HAGB Kararı Sicile İşler Mi? İş Hayatını Etkiler Mi?
HAGB sicile işler mi? Bu sorunun kanuni karşılığı tek cümleyle verilebilir: HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kararı adli sicil kaydına da adli sicil arşiv kaydına da işlenmez. Bu karar, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin on üçüncü fıkrası uyarınca kendisine mahsus ayrı bir sisteme kaydedilir ve bu kayıt ancak bir soruşturma ya da kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istendiğinde kullanılabilir. Bu nedenle e-Devlet’ten alınan adli sicil belgesinde HAGB görünmez ve özel sektördeki iş başvurularının büyük çoğunluğunda doğrudan bir engel oluşturmaz. Buna karşılık güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılan görevlerde durum farklıdır: 7315 sayılı Kanun’un 4. maddesi, arşiv araştırmasının kapsamına CMK m.231/13 kayıtlarını adıyla dâhil etmiştir.
Kurumun kendisi de 2026’da baştan yazıldı: 16 Temmuz 2026 kabul tarihli 7589 sayılı Kanun (RG 31 Temmuz 2026, Sayı 33326) CMK m.231’in 5 ilâ 14. fıkralarını yeniden düzenledi. Sanığın kabulü şartı kanun metninden çıktı, denetim süresi içinde ikinci kez HAGB verilmesi yasaklandı ve hüküm açıklanırken mahkemeye cezanın yarısına kadar bir kısmını infaz etmeme yetkisi tanındı. Aşağıda hem bu değişiklikleri hem de HAGB’nin sicile, memuriyete, güvenlik soruşturmasına ve iş hayatına etkisini kanun maddeleriyle birlikte ele alıyoruz.
Özet
HAGB, mahkemenin kurduğu mahkûmiyet hükmünün beş yıllık denetim süresi boyunca açıklanmamasıdır; süre sorunsuz geçerse dava düşer.
- HAGB adli sicile de arşiv kaydına da işlemez; CMK m.231/13 uyarınca ayrı bir sisteme kaydedilir (5352 s. Kanun m.6/1).
- Bu kaydı yalnızca Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme, yalnızca bir soruşturma/kovuşturmayla bağlantılı olarak isteyebilir.
- Arşiv araştırması ayrı bir kanaldır: 7315 s. Kanun m.4/1-(ç) CMK m.231/13 kayıtlarını kapsam içine almıştır — güvenlik soruşturması yapılan görevlerde HAGB görülebilir.
- HAGB tek başına memuriyete engel değildir; 657 s. Kanun m.48/A-5 “mahkûm olmamak” şartı arar, HAGB’de açıklanmış bir mahkûmiyet yoktur.
- Karara karşı istinaf yoluna başvurulur (CMK m.231/12); “itiraz” yalnızca denetim süresi ihlali üzerine açıklanan hükme karşıdır.
- 7589 sayılı Kanun (RG 31.07.2026) m.231’in 5-14. fıkralarını yeniden yazdı: kabul şartı kalktı, ikinci HAGB yasağı ve kısmi infaz yolu geldi.
HAGB Nedir?
HAGB sicile işler mi tartışmasını anlamak için önce kurumun kendisini tanımlamak gerekir: HAGB, mahkemenin sanık hakkında bir mahkûmiyet hükmü kurmasına rağmen bu hükmün açıklanmasını belirli bir denetim süresi boyunca ertelemesidir. Kanunun kendi tanımı daha kesindir: CMK m.231/5 hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını, “müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmaması” olarak tarif eder. Yani mahkeme suçun işlendiği kanaatine varır, cezayı belirler, ancak bu ceza denetim süresi boyunca hiçbir sonuç doğurmaz.

HAGB’nin açılımı ve kanuni dayanağı nedir?
HAGB, “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” ifadesinin kısaltmasıdır. Kanuni dayanağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 231. maddesidir. Kurum ilk kez 2006 yılında 5560 sayılı Kanun’la getirilmiş, 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’la kanun yolu değiştirilmiş ve son olarak 16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle 5 ilâ 14. fıkraları tümüyle yeniden yazılmıştır. Halk arasında “hükmün geri bırakılması”, “cezanın geri bırakılması” veya “kararın açıklanmasının geri bırakılması” gibi ifadeler de kullanılır; hepsi aynı kurumu anlatır.
HAGB kararı mahkûmiyet midir?
Hayır. HAGB’de bir mahkûmiyet hükmü kurulur ama açıklanmaz. Açıklanmayan hüküm hukuken sonuç doğurmadığı için kişi mahkûm sayılmaz, TCK m.53’te düzenlenen hak yoksunlukları işlemez, sabıka kaydı oluşmaz. Aynı ayrım, HAGB sicile işler mi tartışmasının ikinci yüzü olan “HAGB sabıka mıdır?” sorusunu da kapatır: HAGB sabıka değildir. Tek istisna kanunun kendi metninde yazılıdır — müsadere. HAGB verilse bile suçta kullanılan veya suçtan elde edilen eşyanın müsaderesine ilişkin hükümler uygulanmaya devam eder.
HAGB kararını hangi mahkeme verir?
HAGB, davayı gören mahkeme tarafından duruşma sonunda, hüküm kurulurken verilir. Asliye ceza mahkemesi, ağır ceza mahkemesi veya çocuk mahkemesi fark etmez; şartları oluşan her dosyada uygulanabilir. Soruşturma aşamasında savcılığın verdiği bir karar değildir — bu yönüyle kamu davasının açılmasının ertelenmesinden ayrılır. Mahkeme HAGB’yi resen değerlendirir; ayrıca bir talep şartı kanunda öngörülmemiştir.
HAGB Şartları ve Kanuni Ölçütleri
HAGB’nin şartları CMK m.231’in beşinci ve altıncı fıkralarında sayılmıştır. Bu fıkralar 7589 sayılı Kanun’la yeniden yazıldığı için, 31 Temmuz 2026’dan sonraki uygulamada aşağıdaki tablo esas alınır.
| Şart | İçeriği | Dayanak |
|---|---|---|
| Ceza sınırı | Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası olmalı | m.231/5 |
| Sabıka durumu | Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması | m.231/6-a |
| Kanaat | Kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözetilerek yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması | m.231/6-b |
| Zararın giderilmesi | Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, eski hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi | m.231/6-c |
| Suç türü | İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği, Anayasa m.17 kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar kapsam dışı | m.231/14 |
Ceza sınırı bakımından belirleyici olan, kanundaki soyut ceza aralığı değil hükmolunan sonuç cezadır. İndirim maddeleri (haksız tahrik, takdiri indirim, yaş küçüklüğü, etkin pişmanlık) uygulandıktan sonra ceza iki yılın altına iniyorsa HAGB’nin önü açıktır. Bu nedenle üst sınırı yüksek görünen suçlarda da HAGB verilebildiği görülür.
Sanığın HAGB’yi kabul etmesi hâlâ şart mı?
Bu, 2026 değişikliğinin en çok gözden kaçan noktasıdır. Önceki metinde altıncı fıkranın sonunda “sanığın kabul etmemesi hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez” cümlesi yer alıyordu. 7589 sayılı Kanun’la yeniden yazılan m.231/6’da bu cümle bulunmamaktadır; fıkra üç bent hâlinde yalnızca sabıka, kanaat ve zararın giderilmesi şartlarını saymakta ve “gerekir” ifadesiyle sona ermektedir. İnternette dolaşan “HAGB için sanığın rızası gerekir” bilgisi, kanunun 31 Temmuz 2026 öncesindeki metnine dayanmaktadır.
Zararın giderilmesi şartı nasıl yerine getirilir?
Kanun üç yol gösterir: aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin. Zarar tamamen giderilmiş olmalıdır; kısmi ödeme yeterli değildir. Parası olmayan sanık için ayrı bir kapı vardır: CMK m.231/9 uyarınca zararı derhal gideremeyen sanık hakkında, zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da HAGB kararı verilebilir. Bu hüküm, “param yok, HAGB alamam” endişesinin kanuni cevabıdır.
Zararın bulunmadığı suçlarda (örneğin somut bir mağduru ve maddi zararı olmayan bazı suçlarda) bu şart doğal olarak aranmaz. Çocuklar bakımından ise 8/8/2026 tarihli 7593 sayılı Kanun’la getirilen özel bir kolaylık vardır; buna aşağıda ayrı başlıkta değiniyoruz.
Hangi suçlarda HAGB uygulanamaz?
CMK m.231/14 iki grup suçu kapsam dışında bırakır: işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar. Bu istisna 2026’da genişletilmiştir; önceki metin Anayasa m.174’te sayılan inkılap kanunlarına aykırı suçları kapsam dışı tutuyordu.
Bunun dışında kanun suç türüne göre bir yasak koymaz. Taksirle yaralama, taksirle ölüme neden olma, basit yaralama, hakaret, tehdit, mala zarar verme gibi suçlarda HAGB’nin önü kanunen kapalı değildir; belirleyici olan sonuç cezanın iki yılın altında kalması ve diğer şartların gerçekleşmesidir. Uyuşturucu kullanmak veya bulundurmak suçunda (TCK m.191) ise önce kendine özgü denetimli serbestlik rejimi işler; bu konudaki ayrıntılar için ilk kez uyuşturucudan yakalanmanın cezası yazımıza bakabilirsiniz.
HAGB’de 2026 Kırılması: 7589 Sayılı Kanun
HAGB kaldırılmadı; yürürlüktedir. “HAGB kalktı mı?” sorusunun kaynağı, Anayasa Mahkemesi’nin 2025 tarihli iptal kararıdır. Ancak iptal yürürlüğe girmeden önce kanun koyucu maddeyi yeniden yazdı ve boşluk oluşmadı. Kronoloji şöyledir:
| Tarih | Gelişme | Sonuç |
|---|---|---|
| 2/3/2024 — 7499 s.K. | CMK m.231 yeniden düzenlendi | Kanun yolu itirazdan istinafa çevrildi |
| 10/7/2025 — AYM kararı | m.231’in 5-14. fıkraları iptal edildi | Yürürlük 30 Eylül 2026‘ya bırakıldı |
| 16/7/2026 kabul — RG 31/7/2026 (7589 s.K. m.15) | 5-14. fıkralar yeniden yazıldı | Yayımı tarihinde yürürlüğe girdi; iptal hiç uygulanmadı |
7589 sayılı Kanun’la gelen esaslı yenilikler şunlardır:
- Sanığın kabulü şartı madde metninden çıkarıldı (m.231/6).
- İkinci HAGB yasağı geldi: “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” (m.231/8).
- Kısmi infaz yolu açıldı: Yükümlülüğünü yerine getiremeyen sanıkta mahkeme, cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir (m.231/11).
- Kapsam dışı suçlar değişti: İşkence ve eziyet ile kamu görevlisinin kötü muamele sayılabilecek suçları kapsam dışına alındı (m.231/14).
- Kanun yolu netleşti: CMK m.272/3 saklı kalmak üzere istinaf; ilk derece sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay verirse temyiz (m.231/12).
Denetim süresi devam eden eski HAGB kararları ne olacak?
7589 sayılı Kanun, Geçici Madde 1’inde on ayrı geçiş kuralı düzenlemiştir; bunların hiçbiri CMK m.231’e ilişkin değildir. Yani kanun koyucu HAGB değişikliği için ayrı bir geçiş hükmü öngörmemiştir ve düzenleme 31 Temmuz 2026’da yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir (7589 m.26/1-c). Denetim süresi hâlen devam eden bir dosyada hangi hükmün uygulanacağı, kararın tarihi ve somut fıkranın niteliğine göre değerlendirilir; bu değerlendirmeyi dosyayı gören mahkeme yapar. 12. Yargı Paketi’nin diğer başlıkları için 12. Yargı Paketi neler getirdi yazımıza bakabilirsiniz.
HAGB Kararı Adli Sicile İşler Mi?
Hayır. HAGB kararı adli sicil kaydına (sabıka kaydına) işlenmez. Bunun sebebi 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun 4. maddesidir: adli sicile yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir. HAGB’de açıklanmış ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadığı için kayıt doğmaz. Bu nedenle e-Devlet üzerinden alınan adli sicil belgesinde HAGB kararı görünmez ve belge “temiz” çıkar.
HAGB adli sicil arşiv kaydına işler mi?
Hayır — bu, konuyla ilgili en yaygın yanlıştır. Adli sicil arşiv kaydı, sıfırdan oluşan bağımsız bir kayıt değildir. 5352 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre arşiv kaydı, daha önce adli sicile işlemiş bir mahkûmiyetin infazı tamamlandığında (ya da şikâyetten vazgeçme, ceza zamanaşımı, genel af hâllerinde) sicilden silinip aktarılmasıyla oluşur. HAGB hiç adli sicile girmediği için arşive de aktarılmaz.
HAGB kararının nereye kaydedildiğini iki kanun birlikte gösterir:
- CMK m.231/13: “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.”
- 5352 s. Kanun m.6/1: Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, “ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi hâlinde verilmek üzere” kaydedilir.
İki hüküm de aynı yere varır: HAGB kaydı adli sicilin de arşivin de dışında, ayrı ve dar erişimli bir sistemde tutulur. Arşiv kaydının ne zaman silindiği ve kimlerin görebildiği ayrı bir konudur; bu konularda adli sicil arşiv kaydının ne zaman silindiğini ve arşiv kaydını kimlerin görebileceğini ele aldığımız yazılarımıza bakabilirsiniz.
HAGB kaydını kimler görebilir?
Kanun bu kaydı isteyebilecekleri sayarak sınırlamıştır: Cumhuriyet savcısı, hâkim ve mahkeme (5352 m.6/1’de ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığı). Üstelik bu talep serbest değildir; yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak yapılabilir. Bir bakanlığın, belediyenin, şirketin veya kişinin kendisinin bu kaydı sorgulama yolu kanunda öngörülmemiştir. Aşağıda göreceğiniz üzere güvenlik soruşturması yapan birimlerin yetkisi ise ayrı bir kanundan, 7315 sayılı Kanun’dan doğar.
HAGB e-Devlet’te görünür mü?
Hayır. e-Devlet’ten alınan “Adli Sicil Kaydı Sorgulama” belgesi 5352 m.4 kapsamındaki kesinleşmiş mahkûmiyetleri gösterir; HAGB bu kapsamda değildir. e-Devlet’te “arşiv kaydı dâhil” seçeneğiyle belge alınsa da sonuç değişmez, çünkü HAGB arşiv kaydına da girmemektedir. Dosyanın kendisi ise UYAP Vatandaş Portal üzerinden taraf sıfatıyla görüntülenebilir — bu, bir sicil kaydı değil dava dosyası bilgisidir.
HAGB GBT sorgusunda çıkar mı?
GBT (Genel Bilgi Toplama) kolluğun aranma, yakalama ve tedbir kayıtlarını gösteren bir sorgulamadır; adli sicil belgesiyle aynı şey değildir. HAGB kararı tek başına bir arama veya yakalama kaydı doğurmaz. Buna karşılık aynı dosyada devam eden bir adli kontrol tedbiri veya yakalama kararı varsa, bunlar HAGB’den bağımsız olarak kolluk kayıtlarında görünür. Kolluk kayıtlarının güvenlik soruşturmasındaki yeri için 7315 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleri belirleyicidir.
HAGB Sicile İşler mi? Kararlara Göre Sicil Tablosu
“Sicile işler mi?” sorusu yalnızca HAGB için sorulmuyor. Beraat, takipsizlik, ön ödeme, ev hapsi, icra takibi ve trafik cezası için de aynı soru geliyor. HAGB sicile işler mi sorusunu çözen ölçüt, bu kararların hepsi için aynıdır: adli sicile yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir (5352 m.4/1). Aşağıdaki tablo sık karşılaşılan kararları bu ölçüte göre ayırır.
| Karar / durum | Adli sicile işler mi? | Açıklama |
|---|---|---|
| Kesinleşmiş hapis veya adli para cezası mahkûmiyeti | Evet | 5352 m.4/1 — kaydın asıl konusu budur |
| HAGB | Hayır | CMK m.231/13 uyarınca ayrı sisteme kaydedilir |
| Beraat | Hayır | Mahkûmiyet yoktur; kayıt doğmaz |
| Takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığına dair karar) | Hayır | Dava dahi açılmamıştır |
| Düşme kararı | Hayır | Açıklanmış bir mahkûmiyet bulunmaz |
| Kamu davasının açılmasının ertelenmesi | Hayır | 5352 m.6/1 — HAGB ile aynı ayrı sistem |
| Ön ödeme (TCK m.75) | Hayır | Kamu davası açılmaz; ancak beş yıllık tekrar kuralı işler |
| Tutukluluk / adli kontrol / ev hapsi | Hayır | Tedbirdir, ceza değildir |
| Disiplin ve tazyik hapsi | Hayır | 5352 m.5/1-b açıkça kapsam dışı bırakır |
| İdari para cezası (trafik cezası dâhil) | Hayır | 5352 m.5/1-c açıkça kapsam dışı bırakır |
| İcra takibi / borç | Hayır | Adli sicil ceza kaydıdır; borç kaydı değildir |
| Ertelenen hapis cezası | Evet | 5352 m.4/1-b — denetim süresi ve sonucu kaydedilir |
| Adli para cezası mahkûmiyeti | Evet | Ödendiğinde m.9/3 uyarınca doğrudan arşive geçer |
Takipsizlik kararının sicile işlememesi ile arşiv araştırmasında görülebilmesi arasındaki farkı, kanun maddeleriyle birlikte kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK) nedir yazımızda ele aldık. Kavga, hakaret gibi suçlarda sicil sonucunun ne olduğu ise verilen karara bağlıdır; örneğin karşılıklı kavga cezası yazımızda bu ihtimaller ayrı ayrı işlenmiştir.
HAGB Güvenlik Soruşturmasında Çıkar mı?
Evet, çıkabilir — ve bunun dayanağı adli sicil arşiv kaydı değil, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’dur. Kanunun 4. maddesi arşiv araştırmasının kapsamını sayarken (ç) bendinde şunu yazar: kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları ve “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin beşinci ve 231 inci maddesinin onüçüncü fıkraları kapsamında alınan kararlar” ile kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olgular.
Yani kanun, HAGB kayıtlarını düzenleyen CMK m.231/13’ü ve kamu davasının açılmasının ertelenmesini düzenleyen m.171/5’i madde numarasıyla arşiv araştırmasının içine almıştır. 7315 m.6/2 ise araştırmayı yapan birimlerin (MİT Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri) bu bent kapsamındaki karar ve kayıtları almaya yetkili olduğunu ayrıca belirtir.
Arşiv araştırması ile adli sicil arşiv kaydı aynı şey mi?
Hayır ve bu ayrım yapılmadığı için ortaya “HAGB arşiv kaydına işler” şeklinde yanlış bir cümle çıkıyor. İkisi farklı kanunlara ait, farklı kavramlardır:
| Adli sicil arşiv kaydı | Arşiv araştırması | |
|---|---|---|
| Kanun | 5352 s. Adlî Sicil Kanunu m.9-12 | 7315 s. Kanun m.3-4 |
| Ne olduğu | Bir kayıt türü | Bir araştırma işlemi |
| İçeriği | Adli sicilden silinip aktarılan kesinleşmiş mahkûmiyetler | Adli sicil, aranma, tahdit, CMK m.171/5 ve m.231/13 kararları, devam eden veya sonuçlanmış soruşturma-kovuşturma olguları, memurluktan çıkarma |
| HAGB var mı? | Hayır | Evet (m.4/1-ç) |
| Kime uygulanır | İlgili, vekili, savcılık, mahkeme, seçim kurulu, özel kanunla yetkili kurumlar | İlk defa veya yeniden memuriyete ya da kamu görevine atanacaklar |
Arşiv araştırması, 7315 m.3/1 uyarınca statüsü veya çalıştırma şekline bakılmaksızın ilk defa veya yeniden memuriyete yahut kamu görevine atanacakların tamamı hakkında yapılır. Güvenlik soruşturması ise arşiv araştırmasına ek olarak yalnızca m.3/2’de sayılan görevlerde (MSB, Genelkurmay, jandarma, emniyet, sahil güvenlik, istihbarat, ceza infaz kurumları, öğretmenler, üst kademe kamu yöneticileri ve stratejik önemi haiz birimler) yapılır. Sürecin ayrıntıları için güvenlik soruşturmasında nelere bakıldığını ve Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
HAGB güvenlik soruşturmasını otomatik olumsuz yapar mı?
Hayır. Kanun, kaydın görülmesini düzenler; sonucun ne olacağını değil. 7315 m.7 uyarınca elde edilen veriler Değerlendirme Komisyonu tarafından “göreve atanma yönünden” değerlendirilir. Komisyon, başkan dâhil en az beş kişiden ve tek sayıda olacak şekilde kurulur. Yani HAGB’nin görünmesi ile atamanın reddedilmesi aynı şey değildir; arada gerekçelendirilmesi gereken bir değerlendirme aşaması vardır ve bu değerlendirme idari yargı denetimine tabidir. Olumsuz sonuçların hangi hâllerde çıktığına dair güvenlik soruşturması neden olumsuz gelir yazımız yol gösterici olabilir.
HAGB İş Başvurularında Sorun Yaratır mı?
Özel sektör açısından bakıldığında, çoğu iş başvurusunda yalnızca adli sicil belgesi talep edilir. HAGB kararı burada görünmediği için doğrudan bir engel oluşturmaz. Adayın böyle bir belge sunması hâlinde kayıt “yoktur” biçiminde çıkar ve işverenin HAGB’yi öğrenmesini sağlayacak yasal bir kanal bulunmaz — çünkü 5352 m.6/1 bu kaydı yalnızca savcı, hâkim ve mahkemenin talebine açmıştır.
Ancak şu durumlarda farklı değerlendirme yapılabilir:
- Güvenlik soruşturması yapılan kamu görevleri
- Polislik, askerlik, bekçilik gibi meslekler
- Hakimlik, savcılık, bazı kamu ihaleleri
- Bankacılık ve finans sektöründeki hassas pozisyonlar
- Özel güvenlik görevliliği gibi, özel kanunu gereği arşiv araştırmasına tabi tutulan işler
Bu alanlarda 7315 sayılı Kanun kapsamında bir araştırma yapılabilir ve HAGB kararı değerlendirme konusu olabilir. Kanunun 10. maddesi ayrıca önemli bir güvence içerir: kanunda açıkça belirtilmedikçe, kişi hakkında alınacak bir karar için bir yakınının adli sicil ve arşiv kayıtları istenemez ve bu bilgiler kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak yapılamaz.
HAGB Memuriyeti Engeller mi?
HAGB kararı tek başına memuriyete engel değildir. Bunun kanuni sebebi nettir: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5. maddesi memurluğa alınma şartı olarak belirli suçlardan “mahkûm olmamak” ifadesini kullanır. HAGB’de hüküm açıklanmadığı için ortada bir mahkûmiyet yoktur; ayrıca CMK m.231/5 gereği kurulan hüküm hiçbir hukuki sonuç doğurmaz, dolayısıyla TCK m.53’teki hak yoksunlukları da işlemez ve 657 m.48/A-4’teki “kamu haklarından mahrum bulunmamak” şartı ihlal edilmez.
Ancak kamu kurumları özellikle güvenlik soruşturması aşamasında dosyanın niteliğini değerlendirebilir. Burada belirleyici olan suçun türüdür. Örneğin:
- Görevi kötüye kullanma
- Güveni kötüye kullanma
- Uyuşturucu suçları
- Devlete karşı suçlar
Bu tür suçlarda HAGB olsa bile değerlendirme daha hassas yapılabilir. 657 m.48/A-5’te sayılan suçlar (zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve devletin güvenliğine karşı suçlar) bu bakımdan ayrı bir dikkat alanıdır — ancak bu maddenin işlemesi için mahkûmiyet gerekir.
1 yıldan fazla ceza alan memurun durumu HAGB ile değişir mi?
657 m.48/A-5, kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak şartını arar. Bu eşik yalnızca açıklanmış mahkûmiyetler için işler. HAGB verilen dosyada ceza zaten iki yıl veya altındadır ve hüküm açıklanmadığı için “mahkûm olma” şartı gerçekleşmez. Buna karşılık denetim süresi ihlal edilip hüküm açıklanır ve mahkûmiyet kesinleşirse, bir yıl ve üzeri kasıtlı suç cezalarında bu şart devreye girer. Memuriyetten çıkarma ölçütleri için memurun ne kadar ceza alırsa memuriyetten atılacağı yazımıza bakabilirsiniz.
Görevdeki memur HAGB nedeniyle ihraç edilir mi?
HAGB, memuriyetin sona ermesi sonucunu kendiliğinden doğurmaz; 657 m.98’de memurluğun sona erme hâlleri arasında “hakkında HAGB verilmesi” sayılmamıştır. Buna karşılık aynı fiil ayrıca disiplin soruşturmasına konu olabilir. Ceza yargılaması ile disiplin süreci birbirinden bağımsız yürür; ceza davasında HAGB verilmiş olması, disiplin makamının aynı fiili disiplin hukuku ölçütleriyle değerlendirmesini engellemez. Hüküm açıklanır ve mahkûmiyet kesinleşirse, m.48/A-5 kapsamındaki suçlarda memurluk şartı ortadan kalkar. Mahkûmiyet sonrası hakların iadesi için memnu hakların iadesi yolu ayrıca değerlendirilir.
HAGB Kararı Polislik, Bekçilik ve Askeri Personelliği Etkiler mi?
Bu meslek gruplarında yalnızca sabıka kaydı değil, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılır. Bu aşamada HAGB kararları görülebilir. Bunun sebebi 7315 m.4/1-(ç) bendidir; kanun CMK m.231/13 kayıtlarını araştırma kapsamına açıkça almıştır.
Her dosya otomatik ret anlamına gelmez. Ancak devlet güvenliği, kamu düzeni veya güven ilişkisi açısından değerlendirilen görevlerde HAGB, adayın uygunluk değerlendirmesinde olumsuz yorumlanabilir. Özellikle kasıtlı suçlar burada belirleyici olur. Mesleklere göre tablo şöyledir:
| Meslek / statü | Araştırma türü | HAGB’nin durumu |
|---|---|---|
| Genel memuriyet (ilk atama) | Arşiv araştırması (7315 m.3/1) | Görülebilir; 657 m.48 bakımından tek başına engel değil |
| Polis, bekçi, jandarma, sahil güvenlik | Güvenlik soruşturması + arşiv araştırması (m.3/2) | Görülür; Değerlendirme Komisyonu takdirine tabi |
| Uzman erbaş, sözleşmeli er, subay-astsubay adayı | Güvenlik soruşturması + arşiv araştırması | Görülür; ayrıca kendi özel mevzuatındaki şartlar aranır |
| Öğretmen (kamu) | Güvenlik soruşturması + arşiv araştırması (m.3/2) | Görülür |
| Ceza infaz kurumu personeli | Güvenlik soruşturması + arşiv araştırması (m.3/2) | Görülür |
| Özel güvenlik görevlisi | Özel kanunu uyarınca arşiv araştırması | Görülebilir; 5188 s. Kanun’daki suç listesi ayrıca değerlendirilir |
| Özel sektör çalışanı | Araştırma yapılmaz | Adli sicil belgesinde görünmez |
Özel güvenlik alanındaki başvuru ve süreç ayrıntıları için özel güvenlik soruşturmasının ne kadar sürdüğü, sorgulama kanalları için ise güvenlik soruşturması sorgulama yazımız inceleyebileceğiniz kaynaklardır.
HAGB Kararı Bankacılık ve Finans Sektöründe Çalışmaya Engel mi?
Bankacılık, sigorta, finans ve para yönetimi gibi alanlar güven esasına dayalı sektörlerdir. Bu nedenle bazı kurumlar standart sabıka kaydı dışında daha kapsamlı güvenlik araştırması yapabilir. Bankacılık mevzuatı, belirli görevler için “5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.8’de sayılan suçlardan hüküm giymemiş olma” gibi şartlar arar; burada da ölçüt hüküm giymiş olmaktır ve HAGB’de açıklanmış bir hüküm bulunmaz.
Özellikle şu suçlarla ilgili bir HAGB kararı varsa değerlendirme daha hassas olur:
- Dolandırıcılık
- Güveni kötüye kullanma
- Sahtecilik
- Hırsızlık
Buna karşılık trafik kazası, taksirle yaralama gibi kasıt unsuru düşük suçlarda genellikle ciddi bir engel oluşmaz. Yani HAGB’nin iş hayatına etkisi, kararın varlığından çok suçun niteliğine bağlıdır. Sahtecilik isnadıyla karşılaşan bir kişinin süreçte hangi ihtimallerle karşılaşabileceğini resmi belgede sahtecilik suçundan beraat yazımızda ele aldık.
HAGB İşten Çıkarılmaya Neden Olur mu?

Çalışan bir kişi hakkında HAGB kararı verilmişse işten çıkarma konusu iş hukukuna göre değerlendirilir. Burada ölçüt ceza hukuku değil, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. maddesinde sayılan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâllerdir. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı, cezai bir mahkûmiyetin varlığına değil, fiilin iş ilişkisine etkisine bağlıdır.
Özel sektörde işveren:
- İşçinin güven ilişkisini zedeleyen bir suç işlemesi
- İşin niteliğiyle doğrudan bağlantılı bir suç olması
durumunda fesih yoluna gidebilir. Ancak her HAGB kararı otomatik olarak işten çıkarma sebebi değildir. Fiil işyeri dışında ve işle ilgisiz kalmışsa, işverenin haklı nedenle fesih hakkı doğmaz; böyle bir fesih iş güvencesi kapsamındaki işçi bakımından işe iade davasına konu olabilir. Ayrıca 4857 m.26 gereği haklı fesih hakkı, fiilin öğrenilmesinden itibaren altı iş günü ve her hâlde bir yıl içinde kullanılmalıdır.
Örneğin trafik kazasında taksirle yaralama suçundan verilen HAGB ile zimmet suçundan verilen HAGB aynı şekilde değerlendirilmez.
HAGB Denetim Süresinde Ne Olur?
Denetim süresi boyunca kişi:
- Kasten yeni bir suç işlemezse
- Mahkemenin belirlediği yükümlülüklere uyarsa
5 yılın sonunda dava düşer ve dosya kapanır. Bu durumda mahkûmiyet hiç doğmamış sayılır. Kanunun ifadesiyle (CMK m.231/10): açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.
Ancak denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenirse, daha önce açıklanmayan hüküm açıklanır ve ceza infaz süreci başlar. Bu durumda artık mahkûmiyet adli sicile işler. Aynı sonuç, denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde de doğabilir — kanun bu iki sebebi m.231/11’de birlikte sayar.
HAGB denetim süresi ne zaman başlar, ne zaman biter?
Denetim süresi beş yıldır (CMK m.231/8); çocuklar bakımından bu süre üç yıldır (5395 s. Çocuk Koruma Kanunu m.23/1). Süre, HAGB kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar. “HAGB kaç yıl?” diye sorulduğunda kastedilen süre budur; ceza miktarı ne olursa olsun denetim süresi kanunla sabitlenmiştir ve mahkemenin bu süreyi kısaltma yetkisi yoktur.
Sürenin bittiğini anlamak için dosyanın karar veren mahkemeden veya UYAP üzerinden kontrol edilmesi gerekir. Süre dolduğunda mahkeme resen düşme kararı verir; ayrıca bir başvuru şartı kanunda öngörülmemiştir. Uygulamada karar bir süre sonra verildiği için, “beş yıl doldu ama dosya hâlâ açık” görünmesi olağandır.
HAGB’de imza atma zorunluluğu var mı?
Kanun, mahkemenin denetim süresi içinde bir yıldan fazla olmamak üzere belirleyeceği bir süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verebileceğini düzenler (CMK m.231/8). Sayılan üç seçenek şunlardır:
- Meslek veya sanat sahibi olmayan sanığın, bir eğitim programına devam etmesi,
- Meslek veya sanat sahibi olan sanığın, bir kamu kurumunda veya aynı işi yapan bir başkasının gözetiminde ücret karşılığında çalıştırılması,
- Belli yerlere gitmekten yasaklanması, belli yerlere devam etmekle yükümlü kılınması ya da takdir edilecek başka bir yükümlülüğü yerine getirmesi.
Görüldüğü gibi imza yükümlülüğü kanunda ayrı bir bent olarak sayılmamıştır; ancak üçüncü bentteki “takdir edilecek başka yükümlülük” ifadesi mahkemeye takdir alanı bırakır. Önemli olan iki nokta vardır: bu tedbirlerin uygulanması zorunlu değildir (mahkeme hiç yükümlülük belirlemeyebilir) ve süresi denetim süresiyle aynı değildir — en fazla bir yıl olabilir. “Beş yıl boyunca imza atacağım” endişesinin kanuni karşılığı yoktur.
Denetim süresi içinde dava zamanaşımı işler mi?
Hayır. CMK m.231/8’in son cümlesi açıktır: “Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.” Bu hüküm, denetim süresi ihlal edildiğinde hükmün açıklanabilmesini güvence altına alır. Zamanaşımının durması, işlemiş sürenin silinmesi anlamına gelmez; süre denetim süresi boyunca donar ve ihlal hâlinde kaldığı yerden devam eder.
HAGB Denetim Süresinde Nelere Dikkat Edilmeli?
Denetim süresi aslında bir “ikinci şans” dönemidir. Bu süre boyunca kişinin en çok dikkat etmesi gereken konu yeni bir kasıtlı suç işlememektir. Çünkü çoğu kişi küçük bir olayın önemsenmeyeceğini düşünür; oysa basit bir kavga, hakaret veya tehdit suçu bile denetim süresini doğrudan etkileyebilir.
Ayrıca mahkeme şu yükümlülükleri de verebilir:
- Bir eğitim programına devam etme
- Gözetim altında ücret karşılığında çalıştırılma
- Belli yerlere gitmekten yasaklanma
- Belli yerlere devam etme veya takdir edilecek başka bir yükümlülük
Bu yükümlülüklere uyulmaması da hükmün açıklanmasına yol açabilir. Üç noktanın altını çizmekte fayda var:
- Taksirli suçlar denetim süresini bozmaz. Kanun m.231/11’de “kasten yeni bir suç işlemesi” der; trafikte taksirle yaralamaya sebep olmak kasıtlı suç değildir.
- İdari para cezaları etkilemez. Trafik cezası bir kabahat yaptırımıdır, suç değildir; HAGB’yi bozmaz.
- Suçun işlenme tarihi belirleyicidir. Denetim süresi içinde işlenmiş olması gerekir; süre dolduktan sonra işlenen suç eski dosyayı etkilemez.
Denetim süresi içinde işlenen ikinci suçun kendisi bakımından ise 2026 değişikliği önemlidir: artık o suçtan da HAGB alınması kanunen mümkün değildir. Bu kural aşağıda ayrı başlıkta ele alınmıştır.
HAGB Bozulursa Ne Olur?

Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlendiğinde mahkeme beklemede tuttuğu hükmü açıklar. İşte bu noktadan sonra kişi artık mahkûm sayılır.
Bunun sonuçları:
- Sabıka kaydı oluşur
- Hapis cezası veya adli para cezası infaz edilir
- Kamu görevine girme imkanları daralır
- İş başvurularında engel oluşabilir
Yani HAGB’nin en kritik özelliği şudur: Doğru şekilde tamamlanırsa hiç ceza almamış gibi sonuçlanır, ihlal edilirse normal mahkûmiyetin tüm sonuçları doğar. Yükümlülüğe aykırılık nedeniyle açılan süreçler bakımından HAGB kararına uyulmaması nedeniyle açılış yazımızda süreç adım adım anlatılmıştır.
Mahkeme hükmü aynen mi açıklamak zorunda?
Hayır — ve bu, 7589 sayılı Kanun’un getirdiği en önemli yeniliktir. Yeni CMK m.231/11’e göre mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek üç seçenekten birine karar verip yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir:
- Cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesi,
- Koşulları varsa hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi,
- Koşulları varsa seçenek yaptırımlara çevrilmesi.
Bu ara yol, önceki metinde bulunmuyordu; eski uygulamada mahkeme hükmü olduğu gibi açıklamak durumundaydı. Lafız dikkatle okunmalıdır: kanun bu imkânı yükümlülüğünü yerine getiremeyen sanık bakımından tanımıştır.
HAGB bozuldu, ne yapmalıyım?
Açıklanan veya m.231/11 uyarınca yeni kurulan hükme karşı itiraz edilebilir. Kanun bu itirazın kapsamını da sınırlamıştır: “İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.” Yani itiraz, HAGB kararının esasını yeniden tartışmaya açmaz; denetim süresi ihlalinin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği ve fıkradaki seçeneklerin doğru uygulanıp uygulanmadığı incelenir. Süresinde ve gerekçeli bir dilekçeyle başvurulması, dosyanın somut belgelerle (sağlık raporu, ödeme belgesi, işe devam kaydı gibi) desteklenmesi bu aşamada belirleyicidir.
HAGB bozulursa yatar süresi ne kadar olur?
Açıklanan hüküm normal bir mahkûmiyet gibi infaz edilir; infaz hesabı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a göre yapılır. Ceza iki yıl veya altında olduğu için pratikte doğrudan cezaevine girme yerine denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme hükümleri gündeme gelir; ancak burada kesin bir süre vermek mümkün değildir, çünkü hesap suç türüne, cezanın miktarına ve kişinin infaz rejimine göre değişir. Ayrıca m.231/11 uyarınca mahkeme cezanın bir kısmının infaz edilmemesine karar vermişse infaz edilecek miktar da buna göre azalır.
Aynı Kişiye İkinci Kez HAGB Verilir mi?
7589 sayılı Kanun bu soruya kanun metninde açık bir cevap getirdi. Yeni CMK m.231/8’in ikinci cümlesi şöyledir: “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.”
Bu hükmün üç pratik sonucu vardır:
- Yasak denetim süresiyle sınırlıdır. Denetim süresi dolup dava düştükten sonra işlenen yeni bir suçta HAGB’nin önü kanunen kapalı değildir — bu durumda m.231/6-a’daki “daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmamış olma” şartı belirleyici olur ve HAGB ile sonuçlanan dosyada mahkûmiyet oluşmadığı için bu şart ihlal edilmiş sayılmaz.
- Yasak yalnızca kasıtlı suçlar içindir. Denetim süresi içinde işlenen taksirli bir suç bakımından ikinci HAGB kararı verilmesinin önünde bu cümleye dayanan bir engel bulunmaz.
- Aynı anda görülen ayrı dosyalar farklıdır. Kural, “denetim süresi içinde işlenen suç” üzerine kuruludur; denetim süresi başlamadan önce işlenmiş ve ayrı dosyada görülen suçlar bu cümlenin kapsamına doğrudan girmez.
Kanunun bu cümlesi 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir. İnternette sıkça karşılaşılan “HAGB istediğiniz kadar verilebilir” veya “iki kez HAGB alınamaz” biçimindeki kesin ifadeler, değişiklikten önceki tartışmalı uygulamayı yansıtmaktadır.
HAGB Kararı İtiraz Edilebilir mi?
HAGB kararına karşı başvurulacak kanun yolu itiraz değil, istinaftır. HAGB sicile işler mi sorusundan sonra en çok hataya yol açan nokta budur: kurum 2006’dan 2024’e kadar itiraza tabiydi, 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’la istinafa çevrildi ve 7589 sayılı Kanun’la yeniden yazılan m.231/12 bu tercihi korudu.
Yürürlükteki m.231/12’ye göre, CMK m.272/3 saklı kalmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Karar ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmişse temyiz yolu açıktır. Kanun ayrıca inceleme kapsamını da belirler: istinaf ve temyizde karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
| Hangi karara karşı | Kanun yolu | Dayanak | İnceleme kapsamı |
|---|---|---|---|
| HAGB kararının kendisi | İstinaf | CMK m.231/12 | Usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar |
| İlk derece sıfatıyla BAM/Yargıtay’ın verdiği HAGB | Temyiz | CMK m.231/12 | Usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar |
| Denetim ihlali üzerine açıklanan veya yeni kurulan hüküm | İtiraz | CMK m.231/11 | Yalnızca m.231/11’deki koşullarla sınırlı |
Bazı durumlarda kişi, ileride doğabilecek kayıt riskleri nedeniyle HAGB yerine beraat kararı için mücadele etmeyi tercih edebilir. Bu stratejik bir tercihtir ve dosyanın niteliğine göre değerlendirilmelidir. Kanun yollarının genel işleyişi için mahkeme kararının bir üst mahkemeye taşınması yazımıza bakabilirsiniz.
Her HAGB kararına istinaf yolu açık mı?
Hayır. Madde 231/12’nin başındaki “272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere” ifadesi bir sınır getirir. CMK m.272/3’e göre; hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere sonuç olarak belirlenen on beş bin Türk lirası dâhil adli para cezasına mahkûmiyet hükümlerine, üst sınırı beş yüz günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine ve kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Aynı fıkranın son cümlesi ayrıca “Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz” demektedir.
HAGB itiraz veya istinaf süresi kaç gündür?
İstinaf süresi, CMK m.273/1 uyarınca hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır. Bu süre 7499 sayılı Kanun’la değiştirilmiş, tefhim usulünü düzenleyen m.273/2 mülga edilmiştir; internette hâlâ dolaşan “7 gün” bilgisi 1/6/2024 öncesinde verilen kararlara ilişkindir. İtiraz süresi ise CMK m.268/1 uyarınca yine iki haftadır. Başvuru her hâlde kararı veren mahkemeye yapılır.
HAGB Kararı Sildirilir mi?
HAGB kararı, denetim süresi sonunda dava düştüğünde sistemde aktif mahkûmiyet olarak kalmaz. Zaten adli sicile hiç işlemediği için “sabıka kaydı sildirme” başvurusuna da konu olmaz — silinecek bir sicil kaydı bulunmamaktadır. CMK m.231/13 kapsamındaki kayıt ise kanunun kendi öngördüğü dar erişim rejimine tabidir; bu kayıt için ilgilinin başvurusuyla silme usulü kanunda düzenlenmemiştir.
Karıştırılan nokta şudur: silme başvurusu, adli sicile işlemiş gerçek bir mahkûmiyet bulunduğunda anlamlıdır. 5352 sayılı Kanun’un 12. maddesi arşiv bilgilerinin silinmesini düzenler: hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetlerde yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmak koşuluyla on beş yıl, bu karar aranmaksızın otuz yıl; diğer mahkûmiyetlerde ise arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle kayıt tamamen silinir.
Beş yıl doldu, ne yapmam gerekiyor?
Kural olarak bir şey yapmanız gerekmez: süre dolduğunda mahkeme resen düşme kararı verir (CMK m.231/10). Uygulamada dosyanın gözden kaçtığı ya da kararın geciktiği durumlarda, kararı veren mahkemeye dilekçeyle başvurup denetim süresinin dolduğunun tespiti ve düşme kararı verilmesi talep edilebilir. Düşme kararının kesinleşmesi, dosyanın kapandığını gösteren belgedir.
HAGB, Denetimli Serbestlik ve Kamu Davasının Ertelenmesi Arasındaki Fark
Bu üç kurum sık sık birbirinin yerine kullanılıyor; oysa aşamaları, karar mercileri ve sonuçları farklıdır.
| HAGB | Kamu davasının açılmasının ertelenmesi | Denetimli serbestlik | |
|---|---|---|---|
| Aşama | Kovuşturma (duruşma sonu) | Soruşturma | İnfaz |
| Kim karar verir | Mahkeme | Cumhuriyet savcısı | İnfaz hâkimliği / infaz mercii |
| Hüküm var mı | Kurulur ama açıklanmaz | Dava hiç açılmaz | Kesinleşmiş mahkûmiyet vardır |
| Kanun | CMK m.231 | CMK m.171 | 5275 s.K. m.105/A |
| Kayıt | CMK m.231/13 — ayrı sistem | 5352 m.6/1 — ayrı sistem | Mahkûmiyet adli sicilde kayıtlıdır |
| Süre | 5 yıl (çocukta 3 yıl) | Kanunda öngörülen erteleme süresi | İnfaz rejimine göre değişir |
Karışıklığın bir sebebi, HAGB kararıyla birlikte mahkemenin denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına da karar verebilmesidir (CMK m.231/8). Burada denetimli serbestlik bir infaz biçimi değil, HAGB’ye eklenen bir yükümlülüktür.
Hükmün açıklanmasına yer olmadığına ne demek?
Bu ifade, HAGB ile karıştırılan ama farklı bir sonucu anlatan bir karardır. HAGB’de bir hüküm kurulur ve açıklanması ertelenir. “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına” karar verilmesi ise mahkemenin şartların oluşmadığı sonucuna varması ve hükmü doğrudan açıklaması anlamına gelir. Bu durumda ortada normal bir mahkûmiyet hükmü vardır ve kesinleşirse adli sicile işler.
HAGB ile Mahkûmiyet Arasındaki Fark
Toplumda sık yapılan bir yanlış vardır: HAGB alınca kişi “suçlu” sayılır mı?
HAGB’de mahkeme suçun işlendiği kanaatine varır; ancak hüküm açıklanmadığı için kişi kesinleşmiş mahkûm sayılmaz. Bu nedenle birçok hukuki sonuç doğmaz. Kanun bunu “kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmaması” diye ifade eder ve tek istisnayı da kendisi koyar: müsadere. Suçta kullanılan veya suçtan elde edilen eşya bakımından müsadere hükümleri HAGB’ye rağmen uygulanır.
Mahkûmiyet hükmü açıklanırsa ise:
- Sabıka kaydına işler
- Bazı haklardan yoksunluk başlar
- İş ve kamu hayatı daha ciddi etkilenir
Bu fark, özellikle iş hayatı açısından kritik önemdedir. Bir başka pratik fark da tekerrürdedir: HAGB’de açıklanmış bir mahkûmiyet bulunmadığı için sonraki bir suçta TCK m.58 anlamında tekerrür hükümleri uygulanmaz.
HAGB mi Beraat mi Daha Avantajlı?
Birçok kişi HAGB kararını “en iyi sonuç” olarak görür. Oysa hukuken en güçlü karar beraattir. Çünkü beraatte mahkeme kişinin suçu işlemediğine hükmeder ve hiçbir kayıt oluşmaz.
HAGB ise suçu işlediği kabul edilen fakat cezanın ertelendiği bir karardır. Bu nedenle özellikle mesleki kariyer planı olan kişiler için bazen beraat için mücadele etmek daha doğru olabilir. Her dosya kendi delillerine göre değerlendirilmelidir. Somut farkları şöyle özetlemek mümkündür:
| Beraat | HAGB | |
|---|---|---|
| Suçun işlendiği kabulü | Yok | Var (hüküm kurulur) |
| Adli sicil | Kayıt yok | Kayıt yok |
| Arşiv araştırmasında görünme | Sonuçlanmış kovuşturma olgusu olarak görülebilir | CMK m.231/13 kaydı olarak görülebilir |
| Denetim süresi | Yok | 5 yıl (çocukta 3 yıl) |
| Müsadere | Kural olarak uygulanmaz | Uygulanabilir (m.231/5) |
| Tazminat hakkı | CMK m.141 şartlarında doğabilir | Kural olarak doğmaz |
Tabloda dikkat çeken satır üçüncüsüdür: 7315 m.4/1-(ç) arşiv araştırmasının kapsamına “devam eden veya sonuçlanmış olan soruşturma ya da kovuşturmalar kapsamındaki olguları” da aldığı için, beraatle biten bir dosya da bu araştırmada olgu olarak görülebilir. Beraatin üstünlüğü kaydın varlığında değil, içeriğindedir.
HAGB Kararı Yurt Dışına Çıkışa Engel Olur mu?
HAGB kararı tek başına yurt dışına çıkış yasağı anlamına gelmez. Çünkü ortada kesinleşmiş bir hapis cezası yoktur ve kişi hükümlü statüsünde değildir. Bu nedenle pasaport başvurusu yapabilir ve normal koşullarda yurt dışına çıkabilir.
Ancak dava süreci devam ederken mahkeme tarafından ayrıca bir adli kontrol kararı verilmişse (örneğin yurt dışı çıkış yasağı) bu durum farklıdır. Böyle bir yasak HAGB’den değil, soruşturma veya kovuşturma sürecindeki tedbir kararından kaynaklanır. Denetim süresi başladıktan sonra çoğu dosyada bu tür kısıtlamalar kaldırılır. Hukuken “yurt dışı çıkış yasağı” adında bağımsız bir kurum bulunmadığını, bunun CMK m.109/3-(a) kapsamında bir adli kontrol yükümlülüğü olduğunu da eklemek gerekir; ayrıntılar için yurt dışı çıkış yasağı nedir yazımıza bakabilirsiniz.
Çocuklarda HAGB ve Üç Yıllık Denetim Süresi
Çocuklar bakımından iki özel kural vardır. Birincisi süredir: 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.23/1 uyarınca denetim süresi üç yıldır. İkincisi, 8/8/2026 tarihli ve 7593 sayılı Kanun’la eklenen iki yeni fıkradır:
- 5395 m.23/2: Çocuk hakkında HAGB kararı verilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 5/A maddesinde düzenlenen yönlendirme tedbirlerinden uygun görülen biri veya birkaçı da denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanır. Bu tedbirler sosyal ve toplumsal hizmetler, dijital risklerden korunma, kitap ve kütüphane, çevreye saygı ve bağımlılık başlıkları altında düzenlenmiştir.
- 5395 m.23/3: Suçun işlenmesi nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın az olması hâlinde, çocuklar hakkında HAGB verilebilmesi için zararın giderilmesi şartı aranmayabilir.
İkinci fıkra özellikle önemlidir: yetişkinlerde mutlak olan “zararın tamamen giderilmesi” şartı, çocuklar bakımından mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Aynı Kanun’la 5395’in on beş maddesinde “suça sürüklenen çocuk” ibaresi “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirilmiştir.
HAGB Kararı Sonrası Haklar Geri Gelir mi?
Denetim süresi sorunsuz tamamlanıp dava düştüğünde kişi hukuken mahkûm sayılmaz. Bu durumun pratik sonucu şudur: Kişi ceza almamış kabul edilir ve sabıka kaydı oluşmaz. Aslında HAGB süresince de bir hak kaybı yaşanmaz; CMK m.231/5 gereği kurulan hüküm hiçbir hukuki sonuç doğurmadığı için TCK m.53’teki belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma da hiç devreye girmez.
Bu nedenle birçok kişi için HAGB, hayatın tamamen etkilenmesini önleyen bir hukuki mekanizma işlevi görür. Ancak özellikle kamu görevleri hedefleniyorsa kararın uzun vadeli etkileri yine de dikkatle değerlendirilmelidir — çünkü 7315 sayılı Kanun kapsamındaki arşiv araştırmasında kayıt görülebilmektedir.
HAGB kararı adli sicil kaydına işlemez ve özel sektörde çoğu zaman doğrudan engel oluşturmaz. Ancak kendisine mahsus sistemde tutulan kayıt, arşiv araştırması yapılan görevlerde değerlendirme konusu olabilir. İş hayatındaki etkisi, suçun türüne ve çalışılan sektöre göre değişir.
En önemli nokta şudur: HAGB bir mahkûmiyet değildir, ancak tamamen sonuçsuz bir karar da değildir. Özellikle kariyer planı kamu sektörüne yönelik olan kişiler için kararın uzun vadeli etkileri dikkatle değerlendirilmelidir.
HAGB kararı verilip verilmeyeceği, hangi şartların eksik kaldığı ve denetim süresindeki bir gelişmenin dosyayı nasıl etkileyeceği dosyaya özgü sorulardır. Süreci birlikte değerlendirmek isterseniz Ankara ceza avukatı sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
HAGB kararı e-Devlet’teki adli sicil kaydında görünür mü?
Hayır. HAGB kararı standart adli sicil (sabıka) kaydında yer almaz. Adli sicile 5352 sayılı Kanun m.4 uyarınca yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir. HAGB kararı, CMK m.231/13 uyarınca bunlara mahsus ayrı bir sisteme kaydedilir ve adli sicil arşiv kaydına da geçmez.
HAGB kararı özel sektörde işe girmeye engel olur mu?
Genellikle hayır. Özel sektör iş başvurularında istenen adli sicil belgesinde HAGB kararı görünmediği için çoğu durumda doğrudan bir engel oluşturmaz. Bununla birlikte, işin niteliği ve işverenin değerlendirmesi farklı sonuçlar doğurabilir.
HAGB kararı memur olmaya engel midir?
HAGB kararı tek başına memuriyete engel değildir. Ancak güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması yapılan bazı kamu görevlerinde suçun niteliği dikkate alınarak ayrıca değerlendirme yapılabilir. 657 sayılı Kanun m.48/A-5 “mahkûm olmamak” şartını arar; HAGB’de açıklanmış bir mahkûmiyet bulunmaz.
Denetim süresi içinde yeni bir suç işlenirse ne olur?
Denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi veya mahkemenin belirlediği yükümlülüklere uyulmaması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanabilir ve mahkûmiyetin hukuki sonuçları doğabilir. 7589 sayılı Kanun’la değişik CMK m.231/11 uyarınca mahkeme, yükümlülüğünü yerine getiremeyen sanıkta cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü de kurabilir.
HAGB kararı ile beraat kararı aynı hukuki sonucu doğurur mu?
Hayır. Beraat kararında mahkeme kişinin suç işlemediğine karar verirken, HAGB kararında suçun işlendiği yönünde hüküm kurulmasına rağmen hükmün açıklanması belirli bir süre ertelenir. Bu nedenle iki kararın hukuki sonuçları ve kişinin geleceğine etkileri farklıdır.
HAGB sabıka kaydında çıkar mı?
Hayır. Halk arasında sabıka kaydı denilen belge, adli sicil kaydıdır ve yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyetleri gösterir. HAGB kararı bu belgede yer almaz; belge “kayıt yoktur” biçiminde düzenlenir.
HAGB güvenlik soruşturmasında sorun olur mu?
Evet, çıkabilir. 7315 sayılı Kanun m.4/1-(ç), arşiv araştırmasının kapsamına CMK m.231/13 kapsamında alınan kararları açıkça dâhil etmiştir. Aynı Kanun’un 6. maddesi, araştırmayı yapan birimlerin bu kayıtları almaya yetkili olduğunu düzenler. Kaydın görülmesi tek başına olumsuz sonuç anlamına gelmez; veriler Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirilir.
Aynı kişiye iki kez HAGB verilir mi?
7589 sayılı Kanun’la değişik CMK m.231/8 uyarınca denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez. Denetim süresi dolup dava düştükten sonra işlenen bir suç bakımından ise kanunda böyle bir yasak bulunmamaktadır.
HAGB kaldırıldı mı?
Hayır, HAGB yürürlüktedir. Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2025 tarihli kararıyla CMK m.231’in 5-14. fıkraları iptal edilmiş, ancak iptalin yürürlüğü 30 Eylül 2026’ya bırakılmıştı. Bu tarihten önce, 16/7/2026 kabul tarihli 7589 sayılı Kanun’la (RG 31/7/2026) söz konusu fıkralar yeniden yazıldı ve kurum yürürlükte kaldı.
HAGB silah ruhsatı almaya engel mi?
Silah ruhsatı verilmesinde aranan şartlar 6136 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikte belirlenmiştir ve bu düzenlemeler kural olarak mahkûmiyet ölçütüne dayanır. HAGB’de açıklanmış bir mahkûmiyet bulunmadığı için kararın kendisi kanunen ruhsat engeli oluşturmaz. Buna karşılık başvuru sırasında yapılan araştırma, dosyaya ilişkin olguları kapsayabilir; bu nedenle sonuç, ruhsatı verecek idarenin somut değerlendirmesine bağlıdır.
HAGB avukatlığa engel mi?
1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.5, avukatlığa kabulde engel hâlleri sayarken belirli suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyet ölçütünü esas alır. HAGB’de kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmaz. Bununla birlikte aynı madde, “avukatlık mesleğine yaraşmayacak tutum ve davranışları çevresince bilinmiş olmak” gibi takdire dayalı bir engel hâli de içerdiğinden, başvuru barolar tarafından somut olarak değerlendirilir.
HAGB af kapsamında mıdır?
Af, kesinleşmiş bir mahkûmiyeti ya da açılmış bir davayı konu alır. HAGB’de açıklanmış bir mahkûmiyet olmadığı için genel af tartışmaları bu kararlar bakımından doğrudan sonuç doğurmaz. Denetim süresi ihlal edilip hüküm açıklanmışsa, o mahkûmiyet bakımından af hükümleri gündeme gelebilir. Genel af nedir yazımızda bu kavramlar ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
HAGB kararı para cezasına çevrilir mi?
Hayır. CMK m.231/7 açıktır: açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. Bunun sebebi, zaten açıklanmayan ve hiçbir sonuç doğurmayan bir cezanın ayrıca çevrilmesine gerek bulunmamasıdır. Erteleme ve seçenek yaptırıma çevirme ancak denetim süresi ihlal edilip hüküm açıklanırken, m.231/11 kapsamında gündeme gelebilir.
HAGB kararı için tali karar fişi düzenlenir mi?
Adli sicile kayıt, mahkemelerce düzenlenen ceza fişleri üzerinden yürür. HAGB kararı adli sicile kaydedilecek bir mahkûmiyet oluşturmadığı için sicil kaydı doğurmaz; kayıt CMK m.231/13 ve 5352 m.6/1 uyarınca ayrı sisteme yapılır. Bu nedenle e-Devlet adli sicil sorgulamasında herhangi bir kayıt görünmez.
Taksirle yaralama veya ölümlü trafik kazasında HAGB verilebilir mi?
CMK m.231/14’teki kapsam dışı suçlar arasında taksirli suçlar sayılmamıştır; dolayısıyla bu suçlarda HAGB’nin önü kanunen kapalı değildir. Belirleyici olan, indirimler sonrasında hükmolunan cezanın iki yıl veya altında kalması ve zararın giderilmesi dâhil diğer şartların gerçekleşmesidir. Ölümlü kazalarda ceza miktarları ve uygulama için ölümlü trafik kazası cezası kaç yıl yazımıza bakabilirsiniz.
HAGB kararı tekerrüre esas olur mu?
Hayır. TCK m.58 anlamında tekerrür, önceki bir mahkûmiyetin kesinleşmiş olmasını gerektirir. HAGB’de hüküm açıklanmadığı için tekerrüre esas alınacak bir mahkûmiyet doğmaz. Denetim süresi ihlal edilir ve hüküm açıklanıp kesinleşirse, bu mahkûmiyet sonraki suçlar bakımından tekerrüre esas olabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Her dosya kendi delillerine, karar tarihine ve somut şartlarına göre değerlendirilir; adım atmadan önce dosyanızı bir avukatla birlikte incelemeniz yerinde olur.