Evi Çocuğa Verip İntifa Hakkını Üzerinde Tutmak
Evi çocuğa verip intifa hakkını üzerinde tutmak, taşınmazın çıplak mülkiyetini devredip kullanma ve yararlanma yetkisini kendinde bırakmak demektir. Ebeveyn tapuda maliki değiştirir ama evde oturmaya, kiraya vermeye ve kirayı almaya devam eder. Uygulamada hem miras planlaması hem de “ben yaşarken güvence altında olayım” düşüncesiyle sık başvurulan bu yöntem, diğer mirasçılar bakımından mal kaçırma tartışmasını kendiliğinden sona erdirmez.
Yargıtay’ın bu devir biçimine bakışı belirleyicidir: intifanın saklı tutulması işlemi kurtaran bir unsur değil, aksine muvazaayı örtmeye yönelik bir düzenleme olarak değerlendirilebilmektedir. Aşağıda devrin tapudaki görünümüne göre hangi davanın gündeme geldiği, intifa hakkının mirasbırakanın ölümüyle ne olduğu ve bu yöntemin hukuken sağlam alternatifleri ele alınıyor.
Kısa özet
Çıplak mülkiyeti devredip intifayı saklı tutmak, mirasçıların dava hakkını ortadan kaldırmaz.
- Yargıtay: İntifanın saklı tutulması, muvazaayı perdeleyen bir işlem sayılabilir.
- Tapuda satış görünüyorsa: Bedel ödenmemişse muvazaa davası gündeme gelir.
- Tapuda bağış görünüyorsa: Yol tenkis davasıdır.
- Ölümde: İntifa kendiliğinden silinmez; malik terkin talep eder.
- Giderler: Olağan bakım, vergi ve resimler intifa hakkı sahibine aittir.
Evi Çocuğa Verip İntifa Hakkını Üzerinde Tutmak Ne Anlama Gelir?
Bu işlemde mülkiyet ikiye ayrılır. Çocuk taşınmazın maliki olur ancak elindeki mülkiyet “çıplak” mülkiyettir; kullanma ve yararlanma yetkisi ebeveynde kalır. Tapu kütüğünde taşınmazın maliki çocuk, üzerinde intifa hakkı sahibi olarak ebeveyn görünür.
Türk Medeni Kanunu’nun 794. maddesi intifa hakkının aksine düzenleme olmadıkça sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağladığını belirtir. Taşınmazlarda bu hak, 795. madde uyarınca tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yani intifa sözlü bir anlaşmayla değil, resmî işlemle doğar ve tapuda görünür.
İşlemin çekiciliği pratiktedir: ebeveyn evde oturmaya devam eder, kirayı kendisi alır, çocuk ise malik sıfatını kazanır ve ileride ayrıca bir devir işlemine gerek kalmaz. Ancak bu tercih, diğer mirasçıların miras hakkını doğrudan etkilediği için hukuki bir sonuç doğurmadan kalmaz.
Çıplak Mülkiyet ile İntifa Hakkı Nasıl Ayrılır?
Çıplak mülkiyet, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının yararlanma yetkisinden arındırılmış hâlidir. Malik taşınmazı satabilir, ipotek verebilir, mirasçılarına bırakabilir; ancak intifa hakkı devam ettiği sürece kullanamaz ve gelirini alamaz.
| Yetki | Çıplak mülkiyet sahibi (çocuk) | İntifa hakkı sahibi (ebeveyn) |
|---|---|---|
| Oturma / kullanma | Yok | Var |
| Kiraya verme ve kirayı alma | Yok | Var |
| Satma / ipotek verme | Var (intifa yükümlü olarak) | Yok |
| Olağan bakım gideri, vergi ve resimler | Yok | Var |
| Mirasçılara geçme | Geçer | Geçmez, ölümle sona erer |
Kanunun 803. maddesi intifa hakkı sahibine malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkilerini tanır; aynı madde bu yetkileri kullanırken iyi bir yönetici gibi özen gösterme yükümlülüğü de getirir. Yani intifa sahibi taşınmazı serbestçe kullanır ama değerini düşürecek davranışlardan kaçınmak zorundadır.
Bu ayrım, taşınmazın ekonomik değerini de böler. Piyasada çıplak mülkiyet, üzerinde intifa hakkı bulunmayan bir taşınmaza göre daha düşük değer taşır; çünkü alıcı, intifa sona erene kadar taşınmazdan yararlanamayacaktır. Değerin bu şekilde bölünmesi, tenkis hesabında da dikkate alınır.
Bu Devir Mirastan Mal Kaçırma Sayılır Mı?
Sayılabilir. İntifa hakkının mirasbırakan üzerinde bırakılması, işlemi mal kaçırma tartışmasının dışına çıkarmaz. Yargıtay bu düzenlemeyi, aksine, gerçek amacı gizlemeye yönelik bir unsur olarak değerlendirebilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.09.2023 tarihli, E.2022/1-867, K.2023/836 sayılı kararında bu husus açıkça ifade edilmiştir: “Her ne kadar taşınmazların intifa hakkı miras bırakan üzerinde bırakılmak suretiyle çıplak mülkiyetleri devredilmiş ise de; bu durumun da muvazaa olgusunu perdelemeye yönelik bir işlem olduğu anlaşılmaktadır.” Karar, ilk derece mahkemesinin muvazaayı tespit eden direnme kararını onamıştır.
Bu yaklaşımın mantığı şudur: ebeveyn taşınmazı gerçekten satmış olsaydı, alıcının kullanma ve gelir elde etme yetkisinden yıllarca yoksun kalmasını kabul etmesi olağan akışa aykırı olurdu. İntifanın saklı tutulması, devrin gerçek bir satış değil bağış olduğunu düşündüren olgulardan biri hâline gelir.
İntifayı Saklı Tutmak Devri Kurtarır Mı?
Kurtarmaz. Ne muvazaa iddiasını ne de tenkis talebini engeller. İntifa hakkı, mirasbırakanın taşınmazdan yararlanmaya devam ettiğini gösterir; devrin karşılıksız olup olmadığı sorusunu ise cevaplamaz.
Yaygın yanlış, “ben hâlâ evde oturuyorum, o hâlde mülkiyeti tam olarak devretmedim” düşüncesidir. Hukuken mülkiyet devredilmiştir; devredilmeyen yalnızca yararlanma yetkisidir. Mirasçılar bakımından belirleyici olan, mülkiyetin terekeden çıkmış olmasıdır ve bu çıkışın karşılığında bir bedel alınıp alınmadığı tartışılır.
Bedel ödendiği ileri sürülüyorsa değerlendirme yine olguların bütünü üzerinden yapılır. Bedelsizliğin tek başına muvazaa kanıtı sayılmadığı, devralanın ödeme gücü ve murisin işlemi yapmasındaki makul neden gibi ölçütlerin birlikte incelendiği muris muvazaası yazısında ayrıntılı olarak ele alındı.
Tapuda Satış mı Bağış mı Gösterildi: Sonucu Nasıl Değiştirir?
Devrin tapudaki görünümü, mirasçının hangi davayı açacağını doğrudan belirler. Aynı fiilî durum, tapudaki kayda göre iki farklı hukuki yola ayrılır.
- Tapuda satış görünüyor, bedel ödenmemiş: Görünürdeki işlem gerçek iradeyi yansıtmaz. Muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açılabilir; süre sınırı yoktur.
- Tapuda bağış görünüyor: Gizlenen bir irade yoktur, muvazaa kurulamaz. Saklı payı zedelenen mirasçı tenkis davası açar; bir yıllık ve on yıllık hak düşürücü süreler işler.
- Ölünceye kadar bakma sözleşmesi görünüyor: Bakım borcunun fiilen yerine getirilip getirilmediği araştırılır.
Aradaki fark yalnızca usule ilişkin değildir. Muvazaa kabul edilirse taşınmaz terekeye döner ve mirasçı kendi payı oranında tapuya tescil ister; tenkiste ise devir ayakta kalır, yalnızca saklı payı tamamlayacak kadarı geri alınır. Payı büyük olan mirasçı için bu fark taşınmazın önemli bir bölümüne karşılık gelir.
Tapu kaydının hangi işlemi gösterdiği, tapu müdürlüğünden alınacak takyidatlı kayıt örneğiyle netleşir. Dava yolunu belirlemeden önce bu belgenin temin edilmesi, dilekçenin doğru kurulması bakımından ilk adımdır.
Bağış Olarak Yapılmışsa Hangi Dava Açılır?
Tapuda açıkça bağış gösterilen devirlerde muvazaa iddiası kurulamaz; mirasçının yolu tenkis davasıdır. Saklı payı zedelenen mirasçı, kazandırmanın saklı payı aşan kısmının indirilmesini ister.
Bu davada süre rejimi katıdır: saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde ölümden itibaren on yıl. Kanun bu süreler için “düşer” ifadesini kullandığından bunlar hak düşürücü süredir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Sürenin kaçırılması, davanın esasa girilmeden reddine yol açar.
Tenkis hesabında çıplak mülkiyetin değeri değil, kural olarak taşınmazın bütün değeri esas alınır; intifa hakkı mirasbırakanın ölümüyle sona erdiği için tereke hesabına giren değer, yükten arınmış taşınmazın değeridir. Hesabın nasıl kurulduğu ve hangi kazandırmaların terekeye ekleneceği tenkis davası yazısında ele alındı.
İntifa Hakkının Tenkisi Nasıl Yapılır?
Mirasbırakan yalnızca çıplak mülkiyeti devretmekle kalmayıp terekesini intifa hakkı ya da irat borcuyla da yükümlü kılmış olabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 568. maddesi bu durumu ayrıca düzenler.
Maddeye göre mirasbırakan, tahmin edilen devam sürelerine göre sermayeye çevrilmeleri hâlinde tasarruf edilebilir kısmı aşan intifa hakkı veya irat borcu ile terekesini yükümlü kılarsa, mirasçılar iki seçenekten birini kullanabilir: intifa hakkının veya irat borcunun tenkisini istemek ya da tasarruf edilebilir kısmı vererek bu yükümlülüğün kaldırılmasını talep etmek.
Hükmün işleyişi bir değerleme gerektirir: intifa hakkının parasal karşılığı, hak sahibinin tahmin edilen yaşam süresi ve taşınmazın getirisi üzerinden sermayeye çevrilir. Bu hesap bilirkişi marifetiyle yapılır ve intifa süresi uzadıkça çıplak mülkiyetin değeri düşer.
Mirasbırakan Öldüğünde İntifa Hakkına Ne Olur?
İntifa hakkı sahibinin ölümüyle hak sona erer, ancak tapudaki kayıt kendiliğinden silinmez. Kanunun 796. maddesi, hak sahibinin ölümü gibi sona erme sebeplerinin taşınmazlarda malike terkini isteme yetkisi verdiğini belirtir. Yani çıplak mülkiyet sahibi tapu müdürlüğüne başvurup terkin talep etmelidir.
Terkin işlemi tamamlandığında mülkiyet yükten arınır ve malik taşınmazın tam sahibi hâline gelir. Bu andan itibaren kullanma, kiraya verme ve gelir elde etme yetkileri de ona geçer. Terkin için ölüm belgesi ve tapu kaydı yeterlidir; ayrıca mahkeme kararına gerek yoktur.
İntifa hakkı mirasçılara geçmez. Bu, hakkın kişiye bağlı niteliğinden kaynaklanır; mirasbırakanın ölümüyle sona erdiği için terekeye dahil olmaz. Buna karşılık intifa süresince biriken kira alacakları terekeye girer ve mirasçılar arasında paylaşılır.
Diğer Mirasçılar Ne Zaman Dava Açabilir?
Dava hakkı ancak mirasbırakanın ölümüyle doğar. Mirasbırakan hayattayken yaptığı devirlere karşı mirasçı adaylarının dava açma imkânı yoktur; miras hakkı henüz doğmamıştır. Ebeveynin sağlığında yapılan intifa saklı devrine karşı diğer çocukların o anda yapabileceği bir işlem bulunmaz.
Ölümden sonra açılacak davada süre, seçilen yola göre değişir. Muvazaa iddiasında süre sınırı yoktur; tenkiste ise bir yıllık ve on yıllık hak düşürücü süreler işler. Bu nedenle tapu kaydının ölümün hemen ardından incelenmesi, hangi yolun hâlâ açık olduğunu belirler.
Bir başka pratik nokta, devrin öğrenilme anıdır. Çoğu mirasçı devirden ölümden sonra tapu kaydını incelerken haberdar olur. Tenkiste bir yıllık süre öğrenmeye bağlı olduğu için, tapu kaydının hangi tarihte alındığı dosyaya sunulmalıdır.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesiyle Birlikte Yapılmışsa
Bazı dosyalarda çıplak mülkiyet devri, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle birlikte yapılır. Bu sözleşme geçerli bir sözleşme türüdür ve devrin karşılığı para değil bakım edimidir. Bakım borcu fiilen yerine getirilmişse devir ayakta kalır.
Tartışma, sözleşmenin uygulanmadığı hâllerde doğar. Mirasbırakanın bakıma ihtiyacı bulunmaması, devirden sonra başka bir yerde yaşamaya devam etmesi ya da bakımın fiilen başka bir mirasçı tarafından üstlenilmesi, sözleşmenin bağışı gizlemek için kullanıldığı yönünde değerlendirilir.
İntifa hakkının saklı tutulmuş olması bu değerlendirmede ayrıca anlam taşır. Mirasbırakan hem bakım karşılığı devir yapmış hem de taşınmazdan yararlanmayı sürdürüyorsa, bakım ilişkisinin gerçekliği daha yakından incelenir. Sağlık kayıtları, adres bilgileri ve tedavi masraflarını kimin karşıladığı dosyaya girer.
Devir Sonrası Masraf ve Vergiler Kime Aittir?
Kanunun 813. maddesi bu konuda açıktır: intifa hakkı konusu olan malın olağan bakım ve işletme giderleri, güvencesini oluşturduğu borçların faizleri, vergi ve resimleri intifa süresince intifa hakkı sahibine aittir. Yani ebeveyn evde oturmaya devam ediyorsa emlak vergisini de o öder.
Aynı madde bir denge kuralı içerir: vergi ve resimleri malik ödemişse, intifa hakkı sahibi bunları malike tazmin etmek zorundadır. Diğer bütün yükümlülükler ise malike aittir. Çatı yenileme gibi olağanüstü onarımlar bu nedenle çıplak mülkiyet sahibinin yükümlülüğü sayılır.
Sigorta bakımından 815. madde devreye girer. Yerel âdetlere göre iyi bir yönetimin gereğiyse intifa hakkı sahibi, malikin lehine malı yangına ve diğer tehlikelere karşı sigorta ettirmekle yükümlüdür; hakkın devamı süresince primleri de o öder. Bu kalemlerin kim tarafından ödendiği, ileride muvazaa tartışmasında “kim gerçekten malik gibi davrandı” sorusuna delil oluşturur.
Kanun metninin tamamı için: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
İntifa Hakkı Sahibi Evi Kiraya Verebilir Mi?
Verebilir. İntifa hakkı sahibinin yetkileri arasında malı yönetme ve ondan yararlanma da bulunduğundan, taşınmazı kiraya verip kirayı tahsil etmek bu yetkinin kapsamındadır. Çıplak mülkiyet sahibinin onayı aranmaz.
Kira geliri intifa hakkı sahibine aittir ve gelir vergisi yükümlülüğü de ona doğar. Çıplak mülkiyet sahibi, taşınmazın maliki olmasına rağmen bu gelirden pay alamaz. Uygulamada ebeveynin bu yöntemi tercih etmesinin başlıca sebebi de budur: mülkiyeti devretmiş görünürken gelirini korumak.
Kira sözleşmesinin intifa sona erdikten sonraki akıbeti ayrı bir sorundur. İntifa hakkı sona erdiğinde taşınmazın maliki, kural olarak mevcut kira ilişkisini devralır ve kiracının hakları korunur. Bu nedenle çıplak mülkiyet sahibinin, intifa süresince yapılan uzun süreli kira sözleşmelerinden haberdar olması yerinde olur.
Çıplak Mülkiyet Sahibi Taşınmazı Satabilir Mi?
Satabilir. Mülkiyet hakkı ona ait olduğundan taşınmazı devredebilir; ancak devrettiği şey yine çıplak mülkiyettir. İntifa hakkı tapuda kayıtlı olduğu için yeni malik de bu yüke katlanmak zorundadır.
Bu satış, mirasçılar bakımından ciddi bir risk doğurur. Taşınmaz iyiniyetli üçüncü bir kişiye geçtiğinde, muvazaa iddiası kabul edilse dahi tapu kaydına güvenerek kazanım yapan kişinin hakkı korunur. Bu durumda mirasçının talebi tapu iptali değil, tazminat biçimine dönüşür.
Riski önlemenin yolu, dava açılırken tapu kaydına tedbir şerhi konulmasını istemektir. Şerh, taşınmazın dava süresince el değiştirmesini fiilen zorlaştırır ve kararın uygulanabilirliğini korur. Bu talep dilekçeyle birlikte ileri sürülmelidir.
Bu Yöntem Yerine Hangi Yollar Tercih Edilebilir?
Amaç mirasçılar arasında sonradan uyuşmazlık çıkmasını önlemekse, gizleme içermeyen yollar daha güvenlidir. Tapuda gerçek işlemin gösterilmesi, en azından muvazaa tartışmasını ortadan kaldırır ve mirasçının elinde yalnızca tenkis yolu kalır.
- Açık bağış: Devir tapuda bağış olarak yapılır. Muvazaa iddiası kurulamaz; tenkis süreye tabidir.
- Vasiyetname: Tasarruf edilebilir kısım sınırında kalındığı sürece geçerlidir ve mirasbırakan dilediği zaman değiştirebilir.
- Miras sözleşmesi: Mirasçılarla birlikte yapılır; tek taraflı dönme imkânı sınırlıdır ama uyuşmazlık ihtimalini azaltır.
- Ölünceye kadar bakma sözleşmesi: Gerçekten bakım ilişkisi varsa geçerli bir karşılık oluşturur.
Hiçbir yol saklı payları tümüyle etkisiz kılamaz. Altsoyu, ana babası veya eşi bulunan bir kişi malvarlığının tamamı üzerinde serbestçe tasarruf edemez; bu kişilerin saklı payları kanunla korunmuştur. Planlama yapılırken hedef, saklı payı yok etmek değil tasarruf edilebilir kısım içinde kalmaktır.
Tasarruf edilebilir kısmın ne kadar olduğu, mirasçı sayısına ve zümreye göre değişir. Bu hesap yapılmadan atılan adımlar, sonradan tenkis davasıyla geri alınabilir. Yasal payların nasıl belirlendiği yasal miras payları yazısında anlatıldı.
Evi Çocuğa Verip İntifa Hakkını Üzerinde Tutmak Hangi Hâllerde Ayakta Kalır?
Devir her hâlde iptal edilmez. İşlemin ayakta kalması, gerçek bir karşılığın varlığına ve saklı payların zedelenmemesine bağlıdır. Devralan bedeli fiilen ödemişse ortada gizlenen bir bağış yoktur; muvazaa iddiası bu noktada başarısız olur.
İkinci ihtimal, devrin tasarruf edilebilir kısım içinde kalmasıdır. Mirasbırakanın malvarlığı yalnızca devredilen taşınmazdan ibaret değilse ve geride kalan tereke saklı payları karşılıyorsa, tenkis talebi de sonuç doğurmaz. Bu yüzden tek taşınmazını devreden mirasbırakan ile birden çok taşınmazı olanın durumu aynı değildir.
Üçüncü ihtimal süreyle ilgilidir. Tapuda bağış görünen devirlerde tenkis talebi bir yıllık ve on yıllık hak düşürücü sürelere tabi olduğundan, süre geçmişse devir fiilen tartışılmaz hâle gelir. Muvazaa iddiasında böyle bir süre bulunmadığı için, tapuda satış gösterilen devirlerde bu koruma doğmaz.
Usul hükümlerinin tam metni için: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Devrin Değerlendirilmesi
İntifa saklı tutularak yapılan devirlerde sonucu belirleyen üç unsur vardır: tapuda hangi işlemin gösterildiği, bedelin gerçekten ödenip ödenmediği ve mirasbırakanın ölümünden bu yana ne kadar süre geçtiği. Bu üçü birlikte incelenmeden hangi davanın açılacağına karar verilemez.
Kendi dosyanızdaki devrin hangi kapsama girdiğini ve hangi talebin öne alınacağını konuşmak isterseniz büromuza ulaşabilirsiniz. Evi çocuğa verip intifa hakkını üzerinde tutmak biçiminde yapılan devirlerde tapu kaydı, devir tarihi ve mirasçılık durumu birlikte değerlendirildiğinde yolun hangisi olduğu belirginleşir.
Yargılama giderleri bakımından not: tapu iptali istemli davalarda harç taşınmazın değeri üzerinden hesaplanır ve değer yükseldikçe harç tamamlama gündeme gelir. Bu mekanizma tapu iptal ve tescil davası harç tamamlama yazısında ele alındı.
Sıkça Sorulan Sorular
Evi çocuğa verip intifa hakkını üzerinde tutmak mirastan mal kaçırma sayılır mı?
Sayılabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, intifa hakkının mirasbırakan üzerinde bırakılarak çıplak mülkiyetin devredilmesini muvazaayı perdelemeye yönelik bir işlem olarak değerlendirmiştir. İntifanın saklı tutulması devri tartışma dışına çıkarmaz.
İntifa hakkı ölümle kendiliğinden silinir mi?
Hak sona erer ancak tapudaki kayıt kendiliğinden silinmez. Kanun, hak sahibinin ölümü hâlinde malike terkini isteme yetkisi tanır; malikin tapu müdürlüğüne başvurup terkin talep etmesi gerekir.
İntifa hakkı mirasçılara geçer mi?
Geçmez. İntifa hakkı kişiye bağlıdır ve hak sahibinin ölümüyle sona erer; terekeye dahil olmaz. Buna karşılık intifa süresince doğmuş kira alacakları terekeye girer ve mirasçılar arasında paylaşılır.
Emlak vergisini kim öder?
İntifa süresince olağan bakım ve işletme giderleri ile vergi ve resimler intifa hakkı sahibine aittir. Malik ödemişse intifa hakkı sahibinden tazmin isteyebilir; olağanüstü onarımlar ise malikin yükümlülüğündedir.
Çıplak mülkiyet sahibi evi satabilir mi?
Satabilir, ancak devrettiği şey intifa yüküyle birlikte çıplak mülkiyettir. Yeni malik de intifa sona erene kadar taşınmazı kullanamaz. Taşınmazın iyiniyetli üçüncü kişiye geçmesi mirasçının iptal talebini sonuçsuz bırakabileceğinden, dava açılırken tedbir talep edilmesi önemlidir.
İntifa hakkı sahibi evi kiraya verebilir mi?
Verebilir ve kirayı kendisi tahsil eder. Yönetme ve yararlanma yetkileri intifa hakkı sahibinde olduğundan malikin onayı aranmaz; kira geliri üzerindeki vergi yükümlülüğü de ona aittir.
Diğer kardeşler bu devre karşı ne zaman dava açabilir?
Ancak mirasbırakanın ölümünden sonra. Miras hakkı ölümle doğduğu için mirasbırakan hayattayken dava açılamaz. Ölümden sonra muvazaa iddiası süre sınırı olmadan, tenkis talebi ise bir yıllık ve on yıllık hak düşürücü süreler içinde ileri sürülür.
Devir tapuda bağış olarak yapılmışsa dava açılabilir mi?
Muvazaa iddiası kurulamaz çünkü gizlenen bir işlem yoktur. Saklı payı zedelenen mirasçı tenkis davası açabilir; bu davada devir iptal edilmez, saklı payı aşan kısım indirilir.
İntifa hakkının parasal değeri nasıl hesaplanır?
Hak sahibinin tahmin edilen yaşam süresi ve taşınmazın getirisi dikkate alınarak sermayeye çevrilir. Hesap bilirkişi tarafından yapılır; intifa süresi uzadıkça çıplak mülkiyetin değeri düşer.
Devirden sonra ebeveyn evde oturmaya devam ediyorsa bu delil sayılır mı?
Tek başına yeterli değildir ancak değerlendirmeye giren olgulardan biridir. Gerçek bir satışta alıcının taşınmazdan yararlanmayı yıllarca ertelemesi olağan akışa aykırı görüldüğünden, bu durum diğer olgularla birlikte muvazaa yönünde yorumlanabilir.
İntifa hakkı üzerinde ipotek kurulabilir mi?
Taşınmaz üzerinde ipotek kurma yetkisi malike aittir; intifa hakkı sahibi taşınmazı ipotek edemez. Kurulan ipotek, tapuda kayıtlı intifa hakkını ortadan kaldırmaz.
Bu devir yerine vasiyetname yapmak daha mı güvenlidir?
Vasiyetname gizleme içermediği için muvazaa tartışmasını doğurmaz ve mirasbırakan dilediği zaman değiştirebilir. Ancak tasarruf edilebilir kısmı aşan vasiyet de tenkise tabidir; saklı paylar her hâlde korunur.
Devir işleminden sonra ebeveyn fikrini değiştirirse geri alabilir mi?
Tapuda tamamlanmış bir devir tek taraflı iradeyle geri alınamaz. Bağışlamadan dönme ancak kanunda sayılan sınırlı hâllerde mümkündür; bu nedenle devir kararı verilmeden önce sonuçlarının değerlendirilmesi gerekir.
Bu metin genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki görüş yerine geçmez; her devrin tapu kaydı, tarihi ve aile yapısı farklı sonuç doğurabilir. Mevzuat ile yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Devir yapmadan veya devre karşı adım atmadan önce bir avukatla görüşülmesi yerinde olur. Hazırlayan: Av. Handan Sayan Özgül.