Ölümlü/Yaralamalı Trafik Kazası Tespit Tutanağına İtiraz (Polisin Tuttuğu Trafik Kazası Tespit Tutanağına İtiraz )
Ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağına itiraz, kanunda ayrı bir başvuru yolu olarak düzenlenmemiştir; tutanak bir idari yaptırım kararı değil, aksi her zaman ispat edilebilen bir tespit belgesidir. Bu yüzden itiraz, tutanağı düzenleyen kolluğa değil, dosyanın gittiği yere — soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısına, dava açılmışsa hâkime — yöneltilir. Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 156. maddesi gereği tutanakta kusur oranı hiç yazmaz; yalnızca kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiği belirtilir.
Polisin tuttuğu trafik kazası tespit tutanağına itiraz etmek isteyenlerin karşılaştığı ilk sorun, internette dolaşan “15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurun” ya da “5 iş günü içinde SBM’ye itiraz edin” bilgilerinin bu tutanağa ait olmamasıdır. Bu yazıda hangi sürenin hangi belgeye ait olduğunu, itirazın gerçekte nereye yapıldığını ve tutanakla bilirkişi raporu çeliştiğinde Yargıtay’ın ne dediğini kanun ve yönetmelik metinleriyle birlikte açıklıyoruz.
Özet
Kolluğun düzenlediği kaza tespit tutanağına karşı kanunda müstakil bir itiraz veya iptal yolu yoktur; tutanak, aksi ispat edilebilen bir delildir ve itiraz dosyanın bulunduğu mercie yapılır.
- Tutanağın iptali istemiyle açılan dava, hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle usulden reddedilir (Yargıtay 4. HD, 20.10.2025).
- Sık duyulan 15 günlük süre tutanağa değil, tutanağa dayanılarak kesilen trafik idari para cezasına aittir (Kabahatler Kanunu m.27/1).
- 5 iş günlük itiraz süresi ise taraflarca doldurulan anlaşmalı Maddi Hasarlı Tutanak sistemine aittir; ölümlü/yaralamalı kazada uygulanmaz.
- Tutanakta kusur oranı yazmaz; kolluk yalnızca ihlal edilen kuralı yazar (Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3).
- Ölümlü veya yaralanmalı kazada tutanak SBM’ye değil soruşturma evrakına girer; e-Devlet’teki sorgulama hizmeti yalnızca maddi hasarlı kazaları kapsar.
Ölümlü/Yaralamalı Trafik Kazası Tespit Tutanağına İtiraz: Kanunda Ayrı Bir Yol Var mı?
Hayır. Kaza tespit tutanağına karşı kanunda doğrudan bir itiraz ve iptal yolu düzenlenmemiştir. Bu, bir yorum değil, üç dereceli yargılamadan geçerek kesinleşmiş bir tespittir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2024/2651 esas, 2025/14305 karar sayılı ve 20.10.2025 tarihli kararına konu olayda; sürücü, tutanakta tam kusurlu gösterildiği ve ceza soruşturmasında alınan bilirkişi raporunun da hatalı olduğu gerekçesiyle kaza tespit tutanağının ve kusur bilirkişi raporunun iptalini istemişti.
İlk derece mahkemesi davayı esasa girmeden reddetti. Gerekçesi şuydu: talep, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106. maddesindeki tespit davası niteliğindedir; tespit davası açanın hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır; kaza tespit tutanaklarına karşı kanunda doğrudan bir itiraz ve iptal yolu düzenlenmemiş olup tutanaklar aksinin her zaman ispat edilebileceği belge niteliğindedir. Bu nedenle dava, HMK m.114/1-h ve m.115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddedildi. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti, Yargıtay da kararı onadı.
Aynı daire, aynı gün verdiği 2023/4799 esas, 2025/14306 karar sayılı kararında da tutanağın iptali istemli bir başka davanın reddini onadı. İki ayrı dosyada aynı sonuca varılması, bunun tekil bir değerlendirme değil yerleşik uygulama olduğunu gösterir. Her iki kararın tam metnine Yargıtay Karar Arama sisteminden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Peki itiraz nereye yapılır? Kararın gerekçesi bu sorunun cevabını da veriyor: “uygulamada tazminat davası açılması veya ceza soruşturmasının başlatılması durumunda kaza tespit tutanağına itirazın hâkime veya Cumhuriyet savcısına yapıldığı”. Yani itiraz, tutanağı düzenleyen birime yapılan bir başvuru değil, dosyanın görüldüğü yerde ileri sürülen bir iddiadır. Henüz dava veya soruşturma yoksa, HMK m.400’deki delil tespiti yolu devrededir; bunu aşağıda ayrıca ele alıyoruz.
Bölge adliye mahkemesinin eklediği cümle, tutanağın hukuki değerini tam olarak konumlandırır: tutanak, tek başına hüküm kurmak için yeterli olmayan ve yalnızca ispat vasıtası olan, ancak aksi ispat edilemediği sürece maddi durumu belirleyen bir kanıttır. Bu, tutanağın hem gücünü hem sınırını gösterir: kimse ona dokunmadan bıraktığınızda o belge esas alınır; usulüne uygun karşı delil sunduğunuzda ise bağlayıcılığı ortadan kalkar.
Polisin Tuttuğu Ölümlü/Yaralamalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı Nedir?
Polisin tuttuğu trafik kazası tespit tutanağı, kazanın oluş nedenlerini, iz ve delillerini belirlemek üzere trafik zabıtası tarafından düzenlenen resmi belgedir. Dayanağı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 83. maddesidir. Bu madde, trafik kazalarına iki ayrı yönden el konulduğunu söyler: adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca, kaza tespit tutanağı düzenlenmek üzere de trafik zabıtasınca. Bu ikili yapı, ölümlü ve yaralanmalı kazalarda neden hem bir soruşturma dosyası hem ayrı bir tutanak bulunduğunu açıklar.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 154. maddesi, trafik zabıtasını “polis veya jandarma” olarak tanımlar. Kazanın olduğu yer jandarma sorumluluk bölgesindeyse tutanağı jandarma düzenler. Trafik zabıtasının görev alanı dışında kalan yerlerde ya da el koyamadığı durumlarda tutanak mahalli zabıta tarafından örneğine uygun olarak düzenlenir ve bir örneği o yerin trafik zabıtasına gönderilir. Bu ayrım pratikte önemlidir: tutanağınızı yanlış kurumdan sorduğunuzda sonuç çıkmaması, tutanağın olmadığı anlamına gelmez.
Tutanağın içeriği Yönetmelik m.156/a-1’de sayılmıştır: kaza yerinin durumu, iz ve deliller, kazaya karışan sürücüler, varsa ölü veya yaralılar, hasar veya zarar, gün ve saat ile gerekli görülen diğer hususlar. Olay yerinin durumu ayrıca bir krokide gösterilir ve kazazedelerin olay yerindeki ölüm veya yaralanma durumu tutanağa işlenir. Belge; soruşturma evrakına eklenmek, dosyasında saklanmak ve sayısına göre taraflara verilmek üzere yeter sayıda düzenlenir.
Tutanağı kimin düzenleyebileceği de kurala bağlanmıştır. Yönetmelik m.156/a-2 uyarınca tutanaklar en az iki görevli tarafından düzenlenir; yalnızca hafif yaralanmalı veya hasarlı kazalarda tek görevli tarafından rapor şeklinde düzenlenebilir. Buradan çıkan pratik sonuç şudur: ölümlü ya da ağır yaralanmalı bir kazada tek imzalı bir tutanak varsa, bu usule aykırılık itiraz gerekçelerinizden biri olabilir.
Bir yaygın yanlışı burada düzeltmek gerekir. Bazı kaynaklar “kazada yaralanan veya ölen varsa kaza tespit tutanağı tutulmaz” der. Bu bilgi, iki farklı belgenin karıştırılmasından doğar ve yönetmelik metnine aykırıdır. Yönetmelik m.156/a-4 tam tersini söyler: karayolu üzerinde ölüm veya yaralanma ile sonuçlanıp iz ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda trafik kazası olduğu anlaşılan durumlarda, taraflardan biri, birkaçı ya da tamamı olay yerinden ayrılmış olsa bile trafik kazası tespit tutanağı düzenlenir. Tutulmayan belge, taraflarca doldurulan anlaşmalı tutanaktır.
Tutanağın bir işlevi daha vardır. Kanun m.83’ün son fıkraları ile Yönetmelik m.158/b, trafik zabıtası personelinin usul kanunlarına göre görevlendirilmeleri hâlinde trafik kazalarında bilirkişilik yapabileceğini düzenler. Yani tutanağı düzenleyen birimin personeli, ayrı bir görevlendirmeyle dosyada bilirkişi de olabilir. Bu iki sıfat birbirine karıştırılmamalıdır: tutanak tespittir, bilirkişi raporu değerlendirmedir.
Anlaşmalı Tutanak ile Polisin Tuttuğu Tutanak Arasındaki Fark Nedir?
İnternetteki bilgi kirliliğinin neredeyse tamamı bu iki belgenin karıştırılmasından doğar. Türk hukukunda kaza sonrası düzenlenen iki ayrı tutanak vardır ve bunların tabi olduğu rejim, gittiği yer, itiraz kanalı ve süresi birbirinden tamamen farklıdır.
Birincisi, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağıdır. Taraflarca doldurulur, yalnızca maddi hasarlı kazalarda ve tarafların anlaşması hâlinde kullanılır, sigorta sistemine aktarılır. Kusur değerlendirmesi sigorta şirketleri ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından yapılır; itiraz süreleri de bu sistemin kendi süreleridir.
İkincisi, Trafik Kazası Tespit Tutanağıdır. Kolluk tarafından düzenlenir; ölümlü ve yaralanmalı kazalarda düzenlenmesi zorunludur, tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez. Bu belge sigorta sistemine değil soruşturma evrakına girer ve kaderi ceza dosyasına bağlıdır.
| Ölçüt | Anlaşmalı Maddi Hasarlı Tutanak | Kolluğun Düzenlediği Kaza Tespit Tutanağı |
|---|---|---|
| Kim doldurur | Kazaya karışan taraflar | Trafik zabıtası (polis veya jandarma), en az iki görevli |
| Hangi kazalarda | Yalnızca maddi hasarlı ve taraflar anlaşmışsa | Ölümlü, yaralanmalı ve tarafların anlaşamadığı maddi hasarlı kazalar |
| Nereye gider | Sigorta şirketi ve SBM | Soruşturma evrakı, Cumhuriyet Başsavcılığı |
| Kusur değerlendirmesi | Sigorta şirketleri (%0 / %50 / %100 ölçeği) | Bilirkişi ve mahkeme (ara oran verilebilir) |
| İtiraz kanalı | Sigorta şirketi / SBM, sonrasında Sigorta Tahkim Komisyonu veya dava | Cumhuriyet savcısı veya hâkim; müstakil itiraz yolu yok |
| e-Devlet’te sorgulanır mı | Evet (EGM veya Jandarma hizmeti) | Hayır; dosya örneği savcılıktan alınır |
| Dayanak | KTY m.156/a-5 ve sigortacılık mevzuatı | KTK m.83, KTY m.154-158 |
Yönetmelik m.156/a-5, bu ayrımı bir adım daha ileri götürür: önceden meydana gelmiş veya olay yerinden kaldırılmış araçların karıştığı ve yalnız maddi hasarla sonuçlanan kazalar için kolluk, hasar tespitine dair taraflara verilmek üzere tutanak veya rapor düzenlemez; bu durumda hasar tespitleri ilgililerin sigortalarına veya yetkili mahkemelere başvurmalarıyla yapılır. Buna karşılık can, mal ve trafik güvenliğini etkileyen ya da yolun trafiğe kapandığı maddi hasarlı kazalarda ve birden fazla aracın karıştığı, tarafların anlaşmalı tutanak düzenlemediği hâllerde kolluk yine tutanak düzenler.
Bu tabloyu okurken şu soruyu sorun: elinizdeki belgeyi kim doldurdu? Cevap “biz doldurduk” ise anlaşmalı tutanak rejimindesiniz. Cevap “polis/jandarma düzenledi” ise sigorta sitelerindeki süreler size uygulanmaz. Kaza tespit tutanağının nasıl doldurulduğu ve kroki ile plaka bilgilerinin nasıl işlendiği ayrı bir yazının konusudur.
Kaza Tespit Tutanağına İtiraz Süresi Kaç Gündür?
Kolluğun düzenlediği kaza tespit tutanağının kendisi için kanunda belirlenmiş bir itiraz süresi yoktur. Süre yoksa gecikme de yoktur: tutanaktaki tespite karşı iddianızı, ceza soruşturması sürdüğü sürece savcılığa, dava açıldıktan sonra da yargılama boyunca mahkemeye sunabilirsiniz. İnternette karşınıza çıkan sürelerin tamamı başka belgelere aittir ve karıştırıldıklarında ya boşuna telaş ya da gerçek bir hak kaybı doğurur.
En sık tekrarlanan hata, 15 günlük sürenin tutanağa ait sanılmasıdır. Kabahatler Kanunu m.27/1 şunu söyler: idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir; bu süre içinde başvuru yapılmazsa idari yaptırım kararı kesinleşir. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.160 da Kanun’daki idari yaptırımlara yapılan itirazlarda Kabahatler Kanunu hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Yani 15 gün, tutanağın değil trafik idari para cezası karar tutanağının süresidir ve tespit belgesinin tebliğinden değil, ceza kararının tebliğ veya tefhiminden işlemeye başlar.
İkinci sık hata, 5 iş günlük sürenin polis tutanağına uygulanmasıdır. Bu süre, taraflarca doldurulan anlaşmalı Maddi Hasarlı Tutanak sisteminde sigorta şirketinin yaptığı kusur değerlendirmesine itiraz süresidir ve bir defaya mahsustur. Ölümlü veya yaralanmalı bir kazada bu sistem hiç devreye girmediği için 5 iş günlük sürenin de karşılığı yoktur.
| Süre | Neye ait | Ne zaman başlar | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Süre yok | Kolluğun düzenlediği kaza tespit tutanağındaki tespite itiraz | Soruşturma ve yargılama boyunca ileri sürülebilir | Yargıtay 4. HD, 20.10.2025 |
| 15 gün | Trafik idari para cezasına itiraz (sulh ceza hâkimliği) | İdari yaptırım kararının tebliği veya tefhimi | Kabahatler K. m.27/1, KTY m.160 |
| 5 iş günü | Anlaşmalı tutanakta sigorta şirketinin kusur değerlendirmesine itiraz | Değerlendirmenin bildirilmesi | Sigortacılık mevzuatı ve uygulama esasları |
| 30 gün | Kolluğa verilen dilekçeye cevap süresi | Dilekçenin idareye ulaşması | 3071 s.K. m.7 |
| 2 / 8 / 15 yıl | Tazminat davası zamanaşımı | Zararın ve sorumlunun öğrenilmesi ya da kaza günü | KTK m.109, TCK m.66 |
Tabloyu şöyle okuyun: tutanağın kendisi için acele etmenize gerek yok, ama tutanakla birlikte size bir idari para cezası tebliğ edildiyse 15 günlük süre gerçek ve serttir. Bu süre kaçırılırsa ceza kesinleşir ve artık kabahat yönünden itiraz edemezsiniz. Buna karşılık cezanın kesinleşmesi, kusur konusundaki iddianızı tazminat davasında ileri sürmenizi engellemez; iki süreç ayrıdır.
Süre konusundaki asıl risk, tutanağa itirazda değil tazminat talebinde gizlidir. Zamanaşımı geçtiğinde tutanağı düzeltmenin de pratik bir anlamı kalmaz. Sürelerin başlangıcı, kesilmesi ve uzaması ayrı bir konudur; trafik kazası tazminat zamanaşımı yazımızda tüm hâlleri tek tek ele aldık.
Kaza Tespit Tutanağına İtiraz Nereye Yapılır?
İtirazın muhatabı, dosyanın hangi aşamada olduğuna göre değişir. Doğru mercii seçmek, itirazın dikkate alınıp alınmayacağını doğrudan belirler. Aşağıdaki dört kanal birbirinin alternatifi değil, sürecin farklı anlarına ait kapılardır.
| Dosyanın durumu | İtiraz nereye yapılır | Ne talep edilir | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Ceza soruşturması sürüyor | Cumhuriyet Başsavcılığı | Delillerin toplanması, yeni bilirkişi incelemesi, keşif | CMK m.234/1-a-1 |
| Kamu davası açıldı | Görevli ceza mahkemesi | Bilirkişi raporuna itiraz, ek rapor, kurul incelemesi | CMK m.234/1-b, HMK m.266 kıyasen |
| Tazminat davası açıldı | Davanın görüldüğü hukuk mahkemesi | Kusur bilirkişisi, tutanakla rapor çelişkisinin giderilmesi | HMK m.266 vd. |
| Henüz dava veya soruşturma yok | Sulh hukuk mahkemesi veya esas davaya bakacak mahkeme | Delil tespiti: keşif, bilirkişi incelemesi, tanık dinlenmesi | HMK m.400-401 |
| Tutanakta maddi hata var | Tutanağı düzenleyen trafik birimi | Plaka, isim, tarih, yer gibi bilgilerin düzeltilmesi | 3071 s.K. m.3 ve m.7 |
Kolluğa yapılan başvurunun sınırını özellikle vurgulamak gerekir. Trafik denetleme şube müdürlüğüne dilekçe vermek dilekçe hakkının kullanılmasıdır ve 3071 sayılı Kanun m.7 uyarınca idare en geç otuz gün içinde gerekçeli cevap vermek zorundadır. Ancak aynı Kanun’un 6. maddesinin (b) bendi açıktır: yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili dilekçeler incelenemez. Kusurun kime ait olduğu yargının değerlendireceği bir konu olduğundan, kolluğa yapılan başvuru pratikte yalnızca maddi hataların düzeltilmesinde işe yarar: yanlış yazılmış plaka, hatalı isim, sehven yazılan tarih veya yer gibi.
Sulh ceza hâkimliği ise yalnızca idari yaptırım kararları için doğru adrestir. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.160, sürücü belgelerinin geri alınması ve iptaline sulh ceza hâkimliklerinin karar vereceğini, Kanun’daki idari yaptırımlara itirazda ise Kabahatler Kanunu’nun uygulanacağını düzenler. Tutanaktaki kusur değerlendirmesini düzeltmek için sulh ceza hâkimliğine gitmek, doğru kapıyı çalmamak demektir.
Sigorta Tahkim Komisyonu da sık sık yanlış konumlandırılır. Komisyon, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkları çözer; tutanağı düzeltme yetkisi yoktur. Komisyona başvurduğunuzda hakem heyeti kusuru kendi dosyasında yeniden değerlendirir, ama tutanak metnine dokunmaz. Nitekim Yargıtay’ın aşağıda ele alacağımız 2025 tarihli kararı da bir tahkim dosyasından çıkmıştır.
Polis Tarafından Düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağına İtiraz Yöntemleri
Ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağına itiraz, bir dilekçe verip cevap beklemek değil, tutanaktaki tespitin aksini ispat etmektir. Yargıtay’ın deyimiyle tutanak “aksi ispat edilebilen belge” olduğuna göre, başarı doğrudan sunduğunuz karşı delilin gücüne bağlıdır. Aşağıdaki yöntemler, dosyanın bulunduğu mercie sunulmak üzere hazırlanır.
Kamera ve görüntü kayıtları. Kent güvenlik yönetim sistemi kayıtları, işyeri güvenlik kameraları, araç içi kameralar ve toplu taşıma araçlarının kayıtları en güçlü delil grubudur. Bu kayıtların saklama süreleri kısadır; bu yüzden görüntü talebi, tutanağa itirazın en acele kısmıdır. Talebi savcılığa yazılı olarak iletmek, kaydın kaybolması riskini ortadan kaldırır.
Bilirkişi incelemesi talebi. Ceza Muhakemesi Kanunu m.234/1-a-1, mağdur ve şikâyetçiye soruşturma evresinde delillerin toplanmasını isteme hakkı tanır. Kusur konusunda yeni veya ek bilirkişi incelemesi talebi bu hakka dayanır. Talep dilekçesinde yalnızca “kusurlu değilim” demek yetmez; tutanaktaki hangi tespitin hangi somut veriyle çeliştiğini göstermek gerekir.
Tanık beyanları. Olay yerinde bulunan üçüncü kişilerin ifadeleri, tutanağa geçmemişse dosyaya sonradan kazandırılabilir. Yönetmelik m.157/b, kusur durumunun tespitinde kaza mahallindeki iz ve delillere ilave olarak kazaya karışanların ve varsa tanıkların ifadelerinin dikkate alınacağını açıkça söyler. Tanık, tutanağın kapsamı dışında kalmış olsa bile hukuken değerlendirilecek bir delildir.
Fren izi, çarpma açısı ve hasar analizi. Araçların son konumu, hasarın hangi noktada yoğunlaştığı ve fren izlerinin uzunluğu, kazanın oluş biçimine dair teknik çıkarım yapmayı sağlar. Bu veriler tutanağın krokisinde eksik ya da hatalı gösterilmişse, karşı analiz bir uzman raporu ile dosyaya sunulabilir.
Usule ilişkin itirazlar. Tutanağın en az iki görevli tarafından düzenlenmemiş olması, krokinin bulunmaması, ölüm veya yaralanma durumunun tutanağa işlenmemiş olması gibi eksiklikler Yönetmelik m.156’ya aykırılık oluşturur. Bu itirazlar tek başına sonucu değiştirmez ama tutanağın ispat gücünü zayıflatır.
Soruşturma dosyasına erişim konusunda bilinmesi gereken bir ayrıntı vardır. Ceza Muhakemesi Kanunu m.153/1 uyarınca müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir. Bu yetkinin kısıtlanabileceği suçlar m.153/2’de tek tek sayılmıştır ve bu listede taksirle öldürme ile taksirle yaralama yer almaz. Dolayısıyla bir trafik kazası soruşturmasında dosya inceleme yetkisinin kısıtlanması hukuken mümkün değildir. Bu, itiraz hazırlığının en başında bilinmesi gereken bir güvencedir.
Polisin Tuttuğu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağına İtiraz Nasıl Yapılır?
Maddi hasarlı bir kazada tutanağı polis tuttuysa, süreç anlaşmalı tutanaktan farklı işler. Kolluğun maddi hasarlı kazada tutanak düzenlediği hâller Yönetmelik m.156/a-5’te sayılmıştır: can, mal ve trafik güvenliğini etkileyen ya da yolun trafiğe kapandığı kazalar ile birden fazla aracın karıştığı, tarafların anlaşmalı tutanak düzenlemediği kazalar. Bu durumlarda taraflardan en az birinin aracının olay yerinde bulunması ve iz ile delillerden kazanın orada meydana geldiğine kanaat getirilmesi aranır.
Kolluğun düzenlediği bu tutanak da sigorta şirketine sunulur, ancak sigorta sisteminin kendi itiraz mekanizması burada çalışmaz; çünkü kusur değerlendirmesini taraflar değil kolluk yapmıştır. Sigorta şirketi ödemeyi reddeder ya da eksik öderse itirazınızın muhatabı tutanağı düzenleyen birim değil, sigorta şirketinin kendisidir. Yazılı başvurudan sonuç alınamazsa Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurma veya doğrudan dava açma yolu açılır.
Maddi hasarlı kazada bir ayrıntı daha önemlidir: ortada yaralanma veya ölüm yoksa kural olarak ceza soruşturması da açılmaz, çünkü taksirle mala zarar verme Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmemiştir. Soruşturma dosyası bulunmadığı için tutanağa itirazın savcılık kanalı da kapalıdır. Geriye iki yol kalır: tazminat davası içinde kusur iddiasını ileri sürmek ya da dava açmadan önce delil tespiti istemek.
Bu ayrım, zamanaşımı bakımından da sonuç doğurur. Salt maddi hasarlı bir kazada fiil suç oluşturmadığı için uzamış ceza zamanaşımı uygulanmaz ve süre iki yıla iner. Kazada birinin yaralanması ise tabloyu bütünüyle değiştirir. Konunun ayrıntısı için maddi hasarlı trafik kazalarında ceza zamanaşımının uygulanması yazımıza bakabilirsiniz.
Tutanağın sigorta tarafındaki izini takip etmek isteyenler için hasar kaydı sorgulaması ayrı bir kanaldır. Hangi kaydın nerede göründüğü ve TRAMER ile SBM arasındaki ilişki için araç hasar kaydı sorgulama yazımızı inceleyebilirsiniz.
Ölümlü/Yaralamalı Trafik Kazasında Kusur Oranı ve Tespiti
Ölümlü ya da yaralamalı trafik kazalarında kusur oranı, kolluk tarafından değil bilirkişi incelemesi sonucunda mahkeme tarafından belirlenir. Kolluğun görevi kusur durumunu tespit etmektir; oran vermek değildir. Bu iki kavram günlük dilde aynı anlamda kullanıldığı için sürecin en çok yanlış anlaşılan noktası burasıdır.
Karayolları Trafik Yönetmeliği m.157/b, kusur durumunun nasıl belirleneceğini şöyle düzenler: adli mevzuat ve yargılama hükümleri saklı kalmak üzere, trafik kazalarına karışanların kusur durumları; Kanun ve Yönetmelikte belirtilen kurallar, şartlar, hak ve yükümlülükler ile asli kusur sayılan hâller dikkate alınarak belirlenir. Kaza mahallinde tespit edilen iz ve delillere ilave olarak kazaya karışanların ifadeleri ile varsa tanık ifadeleri de dikkate alınır. “Adli mevzuat ve yargılama hükümleri saklı kalmak üzere” ifadesi, kolluk tespitinin yargıyı bağlamadığını daha en baştan söyler.
Kanun tarafında ise 2918 sayılı Kanun m.84, asli kusur sayılan hâlleri saydıktan sonra şu kuralı koyar: kazada bu hareketlerden herhangi biri birden fazla sürücü tarafından yapılmış veya kaza bu hareketler dışında kurallara, yasaklamalara, kısıtlamalara ve talimatlara uyulmaması nedenlerinden doğmuşsa, kusur oranı yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edilir. Yani oran belirleme işi baştan itibaren kolluk tutanağının dışına çıkarılmıştır.
Ceza dosyasında kusurun ayrı bir işlevi vardır. Türk Ceza Kanunu m.22/5 uyarınca birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. Aynı maddenin 4. fıkrası, taksirli suçtan verilecek cezanın failin kusuruna göre belirleneceğini söyler. Dolayısıyla kusur oranı yalnızca tazminatın miktarını değil, verilecek cezanın süresini de doğrudan etkiler.
Bilinçli taksir ayrımı da burada devreye girer. TCK m.22/3’e göre kişi öngördüğü neticeyi istememesine rağmen netice gerçekleşmişse bilinçli taksir vardır ve ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Aşırı hız, alkollü araç kullanma veya kırmızı ışıkta geçme gibi davranışların dosyada nasıl nitelendirildiği, kusur oranından bağımsız olarak sonucu değiştirebilir.
Kusur oranının kesinleşme anı ve sonradan değiştirilip değiştirilemeyeceği ayrı sorulardır. Kazada kusur oranının ne zaman kesinleştiği ve ölümlü kazada kusur oranının sonradan değiştirilip değiştirilemeyeceği konularını ayrıca ele aldık.
Kaza Tespit Tutanağında Kusur Oranı Nerede Yazar?
Hiçbir yerinde yazmaz. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3 bu konuda tereddüde yer bırakmayacak kadar açıktır: “Tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirtirler.”
Bu hüküm, “tutanakta bana yüzde yüz kusur verilmiş” cümlesinin neden hukuken yanlış olduğunu açıklar. Tutanakta gördüğünüz şey bir yüzde değil, bir kural ihlali atfıdır: örneğin “kavşakta geçiş önceliğine uymadı” ya da “şeride tecavüz etti”. Bu atıf, kusur oranı hesaplanırken ağırlıklı bir veri olur ama oranın kendisi değildir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2024/2328 esas, 2025/8720 karar sayılı ve 28.05.2025 tarihli kararı bu ayrımı bir dosya üzerinden gösterir. Kararda, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında sigortalı araç ile motosiklete kusur oranı belirtmeksizin kusur izafe edildiği tespit edilmiştir. Yönetmelik metniyle Yargıtay uygulaması aynı yerde buluşur: tutanak kusuru işaret eder, ölçmez.
Bir de sistem farkı vardır. Sigorta tarafındaki anlaşmalı tutanak değerlendirmesinde kusur yalnızca sıfır, yüzde elli veya yüzde yüz olarak belirlenir; ara oran yoktur. Yargıda ise bilirkişi bu ölçekle bağlı değildir, olayın özelliğine göre yüzde yirmi beş gibi ara oranlar verir. “Sigortada yüzde elli çıktı, mahkemede yüzde yirmi beş dendi” şeklindeki şaşkınlığın kaynağı, iki ayrı rejimin aynı sanılmasıdır. Trafik kazası kusur oranı sorgulama yazımızda bu iki rejimi ayrı ayrı ele aldık.
Asli Kusur Sayılan 12 Hâl Nelerdir?
Asli kusur bir oran değil, bir hâldir. Kanun ve yönetmelik, hangi davranışın asli kusur sayılacağını tek tek saymıştır; bu listede olmayan bir davranış, ne kadar ağır görünürse görünsün, kendiliğinden asli kusur oluşturmaz. Liste 2918 sayılı Kanun m.84 ile Karayolları Trafik Yönetmeliği m.157/a’da birebir aynıdır.
| # | Asli kusur sayılan hâl |
|---|---|
| 1 | Kırmızı ışıklı trafik işaretinde veya yetkili memurun dur işaretinde geçme |
| 2 | Taşıt giremez işareti bulunan karayoluna ya da bölünmüş yolda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit, rampa ve bağlantı yollarına girme |
| 3 | İkiden fazla şeritli taşıt yollarında karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit veya yol bölümüne girme |
| 4 | Arkadan çarpma |
| 5 | Geçme yasağı olan yerlerde geçme |
| 6 | Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma |
| 7 | Şeride tecavüz etme |
| 8 | Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama |
| 9 | Kaplamanın dar olduğu yerlerde geçiş önceliğine uymama |
| 10 | Manevraları düzenleyen genel şartlara uymama |
| 11 | Yerleşim birimleri dışında karayolunun taşıt yolu üzerinde, zorunlu hâller dışında park etme veya duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almama |
| 12 | Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun park edilmiş araçlara çarpma |
Bu listede olmayan bir davranış dikkatinizi çekmiş olabilir: aşırı hız asli kusur hâlleri arasında sayılmamıştır. Pek çok kaynakta “aşırı hız asli kusurdur” denmesine rağmen ne Kanun m.84 ne de Yönetmelik m.157/a böyle bir bent içerir. Hız ihlali elbette kusur değerlendirmesine girer ve bilinçli taksir tartışmasını açar; ancak kendiliğinden asli kusur doğurmaz. Tutanakta size aşırı hız nedeniyle asli kusur atfedildiyse, bu itiraz gerekçesi olabilecek bir hukuki hatadır.
Listenin bir de istisnası vardır ve neredeyse hiç anılmaz. Yönetmelik m.157/a’nın son fıkrasına göre, sürücülerin veya yayaların kural dışı hareketleri ya da taşıtların teknik arızaları bir başka sürücüyü tehlikeye düşürmüş ve bu sürücü, oluşması muhtemel bir kazayı önlemek, can ve mal güvenliğini korumak amacıyla temel kurallardan birini ihlal etmeye mecbur kalmış ve bütün tedbirlere rağmen kazaya neden olmuşsa, asli kusurlu sayılamaz. Önüne aniden çıkan bir araçtan kaçarken karşı şeride giren sürücünün durumu tam olarak budur.
Asli ve tali kusur ayrımının tazminat hakkına etkisi ayrı bir konudur. Asli kusurlu sayılan kişinin tazminat alıp alamayacağı ile tali kusurlu kişinin tazminat hakkı yazılarımızda bu soruları ayrıntılı olarak yanıtladık.
Tutanakla Bilirkişi Raporu Çelişirse Ne Olur?
Tutanak ile bilirkişi raporu birbirini tutmuyorsa, mahkeme ya da hakem heyeti bu çelişkiyi gidermek zorundadır; gidermeden karar verirse kararı bozulur. Bu, tutanağa itiraz eden taraf için elindeki en güçlü usul kozudur ve doğrudan bir Yargıtay kararına dayanır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2024/2328 esas, 2025/8720 karar sayılı ve 28.05.2025 tarihli kararında olay şöyledir: motosiklet sürücüsü kazada malul kalmış, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tazminata hükmetmiş, itiraz hakem heyeti itirazı reddetmiştir. Dosyada kaza tespit tutanağı her iki araca da kusur izafe ederken, alınan kusur raporu sigortalı aracı yüzde yüz kusurlu saymış, hakem heyeti bu rapora itibar etmiştir.
Yargıtay kararı bozdu. Gerekçe şudur: alınan kusur raporu olayın oluş şekline göre yeterli inceleme içermeden hazırlanmıştır; itiraz hakem heyetince dava konusu kazaya ilişkin varsa ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların kusur oranlarının tespiti ile kaza tespit tutanağıyla bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi de gideren uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması gerekirdi.
Bu karardan üç pratik sonuç çıkar. Birincisi, tutanaktaki tespit ile rapordaki sonuç arasındaki farkı dosyaya açıkça göstermek gerekir; çelişki dile getirilmezse mahkemenin bunu resen fark etmesi beklenemez. İkincisi, ceza soruşturma dosyasının hukuk dosyasına getirtilmesini talep etmek yalnızca bir usul ayrıntısı değil, bozma sebebi oluşturacak kadar önemli bir eksikliktir. Üçüncüsü, alınacak raporun “denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli” olması aranır; tek cümlelik kusur dağılımı içeren raporlar bu ölçütü karşılamaz.
Aynı yaklaşımın ceza dosyası tarafında da karşılığı vardır. Kabahatler Kanunu m.28/5, sulh ceza hâkimliğine yapılan başvurularda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun tanıklığa, bilirkişi incelemesine ve keşfe ilişkin hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Yani idari para cezasına itiraz ettiğinizde de bilirkişi incelemesi ve keşif talep edebilirsiniz; sulh ceza hâkimliği yalnızca evrak üzerinden karar veren bir merci değildir.
Bilirkişi raporunun kusur oranını değiştirme gücü konusunda bilirkişi raporuyla kusur oranı değiştirilebilir mi yazımızda daha ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Polis Yanlış Tutanak Tuttuysa Ne Yapılır?
Yanıt, hatanın türüne göre değişir. Tutanaktaki hatalar ikiye ayrılır: maddi hatalar ve değerlendirme hataları. Bu ayrımı yapmadan başlatılan her itiraz, yanlış kapıda zaman kaybeder.
Maddi hata, tutanaktaki nesnel bilgilerin yanlış yazılmasıdır: plaka rakamının hatalı olması, isim veya soyadının yanlış yazılması, kaza tarihinin ya da saatinin sehven farklı gösterilmesi, kaza yerinin yanlış adresle kaydedilmesi. Bu tür hatalar için tutanağı düzenleyen trafik birimine dilekçe verilir. 3071 sayılı Kanun m.7 uyarınca idare, başvurunuza en geç otuz gün içinde gerekçeli cevap vermek zorundadır.
Değerlendirme hatası ise kimin hangi kuralı ihlal ettiğine dair tespitin yanlış olmasıdır. Bu tür bir itiraz kolluğa yapıldığında sonuç alınamaz; çünkü 3071 sayılı Kanun m.6/b, yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili dilekçelerin incelenemeyeceğini düzenler. Kusurun kime ait olduğu yargının görev alanındadır. Bu yüzden değerlendirme hataları soruşturmada savcılığa, davada mahkemeye taşınır.
Tutanağın hiç düzenlenmemiş olması da ayrı bir sorundur. Ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan bir kazada tutanak düzenlenmesi Yönetmelik m.156/a-4 gereği zorunludur ve tarafların olay yerinden ayrılmış olması bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz. Böyle bir durumda ihbar veya şikâyet, Ceza Muhakemesi Kanunu m.158/1 uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluk makamlarına yapılabilir.
Tutanağın imzalanması konusunda da bir yanlış inanış vardır. Tutanağı imzalamamak, tespiti geçersiz kılmaz; imzalamak da tespiti kabul ettiğiniz anlamına gelmez. Tutanak resmi görevlilerin gözlemine dayanan bir belgedir ve ispat gücü tarafların imzasından değil düzenleniş usulünden gelir. Aksini ispat hakkınız her iki hâlde de saklıdır.
Trafik Kazası Tespit Tutanağı Sorgulama ve Hukuki Süreçler
Ölümlü veya yaralanmalı bir kazanın tutanağı e-Devlet’ten sorgulanamaz. e-Devlet’te bulunan hizmetin tam adı “Polis Bölgesi İçin Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı Sorgulama”dır ve adından da anlaşılacağı üzere yalnızca maddi hasarlı kazaları kapsar. Jandarma sorumluluk bölgesindeki kazalar için Jandarma Genel Komutanlığı’nın aynı adı taşıyan ayrı bir hizmeti vardır. Yaralanmalı veya ölümlü kaza tutanağı için karşılık gelen bir e-Devlet hizmeti bulunmamaktadır.
Bunun sebebi teknik değil hukukidir. Ölümlü ve yaralanmalı kazada tutanak, sigorta sistemine değil soruşturma evrakına girer (KTY m.156/a-1). Soruşturma dosyası ise kamuya açık bir veri tabanı değildir; erişim, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun dosya inceleme hükümlerine tabidir. Dolayısıyla tutanağa ulaşmanın yolu bir sorgulama ekranı değil, dosyaya taraf sıfatıyla erişmektir.
Burada sık yaşanan bir yanılgıya dikkat çekmek gerekir: yanlış kurumun ekranında sonuç çıkmaması, tutanağın hiç düzenlenmediği anlamına gelmez. Kaza jandarma bölgesinde olduğu hâlde EGM hizmetinden sorgulama yapıldığında ya da yaralanmalı bir kaza için maddi hasar sorgulama ekranı kullanıldığında ekran boş döner. Anlaşmalı tutanakta ise kolluk kaydı hiç oluşmaz.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafında görünen kayıtlar da tutanağın kendisi değildir. SBM’de hasar kaydı, eksper atama durumu ve düzenlenmiş eksper raporu görünür; ceza soruşturmasının seyri, kusur bilirkişi raporu ya da açılmış bir dava burada yer almaz. Sigorta kanalı ile adli kanal birbirinden bağımsız işler ve biri diğerinin sonucunu göstermez.
Tutanak sorgulama ile itiraz sürecinin adım adım işleyişini kaza tespit tutanağı sorgulama ve itiraz yazımızda topluca ele aldık; bu yazı ise ölümlü ve yaralanmalı kazalara özgü adli sürece odaklanmaktadır.
Kaza Tespit Tutanağı Nereden Alınır, Kaç Günde Çıkar?
Tutanağın bir örneği kural olarak olay yerinde taraflara verilir. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-1, tutanağın “soruşturma evrakına eklenmek, dosyasında saklanmak ve sayısına göre taraflara verilmek üzere yeter sayıda” düzenleneceğini söyler. Yani belge, sonradan başvurulup alınacak bir evrak olarak değil, baştan taraf sayısına göre çoğaltılacak bir belge olarak tasarlanmıştır.
Uygulamada olay yerinde nüsha verilemediği durumlar olur; özellikle yaralıların hastaneye sevk edildiği ağır kazalarda taraflar tutanağı görmeden ayrılır. Bu durumda tutanağa üç kanaldan ulaşılabilir.
- Soruşturma dosyasından: Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir (CMK m.153/1). Bu yetkinin kısıtlanabileceği suçlar arasında taksirle öldürme ve taksirle yaralama yer almaz.
- Mağdur veya şikâyetçi sıfatıyla: Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği istenebilir (CMK m.234/1-a-2); vekil aracılığıyla soruşturma belgeleri inceletilebilir (m.234/1-a-4).
- Tutanağı düzenleyen birimden: Trafik denetleme şube müdürlüğüne ya da ilgili jandarma trafik timine dilekçeyle başvurulur. Cevap süresi 3071 sayılı Kanun m.7 uyarınca en geç otuz gündür.
“Tutanak kaç günde çıkar” sorusunun kanunda sabit bir cevabı yoktur; çünkü tutanak sonradan üretilen bir rapor değil, olay yerinde düzenlenen bir belgedir. Sisteme işlenmesi ve dosyaya girmesi ise kazanın ağırlığına, kroki ve ölçümlerin tamamlanmasına, varsa ek incelemelere bağlı olarak değişir. Kanunun süre bağladığı tek nokta farklıdır: Kanun m.114 uyarınca yargı yetkisine giren suçlarla ilgili tutanağın bir sureti ilgili mahkemeye yedi iş günü içinde gönderilir.
Tutanağın hangi savcılık dosyasına gittiğini öğrenmek, ona ulaşmanın en hızlı yoludur. Kaza hangi ilçede olduysa soruşturma o yer Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülür; dosya numarası öğrenildikten sonra vekil aracılığıyla erişim tek adımda tamamlanır.
Dava Açılmadan Kusur Tespiti İstenebilir mi?
Evet. Henüz dava açılmamış ve ortada bir soruşturma da yoksa, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.400’deki delil tespiti yolu kullanılabilir. Bu, tutanağa itiraz etmek isteyen ancak dosyanın gideceği bir merci bulamayan tarafın en somut hukuki imkânıdır ve rakip kaynakların neredeyse tamamında atlanır.
HMK m.400/1’e göre taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemleri talep edebilir. Kaza yerindeki iz ve deliller ile kusur durumunun belirlenmesi tam olarak bu kapsamdadır.
Talebin kabulü için hukuki yarar aranır. HMK m.400/2, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali varsa hukuki yararın var sayılacağını söyler. Trafik kazalarında fren izlerinin silinmesi, araçların onarılması ve kamera kayıtlarının otomatik olarak üzerine yazılması bu şartın tipik örnekleridir.
Nereye başvurulacağı m.401’de düzenlenmiştir: dava açılmamışsa delil tespiti, esas hakkındaki davaya bakacak mahkemeden veya keşif ya da bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu yahut tanığın oturduğu yer sulh mahkemesinden istenir. Dava açıldıktan sonra ise yalnızca davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir. Ayrıca m.401/3 uyarınca esas hakkında açılan davada, delil tespiti yapan mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğu ileri sürülemez; bu, yanlış mahkemeye başvurma riskini büyük ölçüde ortadan kaldırır.
Talep dilekçeyle yapılır ve HMK m.402/1 gereği dilekçede tespiti istenen vakıa, bilirkişilere sorulması istenen sorular, delillerin kaybolacağı kuşkusunu uyandıran sebepler ile aleyhine tespit istenen kişinin kimlik ve adres bilgileri yer alır. Acele hâllerde m.403 uyarınca karşı tarafa tebligat yapılmaksızın da tespit yapılabilir.
Tespitin sonucu boşa gitmez. HMK m.405, delil tespiti dosyasının asıl dava dosyasının eki sayılacağını ve onunla birleştirileceğini, tarafların iddia veya savunmalarını ispat için bu tutanak ve raporlara dayanabileceğini düzenler. Yani bugün yaptırdığınız tespit, yarın açacağınız davanın delili olur.
Kaza Tespit Tutanağına İtiraz Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
İtiraz dilekçesinin gücü, hangi mercie verildiğine ve neyi somut olarak çürüttüğüne bağlıdır. Hazır bir şablonu doldurmak yerine, dilekçeyi dosyanın bulunduğu aşamaya göre kurmak gerekir. Aşağıdaki unsurlar, hangi mercie verilirse verilsin dilekçede bulunmalıdır.
- Dosya bilgisi: Soruşturma numarası, dava esas numarası ya da tutanağın tarih ve numarası. Dosyayla eşleşmeyen dilekçe işleme alınmaz.
- İtiraz edilen tespitin birebir alıntısı: Tutanakta hangi ifadenin hatalı olduğu, tutanaktaki lafzıyla gösterilir. “Tutanak hatalıdır” şeklindeki genel ifade değerlendirmeye elverişli değildir.
- Karşı olgu: Tespitin neden gerçeğe aykırı olduğu, kaza anındaki konum, hız, şerit ve manevra bilgileriyle açıklanır.
- Delil listesi: Kamera kayıtları hangi kurumdan istenecekse adı ve adresi, tanıkların kimlik ve adres bilgileri, varsa uzman mütalaası.
- Somut talep: Bilirkişi incelemesi yapılması, keşif icrası, ceza soruşturma dosyasının getirtilmesi, tutanakla rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi.
- Hukuki dayanak: Soruşturmada CMK m.234, davada HMK m.266 ve devamı, dava öncesinde HMK m.400.
İnternette dolaşan dilekçe örneklerinin çoğu, itirazı sulh ceza hâkimliğine ya da trafik şube müdürlüğüne yönlendirdiği için baştan yanlış mercie hazırlanmıştır. Böyle bir dilekçe, süresinde verilmiş olsa bile görev yönünden reddedilir ya da 3071 sayılı Kanun m.6/b uyarınca incelenmeden kalır. Dilekçeyi doğru kapıya vermek, içeriğinden önce gelir.
Dilekçede “çelişki” kelimesini açıkça kullanmakta fayda vardır. Yargıtay’ın bozma gerekçesi tam olarak çelişkinin giderilmemesine dayandığı için, tutanak ile rapor arasındaki farkı dosyaya yazılı biçimde geçirmek, sonraki aşamalarda kanun yolu sebebi oluşturur.
Ölümlü/Yaralamalı Kazada Ceza Soruşturması Nasıl İşler?
Ölümlü kazada soruşturma kendiliğinden başlar; kimsenin şikâyetine bağlı değildir. Fiil, Türk Ceza Kanunu m.85 kapsamında taksirle öldürme suçunu oluşturur ve savcılık olaya resen el koyar. Kanun m.85/1 taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi için iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası öngörür; m.85/2 uyarınca fiil birden fazla kişinin ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte yaralanmasına neden olmuşsa ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapistir.
Yaralanmalı kazada tablo farklıdır. TCK m.89/1’e göre taksirle yaralamanın cezası dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Yaralanma; duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, kemik kırılması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz veya yaşamı tehlikeye sokan bir duruma yol açmışsa ceza yarı oranında (m.89/2), organ işlevinin yitirilmesi gibi ağır neticelerde bir kat (m.89/3) artırılır. Fiil birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuşsa ceza dokuz aydan beş yıla kadar hapistir (m.89/4).
Kazaya ilişkin ayrı bir sonuç daha vardır. TCK m.53/6 uyarınca trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Bu yaptırım hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.
Kaza yerinden ayrılmanın da kendine özgü sonucu vardır. Karayolları Trafik Kanunu m.81, kazaya karışanların kazayı yetkili ve görevli memurlara bildirmesini, bunlar gelinceye kadar veya izinlerini almadan kaza yerinden ayrılmamasını zorunlu kılar. Ölümlü ve yaralanmalı kazalarda bu yükümlülüğe aykırılık ağır yaptırıma bağlanmıştır.
Soruşturmada mağdur ve şikâyetçinin hakları CMK m.234’te tek tek sayılmıştır: delillerin toplanmasını isteme, savcıdan belge örneği isteme, vekil aracılığıyla soruşturma belgelerini inceletme ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz. Kovuşturma evresinde ise duruşmadan haberdar edilme, kamu davasına katılma, tutanak ve belgelerden örnek isteme, tanıkların davetini isteme ve katılma koşuluyla kanun yollarına başvurma hakları vardır. Tutanağa itirazın en etkili biçimi, bu haklar kullanılarak dosyanın içinden yürütülmesidir.
Trafik kazasının doğurduğu ceza ve tazminat süreçlerinin birlikte nasıl ilerlediğini trafik kazalarının hukuki sonuçları yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.
Taksirle Yaralamada Şikâyet ve Uzlaştırma
Yaralanmalı kazalarda soruşturmanın kaderini belirleyen iki kurum vardır: şikâyet ve uzlaştırma. İkisi de ölümlü kazalarda uygulanmaz; bu ayrım, aynı kazanın iki farklı sonucunda neden bambaşka süreçler işlediğini açıklar.
TCK m.89/5, taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olduğunu düzenler. Kuralın bir istisnası vardır: birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç olmak üzere, suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz. Yani ağır neticeli bir yaralanmada sürücünün davranışı bilinçli taksir olarak nitelendirilirse, mağdur şikâyetçi olmasa da soruşturma yürütülür.
Uzlaştırma ise Ceza Muhakemesi Kanunu m.253’te düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin 2 numaralı alt bendi, taksirle yaralamayı (m.89) şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamına almıştır. Buna karşılık aynı listede taksirle öldürme (m.85) yer almaz. Ölümlü kazada uzlaştırma yolu kapalıdır; yaralanmalı kazada ise soruşturma dosyası uzlaştırma bürosuna gönderilir.
Uzlaştırmanın tutanağa itiraz bakımından önemi şudur: uzlaşma sağlanırsa ceza soruşturması sona erer ve tutanaktaki tespitin ceza dosyasında tartışılma imkânı da ortadan kalkar. Tazminat talebiniz devam ediyorsa, uzlaşma metninin kapsamını dikkatle belirlemek gerekir. Uzlaşma yalnızca ceza yönünden sonuç doğurabileceği gibi, tazminat taleplerini de kapsayacak biçimde kurulabilir.
Şikâyetten vazgeçmenin bir sınırı daha vardır. Vazgeçme ceza davasını düşürür ancak fiilin suç niteliğini geriye etkili olarak ortadan kaldırmaz; bu nedenle tazminat davasında geçerli olan uzamış zamanaşımı süresi vazgeçmeyle kısalmaz.
Kusur Oranı Tazminatı ve Cezayı Nasıl Etkiler?
Kusur oranı, tazminatın miktarını doğrudan belirleyen çarpan işlevi görür. Hesaplanan zarar tutarı, karşı tarafın kusur oranıyla çarpılarak talep edilebilir tutara ulaşılır; kendi kusurunuz oranındaki kısım zararınızdan düşülür. Bu yüzden tutanaktaki tespitin yüzde on değişmesi bile pratikte önemli bir fark yaratır.
Karayolları Trafik Kanunu m.86, sorumluluktan kurtulma ve indirim rejimini düzenler. İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi; kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan doğduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan taraf, zarar görenin kusurunu ispat ederse hâkim tazminat miktarını indirebilir.
Ceza tarafında kusur, cezanın ölçüsüdür. TCK m.22/4 taksirli suçtan verilecek cezanın failin kusuruna göre belirleneceğini, m.22/5 ise birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkesin kendi kusurundan sorumlu olacağını ve her failin cezasının kusuruna göre ayrı ayrı belirleneceğini düzenler. Kusur oranındaki bir düzelme, doğrudan cezanın alt sınıra yaklaşması anlamına gelebilir.
Bir de az bilinen bir hüküm vardır. TCK m.22/6’ya göre taksirli hareket sonucu ortaya çıkan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir hâlinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Aile bireyinin hayatını kaybettiği kazalarda bu hüküm doğrudan uygulanabilir.
Ceza dosyasındaki sonucun hukuk davasını hangi ölçüde bağladığı ayrı bir sorudur. Beraat kararı ya da takipsizlik, hukuk hâkimini kusur değerlendirmesi bakımından bağlamaz; hukuk hâkimi kendi dosyasındaki delillere göre kusur belirlemesi yapabilir. Bu nedenle ceza dosyasında istediğiniz sonucu alamamış olmanız, tazminat davasını kaybedeceğiniz anlamına gelmez.

İtirazda Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Tutanağa itiraz müstakil bir dava olmadığı için görevli mahkeme, itirazın içinde ileri sürüldüğü asıl uyuşmazlığa göre belirlenir. Bu nedenle “kaza tespit tutanağına itiraz hangi mahkemeye yapılır” sorusunun tek bir cevabı yoktur; cevap, ne talep ettiğinize bağlıdır.
| Talep | Görevli mahkeme | Not |
|---|---|---|
| Sigorta şirketinden tazminat | Asliye ticaret mahkemesi | Sigortacılık işi ticari iştir; dava öncesi ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır |
| Sürücü, işleten veya araç sahibinden tazminat | Asliye hukuk mahkemesi | Haksız fiil sorumluluğu |
| Taksirle öldürme veya yaralama yargılaması | Asliye ceza mahkemesi | Kusur tartışması bu dosyada da yürür |
| Trafik idari para cezasına itiraz | Sulh ceza hâkimliği | 15 gün, Kabahatler K. m.27/1 |
| Dava öncesi delil tespiti | Sulh hukuk mahkemesi veya esas davaya bakacak mahkeme | HMK m.401/1 |
| Tutanağın iptali istemli tespit davası | Açılamaz | Hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilir |
Yetki bakımından da seçenek vardır. Zorunlu mali sorumluluk sigortasından doğan taleplerde dava, sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir. Bu, delil toplama açısından kaza yerini pratik bir tercih hâline getirir.
Görev konusunda hata yapılması hâlinde bir güvence hükmü vardır. Dava görev veya yetki yönünden reddedilir ve bu arada zamanaşımı dolmuş olursa, Türk Borçlar Kanunu m.158 uyarınca altmış günlük ek süre içinde davanın yeniden açılması mümkündür. Bu hüküm, asliye ticaret ile asliye hukuk arasındaki görev karışıklığının sık yaşandığı trafik dosyalarında pratik değeri yüksek bir güvencedir.
Tutanağa İtirazda Zamanaşımı: Ne Kadar Süreniz Var?
Ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağına itiraz bakımından tutanağın kendisi için zamanaşımı işlemez; işleyen süre, tutanağın dayanak yapılacağı tazminat talebine aittir. Bu talebin süresi dolduğunda tutanaktaki tespiti düzeltmenin pratik bir karşılığı kalmaz. Bu yüzden itiraz stratejisi kurulurken önce zamanaşımı takvimi çıkarılmalıdır.
Karayolları Trafik Kanunu m.109/1, motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin taleplerin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağını düzenler. m.109/2 ise dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörürse, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağını söyler.
| Kazanın niteliği | Süre | Başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Salt maddi hasarlı kaza | 2 yıl / en çok 10 yıl | Zararın ve sorumlunun öğrenilmesi / kaza günü | KTK m.109/1 |
| Kazada yaralanma var | 8 yıl | Kaza günü | KTK m.109/2 + TCK m.66/1-e |
| Kazada ölüm var | 15 yıl | Kaza günü | KTK m.109/2 + TCK m.66/1-d |
| Trafik idari para cezasına itiraz | 15 gün | Kararın tebliği veya tefhimi | Kabahatler K. m.27/1 |
Sekiz ve on beş yıllık sürelerin kaynağı Türk Ceza Kanunu m.66’daki dava zamanaşımıdır. Süre, cezanın üst sınırına göre belirlenir: taksirle öldürmede üst sınır altı yıl olduğu için on beş yıl, taksirle yaralamada üst sınır beş yılı geçmediği için sekiz yıl uygulanır. Burada sık yapılan bir terim hatasına dikkat etmek gerekir: uzamış sürenin kaynağı dava zamanaşımını düzenleyen m.66’dır; m.68 ise kesinleşmiş cezanın infazına ilişkindir ve tazminatla ilgisi yoktur.
Bir noktanın altını çizmek gerekir: uzamış sürenin ölçütü fiildir, mağdur sıfatı değil. Kanun “dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar” der; “zarar gören suçun mağduruysa” demez. Bu nedenle kazada başkası yaralandığında, hiç yaralanmayan araç malikinin maddi tazminat talebi de uzamış süreye tabi olur. Buna karşılık salt maddi hasarlı kazada uzamış süre uygulanmaz; çünkü taksirle mala zarar verme Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmemiştir.
Sürelerin kesilmesi, durması ve tarafların birbirine etkisi kendi başına ayrı bir konudur; ayrıntısı için trafik kazası tazminat zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.
Tutanağa İtirazda Sık Yapılan Beş Hata
İtirazların önemli bir kısmı esasa girilmeden sonuçsuz kalır. Aşağıdaki beş hata, dosyaların büyük çoğunluğunda tekrarlanır ve tamamı önlenebilir niteliktedir.
- Yanlış mercie başvurmak. Kusur değerlendirmesini düzeltmek için sulh ceza hâkimliğine ya da trafik şube müdürlüğüne başvurmak. Kusur yargının görev alanındadır; kolluğa verilen böyle bir dilekçe 3071 sayılı Kanun m.6/b uyarınca incelenmez.
- Süreleri karıştırmak. Tutanağa itiraz için 15 gün beklendiğini sanıp geç kalmak ya da tersine, gerçekten 15 günlük süreye tabi olan idari para cezasını kaçırmak. İki belge ayrıdır, süreleri de ayrıdır.
- Kamera kayıtlarını geç talep etmek. Görüntü kayıtlarının saklama süreleri kısadır. Talep gecikirse delil fiilen yok olur ve HMK m.400’deki delil tespiti imkânı da anlamını yitirir.
- Çelişkiyi dosyaya yazılı olarak geçirmemek. Tutanakla bilirkişi raporu arasındaki fark açıkça ileri sürülmezse, kararın bu gerekçeyle bozulmasını istemek sonraki aşamada zorlaşır.
- Ceza dosyasını hukuk dosyasından ayrı tutmak. Yargıtay, ceza soruşturma dosyasının getirtilmemesini eksik inceleme saymaktadır. İki dosyayı birlikte yürütmek, itirazın kabul edilme ihtimalini doğrudan artırır.
Bu hataların ortak noktası, tutanağı bir “karar” sanmaktır. Tutanak bir karar değil, bir delildir; ona karşı yürütülen mücadele de itiraz usulü değil ispat faaliyetidir. Bu bakış açısı değiştiğinde süreç de yerine oturur.

Ölümlü veya yaralanmalı bir kazada tutanaktaki tespit, hem ceza dosyanızın hem tazminat talebinizin çıkış noktasıdır. Dosyanın hangi aşamada olduğu, hangi delilin hangi mercie sunulacağı ve zamanaşımı takviminin nasıl işlediği birlikte değerlendirilmesi gereken sorulardır. Trafik kazası avukatı sayfamızda bu sürecin hangi aşamalarında hukuki destek alınabileceğini anlattık.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağına itiraz dosyası kendi delilleri, tarafları ve zamanaşımı takvimiyle değerlendirilir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.
Sıkça Sorulan Sorular
Ölümlü ya da yaralamalı trafik kazalarında kaza tespit tutanağına nasıl itiraz edilir?
Kanunda tutanağa karşı ayrı bir itiraz yolu düzenlenmemiştir. İtiraz, dosyanın bulunduğu mercie yapılır: ceza soruşturması sürüyorsa Cumhuriyet savcısına, dava açılmışsa hâkime. Talep, tutanaktaki tespitin aksini gösteren delillerin toplanması ve bilirkişi incelemesi yapılması biçiminde ileri sürülür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 20.10.2025 tarihli kararında, tutanağın iptali istemiyle açılan davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddini onamıştır.
Polisin düzenlediği trafik kaza tespit tutanaklarındaki kusur oranına itiraz edilebilir mi?
Tutanakta kusur oranı bulunmaz. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3, tutanak düzenleyenlerin kusur oranı belirtmeksizin yalnızca kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini yazacağını düzenler. İtiraz, tutanaktaki kural ihlali atfına yöneliktir ve kusur oranı bilirkişi incelemesi sonucunda mahkemece belirlenir.
Trafik kaza tespit tutanağına itiraz süresi nedir?
Kolluğun düzenlediği kaza tespit tutanağı için kanunda belirlenmiş bir itiraz süresi yoktur; tespite karşı iddia, soruşturma ve yargılama boyunca ileri sürülebilir. Sık duyulan 15 günlük süre tutanağa değil, tutanağa dayanılarak kesilen trafik idari para cezasına aittir ve Kabahatler Kanunu m.27/1 uyarınca kararın tebliğ veya tefhiminden işler.
Kaza tespit tutanağına itiraz nereye yapılır?
Ceza soruşturması sürüyorsa Cumhuriyet Başsavcılığına, dava açılmışsa davanın görüldüğü mahkemeye yapılır. Henüz dava veya soruşturma yoksa HMK m.400 uyarınca sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti istenebilir. Tutanaktaki plaka, isim veya tarih gibi maddi hatalar için tutanağı düzenleyen trafik birimine dilekçe verilir.
Kaza tespit tutanağına itiraz sulh ceza hâkimliğine yapılır mı?
Sulh ceza hâkimliği, tutanaktaki tespitin değil idari yaptırım kararlarının merciidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.160, Kanun’daki idari yaptırımlara yapılan itirazlarda Kabahatler Kanunu hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Tutanakla birlikte size idari para cezası tebliğ edildiyse 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurabilirsiniz; ancak bu başvuru cezaya ilişkindir.
Kaza tespit tutanağının iptali için dava açılabilir mi?
Açılan davalar usulden reddedilmektedir. Tutanağın iptali istemi HMK m.106’daki tespit davası niteliğinde sayılmakta, kanunda doğrudan bir iptal yolu bulunmadığı ve tutanağın aksinin her zaman ispat edilebileceği gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan dava şartı yokluğuna karar verilmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 20.10.2025 tarihinde verdiği iki ayrı kararla bu uygulamayı onamıştır.
Kaza tespit tutanağı e-Devlet’ten sorgulanır mı?
e-Devlet’teki hizmetin adı “Polis Bölgesi İçin Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı Sorgulama”dır ve yalnızca maddi hasarlı kazaları kapsar. Jandarma bölgesi için Jandarma Genel Komutanlığı’nın ayrı bir hizmeti bulunur. Yaralanmalı veya ölümlü kaza tutanağı için e-Devlet hizmeti yoktur; bu tutanak soruşturma evrakına girdiği için örneği savcılık dosyasından alınır.
Kaza tespit tutanağı nereden alınır?
Tutanağın bir örneği kural olarak olay yerinde taraflara verilir; Yönetmelik m.156/a-1 tutanağın taraf sayısına göre düzenleneceğini belirtir. Örnek alınamamışsa müdafi CMK m.153/1 uyarınca soruşturma dosyasını inceleyip harçsız örnek alabilir, mağdur veya şikâyetçi CMK m.234 uyarınca savcıdan belge örneği isteyebilir, ayrıca tutanağı düzenleyen trafik birimine dilekçeyle başvurulabilir.
Trafik polisinin tuttuğu tutanak kaç günde çıkar?
Tutanak sonradan üretilen bir rapor değil, olay yerinde düzenlenen bir belgedir; bu nedenle “çıkma” süresi kanunda düzenlenmemiştir. Kanunun süre bağladığı nokta farklıdır: Karayolları Trafik Kanunu m.114 uyarınca yargı yetkisine giren suçlarla ilgili tutanağın bir sureti ilgili mahkemeye yedi iş günü içinde gönderilir.
Kaza tespit tutanağında kusur oranı nerede yazar?
Hiçbir yerinde yazmaz. Yönetmelik m.156/a-3 birebir şöyledir: “Tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirtirler.” Tutanakta gördüğünüz şey bir yüzde değil, ihlal edilen kurala yapılan atıftır.
Aşırı hız asli kusur sayılır mı?
Aşırı hız, asli kusur sayılan hâller arasında yer almaz. Karayolları Trafik Kanunu m.84 ile Yönetmelik m.157/a, asli kusur sayılan on iki hâli tek tek sayar ve bu listede hız ihlali bulunmaz. Hız elbette kusur değerlendirmesine girer ve bilinçli taksir tartışmasını açabilir; ancak kendiliğinden asli kusur doğurmaz.
Tutanakla bilirkişi raporu çelişirse ne olur?
Mahkeme veya hakem heyeti bu çelişkiyi gidermek zorundadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 28.05.2025 tarihli kararında, ceza soruşturma dosyası da getirtilerek tutanakla bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi gideren, denetime elverişli ve gerekçeli bir rapor alınmadan karar verilmesini eksik inceleme sayarak kararı bozmuştur.
Polis yanlış tutanak tuttuysa ne yapmak gerekir?
Hatanın türüne göre değişir. Plaka, isim, tarih veya yer gibi maddi hatalar için tutanağı düzenleyen trafik birimine dilekçe verilir; idare 3071 sayılı Kanun m.7 uyarınca en geç otuz günde gerekçeli cevap verir. Kimin hangi kuralı ihlal ettiğine dair değerlendirme hataları ise kolluğa yapılan başvuruyla düzeltilemez, soruşturmada savcılığa veya davada mahkemeye taşınır.
Dava açmadan önce kusur tespiti yaptırabilir miyim?
Evet. HMK m.400 uyarınca ileride açacağınız davada ileri süreceğiniz bir vakıanın tespiti için keşif, bilirkişi incelemesi ve tanık dinlenmesi talep edilebilir. Başvuru, esas davaya bakacak mahkemeye ya da keşif yapılacak yerin sulh hukuk mahkemesine yapılır. Tespit dosyası, HMK m.405 uyarınca asıl dava dosyasının eki sayılır.
Ölümlü kazada uzlaşma mümkün mü?
Hayır. CMK m.253’ün uzlaştırma kapsamındaki suçları sayan listesinde taksirle öldürme (TCK m.85) yer almaz. Buna karşılık taksirle yaralama (TCK m.89) şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır; yaralanmalı kazalarda dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir.
Tutanağı imzalamazsam geçersiz olur mu?
Hayır. Tutanağın ispat gücü tarafların imzasından değil, düzenleniş usulünden gelir. İmzalamamak tespiti geçersiz kılmadığı gibi, imzalamak da tespiti kabul ettiğiniz anlamına gelmez. Her iki hâlde de tutanağın aksini ispat hakkınız saklıdır.