Süresiz Nafaka Kalktı mı, Mevcut Nafakalar Ne Olacak?
Süresiz nafaka 30 Eylül 2026 itibarıyla kalkmış değildir; Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanununun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiş, ancak iptalin yürürlüğe girmesini kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 30 Eylül 2026’dan başlayarak dokuz ay ertelemiştir. Bu nedenle 30 Haziran 2027’ye kadar mevcut kural aynen uygulanır, verilmiş nafaka kararları da kendiliğinden sona ermez. Anayasa’nın 153. maddesine göre iptal kararları geriye yürümez. Kararın asıl sonucu, kanun koyucuya yoksulluk nafakasının süresini belirleyen yeni bir düzenleme yapması için verilen dokuz aylık süredir.
Bu yazıda Anayasa Mahkemesi kararının tam olarak neyi iptal ettiğini, iptalin ne zaman yürürlüğe gireceğini, ödenmekte olan nafakaların ve görülmekte olan davaların ne olacağını, 30 Haziran 2027’ye kadar kanun çıkmazsa ortaya çıkacak durumu ve süreli nafakanın nasıl kurulabileceğini kararın gerekçesiyle birlikte anlatıyoruz. Kararın haberlerde yer almayan iki önemli yönünü de ele alıyoruz: Anayasa Mahkemesi aynı ibareyi 2012’de Anayasa’ya uygun bulmuştu ve kararın kendisi, sorunun kanunun metninden çok Yargıtay’ın bu metne verdiği anlamdan kaynaklandığını açıkça söylüyor.
Ana hatlarıyla
- Karar: Anayasa Mahkemesi, E.2025/156, K.2026/131, 4 Haziran 2026. Resmî Gazete: 30 Eylül 2026, sayı 33386.
- İptal edilen: TMK m.175/1’deki yalnızca “süresiz olarak” ibaresi. Yoksulluk nafakası kurumu yürürlükte kalıyor.
- Yürürlük: İptal, Resmî Gazete’de yayımlandıktan dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girer. O tarihe kadar süresiz nafaka rejimi uygulanır.
- Mevcut nafakalar: İptal kararları geriye yürümez (Anayasa m.153). Ödenen nafaka kendiliğinden kesilmez, tek taraflı kesmek icra ve tazyik hapsi riski doğurur.
- Etkilenmeyenler: Tedbir nafakası, çocuk için ödenen iştirak nafakası ve yardım nafakası bu kararın konusu değildir.
- Süreli nafaka: 30 Eylül 2026 itibarıyla yasalaşmış bir süreli nafaka düzenlemesi yoktur; basına yansıyan taslak modeller birbirinden farklıdır.
Süresiz Nafaka Kalktı mı?
Süresiz nafaka, kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 30 Eylül 2026 tarihinde kalkmadı. Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca belirledi ve bu tarihi Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonraya bıraktı. Kararın “İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu” başlıklı bölümünde gerekçe şöyle açıklanıyor: “süresiz olarak” ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası, iptal edilen kanun hükmünün kural olarak iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağını söyler. Aynı fıkra, gereken hâllerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceğini ve bu tarihin yayım gününden başlayarak bir yılı geçemeyeceğini düzenler. Mahkeme bu yetkiyi kullanmış ve bir yıllık üst sınır içinde dokuz ay seçmiştir. Aynı maddeye göre iptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptalin ortaya çıkardığı boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
| Tarih | Olay |
|---|---|
| 17 Mayıs 2012 | Anayasa Mahkemesi aynı ibareyi Anayasa’ya uygun buldu ve iptal istemini reddetti (E.2011/136, K.2012/72) |
| 10 Temmuz 2025 | Antalya 12. Aile Mahkemesinin itiraz başvurusu ilk incelemeden geçti, esasın incelenmesine karar verildi |
| 4 Haziran 2026 | Anayasa Mahkemesi “süresiz olarak” ibaresini oy çokluğuyla iptal etti |
| 30 Eylül 2026 | Karar Resmî Gazete’nin 33386 sayılı nüshasında yayımlandı; dokuz aylık süre bu tarihte başladı |
| 30 Haziran 2027 | İptal hükmü yürürlüğe girer; “süresiz olarak” ibaresi kanun metninden düşer |
Süresiz nafaka ne zaman kalkacak?
İptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girer. Bu tarih, kararın açıklandığı 4 Haziran 2026’dan değil, kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 30 Eylül 2026’dan hesaplanır. Kararın hüküm fıkrası bunu açıkça yazar: iptal hükmü “kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra” yürürlüğe girer. Dokuz ay kararın açıklandığı Haziran 2026’dan sayılırsa yürürlük tarihi Mart 2027 gibi görünür; bu hesap hatalıdır.
Süresiz nafaka kalktı mı, Resmî Gazete’de yayınlandı mı?
Yayımlandı. Karar, 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete‘nin Anayasa Mahkemesi kararları bölümünde yer alıyor. Yayımlanma, iptalin yürürlüğe girmesi anlamına gelmez; yalnızca dokuz aylık sürenin başlangıcıdır. Kararın tamamı, gerekçesi, karşıoy yazısı ve farklı gerekçe yazısıyla birlikte on beş sayfa hâlinde yayımlandı.
Anayasa Mahkemesi Süresiz Nafaka Kararı Neyi İptal Etti?
Kararın konusu, Türk Medeni Kanunu‘nun 175. maddesinin birinci fıkrasıdır. Fıkranın bugünkü metni şöyledir: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” İptal edilen yalnızca bu cümledeki “süresiz olarak” ibaresidir. Yoksulluğa düşme şartı, kusurun daha ağır olmaması şartı, malî güç oranında belirleme ve maddenin ikinci fıkrasındaki “Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz” kuralı yerinde kalır.
İtiraz yoluna başvuran mahkeme Antalya 12. Aile Mahkemesidir. Mahkeme bir boşanma davasında bu ibarenin Anayasa’nın 2., 10., 20., 35. ve 41. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvuru kararında özetle, nafaka ödeme yükümlülüğünün kişinin hayatının sonuna kadar devam edebileceği, bunun yeniden evlenmeye, mülk edinmeye ve doğacak yeni çocukları korumaya engel olacağı ve özel hayat, aile hayatı ve mülkiyet hakkına ölçüsüz sınırlama getirdiği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi ise iptali başvurudaki maddelerin tamamına dayandırmadı. Kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 5. ve 17. maddeleri yönünden de incelendi ve iptal gerekçesi Anayasa’nın 2., 5. ve 17. maddeleri oldu: hukuk devleti ve belirlilik ilkesi, devletin kişinin maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlama görevi ve kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı. Anayasa’nın 20. ve 41. maddeleri yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmedi; kuralın 10. ve 35. maddelerle ilgisi görülmedi.
| Kararın unsuru | Kararda yazan |
|---|---|
| Esas / Karar sayısı | E.2025/156, K.2026/131 |
| Karar tarihi | 4 Haziran 2026 |
| İtiraz eden mahkeme | Antalya 12. Aile Mahkemesi |
| İptal edilen ibare | TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” |
| İptal gerekçesi | Anayasa m.2, m.5 ve m.17 |
| İptal oyu | Oy çokluğu (üç karşıoy) |
| Yürürlüğü erteleme oyu | Oybirliği |
| Yürürlük tarihi | Resmî Gazete’den dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027 |
Anayasa Mahkemesi nafaka gerekçeli karar ne diyor?
Gerekçenin omurgası, devletin çatışan haklar arasında makul bir denge kurma yükümlülüğüdür. Mahkeme önce yoksulluk nafakasının meşru bir amacı olduğunu kabul eder: kural, evlilik birliğinin sona ermesiyle yoksulluğa düşecek tarafın maddi ve manevi varlığının korunması için bir giderim yolu öngörür. Ardından aynı kuralın nafaka borçlusuna süresiz olarak malî nitelikte ödeme yükümlülüğü getirmesi nedeniyle borçlunun maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı üzerinde de doğrudan bir etkisi olduğunu tespit eder.
Kararın 30. paragrafı sonucu şu cümlelerle kurar: boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusuru olmayan eşe evlilikten kaynaklanan dayanışma yükümlülüğü çerçevesinde belirli bir parasal katkı sağlanması beklenebilir; ancak bu yükümlülüğün “hiçbir ölçüt belirlenmeksizin kategorik olarak süresiz öngörülmesi kusurlu olması dahi gerekmeyen nafaka borçlusu açısından ağır bir külfete neden olmaktadır.” Mahkemeye göre nafaka yükümlüsünün ömür boyu bu evliliğin sonuçlarıyla bağlı kalması, kişilerin ruhsal, ekonomik ve sosyal bütünlüğü üzerinde olumsuz etki doğurur ve devletin çatışan haklar arasında sağlaması gereken makul dengeyi ortadan kaldırır.
Kararın en önemli paragrafı ise gelecekteki düzenlemenin çerçevesini çizen 31. paragraftır. Mahkeme, yoksulluk nafakasının “kural olarak durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabileceği gibi” bazı durumlarda öngörülecek koşulların varlığı hâlinde süresinin uzatılarak yaşam boyu nafakaya hükmedilebilmesine imkân sağlanmasının da devletin adil denge yükümlülüğünün sonucu olduğunu söyler. Hâkime nafakanın süresini evliliğin süresi, nafaka alacaklısı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi unsurlara göre belirleme yetkisi tanınması gerektiğini, ayrıca süresiz nafakayı gerektiren hâllere ilişkin kriterlerin de kanunda açık ve net biçimde yer alması gerektiğini ekler.
Kararda üç karşıoy ve bir farklı gerekçe var
İptal kararı oy çokluğuyla verildi. Üyelerden Engin Yıldırım, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar iptale katılmadı. Karşıoy yazısına göre yoksulluk nafakası bir ödül, tazminat veya evlilik süresine bağlı malî karşılık değildir; kanun koyucu koruma ölçütü olarak belirli bir süreyi değil yoksulluk olgusunu esas almıştır ve “nafaka kurumunun merkezinde zaman değil ihtiyaç bulunmaktadır.” Karşıoy, TMK’nın 176. maddesindeki azaltma ve kaldırma araçlarının yükü dengelemek için yeterli olduğunu, ileri sürülen sakıncaların anayasal bir norm sorunundan çok uygulama ve içtihat sorunu olduğunu, Mahkemenin 2012 kararından ayrılmayı gerektiren yeni bir neden de gösterilmediğini belirtir. Karşıoyda ayrıca Anayasa’nın 10. maddesindeki fiili eşitlik anlayışı ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) Komitesinin 29 No.lu Genel Tavsiye Kararı hatırlatılır.
Üye Yıldız Seferinoğlu ise iptale katıldı ama gerekçesine tam olarak katılmadı. Farklı gerekçeye göre sorun taraflar arasındaki dengede değil, ondan önce gelen bir noktadadır: kural ne öngördüğünü yeterince açık ortaya koymadığı için lafzıyla bağdaşmayan katı bir uygulamaya zemin hazırlamıştır. Bu görüşe göre iptal yalnızca Anayasa’nın 2. maddesindeki belirlilik ilkesine dayandırılmalıydı. Farklı gerekçe, bu nedenle kanun koyucunun takdir alanının çoğunluk kararında çizilenden daha geniş olduğunu savunur: belirlilik ilkesine dayanan bir iptal, kanun koyucudan yalnızca nafakanın süresini açık ve öngörülebilir biçimde düzenlemesini bekler, düzenlemenin içeriğini onun takdirine bırakır.
Mevcut Nafakalar Ne Olacak?
Mevcut nafakalar Anayasa Mahkemesi kararıyla kendiliğinden sona ermez. Anayasa‘nın 153. maddesi bu konuda açıktır: “İptal kararları geriye yürümez.” Kesinleşmiş bir boşanma kararıyla hükmedilen yoksulluk nafakası, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla veya 30 Haziran 2027’de iptalin yürürlüğe girmesiyle ortadan kalkmaz. Nafakayı sona erdiren sebepler, aşağıda anlatacağımız TMK’nın 176. maddesindeki sebepler olmaya devam eder.
Mevcut nafakaların geleceğini asıl belirleyecek olan, kanun koyucunun çıkaracağı yeni düzenlemenin geçiş hükümleridir. Basına yansıyan taslak haberlerinden bazıları, kesinleşmiş nafakaların belirli bir geçiş süresinden sonra sona ereceği yönünde bir modelden söz etmektedir. Ancak 30 Eylül 2026 itibarıyla bu konuda yasalaşmış veya Meclis’e sunulmuş metni kamuoyuyla paylaşılmış bir düzenleme yoktur. Kesinleşmiş nafakaların sona erip ermeyeceği, ne zaman ve hangi şartla sona ereceği ancak kanunun kendi metniyle belli olacaktır. Bir geçiş hükmünün mevcut nafakalara uygulanması, kazanılmış haklar ve hukuki güvenlik ilkesi yönünden ayrıca tartışma konusu olabilir.
Süresiz nafaka iptali kimleri kapsıyor?
İptal yalnızca TMK’nın 175. maddesindeki yoksulluk nafakasını ilgilendirir. Kapsam şöyledir:
- Kapsama girenler: Boşanma veya evliliğin butlanı sonucunda, yoksulluğa düşen eş lehine hükmedilen yoksulluk nafakası. Kararın 4. paragrafı, TMK’nın 158. maddesi uyarınca butlan hâlinde de boşanmaya ilişkin nafaka hükümlerinin uygulandığını hatırlatır.
- Kapsama girmeyenler: Boşanma davası sürerken ödenen tedbir nafakası, müşterek çocuk için ödenen iştirak nafakası ve kardeşler veya üstsoy ile altsoy arasındaki yardım nafakası. Bu nafakalar farklı maddelere dayanır ve kararın konusu değildir.
- Zaman bakımından: 30 Haziran 2027’ye kadar verilecek kararlarda süresiz nafaka kuralı uygulanmaya devam eder. İptal, verilmiş kararları geriye dönük olarak değiştirmez.
Kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden sona erer mi?
Erimez. Kesinleşmiş nafaka hükmü, icra takibine konu edilebilen bir ilamdır ve iptal kararı bu ilamı ortadan kaldırmaz. Nafaka borçlusu “süresiz nafaka iptal edildi” düşüncesiyle ödemeyi kendiliğinden keserse, birikmiş nafaka için ilamlı icra takibi yapılabilir. İcra ve İflas Kanununun 344. maddesi, nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verileceğini düzenler. Aynı Kanunun 354. maddesinin dördüncü fıkrasına göre asgari ücretin altındaki alacaklar için tazyik hapsine ilişkin istisna nafaka alacaklarına ilişkin takiplerde uygulanmaz. Nafaka ilamının kesinleşmeden icraya konulabilip konulamayacağını nafaka kesinleşmeden icraya konulabilir mi yazımızda ayrıntılı anlattık.
Görülmekte Olan Boşanma Davalarında Durum
İptal hükmü 30 Haziran 2027’ye kadar yürürlüğe girmediği için bu tarihe kadar görülen boşanma davalarında mahkemeler “süresiz olarak” ibaresini içeren metni uygulamaya devam eder. Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğü ertelendiği sürece ibare kanunun geçerli bir parçasıdır. Bu nedenle 2026 sonbaharında veya 2027 başında verilecek bir boşanma kararında, yoksulluk nafakası yine yerleşik uygulamaya uygun olarak süre sınırı olmaksızın bağlanacaktır.
Asıl belirsizlik, 30 Haziran 2027’den önce ilk derece mahkemesinde karara bağlanan ama istinaf veya temyiz incelemesi bu tarihten sonraya kalan dosyalardadır. Kanun yolu incelemesi sırasında uygulanacak hükmün hangisi olacağı, yeni kanunun geçiş hükümlerine ve Yargıtay’ın bu konudaki yaklaşımına bağlıdır. Böyle bir dosyada tarafların kanun yolu dilekçelerinde nafakanın süresine ilişkin taleplerini ve itirazlarını açıkça ileri sürmesi, sonradan doğabilecek bir değişiklikten yararlanabilmeleri için önemlidir.
Antalya 12. Aile Mahkemesindeki davanın kendisi ayrı bir durumdadır. Anayasa’nın 152. maddesi, itiraz yoluna başvuran mahkemenin davayı Anayasa Mahkemesinin kararına kadar geri bırakacağını, Anayasa Mahkemesinin beş ay içinde karar vermemesi hâlinde ise mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağını düzenler. Aynı maddeye göre Anayasa Mahkemesinin kararı esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse mahkeme buna uymak zorundadır. İptalin yürürlüğü ertelendiği için bu kuralın somut davaya nasıl uygulanacağı dosyanın aşamasına bağlıdır.
30 Haziran 2027’ye Kadar Kanun Çıkmazsa Ne Olur?
Kanun koyucu dokuz ay içinde yeni bir düzenleme yapmazsa, 30 Haziran 2027’de “süresiz olarak” ibaresi kanundan düşer ve TMK’nın 175. maddesinin birinci fıkrası şu hâli alır: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında nafaka isteyebilir.” Bu metinde ne süresizlik ne de belirli bir süre yazar.
Böyle bir boşlukta ne olacağına dair en güçlü ipucu kararın kendisindedir. Anayasa Mahkemesi 19. paragrafta kuralın lafzının süresiz nafakaya imkân tanımakla birlikte “kuralda her durumda süresiz nafakaya hükmedilmesini zorunlu kılan açık bir düzenleme yer almamaktadır” dediğini, yerleşik yargısal uygulamanın ise kuralı emredici saydığını tespit eder. İbare metinden çıktığında Yargıtay’ın süreli nafakayı bozarken dayandığı lafız ortadan kalkar. Bu durumda hâkimlerin TMK’nın 4. maddesindeki hakkaniyet yetkisine ve 176. maddedeki irat ile toptan ödeme araçlarına dayanarak nafakanın süresini somut olaya göre belirlemesi mümkün hâle gelebilir. Ancak hangi ölçütlerle ve hangi üst sınırla yapılacağı yargı uygulamasıyla şekillenir; bu da Anayasa Mahkemesinin kararında aradığı öngörülebilirliği tek başına sağlamaz. Anayasa’nın 153. maddesinin Meclis’e boşluğu dolduracak teklifi öncelikle görüşme görevi vermesinin nedeni budur.
Süreli Nafaka Nasıl Olacak?
Süreli nafakanın nasıl olacağı, 30 Eylül 2026 itibarıyla kesinleşmiş bir kanun metniyle cevaplanabilecek bir soru değildir. Basında, Adalet Bakanlığının 13. Yargı Paketi kapsamında hazırladığı bildirilen düzenlemeye ilişkin birbirinden farklı modeller aktarılmıştır. Bir kaynakta evlilik süresi üç yılın altındaysa en fazla iki ila üç yıl, beş yıla kadarsa en fazla beş yıl, beş ila on yıl arasındaysa evlilik süresini aşmayan bir üst sınır öngören kademeli bir model; başka bir kaynakta nafaka süresinin evlilik süresinin yarısı olacağı ve en az beş yıl olacağı yönünde bir model; bir başka kaynakta ise nafaka için bir alt sınır getirilmesi ve evlilik sürelerinin kademelendirilmesi planlandığı bilgisi yer almaktadır. Bu modellerin hiçbiri kanunlaşmış değildir ve birbiriyle bağdaşmayan rakamlar içerir.
Buna karşılık Anayasa Mahkemesinin kararı, yeni düzenlemenin karşılaması gereken şartları belirli biçimde ortaya koyar. Kanun koyucunun hangi modeli seçerse seçsin bu çerçevenin dışına çıkması, yeni düzenlemeyi de Anayasa denetimine açık hâle getirir.
| Kararın aradığı unsur | Kararın dayanağı |
|---|---|
| Kural olarak belirli bir süre, istisnaen yaşam boyu nafaka imkânı | §31 |
| Sürenin evlilik süresi, alacaklının yaşı, eğitimi, sağlığı ve kendi imkânlarıyla geçinebilme kapasitesine göre belirlenmesi | §31 |
| Borçlunun yaşı, sağlığı, ekonomik ve sosyal durumu ile nafakanın onun boşanma sonrasındaki hayatına etkisinin gözetilmesi | §26 |
| Alacaklının çalışma hayatına katılma imkânının değerlendirilmesi | §26 |
| Süresiz nafakayı gerektiren hâllerin kriterlerinin kanunda açık ve net biçimde yer alması | §31 |
Süreli nafaka yasalaştı mı?
Yasalaşmadı. 30 Eylül 2026 itibarıyla Türk Medeni Kanununun 175. maddesinde değişiklik yapan bir kanun Resmî Gazete’de yayımlanmış değildir. Anayasa Mahkemesi kararının yayımlanması ile süreli nafakanın yürürlüğe girmesi farklı şeylerdir: karar yalnızca “süresiz olarak” ibaresini dokuz ay sonra metinden çıkarır, yerine bir süre koymaz. Anayasa’nın 153. maddesi Anayasa Mahkemesinin iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm kuramayacağını açıkça söyler. Süreyi belirleme işi Meclis’indir.
Nafaka süresi ne kadar olacak?
Nafaka süresinin ne kadar olacağı çıkarılacak kanunun metnine bağlıdır. Anayasa Mahkemesinin incelediği karşılaştırmalı hukuk örnekleri, seçeneklerin ne kadar farklı olabileceğini gösterir. Mahkeme kararın 9. paragrafında karşılaştırmalı hukukta boşanma sonrası nafaka yükümlülüğünün süresi bakımından tek bir model bulunmadığını ve her hukuk sisteminin kendi toplumsal tercihlerine göre farklı çözümler benimsediğini tespit eder.
| Ülke | Kararda aktarılan model |
|---|---|
| İsviçre | Nafakanın miktarı ve süresi tarafların ekonomik ve kişisel durumlarına göre somut olayda belirlenir |
| Almanya | Eşlerin kendi geçimini sağlaması asıl; belirli hâllerde nafaka, kesin bir azami süre öngörülmez |
| Fransa | Nafaka esas itibarıyla toplu ödeme şeklinde; istisnaen ömür boyu irat |
| İngiltere | Ekonomik bağımlılığın makul bir süre içinde sona erdirilmesi amacıyla süreli nafaka |
| Hollanda | Mahkeme ayrıca süre belirtmemişse kural olarak evlilik süresinin yarısı ve en fazla beş yıl; on beş yıldan uzun evliliklerde veya ortak çocuk varsa farklı ve kademeli azami süreler |
| Belçika | Kural olarak evlilik süresini aşamaz; alacaklının ihtiyacı devam ederse uzatılabilir |
Anayasa Mahkemesi Aynı İbareyi 2012’de Neden Reddetmişti?
Haberlerde neredeyse hiç yer almayan nokta, Anayasa Mahkemesinin bu ibareyi daha önce incelemiş ve Anayasa’ya uygun bulmuş olmasıdır. Kestel Asliye Hukuk Mahkemesinin itirazı üzerine verilen 17 Mayıs 2012 tarihli, E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararda Mahkeme iptal istemini oy çokluğuyla reddetmişti. 2026 kararının 28. paragrafı bu kararı şöyle özetler: Mahkeme o kararında süresizlik unsurunun nafaka alacaklısının her hâlükârda yaşamı boyunca yoksulluk nafakası alacağı anlamına gelmediğini, yoksulluk nafakasının sosyal dayanışma ve ahlaki düşüncelerin bir sonucu olduğunu, süresiz nafaka öngörülmesinin sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğunu belirterek kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna ulaşmıştı.
Aradan geçen sürede aynı ibarenin yeniden Anayasa Mahkemesine götürülebilmesinin de bir anayasal şartı vardı. Anayasa’nın 152. maddesinin son fıkrasına göre Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz. 2012 kararı 26 Haziran 2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandığından, bu engel Haziran 2022’de kalkmıştı. Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu bu süreden sonra yapıldı.
Mahkemeyi 2026’da farklı bir sonuca götüren gerekçe 29. paragrafta yer alır: 2012 kararından sonra da uygulamada ibarenin emredici nitelikte olduğu yönündeki yaklaşım sürmüştür. Kararın ifadesiyle uygulama, kuralın yoksulluk nafakasının süresi bakımından hâkime herhangi bir takdir yetkisi tanımadığı, nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılmasının kanuna açıkça aykırılık teşkil edeceği yönünde devam etmiştir. Karar bu noktada Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12 Aralık 2017 tarihli, E.2016/8859, K.2017/14407 sayılı kararını örnek gösterir. Yani Anayasa Mahkemesi 2012’de “kural süresizliği zorunlu kılmıyor” demiş, ancak uygulama bu yorumu benimsememiştir. Karşıoy yazısı tam bu noktaya itiraz eder ve sorunun anayasal değil içtihadi olduğunu savunur.
Tarihsel arka plan da kararda yer alır. 4721 sayılı Kanundan önce yürürlükte olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 144. maddesinin ilk hâlinde yoksulluk nafakası bir yıllık süreyle sınırlıydı. Bu süre sınırı 4 Mayıs 1988 tarihli ve 3444 sayılı Kanunun 6. maddesiyle kaldırıldı ve yoksulluk nafakasının süresiz istenmesine imkân tanındı. 2001 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu bu metni sadeleştirerek aynen aldı. Dolayısıyla Türk hukukunda süresiz nafaka 1988’den bu yana uygulanan bir düzenlemedir ve ondan önce bir yıllık süreli bir model uygulanmıştır.
Asıl Sorun Kanunun Metni mi, Yargıtay’ın Yorumu mu?
Kararın en dikkat çekici yönü, iptal edilen ibarenin kendi başına her durumda süresiz nafakayı zorunlu kılmadığını Mahkemenin açıkça kabul etmesidir. 19. paragrafta kuralın lafzının süresiz nafakaya imkân tanıdığı, ancak her durumda süresiz nafakaya hükmedilmesini zorunlu kılan açık bir düzenleme içermediği, buna karşılık yerleşik yargısal uygulamada kuralın emredici sayıldığı ve irat şeklinde hükmedilen yoksulluk nafakasının kural gereğince süresiz olarak belirlenmesi gerektiği yönünde bir yorumun benimsendiği belirtilir. Mahkeme bu ikiliği belirlilik sorunu olarak görür: kuralın herhangi bir tereddüde yer vermeyecek ölçüde açık ve belirli olduğu söylenemez.
Farklı gerekçe yazısı bunu daha açık söyler: Anayasa Mahkemesinin 2012’deki yorumu uygulamayı değiştirmemiş, Yargıtay kuralı emredici saymayı ve nafakanın süresi konusunda hâkime takdir tanımamayı sürdürmüştür; kural on yılı aşkın bir süredir tek bir biçimde, en katı yorumuyla uygulanmaktadır ve “Mahkememizin yorumu dahi bu uygulamayı değiştirememişse, sorun tek tek yargı kararlarında değil, kuralın kendisindedir.”
Yargıtay’ın güncel kararları bu tespiti doğrular. İlk derece mahkemeleri zaman zaman nafakayı belirli bir süreyle sınırlamayı denemiş, Yargıtay bu kararları bozmuştur. Ancak aynı kararlarda Yargıtay, süre sınırının işlevini gören başka bir yolu kabul etmiştir: toptan nafaka.
| Karar | Olay | Sonuç |
|---|---|---|
| Yargıtay 2. HD, E.2024/7203, K.2025/3258, 07.04.2025 | İlk derece mahkemesi yoksulluk nafakasını iki yıl süreyle sınırlı tutmuş | “Yoksulluk nafakasının belirli bir süre ile sınırlı ödenmesine karar verilebileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamakta” gerekçesiyle BOZMA; evlilik süresi, yaş, çocuk bulunmaması ve hakkaniyet dikkate alınarak toptan ödeme kararı verilmesinin tartışılması istendi |
| Yargıtay 2. HD, E.2024/1315, K.2024/9403, 03.12.2024 | İlk derece mahkemesi nafakanın iki yıl devam edip sonra kesilmesine karar vermiş; istinaf mahkemesi bunu üç yıllık hesapla 36.000 TL toptan nafakaya çevirmiş | Toptan yoksulluk nafakası takdiri doğru bulundu, miktar az görüldüğü için kadın lehine BOZMA |
| Yargıtay 2. HD, E.2023/8645, K.2024/6712, 01.10.2024 | Erkek, yoksulluk nafakasına sınırsız süreyle hükmedilmesine itiraz etmiş | ONAMA; süresiz irat nafakası yerinde görüldü |
Toptan nafaka süreli nafakanın yerini tutar mı?
Tam olarak tutmaz, ama uygulamada ona en yakın araçtır. TMK’nın 176. maddesinin birinci fıkrasına göre yoksulluk nafakası toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenebilir. Toptan nafakada hâkim, yoksulluk nafakasının belirli bir dönem için hesaplanan tutarını tek seferde ödetir. Yukarıdaki 2024 kararında istinaf mahkemesinin aylık tutarı üç yılla çarparak toptan nafaka hesaplaması, fiilen üç yıllık süreli nafaka sonucunu doğurmuştur ve Yargıtay bu yöntemi reddetmemiştir. Toptan nafakanın farkı şudur: TMK’nın 176. maddesindeki kendiliğinden kalkma, mahkeme kararıyla kaldırılma ve artırma veya azaltma hükümleri, maddenin lafzında yalnızca irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka için düzenlenmiştir. Toptan ödenen nafaka bu nedenle sonradan değişen koşullara göre uyarlanan bir yükümlülük değil, bir kerede tamamlanan bir ödemedir. Bu yüzden tarafların ekonomik durumu ve borçlunun tek seferde ödeme gücü ayrıca değerlendirilir. Nafaka miktarının hangi ölçütlerle belirlendiğini boşanmalarda nafaka neye göre belirlenir yazımızda anlattık.
İptalden Etkilenmeyen Nafakalar
Haberlerin çoğunda “nafaka” tek bir kurum gibi anlatıldığından, çocuğu için nafaka ödeyen veya alan pek çok kişi kararın kendisini de ilgilendirdiğini düşünüyor. Oysa Türk Medeni Kanunu dört ayrı nafaka türü düzenler ve Anayasa Mahkemesinin kararı yalnızca birini ilgilendirir.
| Nafaka türü | Dayanak | Karardan etkilenir mi? |
|---|---|---|
| Yoksulluk nafakası | TMK m.175 | Evet; “süresiz olarak” ibaresi 30 Haziran 2027’de metinden çıkar |
| Tedbir nafakası | TMK m.169, m.197 | Hayır; dava süresince geçici önlemdir, kesinleşmeyle sona erer |
| İştirak (çocuk) nafakası | TMK m.182, m.327-330 | Hayır; çocuğun ergin olmasına kadar ödenir, ergin çocuğun eğitimi sürüyorsa ana ve babanın bakım borcu TMK m.328/2’ye göre devam eder |
| Yardım nafakası | TMK m.364-365 | Hayır; üstsoy, altsoy ve kardeşler arasında yardım yükümlülüğüdür |
Çocuk için ödenen nafakanın hangi hâllerde kesildiğini çocuğa verilen nafaka hangi durumlarda kesilir yazımızda, boşanma davası sürerken ödenen nafakanın başlangıcını ve sonunu çekişmeli boşanma davasında nafaka ne zaman başlar yazımızda anlattık.
Nafaka Ödeyen Taraf Şimdi Ne Yapabilir?
Nafaka ödeyen tarafın bugün kullanabileceği araçlar, Anayasa Mahkemesi kararından önce de var olan ve kararın 12. ve 13. paragraflarında hatırlatılan TMK’nın 176. maddesindeki araçlardır. Karşıoy yazısının “yürürlükteki hukuk bu yükü dengelemek için yeterli araçlar sunmaktadır” tespiti de bu maddeye dayanır.
Nafaka hangi durumda kendiliğinden kalkar?
TMK’nın 176. maddesinin üçüncü fıkrasına göre irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Bu hâllerde ayrıca dava açmaya gerek yoktur; ancak yeniden evlenmeye rağmen icra takibi sürdürülüyorsa icra mahkemesine başvurmak gerekir.
Süresiz nafaka nasıl kaldırılır?
Aynı fıkraya göre alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır. Bu sebepler nafaka borçlusu tarafından açılacak nafakanın kaldırılması davasında ispat edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, nafaka borçlusunun kendi kusuru olmaksızın yoksullaşması hâlinde de hâkimin TMK’nın 1. maddesi ve 176. maddesinin dördüncü fıkrası çerçevesinde nafakayı tamamen kaldırabileceğini kabul etmektedir ve bu görüşünü Anayasa Mahkemesinin 25 Haziran 2009 tarihli, E.2005/56, K.2009/94 sayılı kararına dayandırmaktadır (Yargıtay HGK, E.2017/1283, K.2019/1149, 07.11.2019). Aynı kararda görüldüğü gibi kaldırma davası bir kez reddedilse de koşullar ilk kararın gerekçesine göre sonradan değişirse yeniden açılabilir.
Nafaka borçlusunun bilmesi gereken bir usul güvencesi daha vardır. İcra ve İflas Kanununun 344. maddesinin ikinci fıkrasına göre borçlu nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmışsa, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. Ödemeyi kendiliğinden kesmek yerine önce davanın açılması bu nedenle de önemlidir.
Nafaka azaltılabilir mi?
TMK’nın 176. maddesinin dördüncü fıkrasına göre tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Nafaka borçlusunun gelirinin düşmesi, emekli olması, yeni bir aileye bakmakla yükümlü hâle gelmesi veya alacaklının gelirinin artması azaltma davasının tipik gerekçeleridir. Nafakanın artırılması veya azaltılmasına ilişkin davaların nasıl yürüdüğünü nafaka artırım davası yazımızda anlattık.
Anayasa Mahkemesi kararının bugünkü davalara etkisi konusunda gerçekçi olmak gerekir. Kararın yürürlüğü ertelendiği için “süresiz nafaka iptal edildi” gerekçesi 30 Haziran 2027’den önce açılan bir kaldırma davasında tek başına sonuç doğurmaz. Buna karşılık kararın 26. ve 31. paragraflarında sayılan ölçütler, yani evliliğin süresi, alacaklının yaşı, sağlığı ve çalışma hayatına katılma imkânı, TMK’nın 176. maddesinin dördüncü fıkrasındaki “hakkaniyet” değerlendirmesinde tartışılabilecek unsurlardır.
Nafaka Alan Taraf Neye Dikkat Etmeli?
Nafaka alan taraf için ilk ve en önemli bilgi, kesinleşmiş nafaka kararının Anayasa Mahkemesi kararıyla kendiliğinden sona ermediğidir. Ödeme durursa birikmiş nafaka için icra takibi yapılabilir ve borçlu hakkında tazyik hapsi istenebilir. Nafaka alan tarafın dikkat etmesi gereken asıl konular şunlardır:
- Yoksulluğun devam etmesi: Nafaka yoksulluk hâli devam ettiği sürece ödenir. Düzenli ve yeterli bir gelir elde edilmesi, borçlunun kaldırma davası açmasına gerekçe olabilir. Asgari ücretle çalışmanın nafakayı kendiliğinden ortadan kaldırmadığını, Yargıtay’ın bu konudaki ölçütlerini çalışan kadına nafaka verilir mi yazımızda anlattık.
- Fiilen evli gibi yaşama: Resmî nikâh olmadan başka biriyle evli gibi yaşamak, TMK’nın 176. maddesine göre nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılması sebebidir.
- Geçiş hükümleri: Yeni kanunun mevcut nafakalar için bir geçiş süresi veya sona erme hükmü içerip içermeyeceği 30 Eylül 2026 itibarıyla belli değildir. Kanun yayımlandığında, kesinleşmiş nafakaya uygulanıp uygulanmayacağı ve bu uygulamanın Anayasa’ya uygunluğu ayrıca değerlendirilmelidir.
- Nafakanın güncellenmesi: Nafaka miktarı zamanla alım gücünü kaybediyorsa artırım davası açılabilir. Hâkim, istem hâlinde nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir (TMK m.176/5).
Boşanma davası devam eden veya yakında açılacak kişiler için de karar bir planlama konusudur. 30 Haziran 2027’den önce kesinleşecek bir kararda yoksulluk nafakası süresiz olarak bağlanır; bu tarihten sonra ise yeni kanunun hükümleri uygulanacaktır. Yoksulluk nafakasının şartlarını ve miktarının nasıl belirlendiğini boşanmada kadının nafaka hakkı ne kadar yazımızda ayrıntılı anlattık.
Süresiz Nafakada Son Durum ve Haberlerde Yanlış Aktarılanlar
Kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı gün çıkan haberlerin bir kısmı kararın temel unsurlarını hatalı aktardı. Kararın metniyle karşılaştırıldığında öne çıkan farklar şunlardır:
- Karar tarihi: Bazı haberlerde karar tarihi “30 Eylül 2026” olarak verildi. Karar 4 Haziran 2026’da verildi; 30 Eylül 2026 kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihtir. Aradaki fark önemlidir, çünkü dokuz aylık süre yayım tarihinden işler.
- Dayanak maddeler: Bazı haberlerde ibarenin Anayasa’nın 2., 10., 20., 35. ve 41. maddelerine aykırı bulunduğu yazıldı. Bu maddeler itiraz eden mahkemenin ileri sürdüğü maddelerdir. Anayasa Mahkemesi iptali 2., 5. ve 17. maddelere dayandırdı; 10. ve 35. maddelerle ilgi görmedi, 20. ve 41. maddeler yönünden ayrıca inceleme yapmadı.
- “Süresiz nafaka kalktı” başlıkları: İbare 30 Haziran 2027’ye kadar yürürlüktedir. Karar yayımlandığı gün hiçbir nafaka ödemesini sona erdirmedi.
- 2012 kararı: Haberlerin hemen hiçbiri Anayasa Mahkemesinin aynı ibareyi 2012’de Anayasa’ya uygun bulduğunu ve kararda üç karşıoy ile bir farklı gerekçe bulunduğunu yazmadı.
- Kararın asıl tespiti: Mahkeme, kanun metninin süresiz nafakayı her durumda zorunlu kılmadığını, sorunun metne yargısal uygulamada verilen emredici anlamdan kaynaklandığını açıkça belirtti. Bu tespit, yeni düzenleme çıkıncaya kadar tarafların ileri sürebileceği tartışmalar bakımından da önemlidir.
Boşanma davasında yoksulluk nafakasının talep edilmesi, nafakanın kaldırılması veya azaltılması ya da kesinleşmiş nafakanın icrası gibi süreçlerde, yeni düzenlemenin geçiş hükümleri de dikkate alınarak dosyaya özgü bir değerlendirme yapılması gerekir. Boşanma ve nafaka davalarında yürüttüğümüz çalışmaları Ankara boşanma avukatı sayfamızdan inceleyebilir, dosyanızı değerlendirmek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Süresiz nafaka kalktı mı?
30 Eylül 2026 itibarıyla kalkmadı. Anayasa Mahkemesi TMK m.175’teki “süresiz olarak” ibaresini 4 Haziran 2026’da iptal etti, karar 30 Eylül 2026’da Resmî Gazete’de yayımlandı. İptal hükmü yayımdan dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girer. O tarihe kadar süresiz nafaka kuralı uygulanır.
Süresiz nafaka ne zaman kalkacak?
İptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecektir. Dokuz aylık süre kararın açıklandığı Haziran 2026’dan değil, Resmî Gazete’de yayımlandığı 30 Eylül 2026’dan hesaplanır.
Nafaka süresi değişti mi?
30 Eylül 2026 itibarıyla değişmedi. “Süresiz olarak” ibaresi 30 Haziran 2027’ye kadar yürürlüktedir ve bu tarihe kadar verilen kararlarda yoksulluk nafakası süre sınırı olmaksızın bağlanır. Nafakanın süresini değiştirecek olan, Anayasa Mahkemesi kararından sonra çıkarılacak kanundur.
Süresiz nafaka ne zaman yürürlüğe girecek?
Süresiz nafaka yeni bir düzenleme değil, 1988’den beri uygulanan kuraldır. Yürürlüğe girecek olan, bu kuralı kaldıran iptal kararıdır: Anayasa Mahkemesinin iptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girer.
Yoksulluk nafakası süresiz mi?
30 Haziran 2027’ye kadar evet. TMK m.175 yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” istenebileceğini söyler ve Yargıtay bu ibareyi emredici kabul eder. Süresiz olması, nafakanın hiçbir koşulda sona ermeyeceği anlamına gelmez; alacaklının yeniden evlenmesi, ölüm veya TMK m.176/3’teki kaldırma sebepleriyle sona erer.
Süresiz nafaka iptali kimleri kapsıyor?
Yalnızca boşanma veya evliliğin butlanı sonucunda TMK m.175’e göre bağlanan yoksulluk nafakasını kapsar. Tedbir nafakası, çocuk için ödenen iştirak nafakası ve yardım nafakası kararın konusu değildir.
Mevcut nafakalar kesilecek mi?
Anayasa Mahkemesi kararıyla kendiliğinden kesilmez. Anayasa m.153’e göre iptal kararları geriye yürümez. Kesinleşmiş nafakaların ileride sona erip ermeyeceği, çıkarılacak kanunun geçiş hükümlerine bağlıdır ve 30 Eylül 2026 itibarıyla böyle bir hüküm yasalaşmış değildir.
Süresiz nafaka kalkarsa ne olur?
“Süresiz olarak” ibaresi metinden çıktığında TMK m.175 yalnızca yoksulluğa düşecek tarafın “malî gücü oranında nafaka isteyebileceğini” söyler. Kanun koyucu yeni bir süre düzenlemesi yaparsa nafaka o düzenlemeye göre belirlenir; yapmazsa hâkimin nafakanın süresini somut olaya göre belirleyip belirleyemeyeceği yargı uygulamasıyla şekillenir.
Süreli nafaka yasalaştı mı?
Yasalaşmadı. Basına yansıyan taslak modeller birbirinden farklı süreler içermektedir ve 30 Eylül 2026 itibarıyla TMK m.175’i değiştiren bir kanun Resmî Gazete’de yayımlanmamıştır.
Süreli nafaka yürürlüğe girdi mi?
Girmedi. Anayasa Mahkemesi kararı nafakaya bir süre koymaz, yalnızca “süresiz olarak” ibaresini iptal eder. Süreyi belirleme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir.
Nafaka süresi ne kadar olacak?
Çıkarılacak kanunun metnine bağlıdır. Anayasa Mahkemesi, sürenin evliliğin süresi, alacaklının yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile kendi imkânlarıyla geçinebilme kapasitesi gibi unsurlara göre belirlenmesini ve süresiz nafakayı gerektiren hâllerin kanunda açıkça gösterilmesini istemiştir.
Süreli nafaka şartları nelerdir?
Kanunlaşmış bir süreli nafaka düzenlemesi olmadığı için şartları da kanunda yazılı değildir. Anayasa Mahkemesi kararı, yeni düzenlemenin evliliğin süresini, alacaklının yaşını, eğitim ve sağlık durumunu, çalışma hayatına katılma imkânını ve borçlunun durumunu gözetmesini, süresiz nafakanın istisnaen hangi hâllerde verileceğini de açıkça göstermesini istemiştir.
Yoksulluk nafakası ne kadar süre ödenir?
30 Haziran 2027’ye kadar verilen kararlarda yoksulluk nafakası süre sınırı olmaksızın bağlanır ve alacaklının yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölümü veya mahkeme kararıyla kaldırılmasına kadar ödenir. Bu tarihten sonra verilecek kararlarda süre, yeni kanuna göre belirlenecektir.
Yoksulluk nafakası süreli olur mu?
Mevcut uygulamada Yargıtay irat biçimindeki nafakanın belirli bir süreyle sınırlanmasını kabul etmemekte, bu yöndeki kararları bozmaktadır. Buna karşılık hâkim TMK m.176/1’e göre nafakanın toptan ödenmesine karar verebilir; Yargıtay, aylık tutarın belirli bir süreyle çarpılarak hesaplandığı toptan nafakayı kabul etmiştir.
Süresiz nafaka nasıl kaldırılır?
Alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar. Alacaklının fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise nafaka borçlusunun açacağı dava üzerine mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m.176/3).
Anayasa Mahkemesi nafaka kararı Resmî Gazete’de ne zaman yayımlandı?
Anayasa Mahkemesinin E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararı 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.
Bu yazı, Anayasa Mahkemesinin süresiz nafakaya ilişkin iptal kararını, kararın Resmî Gazete’de yayımlanan tam metni, Anayasa, Türk Medeni Kanunu, İcra ve İflas Kanunu ve Yargıtay kararları çerçevesinde 30 Eylül 2026 itibarıyla aktaran genel bilgilendirme niteliğindedir; hukuki görüş veya danışmanlık teşkil etmez. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.