Adli Kontrol Kararına İtiraz Süreci Nasıl İşler?
Adli kontrol kararına itiraz, hâkim veya mahkemenin verdiği yükümlülük kararını iki hafta içinde kararı veren mercie sunulan bir dilekçeyle yeniden inceletme yoludur. İtiraz, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 111 inci maddesinin ikinci fıkrasına dayanır; süresi, mercii ve usulü ise kanunun 268 ila 271 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Uygulamada en sık yapılan hata, bu yolun tek başına sanılmasıdır: kanun aynı konuda iki ayrı başvuru yolu tanır — süreye bağlı itiraz ve süreye bağlı olmayan kaldırma talebi.
Süre hesabı 1 Haziran 2024’te ikiye ayrıldı, itirazı inceleyecek merci 2021’de değişti, tedbirin azami süresi aynı yıl kanuna girdi ve haksız uygulanan adli kontrol için tazminat hakkı 2024’te genişledi. Dört kırılmanın dördü de hâlâ eski hâliyle anlatılmaya devam ediyor. Her başlıkta dayanak madde birlikte veriliyor; böylece dilekçenizdeki cümleyi doğrudan kanunun lafzına oturtabilirsiniz.
Özet
Adli kontrol kararına itiraz, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilir; kaldırma talebi ise süreye bağlı değildir ve istendiği kadar tekrarlanabilir.
- Süre: CMK m.268/1 uyarınca iki hafta. 1/6/2024’ten önce verilen kararlarda eski hüküm — yedi gün — işler (CMK Geçici m.6/1-c).
- Nereye: Dilekçe kararı veren mercie verilir. Sulh ceza hâkimliğinin adli kontrol kararına itirazı asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m.268/3-b).
- İtiraz mı, kaldırma mı: İtiraz süreye bağlıdır ve başka bir merci karara bağlar; kaldırma talebini (m.111/1) aynı hâkim beş gün içinde karara bağlar ve savcının görüşü zorunludur.
- Azami süre: Ağır ceza dışı işlerde iki yıl (+1 yıl), ağır cezalık işlerde üç yıl; çocuklarda yarı oran (CMK m.110/A).
- Tazminat: Konutu terk etmemek veya tedavi yükümlülüğü uygulandıktan sonra kovuşturmaya yer olmadığına ya da beraate karar verilirse, hukuka aykırılık aranmadan tazminat istenebilir (CMK m.141/1-l).
Adli Kontrol Nedir, Kararı Kim Verir?
Adli kontrol, tutuklama sebepleri bulunduğu hâlde kişinin tutuklanması yerine belirli yükümlülükler altında serbest bırakılmasıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109 uncu maddesinin birinci fıkrası bunu şöyle kurar: bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Yani adli kontrol, tutuklamanın hafifletilmiş bir biçimi değil, tutuklamanın yerine geçen ayrı bir koruma tedbiridir.
Bu ayrım pratikte sonuç doğurur. Adli kontrol bir ceza değildir; mahkûmiyet hükmü olmadığı için adli sicile işlemez. Kararın dayanağı kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenidir, suçun sabit görülmesi değildir. Bu yüzden itiraz dilekçesinde tartışılacak şey suçun işlenip işlenmediği değil, tedbirin gerekli ve ölçülü olup olmadığıdır.
Adli Kontrol Kararı Hangi Şartlarda Verilir?
Kararın ön şartı, CMK m.100’deki tutuklama sebeplerinin bulunmasıdır: kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni. Tutuklama nedenleri m.100/2’de sayılır — kaçma, saklanma veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular; delilleri yok etme, gizleme, değiştirme; tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma girişimi. Bu sebeplerden biri yoksa adli kontrol kararının da dayanağı yoktur ve bu, itirazın en güçlü gerekçesidir.
Kanun iki noktada kapsamı genişletir. m.109/2 uyarınca, kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir; yani m.100/4 gereği tutuklama kararı verilemeyecek bir suçta bile adli kontrol mümkündür. m.109/7 uyarınca da, kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
Ayrı bir başlık da m.109/4’tedir: maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Bu fıkra, tutuklamaya karşı yapılan itirazda alternatif talep olarak öne sürülür.
Adli Kontrol Kararını Kim Verir? Soruşturma ve Kovuşturma Ayrımı
Karar mercii, dosyanın hangi evrede olduğuna göre değişir ve bu ayrım itirazın nereye yapılacağını da belirler:
- Soruşturma evresi (m.110/1): Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adli kontrol altına alınabilir. Savcının istemi olmadan hâkim resen karar veremez.
- Kovuşturma evresi (m.110/3): 109 uncu madde ile m.110’un birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gerekli görüldüğünde görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır. Yani davaya bakan mahkeme, duruşmada adli kontrol kararı verebilir.
- İstinaf/temyiz aşaması (m.109/4 son cümle): Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuşsa, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adli kontrol kararı verebilir.
Yükümlülüğü sonradan ağırlaştırma, hafifletme veya kaldırma yetkisi m.110/2’dedir: hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. Kaldırma talebinin kanuni zemini de budur.
Adli Kontrol Yükümlülükleri Nelerdir?
CMK m.109/3, adli kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri on iki bent hâlinde sayar. Hâkim bunlardan birini veya birkaçını birlikte uygulayabilir. İtiraz dilekçesinde hangi bende dayanıldığını yazmak, tartışmayı somutlaştırdığı için önemlidir:
| Bent | Yükümlülük | Uygulamadaki karşılığı |
|---|---|---|
| a | Yurt dışına çıkamamak | Yurt dışı çıkış yasağı; pasaporta şerh düşülür |
| b | Hâkimin belirlediği yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak | Karakola imza yükümlülüğü — gün ve saat kararda gösterilir |
| c | Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına, mesleki uğraş veya eğitime ilişkin kontrol tedbirlerine uymak | Denetim görüşmeleri, eğitime devam şartı |
| d | Taşıt kullanamamak, gerektiğinde sürücü belgesini makbuz karşılığı teslim etmek | Trafik suçlarında sık uygulanır |
| e | Uyuşturucu, uyarıcı, uçucu madde veya alkol bağımlılığından arınmak amacıyla tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak | Hastaneye yatış dâhil; cezadan mahsup edilen iki bentten biri |
| f | Hâkimce belirlenecek güvence miktarını yatırmak | Güvence bedeli — halk arasında “kefalet” denir, kanunun terimi değildir |
| g | Silah bulunduramamak veya taşıyamamak, silahları adli emanete teslim etmek | Ruhsatlı silah da kapsamdadır |
| h | Suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere belirlenen parayı ayni veya kişisel güvenceye bağlamak | Mağdurun zararına yönelik ayrı bir güvence |
| i | Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve nafakayı düzenli ödeyeceğine dair güvence vermek | Nafaka güvencesi |
| j | Konutunu terk etmemek | Ev hapsi; her iki gün cezanın mahsubunda bir gün sayılır |
| k | Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek | Şehir dışına çıkma yasağı |
| l | Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek | Uzaklaştırma benzeri bölge yasağı |
Bir ayrıntı, (d) bendinde yükümlü olanlar için önemlidir: m.109/5 uyarınca hâkim veya Cumhuriyet savcısı, bu bentteki yükümlülüğün uygulanmasında şüphelinin mesleki uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir. Şoförlük, kuryelik gibi işlerde bu izin ayrıca talep edilir; yükümlülüğün tümden kaldırılması istenmeden de sonuç alınabilir.
Konutu terk etmemek yükümlülüğünün ayrıntıları, elektronik kelepçe uygulaması ve ev hapsinin infaz hukukundaki karşılığıyla farkı için adli kontrol ile ev hapsi arasındaki farklar rehberimize; güvence bedelinin miktarı, yatırılması ve iadesi için güvence bedeli (kefalet) tedbiri yazımıza bakabilirsiniz.
Adli Kontrol ile Tutuklama Arasındaki Ayrım
İki tedbirin şartı ortaktır, sonucu farklıdır. Tutuklama kişi hürriyetini tamamen kaldırır; adli kontrol hürriyeti sınırlar ama kişiyi dışarıda tutar. Kanun bu tercihi hâkimin takdirine bırakmaz, gerekçelendirme yükü getirir: m.101/1 uyarınca tutuklama istemlerinde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. m.101/2-d ise (7331 sayılı Kanunla eklenmiştir) tutuklama kararında “adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını” gösteren delillerin somut olgularla açıkça gösterilmesini şart koşar.
Sonuç şudur: adli kontrol, tutuklamaya göre asıl konumdadır. Tutuklama kararına itiraz ederken de adli kontrol kararına itiraz ederken de bu hiyerarşi kullanılır — birincisinde “adli kontrol yeterlidir” denir, ikincisinde “bu ağırlıkta bir yükümlülük gerekmez, daha hafifi yeterlidir” denir.
Bir fark da mahsuptadır. m.109/6 uyarınca adli kontrol altında geçen süre, şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu kuralın istisnası yalnız iki benttir: (e) tedavi ve (j) konutu terk etmemek. Üstelik 7331 sayılı Kanunla eklenen cümle uyarınca (j) bendindeki yükümlülük altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır. İmza yükümlülüğünde veya yurt dışı yasağında geçen süre cezadan düşmez — bu, hangi yükümlülüğe itiraz edileceğini seçerken hesaba katılır.
Adli Kontrol Şartıyla Mahkemeye Sevk Ne Demek?
“Adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk edildi” ifadesi, gözaltı süresi dolan şüpheli hakkında Cumhuriyet savcısının tutuklama değil adli kontrol istemiyle sulh ceza hâkimliğine sevk yazısı yazdığı anlamına gelir. Hâkim bu istemi kabul edebilir, reddedebilir veya istenen yükümlülüğü değiştirerek karar verebilir; savcının talebiyle bağlı değildir. Tutuklama istemiyle sevkte de sonuç adli kontrol olabilir, çünkü m.101/1 hâkimi adli kontrolün yeterli olup olmadığını tartışmaya zorlar.
Sevk sonrası akış üç ihtimalle biter: serbest bırakma, adli kontrol kararı veya tutuklama. Adli kontrol kararı verildiğinde kişi o gün serbest kalır; yükümlülük kararda yazılı tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu aşamada müdafi yardımından yararlanma hakkı m.101/3 kapsamında tutuklama istemleri için açıkça düzenlenmiştir; adli kontrol sevklerinde de müdafi hazır bulunabilir ve itiraz hakkını sorgu tutanağına geçirtebilir.
Sevkin sonucu ne olursa olsun soruşturma devam eder; adli kontrol kararı suçun sabit olduğu anlamına gelmez ve iddianame düzenlenip dava açıldığında yükümlülük kendiliğinden sona ermez. Kovuşturma evresinde mahkeme, m.110/3 ve m.110/4 uyarınca tedbiri sürdürüp sürdürmeyeceğine yeniden karar verir.
Adli Kontrol Sonrası Mahkeme Süreci Nasıl İşler?
Adli kontrol kararı, dosyanın akışını durdurmaz; soruşturma olağan seyrinde sürer. Savcılık deliller toplandıktan sonra ya kovuşturmaya yer olmadığına karar verir ya da iddianame düzenler. İddianame kabul edilirse dosya kovuşturma evresine geçer ve duruşma günü verilir. Adli kontrol altındaki kişi bu süreçte tutuksuz yargılanır; duruşmalara serbest olarak katılır.
Kovuşturma evresine geçişin tedbir üzerindeki etkisi şudur: yetki mahkemeye geçer. CMK m.110/3 uyarınca 109 uncu madde ile m.110’un birinci ve ikinci fıkra hükümleri, kovuşturma evresinin her aşamasında görevli mahkemece uygulanır; m.110/4 uyarınca da mahkeme, yükümlülüğün devamının gerekip gerekmediğini en geç dört aylık aralıklarla resen değerlendirir. Bu değerlendirme çoğunlukla duruşma sonunda ara kararla yapılır ve tutanağa geçer.
Yargılama sonunda verilecek karar tedbirin kaderini de belirler. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı veya düşme kararıyla birlikte adli kontrol sona erer. Mahkûmiyet hâlinde koruma tedbiri aşaması biter; hükmün kesinleşmesiyle infaz rejimine geçilir. Adli kontrolde geçen sürenin cezadan düşüp düşmeyeceği ise m.109/6’ya bağlıdır — yalnız tedavi ve konutu terk etmeme yükümlülüklerinde mahsup yapılır.
Adli Kontrol Kararının Hukuki Dayanakları
Adli kontrolün tamamı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109 ila 115 inci maddeleri arasında düzenlenmiştir. İtiraz süreci bu maddelerin yalnız bir kısmına dayanır; geri kalanı kararın verilmesine, değiştirilmesine ve sona ermesine ilişkindir. Hangi sorunun hangi maddede cevaplandığını bilmek, dilekçenin doğru hükme oturması için yeterlidir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’na Göre Adli Kontrol
Aşağıdaki tablo, adli kontrol kararına itiraz sürecinde en çok başvurulan hükümleri ve her birinin ne düzenlediğini gösterir:
| Madde | Ne düzenler | İtiraz açısından önemi |
|---|---|---|
| CMK m.109 | Adli kontrolün şartları ve yükümlülük listesi | Tutuklama sebebi yoksa kararın dayanağı da yoktur |
| CMK m.110/1-3 | Kararı verecek merci (soruşturma / kovuşturma) | Dilekçenin verileceği mercii belirler |
| CMK m.110/2 | Yükümlülüğü kaldırma, değiştirme, geçici muafiyet | Kademeli talebin kanuni zemini |
| CMK m.110/4 | En geç dört aylık aralıklarla zorunlu denetim | Dosyada son dört ayda karar yoksa somut itiraz sebebi |
| CMK m.110/A | Adli kontrolün azami süresi | Süre aşımı bağımsız bir kaldırma sebebidir |
| CMK m.111/1 | Kaldırma talebi — beş gün içinde karar | Süreye bağlı olmayan, tekrarlanabilir yol |
| CMK m.111/2 | Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir | İtiraz hakkının kaynağı; süreyi bu madde vermez |
| CMK m.112 | Yükümlülüğe uymamanın sonucu | İhlal iddiasına karşı savunmanın dayanağı |
| CMK m.113-115 | Güvence bedelinin kullanılması ve iadesi | (f) bendi uygulanan dosyalarda |
| CMK m.141/1-k ve l | Tazminat hâlleri | Tedbir sona erdikten sonraki parasal sonuç |
| CMK m.268-271 | İtirazın süresi, mercii, usulü ve kesinliği | İtiraz sürecinin asıl gövdesi |
CMK 111/2 Nedir, Hangi Kararlara İtiraz Edilebilir?
CMK m.111/2 tek cümledir: “Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.” Maddenin tüm işlevi budur — itiraz yolunu açar, ama ne süre ne merci ne de usul verir. Bunların hepsi kanunun 268 ila 271 inci maddelerinden gelir. Bu ayrım önemlidir, çünkü uygulamada m.111’in birinci fıkrasındaki beş günlük süre zaman zaman itiraz süresi sanılır; oysa o süre, kaldırma talebi hakkında hâkimin karar verme süresidir.
“Adli kontrole ilişkin kararlar” ifadesi geniştir. İtiraz yolu şu kararların hepsine açıktır:
- Adli kontrol altına alınmasına ilişkin ilk karar,
- Yükümlülüğün türünü veya kapsamını ağırlaştıran m.110/2 kararı,
- Kaldırma talebinin reddine ilişkin karar,
- m.110/4 uyarınca dört aylık denetimde verilen devam kararı,
- Azami sürenin uzatılmasına ilişkin m.110/A kararı.
Genel kural CMK m.267’dedir: hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. Adli kontrol kararları hâkim veya mahkeme kararı olduğundan bu kapsamdadır; m.111/2 ise tereddüde yer bırakmamak için ayrıca hüküm koymuştur.
Adli Kontrolün Anayasal Temelleri
Anayasa’nın 19 uncu maddesi kişi hürriyeti ve güvenliğini güvence altına alır ve hürriyetin ancak maddede sayılan hâllerde, şekil ve şartları kanunda gösterilmek suretiyle sınırlanabileceğini söyler. Adli kontrol hürriyetten yoksun bırakma değil, hürriyeti sınırlamadır; bu nedenle ölçülülük denetimi Anayasa m.13 üzerinden yapılır — temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın, ölçülülük ilkesine aykırı olmamak kaydıyla sınırlanabilir.
Yurt dışına çıkamamak yükümlülüğünde ayrıca Anayasa m.23’ün son fıkrası devreye girer: vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir. Bu, idari bir tasarrufla konulan çıkış yasaklarını anayasal olarak dışarıda bırakır ve itiraz dilekçesinde doğrudan kullanılabilir.
Adli Kontrole İlişkin Hukuki Çerçeve
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5 inci maddesi özgürlük ve güvenlik hakkını düzenler ve kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasını sayılı hâllerle sınırlar. Adli kontrol, özgürlükten yoksun bırakma ile hiç tedbir uygulamama arasındaki ara basamağı doldurur; bu yönüyle Sözleşme’nin aradığı kademeli yaklaşımın iç hukuktaki karşılığıdır.
Bu çerçeve iç hukukta karşılıksız kalmaz. CMK m.101/1 ve m.101/2-(d), tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kalacağının somut olgularla gösterilmesini zorunlu tutarak Sözleşme’nin öngördüğü kademeli yaklaşımı kanun hükmüne çevirmiştir.
Adli Kontrol Kararının Dayandığı İlkeler
Adli kontrol kararı alınırken üç ilke birlikte işler ve itiraz dilekçesinde üçü ayrı ayrı tartışılabilir:
- Ölçülülük: CMK m.100/1’in son cümlesi tutuklama için açık hüküm koyar — işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemez. Aynı ölçüt, tutuklamanın alternatifi olan adli kontrol için de geçerlidir.
- Masumiyet karinesi: Adli kontrol bir yaptırım değil koruma tedbiridir; hüküm kesinleşene kadar kişi suçsuz sayılır. Bu yüzden karar, cezalandırma gerekçesiyle değil yalnız muhakemeyi güvence altına alma gerekçesiyle kurulabilir.
- Gerekçelendirme: Tedbirin hangi somut olguya dayandığı kararda gösterilmelidir. “Suçun vasıf ve mahiyeti” gibi kalıp ifadelerle yetinen kararlar, gerekçesizlik yönünden itiraza konu edilir.
Adli Kontrol Kararına İtiraz Hakkı ve Şartları
Adli kontrol kararına itiraz, kararın hukuka uygunluğunun başka bir merci tarafından yeniden incelenmesini sağlar. İtiraz harca tabi değildir ve avukatla temsil zorunluluğu yoktur. Kanun, hakkı yalnız karar muhatabına da tanımamıştır; belirli yakınlar ve müdafi de kendiliğinden başvurabilir.
İtiraz Hakkı ve Dayanağı
Hakkın kaynağı CMK m.111/2’dir; usulü m.268 ve devamı maddelerde düzenlenir. İtiraz bir kanun yoludur ve CMK m.260/1 uyarınca hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve sanık için kanun yolları açıktır. Dolayısıyla adli kontrol kararına yalnız şüpheli ya da sanık değil, Cumhuriyet savcısı da — örneğin yükümlülüğün yetersiz olduğu gerekçesiyle — itiraz edebilir.
İtiraz, kararın esasına da usulüne de yöneltilebilir. Esasa yönelik itirazda tutuklama sebebinin bulunmadığı veya tedbirin ölçüsüz olduğu ileri sürülür; usule yönelik itirazda ise kararın gerekçesiz olduğu, savcının istemi bulunmadığı ya da karar mercinin yetkisiz olduğu tartışılır.
Adli Kontrol Kararına Kimler İtiraz Edebilir?
İtiraz çevresi kanunda sayılıdır ve uygulamada en sık karıştırılan noktalardan biridir. “Ailesi itiraz edebilir” genellemesi kanuna uymaz: anne, baba ve kardeş, yasal temsilci sıfatı taşımıyorlarsa kendi adlarına itiraz edemez.
| Kim | Dayanak | Koşul |
|---|---|---|
| Şüpheli / sanık | CMK m.260/1 | Doğrudan |
| Cumhuriyet savcısı | CMK m.260/1 ve 260/3 | Sanık lehine de başvurabilir |
| Müdafi (avukat) | CMK m.261 | Müdafiliğini üstlendiği kişinin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla |
| Yasal temsilci (veli, vasi) | CMK m.262/1 | Süresi içinde kendiliğinden başvurabilir |
| Eş | CMK m.262/1 | Süresi içinde kendiliğinden başvurabilir |
| Anne, baba, kardeş (yasal temsilci değilse) | — | Kendi adlarına itiraz edemez; vekâletle şüpheli adına hareket edilebilir |
CMK m.262/1 eş ve yasal temsilci için ayrıca şunu ekler: şüphelinin veya sanığın başvurusuna ilişkin hükümler, bunlar tarafından yapılacak başvuru ve onu izleyen işlemler için de geçerlidir. Yani eşin yaptığı itiraz, şüphelinin yaptığı itirazla aynı sonucu doğurur ve aynı sürelere tabidir.
Bu tablo yalnız adli kontrol için geçerlidir. Kesinleşmiş cezanın konutta infazına ya da denetimli serbestlik yükümlülüğüne ilişkin işlemlerde başvuru çevresi daha geniştir ve şikâyet yolu infaz hâkimliğine gider. İki aşamanın karıştırılması, dilekçenin yanlış mercie verilmesinin en yaygın sebebidir.
İtiraz İçin Gereken Şartlar
Geçerli bir itiraz için dört şart birlikte aranır:
- Süresinde yapılmış olmak. CMK m.268/1 uyarınca itiraz, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır. Sürenin kaçırılması hâlinde başvurulabilecek yol için aşağıdaki eski hâle getirme başlığına bakınız.
- Doğru mercie verilmiş olmak. Dilekçe, itirazı inceleyecek mahkemeye değil kararı veren mercie verilir. Kanun ayrıca, tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle de itiraz edilebileceğini söyler; beyan ve imza mahkeme başkanı veya hâkim tarafından onaylanır.
- Başvuru hakkı bulunan kişi tarafından yapılmış olmak. Yukarıdaki tabloda sayılan kişiler dışındakilerin başvurusu, hak sahibi olmadığı gerekçesiyle reddedilir.
- İtiraza konu edilebilir bir karar bulunması. Adli kontrole ilişkin kararlar m.111/2 uyarınca itiraza tabidir; buna karşılık merciin itiraz üzerine verdiği karar m.271/4 gereği kesindir ve yeniden itiraza konu edilemez.
Dilekçenin belirli bir şekli yoktur; kanun içerik yönünden de zorunlu unsur saymaz. Ancak m.268/2 mercie kendi kararını düzeltme yetkisi verdiği için, gerekçesi somut biçimde yazılmış bir itirazın ikinci mercie hiç gitmeden sonuçlanma ihtimali vardır.
Adli Kontrol Kararına Her Zaman İtiraz Edilebilir mi?
Hayır. İtiraz yolu süreye bağlıdır ve iki hafta geçtikten sonra aynı karara karşı itiraz edilemez. Ayrıca merciin itiraz üzerine verdiği karar CMK m.271/4 uyarınca kesindir; bu karara karşı yeniden itiraz yolu kapalıdır. Maddenin tanıdığı tek istisna, ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarıdır — bu istisna adli kontrol kararlarını kapsamaz.
Bununla birlikte yükümlülüğün devamına razı olmak zorunda değilsiniz. Süre geçmiş olsa bile CMK m.111/1’deki kaldırma talebi her zaman kullanılabilir ve tekrarlanabilir. Kaldırma talebinin reddine ilişkin karar da yeni bir karardır; ona karşı iki haftalık itiraz süresi yeniden işlemeye başlar. Uygulamada süresi kaçmış itirazların çözümü budur.
Adli Kontrol Kararına İtiraz Süresi Kaç Gündür?
Adli kontrol kararına itiraz süresi iki haftadır. Süre, CMK m.268/1’den gelir: hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır. CMK m.111/2 itiraz yolunu açar ama süre koymaz; süreyi veren hüküm her zaman m.268’dir. Kanunun güncel metnine Ceza Muhakemesi Kanunu’nun resmî metni üzerinden ulaşabilirsiniz.
İki Hafta mı, Yedi Gün mü? 1 Haziran 2024 Kırılması
İki süre birlikte dolaşımdadır ve ikisi de doğrudur — hangisinin uygulanacağını kararın tarihi belirler. İtiraz süresi 7499 sayılı Kanunla yedi günden iki haftaya çıkarılmış, geçiş kuralı ise CMK Geçici m.6/1-(c)’ye konulmuştur: kanun yollarına başvuru şekli ve süreleri ile bu sürelerin tebliğden itibaren başlamasına ilişkin 268 inci maddede yapılan değişiklikler, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.
| Kararın verildiği tarih | İtiraz süresi | Dayanak |
|---|---|---|
| 1 Haziran 2024 ve sonrası | İki hafta | CMK m.268/1 (7499 s.K. ile değişik) |
| 1 Haziran 2024’ten önce | Yedi gün | CMK Geçici m.6/1-(c) — eski hüküm uygulanmaya devam eder |
Ölçüt kararın verildiği tarihtir; öğrenildiği ya da tebliğ edildiği tarih değildir. Eski tarihli bir dosyada verilmiş, ancak yeni öğrenilmiş bir adli kontrol kararında yedi günlük sürenin uygulanması gerekir. Bu kırılma, internetteki pek çok metinde yer almadığı için süre hesabında en sık yanılma kaynağıdır.
Süre Ne Zaman Başlar? Tebliğ, Tefhim ve Öğrenme Ayrımı
CMK m.268/1 süreyi “kararı öğrendiği gün”e bağlar ve 35 inci maddeye yollama yapar. m.35/1 uyarınca ilgilinin yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır; yani sorguda hazır bulunan şüpheli için süre o gün başlar. m.35/2 ise kritik bir istisna taşır: “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç”, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.
Adli kontrol bir koruma tedbiri olduğundan, bu istisna doğrudan uygulanır: karar hazır bulunmayan kişiye tebliğ edilmeyebilir. Uygulamada süre çoğu kez tebliğden değil fiilen öğrenmeden işlemeye başlar. Bu nedenle öğrenme tarihinin belgelenmesi önemlidir:
- UYAP Vatandaş Portalı üzerinden dosyanın görüntülendiği tarih ve saat kaydı,
- Karakolda imza yükümlülüğünün tebliğ-tebellüğ tutanağı,
- Elektronik kelepçenin takıldığı tarihe ilişkin denetimli serbestlik tutanağı,
- Müdafiin dosyayı inceleme talebine verilen cevabın tarihi.
İtiraz dilekçesinin ilk satırına öğrenme tarihinin yazılması, sürenin işlemeye ne zaman başladığını tartışmasız hâle getirir ve süre yönünden ret kararının önüne geçer.
Hafta Olarak Belirlenen Süre Nasıl Hesaplanır?
İki haftalık süre, gün süreleri gibi hesaplanmaz. CMK m.39/1 yalnız gün ile belirlenen süreler için “tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar” der. Hafta süreleri m.39/2’ye tabidir: süre hafta olarak belirlenmişse, tebligatın yapıldığı günün son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer.
Örneğin karar bir salı günü öğrenilmişse, iki haftalık süre ikinci haftanın salı günü mesai bitiminde dolar. m.39/4 uyarınca son gün bir tatile rastlarsa süre tatilin ertesi günü biter. “Ertesi gün başlar” kuralının hafta sürelerine uygulanması, uygulamada bir günlük kayma yaratıp itirazın süresinde sayılmamasına yol açabilir.
Adli Kontrol Kararına İtiraz Süresi Geçerse Ne Olur?
Süresi geçmiş itiraz, esası incelenmeden reddedilir. Ancak iki ayrı çıkış yolu vardır ve ikisi birlikte kullanılabilir.
Birincisi eski hâle getirmedir. CMK m.40/1 uyarınca kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Maddenin ikinci fıkrası bir karine kurar: kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi hâlinde kişi kusursuz sayılır. Kararda itiraz hakkının, süresinin ve merciin gösterilmediği dosyalarda bu hüküm doğrudan işler. İstem, CMK m.41/1 uyarınca engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde, süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verilir; dilekçede sürenin geçmesinde kusur bulunmadığına ilişkin olgular, varsa belgeleriyle açıklanır ve yapılamayan usul işlemi (yani itiraz) aynı anda yerine getirilir.
İkincisi kaldırma talebidir. CMK m.111/1’deki kaldırma talebi süreye bağlı değildir. İtiraz süresi kaçmış olsa bile yükümlülüğün kaldırılması istenebilir; talep reddedilirse bu ret kararına karşı iki haftalık itiraz süresi baştan işlemeye başlar. Pratikte sürenin kaçırıldığı dosyalarda en hızlı sonuç veren yol budur.
Adli Kontrol Kararına İtiraz Nereye Yapılır, Hangi Mahkeme İnceler?
Dilekçe kararı veren mercie verilir; inceleyecek merci ise başkadır. Bu iki adres birbirine karıştırıldığında dilekçe doğru yere ulaşana kadar süre işlemeye devam eder. Kanun, adresi ve inceleme merciini ayrı fıkralarda düzenlemiştir.
Dilekçe Kararı Veren Mercie Verilir
CMK m.268/1 açıktır: itiraz, kararı veren mercie verilecek bir dilekçe ile ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Yani sulh ceza hâkimliği karar verdiyse dilekçe o hâkimliğe, mahkeme karar verdiyse davanın görüldüğü mahkemeye verilir.
Bunun iki pratik sonucu vardır. Birincisi, m.268/2 uyarınca kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını kendisi düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir. Yani iyi gerekçelendirilmiş bir itiraz, ikinci mercie hiç gitmeden ve çok daha kısa sürede sonuçlanabilir. İkincisi, dilekçenin doğrudan asliye ceza mahkemesine verilmesi usulen hatalıdır; dosya yine kararı veren hâkimliğe gönderilir ve gereksiz zaman kaybı doğar.
İtirazı Hangi Mahkeme İnceler?
Burada 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunla yapılan değişiklik belirleyicidir. CMK m.268/3-(b) şunu söyler: sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. Sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa, itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.
Bu düzenlemeden önce sulh ceza hâkimliği kararlarına itirazı “numara olarak kendisini izleyen hâkimlik” incelerdi ve bu kural m.268/3-(a)’da hâlâ duruyor — ama artık tutuklama ve adli kontrol dışındaki sulh ceza kararları için geçerlidir. Eski kuralı adli kontrole uygulayan anlatımlar 2021’den beri güncelliğini yitirmiştir.
| Kararı veren | Kararın konusu | İtirazı inceleyecek merci | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Sulh ceza hâkimliği | Adli kontrol / tutuklama | Asliye ceza mahkemesi hâkimi | m.268/3-b |
| Sulh ceza hâkimliği | Diğer işler | Numara olarak izleyen sulh ceza hâkimliği | m.268/3-a |
| Sulh ceza işlerine bakan asliye ceza hâkimi | Adli kontrol / tutuklama | Ağır ceza mahkemesi başkanı | m.268/3-b |
| Asliye ceza mahkemesi (kovuşturmada) | Adli kontrol | Ağır ceza mahkemesi | m.268/3-c |
| Ağır ceza mahkemesi | Adli kontrol | Numara olarak izleyen ağır ceza dairesi; tek daire varsa en yakın ağır ceza mahkemesi | m.268/3-c |
m.268/3-(b) ayrıca bir işleyiş kuralı getirir: itirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların gecikmeksizin incelenmesi amacıyla kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği tarafından gerekli tedbirler alınır. Bu cümle, dosyanın merciler arasında gidip gelmesini önlemek için konulmuştur.
Mahkeme kararlarına itirazın genel süre ve merci haritası, farklı karar türleri için ayrı ayrı işlendiği mahkeme kararına itiraz kaç günde sonuçlanır rehberimizde yer alıyor.
Adli Kontrol Kararına İtiraz UYAP veya e-Devlet’ten Yapılabilir mi?
Dilekçenin fiziki olarak elden verilmesi zorunlu değildir. Avukatlar UYAP Avukat Portalı üzerinden elektronik imzayla dilekçe sunabilir; bu yolla gönderilen dilekçe, sisteme kaydedildiği an mercie verilmiş sayılır ve süre yönünden geçerlidir. Vatandaşlar ise UYAP Vatandaş Portalı üzerinden e-Devlet kimliğiyle giriş yaparak taraf oldukları dosyaya dilekçe gönderebilir.
Üçüncü bir yol CMK m.268/1’in kendisindedir: itiraz, tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle de yapılabilir. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. Yazılı dilekçe hazırlayacak durumda olmayan kişi için kanunun tanıdığı bu yol, süre son günündeyse hayati olabilir.
Tutuklu veya ceza infaz kurumunda bulunan kişiler bakımından ayrıca CMK m.263 hükmü saklıdır; kurum müdürüne yapılan beyan veya verilen dilekçe de süresinde başvuru sayılır.
Adli Kontrol İtiraz Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
Kanun itiraz dilekçesi için zorunlu bir şekil şartı öngörmez; “dilekçe” demekle yetinir. Ancak m.268/2 karar merciine kendi kararını düzeltme yetkisi verdiği için, dilekçenin içeriği sonucu doğrudan etkiler. Aşağıdaki yapı, kanunun tanıdığı imkânları sırayla kullanır.
Dilekçede Bulunması Gereken Unsurlar
- Merci başlığı: Kararı veren sulh ceza hâkimliği veya mahkeme. Altına, itirazı inceleyecek merci “…Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunulmak üzere” ibaresiyle yazılır.
- Dosya numarası ve karar tarihi: Soruşturma numarası veya esas numarası, adli kontrol kararının tarihi.
- Öğrenme tarihi: Kararın hangi tarihte öğrenildiği ve bunun neyle belgelendiği. Süre tartışmasını baştan kapatır.
- İtiraza konu yükümlülük: CMK m.109/3’ün hangi bendinin uygulandığı açıkça yazılır (örneğin “m.109/3-b imza yükümlülüğü”).
- İtiraz sebepleri: Tutuklama sebebinin bulunmadığı, tedbirin ölçüsüz olduğu veya kararın gerekçesiz olduğu; her biri dosyadaki somut olguya bağlanarak.
- Kademeli talep: Kaldırma, değiştirme ve geçici muafiyet talepleri sırayla.
- Geri bırakma talebi: CMK m.269/2 uyarınca kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması ayrıca istenir.
- Ekler: Öğrenme tarihini gösteren belge, sağlık raporu, işyeri/okul yazısı, ikametgâh gibi iddiayı destekleyen evrak.
Kademeli Talep: Kaldır, Değiştir, Geçici Muafiyet Ver
Dilekçede tek talep yazmak, merciin elindeki seçenekleri daraltır. CMK m.110/2 hâkime üç ayrı yetki tanır: yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırmak, değiştirmek veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutmak. Talep bu üç yetkiye göre kademelendirildiğinde, kaldırma uygun görülmese bile hafifletme ihtimali doğar:
- Birinci talep — kaldırma: Tutuklama sebebi kalmadığı için yükümlülüğün tamamen kaldırılması.
- İkinci talep — değiştirme: Kaldırma uygun görülmezse daha hafif bir yükümlülüğe çevrilmesi (örneğin haftada üç imzanın haftada bire indirilmesi, konutu terk etmeme yerine belirli bölgeye gitmeme).
- Üçüncü talep — geçici muafiyet: Belirli bir dönem için (ameliyat, yakının cenazesi, zorunlu iş seyahati, sınav) yükümlülükten geçici olarak muaf tutulma.
- Dördüncü talep — mesleki izin: (d) bendinde, m.109/5 uyarınca mesleki uğraşta araç kullanma izni.
Aynı kademelendirme, m.111/1’e dayanan kaldırma talebi dilekçesinde de kullanılır; çünkü m.111/1 hâkimin kararını doğrudan m.110/2’ye göre vermesini öngörür. Yani kaldırma talebinde de hâkim değiştirme ve muafiyet yetkisine sahiptir.
Dilekçede Kullanılabilecek Somut İtiraz Sebepleri
Genel ifadeler yerine dosyada karşılığı olan sebepler yazılır. Kanunun doğrudan dayanak verdiği başlıklar şunlardır:
- Tutuklama sebebi yok (m.100/2): Sabit ikamet, düzenli iş, daha önce tüm çağrılara uyulmuş olması, pasaportun teslim edilmiş olması gibi olgular kaçma şüphesini karşılar.
- Ölçüsüzlük (m.100/1): Beklenen ceza ile tedbirin ağırlığı arasında denge yoksa. Özellikle konutu terk etmeme yükümlülüğünde bu tartışma güçlüdür.
- Dört aylık denetim yapılmamış (m.110/4): Dosyada yükümlülüğün devamına ilişkin son dört ay içinde karar yoksa, tedbir kanunun aradığı periyodik denetimden geçmemiş demektir.
- Azami süre dolmuş (m.110/A): İki, üç veya dört yıllık üst sınırlar aşılmışsa tedbirin devamı kanuna aykırıdır.
- Gerekçesizlik: Kararda hangi somut olgunun tutuklama sebebi sayıldığı gösterilmemişse.
- Savcı istemi yok (m.110/1): Soruşturma evresinde savcının istemi olmadan verilmiş karar usulen sakattır.
- Delil durumu değişmiş: Tanık beyanları alınmış, dijital materyal incelemesi tamamlanmışsa delil karartma şüphesi ortadan kalkmış olur.
Yurt dışına çıkamamak yükümlülüğüne özgü itiraz sebepleri, sorgulama kanalları ve vergi–icra borcu kaynaklı yasaklarla farkı için yurt dışı çıkış yasağına itirazda dikkat edilmesi gerekenler yazımıza bakabilirsiniz.
Adli Kontrolün Kaldırılması Nasıl İstenir?
Adli kontrolün kaldırılması, itirazdan ayrı bir yoldur ve CMK m.111/1’e dayanır: şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme, 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. Bu yol süreye bağlı değildir; yükümlülük devam ettiği sürece istenildiği kadar tekrarlanabilir.
Kaldırma Talebi ile İtirazın Farkı Nedir?
İki yol aynı sonucu hedefler ama mekanikleri bambaşkadır. Yanlış yolun seçilmesi ya süre kaybına ya da esası incelenmeden ret kararına yol açar:
| Ölçüt | İtiraz (m.111/2 → m.268) | Kaldırma talebi (m.111/1) |
|---|---|---|
| Süre | İki hafta (m.268/1) | Yok — süresiz, tekrarlanabilir |
| Dilekçe kime verilir | Kararı veren merci | Kararı veren hâkim veya mahkeme |
| Kim karara bağlar | Başka merci (m.268/3) | Aynı hâkim veya mahkeme |
| Savcı görüşü | Merci bildirebilir (m.270/1) | Zorunlu — görüş alınmadan karar verilemez |
| Karar süresi | “Mümkün olan en kısa süre” (m.271/3) | Beş gün (m.111/1) |
| Verilebilecek karar | İtirazın kabulü veya reddi; kabulde merci esas hakkında da karar verir (m.271/2) | m.110/2 yetkileri: kaldırma, değiştirme, geçici muafiyet |
| Ret kararına karşı | Kesindir (m.271/4) | İtiraz edilebilir (m.111/2) |
Tablonun son satırı, iki yolu birbirine bağlayan halkadır. Kaldırma talebi reddedilirse bu ret de “adli kontrole ilişkin bir karar” olduğu için m.111/2 uyarınca itiraza tabidir. Böylece süresi kaçmış bir dosyada bile itiraz yolu yeniden açılabilir.
Adli Kontrol Kararını Kim Kaldırır?
Kaldırma kararını, kararı veren merci verir: soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde davaya bakan mahkeme. İtirazdan farklı olarak burada dosya başka bir mercie gitmez. Savcının görüşü alınması zorunludur; ancak görüş bağlayıcı değildir, hâkim savcının olumsuz görüşüne rağmen yükümlülüğü kaldırabilir.
Kovuşturma evresinde mahkemenin ayrıca resen hareket etme yükümlülüğü vardır. CMK m.110/4 uyarınca yükümlülüğün devamının gerekip gerekmeyeceği en geç dört aylık aralıklarla değerlendirilir; kovuşturma evresinde bu değerlendirmeyi mahkeme resen yapar. Talep beklemesine gerek yoktur.
Adli Kontrol Ne Zaman Kalkar, Nasıl Sona Erer?
Adli kontrol kendiliğinden sona ermez; her hâlde bir kararla kalkar. Sona erme hâlleri şunlardır:
- Kaldırma kararı: m.111/1 talebi üzerine veya m.110/4 denetiminde resen.
- İtirazın kabulü: Merci itirazı yerinde görürse m.271/2 uyarınca itiraz konusu hakkında da karar verir, yani yükümlülüğü kaldırabilir.
- Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar: Soruşturma sonunda dava açılmazsa tedbirin dayanağı ortadan kalkar.
- Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı veya düşme kararı: Hükümle birlikte koruma tedbiri de sona erer.
- Hükmün kesinleşmesi: Koruma tedbiri aşaması biter, varsa infaz aşamasına geçilir.
- Azami sürenin dolması: m.110/A’daki üst sınırlar aşıldığında tedbirin devamı kanuna aykırı hâle gelir.
Dikkat edilmesi gereken nokta: iddianamenin kabulüyle dava açılması adli kontrolü kendiliğinden kaldırmaz. Kovuşturma evresine geçildiğinde yükümlülüğün devamına karar verme yetkisi mahkemeye geçer; mahkeme aksine karar vermedikçe tedbir sürer. Aynı şekilde, imza yükümlülüğünde kararda yazılı sürenin dolması da tedbiri kendiliğinden bitirmez; dosyada yeni bir karar aranır.
Adli Kontrol Kararına İtiraz Sürecinde Mahkeme İncelemesi
İtiraz dilekçesi verildikten sonra süreç iki kademede ilerler. Birinci kademe kararı veren mercidedir: m.268/2 uyarınca merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse en çok üç gün içinde dosyayı incelemeye yetkili mercie gönderir. İkinci kademe, m.268/3’e göre belirlenen inceleme merciindedir.
Mahkeme İncelemesinin İşleyişi
İnceleme kural olarak duruşmasızdır. CMK m.271/1 şöyle der: kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir; ancak gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir. Yani duruşma açılması istisnadır ve merciin takdirindedir.
Merci dosya üzerinden karar verirken pasif değildir. CMK m.270/1 uyarınca itirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa bildirebilir; ayrıca inceleme ve araştırma yapabileceği gibi bunların yapılmasını da emredebilir. Bu yetki, dilekçeye eklenen belgelerin doğrulanmasını talep etmek için kullanılabilir.
Savcı görüşü alınırsa bu görüş sessizce dosyaya konulmaz. CMK m.270/2 uyarınca 101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir ve üç gün içinde görüş bildirilebilir. Silahların eşitliği ilkesinin usul hukukundaki karşılığı budur.
İnceleme Sürecindeki Önemli Hususlar
Merci, itirazı incelerken şu başlıkları ayrı ayrı değerlendirir:
- Tutuklama sebeplerinin devamı: CMK m.100’de sayılan kaçma şüphesi, delilleri karartma ve baskı yapma girişimi hâlâ mevcut mu?
- Ölçülülük: Uygulanan yükümlülük, beklenen ceza ve işin önemiyle orantılı mı? Daha hafif bir bent yeterli olur mu?
- Yükümlülüğün kişiye etkisi: Çalışma, eğitim, tedavi ve aile yükümlülükleri üzerindeki somut sonuçlar.
- Süre denetimi: m.110/4’teki dört aylık periyodik denetim yapılmış mı, m.110/A’daki azami süre aşılmış mı?
- Gerekçe yeterliliği: Karar, hangi somut olguya dayandığını gösteriyor mu?
İtiraz Kaç Günde Sonuçlanır?
Kanun itiraz için sayıyla belirlenmiş bir karar süresi koymaz. CMK m.271/3 yalnız şunu söyler: karar mümkün olan en kısa sürede verilir. Süre dosyadan dosyaya değişir; belirleyici olan, karar merciinin itirazı kendisi düzeltip düzeltmediği, dosyanın merciler arasındaki nakli ve savcı görüşü alınıp alınmadığıdır.
Buradaki en yaygın hata, m.111/1’deki beş günlük sürenin itiraza uygulandığının sanılmasıdır. O süre kaldırma talebi içindir ve kararı veren hâkime yöneliktir. İtirazda bağlayıcı bir gün sayısı yoktur; buna karşılık m.268/2’deki üç günlük gönderme süresi bağlayıcıdır — kararına itiraz edilen merci, itirazı yerinde görmezse dosyayı en çok üç gün içinde yetkili mercie göndermek zorundadır.
Süreyi kısaltmanın pratik yolu, dilekçeyi m.268/2’yi hedefleyerek yazmaktır: karar merciini kendi kararını düzeltmeye ikna eden bir itiraz, ikinci mercie hiç gitmeden sonuçlanır.
Merciin Verdiği Karar Kesin mi, İtiraz Reddedilirse Ne Yapılabilir?
CMK m.271/4 nettir: merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. Bu istisna yalnız tutuklamaya ilişkindir. Dolayısıyla adli kontrol itirazının reddine karşı ikinci bir itiraz ya da istinaf yolu yoktur; “üst mahkemeye taşınır” anlatımı kanuna uymaz.
Ret kararı yolun sonu değildir, çünkü kanun başka kapılar bırakır:
- Kaldırma talebi (m.111/1): Süresiz ve tekrarlanabilir. Dosyada yeni bir olgu doğduğunda (tanıkların dinlenmesi, bilirkişi raporunun gelmesi, tedavi gerekliliği) yeniden istenir.
- Dört aylık denetim (m.110/4): Periyodik denetimde verilecek devam kararı yeni bir karardır ve ona karşı itiraz süresi baştan işler.
- Azami süre itirazı (m.110/A): Üst sınır dolduğunda daha önce reddedilmiş olması sonucu değiştirmez; süre aşımı bağımsız bir sebeptir.
- Bireysel başvuru: Olağan kanun yolları tükendikten sonra, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu gündeme gelebilir.
İtiraz Kararın Uygulanmasını Durdurur mu?
Hayır. CMK m.269/1 uyarınca itiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz. Yani itiraz dilekçesi verildiği gün de imza yükümlülüğü sürer, yurt dışı yasağı kalkmaz, konutu terk etmeme yükümlülüğü devam eder. İtiraz süresince yükümlülüğe uyulmaması, m.112 kapsamında ihlal sayılır.
Kanun buna bir çıkış bırakır: m.269/2 uyarınca kararına itiraz edilen makam veya kararı inceleyecek merci, geri bırakılmasına karar verebilir. Ancak bu kendiliğinden olmaz — dilekçede ayrıca ve açıkça talep edilmelidir. Geri bırakma talebi, özellikle zorunlu bir seyahat, ameliyat tarihi veya sınav günü gibi somut bir gerekçeye bağlandığında karşılık bulur.
Adli Kontrol En Fazla Ne Kadar Sürer?
Adli kontrolün bir üst sınırı vardır. 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunla eklenen CMK m.110/A, tedbirin süresini kanunla sınırlamıştır. Bu maddeden önce adli kontrolde açık bir azami süre bulunmuyordu; “adli kontrolde süre sınırı yoktur” bilgisini taşıyan metinler 2021’den beri güncelliğini yitirmiştir.
Adli Kontrolde Azami Süreler
| İşin niteliği | Azami süre | Uzatma |
|---|---|---|
| Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler | En çok iki yıl | Zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha |
| Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler | En çok üç yıl | Zorunlu hâllerde gerekçeli; uzatma toplamı üç yılı geçemez |
| TCK İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümdeki suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar | En çok üç yıl | Uzatma toplamı dört yılı geçemez |
| Çocuklar bakımından | Yukarıdaki sürelerin tamamı yarı oranında uygulanır (m.110/A/3) | |
Maddenin iki ayrıntısı itiraz dilekçesinde doğrudan kullanılır. Birincisi, uzatma kararının gerekçesinin gösterilmesi zorunludur; gerekçesiz uzatma başlı başına bir itiraz sebebidir. İkincisi, azami sürenin dolması hâlinde tedbirin devamı kanuna aykırıdır ve bu, daha önce reddedilmiş itirazlardan bağımsız yeni bir sebeptir.
Dört Aylık Zorunlu Denetim
Azami sürenin yanında bir de periyodik denetim vardır. CMK m.110/4 uyarınca şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla karar verilir: soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından, 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak.
Bu hüküm dilekçelerde en az kullanılan ama en somut gerekçelerden biridir: dosyada son dört ay içinde yükümlülüğün devamına ilişkin bir karar yoksa, tedbir kanunun aradığı denetimden geçmemiş demektir. UYAP üzerinden dosyadaki karar tarihlerine bakarak bu tespit kolayca yapılabilir.
Adli Kontrol Süresi Bitince Ne Olur?
Kararda bir süre yazılıysa (örneğin “altı ay boyunca haftada bir imza”), sürenin dolmasıyla yükümlülük kendiliğinden sona ermez; dosyada devam veya kaldırma yönünde bir karar aranır. m.110/4’teki dört aylık denetim tam da bu boşluğu kapatmak için konulmuştur. Süre dolduğu hâlde imza yükümlülüğünün fiilen sürdürüldüğü dosyalarda, doğrudan kaldırma talebiyle başvurulması gerekir.
Tedbir sona erdiğinde geriye iki soru kalır: yükümlülük altında geçen sürenin cezadan düşüp düşmeyeceği ve tazminat hakkı. Birincisinin cevabı m.109/6’dadır — yalnız (e) tedavi ve (j) konutu terk etmeme bentlerinde mahsup yapılır, (j)’de her iki gün bir gün sayılır. İkincisinin cevabı ise aşağıdaki tazminat başlığındadır.
Adli Kontrol Yükümlülüğü İhlal Edilirse Ne Olur?
İhlalin sonucu CMK m.112/1’de düzenlenmiştir ve ağırdır: adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Kanunda ihlal için para cezası öngörülmemiştir; yaptırım doğrudan tutuklamadır.
“Hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun” ifadesi, m.100/4’teki tutuklama yasağını bu hâl için devre dışı bırakır. Yani normalde tutuklanamayacak bir suçta bile, adli kontrol ihlali tutuklama sebebi olabilir. Ayrıca maddeye 7242 sayılı Kanunla eklenen cümle uyarınca, hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve istinaf veya temyize başvurulmuşsa, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.
İmzaya Gidilmezse Ne Olur? İhlalin İsteyerek Olması Şartı
Maddenin kilit kelimesi “isteyerek”dir. Her aksama ihlal değildir; yükümlülüğün kasten yerine getirilmemesi aranır. Aşağıdaki durumlar belgelendiğinde ihlal iddiasına karşı savunma kurulur:
- Sağlık: Hastane kaydı, acil servis belgesi, istirahat raporu.
- Mücbir sebep: Doğal afet, yol kapanması, ulaşımın durması.
- Teknik arıza: Elektronik izleme cihazının arızalanması, şarj veya sinyal kaybına ilişkin denetimli serbestlik kayıtları.
- Tebliğ eksikliği: Yükümlülüğün içeriğinin, gün veya saatinin kişiye bildirilmemiş olması.
- Zorunlu çalışma: İmza saatiyle çakışan vardiya; bu durumda ihlal beklemeden m.110/2 kapsamında saat değişikliği talep edilmelidir.
İmza sıklığı ve saati kanunda değil kararda belirlenir; m.109/3-(b) yalnız “hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak” der. Bu yüzden haftada kaç gün imza atılacağı dosyadan dosyaya değişir ve değiştirilmesi m.110/2 kapsamında talep edilebilir.
Azami Tutukluluk Sonrası Verilen Adli Kontrolün İhlali
Özel bir sınır CMK m.112/2’dedir. Azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de tutuklama kararı verilebilir; ancak bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz. Bu sınırın aşılması, tutuklamaya itirazın doğrudan sebebidir.
İhlal nedeniyle verilen tutuklama kararı da bir tutuklama kararıdır ve CMK m.101/5 uyarınca itiraza tabidir. Burada CMK m.271/4’ün istisnası devreye girer: ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yolu açıktır.
Elektronik kelepçeyle denetlenen yükümlülüklerde ihlalin nasıl tespit edildiği, cihaz arızası ve ihlal sayılmayan hâller için ceza hukukunda elektronik kelepçe uygulaması rehberimize bakabilirsiniz.
Haksız Adli Kontrol İçin Tazminat Alınabilir mi?
Evet, belirli hâllerde. Bu, 2024’te genişleyen ve rakip metinlerin çoğunda hâlâ yer almayan bir haktır. 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunla CMK m.141/1’e eklenen (l) bendi uyarınca, konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler, maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebilir.
Bendin en önemli özelliği şudur: kararın hukuka aykırı olması aranmaz. Tedbir usulüne uygun verilmiş olsa bile, sonuçta kovuşturmaya yer olmadığına veya beraate karar verilmişse tazminat hakkı doğar. Ayrıca m.141/2 uyarınca bu kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirmek ve bu hususu karara geçirmek zorundadır.
Hangi Hâllerde Tazminat İstenebilir?
| Hâl | Dayanak | Hukuka aykırılık aranır mı? |
|---|---|---|
| Konutu terk etmemek veya tedavi yükümlülüğü uygulandıktan sonra KYOK ya da beraat | CMK m.141/1-(l) (7499, 2024) | Hayır |
| Adli kontrol işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmama | CMK m.141/1-(k) (6459, 2013) | Evet — hak kullandırılmamış olmalı |
| Kanunda belirtilen koşullar dışında yakalama veya tutuklama | CMK m.141/1-(a) | Evet |
| Yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra KYOK ya da beraat | CMK m.141/1-(e) | Hayır |
(k) bendi özellikle dikkate değerdir: adli kontrol kararında itiraz hakkının, süresinin ve merciinin gösterilmemesi, kişinin başvuru imkânından yararlandırılmaması sonucunu doğurabilir. Bu durumda hem CMK m.40/2 uyarınca kişi süre yönünden kusursuz sayılır hem de (k) bendi kapsamında tazminat gündeme gelir.
Tazminat İstemi Nereye ve Ne Zaman Yapılır?
Süre CMK m.142/1’dedir: karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. Bu süreler hak düşürücüdür.
Merci konusunda 2024’te önemli bir değişiklik oldu. m.142/2’ye 7499 sayılı Kanunla eklenen cümleler uyarınca, m.141/1’in (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu kapsamda olmasına rağmen ağır ceza mahkemesine yapılan istemler Komisyona gönderilir; bu hâlde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır. Yani yanlış mercie başvuru, hak kaybına yol açmaz.
Buna karşılık (k) bendi ve (a) bendi gibi diğer hâllerde istem, m.142/2’nin ilk cümlesi uyarınca zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. Dilekçeye, zarara uğranan işlemin ve zararın nitelik ve niceliğinin yazılması ve belgelerinin eklenmesi gerekir (m.142/3); eksiklik varsa mahkeme bir ay süre verir (m.142/4).
Yargılamanın makul sürede tamamlanmamasından doğan ayrı tazminat yolu ve Komisyon başvurusunun işleyişi için makul sürede yargılanma hakkı ve tazminat yazımıza bakabilirsiniz.
Adli Kontrol Sürecinde Avukatın Rolü
Adli kontrol dosyalarında belirleyici olan, dilekçenin uzunluğu değil doğru hükme oturmasıdır. Süre m.268’den, merci m.268/3-b’den, kademeli talep m.110/2’den, geri bırakma m.269/2’den gelir; bunların her biri dilekçede ayrı bir cümleyle karşılanır. Müdafi ayrıca CMK m.261 uyarınca, müdafiliğini üstlendiği kişinin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına kendiliğinden başvurabilir — yani kişi cezaevinde veya ulaşılamaz durumdayken de süre korunabilir.
Dosyanın UYAP üzerinden incelenmesi, son dört aylık denetim kararının bulunup bulunmadığının tespiti, azami sürenin hesaplanması ve öğrenme tarihinin belgelenmesi de sürecin teknik tarafını oluşturur. Adli kontrol kararına itiraz, kaldırma talebi veya tedbir sonrası tazminat başvurusu için Ankara ceza avukatı sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.
Adli Kontrol Kararına İtiraz Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Adli kontrol kararına itiraz süresi kaç gündür?
İki haftadır (CMK m.268/1) ve süre kararın öğrenildiği günden işler. Ancak 1 Haziran 2024’ten önce verilen kararlarda eski hüküm uygulanır ve süre yedi gündür (CMK Geçici m.6/1-c). Ölçüt, kararın verildiği tarihtir.
Adli kontrol kararına itiraz nereye yapılır?
Dilekçe kararı veren mercie verilir (CMK m.268/1). İtirazı ise sulh ceza hâkimliği kararlarında asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m.268/3-b). Dilekçe doğrudan asliye ceza mahkemesine verilirse dosya yine kararı veren hâkimliğe gönderilir.
Adli kontrol kararına kimler itiraz edebilir?
Şüpheli veya sanık, Cumhuriyet savcısı, müdafi (kişinin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla, CMK m.261), yasal temsilci ve eş (CMK m.262). Yasal temsilci sıfatı taşımayan anne, baba ve kardeş kendi adlarına itiraz edemez.
CMK 111/2 nedir?
“Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir” hükmüdür. İtiraz yolunu açar ama süre, merci ve usul koymaz; bunlar CMK m.268-271’de düzenlenir. m.111/1’deki beş günlük süre ise itirazın değil, kaldırma talebinin karar süresidir.
Adli kontrol itirazı kaç günde sonuçlanır?
Kanunda sayıyla belirlenmiş bir süre yoktur; CMK m.271/3 “karar mümkün olan en kısa sürede verilir” der. Bağlayıcı olan tek süre m.268/2’deki üç gündür: karar mercii itirazı yerinde görmezse dosyayı en çok üç gün içinde yetkili mercie gönderir.
Adli kontrol kaldırma talebi ile itiraz aynı şey midir?
Hayır. İtiraz iki haftalık süreye tabidir ve başka bir merci karara bağlar. Kaldırma talebi (CMK m.111/1) süresizdir, tekrarlanabilir, aynı hâkim karara bağlar, savcı görüşü zorunludur ve karar beş gün içinde verilir. Kaldırma talebinin reddine karşı ayrıca itiraz edilebilir.
Adli kontrol en fazla ne kadar sürer?
CMK m.110/A uyarınca ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıl (zorunlu hâlde bir yıl uzatma), ağır cezalık işlerde en çok üç yıldır. Uzatma toplamı üç yılı, TCK İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü-Yedinci Bölümdeki suçlar ile terör suçlarında dört yılı geçemez. Çocuklarda tüm süreler yarı oranında uygulanır.
İtiraz, adli kontrol yükümlülüğünü durdurur mu?
Hayır. CMK m.269/1 uyarınca itiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz. Geri bırakma m.269/2 kapsamında ayrıca ve açıkça talep edilmelidir; aksi hâlde imza, yurt dışı yasağı veya konutu terk etmeme yükümlülüğü sürer.
Adli kontrol kararına itiraz süresi geçerse ne yapılır?
İki yol vardır. CMK m.40-41 uyarınca eski hâle getirme istenebilir; kanun yoluna başvuru hakkı bildirilmemişse kişi kusursuz sayılır ve istem, engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılır. İkinci yol, süresiz olan m.111/1 kaldırma talebidir; ret kararına karşı itiraz süresi yeniden işler.
Adli kontrol itirazı reddedilirse üst mahkemeye gidilebilir mi?
Hayır. CMK m.271/4 uyarınca merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir; tek istisna ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarıdır. Adli kontrol itirazının reddine karşı ikinci bir itiraz veya istinaf yolu yoktur. Kaldırma talebi ve dört aylık denetim kararı yeni başvuru imkânı doğurur.
Adli kontrol süresi cezadan düşer mi?
Kural olarak düşmez (CMK m.109/6). İki istisna vardır: (e) tedavi ve (j) konutu terk etmemek yükümlülükleri. (j) bendinde geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır. İmza yükümlülüğü ve yurt dışı yasağında mahsup yapılmaz.
Adli kontrol kimlere verilir?
Hakkında tutuklama sebebi bulunan şüpheli veya sanığa verilebilir (CMK m.109/1). Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde bile uygulanabilir (m.109/2). Ayrıca ağır hastalık ya da engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında yaşamını yalnız sürdüremeyen şüpheli ile gebe olan veya doğumdan itibaren altı ay geçmemiş kadın şüpheli için m.109/4 özel bir imkân tanır.
Adli kontrol adli sicile işler mi?
Hayır. Adli sicile yalnız kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir. Adli kontrol bir koruma tedbiridir, mahkûmiyet hükmü değildir; bu nedenle adli sicil kaydında görünmez.
İmzaya gidilmezse ne olur?
CMK m.112/1 uyarınca yükümlülüğü isteyerek yerine getirmeyen kişi hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun hemen tutuklama kararı verilebilir. Kanunda para cezası öngörülmemiştir. Sağlık, mücbir sebep veya cihaz arızası gibi hâller belgelenirse “isteyerek” unsuru tartışılır.
Adli kontrol dava açılınca kalkar mı?
Hayır. İddianamenin kabulüyle kovuşturma evresine geçilmesi tedbiri kendiliğinden sona erdirmez; yükümlülüğün devamına karar verme yetkisi mahkemeye geçer. Mahkeme CMK m.110/4 uyarınca en geç dört aylık aralıklarla resen değerlendirme yapar.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Adli kontrol kararına itiraz süreleri dosyanın tarihine ve kararın türüne göre değiştiğinden, kendi dosyanız için bir avukata danışmanız önerilir.