Ceza Hukuku

Çerçeve Yasa Nedir? Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme Kanunu Kimleri Kapsıyor?

Çerçeve Yasa Nedir? Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme Kanunu Kimleri Kapsıyor

Çerçeve yasa, kamuoyunda bu adla konuşulan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanunun kısa adıdır ve bir af kanunu değildir. On iki maddeden oluşan düzenleme, PKK/KCK’nın fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolündeki silah ile mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, bu tespitin Millî Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilip Resmî Gazete’de yayımlanması şartına bağlı olarak; devam eden soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesini, kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin ise infazının ertelenmesini düzenler. Suçun hukuki niteliği değişmez, mahkûmiyet hükmü ortadan kalkmaz, dosya yok edilmez.

Makale İçeriği

Teklif 5 Ağustos 2026’da TBMM Başkanlığına sunuldu, 8 Ağustos’ta Adalet Komisyonundan geçti ve 10 Ağustos 2026’da Genel Kurulda 468 kabul, 88 ret, 6 çekimser oyla kabul edildi. Buradaki en kritik ayrım, kanunun yürürlüğe girmesi ile hükümlerinin uygulanabilir hâle gelmesinin iki ayrı tarih olmasıdır; ikisini karıştıran her yorum yanlış sonuç verir.

Ana hatlarıyla

Çerçeve yasa, şarta bağlı bir erteleme mekanizması kurar; ceza mahkûmiyetlerini silmez.

  • Kapsam: PKK/KCK’yı kurma-yönetme, üye olma, bilerek isteyerek yardım etme, propaganda ile bu örgütün faaliyeti kapsamında ve lehine işlenen suçlar.
  • Kapsam dışı: Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme ve 1 Haziran 2005’ten önce işlenen müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbetlik suçlar.
  • Süre: Üst sınırı 15 yıl ve altındaki suçlarda 5 yıl, üzerindekilerde 10 yıl erteleme.
  • Şart: Millî Güvenlik Kurulu kararı Resmî Gazete’de yayımlanmadan tek bir erteleme kararı verilemez.
  • Başvuru: O karardan sonra 6 ay içinde, bulunulan yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına yazılı bildirim.

Çerçeve Yasa Nedir, Hangi Kanunun Adıdır?

Çerçeve yasa, resmî adı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun olan düzenlemenin kamuoyundaki kısaltılmış adıdır. “Çerçeve” nitelemesi, metnin ayrıntılı bir usul kanunu değil, sürecin hukuki iskeletini kuran bir yapı olmasından gelir: kanun kimin hangi şartla, hangi merciye başvuracağını ve hangi kararın verileceğini belirler; uygulamanın ayrıntısını ise kurulacak Kurula, İçişleri ve Millî Savunma bakanlıklarına ve genel ceza muhakemesi hükümlerine bırakır.

Metnin dayandığı siyasi süreç kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” başlığıyla anılıyor. TBMM bünyesinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 2025 Ağustosunda başlayan çalışmasını 2026 Şubatında ortak nihai raporla tamamladı; kanun teklifi bu raporun yasal karşılığı olarak hazırlandı ve farklı partilerden 360’ı aşkın milletvekilinin imzasıyla sunuldu.

Teklifin ilk imzacıları düzenlemenin bir af olmadığını, suçun niteliğini değiştirmediğini ve mahkûmiyeti ortadan kaldırmadığını vurguladı. Bu yalnızca siyasi bir nitelendirme değil, metnin kendi kurgusunun sonucudur: erteleme kararı verilen dosyada deliller muhafaza ediliyor, dava zamanaşımı işlemiyor, kayıt tutuluyor ve süre içinde yeni bir terör suçu işlenirse süreç kaldığı yerden devam ediyor.

Çerçeve Yasa Ne Zaman Yürürlüğe Girecek? İki Ayrı Eşik Var

Çerçeve yasa iki ayrı eşikle işler ve haberlerde en çok karıştırılan nokta budur. Birinci eşik kanunun yürürlüğüdür: metnin 11. maddesi “Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer” der, yani Resmî Gazete’de yayımlandığı gün yürürlüğe girer. İkinci eşik hükümlerin uygulanabilirliğidir: 3. ve 6. maddelerdeki erteleme mekanizması, Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını şart koşar.

Pratik sonuç şudur: kanun yürürlüğe girse bile, MGK kararı yayımlanana kadar hiçbir savcılık erteleme kararı veremez, hiçbir infaz hâkimi infazı erteleyemez ve başvuru için öngörülen altı aylık süre başlamaz. Kanunun yürürlüğe girmesiyle fiilen başlayan tek şey 7. maddedeki Kurulun oluşturulmasıdır; Kurul, “Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben” kurulur.

Kanun Resmî Gazete’de yayımlandı mı?

Bu yazının güncellendiği 11 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla kanun Resmî Gazete’de yayımlanmış değildi; aynı gün yayımlanan 33337 sayılı Resmî Gazete’nin Yasama Bölümünde bu kanun yer almıyordu. Anayasa’nın 89. maddesine göre Cumhurbaşkanı, TBMM’ce kabul edilen kanunları on beş gün içinde yayımlar; yayımlanmasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları ise gerekçesiyle birlikte aynı süre içinde bir daha görüşülmek üzere Meclise geri gönderir.

Kanunun yayımlanıp yayımlanmadığını herkes doğrudan kaynağından kontrol edebilir. Günlük sayılar Resmî Gazete’nin resmî sitesinde ücretsiz yayımlanır; kanun metinleri yayımdan sonra Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden numarasıyla aranabilir. Yayım tarihi, ilerideki bütün süre hesaplarının çıkış noktası olduğu için not edilmeye değer.

AşamaHukuki karşılığıNe başlar?
TBMM’de kabul (10.08.2026)Yasama süreci tamamlanırCumhurbaşkanının 15 günlük süresi
Resmî Gazete’de yayımKanun yürürlüğe girer (m.11)Kurulun oluşturulması (m.7)
MGK kararının yayımıErteleme hükümleri uygulanabilir olur (m.3, m.6)6 aylık başvuru süresi (m.9)
Başvuru + kararSavcılık, mahkeme veya infaz hâkimi karar verir5 veya 10 yıllık erteleme süresi

Çerçeve Yasa Af mı, Erteleme mi?

Çerçeve yasa hukuken af değildir, çünkü affın Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanmış sonuçlarını doğurmaz. TCK’nın 65. maddesine göre genel af hâlinde kamu davası düşer ve hükmolunan cezalar bütün neticeleriyle birlikte ortadan kalkar; özel afta ise ceza kısaltılabilir veya infazına son verilebilir, fakat cezaya bağlı hak yoksunlukları etkisini sürdürür. Çerçeve yasada ne kamu davası düşer ne de mahkûmiyet ortadan kalkar; yalnızca süreç durdurulur ve süre sonunda belirli sonuçlara bağlanır.

Bu tercihin arkasında sayısal bir gerekçe de var. Anayasa’nın 87. maddesi genel ve özel af ilanını TBMM üye tam sayısının beşte üç çoğunluğuna, yani 600 üyelik Meclis için 360 oya bağlar. Kanun 468 oyla kabul edildiğine göre, af çıkarmaya yetecek çoğunluk fiilen mevcuttu. Buna rağmen af yolu seçilmedi; mahkûmiyeti ayakta bırakan, geri alınabilir ve şarta bağlı bir erteleme modeli tercih edildi. Genel af, özel af ve kısmi af arasındaki farkları ayrıntısıyla ele aldığımız genel af nedir başlıklı yazımız bu karşılaştırma için başvurulabilecek bir kaynaktır.

Aradaki fark teorik değil, çok somuttur. Af çıksaydı adli sicil kaydı silinir, hak yoksunlukları kalkar ve dosya kapanırdı. Erteleme modelinde ise mahkûmiyet hükmü ayakta kalır, dosya ve deliller saklanır, hak yoksunlukları kendiliğinden sona ermez ve erteleme süresi içinde terör suçlarından biri işlenirse verilen karar kaldırılarak süreç devam eder.

KarşılaştırmaGenel af (TCK m.65/1)Özel af (TCK m.65/2-3)Çerçeve yasa ertelemesi
Kamu davasıDüşerDevam ederErtelenir, süre sonunda düşme veya KYOK
Mahkûmiyet hükmüBütün sonuçlarıyla kalkarAyakta kalırAyakta kalır, infazı ertelenir
Hak yoksunluklarıKalkarDevam ederAncak Kurulun talebi ve bekleme süresiyle kalkabilir
Geri alınabilir mi?HayırHayırEvet — süre içinde terör suçu işlenirse kaldırılır
Dosya ve delillerHükmü ortadan kalkarDosyada kalırErteleme süresince muhafaza edilir

Çerçeve Yasa Kimleri ve Hangi Suçları Kapsıyor?

Kanunun 1. maddesinin ikinci fıkrası kapsamı sayarak belirler: PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma, bilerek ve isteyerek yardım etme, örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ve bu örgüt lehine işlenen, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’da düzenlenen suçlar. Kapsam örgüt adıyla sınırlıdır; başka bir terör örgütüne ilişkin dosyalar bu kanundan yararlanamaz.

Sayılan fiillerin ceza kanunlarındaki karşılıkları da bellidir. Terör örgütü kurma, yönetme ve üye olma, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7. maddesinin göndermesiyle Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesine göre cezalandırılır: kuran veya yöneten için 10-15 yıl, üye için 5-10 yıl hapis. Örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, TCK’nın 220/7. maddesi uyarınca örgüt üyesi gibi cezalandırılır. Propaganda suçu ise 3713 sayılı Kanun’un 7/2. maddesinde 1-5 yıl hapis olarak düzenlenmiştir.

Kapsamın hem yurt içindeki hem yurt dışındaki kişileri ilgilendirdiği açıktır; kanun coğrafi bir sınır koymaz, başvuru şartı koyar. Cezaevinde hükümlü ya da tutuklu olanlar, hakkında soruşturma yürütülenler, kaçak veya firari sayılanlar ve yurt dışında bulunanlar aynı hükümlere tabidir. Ortak şart, 9. maddedeki altı aylık süre içinde yazılı bildirimde bulunulmasıdır.

Kapsam dışında kalan iki suç grubu

Metin iki istisna tanımlar. Birincisi, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçudur; bu suç bakımından tarih sınırı yoktur, hangi yıl işlenmiş olursa olsun kapsam dışındadır. İkincisi, 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet hapis ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardır.

Burada yaygın bir yanlış anlama var: “müebbet cezası alanlar kapsam dışı” şeklindeki genelleme metne uymuyor. İstisna, müebbetlik suçların tamamını değil, yalnızca 1 Haziran 2005’ten önce işlenmiş olanlarını dışarıda bırakıyor. Bu tarihten sonra işlenmiş, kasten öldürme niteliğinde olmayan ve müebbet gerektiren suçlar — örneğin devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçu — metnin lafzına göre kapsam içinde kalıyor ve on yıllık erteleme grubuna giriyor.

Ayrıca 5. ve 6. maddelerdeki kayıt ve kaldırma hükümleri gereği, erteleme süresi içinde terör suçlarından biri işlenirse kişi bu düzenlemenin dışına düşer. Yani kapsam yalnızca suç tipiyle değil, erteleme süresi boyunca sürdürülen davranışla da belirlenir.

1 Haziran 2005 tarihi neden sınır olarak seçildi?

1 Haziran 2005, yürürlükteki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihtir. Bu tarihten önce işlenen fiiller 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu dönemine aittir ve o dönemde verilmiş ölüm cezaları, 2002 ve 2004 yılındaki kanun değişiklikleriyle ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüştür.

3713 sayılı Kanun’un 17. maddesinin son fıkrası, ölüm cezası bu şekilde dönüştürülen terör hükümlüleri ile ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm terör hükümlülerinin koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamayacağını, bu cezanın ölünceye kadar devam edeceğini açıkça söyler. Çerçeve yasanın seçtiği tarih sınırı, bu en ağır infaz rejimine tabi grubu bilinçli olarak dışarıda bıraktığını gösterir.

Bu ayrımın pratik anlamı büyüktür: aynı hukuki nitelikteki iki dosya, yalnızca fiilin tarihi yüzünden farklı sonuç doğurabilir. Dosyanın kapsama girip girmediği değerlendirilirken suç tarihinin iddianamede ve hükümde nasıl tespit edildiği, zincirleme veya kesintisiz suç bulunup bulunmadığı belirleyici olur.

Erteleme Süresi 5 Yıl mı 10 Yıl mı, Nasıl Hesaplanıyor?

Erteleme süresi, suçun cezasının üst sınırına göre ikiye ayrılır. Soruşturma ve kovuşturmalarda ölçüt suçun gerektirdiği cezanın üst sınırıdır: üst sınırı on beş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlarda erteleme beş yıl, on beş yıldan fazla hapis ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda on yıldır. İnfazın ertelenmesinde ise ölçüt hükmedilen ceza miktarıdır: toplam on beş yıl ve altı için beş yıl, üzeri için on yıl.

Bu noktada uygulamada tartışılacak teknik bir soru var. Terör örgütü suçlarında 3713 sayılı Kanun’un 5. maddesi cezaların yarı oranında artırılmasını öngörür. Üst sınır hesabında bu artırımın dikkate alınıp alınmayacağı kanunda açıkça yazmıyor. Örgüt üyeliğinde sonuç değişmez; TCK 314/2’deki 10 yıllık üst sınır artırımla 15 yıla çıkar ve her iki okumada da beş yıllık gruba girer. Fark, örgüt kurma ve yönetme suçunda ortaya çıkar: 15 yıllık üst sınır artırımsız okunursa beş yıllık gruba, artırımla 22,5 yıl olarak okunursa on yıllık gruba düşer.

Aşağıdaki tablo, sık karşılaşılan suç tipleri için kanunun lafzından çıkan sonuçları gösteriyor. Tablodaki değerler kanun maddelerindeki ceza aralıklarına dayanıyor; somut dosyada takdiri indirim, teşebbüs, iştirak ve içtima kuralları sonucu değiştirebilir.

SuçKanuni ceza aralığıÜst sınırErteleme süresi
Silahlı terör örgütüne üye olma (TCK m.314/2)5-10 yıl10 yıl (artırımla 15 yıl)5 yıl
Örgüte bilerek isteyerek yardım (TCK m.220/7)Üye gibi, 1/3’e kadar indirimli15 yılı aşmaz5 yıl
Örgüt propagandası (3713 m.7/2)1-5 yıl5 yıl (basın yoluyla 7,5 yıl)5 yıl
Terörizmin finansmanı (6415 m.4/1)5-10 yıl10 yıl5 yıl
Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme (TCK m.314/1)10-15 yıl15 yıl (artırımla 22,5 yıl)5 veya 10 yıl (tartışmalı)
1.6.2005 sonrası müebbetlik suçlar (kasten öldürme hariç)Müebbet / ağırlaştırılmış müebbet10 yıl

Soruşturma ve Kovuşturma Ertelenirse Dosya Kapanıyor mu?

Erteleme kararıyla dosya kapanmaz, beklemeye alınır. Kanun üç güvence kurar: erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemez, suçun ispatına yarayan deliller erteleme süresince muhafaza edilir ve verilen kararlar kendine mahsus bir sisteme kaydedilir. Yani beş veya on yılın sonunda dosyanın yeniden canlandırılabilmesi için gereken her şey saklı tutulur.

Zamanaşımının durması, düzenlemenin belki de en az konuşulan fakat en belirleyici ayrıntısıdır. TCK’nın 66. maddesine göre beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis gerektiren suçlarda dava zamanaşımı on beş yıldır. Erteleme süresince bu saat durduğu için, örneğin on yıllık erteleme alan bir dosyada zamanaşımı savunması on yıl geriye kaymış olur. Erteleme, zamanla dosyanın kendiliğinden düşmesini sağlayan bir yol değildir.

Süre sorunsuz geçerse sonuç kesindir: soruşturma aşamasındaki dosyada kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasındaki dosyada düşme kararı verilir. Bu kararlar bir beraat hükmü değildir; suçun işlenmediğini değil, kanunun aradığı sürenin yeni suç işlenmeden geçtiğini tespit eder.

Cezaevindeki Hükümlünün İnfazı Nasıl Ertelenecek?

Kesinleşmiş mahkûmiyetlerde yetkili merci infaz hâkimidir. Kanunun 6. maddesine göre toplam on beş yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların cezalarının infazı beş yıl, on beş yıldan fazla hapis ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezasına mahkûm olanların infazı on yıl süreyle ertelenir. Karar infaz hâkiminin kararıyla verilir ve bu karara karşı itiraz yolu açıktır.

Erteleme süresi içinde ceza zamanaşımı da işlemez ve müsadere kararlarının yerine getirilmesi engellenmez. Süre yeni bir terör suçu işlenmeden geçerse verilen ceza infaz edilmiş sayılır; bu, cezanın silinmesi değil, tamamlanmış kabul edilmesidir. Erteleme kararlarının takibini Cumhuriyet başsavcılıkları yürütür.

Bu mekanizmayı mevcut infaz rejimiyle karşılaştırmak farkı görünür kılar. 3713 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca terör suçlarında koşullu salıverilme oranı dörtte üçtür; süreli hapis cezasına mahkûm bir terör hükümlüsü normal şartlarda cezasının dörtte üçünü infaz kurumunda çeker. Cezaların ne kadarının fiilen yatıldığını genel kurallarıyla anlattığımız hapis cezası alan ne kadar yatar yazımız ile müebbet hükümlülerin infaz süresini ele alan müebbet hapis cezası alan kaç yıl yatar yazımız bu karşılaştırma için elverişlidir; kendi dosyanızdaki süreleri infaz hesaplama aracımızla deneyebilirsiniz.

Tutukluluk Kalkacak mı, İstinaf ve Yargıtay’daki Dosyalar Ne Olacak?

Kanunun 4. maddesi koruma tedbirlerini ayrıca düzenler. Erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı uygulanan tutuklama ve adli kontrol tedbirleri; dosyanın bulunduğu evredeki yetkili hâkim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay’ın ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir ve koşulların bulunması hâlinde kaldırılmasına karar verilir.

Buradaki ifade otomatik bir tahliye vaadi içermez. Metin “koşullarının bulunması hâlinde” diyerek değerlendirmeyi yargı merciine bırakır; yani her dosyada ayrı bir inceleme yapılacak, tedbirin devamını gerektiren bir sebep varsa kaldırılmayabilecektir. Tedbir kararlarının kaldırılması ile erteleme kararının verilmesi de birbirinden ayrı işlemlerdir.

Kanun yolu aşamasındaki dosyalar için ise özel bir çözüm getirilmiştir: istinaf veya temyiz incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilir. Böylece dosya, erteleme kararını verebilecek olan ilk derece mahkemesine döner. Bozmanın burada bir hukuka aykırılık tespiti değil, usuli bir yol açma işlevi gördüğünü belirtmek gerekir. İstinaf ve temyiz aşamasının genel işleyişini mahkeme kararının bir üst mahkemeye taşınması yazımızda ayrıntılı olarak açıkladık.

Erteleme Kararı Adli Sicile İşler mi, Sabıka Kaydında Görünür mü?

Kanunun 5. maddesi erteleme kararlarının adli sicile değil, bunlara mahsus ayrı bir sisteme kaydedileceğini söyler. Bu kayıtların kullanımı da sınırlıdır: yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde ve yalnızca erteleme süresinde yeni suç işlenip işlenmediğinin denetimi amacıyla kullanılabilir.

Bu düzenleme, erteleme kararının kurumlar arası genel bir sorgulama kalemi hâline gelmesini engellemeyi amaçlıyor. Buna karşılık, erteleme kararı verilmeden önce kesinleşmiş bir mahkûmiyet varsa o mahkûmiyetin adli sicildeki kaydı ayakta kalır; kanun mahkûmiyeti ortadan kaldırmadığı için sicil kaydını da kendiliğinden silmez.

Adli sicil ve arşiv kaydının hangi hâllerde silineceği, kimlerin görebileceği ayrı bir mevzuata tabidir. Bu konudaki genel kuralları adli sicil arşiv kaydı ne zaman silinir ve adli sicil arşiv kaydını kimler görebilir yazılarımızda ele aldık; kamu görevine giriş, ruhsat ve güvenlik soruşturması süreçlerinde belirleyici olan da çoğu zaman bu kayıtlardır.

Hak Yoksunlukları Ne Zaman Kalkar, Memuriyet ve Seçilme Hakkı Geri Gelir mi?

Hak yoksunlukları kendiliğinden kalkmaz; kalkması için ayrı bir talep ve bekleme süresi gerekir. TCK’nın 53. maddesi, kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak kişiyi kamu görevi üstlenmekten, TBMM üyeliğinden, seçme ve seçilme ehliyetinden, vakıf-dernek-sendika-siyasi parti yöneticiliğinden ve izne tabi bazı meslekleri icra etmekten yoksun bırakır.

Çerçeve yasanın 7. maddesinin dördüncü fıkrası bu yoksunlukların kaldırılması için bir yol açar. Soruşturma ve kovuşturmalardan doğan hak yoksunluğunun kaldırılması sulh ceza hâkimliğinden veya mahkemeden, mahkûmiyet hükümlerinden doğanınki infaz hâkimliğinden talep edilir. Ancak talep sahibi kişi değildir: talebi Kurul yapar ve yalnızca gerekli gördüğü hâllerde yapar. Kararlara karşı itiraz yolu açıktır.

Ayrıca bekleme süresi vardır. Mahkûmiyetten doğan hak yoksunlukları bakımından talepte bulunulabilmesi için beş yıllık erteleme kararlarında kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl, on yıllık erteleme kararlarında üç yıl geçmiş olmalıdır. Metinde ayrıca bir siyaset yasağı düzenlenmemiştir; siyasi hakların akıbetini belirleyecek olan TCK 53’ün genel rejimi ve bu fıkradaki kaldırma mekanizmasıdır. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumunun genel işleyişini memnu hakların iadesi yazımızda inceledik.

Başvuru Nasıl ve Nereye Yapılacak, Altı Aylık Süre Ne Zaman Başlar?

Kanunun 9. maddesi tek cümlelik ama belirleyici bir kural koyar: hükümler, MGK kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını takip eden altı ay içinde, bu kanundan yararlanmak istediğini bulunduğu yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır. Başvuru bir usul formalitesi değil, yararlanmanın maddi şartıdır.

Sürenin başlangıcı kanunun yayım tarihi değil, MGK kararının yayım tarihidir. Bu ayrımı gözden kaçırıp süreyi kanunun yürürlük tarihinden hesaplamak, en ciddi hak kaybı riskini doğurur. Aynı şekilde başvurunun yazılı olması arandığı için sözlü beyanla yetinilmesi güvenli değildir; başvurunun tarihini ve içeriğini ispatlayacak bir kayıt bırakılması önemlidir.

Başvuru mercii “bulunulan yer” ölçütüne göre belirlendiği için, dosyanın hangi ilde görüldüğünden bağımsız olarak kişinin fiilen bulunduğu yerdeki başsavcılığa başvurulabilmesi öngörülüyor. Kurulun görevlendireceği kurumların hangileri olacağı ise kanun yürürlüğe girdikten sonra netleşecek bir konudur; bu nedenle başvuru kanalının resmî duyuruyla teyit edilmesi yerinde olur.

Erteleme Süresinde Yeniden Suç İşlenmesi Hâli

Erteleme koşulludur ve koşulun ihlali sonuçlarını doğurur. Soruşturma ve kovuşturmanın ertelendiği hâllerde, erteleme süresi içinde terör suçlarından biri işlenirse erteleme kararı kaldırılır ve süreç devam eder. Mahkûmiyet hâlinde verilen cezanın infazı da artık ertelenemez ve mahkûmiyet hükmü bütün sonuçlarını doğurur.

İnfazın ertelendiği hâllerde de tablo aynıdır: infaz hâkimi erteleme kararını kaldırır ve cezanın infazının devamına karar verir. Ölçütün “herhangi bir suç” değil “terör suçları” olarak belirlendiğine dikkat edilmelidir; hangi fiillerin terör suçu sayıldığı 3713 sayılı Kanun’un 3. ve 4. maddelerinde sayılmıştır.

Erteleme kaldırıldığında devreye giren genel kurallar da hafife alınmamalıdır. TCK’nın 58. maddesi, örgüt mensubu suçlular hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına hükmedileceğini düzenler; bu rejimin ne anlama geldiğini mükerrirlere özgü infaz rejimi nedir yazımızda açıkladık.

Malvarlığı, Müsadere ve Mağdurların Tazminat Hakkı

Erteleme, malvarlığına ilişkin sonuçları ortadan kaldırmaz. Kanunun 3. maddesi, müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verileceğini ve bunların Hazineye irat kaydedileceğini öngörür. 6. maddede de infazın ertelenmesinin müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemeyeceği ayrıca yazılıdır.

Müsaderenin kapsamı TCK’nın 54 ve 55. maddelerinden gelir: suçun işlenmesinde kullanılan veya suçtan meydana gelen eşya ile suçun işlenmesiyle elde edilen maddi menfaatler ve bunların dönüşmüş hâlleri müsadereye tabidir. Yani örgütsel faaliyetle bağlantılı ekonomik değerler bakımından düzenleme bir kolaylık değil, aksine kesin bir tasfiye sonucu getiriyor.

Mağdurların hukuk yolu bakımından ise metinde bir kısıtlama bulunmuyor. Ceza dosyasında verilen erteleme kararı, mağdurun maddi ve manevi tazminat talebiyle hukuk mahkemesinde dava açma hakkını kendiliğinden sona erdirmez; ceza yargılamasının ertelenmiş olması, haksız fiile dayalı tazminat davasının şartlarını değiştirmez. Devletin terör eylemlerinden doğan zararların karşılanmasına ilişkin ayrı mevzuatı da yürürlüktedir.

Çerçeve Yasa ile 12. Yargı Paketi Aynı Düzenleme mi, Adi Suçlulara Af Var mı?

İkisi ayrı düzenlemelerdir ve kapsamları örtüşmez. 12. Yargı Paketi, on üç kanunda değişiklik yapan ve 31 Temmuz 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan bir paket kanundur; çerçeve yasa ise tek konulu, on iki maddelik özel bir kanundur. Paketin getirdiklerini ayrıntısıyla 12. Yargı Paketi neler getirdi yazımızda inceledik.

Çerçeve yasanın adi suçlarla ilgisi yoktur. Kapsam maddesi PKK/KCK bağlantılı suçlarla sınırlı olduğundan; hırsızlık, dolandırıcılık, uyuşturucu, trafik, yaralama gibi suçlardan hüküm giymiş kişiler bu kanundan yararlanamaz. Cezaevindeki bir yakını için genel af bekleyenler bakımından bu kanun bir değişiklik getirmiyor; af beklentisinin hukuki karşılığını 12. Yargı Paketi ve genel af yazımızda ele almıştık.

Aynı günlerde TBMM’de kabul edilen bir başka düzenleme daha var ve haberlerde sık sık bu kanunla karıştırılıyor: şehit aileleri ile gazilerin aylık ve sosyal haklarını iyileştiren kanun. O düzenleme ayrı bir tekliftir ve 10 Ağustos 2026’da ayrı bir oylamayla kabul edilmiştir; çerçeve yasanın on iki maddesi içinde şehit ailelerine ilişkin bir hüküm bulunmaz.

Çerçeve Yasa Anayasa Mahkemesine Götürülebilir mi?

Yürürlüğe girmiş her kanun gibi bu kanun da Anayasa Mahkemesi denetimine açıktır. Anayasa’nın 148. maddesi kanunların şekil ve esas bakımından Anayasa’ya uygunluğunun denetlenmesini düzenler; 151. maddeye göre doğrudan iptal davası açma hakkı, kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren altmış gün sonra düşer. Şekil bozukluğuna dayalı iptal davası içinse süre yalnızca on gündür.

Doğrudan dava dışında, derdest bir dosyada tarafın Anayasa’ya aykırılık iddiasını ileri sürmesi ve mahkemenin bu iddiayı ciddi görmesi hâlinde itiraz yoluyla da denetim mümkündür. Ayrıca Anayasa’nın 153. maddesine göre iptal kararları geriye yürümez ve iptal hükmünün yürürlüğü bir yıla kadar ertelenebilir.

Metnin tartışmaya açık yönleri arasında, bir kanunun uygulanabilirliğinin Millî Güvenlik Kurulu kararına bağlanması da bulunuyor. Anayasa’nın 118. maddesi MGK’nın millî güvenlik siyasetine ilişkin tavsiye kararları aldığını ve bu kararların Cumhurbaşkanınca değerlendirileceğini söyler. Nitelikleri gereği Resmî Gazete’de yayımlanması olağan olmayan bu kararlara kanunla özel bir yayım ve şart işlevi yüklenmesi, uygulamada ve doktrinde tartışılacak bir yapıdır.

Uygulamanın Takibi: Kurul ve İzleme Komisyonu

Kanunun 7. maddesi iki ayrı yapı kurar. Birincisi, uygulamanın takibi ve değerlendirilmesiyle görevli Kuruldur: Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Millî Savunma bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden oluşur. Kurulun sekretarya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğince yürütülür.

İkincisi TBMM Başkanlığınca kurulacak İzleme Komisyonudur. Komisyon kanun kapsamındaki faaliyetleri izler ve tavsiyelerde bulunabilir; Kurul da çalışmaları hakkında TBMM’yi düzenli olarak bilgilendirir. Bu iki yapı, sürecin idari ayağı ile yasama denetimini birbirinden ayırma amacı taşıyor.

Kurulun yetkileri yalnızca gözlemle sınırlı değil. MGK kararının yayımından sonra işlenmiş sayılan fiiller bir yana, o karardan önce işlenmiş kapsam içi suçlardan dolayı sonradan başlatılacak soruşturmaların yapılması Kurulun iznine bağlıdır. Kurul ayrıca hak yoksunluklarının kaldırılmasını talep edebilir, alt komisyonlar oluşturabilir ve gerekli gördüğünde adli, idari ve yasal düzenleme talebinde bulunabilir. Kanunun 10. maddesinin ikinci fıkrası ise bu kapsamda görev yapanların görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğunun doğmayacağını hükme bağlar.

Dosyanız Kapsama Girebilir Diye Düşünüyorsanız Sıradaki Adım

Şu aşamada yapılabilecek en yararlı iş, dosyanın hangi maddeden ve hangi suç tarihiyle işlendiğini net biçimde tespit etmektir. Kapsam değerlendirmesinde belirleyici olan üç veri var: suçun kanuni tanımı ve cezasının üst sınırı, fiilin işlendiği tarih ve dosyanın bulunduğu aşama. Bu üçü olmadan yapılan her yorum tahminden ibaret kalır.

İkinci adım takvimi kurmaktır. Kanunun yayımı, MGK kararının yayımı ve altı aylık başvuru penceresi birbirini izleyen ayrı tarihlerdir; UYAP üzerinden dosya hareketlerinin ve tebligatların takip edilmesi, sürenin kaçırılmaması bakımından belirleyici olur. Tutukluluk veya adli kontrol varsa, 4. madde kapsamındaki değerlendirmenin yapılıp yapılmadığı ayrıca izlenmelidir.

Sürecin ceza muhakemesi tarafı — başvurunun içeriği, erteleme kararına itiraz, tedbirlerin kaldırılması talebi ve kanun yolu aşamasındaki dosyanın akıbeti — dosyaya özel bir değerlendirme gerektirir. Büromuzun Ankara ceza avukatı çalışma alanı sayfasında bu konudaki hizmet kapsamımızı görebilir, dosyanızın durumunu görüşmek için randevu talep edebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Çerçeve yasa nedir?

Çerçeve yasa, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un kamuoyundaki kısa adıdır. PKK/KCK’nın fiilî varlığına son verdiğinin ve silahlarını teslim ettiğinin tespit edilip Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanması şartıyla, kapsamdaki soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesini ve mahkûmiyetlerin infazının ertelenmesini düzenleyen on iki maddelik kanundur.

Çerçeve yasa Meclis’ten geçti mi?

Evet. Teklif 10 Ağustos 2026’da TBMM Genel Kurulunda 468 kabul, 88 ret ve 6 çekimser oyla kabul edildi. Kabul, yasama sürecinin tamamlanması anlamına gelir; kanunun yürürlüğe girmesi için Cumhurbaşkanınca yayımlanması gerekir.

Çerçeve yasa ne zaman yürürlüğe girer?

Kanunun 11. maddesi yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğini söyler; yani Resmî Gazete’de yayımlandığı gün yürürlüğe girer. Anayasa’nın 89. maddesine göre Cumhurbaşkanı kabul edilen kanunları on beş gün içinde yayımlar ya da gerekçesiyle Meclise geri gönderir.

Kanun yürürlüğe girince erteleme kararları hemen verilir mi?

Hayır. Erteleme hükümleri, örgütün fiilî varlığına son verdiğinin ve silahlarını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ile bu tespiti teyit eden Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını şart koşar. Bu karar yayımlanmadan erteleme kararı verilemez ve başvuru süresi başlamaz.

Çerçeve yasa af mıdır?

Hayır. Genel afta kamu davası düşer ve cezalar bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar; çerçeve yasada ise mahkûmiyet hükmü ayakta kalır, dosya ve deliller saklanır, dava ve ceza zamanaşımı işlemez ve erteleme süresi içinde terör suçu işlenirse karar kaldırılır.

Çerçeve yasa hangi suçları kapsıyor?

PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma, bilerek ve isteyerek yardım etme, örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’daki suçları kapsar.

Hangi suçlar kapsam dışında kaldı?

İki grup dışarıda bırakıldı: örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet hapis ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar. Bu tarihten sonra işlenmiş müebbetlik suçlar, kasten öldürme niteliğinde değilse metnin lafzına göre kapsam içindedir.

Erteleme süresi ne kadar?

Soruşturma ve kovuşturmalarda, üst sınırı on beş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlarda beş yıl; on beş yıldan fazla hapis ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda on yıldır. İnfazın ertelenmesinde ölçüt hükmedilen cezadır: toplam on beş yıl ve altında beş yıl, üzerinde on yıl.

Başvuru nereye ve ne kadar sürede yapılacak?

Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren altı ay içinde, bulunulan yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirimde bulunulması gerekir. Süre kanunun yayım tarihinden değil, MGK kararının yayım tarihinden işler.

Cezaevindeki hükümlü tahliye olur mu?

Kapsama giren hükümlüler bakımından cezanın infazı infaz hâkiminin kararıyla beş veya on yıl süreyle ertelenir. Tutuklu ve adli kontrol altındaki kişilerde ise tedbirler yetkili merci tarafından değerlendirilir ve koşulları varsa kaldırılır; kanun otomatik bir tahliye öngörmez.

Erteleme süresi sorunsuz geçerse ne olur?

Soruşturma veya kovuşturma ertelenmişse kovuşturmaya yer olmadığına ya da düşme kararı verilir. İnfazı ertelenmiş hükümlerde ise ceza infaz edilmiş sayılır. Bu kararlar beraat anlamına gelmez; kanunun aradığı sürenin yeni terör suçu işlenmeden geçtiğini tespit eder.

Erteleme kararı sabıka kaydında görünür mü?

Erteleme kararları adli sicile değil, kendilerine mahsus ayrı bir sisteme kaydedilir ve yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak savcı, hâkim veya mahkeme istediğinde kullanılabilir. Önceden kesinleşmiş bir mahkûmiyet varsa onun adli sicildeki kaydı ayrıca değerlendirilir.

Memuriyet, seçilme hakkı gibi yoksunluklar kalkar mı?

Kendiliğinden kalkmaz. Hak yoksunluklarının kaldırılması Kurulun talebi üzerine sulh ceza hâkimliği, mahkeme veya infaz hâkimliğince karara bağlanır. Mahkûmiyetten doğan yoksunluklarda talep için beş yıllık ertelemede iki yıl, on yıllık ertelemede üç yıl geçmiş olması gerekir.

Çerçeve yasa adi suçlardan hüküm giyenleri kapsıyor mu?

Hayır. Kapsam maddesi düzenlemeyi PKK/KCK bağlantılı suçlarla sınırlar. Hırsızlık, dolandırıcılık, uyuşturucu, yaralama veya trafik suçları gibi adi suçlardan hüküm giyenler bu kanundan yararlanamaz; kanun genel bir af veya infaz indirimi getirmez.

Mağdurların tazminat hakkı etkilenir mi?

Metinde mağdurun hukuk yolunu kısıtlayan bir hüküm yer almaz. Ceza dosyasındaki erteleme kararı, haksız fiilden doğan maddi ve manevi tazminat davası açma hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri ise tasfiye edilerek Hazineye irat kaydedilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Kanun 11 Ağustos 2026 itibarıyla Resmî Gazete’de yayımlanmamış olup, yayımlanacak metin esas alınmalı ve süreler yayım tarihine göre yeniden hesaplanmalıdır; dosyanıza ilişkin karar almadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.