOK) Ne Demek?

Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, uygulamada bir soruşturma dosyasının bir kısmı için dava açılırken kalan kısmı için verilen takipsizlik kararını anlatır. Halk arasında ek takipsizlik kararı da denir. “Ek” ibaresi kanundan değil, uygulamadan gelir; kararın hukuki niteliği ve tabi olduğu usul, CMK m.172’deki KYOK ile aynıdır.

En sık görülen iki durumu şöyle özetlenebilir:

  • Şüpheli bakımından bölünme: Aynı dosyada birden fazla şüpheli vardır; savcılık bir kısmı hakkında iddianame düzenlerken, delil bulunamayan diğerleri hakkında ek KYOK verir.
  • Fiil bakımından bölünme: Aynı şüpheli hakkında birden çok suç isnadı vardır; savcılık bir kısmından dava açar, diğerleri bakımından ek KYOK verir.

Ek KYOK bakımından bilinmesi gereken en önemli nokta şudur: bu karar da ayrıca tebliğ edilir ve ayrıca itiraza tabidir. Dosyanın bir bölümünden dava açılmış olması, kapatılan bölüme itiraz süresini durdurmaz. Aynı olayda hem iddianame hem ek KYOK ile karşılaşan suçtan zarar görenler, dava açıldığı için sürecin devam ettiğini düşünüp ek KYOK’a itiraz süresini kaçırabilmektedir. İki belgenin tarihleri ayrı ayrı takip edilmelidir.

SYOK ile KYOK Arasındaki Fark Nedir?

Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar (SYOK), CMK m.158/6’da düzenlenmiştir ve KYOK’tan daha erken bir aşamada verilir. Hükme göre, ihbar veya şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması ya da ihbar veya şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir.

Aradaki en önemli fark, kişinin sıfatındadır. SYOK verildiğinde şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez; yani hakkında hiç soruşturma açılmamış sayılır. KYOK’ta ise soruşturma açılmış, yürütülmüş ve sonunda dava açılmamıştır.

SYOK (m.158/6)KYOK (m.172/1)
AşamaSoruşturma açılmadanSoruşturma sonunda
Kişinin sıfatıŞüpheli sıfatı verilemezŞüpheli sıfatı doğmuştur
SebepFiilin açıkça suç oluşturmaması; ihbarın soyut ve genel olmasıYeterli delil bulunamaması veya kovuşturma olanağının bulunmaması
Kime bildirilir?Varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiyeSuçtan zarar görene ve ifadesi alınmış şüpheliye
İtiraz usulüm.173’teki usule görem.173
İtirazın kabulü hâlindeBaşsavcılık soruşturma işlemlerini başlatırSavcı iddianame düzenler
Soruşturmaya yer olmadığına dair karar ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın karşılaştırması.

SYOK kararları da kendilerine mahsus ayrı bir sisteme kaydedilir ve bu kayıtlar ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir (m.158/6 son cümle). İtirazın kabulü hâlinde sonuç KYOK’takinden farklıdır: dava açılmaz, Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır.

Takipsizlik Kararı ile Beraat Arasındaki Fark Nedir?

Takipsizlik kararı savcılık aşamasında, beraat ise mahkeme aşamasında verilir. İkisi de kişinin cezalandırılmaması sonucunu doğurur, ancak süreçleri, dayanakları ve hukuki ağırlıkları farklıdır. En belirgin fark şudur: takipsizlik kararında hiç dava açılmamıştır, beraatte dava açılmış, duruşma yapılmış ve mahkeme hüküm kurmuştur.

Takipsizlik (KYOK)Beraat
Kim verir?Cumhuriyet savcısıMahkeme
AşamaSoruşturma sonundaKovuşturma sonunda
Karar niteliğiSavcılık kararıHüküm (CMK m.223/2)
Kanun yoluSulh ceza hâkimliğine itirazİstinaf, şartları varsa temyiz
Kesin hüküm etkisiYok; yeni delille dosya açılabilir (m.172/2)Var; kesinleşince aynı fiilden yeniden yargılanılamaz
Adli sicilİşlenmezİşlenmez
TazminatYakalama/tutuklama varsa istenebilir (m.141/1-e)Yakalama/tutuklama varsa istenebilir (m.141/1-e)
Takipsizlik kararı ile beraat hükmünün karşılaştırması.

Tablodaki “kesin hüküm etkisi” satırı, ikisi arasındaki asıl farkı taşır. Kesinleşmiş beraat hükmü, aynı fiil hakkında yeniden yargılamayı kural olarak engeller. Takipsizlik kararı ise yalnızca şartlı bir koruma sağlar: yeni delil çıkar ve sulh ceza hâkimliği karar verirse dosya yeniden açılabilir. Bu nedenle “takipsizlik aldım, konu tamamen kapandı” değerlendirmesi hukuken eksiktir; dava zamanaşımı süresi boyunca ihtimal devam eder.

KYOK Adli Sicile İşler mi? Güvenlik Soruşturmasında Görünür mü?

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar adli sicile işlemez. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.4/1 açıktır: adli sicile yalnızca Türk mahkemeleri tarafından verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir. KYOK bir mahkûmiyet hükmü olmadığı gibi, mahkeme kararı da değildir. Dolayısıyla adli sicil kaydınızda (sabıka kaydı) görünmez, arşiv kaydına da alınmaz.

Buna karşılık “hiçbir yerde görünmez” demek doğru olmaz ve bu, yazının en sık atlanan ayrımlarından biridir. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, adli sicilden ibaret değildir. 7315 sayılı Kanun m.4/1-(ç) uyarınca arşiv araştırması kapsamında, kesinleşmiş mahkeme kararlarının yanı sıra “kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olgular” da mevcut kayıtlardan tespit edilir. Takipsizlikle sonuçlanmış bir soruşturma, tam olarak bu tanıma girer.

Kayıt / araştırma türüKYOK görünür mü?Dayanak
Adli sicil kaydı (sabıka kaydı)Hayır5352 s.K. m.4/1
Adli sicil arşiv kaydıHayır5352 s.K. m.9
Arşiv araştırmasıEvet, sonuçlanmış soruşturma olgusu olarak7315 s.K. m.4/1-ç
Güvenlik soruşturmasıEvet, arşiv araştırması kapsamına ek olarak7315 s.K. m.5
UYAP dosya sorgulamaEvet, taraf sıfatı olanlar için
KYOK kararının hangi kayıt ve araştırmalarda görünüp görünmediği.

Pratik sonuç şudur: kamu görevine giriş, silah ruhsatı, özel güvenlik gibi süreçlerde talep edilen belge adli sicil kaydıysa KYOK’un etkisi olmaz. Talep edilen işlem güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması ise, sonuçlanmış soruşturma olgusu görülebilir; ancak bu olgu tek başına olumsuz sonuç doğurmaz, Değerlendirme Komisyonu tarafından görevin niteliğiyle birlikte değerlendirilir (7315 s.K. m.7). Konuyu ayrıntılı olarak güvenlik soruşturmasında nelere bakılır ve güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kanunu yazılarımızda ele aldık.

Adli sicil kaydının ne zaman silindiğini, arşiv kaydını kimlerin görebildiğini merak ediyorsanız adli sicil arşiv kaydını kimler görebilir ve adli sicil arşiv kaydı ne zaman silinir yazılarımıza; kaydın sildirilmesi usulü için adli sicil kaydı sildirme yazımıza bakabilirsiniz. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının aynı sorudaki karşılığını ise HAGB kararı sicile işler mi yazısında inceledik.

Hakkında KYOK Verilen Kişi Devletten Tazminat İsteyebilir mi?

Evet, belirli şartlarda isteyebilir. CMK m.141/1-(e) uyarınca, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişiler maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten isteyebilir. Bu hüküm, tutuklamanın veya yakalamanın hukuka aykırı olmasını aramaz; işlem hukuka uygun olsa bile sonuçta dava açılmamışsa tazminat hakkı doğar.

2024 yılında yapılan bir ekleme kapsamı genişletmiştir. CMK m.141/1-(l) bendine göre (Ek: 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun m.12), konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı ya da uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra hakkında KYOK verilenler de tazminat isteyebilir. Adli kontrol tedbirlerinin kapsamını adli kontrol ve ev hapsi arasındaki farklar yazımızda ele aldık.

Kanun, kararı veren mercie ayrıca bir görev de yüklemiştir: CMK m.141/2 uyarınca, (e), (f) ve (l) bentlerindeki kararları veren merciler ilgiliye tazminat hakkı bulunduğunu bildirir ve bu husus verilen karara geçirilir. Yani KYOK kararınızda tazminat hakkına ilişkin bir satır bulunması gerekir.

Başvuru Nereye Yapılır? 2024’te Değişen Merci

Bu, yazının en güncel ve en çok eskimiş bilgi barındıran noktasıdır. Kural olarak CMK m.142/2 uyarınca tazminat istemi, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. Ancak aynı fıkraya 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun m.13 ile eklenen cümlelerle, 141. maddenin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tam olarak (e) bendindedir. Dolayısıyla KYOK sonrası tazminat istemi artık ağır ceza mahkemesine değil, Tazminat Komisyonuna yapılır. Kanun geçiş sorununu da çözmüştür: 6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza mahkemesine yapılan istemler Komisyona gönderilir ve bu hâlde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır. Yani yanlış mercie başvurmak süreyi düşürmez.

KonuKuralDayanak
Kimler isteyebilir?Yakalanan veya tutuklanan, sonra KYOK ya da beraat kararı verilenlerCMK m.141/1-e
2024 eklemesiKonutu terk etmeme veya tedavi adli kontrolü uygulananlarCMK m.141/1-l (7499/12)
Nereye başvurulur?Tazminat Komisyonu (6384 s.K.)CMK m.142/2 (7499/13)
SüreKesinleşmenin tebliğinden 3 ay, her hâlde kesinleşmeden 1 yılCMK m.142/1
Kime karşı?Devlet (Hazine)CMK m.141/3
KapsamMaddi ve manevi her türlü zararCMK m.141/1
KYOK sonrası koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemi.

Süreler hak düşürücüdür ve kısadır: kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay, her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl (m.142/1). KYOK kararının size tebliğ edilmesi ile kesinleşme şerhinin tebliğ edilmesi ayrı işlemlerdir; üç aylık süre ikincisinden işler. Bu ayrımı gözden kaçırmamak gerekir.

Şunu da belirtelim: yakalanmamış ve tutuklanmamış, hakkında adli kontrol de uygulanmamış bir kişinin yalnızca soruşturma geçirmiş olması m.141 kapsamında tazminat hakkı doğurmaz. Bu kişilerin, koşulları varsa iftira (TCK m.267) veya suç uydurma (TCK m.271) suçlarından şikâyet yolu ile haksız fiil hükümlerine dayalı tazminat yolu ayrıca değerlendirilir.

KYOK Kararı ile İlgili Kanun Maddeleri: Tek Bakışta

Aşağıdaki tablo, bu yazıda geçen tüm hükümleri tek yerde toplar. Elinizdeki karar veya dilekçe üzerinde çalışırken hangi maddeye bakmanız gerektiğini hızlıca bulabilirsiniz.

MaddeKonu
CMK m.158/6Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar (SYOK)
CMK m.160/2Savcının lehe ve aleyhe delilleri toplama yükümlülüğü
CMK m.170/2Yeterli şüphe varsa iddianame düzenlenmesi zorunluluğu
CMK m.171/1Etkin pişmanlık ve şahsi cezasızlık hâlinde takdiri KYOK
CMK m.171/2-6Kamu davasının açılmasının ertelenmesi
CMK m.172/1KYOK’un tanımı, sebepleri ve tebliği
CMK m.172/2Yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararı olmadan dava açılamaması
CMK m.172/3AİHM kararı üzerine yeniden soruşturma
CMK m.173/1İtiraz süresi (iki hafta) ve mercii
CMK m.173/2İtiraz dilekçesinin içeriği
CMK m.173/3Soruşturmanın genişletilmesi, ret ve giderler
CMK m.173/4İstemin kabulü hâlinde iddianame düzenlenmesi
CMK m.173/5Takdir yetkisiyle verilen KYOK’a itiraz edilememesi
CMK m.173/6İtirazın reddi hâlinde m.172/2’nin uygulanması
CMK m.39Sürelerin hesaplanması
CMK m.40-41Eski hâle getirme
CMK m.141-142Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
CMK m.253/19Uzlaşma sonucunda KYOK
CMK m.309Kanun yararına bozma
TCK m.64, 65, 66, 73, 75Ölüm, af, dava zamanaşımı, şikâyet, önödeme
5352 s.K. m.4, 6, 9Adli sicile kaydedilecek ve kaydedilmeyecek bilgiler
7315 s.K. m.4-5Arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasının kapsamı
KYOK ve takipsizlik kararına ilişkin kanun maddeleri.

Takipsizlik Kararı Alan veya İtiraz Etmek İsteyen Kişi Ne Yapmalı?

Süreç iki farklı taraftan yürütülür ve yapılacaklar birbirinin tersidir. Aşağıdaki iki liste, elinize KYOK kararı geçtiğinde hangi tarafta olduğunuza göre atılacak adımları özetler.

Suçtan Zarar Gören (Müşteki) İçin

  1. Tebliğ tarihini kaydedin. İki haftalık süre bu tarihten işler; tebligat zarfını saklayın.
  2. Kararın dayanağına bakın. Karar m.171/1’e dayanıyorsa itiraz yolu kapalıdır (m.173/5).
  3. Dosyayı inceleyin. Hangi delillerin toplandığını, hangilerinin toplanmadığını çıkarın.
  4. Toplanmamış delilleri somutlaştırın. Kamera kaydının hangi kurumda olduğu, tanığın kimliği, celbedilmesi gereken kayıt açıkça yazılmalıdır.
  5. Dilekçeyi doğru mercie hitaben yazın. Ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliği.
  6. Gider riskini hesaba katın. İtiraz reddedilirse giderlere mahkûm edilirsiniz (m.173/3).
  7. Hukuk yolunu ayrıca değerlendirin. Ceza dosyası kapansa da tazminat davası açılabilir; uzlaşma sağlanmışsa bu yol kapanır (m.253/19).

Hakkında Takipsizlik Verilen Kişi İçin

  1. Kesinleşme şerhi alın. İtiraz süresi dolduğunda savcılıktan kesinleşme şerhli karar örneği isteyin.
  2. Tazminat hakkınızı kontrol edin. Süreçte yakalandıysanız, tutuklandıysanız veya m.141/1-l kapsamındaki adli kontrole tabi tutulduysanız Tazminat Komisyonuna başvurabilirsiniz.
  3. Süreyi kaçırmayın. Kesinleşmenin tebliğinden itibaren üç ay, her hâlde kesinleşmeden itibaren bir yıl (m.142/1).
  4. Koruma tedbirlerinin kaldırıldığını doğrulayın. Elkoyma, adli kontrol veya tahdit kayıtlarının sistemden düşüp düşmediğini kontrol edin.
  5. Gerekçeyi okuyun. Kararın hangi sebebe dayandığı, ileride açılabilecek bir hukuk davasında da tartışılabilir.
  6. İtiraz edilirse hazırlıklı olun. Suçtan zarar görenin itirazı üzerine hâkimlik soruşturmanın genişletilmesini isteyebilir.

Bu yazıda ele aldığımız sürelerin tamamı hak düşürücüdür: itiraz için iki hafta, tazminat istemi için üç ay. Kaçırılan süre, dosyanın esasına ilişkin ne kadar güçlü bir iddianız olursa olsun sonucu değiştirir. Kararı elinize aldığınız gün yapılacak ilk iş, tebliğ tarihini ve kararın dayandığı maddeyi not etmektir. Süreci bir vekille yürütmeyi düşünüyorsanız, nelere dikkat edilmesi gerektiğini ceza avukatı seçerken dikkat edilmesi gerekenler yazımızda derledik. Büromuz Ankara’da ceza soruşturması ve kovuşturması dosyalarında vekillik yürütmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

KYOK ne demek?

KYOK, “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” ifadesinin kısaltmasıdır. Cumhuriyet savcısının soruşturma sonunda kamu davası açmama yönündeki kararını anlatır ve dayanağı CMK m.172/1’dir.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ne anlama gelir?

Hakkınızdaki soruşturma sonuçlanmış ve savcılık dava açmamıştır; dosya mahkeme aşamasına taşınmayacaktır. Karar “suçsuzsunuz” anlamına gelmez, “dava açmaya yetecek delil ya da kovuşturma olanağı yoktur” anlamına gelir.

KYOK ile takipsizlik kararı aynı şey mi?

Evet, ikisi aynı karardır. “Takipsizlik” uygulamada ve halk arasında kullanılan addır; kanun metninde kararın adı kovuşturmaya yer olmadığına dair karardır.

KYOK kararını kim verir?

Yalnızca soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı verir. Mahkeme, hâkim veya kolluk bu kararı veremez; kolluğun düzenlediği fezleke bir karar değil, savcılığa sunulan rapordur.

KYOK kararına itiraz süresi kaç gündür?

CMK m.173/1’e göre süre, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Süre gün değil hafta olarak belirlendiği için CMK m.39/2 uyarınca tebliğ gününün iki hafta sonraki aynı isimli gününün mesai bitiminde dolar. Yaygın olarak yazılan “15 gün” bilgisi kanunun lafzına uymaz.

KYOK itirazı nereye yapılır?

Kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır. Dilekçe kararı veren savcılığa da verilebilir; savcılık yetkili hâkimliğe iletir.

KYOK kararına kimler itiraz edebilir?

CMK m.173/1 itiraz hakkını suçtan zarar görene tanır. Küçük ve kısıtlılar bakımından kanuni temsilci, tüzel kişiler bakımından temsile yetkili kişi veya vekil bu hakkı kullanır. Şüphelinin itiraz hakkı yalnızca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bakımından öngörülmüştür (m.171/2).

Her KYOK kararına itiraz edilebilir mi?

Hayır. CMK m.173/5 uyarınca savcının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde, yani etkin pişmanlık veya şahsi cezasızlık sebebine dayanan m.171/1 kararlarında bu madde uygulanmaz; o kararlara itiraz edilemez.

Takipsizlik kararına itiraz reddedilirse ne olur?

Karar yerinde bulunur, dosya savcıya gönderilir ve itiraz eden yargılama giderlerine mahkûm edilir (m.173/3). Dosya temelli kapanmaz: aynı fiilden dava açılabilmesi için yeni delil ve sulh ceza hâkimliği kararı gerekir (m.173/6 ve m.172/2). Ayrıca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ile kanun yararına bozma yolları değerlendirilebilir.

İtiraz kabul edilirse dava otomatik açılır mı?

Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir (m.173/4). Hâkimlik dava açmaz ve savcılığa yeniden soruşturma talimatı vermez; soruşturma evresi kapanıp kovuşturma evresine geçilir.

Takipsizlik kararı ne zaman kesinleşir?

İki haftalık itiraz süresi içinde itiraz edilmezse sürenin dolmasıyla, itiraz edilmişse sulh ceza hâkimliğinin itirazı reddetmesiyle kesinleşir. Kesinleşme, dosyanın sonsuza kadar kapandığı anlamına gelmez.

Takipsizlik kararı tebliğ edilir mi?

CMK m.172/1 uyarınca karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Hakkında soruşturma açılmış ama hiç ifadesi alınmamış kişiye tebligat yapılmayabilir.

Takipsizlik kararı nasıl öğrenilir, e-Devlette görünür mü?

Dosyada taraf sıfatı bulunanlar, e-Devlet Kapısı üzerinden erişilen UYAP Vatandaş Portalı’ndan dosya durumunu ve kararı görebilir; ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığı kaleminden karar örneği alınabilir. Kararı ekranda görmek tebligat yerine geçmez; itiraz süresi usulüne uygun tebliğ tarihinden işler.

Dosya durumu “takipsizlik” ne demek?

Ceza soruşturması dosyalarında bu ibare, dosyanın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla kapandığını gösterir. İcra dosyalarında günlük dilde kullanılan “takipsiz” ifadesi ise takibin işlemsiz kalması veya düşmesi gibi bambaşka bir durumu anlatır; ikisi karıştırılmamalıdır. Dosyanın hangi birimde açıldığına bakarak hangi anlamın geçerli olduğunu belirleyebilirsiniz.

Ek KYOK ne demek?

Bir soruşturma dosyasının bir kısmı için dava açılırken kalan kısmı hakkında verilen takipsizlik kararıdır. Hukuki niteliği KYOK ile aynıdır; ayrıca tebliğ edilir ve ayrıca iki haftalık itiraz süresine tabidir. Dosyanın bir bölümünden dava açılmış olması bu süreyi durdurmaz.

SYOK ile KYOK arasındaki fark nedir?

SYOK, fiilin araştırma gerektirmeksizin açıkça suç oluşturmadığı ya da ihbarın soyut ve genel olduğu hâllerde soruşturma açılmadan verilir ve kişiye şüpheli sıfatı verilemez (CMK m.158/6). KYOK ise soruşturma yürütüldükten sonra verilir. İkisine de m.173 usulüne göre itiraz edilir.

Takipsizlik kararı kaldırıldı ne demek?

Sulh ceza hâkimliğinin, suçtan zarar görenin itirazını yerinde bulup KYOK kararını ortadan kaldırması anlamına gelir. Bu karar üzerine Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler ve dosya mahkemeye gider (m.173/4).

Savcı hiç ifade almadan takipsizlik kararı verebilir mi?

Kanun her dosyada ifade alınmasını şart koşmaz; ancak savcı, CMK m.160/2 uyarınca şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Toplanabilecek deliller toplanmadan verilen karar, itiraz üzerine kaldırılabilir; hâkimlik m.173/3 uyarınca soruşturmanın genişletilmesini isteyebilir.

KYOK adli sicile işler mi?

Hayır. Adli sicile yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir (5352 s.K. m.4/1). Ancak arşiv araştırmasında, sonuçlanmış soruşturmalara ilişkin olgular tespit edilebilir (7315 s.K. m.4/1-ç); bu nedenle güvenlik soruşturmasında görülmesi mümkündür.

Hakkında takipsizlik verilen kişi tazminat alabilir mi?

Süreçte yakalanmış, tutuklanmış ya da CMK m.141/1-l kapsamındaki adli kontrol tedbirlerine tabi tutulmuşsa maddi ve manevi zararlarını devletten isteyebilir (m.141/1-e ve l). 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun değişikliğinden sonra bu istem ağır ceza mahkemesine değil, 6384 sayılı Kanun kapsamındaki Tazminat Komisyonuna yapılır. Süre, kesinleşmenin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıldır.

Takipsizlik kararı ne kadar sürede çıkar?

Ceza Muhakemesi Kanunu, soruşturmanın tamamlanması için genel bir azami süre öngörmez. Süre; toplanacak delillere, bilirkişi incelemesine, istinabe yazışmalarına ve dosyanın kapsamına göre değişir. Uzlaştırma kapsamındaki dosyalarda uzlaştırma süreci de eklenir.

Takipsizlik kararı sonrası tazminat davası açılabilir mi?

Suçtan zarar gören bakımından ceza dosyasının takipsizlikle kapanması, hukuk mahkemesinde haksız fiile dayalı tazminat davası açılmasını engellemez; ceza ve hukuk yargılamasında ispat ölçütleri farklıdır. Tek istisna uzlaşmadır: uzlaşma sağlanmışsa, sonradan ortaya çıkan zararlar hariç, aynı suç nedeniyle tazminat davası açılamaz (CMK m.253/19).

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir