Genel, Hukuk

Ölümlü Kazada Kusur Oranı Sonradan Değiştirilebilir mi?

Ölümlü Kazada Kusur Oranı Sonradan Değiştirilebilir mi

Ölümlü kazada kusur oranı sonradan değiştirilebilir; ilk tespit hiçbir aşamada kesin hüküm değildir. Soruşturma sırasında alınan teknik rapor, hukuk davasında alınan ek rapor, ceza dosyasının sonucu veya sonradan ele geçen bir kamera kaydı oranı yeniden belirletebilir. Değişiklik yalnızca kâğıt üzerinde kalmaz: taksirle öldürme suçunda verilecek ceza failin kusuruna göre belirlendiği için (TCK m.22/4) ceza miktarı, ölümle sonuçlanan kazaya asli kusurlu olarak sebebiyet verende sürücü belgesi (KTK m.118), destekten yoksun kalma tazminatının tutarı ve sigortanın ödeyeceği miktar aynı anda etkilenir.

Makale İçeriği

Uygulamada en sık karıştırılan nokta şudur: kolluğun düzenlediği trafik kazası tespit tutanağında kusur oranı yazmaz. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3 tutanağı düzenleyenlere yalnızca hangi kuralın ihlal edildiğini yazma görevi verir, oran belirtmeyi açıkça yasaklar. Bu yüzden “tutanaktaki oran değişir mi” sorusunun hukuki karşılığı, “dosyadaki teknik rapor ve yargılama sonucunda oluşan kusur dağılımı değişir mi” sorusudur. Bu yazı, ölümlü kazalarda kusur oranının hangi aşamada doğduğunu, hangi kanalla değiştirilebileceğini ve değişikliğin ceza, ehliyet, tazminat ve sigorta tarafında ne sonuç doğurduğunu kanun lafzına dayanarak anlatır.

Özet

Ölümlü kazada kusur oranı sonradan değiştirilebilir; değişikliğin kanalı dosyanın hangi aşamada olduğuna göre değişir.

  • Kolluk tutanağında kusur oranı yazmaz (KTY m.156/a-3); oran soruşturmada ve yargılamada alınan bilirkişi raporuyla doğar.
  • Derdest davada yol HMK m.281‘dir: rapor tebliğinden itibaren iki hafta içinde ek rapor, açıklama veya yeni bilirkişi talep edilir.
  • Ceza mahkemesinin kusur değerlendirmesi hukuk hâkimini bağlamaz (TBK m.74); maddi olgu tespiti ise bağlar.
  • Karar kesinleştikten sonra dahi yargılamanın iadesi yolu açıktır (HMK m.375/1-ç ve f): öğrenmeden 3 ay, her hâlde kesinleşmeden 10 yıl.
  • Oran düşerse destekten yoksun kalma tazminatı artar; ölenin kendi kusuruna denk gelen kısım KTK m.92/(j) uyarınca sigortadan istenemez.
  • Ölümlü kazada zamanaşımı 15 yıldır (KTK m.109/2 + TCK m.85/1 → m.66/1-d), 10 yıl değil.

Kusur Oranı Nedir ve Neden Bu Kadar Önemlidir?

Kusur oranı, kazanın meydana gelmesinde tarafların davranışlarının ne ölçüde etkili olduğunu gösteren orandır. Hukuken tek bir yerde durmaz; aynı kaza dosyasında dört ayrı sonucu aynı anda belirler:

Etkilediği alanNasıl etkilerDayanak
CezaTaksirle işlenen suçtan verilecek ceza failin kusuruna göre belirlenir; birden fazla fail varsa her birinin cezası ayrı ayrı hesaplanırTCK m.22/4 ve m.22/5
Sürücü belgesiÖlümle sonuçlanan kazaya asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücünün belgesi 1 yıl geri alınırKTK m.118 son fıkra
TazminatDestekten yoksun kalma tazminatı kusur oranına göre indirilir; zarar gören zararın doğmasında etkiliyse hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilirTBK m.52, m.53/3
SigortaDestekten yoksun kalan hak sahibinin, destek şahsının (ölenin) kusuruna denk gelen talepleri zorunlu trafik sigortası kapsamı dışındadırKTK m.92/(j)

Burada iki kavramın ayrılması gerekir. Asli kusur bir oran değil, bir hâldir. Karayolları Trafik Kanunu m.84, araç sürücülerinin asli kusurlu sayılacağı on iki hâli tek tek sayar: kırmızı ışıkta geçme, arkadan çarpma, geçme yasağı olan yerde geçme, kavşakta geçiş önceliğine uymama, şeride tecavüz, manevra kurallarına uymama ve diğerleri. Kanun bu hâllerin hiçbirine yüzde vermez. Maddenin son fıkrası, aynı hareketi birden fazla sürücü yapmışsa veya kaza sayılan hâller dışında bir ihlalden doğmuşsa kusur oranının “yönetmelikte belirtilen esaslara göre” tespit edileceğini söyler. Yönetmelikte de oran cetveli yoktur; bu nedenle “asli kusur %75, tali kusur %25” biçimindeki tabloların mevzuatta karşılığı bulunmaz.

İkinci ayrım, kimin kusurundan söz edildiğidir. Ölümlü kazada destekten yoksun kalma tazminatını talep eden kişi (eş, çocuk, anne-baba) ile ölen kişi farklı hukuki süjelerdir. Hesabı asıl etkileyen, ölenin yani desteğin kusurudur; hak sahibinin kendi kusuru ise ayrı bir indirim sebebidir. Bu ayrımı tali kusurlu kişinin tazminat hakkı yazısında da ele aldık.

İlk Kusur Oranı Nasıl Belirlenir?

Ölümlü kazada ilk kusur değerlendirmesi, yaygın kanaatin aksine kaza tespit tutanağında yapılmaz. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3 açıktır: “Tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirtirler.” Yani kolluk tutanağı, bir kural ihlali tespitidir; oran vermez.

Ölümlü kazada tutanağı düzenleme yetkisi de sınırlıdır. Aynı yönetmeliğin m.156/a-2 hükmü tutanağın en az iki görevli tarafından düzenlenmesini arar. Tarafların kendi aralarında doldurabildiği “Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı” ise ölüm veya yaralanma bulunan kazalarda düzenlenemez; bu, anlaşmalı tutanağı düzenleyen 2017/18 sayılı Genelge’nin m.1.2 hükmünde sayılan engel hâllerinden biridir. Aynı Genelge’nin m.3.2 hükmü, şirketlerin sorumluluk değerlendirmesini %0, %50 ve %100 oranlarına göre yapmasını öngörür; dolayısıyla bu üçlü ölçek ölümlü dosyada hiç devreye girmez. Tutanak doğrudan soruşturma evrakına eklenir. Ayrıntısı için: ölümlü ve yaralamalı kazada tutanağa itiraz.

Peki oran nerede doğar? Ölümlü kazada zincir şudur:

AşamaBelgeKusur oranı var mı?
Olay yeriTrafik kazası tespit tutanağı + krokiHayır — yalnız ihlal edilen kural yazılır (KTY m.156/a-3)
SoruşturmaCumhuriyet savcılığının görevlendirdiği bilirkişi / kaza tahkik raporuEvet — teknik oran ilk kez burada çıkar
Ceza yargılamasıMahkemenin aldırdığı bilirkişi veya heyet raporuEvet — soruşturmadaki orandan farklı olabilir
Hukuk davası / tahkimMahkemenin veya hakem heyetinin aldırdığı kusur raporuEvet — ceza dosyasındaki oranla bağlı değildir (TBK m.74)

Kusurun neye göre belirleneceğini de yönetmelik söyler. Karayolları Trafik Kanunu’nun resmî metnine bağlı olarak çıkarılan Yönetmeliğin m.157/b hükmü uyarınca kusur durumu; 2918 sayılı Kanun ve yönetmelikte yazılı kurallar, şartlar, hak ve yükümlülükler ile asli kusur sayılan hâller dikkate alınarak belirlenir. Maddede deliller de sayılır: kaza mahallindeki iz ve deliller, kazaya karışanların ifadeleri ve varsa tanık ifadeleri. Fıkranın başındaki “adli mevzuat ve yargılama hükümleri saklı kalmak üzere” ibaresi kritiktir; kolluğun tespiti yargıyı bağlamaz.

İlk Kusur Oranı Kesin midir?

Hayır. İlk belirleme hiçbir aşamada kesin değildir ve bu sonuç kanun lafzından çıkar. Kolluk tespiti zaten oran içermez; soruşturma aşamasında alınan teknik rapor bir delildir, hüküm değildir; hukuk davasında ise HMK m.282 uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bir raporun dosyaya girmiş olması, mahkemenin o oranı benimsemek zorunda olduğu anlamına gelmez.

Ölümlü kazalarda oranın değişme ihtimali istatistiksel bir tesadüf değil, dosyanın yapısından kaynaklanan bir olasılıktır: aynı kaza hakkında en az iki ayrı yargılama (ceza ve hukuk) yürür, her biri kendi bilirkişisini görevlendirir ve iki dosyanın delil durumu çoğu zaman aynı anda tamamlanmış olmaz. Kusur oranının hangi anda bağlayıcı hâle geldiğini kazada kusur oranı ne zaman kesinleşir yazısında ayrıca inceledik.

Kusur Oranı Hangi Durumlarda Değiştirilebilir?

Kusur oranını değiştiren şey “itiraz etmek” değil, dosyaya yeni bir teknik değerlendirme sokmaktır. Hukuk düzeni bunun için beş ayrı kanal tanır ve hangisinin kullanılacağı dosyanın bulunduğu aşamaya bağlıdır:

KanalNe zaman kullanılırSüreDayanak
Ek rapor / açıklama / yeni bilirkişi talebiDava görülürken, rapor tebliğ edildiğinde2 hafta (bir defaya mahsus 2 hafta ek süre istenebilir)HMK m.281/1
Mahkemenin resen yeniden inceleme yaptırmasıHâkim gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürseSüreye bağlı değilHMK m.281/2 ve 281/3
Ceza soruşturmasında delil toplatmaSoruşturma sürerkenSoruşturma boyuncaCMK m.234/1-a-1
Delil tespitiHenüz dava açılmamışken delil kaybolacaksaDava açılmadanHMK m.400 ve m.401
Yargılamanın iadesiKarar kesinleştikten sonra3 ay / her hâlde 10 yılHMK m.375 ve m.377

Bunların yanında oranın değişmesini fiilen tetikleyen olgular şunlardır: sonradan temin edilen kamera görüntüleri, araç hız ve fren analizinin yapılması, çarpma açısı ile hasar dağılımının yeniden değerlendirilmesi, tanık beyanlarının alınması veya değişmesi, ölçüm hatasının ortaya çıkması ve ceza dosyasındaki maddi olgu tespitinin hukuk dosyasına yansıması. Bunların her biri tek başına oran değiştirmez; dosyaya girmiş bir teknik değerlendirmeye dönüşmedikçe sonuç doğurmaz.

Bilirkişi Raporu Neden Belirleyicidir?

Kusur tespiti hukuki değil teknik bir değerlendirmedir ve HMK m.266 mahkemeye, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünü alma görevini verir. Aynı madde sınırı da çizer: genel bilgi veya hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilen konularda bilirkişiye başvurulamaz.

Raporun neyi içermesi gerektiği HMK m.279/2’de yazılıdır: bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlar. Görüş ayrılığı varsa sebebi gösterilir; azınlıkta kalan bilirkişi ayrı rapor sunabilir. Mahkeme, görevlendirme kararında inceleme konusunun sınırlarını, bilirkişinin cevaplaması gereken soruları ve raporun verilme süresini belirtmek zorundadır (HMK m.273).

Uygulamada kusur oranını değiştiren en güçlü gerekçe, raporun denetime elverişli olmamasıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, bir zorunlu trafik sigortası uyuşmazlığında (E.2024/2328, K.2025/8720, 28.05.2025 — tam metin Yargıtay Karar Arama üzerinden görülebilir) İtiraz Hakem Heyeti kararını tam bu gerekçeyle bozmuştur. Kararda, kaza tespit tutanağında taraflara “kusur oranı belirtmeksizin kusur izafe edilmiş” olduğu, buna karşılık alınan kusur raporunun “olayın oluş şekline göre yeterli inceleme içermeden hazırlandığı” tespit edilmiş ve şu sonuca varılmıştır: varsa ceza soruşturma dosyası da getirtilerek tüm deliller değerlendirilmek suretiyle, “kaza tespit tutanağıyla bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi de gideren uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor” alınmadan karar verilmesi eksik incelemedir.

Bu karar, kusur oranına itiraz edenin elindeki en somut usul kozudur: tutanakla rapor arasında çelişki varsa ve rapor bu çelişkiyi açıklamıyorsa, rapora itiraz gerekçesi hazırdır. Bilirkişilikten doğan sorumluluk da kanunda düzenlenmiştir; HMK m.285 uyarınca bilirkişinin kasten veya ağır ihmalle düzenlediği gerçeğe aykırı rapor hükme esas alınmışsa, zarar görenler Devlete karşı tazminat davası açabilir ve Devlet bilirkişiye rücu eder.

Bilirkişi Kusur Oranı Verebilir mi? Hukuki Nitelendirme Kime Aittir?

Bu soru, kusur raporlarına yapılan itirazların en çok tartışılan noktasıdır ve cevabı ikiye ayrılır.

Bilirkişi teknik değerlendirme yapar ve buna bağlı olarak oran önerir. Araçların hızı, fren mesafesi, çarpma açısı, görüş mesafesi, yol ve hava durumu gibi unsurların kazanın oluşumundaki payını hesaplamak teknik bir iştir ve HMK m.266 tam da bunun için bilirkişiliği öngörür. Kolluk personelinin bilirkişilik yapabileceği de mevzuatta yazılıdır: KTY m.158/b uyarınca trafik zabıtası veya genel zabıtanın trafik birimlerinde görevli personeli, usul kanunlarına göre görevlendirilmeleri hâlinde trafik kazalarında bilirkişilik yapar.

Buna karşılık bilirkişi hukuki nitelendirme yapamaz. HMK m.279/4 lafzı nettir: “Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.” Bir sürücünün davranışının KTK m.84’teki on iki hâlden birine girip girmediği, yani asli kusur bulunup bulunmadığı hukuki nitelendirmedir; bunu mahkeme yapar. Bilirkişi “sürücü arkadan çarpmıştır” der, “bu nedenle asli kusurludur” hükmünü hâkim kurar.

Ayrım pratikte iki sonuç doğurur. Birincisi, rapor hukuki nitelendirmeye girmişse bu tek başına itiraz gerekçesidir. İkincisi, bilirkişinin verdiği oran mahkemeyi bağlamaz; HMK m.282 uyarınca hâkim raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir ve gerekçesini göstererek farklı bir kusur dağılımına hükmedebilir. Bilirkişi raporunun kusur oranını nasıl değiştirdiğine odaklanan ayrı yazımız: bilirkişi raporuyla kusur oranı değiştirilebilir mi.

Ceza Dosyasındaki Kusur Oranı Sivil Davayı Bağlar mı?

Kısmen. Cevabın tamamı Türk Borçlar Kanunu m.74’te yazılıdır ve iki fıkra birbirinden ayrı okunmalıdır:

“Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.”

Yani ceza mahkemesinin belirlediği kusur oranı hukuk mahkemesini bağlamaz. Hukuk mahkemesi kendi bilirkişisini görevlendirebilir ve farklı bir orana ulaşabilir. Bunun sınırı ise içtihatla çizilmiştir: ceza mahkemesinin maddi olgulara ilişkin tespitleri hukuk hâkimini bağlar. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, haksız fiile dayalı bir tazminat dosyasında (E.2010/14845, K.2012/2284, 16.02.2012) bunu şöyle ifade etmiştir: “kural olarak hukuk mahkemesi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değilse de mahkumiyet ve maddi olguların belirlenmesine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Bu nedenle eldeki davada ceza davasının sonucunun bekletici sorun yapılması gerekir.” (Karar, bugün TBK m.74’te karşılığını bulan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m.53’e dayanmaktadır.)

Ceza dosyasındaki tespitHukuk hâkimini bağlar mı?
Kusur oranı ve kusurun değerlendirilmesiHayır (TBK m.74/2)
Beraat kararıHayır (TBK m.74/1)
Mahkûmiyet kararı ve maddi olguların tespiti (aracın hızı, kırmızı ışığın ihlali, çarpma anı gibi)Evet (yerleşik içtihat)
Zararın miktarının belirlenmesiHayır (TBK m.74/2)

Pratik sonuç: ölümlü kaza dosyasında ceza yargılaması devam ederken hukuk mahkemesinin ceza dosyasını bekletici sorun yapması istenebilir. Ceza dosyasında ortaya çıkan bir maddi olgu, hukuk davasındaki kusur dağılımını doğrudan değiştirebilir. Ceza tarafının ayrıntısı için: ölümlü trafik kazası cezası kaç yıl.

Sigorta Şirketinin Belirlediği Kusur Oranı Değişebilir mi?

Evet. Sigorta şirketi dosya açıldığında bir kusur dağılımı kabul eder ve ödemesini buna göre yapar; ancak bu değerlendirme bir yargı kararı değildir ve şirketi de karşı tarafı da kesin olarak bağlamaz. Zarar gören, ödemeyi yetersiz bulduğunda önce sigorta kuruluşuna gitmek zorundadır.

Bu bir dava şartıdır. KTK m.97 uyarınca zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşu başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermezse veya verilen cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir ya da 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.

Ölümlü kaza dosyasında dikkat edilmesi gereken bir fark daha vardır: maddi hasarlı kazalarda işleyen ve sigorta şirketlerinin Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) üzerinden yürüttüğü, 2017/18 sayılı Genelge m.3.2 uyarınca %0, %50 ve %100 oranlarına göre yapılan kusur değerlendirmesi, ölüm veya yaralanma bulunan kazalarda uygulanmaz. Anlaşmalı tutanak bu kazalarda düzenlenemediği için dosya baştan itibaren adli sürecin içindedir ve kusur, teknik bilirkişi raporuyla belirlenir. Bu iki rejimin farkını kusur oranı sorgulama yazısında ölçeklerle karşılaştırdık.

Kusur Oranına Nasıl İtiraz Edilir?

İtiraz kanalı, dosyanın hangi mercide olduğuna göre değişir:

  • Sigorta şirketine karşı: KTK m.97 uyarınca yazılı başvuru; 15 gün içinde cevap gelmez veya cevap talebi karşılamazsa yol açılır.
  • Sigorta Tahkim Komisyonu’na: şirkete başvurulmuş ve talebin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığı belgelenmişse (5684 s.K. m.30/13).
  • Ceza soruşturmasında: Cumhuriyet savcılığına delillerin toplanmasını isteme talebi (CMK m.234/1-a-1).
  • Derdest hukuk davasında: bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren iki hafta içinde ek rapor, açıklama veya yeni bilirkişi talebi (HMK m.281/1).
  • Kesinleşmiş kararda: yargılamanın iadesi (HMK m.375).

İtiraz dilekçesinin nasıl yazılacağı, hangi belgelerin ekleneceği, hangi mercie verileceği ve başvuru ücretleri ayrı bir konudur; bunların tamamını usul sırasıyla trafik kazası kusur oranına itiraz yazısında topladık. Sürecin ne kadar süreceği içinse: kusur oranına itiraz edince süreç kaç gün sürer.

Müterafik Kusur ve Ölenin Kusurunun Tazminata Etkisi

Müterafik kusur, zarar görenin kendi zararının doğmasında veya artmasında etkili olmasıdır. Kanuni dayanağı TBK m.52’dir: “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.”

Ölümlü kazada müterafik kusur üç ayrı kapıdan işler ve bunların karıştırılması hesabı bozar:

Kimin kusuruSonuçDayanak
Ölenin (desteğin) kusuruDestekten yoksun kalanların sigortadan isteyebileceği tazminat, ölenin kusuruna denk gelen oranda azalırKTK m.92/(j) · ZMSS Genel Şartları A.6/d
Hak sahibinin kendi kusuruKendi kusuruna denk gelen talep teminat dışıdırKTK m.92/(g) · A.6/b
Zarar görenin ağır kusuruİşleten, kendisinin ve adamlarının kusuru bulunmaksızın ve araçta bozukluk kazayı etkilemeksizin kazanın zarar görenin ağır kusurundan doğduğunu ispat ederse sorumluluktan tamamen kurtulurKTK m.86/1
Zarar görenin (ağır olmayan) kusuruHâkim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilirKTK m.86/2

KTK m.92/(j) bendinin tarihi önemlidir. Destekten yoksun kalan hak sahibinin, destek şahsının kusuruna denk gelen taleplerinin teminat dışında olduğu kuralı 9/6/2021 tarihli 7327 sayılı Kanun m.19 ile doğrudan kanuna yazılmıştır. Öncesinde sınır, 2016 yılında m.92’ye eklenen ve “genel şartlarda tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler”i kapsam dışında bırakan (i) bendi üzerinden kurulmaya çalışılıyordu. Kanunun kendi dipnotunun gösterdiği gibi bu bent, Anayasa Mahkemesi’nin 17/7/2020 tarihli, E.2019/40 ve K.2020/40 sayılı kararıyla iptal edilmiştir; kural bunun üzerine doğrudan kanun metnine (j) bendi olarak yazılmıştır. Bu nedenle sınırı hâlâ “2016 genel şartları değişikliği”ne bağlayan anlatımlar güncelliğini yitirmiştir.

Sınırın kapsamı da dikkatle okunmalıdır: KTK m.92 yalnızca sigortacıyı bağlar. Ölenin kusuruna denk gelen kısım sigortadan istenemez; ancak kusurlu sürücü, işleten, yol yapım ve bakımından sorumlu idare ya da araçtaki ayıptan sorumlu üretici gibi muhataplara karşı genel hükümlere göre talep yolu kapanmaz. Tam kusurlu ölen hâlinin bütün sonuçları için: trafik kazasında ölen kişinin yüzde yüz kusurlu olması.

Kusur Oranı Değişirse Tazminat Ne Olur?

Ölenin kusur oranı düştüğünde destekten yoksun kalanların talep edebileceği tazminat artar; yükseldiğinde azalır. İlişki doğrudan orantılıdır çünkü hesap, belirlenen destek zararından kusur oranına denk gelen kısmın düşülmesiyle bulunur.

Ölüm hâlinde istenebilecek kalemler TBK m.53’te sayılıdır: cenaze giderleri; ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar; ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar. Manevi tazminat ise TBK m.56/2’ye dayanır ve ayrı bir kalemdir.

Hesabın yapılış biçimi 1 Temmuz 2026’dan itibaren değişmiştir ve bu değişiklik kusur tartışmasıyla birlikte okunmalıdır. Resmî Gazete’de 12.06.2026 tarihinde yayımlanan değişiklikle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın hesap eklerinden Ek-2 yürürlükten kaldırılmış, teminat A.5 maddesinde yeniden tanımlanmıştır. Yeni bent şöyledir: “ç) Destekten Yoksun Kalma (Ölüm) Teminatı: Üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla ölenin desteğinden yoksun kalanların destek zararlarını karşılamak üzere 6098 sayılı Kanunun haksız fiillere ilişkin hükümlerine göre belirlenen tazminatları içeren teminattır. Söz konusu tazminat miktarının tespitinde ölen kişi esas alınır.” Yani hesap artık genel şartların ekindeki sabit formüle değil, doğrudan Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümlerine bağlıdır.

Bir başka kırılma faiz tarafındadır. 16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanun m.18 ile TBK m.55’e eklenen fıkra, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin kayıplarını açıkça kapsar: kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiilin meydana geldiği tarihten, bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden kanuni faiz işler. Aynı düzenlemeyle, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel nominal olarak değil oransal olarak mahsup edilir. Bu kural, kusur oranı sonradan düştüğünde daha önce yapılan kısmi ödemenin nasıl düşüleceğini doğrudan belirler.

Ayrıca TBK m.55/1 uyarınca kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler zarardan indirilemez ve hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz. Hesabın ayrıntılı dökümü için: destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması ve ölümlü trafik kazası tazminat hesaplama.

Kamera Kayıtları Kusur Değiştirir mi?

Evet ve ölümlü kaza dosyalarında oranı en sık değiştiren delil türü budur. MOBESE, belediye, işyeri ve konut güvenlik kameraları, araç içi kamera ve diğer araçların kayıtları kazanın oluş şeklini doğrudan gösterebildiği için teknik değerlendirmeyi kökten değiştirebilir.

Kamera kaydının hukuki değeri iki noktada belirginleşir:

  • Kayıt kaybolmadan tespit ettirmek. HMK m.400/2 uyarınca, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı ya da ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilindeyse hukuki yarar var sayılır. Güvenlik kamerası kayıtları sınırlı süre saklandığı için bu şart çoğu zaman gerçekleşir. Dava açılmamışsa talep, esas hakkındaki davaya bakacak mahkemeden veya şeyin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden yapılır (HMK m.401/1).
  • Kararın kesinleşmesinden sonra ele geçen kayıt. HMK m.375/1-(ç), aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin karardan sonra ele geçirilmiş olmasını yargılamanın iadesi sebebi sayar. Bu, “kamera görüntüsü davadan sonra çıktı” hâlinin tam karşılığıdır.

Buna karşılık her kayıt otomatik olarak dosyaya girmez. HMK m.189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Bu nedenle üçüncü kişinin elindeki kaydın mahkeme kanalıyla getirtilmesi, kendi başına temin edilip dosyaya sunulmasından hem daha güvenli hem de daha etkilidir.

Tanık Beyanları Etkili midir?

Evet ve bu, mevzuatın açıkça saydığı bir delildir. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.157/b, kusur durumunun tespitinde kaza mahallinde tespit edilen iz ve delillere ilave olarak kazaya karışanların olay hakkındaki ifadeleri ile varsa tanık ifadelerinin de dikkate alınacağını söyler. Kaza tespit tutanağının resmî formunda da görgü tanıklarına ayrılmış bir alan bulunur.

Tanık beyanının gücü, teknik delille birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkar. Fren izi, çarpma açısı ve hasar dağılımı gibi fiziksel bulgularla çelişen bir tanık anlatımına tek başına dayanılarak kusur dağılımı kurulması, denetime elverişli olmayan rapor sorununu doğurur. Tersine, teknik bulguyu açıklayan ve tamamlayan bir tanık beyanı (örneğin görüş mesafesini kapatan bir aracın varlığı) oranı doğrudan değiştirebilir. Ölümlü kaza dosyalarında tanıklar çoğu zaman ceza soruşturmasında dinlenir; hukuk davasında bu ifadelerin dosyaya getirtilmesi ayrıca talep edilmelidir.

Zamanaşımı Sürecinde Değişiklik Mümkün mü?

Bu başlık altında iki ayrı süre karıştırılır ve ayrılmaları gerekir: tazminat talebinin zamanaşımı ile bir rapora veya karara itiraz süresi aynı şey değildir.

Zamanaşımı bakımından KTK m.109/1 kuralı koyar: motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası belirleyicidir: “Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.”

Ölümlü kaza tam bu istisnaya girer. Taksirle öldürme suçunun cezası TCK m.85/1’de iki yıldan altı yıla kadar hapis olarak belirlenmiştir. TCK m.66/1-(d) uyarınca beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı on beş yıldır. Sonuç: ölümlü trafik kazasında tazminat zamanaşımı on beş yıldır; bu tür dosyalarda “10 yıl geçti, hak düştü” değerlendirmesi yanlıştır.

SüreNeye aitDayanak
15 yılÖlümlü kazada tazminat talebiKTK m.109/2 + TCK m.85/1 → m.66/1-d
2 yıl / 10 yılÖlüm bulunmayan motorlu araç kazasında maddi zararKTK m.109/1
2 haftaBilirkişi raporuna karşı ek rapor / yeni bilirkişi talebiHMK m.281/1
15 günSigorta kuruluşunun yazılı cevap süresi (dava şartı)KTK m.97
10 günSigorta hakem kararına Komisyon nezdinde itiraz5684 s.K. m.30/12
3 ay / 10 yılYargılamanın iadesiHMK m.377/1
2 yılYetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli anlaşmanın iptaliKTK m.111/2
2 yılTazminat yükümlülerinin birbirine rücuu (ödemenin tamamlandığı günden)KTK m.109/4

Bir ayrıntı daha: KTK m.109/3 uyarınca zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı da tazminat yükümlüsü bakımından kesilmiş sayılır. Buna karşılık KTK m.97’deki yazılı başvuru bir dava şartıdır, zamanaşımını kesen bir işlem değildir.

Ölümlü Dosyalarda Kusur Değişikliğinin Sonuçları

Ölümlü dosyada kusur oranının değişmesi tek bir kalemi değil, birbirinden bağımsız yürüyen dört süreci birden etkiler. Aşağıdaki tablo, oran düştüğünde ve yükseldiğinde ne olduğunu gösterir:

SüreçSürücünün kusuru düşerseSürücünün kusuru yükselirse
Ceza davasıCeza failin kusuruna göre belirlendiği için alt sınıra yaklaşır; kusuru tamamen kalkarsa beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı gündeme gelirCeza artar; bilinçli taksir kabul edilirse ayrıca üçte birden yarıya kadar artırım uygulanır (TCK m.22/3)
Sürücü belgesiAsli kusur hâli ortadan kalkarsa KTK m.118’e dayalı 1 yıllık geri alma dayanaksız kalırAsli kusur sayılan hâllerden birine girerse belge 1 yıl geri alınır
Destekten yoksun kalma tazminatıÖlenin kusuru azaldıysa hak sahiplerine ödenecek tutar artarÖlenin kusuru arttıysa sigortadan istenebilecek tutar azalır (KTK m.92/j)
Sigorta ödemesi ve rücuEksik ödenen tutar için fark talep edilebilirFazla ödeme yapıldıysa sigortacı rücu yoluna gidebilir; rücu zamanaşımı ödemenin tamamlandığı günden 2 yıldır (KTK m.109/4)

Bir noktayı ayrıca belirtmek gerekir: sorumlu taraf sayısı da değişebilir. KTK m.88/1 uyarınca bir motorlu aracın katıldığı kazada üçüncü kişinin uğradığı zarardan birden fazla kişi tazminatla yükümlüyse bunlar müteselsil sorumludur; paylaştırma m.88/2 uyarınca iç ilişkide yapılır. Bu nedenle kusuru düşük bulunan bir sürücü, dış ilişkide zararın tamamından sorumlu tutulmaya devam edebilir; kusur oranı onun iç ilişkideki payını belirler.

Ölümlü Kazada Kusur Oranı Ne Zaman Kesinleşir?

Kusur oranı, bir raporun dosyaya girmesiyle değil, o oranı esas alan kararın kesinleşmesiyle bağlayıcı hâle gelir. Bu da her merci için ayrı ayrı gerçekleşir:

  • Hukuk davasında: hükmün kanun yolu süreleri geçmekle veya kanun yolu incelemesi tamamlanmakla kesinleşmesi.
  • Sigorta tahkiminde: hakem kararına süresinde itiraz edilmemesiyle; itiraz edilmişse itiraz üzerine verilen kararla (5684 s.K. m.30/12).
  • Ceza davasında: mahkûmiyet veya beraat hükmünün kesinleşmesi. Bu hüküm, maddi olgular bakımından hukuk hâkimini bağlar.

Kesinleşmenin önemi şuradadır: o ana kadar oranı tartışmanın yolu olağan kanun yollarıdır (itiraz, istinaf, temyiz). Kesinleşmeden sonra ise yalnızca olağanüstü yol kalır. Kesinleşme anının ayrıntısını kazada kusur oranı ne zaman kesinleşir yazısında ele aldık.

Kesinleşmiş Karardan Sonra Yargılamanın İadesi Yolu

Değişebilir. Karar kesinleştikten sonra da hukuk düzeni bir kapı bırakır: yargılamanın iadesi. HMK m.375’te sayılan sebeplerden ikisi kusur tespiti bakımından doğrudan kullanılabilir:

  • m.375/1-(ç): “Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.” Dava bittikten sonra ulaşılan kamera kaydı, teknik ölçüm belgesi veya ceza dosyasından çıkan bir tespit bu bende girebilir.
  • m.375/1-(f): “Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.” Kusur raporunu düzenleyen bilirkişi bakımından doğrudan uygulanır.

İkinci bendin bir ek şartı vardır. HMK m.375/2 uyarınca (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararıyla belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememişse ceza mahkemesi kararı aranmaz; bu takdirde iade sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.

Süreler HMK m.377/1’de düzenlenmiştir ve iki katmanlıdır: yeni belgenin elde edildiği ya da (f) bendinde ceza mahkûmiyetine ilişkin hükmün kesinleştiği tarihten itibaren üç ay, her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl. Talebi içeren dilekçe, kararı veren mahkemece incelenir; mahkeme dayanılan sebebin niteliğine göre karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılayacak uygun bir teminat isteyebilir (HMK m.378).

Bu yol istisnaidir ve kesin hükmün ortadan kaldırılmasını gerektirdiği için dar yorumlanır. “Rapordan memnun kalmadım” gerekçesi bu kapıyı açmaz; gereken şey, kanunun saydığı somut bir sebebin varlığıdır.

Neden Profesyonel Teknik İnceleme Önemlidir?

Kusur tespiti hukuki değil teknik bir değerlendirmedir; olayın fizik kuralları çerçevesinde incelenmesi gerekir. Araçların hızı, fren mesafesi, çarpışma açısı, hasar dağılımı, yol geometrisi, görüş mesafesi ve aydınlatma durumu birlikte değerlendirilmediğinde ortaya çıkan oran, mahkeme önünde de ayakta kalmaz.

Bir raporun hukuken kabul edilebilir olmasının ölçütü denetime elverişliliktir. HMK m.279/2 raporda gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıaların, gerekçenin ve varılan sonuçların bulunmasını arar. Yukarıda aktarılan 4. Hukuk Dairesi kararı da (E.2024/2328, K.2025/8720) “yeterli inceleme içermeden hazırlanan” kusur raporunu kabul etmemiş, dosyadaki tüm deliller değerlendirilerek ayrıntılı ve gerekçeli bir rapor alınmasını aramıştır. Rapora itiraz dilekçesi hazırlarken hedef, sonucu beğenmediğini söylemek değil, raporun bu ölçütü karşılamadığı noktaları tek tek göstermektir.

Sonradan Kusur Değişikliği Nadir midir?

Hayır. Ölümlü kaza dosyasının yapısı, kusur oranının değişmesini istisna değil ihtimal hâline getirir. Aynı kaza hakkında birbirinden bağımsız iki yargılama yürür: taksirle öldürme suçundan ceza davası ve destekten yoksun kalma tazminatı için hukuk davası ya da tahkim. İki dosya farklı zamanlarda, farklı delil durumuyla ve farklı bilirkişilerle ilerler. Üstelik TBK m.74 uyarınca ceza hâkiminin kusur değerlendirmesi hukuk hâkimini bağlamadığı için, iki dosyada farklı oranların çıkması hukuken mümkündür.

Buna bir de delil akışının zamana yayılması eklenir. Ölümlü kazada olay yeri incelemesi ilk saatlerde yapılır; kamera kayıtları, otopsi ve adli tıp raporları, araç muayene ve hız analizleri ise sonraki haftalarda dosyaya girer. Soruşturmanın başında verilen teknik değerlendirme, bu belgelerin tamamı geldiğinde geçerliliğini koruyamayabilir.

Ölümlü kazalarda kusur oranı, dosyanın en kritik unsurudur. İlk belirleme nihai değildir ve yeni delillerle değiştirilebilir. Bu nedenle kusur oranına ilişkin değerlendirmelerin teknik ve hukuki yönü birlikte ele alınmalıdır.

Örnek Bir Kusur Değişikliği Dosyası

Kusur oranının nasıl değiştiğini, uydurma bir senaryo yerine Yargıtay’ın önüne gelmiş gerçek bir dosya üzerinden görmek mümkündür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin E.2024/2328, K.2025/8720 sayılı ve 28.05.2025 tarihli kararına konu olan uyuşmazlıkta zincir şöyle işlemiştir:

  1. 17.08.2022 tarihli trafik kazasında zorunlu trafik sigortalı araç ile motosiklet çarpışmış, motosiklet sürücüsü malul kalmıştır.
  2. Kaza tespit tutanağında taraflara “kusur oranı belirtmeksizin kusur izafe edilmiş”tir — yani tutanak oran vermemiştir.
  3. Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nin aldırdığı kusur raporunda sigortalı araç sürücüsü %100 kusurlu bulunmuş, bu oran esas alınarak tazminata hükmedilmiştir.
  4. İtiraz Hakem Heyeti itirazı reddetmiş; karar temyiz edilmiştir.
  5. Daire, kusur raporunun “olayın oluş şekline göre yeterli inceleme içermeden hazırlandığı” sonucuna varmış ve kararı bozmuştur. Gerekçe: varsa ceza soruşturma dosyası da getirtilerek, kaza tespit tutanağıyla bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi de gideren, denetime elverişli ve gerekçeli bir rapor alınması gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru değildir.

Bu dosya bir yaralanmalı kaza dosyasıdır; ancak kusur tespitinin usulü ölümlü kazalarda da aynıdır ve karar, oranın hangi gerekçeyle bozulabileceğini birebir gösterir. Aynı kararda Daire, Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli kararı sonrasında tazminat hesabında teknik faiz uygulanma imkânının bulunmadığını da tespit etmiştir; bu, kusur oranıyla birlikte hesabın kendisine de itiraz edilebileceğini gösteren ayrı bir noktadır.

Uygulamada kusur oranını değiştiren tipik akış da buna benzer: ilk teknik değerlendirme sınırlı bulguya dayanır, sonradan temin edilen kamera görüntüleri ve araç hız analizi dosyaya girer, hasar dağılımı ile çarpışma açısı yeniden incelenir ve karşı tarafın da kazanın oluşumunda etkili olduğu ortaya çıkar. Değişiklik yalnızca ceza dosyasını değil, destekten yoksun kalma tazminatı ve diğer zarar kalemlerinin hesabını da doğrudan etkiler.

Kusur Oranı %100’den %50’ye Düşerse Tazminat Ne Olur?

Kusur oranı tazminat hesaplamasında doğrudan belirleyicidir; ancak sonucu görebilmek için önce kimin kusurundan söz edildiğini ayırmak gerekir. Ölümlü kazada iki ayrı senaryo vardır ve sonuçları farklıdır.

Birinci senaryo — ölenin (desteğin) kusuru düşerse. Destekten yoksun kalan hak sahiplerinin sigortadan isteyebileceği tazminat artar. KTK m.92/(j) yalnızca “destek şahsının kusuruna denk gelen” kısmı teminat dışında bıraktığı için, bu kısım küçüldükçe teminat içinde kalan tutar büyür. Ölenin kusuru %100’den %50’ye düşerse, teminat dışında kalan kısım da yarıya iner.

İkinci senaryo — karşı sürücünün kusuru düşerse. Bu kez hak sahiplerinin talebi azalır, çünkü sorumluluğun kapsamı kusura göre belirlenir.

Sık rastlanan bir yanlış anlama burada düzeltilmelidir: ölenin tam kusurlu olması, yakınlarının hiçbir hakkının kalmadığı anlamına gelmez. KTK m.92 yalnızca zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamını belirler ve yalnızca sigortacıya karşı sınır çizer. Kapanmayan yollar vardır: kazada başka bir kusurlu taraf (üçüncü kişi, yol yapım ve bakımından sorumlu idare, araçtaki ayıptan sorumlu üretici) varsa onlara karşı genel hükümlere göre talep; poliçedeki ferdi kaza teminatı gibi kusura bakmayan meblağ sigortaları; ve kusur tespitinin kendisine itiraz. Manevi tazminat zaten KTK m.92/(f) ve ZMSS Genel Şartları A.6/f uyarınca sigorta teminatı dışındadır ve doğrudan sürücü ile işletenden istenir. Bu hâlin tamamı için: ölen kişinin yüzde yüz kusurlu olması.

Tazminatın rakamsal büyüklüğü ise dosyaya özgüdür. Hesap; ölenin geliri, yaşı, bakiye ömrü, hak sahiplerinin destek payları ve kusur oranı birlikte değerlendirilerek aktüeryal yöntemle yapılır. 1 Temmuz 2026’dan itibaren bu hesap, genel şartların mülga edilen ekindeki formüle göre değil, TBK’nın haksız fiil hükümlerine göre yapılmaktadır. Bu nedenle yazının bu bölümünde sabit bir rakam verilmesi doğru olmaz; hesabın yöntemi ve kalemleri için ölümlü trafik kazası tazminat hesaplama yazısına bakılmalıdır.

Sigorta Tahkim Sürecinde Kusur İtirazı Adımları

Sigorta şirketinin esas aldığı kusur dağılımına karşı Sigorta Tahkim Komisyonu yolu kullanılabilir. Ancak tahkime doğrudan gidilmez; kanunun aradığı bir ön koşul vardır.

Ön koşul. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30/13 uyarınca Komisyona gidilebilmesi için, uyuşmazlığa düşen kişinin sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir. Kuruluşun başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı cevap vermemesi de Komisyona başvuru için yeterlidir. Zorunlu trafik sigortasında bu süre KTK m.97 uyarınca 15 gündür; iki düzenlemenin süreleri farklıdır ve karıştırılmamalıdır.

Tahkim yolunu kapatan hâl. m.30/14 uyarınca mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz. Ölçüt kararın verilmiş olması değil, uyuşmazlığın mahkemeye intikal etmiş olmasıdır; derdest dava da bu kapıyı kapatır.

Üyelik şartı aranmaz. m.30/1’e 6456 sayılı Kanunla eklenen cümle uyarınca, ilgili mevzuatla zorunlu tutulan sigortalardan kaynaklanan uyuşmazlıklar için ilgili kuruluş sigorta tahkim sistemine üye olmasa dahi hak sahipleri tahkim usulünden faydalanabilir. Zorunlu trafik sigortası bu kapsamdadır. Aynı fıkra, uyuşmazlık konusu sözleşmede özel bir hüküm olmasa bile tahkim usulünden faydalanılabileceğini de söyler; poliçede tahkim şartı aranmaz.

Süreç ve süreler. Başvuru önce raportör tarafından incelenir; raportörler en geç on beş gün içinde incelemelerini tamamlamak zorundadır (m.30/15). Çözümlenemeyen başvurular sigorta hakemine iletilir ve hakemler, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermeye mecburdur; aksi hâlde uyuşmazlık yetkili mahkemece halledilir (m.30/16). Bu süre yalnızca tarafların açık ve yazılı muvafakatiyle uzatılabilir. Karar en geç üç iş günü içinde taraflara bildirilir.

Kusur itirazının tahkimdeki karşılığı. Tahkimde de kusur oranı teknik rapora dayanır ve rapora itiraz aynı ölçütle değerlendirilir: raporun denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli olması aranır. Yukarıda aktarılan 4. HD kararı da bir tahkim dosyasından gelmiş ve İtiraz Hakem Heyeti kararı tam bu eksiklik nedeniyle bozulmuştur.

Ücret avantajı. m.30/18 uyarınca hakem ücreti Komisyon tarafından ödenir; başvuran ayrıca hakem ücreti ödemez. Ayrıca m.30/17 uyarınca talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen vekâlet ücretinin beşte biridir. Tahkimin mahkemeye göre asıl risk avantajı budur.

Mahkemede Kusur Oranına İtiraz Süreci Nasıl İşler?

Mahkemede kusur itirazı, bir dilekçe başlığı değil bir usul işlemidir ve HMK m.281 üzerinden yürür. Mahkeme dosyayı bilirkişiye gönderir, rapor taraflara tebliğ edilir ve itiraz bu tebliğ üzerine yapılır.

Maddenin lafzı üç talebi birlikte sayar: taraflar, raporun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. 7251 sayılı Kanunla eklenen cümle uyarınca, itirazın bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde, yine bu süre içinde başvuran tarafa bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.

Mahkemenin kendi yetkileri de vardır. m.281/2 uyarınca hâkim, yeni sorular düzenleyerek ek rapor alabileceği gibi duruşmada sözlü açıklama isteyebilir; m.281/3 uyarınca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırabilir. Bu yetkiler taraf talebine bağlı değildir.

Bilirkişi heyeti trafik kazası dosyalarında genellikle trafik uzmanı ve makine mühendisinden, gerektiğinde yol güvenliği alanında bilgi sahibi kişilerden oluşur; araçların hızları, çarpışma açısı, yol durumu, görüş mesafesi ve fren mesafesi gibi unsurlar teknik olarak analiz edilir. Mahkeme, HMK m.282 uyarınca raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir ve önceki kusur dağılımını değiştirebilir.

Önemli bir düzeltme. Sigorta tahkiminden çıkan sonuç beğenilmediği gerekçesiyle aynı uyuşmazlık mahkemeye taşınamaz. 5684 s.K. m.30/12 uyarınca kanunun öngördüğü tutarın altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir; bu tutarın üzerindeki kararlara karşı, kararın bildiriminden itibaren on gün içinde ve bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. Süresinde itiraz edilmezse karar kesinleşir; itiraz üzerine verilen karar da kesindir. Yalnızca kanunda belirlenen tutarın üzerindeki uyuşmazlıklarda itiraz üzerine verilen kararlar için temyiz yolu açıktır. Ayrıca tahkim süresi geçtikten sonra karar verilmesi, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmesi, hakemlerin yetkileri dışındaki konularda karar vermesi ve tarafların iddiaları hakkında karar vermemesi hâllerinde her hâlükârda temyiz yolu açıktır.

Kanun metnindeki maktu tutarlar günceli yansıtmaz; m.30/22 uyarınca bu tutarlar Üretici Fiyatları Endeksi artış oranını aşmamak üzere artırılır ve güncel sınırlar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kararıyla belirlenir. Yürürlükteki kesinlik, itiraz, heyet teşkili ve temyiz sınırlarını yıllara göre sigorta tahkim kararlarına karşı itiraz ve temyiz sınırları yazısında topladık.

Kusur Oranı Değişince Ceza Ne Olur?

Ölümlü kazada suç, taksirle öldürmedir. TCK m.85/1 uyarınca taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; fiil birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte yaralanmasına neden olmuşsa ceza iki yıldan on beş yıla kadardır (m.85/2).

Kusur oranının ceza tarafındaki etkisi doğrudandır. TCK m.22/4: “Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.” m.22/5: “Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.” Buradan üç sonuç çıkar:

  • Kusur oranının düşmesi cezayı alt sınıra yaklaştırır; kusur tamamen ortadan kalkarsa kovuşturmaya yer olmadığı kararı veya beraat gündeme gelir.
  • Ceza hukukunda asli kusur – tali kusur ayrımı yoktur; az kusurlu olmak cezayı kaldırmaz, miktarını belirler.
  • Bilinçli taksir kabul edilirse ceza ayrıca üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK m.22/3).

İki özel hüküm de bu başlıkta anılmalıdır. TCK m.22/6 uyarınca taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksirde ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Ayrıca ölümlü kazada uzlaştırma yolu kapalıdır: CMK m.253/1-b listesinde taksirle yaralama yer alırken taksirle öldürme sayılmamıştır. Taksirle öldürme şikâyete de bağlı değildir; şikâyetten vazgeçmek kamu davasını düşürmez. Cezanın ayrıntısı için: ölümlü trafik kazası cezası kaç yıl.

Ölümlü Kazada Kusur Oranı Sürücü Belgesini Etkiler mi?

Evet ve bu, kusur değişikliğinin en somut idari sonucudur. KTK m.118’in son fıkrası açıktır: “Ölümle sonuçlanan trafik kazalarına asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücülerin sürücü belgeleri 1 yıl süre ile geri alınır.”

Buradaki ölçüt oran değil hâldir. Yaptırım, sürücünün kusur yüzdesine değil, KTK m.84’te sayılan on iki asli kusur hâlinden birine girip girmediğine bağlanmıştır. Bu nedenle kusur oranı sonradan değişse bile asli kusur hâli devam ediyorsa yaptırım sürer; asli kusur hâlinin bulunmadığı tespit edilirse bu maddeye dayalı geri alma dayanaksız kalır. Ayrıca bu yaptırım ceza puanı sisteminden bağımsızdır; 100 ceza puanı dolmamış olması sonucu değiştirmez.

Sürücü belgesine ilişkin ikinci kanal ceza mahkemesindedir: taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde TCK m.53/6 uyarınca sürücü belgesinin geri alınmasına üç aydan üç yıla kadar hükmedilebilir. İki kanal birbirinin yerine geçmez, ayrı ayrı işler.

Kazaya Karışan Aracın Trafik Kaydına Savcılık Şerhi

Ölümlü ve yaralanmalı kazalarda evet ve bu hüküm çoğu kaynakta hiç anılmaz. KTK m.85’e 4199 sayılı Kanunla eklenen fıkra şöyledir: motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermişse, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temlikini veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir.

Aynı fıkra iki ek kural daha getirir: kaza anı ile şerhin düşülmesi arasında geçen sürede kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır; ve şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içinde şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmezse şerh hükümsüz sayılır. Hak sahipleri açısından bu hüküm, tazminat alacağının teminatını korur; araç sahibi açısından ise bir aylık sürenin takibini zorunlu kılar.

Kusur Değişikliği Manevi ve Maddi Tazminatı Nasıl Etkiler?

İki tazminat türü kusur oranından farklı biçimde etkilenir ve muhatapları da farklıdır.

Maddi tazminatta ilişki oransaldır. Destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri ve TBK m.53’te sayılan diğer kalemler kusur oranına göre indirilir. Kusur oranı azaldıkça talep edilebilecek tutar artar. Hesaplanan tazminatın miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılması veya azaltılması ise TBK m.55/1 uyarınca mümkün değildir.

Manevi tazminatta matematiksel bir oranlama yapılmaz. TBK m.56/2 uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hâkim takdir yetkisini kullanırken tarafların kusur durumunu gözetir; kusurun ağırlığının azalması ya da artması takdir edilecek tutarı etkileyebilir. Kanun bu kalem için alt veya üst sınır koymamıştır.

Kritik fark muhataptadır. Manevi tazminat talepleri, KTK m.92/(f) ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.6/f uyarınca sigorta teminatının dışındadır. Yani manevi tazminat poliçe limiti ne olursa olsun sigorta şirketinden istenemez; muhatabı kusurlu sürücü, işleten ve varsa bağlı olduğu teşebbüs sahibidir. Bu nedenle kusur oranındaki bir değişiklik maddi tazminatta sigorta şirketine, manevi tazminatta ise doğrudan sorumlulara karşı sonuç doğurur. Konunun ayrıntısı: ölümlü trafik kazalarında manevi tazminat.

Bu nedenle kusur oranındaki değişiklik yalnızca teknik bir düzeltme değil, dosyanın tüm ekonomik sonucunu değiştirebilen kritik bir hukuki gelişmedir.

Kusur Oranı Değişirse Sigorta Ödediğini Geri İster mi?

Kusur oranı sonradan değiştiğinde ödemeler de yeniden hesaplanır. Eksik ödeme yapılmışsa fark talep edilir; fazla ödeme yapılmışsa sigortacının ya da birlikte sorumlu olan diğer tarafın başvurabileceği yol rücudur.

KTK m.88/2 uyarınca birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır ve işletenler kural olarak kusurları oranında zarara katlanır. Dış ilişkide zararın tamamını ödeyen taraf, iç ilişkide kusur oranına göre diğerine başvurur. Bu talebin zamanaşımı KTK m.109/4’te ayrıca düzenlenmiştir: rücu hakkı, kendi yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiği ve rücu edilecek kimseyi öğrendiği günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Sürenin başlangıcı kaza günü değildir.

Kaza yerinde imzalanan belgeler bakımından da bir güvence vardır. KTK m.111/1 uyarınca bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir; m.111/2 uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Kusur oranı sonradan düştüğü için ödenen tutarın yetersiz kaldığı anlaşılırsa bu hüküm doğrudan uygulanabilir.

Ölümlü Kazada Kusur Oranı Nereden Öğrenilir?

Ölümlü kazada kusur oranı bir ekrandan sorgulanamaz; dosyanın içindedir. Kolluk tutanağı oran vermediği ve anlaşmalı tutanak sistemi bu kazalarda işlemediği için e-Devlet üzerinden yapılan sorgulamalarda kusur oranı görünmez. Oran, soruşturma ve yargılama dosyasındaki bilirkişi raporunda yer alır.

Dosyaya erişim bakımından ceza soruşturması lehte bir kural taşır: CMK m.153/2’deki kısıtlama kararı verilebilecek suçlar listesinde taksirli suçlar yer almaz; bu nedenle trafik kazası soruşturmasında dosya inceleme yetkisi kısıtlanamaz. Müdafi, CMK m.153/1 uyarınca dosyayı inceleyebilir ve belgelerden örnek alabilir. Delillerin toplanmasını isteme hakkı da CMK m.234/1-a-1’de düzenlenmiştir ve kusur itirazının soruşturma aşamasındaki gerçek kanalı budur. Sigorta tarafındaki kayıtların nasıl sorgulanacağını trafik kazası kusur oranı sorgulama yazısında anlattık.

Ölümlü kazalarda süreç; kusur tespiti, ceza soruşturması, destekten yoksun kalma tazminatı ve sigorta başvurusu olmak üzere aynı anda birden çok koldan yürür. Dosyanızdaki kusur değerlendirmesinin doğru kurulduğundan emin değilseniz, süreci trafik kazası davalarıyla ilgilenen bir avukatla birlikte değerlendirmeniz, hangi kanalın hangi süre içinde kullanılacağının belirlenmesi bakımından yararlı olur.

Sıkça Sorulan Sorular

Ölümlü kazada kusur oranı sonradan değiştirilebilir mi?

Evet, ölümlü kazada kusur oranı sonradan değiştirilebilir. Derdest davada HMK m.281 uyarınca ek rapor, açıklama veya yeni bilirkişi talep edilebilir; ceza soruşturmasında delil toplatılabilir; karar kesinleşmişse HMK m.375’teki şartların varlığı hâlinde yargılamanın iadesi yoluna gidilebilir. İlk belirlenen oran hiçbir aşamada kesin hüküm niteliği taşımaz.

İlk belirlenen kusur oranı kesin midir?

Hayır, ilk belirlenen kusur oranı kesin değildir. Kolluğun düzenlediği kaza tespit tutanağında zaten kusur oranı yazmaz; Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3 tutanağı düzenleyenlere yalnızca ihlal edilen kuralı yazma görevi verir. Soruşturmada veya davada alınan bilirkişi raporu ise bir delildir ve HMK m.282 uyarınca hâkim raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.

Kusur oranı değişirse tazminat miktarı artar mı?

Ölenin kusur oranı düşerse destekten yoksun kalanların talep edebileceği tazminat artar. Bunun sebebi KTK m.92/(j)’dir: yalnızca destek şahsının kusuruna denk gelen talepler zorunlu trafik sigortası kapsamı dışındadır, bu kısım küçüldükçe teminat içinde kalan tutar büyür. Hak sahibinin kendi kusuru ise KTK m.92/(g) uyarınca ayrı bir indirim sebebidir.

Kamera kayıtları kusur oranını değiştirebilir mi?

Evet, kamera kayıtları kusur oranının değişmesinde en etkili delil türlerinden biridir. Kayıt kaybolma riski taşıyorsa HMK m.400/2 uyarınca delil tespiti istenebilir; hukuki yarar var sayılır. Karar kesinleştikten sonra ele geçen bir kayıt ise HMK m.375/1-(ç) uyarınca yargılamanın iadesi sebebi olabilir. Buna karşılık hukuka aykırı elde edilen kayıt, HMK m.189/2 uyarınca ispatta dikkate alınamaz.

Kusur oranına itiraz için avukat desteği gerekir mi?

Avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak ölümlü kazada kusur oranı; ceza davası, sürücü belgesi, destekten yoksun kalma tazminatı ve sigorta ödemesi olmak üzere dört ayrı süreci aynı anda etkiler ve her birinin kendi süresi ile mercii vardır. Hangi kanalın hangi süre içinde kullanılacağının doğru belirlenmesi bu nedenle önem taşır.

Bilirkişi kusur oranı verebilir mi?

Bilirkişi teknik değerlendirme yapar ve buna bağlı kusur oranı bildirebilir; ancak hukuki nitelendirme yapamaz. HMK m.279/4 uyarınca bilirkişi, hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. Bir davranışın KTK m.84’teki asli kusur hâllerinden birine girip girmediğine mahkeme karar verir. Bilirkişinin verdiği oran da mahkemeyi bağlamaz (HMK m.282).

Kaza tespit tutanağında kusur oranı neden yazmıyor?

Çünkü mevzuat bunu yasaklar. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3 birebir şöyledir: “Tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirtirler.” Tutanak bir kural ihlali tespitidir; oran, soruşturma ve yargılamada alınan teknik raporla belirlenir.

Müterafik kusur nedir?

Müterafik kusur, zarar görenin kendi zararının doğmasında veya artmasında etkili olmasıdır. TBK m.52 uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Trafik kazasında karşılığı KTK m.86/2’dir: işleten, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse hâkim tazminat miktarını indirebilir.

Ceza dosyasındaki kusur oranı hukuk davasını bağlar mı?

Hayır. TBK m.74/2 uyarınca ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı hukuk hâkimini bağlamaz. Buna karşılık ceza mahkemesinin maddi olguların belirlenmesine ilişkin tespitleri ve mahkûmiyet kararı hukuk hâkimini bağlar. Bu nedenle ceza davasının sonucunun hukuk davasında bekletici sorun yapılması istenebilir.

Bilirkişi raporuna itiraz süresi kaç gündür?

HMK m.281/1 uyarınca taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde eksikliklerin tamamlattırılmasını, belirsizliklerin açıklanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını talep edebilir. İtirazın bu süre içinde hazırlanması çok zor veya imkânsızsa ya da özel bir teknik çalışma gerektiriyorsa, yine bu süre içinde başvurulması şartıyla bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.

Ölümlü kazada tazminat zamanaşımı kaç yıldır?

On beş yıldır. KTK m.109/2, dava cezayı gerektiren bir fiilden doğuyorsa ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağını söyler. Taksirle öldürmenin cezası TCK m.85/1’de iki yıldan altı yıla kadar hapis olduğundan, TCK m.66/1-(d) uyarınca dava zamanaşımı on beş yıldır. KTK m.109/1’deki iki yıl ve on yıllık süreler ölüm bulunmayan kazalara ilişkindir.

Kesinleşmiş karardan sonra kusur oranı değişir mi?

İstisnai olarak değişebilir. HMK m.375/1-(ç) uyarınca aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edemediği bir belgenin karardan sonra ele geçmesi, m.375/1-(f) uyarınca bilirkişinin hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması yargılamanın iadesi sebebidir. Süre, HMK m.377/1 uyarınca öğrenmeden itibaren üç ay ve her hâlde hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır.

Sigorta tahkiminden sonra aynı konuda dava açılabilir mi?

Kural olarak hayır. 5684 sayılı Kanun m.30/12 uyarınca kanunda belirlenen tutarın altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir; üzerindeki kararlara karşı on gün içinde ve bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir, süresinde itiraz edilmezse karar kesinleşir. İtiraz üzerine verilen karar da kesindir; yalnızca kanunda belirlenen tutarın üzerindeki uyuşmazlıklarda temyiz yolu açıktır. Tersi yönde m.30/14 uyarınca mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklar için Komisyona başvurulamaz.

Ölümlü kazada ehliyete el konulur mu?

KTK m.118 son fıkrası uyarınca ölümle sonuçlanan trafik kazalarına asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücülerin sürücü belgeleri bir yıl süreyle geri alınır. Ölçüt kusur yüzdesi değil, KTK m.84’te sayılan on iki asli kusur hâlinden birinin bulunmasıdır ve bu yaptırım ceza puanı sisteminden bağımsızdır. Ayrıca taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde TCK m.53/6 uyarınca üç aydan üç yıla kadar sürücü belgesinin geri alınmasına hükmedilebilir.

Tam kusurlu ölen sürücünün yakınları tazminat alabilir mi?

Sigortadan alınamaması ile hiçbir hakkın kalmaması aynı şey değildir. KTK m.92/(j) yalnızca zorunlu trafik sigortasının kapsamını belirler ve sadece sigortacıya karşı sınır çizer. Kazada başka bir kusurlu taraf varsa (üçüncü kişi, yol yapım ve bakımından sorumlu idare, araçtaki ayıptan sorumlu üretici) onlara karşı genel hükümlere göre talep, poliçedeki ferdi kaza teminatı gibi kusura bakmayan meblağ sigortaları ve kusur tespitine itiraz yolları açık kalır.

Ölümlü kazada uzlaşma mümkün mü?

Hayır. CMK m.253/1-b’de sayılan uzlaştırmaya tabi suçlar arasında taksirle yaralama yer alır, taksirle öldürme (TCK m.85) yer almaz. Taksirle öldürme şikâyete de bağlı değildir; şikâyetten vazgeçmek kamu davasını düşürmez. Zararın giderilmiş olması yalnızca cezanın belirlenmesinde ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumların değerlendirilmesinde olgu olarak dikkate alınır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her dosya kendi delil durumuna göre değerlendirilir; somut olayınıza ilişkin karar vermeden önce bir avukata danışmanız önerilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir