Valeye Verilen Araç Çalınırsa Kasko Teminatı ve İşletmenin Sorumluluğu
Valeye verilen araç çalınırsa kasko, aracın gerçekten teslim edilmiş olması ve araç sahibinin özen yükümlülüğüne aykırı davranmamış olması hâlinde ödeme yapmak zorundadır. Bu sonuç, restoran, otel, tamirhane ya da alışveriş merkezi gibi yerlerde aracın anahtarını bir görevliye bırakmanın hayatın olağan akışına ve örf ile âdete uygun sayılmasından doğar. Ancak cümlenin tamamı burada bitmez: aynı olayda sigorta şirketinin ödeme yapmak zorunda kalmadığı hâller de vardır ve aradaki sınır, poliçenin arkasındaki tek bir klozda gizlidir.
Basında geniş yer bulan Yargıtay kararı da tam bu meseleye ilişkindir. Haberlerde kararın künyesi verilmemiş, karar “yeni bir emsal” olarak duyurulmuştur. Oysa karar tarihlidir, ondan daha eski bir Hukuk Genel Kurulu kararına dayanır ve aynı damarda sigorta şirketi lehine sonuçlanmış daha güncel kararlar bulunmaktadır. Bu yazı hem kararın kendisini birincil metninden aktarmakta hem de aracı çalınan bir kişinin gerçekten ihtiyaç duyduğu soruları sırayla cevaplamaktadır.
Ana hatlarıyla
Valeye verilen araç çalınırsa kasko teminatının işleyip işlemeyeceği tek bir kurala bağlı değildir. Kasko Genel Şartları A.1 maddesinde aracın çalınması zaten standart teminattır. Uyuşmazlık, aracın anahtarı ele geçirilerek çalınmasında doğar: bu hâl A.4.11 uyarınca ancak ek sözleşmeyle teminata girer ve poliçelerin çoğu bunu “belge karşılığında” bırakılan araçlarla sınırlar. Yargıtay, aracın işletme görevlisine teslim edildiği hâllerde araç sahibini kusurlu saymaz; otopark veya vale görevlisi, A.5.6 maddesindeki “sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kişi” değildir. Buna karşılık anahtar araç üzerinde bırakılmışsa ya da anahtarsız çalıştırma sistemine sahip araç çalışır hâlde terk edilmişse sonuç tersine döner. İşletmenin sorumluluğu ise ayrı bir hukuki temele, TBK m.579 hükmüne dayanır ve kaskodan bağımsız yürür.
Habere Konu Karar Künyesi ve Niteliği
| Başlık | İçerik |
|---|---|
| Mahkeme | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi |
| Künye | 2021/6918 E., 2022/2467 K. |
| Karar tarihi | 17.03.2022 |
| Uyuşmazlık | Kahvaltı salonunun park görevlisine teslim edilen aracın üçüncü kişi tarafından çalınmasında kasko teminatının kapsamı |
| Sonuç | Sigorta şirketi yönünden davanın reddine dair hüküm, davacı yararına BOZULDU |
| Dayanak | Kasko poliçesi özel şartı, vedia hükümleri, özen yükümlülüğü |
| Kararın niteliği | Daire kararı. Yalnız o dosyayı bağlar, benzer dosyalarda emsal olarak gösterilebilir. Karar düzeltme yolu açık bırakılmıştır |
| İlk derece | Tüketici Mahkemesi. Dosya daha önce görev yönünden de bozulmuştur (13. HD, 25.04.2014, 2014/6074 E., 2014/13287 K.) |
| Ceza ayağı | İşletme sahibi ve çalışanları beraat etti; Yargıtay 15. Ceza Dairesi 13.01.2014 tarihli 2012/10699 E., 2014/123 K. sayılı ilamıyla onadı |
| Basında | Kararın basına yansıması karar tarihinden yıllar sonradır; haberlerin hiçbirinde künye yer almamaktadır |
Kısa Cevap: Valeye Verilen Araç Çalınırsa Kasko Öder mi?
Sorunun cevabı tek kelimeyle verilemez, çünkü kasko poliçesinde birbirinden ayrı iki teminat vardır. Aracın çalınması Kasko Genel Şartları A.1 maddesinin (e) bendinde sayılan beş temel riskten biridir ve standart üründe bulunur. Aracın kendi anahtarı ele geçirilerek çalınması ise A.4.11 uyarınca ancak ek sözleşmeyle teminata dahil edilir. Valeye verilen araç tipik olarak ikinci gruba girer.
Yargıtay’ın yaptığı şey, poliçedeki teminat dışılık kaydını mekanik biçimde uygulamak yerine olayın nasıl geliştiğine bakmaktır. Araç sahibi anahtarı görevliye teslim etmiş, bundan sonra olan biten görevlinin gözetim alanında gerçekleşmişse, sigortalının özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışı yoktur. Bu durumda riziko teminat kapsamında sayılır ve sigorta şirketi çalınma günündeki rayiç bedeli ödemekle yükümlü olur.
Buna karşılık araç sahibi anahtarı kontak üzerinde bırakmış, aracı çalışır vaziyette terk etmiş ya da anahtarsız çalıştırma sistemine sahip aracın kartını araç içinde unutmuşsa, poliçelerdeki açık düzenleme devreye girer ve talep reddedilir. Yani valeye verilen araç çalınırsa kasko ödemesi, teslimin niteliğine göre değişen bir sonuçtur. Yargıtay’ın aynı dönemde verdiği kararlar bu ikinci grubu doğrulamaktadır. Yani belirleyici olan “anahtarın teslim edilmiş olması” değil, teslimin gerçekleşip gerçekleşmediği ve araç sahibinin kendi davranışında bir özensizlik bulunup bulunmadığıdır.
Aracım Çalındı Kasko Ödemiyor Diyorsa İlk Üç Adım
Sigorta şirketinin sözlü olarak “bu olay teminat dışı” demesi hukuken bir sonuç doğurmaz. İlk adım, ret gerekçesinin yazılı olarak istenmesidir. Yazılı ret, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmanın kanuni ön koşuludur; dava yolu için böyle bir zorunluluk bulunmasa da ret gerekçesinin yazıya dökülmüş olması, sigortacının sonradan gerekçe değiştirmesini güçleştirir.
İkinci adım, poliçenizin özel şartlarını temin etmektir. Teminatın kapsamı genel şartlarda değil, o poliçeye eklenen “Araç anahtarının ele geçirilmesi nedeniyle aracın çalınması klozu” başlıklı metinde yazar. Sigorta şirketleri bu metni poliçe ekinde verir; verilmemişse yazılı olarak istenir.
Üçüncü adım, olayın nasıl gerçekleştiğini gösteren delillerin toplanmasıdır. Vale fişi, otopark bileti, servis kabul formu, işletmenin kamera kaydına ilişkin talep yazısı ve kolluk ifadesi bu kapsamdadır. Aşağıda görüleceği üzere poliçelerin büyük kısmı teminatı doğrudan belge karşılığında yapılan teslime bağlamıştır; belgenin varlığı çoğu zaman dosyanın sonucunu belirler.
Kasko Hırsızlık Teminatı Neyi Kapsar, Neyi Kapsamaz
Kasko hırsızlık teminatı, aracın ya da araç parçalarının çalınması ile çalınmaya teşebbüs edilmesini kapsar. Genel Şartlar A.1 maddesi bunu birebir şöyle sayar: “Aracın veya araç parçalarının çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi.” Buradaki teminat, failin kim olduğuna ya da fiilin ceza hukukunda hangi suça karşılık geldiğine bakmaz.
Teminatın dışında kalan hâller ise A.5 maddesinde on bent hâlinde sayılmıştır. Çalınma bakımından belirleyici bent A.5.6’dır: sigortalının “fiillerinden sorumlu olduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler” tarafından aracın kaçırılması veya çalınması teminat dışıdır. Sigorta şirketleri vale ya da otopark görevlisini bu kapsamda göstermeye çalışmakta, Yargıtay ise bunu kabul etmemektedir.
Bir üçüncü katman daha vardır ve tartışmaların çoğu oradan çıkar: A.4 maddesindeki ek sözleşme listesi. Bu listedeki riskler standart üründe yoktur, ayrıca prim ödenerek satın alınır. Araç anahtarının ele geçirilmesi suretiyle çalınma, listenin on birinci sırasındadır.
Habere Konu Yargıtay Kararı Ne Diyor?
Kararın basında yer alan özeti doğrudur ama eksiktir. Dosyanın tamamı okunduğunda, olayın iki ayrı davalıya karşı yürüdüğü, ceza yargılamasının ayrı sonuçlandığı ve dosyanın on beş yıl boyunca iki kez Yargıtay’a gidip geldiği görülür. Aşağıdaki anlatımın tamamı kararın kendi metnine dayanmaktadır.
Olay: Kahvaltı Salonunda Anahtar Kime Verildi
Araç sahibi 11.03.2007 günü ailesiyle birlikte bir kahvaltı salonuna gitmiştir. Karar metnine göre kolunda kırmızı şeritler bulunan bir işyeri çalışanı aracı arkaya çekeceklerini söylemiş, anahtar bu kişiye verilmiş, başka bir çalışan aracı arka tarafa park etmiştir. Kahvaltı bittikten sonra anahtar istendiğinde aracın başkasına verildiği ve çalındığı öğrenilmiştir.
Aracı alan kişi, aracın plakasını, rengini ve modelini söyleyerek sahibi gibi davranmış ve anahtarı bu şekilde ele geçirmiştir. Çalınan araç 2005 model bir otomobildir ve bilirkişi raporunda çalınma tarihindeki piyasa rayiç değeri 130.000,00 TL, kasko bedeli ise 138.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Araç bulunamamıştır.
İlk Derece Mahkemesi Neden Reddetti
Mahkeme, işletme yönünden davayı kabul edip kahvaltı salonunu işleten şirketi 130.000,00 TL ödemeye mahkûm etmiş, sigorta şirketi yönünden ise davayı reddetmiştir. Ret gerekçesi şudur: kasko poliçesinde aracın çalınması teminattadır, ancak aracın kendi anahtarıyla çalınmasının teminatta olabilmesi için ek prim ödenerek bu teminatın ayrıca alınması gerekir; ek prim ödenmediğine göre sigorta şirketi sorumlu değildir.
Bu sonuca bilirkişi raporu da destek vermiştir. Rapor, olayın poliçe özel şartında sayılan teminat dışı hâller arasında bulunduğunu, kimliği bilinmeyen bir kişinin işyerindeki denetimsiz ve kilitsiz dolaptan anahtarı alarak aracı götürdüğünü ve sigorta şirketinin sorumlu olmadığını belirtmiştir. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Yargıtay bu bilirkişi görüşüne uymamıştır. Olayın hukuki nitelendirilmesi hâkimin işidir ve bilirkişinin hukuki değerlendirmesi mahkemeyi bağlamaz.
Poliçenin özel şartı, bugün de yaygın olarak kullanılan bir metindir. Aracın çalışır vaziyette olduğu ya da durduğu sırada anahtarının üzerinde veya içinde bırakılması, araç sahibinin güven oluşturan görüntü, davranış ve sözlerle yanıltılarak aracın ya da anahtarın alınması, aracın gönül rızasıyla kullandırılan veya emanet edilen kişilerce çalınması ve dolandırıcılık yoluyla hırsızlık, bu metinde teminat dışı sayılmıştır.
Yargıtayın Gerekçesi: Örf ve Âdet ile Özen Yükümlülüğü
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, poliçedeki bu kaydı olaya uygulamamıştır. Kararın belirleyici cümlesi şudur: “Bu durumda tamirhane, restauran vs amacıyla gidilen yerlerde aracın anahtarını iş yeri çalışanına teslim etmek hayatın olağan akışı içerisinde olup örf ve adet gereğidir. Aracın sahibi özen yükümlülüğüne aykırı davranmamıştır.”
Daire buradan şu sonuca varmıştır: araç, sahibinin rızası dışında çalınmıştır ve riziko teminat kapsamındadır. Sigorta şirketi yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurulması doğru görülmemiş, karar davacı yararına bozulmuştur.
Gerekçenin mantığı önemlidir. Poliçedeki kayıt, araç sahibinin kendi davranışıyla riski artırdığı hâlleri teminat dışına çıkarmak için konulmuştur. Araç sahibi anahtarı bir işletme görevlisine teslim ettiğinde ise riski artıran bir davranışta bulunmamakta, aksine aracın güvenli biçimde muhafaza edileceği inancıyla hareket etmektedir. Kaydın amacı bu hâli kapsamaz.
Ceza Davası Beraatla Bitti, Hukuk Davası Neden Ayrı Yürüdü
Olayla ilgili ceza yargılamasında işletme sahibi ve çalışanları beraat etmiştir. Asliye Ceza Mahkemesi, çalışanların suça bilerek karıştıklarına dair delil bulunmadığını, ihmalleri söz konusu olsa bile emniyeti suistimal suçunun kasten işlenebilecek bir suç olduğunu belirtmiştir. Hukuk dairesinin kararında aktarıldığına göre bu beraat kararı Yargıtay 15. Ceza Dairesince onanarak kesinleşmiştir.
Buna rağmen hukuk davasında işletme sorumlu tutulmuştur. Sebebi, ceza sorumluluğu ile hukuki sorumluluğun farklı ölçütlere bağlı olmasıdır. Ceza hukukunda kast aranırken, hukuk davasında ihmal derecesindeki kusur da tazminat sorumluluğu doğurur. Türk Borçlar Kanunu m.74 uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kusur değerlendirmesiyle ve beraat kararıyla bağlı değildir.
Bu ayrım pratikte sık karıştırılır. “Ceza davasında beraat ettiler, artık bir şey isteyemem” düşüncesi yanlıştır; beraat kararı hukuk davasındaki tazminat talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kesin hüküm etkisi yalnızca fiilin maddi varlığına ilişkin tespitler bakımından söz konusu olur.
Basında Emsal Karar Denildi, Ölçüt Yıllardır Uygulanıyor
Haberlerin ortak cümlesi kararın yeni bir dönem başlattığı yönündedir. Yargıtay’ın karar arama sisteminde yapılan tarama bunu doğrulamamaktadır. “Otopark görevlisine” ifadesi ile kasko kelimesinin birlikte geçtiği kırk yediyi aşkın karar bulunmakta, bunların bir kısmı 2008 yılına kadar geri gitmektedir. Kasko ile emniyeti suistimal kavramının birlikte geçtiği karar sayısı yüzün üzerindedir.
Bu tespit kararın değerini azaltmaz, yerini değiştirir. Kararın değeri yeni bir kural koyması değil, mevcut kuralın bu somut hâlde nasıl uygulanacağını açıklığa kavuşturmasıdır. Aşağıdaki iki başlık bunun neden böyle olduğunu gösterir.
Hukuk Genel Kurulu Aynı Soruyu Daha Önce Cevaplamıştı
Aynı mesele Hukuk Genel Kurulunun 2017/3076 E., 2018/498 K. sayılı 21.03.2018 tarihli kararına konu olmuştur. O dosyada bir lokantaya gece saatlerinde gelen sigortalı, aracı otopark görevlisine teslim etmiş, görevli başka bir müşterinin aracıyla ilgilenirken araç kırk beş dakika sonra çalınmıştır. Sigorta şirketi zaten ödeme yapmış, işletmeye rücu etmiştir.
Yerel mahkeme, aracın çalındığı anda otopark görevlisinin fiilî sorumluluğu altında bulunduğunu ve görevlinin sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kişi konumunda olduğunu kabul ederek davayı reddetmiş, sonra da direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu bu yaklaşımı benimsememiştir. Kararın belirleyici cümlesi şudur: “Eş anlatımla, araç teslim edildiğinde poliçedeki özel şart ihlâl edilmemiştir.”
Genel Kurul ayrıca teslim alanın yükümlülüğünü de tarif etmiştir: görevli, aracı uygun şekilde park edip aracı kilitlemek, kapıların kilitli olduğunu kontrol etmek ve anahtarı kendisi dışında kimsenin ulaşamayacağı bir yerde muhafaza etmek zorundadır. Anahtarların kırk beş dakika boyunca araç üzerinde bekletilmesi hayatın olağan akışına aykırı bulunmuştur.
Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Azınlık görüşü, aracın sigortalının rızasıyla bırakıldığını ve görevlinin sigortalının fiilinden sorumlu üçüncü kişi sayılması gerektiğini, dolayısıyla zararın teminat dışında kaldığını savunmuştur. Bu karşı oy, meselenin tartışmasız olmadığını gösterir ve her dosyanın kendi delilleriyle değerlendirileceğine işaret eder.
Kararın bir özelliği daha vardır: olay 2011 öncesine ait olduğundan hüküm, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu ile mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu üzerinden kurulmuştur. Bugünkü dosyalarda aynı hükümlerin yürürlükteki karşılıkları uygulanır:
| Konu | Kararda anılan mülga madde (artık yürürlükte değil) | Bugün uygulanan madde |
|---|---|---|
| Vedia, yani saklama sözleşmesi | mülga 818 sayılı Kanun m.463 ve m.464 | 6098 sayılı TBK m.561 ve devamı |
| Umumi ahır ve garaj işletenlerin sorumluluğu | mülga 818 sayılı Kanun m.481 | 6098 sayılı TBK m.579 |
| İstihdam edenin, bugünkü adıyla adam çalıştıranın sorumluluğu | mülga 818 sayılı Kanun m.55 | 6098 sayılı TBK m.66 |
| Sigorta ettirenin ve fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru | mülga 6762 sayılı Kanun m.1278 | 6102 sayılı TTK m.1429 |
| Sigortacının halefiyeti | mülga 6762 sayılı Kanun m.1301 | 6102 sayılı TTK m.1472 |
Tablonun orta sütunundaki madde numaraları bugünkü kanunlarda bambaşka konuları düzenler; örneğin yürürlükteki TBK m.481 eser sözleşmesindeki bedele, TTK m.463 ise sermaye artırımına ilişkindir. Eski kararlardan yapılan alıntılar bu uyarı olmadan dilekçeye taşındığında dayanaksız görünür.
Aynı Damarda Sigorta Şirketi Lehine Sonuçlanan Güncel Kararlar
Basında yer almayan asıl bilgi şudur: aynı konuda daha güncel tarihli ve sigorta şirketi lehine sonuçlanmış kararlar vardır.
Bunlardan ilki Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/16607 E., 2025/13336 K. sayılı 01.10.2025 tarihli kararıdır. Dosyada araç, start stop tuşu bulunan bir modeldir; anahtar araç dışındaki sigortalının üzerindeyken ve araç çalışır vaziyetteyken başka bir şahıs tarafından çalınmıştır. Daire, gasp ya da kapalı yerden anahtarla çalma gibi bir hâl bulunmadığını, anahtarsız çalışan araçlarda anahtarın bulunmadığı sırada gerçekleşen çalınmaların teminat dahilinde olduğuna dair açık düzenleme olmadığını belirterek davanın kabulüne ilişkin kararı bozmuştur.
İkincisi aynı Dairenin 2024/636 E., 2025/12891 K. sayılı 22.09.2025 tarihli kararıdır. Bu dosyada Sigorta Tahkim Komisyonu heyeti sigortalı lehine 518.500,00 TL ödemeye hükmetmiş, İtiraz Hakem Heyeti kararı büyük ölçüde korumuştur. Yargıtay, anahtarın kontak üzerinde ve araç çalışır vaziyette olduğu bir olayda poliçedeki açık düzenlemenin uygulanması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Bu karar da oy çokluğuyla verilmiş, bir üye onama yönünde karşı oy kullanmıştır.
İki karar birlikte okunduğunda tablo netleşir: aracı teslim etmek ile anahtarı araç üzerinde bırakmak aynı şey değildir. Basının “kasko artık ödemek zorunda” şeklindeki genellemesi, bu ayrımı görmediği için yanıltıcıdır.
Kasko Genel Şartlarında Çalınma: A.1, A.4.11 ve A.5.6
Kasko poliçesi iki katmanlı bir metindir. Altta, bütün şirketler için aynı olan Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları bulunur. Üstte, her şirketin kendi poliçesine eklediği özel şartlar yer alır. Genel Şartların C.11 maddesi bu ilişkiyi tek cümleyle kurar: “Bu genel şartlara, sigortalı aleyhine olmamak üzere özel şart konulabilir.”
A.1 Bendi (e): Çalınma Standart Teminatın İçinde
Genel Şartlar A.1 maddesi, sigortacının hangi risklerde ödeme yapacağını beş bent hâlinde sayar. Bunlar sırasıyla çarpışma, aracın iradesi dışında ani ve harici etkilere maruz kalması yani devrilme ve düşme gibi kazalar, üçüncü kişilerin kötü niyet veya muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması ve son olarak aracın veya araç parçalarının çalınması ya da çalınmaya teşebbüs edilmesidir.
Aynı madde, kasko ürününün dört adını da tanımlar. Dar Kasko bu teminat gruplarının bir kısmını, Kasko tamamını, Genişletilmiş Kasko tamamı ile ek sözleşmeye bağlı risklerin bir kısmını, Tam Kasko ise tamamı ile ek sözleşmeye bağlı bütün riskleri kapsar. Genel Şartlar, poliçe başlığının en az on altı punto büyüklüğünde harflerle bu ürün adını içermesini zorunlu kılar ve poliçede bu dört ad dışında ifade kullanılmasını yasaklar.
Bu ayrım pratikte doğrudan cebe dokunur. Dar Kasko satın alınmışsa çalınma teminatı hiç bulunmuyor olabilir. Poliçenin ilk sayfasındaki büyük puntolu ürün adı, teminat tartışmasının başlangıç noktasıdır.
A.4.11: Araç Anahtarının Ele Geçirilmesi Ek Sözleşme İster
Genel Şartlar A.4 maddesi, “ancak ek sözleşmeyle teminat altına alınabilecek” on beş hâli sayar. Bunların on birincisi konumuzu doğrudan ilgilendirir: “Araç anahtarının ek sözleşmede belirtilen haller sonucunda ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması ve çalınmaya teşebbüsü sonucu meydana gelecek ziya ve hasarlar.”
Hükmün iki katmanlı yapısı dikkat ister. Birincisi, bu risk standart Kasko ürününde yoktur; ek prim ödenerek satın alınır. İkincisi, teminat ek sözleşmede “belirtilen haller” ile sınırlıdır. Yani ek teminatı satın almış olmak tek başına yetmez; hangi hâllerin kapsandığı da o ek sözleşmede yazar.
Listede bir madde daha vardır: A.4.12 uyarınca, ek sözleşmede belirtilen hâller sonucunda kaybolan ve çalınan anahtarlar dolayısıyla aracın kilit mekanizmasının değiştirilmesi nedeniyle uğranılan zararlar da ayrıca ek sözleşmeye bağlıdır. Anahtarı çalınıp aracı çalınmayan kişi için asıl kalem budur.
A.5.6: Sigortalının Fiillerinden Sorumlu Olduğu Kişi Kimdir
Genel Şartlar A.5 maddesinde teminat dışında kalan zararlar sayılır. Altıncı bent şöyledir: araca sigortalı, fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından kasten verilen zararlar ile aynı kişiler tarafından sigortalı aracın kaçırılması veya çalınması nedeniyle meydana gelen zararlar teminat dışıdır.
Sigorta şirketlerinin savunması çoğu kez bu bende dayanır: araç görevliye rızayla bırakıldığına göre görevli, sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kişi sayılmalıdır. Hukuk Genel Kurulu bu yorumu kabul etmemiştir. Vale ya da otopark görevlisi, aracı teslim alan işletmenin çalışanıdır; sigortalının değil. Bu nedenle bendin lafzı olaya uymaz.
Ayrımın sonucu köklüdür. Bent uygulanırsa sigorta hiç ödemez. Uygulanmazsa, sigortanın ödeyip ödemeyeceği yalnızca ek teminatın kapsamına göre belirlenir ve ödeme yapan sigortacı halefiyet yoluyla işletmeye rücu edebilir. Genel Şartlar B.4.3 maddesi bu hakkı düzenler: “Sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur.”
Bendin nasıl yorumlanacağı konusunda kanunun kendi ölçütü de gözden kaçırılmamalıdır. Türk Ticaret Kanunu m.1429/1 şöyledir: “Sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür.” Aynı fıkra, bu kişilerin rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep olmaları hâlinde sigortacının borçtan kurtulacağını belirtir.
Kanunun kurduğu denge açıktır: fiillerinden sorumlu olunan kişilerin ihmali kural olarak teminat içindedir, dışarıda kalan kasıttır. Genel şartın bunun ötesine geçen düzenlemesi bir sözleşme kaydıdır ve kapsamı genişletilerek yorumlanamaz. Yargıtay’ın somut olaylarda benimsediği yaklaşım da bu yöndedir.
Poliçedeki Anahtar Klozu: Belge Karşılığı Teslim ve Koasürans
Bu bölüm, haberlerin hiç değinmediği ama okuyucu için en pratik bilgiyi taşıyan bölümdür. Yargıtay kararlarında poliçelerin anahtar klozu birebir aktarılmıştır ve metin, teminatı belirli bir şarta bağlamaktadır.
Belge Karşılığında Bırakılan Araç ile Belgesiz Teslim Arasındaki Fark
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/636 E., 2025/12891 K. sayılı kararında aktarılan kloz, “Araç anahtarının ele geçirilmesi nedeniyle aracın çalınması klozu” başlığını taşır ve üç bentte teminat verir: anahtarların ele geçirilmesi suretiyle çalınma, dolandırıcılık yoluyla çalınma ve üçüncü olarak “belge karşılığında otopark, servis/tamirhane, oto yıkama vb işletmelere bakım, onarım, gözetim amacıyla bırakılan araçların ilgili işletmeden çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi.”
Aynı klozun devamındaki cümle teminatın sınırını çizer: “Yukarıda (c) fıkrasında belirtilen haller dışında araç anahtarının/aracın kendi iradesiyle üçüncü şahıslara teslim edilmesi ve araç anahtarını/aracı teslim alan üçüncü şahıslar tarafından aracın emniyeti suiistimal yoluyla çalınması teminat kapsamı dışındadır.”
Cümlenin anlamı açıktır. İşletmeye belge karşılığında bırakılan araç teminat içindedir; belgesiz teslim edilen araç, poliçe metni bakımından teminat dışında bırakılmıştır. Yargıtay’ın 3. Hukuk Dairesi kararı, somut olayın özellikleri nedeniyle bu kaydın uygulanamayacağına hükmetmiştir; ancak bu, her dosyada aynı sonucun çıkacağı anlamına gelmez. Vale fişi, otopark bileti ya da servis kabul formu almak, tartışmayı en baştan kapatan tek adımdır.
Yüzde Yirmi Koasürans Ne Demek, Hangi Hâlde Uygulanmaz
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/16607 E., 2025/13336 K. sayılı kararında aktarılan bir başka poliçe metni, teminatı verirken bedelini de belirler. Metne göre, bir belge karşılığında gözetim, bakım ve onarım amacıyla aracın teslim edildiği otopark, oto yıkama ve tamirhane gibi işletmelerden aracın çalınması hâlinde teminat verilir; ancak sigortalının yasal sorumlular hakkında işlem başlatması ve hasarın belirli bir yüzdesinin sigortalı üzerinde kalması koşuluyla.
Aynı metnin bir başka bendi valeyi açıkça anar: “Otoparka veya valeye belge ile teslim edilen aracın çalınması teminata dâhil olup, her bir hasarda hasar bedeli üzerinden yüzde 20 koasürans uygulanacaktır.” Koasürans, zararın belirli bir oranının sigortalının üzerinde bırakılması demektir; muafiyetten farkı, sabit bir tutar değil oransal bir pay olmasıdır.
Aynı bent bir istisna da getirir: rizikonun gerçekleştiği otoparkın yeterli teminatı içeren üçüncü şahıs mali mesuliyet poliçesinin bulunması ve giriş çıkışları kayıt altında tutulan vergi yükümlüsü olması hâlinde koasürans uygulanmaz. Yani aracı bırakacağınız yerin kurumsal bir işletme olması, sizin cebinizden çıkacak tutarı doğrudan etkiler.
Bu düzenlemelerin tamamı poliçeye özgüdür. Sizin poliçenizde oran farklı olabilir, istisna hiç bulunmayabilir. Bu nedenle rakam ezberlenmez; poliçe metni okunur.
Anahtarsız Çalıştırma Sistemi Olan Araçlarda Durum
Poliçe klozunun en yeni tarihli bölümü anahtarsız çalıştırma sistemine ayrılmıştır. Aktarılan metne göre anahtarla çalışan araçlarda anahtarın kontak üzerinde veya araç içerisinde bırakıldığı sırada gerçekleşen çalınmalar teminat dışıdır. Anahtarsız çalıştırma sistemine sahip araçlarda ise aracın çalışır vaziyette bırakılması, aracın çalışması için gerekli kart veya aparatın araç içinde bırakılması ya da unutulması, hatta bu kart veya aparatın aracı çalıştırma mesafesinde bulundurulması sonucu oluşan çalınmalar teminat dışında sayılmıştır.
Son ifade, teknolojinin doğurduğu yeni bir riski tarif eder. Anahtarsız sistemlerde araç, kart menzil içinde olduğu sürece çalışabilir durumdadır. Aracın yanında durup bagajdan yük indirirken ya da birkaç metre ötede telefonla konuşurken aracın çalınması, poliçe metni bakımından “kartın çalıştırma mesafesinde bulundurulması” sayılabilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 01.10.2025 tarihli kararı tam bu senaryoda sigorta şirketi lehine sonuçlanmıştır.
Poliçenizde Bu Teminatın Olup Olmadığını Nasıl Anlarsınız
Poliçenin teminat tablosunda “Anahtar çalınması”, “Araç anahtarının ele geçirilmesi” ya da A.4.11 ibaresi aranır. Karşısında bir limit veya “teminat kapsamındadır” ifadesi varsa ek sözleşme yapılmış demektir. Teminat tablosunda hiç yer almıyorsa, ek sözleşme yoktur.
İkinci kontrol noktası ürün adıdır. Tam Kasko satın alınmışsa ek sözleşmeye bağlı bütün riskler kapsamdadır. Genişletilmiş Kasko’da yalnızca bir kısmı kapsanır ve hangilerinin kapsandığı poliçede yazılıdır.
Üçüncü kontrol, poliçe ekindeki kloz metnidir. Ek teminat alınmış olsa bile kapsam o metinde daraltılmış olabilir; yukarıda aktarılan “belge karşılığında” kaydı bunun tipik örneğidir.
Hırsızlık mı, Güveni Kötüye Kullanma mı, Dolandırıcılık mı?
Sigorta şirketlerinin ret yazılarında en sık geçen cümlelerden biri şudur: “Bu olay hırsızlık değildir, dolandırıcılıktır; hırsızlık teminatı uygulanmaz.” Bu savunmanın ceza hukuku boyutu ile sigorta hukuku boyutu birbirine karıştırılır.
Emniyeti Suistimal Nedir, Emniyeti Suistimal Suçu Nasıl Oluşur
Emniyeti suistimal, bugünkü adıyla güveni kötüye kullanma suçudur ve Türk Ceza Kanunu m.155’te düzenlenmiştir. Hükmün lafzı şöyledir: “Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Maddenin ikinci fıkrası, suçun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin gereği olarak teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde cezayı bir yıldan yedi yıla kadar hapse çıkarır. Valeye ya da otopark görevlisine teslim edilen araç, tam olarak bu fıkranın tarif ettiği ilişki içinde bulunur.
Suçun kurucu unsuru kasttır. Habere konu dosyada işletme çalışanlarının beraat etmesinin sebebi budur: aracı başkasına vermekte ihmalleri bulunsa bile, suçun kasten işlenmesi gerektiği için mahkûmiyet kurulmamıştır. Aynı olayda aracı alıp götüren kişinin fiili ise hileli davranışla aldatma içerdiği ölçüde Türk Ceza Kanunu m.157 kapsamında dolandırıcılık oluşturabilir.
TCK m.155/3: Suçun Konusu Araç Olursa Ceza Bir Kat Artar
Bu damarda bilinmesi gereken en yeni düzenleme, güveni kötüye kullanma maddesine eklenen üçüncü fıkradır. Türk Ceza Kanunu m.155/3 şöyledir: “Suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.”
Fıkra, 7571 sayılı Kanunun 18. maddesiyle eklenmiştir. Sonuç şudur: valeye, otoparka ya da servise bırakılan aracın götürülmesi hâlinde uygulanacak ceza, hizmet ilişkisi nedeniyle zaten ağırlaşmış olan ikinci fıkra cezasının bir kat artırılmış hâlidir. Habere konu 2022 tarihli kararın verildiği dönemde bu fıkra mevzuatta bulunmuyordu; dolayısıyla o dosyanın ceza ayağı bugünkü rejimle aynı değildir.
Emniyeti Suistimal Şikayet Süresi
Güveni kötüye kullanma suçunun temel şekli şikâyete bağlıdır. Maddenin birinci fıkrasındaki “şikayet üzerine” ibaresi bunu gösterir. Şikâyet hakkı, Türk Ceza Kanunu m.73 uyarınca fiilin ve failin kim olduğunun öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılır; bu süre geçtikten sonra soruşturma yapılamaz.
Buna karşılık maddenin ikinci fıkrasındaki nitelikli hâl şikâyete bağlı değildir ve re’sen soruşturulur. Araç, hizmet ilişkisi gereği teslim edilmiş olduğundan olayların büyük kısmı bu fıkraya girer. Yine de zaman kaybetmeden başvurmak gerekir; kolluk kayıtlarına düşen şerh, aşağıda anlatılacağı üzere tescil ve vergi işlemlerinin de kapısını açar.
Ceza Nitelendirmesi Kasko Teminatını Belirler mi
Hayır. Kasko Genel Şartları A.1 maddesi teminatı “aracın çalınması” olarak tanımlar ve failin fiilinin ceza hukukunda hırsızlık, dolandırıcılık ya da güveni kötüye kullanma sayılmasına göre bir ayrım yapmaz. Teminat dışılık, ceza nitelendirmesinden değil poliçedeki kloz metninden doğar.
Nitekim habere konu dosyada sigorta şirketinin savunması “olay hırsızlık değil dolandırıcılıktır, dolandırıcılık teminat dışıdır” biçimindeydi. Yargıtay bu savunmayı ceza nitelendirmesi üzerinden değil, araç sahibinin özen yükümlülüğü üzerinden değerlendirerek sonuca varmıştır.
Bu tespit, ret yazısı alan kişi için doğrudan kullanılabilir bir argümandır: sigortacının dayanacağı şey soruşturmanın hangi suçtan yürüdüğü değil, poliçede hangi hâllerin teminat dışı sayıldığıdır ve bu kaydın somut olaya uygulanabilirliği ayrıca tartışılır.
Aracım Çalındı Ne Yapmalıyım: İlk Yirmi Dört Saat
Bu başlığın altındaki adımlar, aracın valeye bırakılıp bırakılmadığından bağımsız olarak her çalınma olayında geçerlidir. Sıra önemlidir, çünkü hem ceza soruşturmasının hem sigorta dosyasının hem de tescil ve vergi işlemlerinin dayanağı aynı ilk belgedir.
Araba Çalındı Ne Yapmalıyım, Araç Çalındı Ne Yapmalıyım
İlk başvuru kolluğa yapılır. Polis merkezine ya da jandarma karakoluna gidilerek olay bildirilir ve tutanak tutturulur. Aracın valeye, otoparka veya servise bırakıldığı hâllerde bildirim, işletmenin adı ve teslim eden görevliye ilişkin bilgileri de içermelidir; ceza soruşturması bu bilgi üzerinden yürür.
Aynı anda işletmeye yazılı bildirim yapılması yerinde olur. Bildirim, kamera kayıtlarının silinmemesini talep eden bir cümle içermelidir. Kamera kayıtları işletmenin saklama politikasına göre kısa sürede otomatik silinebilir; kaydın silinmiş olması, aşağıda açıklanacağı üzere ispat yükü işletmede olduğu için onun aleyhine bir durum yaratır ancak dosyayı da zorlaştırır.
Üçüncü başvuru sigorta şirketinedir. Kasko Genel Şartları B.1.1 uyarınca sigortalı, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunmakla yükümlüdür. Aynı maddenin 1.3 bendi çalınma olayına özgü ayrı bir yükümlülük getirir: “Aracın çalınması halinde, durumu öğrenir öğrenmez derhal yetkili makamlara bildirimde bulunmak.” Yani kolluğa bildirim sigortacıya bildirimden önce gelir ve “derhal” ölçütüne tabidir.
Sürelerin kaçırılması hakkı tümden düşürmez. Türk Ticaret Kanunu m.1446/2 uyarınca bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta artışa neden olmuşsa kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yoluna gidilir. Üstelik sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse bu indirimden yararlanamaz. Aynı ölçüt Kasko Genel Şartları B.3.3.3 maddesinde de tekrarlanır.
Araba Çalındığında Ruhsat ve Anahtarlar Ne Olur
Araç tescil belgesi ve elde kalan anahtarlar saklanır; hiçbiri kolluğa ya da sigortacıya kendiliğinden teslim edilmez. Sigorta şirketleri tazminat ödemesi aşamasında aracın bütün anahtarlarının ibrazını ister. Bu talep keyfî değildir: anahtarların tamamının sigortalıda bulunması, aracın anahtarla götürülmediğini gösteren bir delil sayılır.
Araçla birlikte tescil belgesi de suça konu olmuşsa, yani belge araçta kalmışsa, durum başvuru dilekçesinde ayrıca belirtilir. Araçların Tescili Yönetmeliği m.39/2, bu hâlde talep üzerine araç sahibine kayıt kapatma sebebini gösteren bir yazı verilmesini öngörür.
Aracın ikinci ve üçüncü anahtarları da önem taşır. Bazı poliçe metinleri, aracın fabrika çıkışında üçüncü anahtarının bulunması hâlinde bu anahtarın da gerçek anahtar niteliğinde değerlendirileceğini düzenler. Eksik anahtar, teminat tartışmasını doğrudan etkiler.
Kaskoya İhbar ve Sonrasında İstenen Belgeler
İhbardan sonra sigortacı bir hasar dosyası açar ve belge ister. Bu aşamada sigortacının elini bağlayan bir süre vardır ve pratikte hiç bilinmez. Genel Şartlar B.3.1 maddesi şöyledir: sigortacı poliçe metninde muhtemel hasarlar için talep edeceği belgelere yer verir ve “hasar ihbarı üzerine üç iş günü içinde hak sahibine, poliçe metninde yer verdiği belgeler dışında talep ettiği belgeleri, yazılı veya taraflarca kararlaştırılan iletişim vasıtalarıyla bildirir.”
Bunun anlamı şudur: poliçede yazmayan bir belgenin istenmesi için sigortacının üç iş günlük bir penceresi vardır. Dosyanın haftalarca sürüncemede kalıp her seferinde yeni bir belge istenmesi bu hükme aykırıdır. Ödeme süresi de “talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi” anına bağlandığından, hangi belgenin ne zaman istendiği ve ne zaman teslim edildiği kayda geçirilmelidir.
Sigortalının bu aşamada kullanabileceği bir hakkı da vardır. Genel Şartlar C.9 maddesi uyarınca sigorta ettiren veya sigortalı kendi eksperini tayin edebilir; sigortacı, tazminatın belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri “bunlar faydasız kalmış olsalar bile” ödemekle yükümlüdür. Bu hak, hasar tutarına ilişkin uyuşmazlıklarda sıkça atlanır. Sürecin ayrıntısı için Eksper Geldikten Sonra Para Ne Zaman Yatar? başlıklı yazımız okunabilir.
Arabam Çalındı Nasıl Bulabilirim, Çalınan Araç Nasıl Bulunur
Aracın aranması kolluğun görevidir ve araç bilgileri kolluk kayıtlarına “aranıyor” şerhiyle işlenir. Araç sahibinin yapabileceği şey, bu şerhin işlendiğini teyit etmek ve aracın plakasının başka bir araçta kullanılması ihtimaline karşı kayıtları takip etmektir. Çalınan araç sorgulama işlemi, aracın tescil kayıtları üzerinden ve başvurulan kolluk birimi aracılığıyla yürütülür.
Araçların Tescili Yönetmeliği bu ihtimali ayrıca düzenler. Bir aracın tescil bilgilerinin çalıntı bir araç üzerinde kullanıldığı tespit edilirse, bilgileri kullanılan aracın hurdaya çıkarılması için iki şartın birlikte gerçekleşmesi aranır: çalınan aracın hak sahibine iade edilmiş olması ve tescil bilgileri kullanılan aracın fiziken bulunamaması.
Yurt dışından getirilen ya da yabancı plakalı araçlarda süreç, aracın tescil durumuna göre değişir. Türkiye’de tescil edilmemiş bir araçta tescil kaydının kapatılmasına ilişkin işlemler uygulanamaz; bu hâlde yalnızca ceza soruşturması ve varsa sigorta dosyası yürür.
Çalınan Araç Bulunamazsa Ne Olur: Otuz Günlük Kural
Kasko poliçesinde çalınma hasarının ödenmesi, diğer hasarlardan farklı bir takvime bağlıdır. Sebebi açıktır: aracın bulunma ihtimali vardır ve sigortacı ödemeden önce bu ihtimalin tükenmesini bekler.
Çalınan Araç İçin Yapılacak İşlemler ve Çalınan Araç Kaydının Silinmesi
Çalınan araç için yapılacak işlemler üç ayrı kurumda yürür ve biri diğerinin önkoşuludur. Önce kolluğa başvurulur ve araç, kolluk kayıtlarına aranan araç olarak işlenir. Ardından bu şerhe dayanılarak tescil kaydı kapatılır. Son olarak kasko dosyası bu iki belgeyle tamamlanır.
Uygulamada sıkça “çalınan araç kaydının silinmesi” denilen işlem, teknik olarak kaydın kapatılmasıdır. Araçların Tescili Yönetmeliği m.39 bu işlemi düzenler ve hurda kaydının silinmesinden farklıdır: hurdaya çıkarılan araç yeniden tescil edilemezken, çalınma nedeniyle kaydı kapatılan araç bulunduğunda kayıt yeniden açılır.
Bu ayrım sonucu doğrudan etkiler. Kaydın kapatılması aracın mülkiyetini sona erdirmez; araç sahibi hâlâ maliktir ve araç bulunduğunda üzerine döner. Kasko tazminatı ödenmişse mülkiyetin akıbeti, aşağıda anlatılan iade ve devir seçeneklerine göre belirlenir.
Çalınan Araç Bulunamazsa Kaç Gün Sonra Bulunamadı Yazısı İstenir, Çalınan Araç Kasko Ödemesi Ne Zaman Yapılır
Kasko Genel Şartları B.3.3.4.2 maddesi bu soruya birebir cevap verir: “Çalınmış olan aracın bulunması için ilgili makamlarca yapılacak araştırmalar 30 gün içinde sonuç vermediği takdirde sigortalı durumu ilgili makamlara başvurduğunu belgelemek suretiyle, sigortacıya bildirir.”
Otuz günlük süre, sigortacının keyfî olarak koyduğu bir bekleme değil genel şart hükmüdür. Süre dolduğunda sigortalıdan iki grup belge istenir. Birincisi kolluğa başvurulduğunu gösteren belgedir. İkincisi, araç kayıtlarına çalınma durumunu gösteren şerh ve sair açıklamanın konduğunu ve aracın ilgili mevzuata göre devrine engel teşkil edebilecek kısıtlamaların bulunmadığını gösteren belgelerdir.
Aynı hüküm sigortacıya bir bekletme yetkisi de tanır: ilgililer hakkında cezai soruşturma açılmışsa sigortacı, soruşturma tamamlanıncaya kadar tazminat ödemesini bekletebilir. Valeye bırakılan araç olaylarında işletme çalışanları hakkında soruşturma açılması olağan olduğundan, bu yetki pratikte sıkça kullanılır ve ödemeyi uzatır.
Tescil Kaydının Kapatılması ve Çalınma Şerhi
Genel şartların aradığı “şerh” belgesi, Araçların Tescili Yönetmeliği m.39 kapsamında yapılan işlemle elde edilir. Hükme göre, ilgili kolluk birimi kayıtlarına hırsızlık veya güveni kötüye kullanma suçları nedeniyle arandığına dair şerh işlenmiş olmak şartıyla, araç sahibinin başvurusu üzerine aracın tescil kaydı herhangi bir noter ya da trafik tescil kuruluşu tarafından kapatılabilir.
Başvuru üzerine tescil belge ve kayıtlarına işlem tarihi itibarıyla “Hırsızlık nedeniyle aranıyor” ya da “Güveni kötüye kullanma nedeniyle aranıyor” şerhi işlenir ve tescil kaydı kapatılır. Araç tescil belgesi sahibine iade edilir. Kaydı kapatılan aracın plakası, kapatma sebebiyle birlikte kayıt sisteminde saklanır ve bu plakalar başka araçlara verilmez.
Burada yazının başındaki ceza tartışmasının pratik karşılığı ortaya çıkar. Yönetmelik, hırsızlık ile güveni kötüye kullanmayı tescil işlemi bakımından aynı sonuca bağlamıştır; her iki şerh de kaydın kapatılmasına yeter. Aynı ayrım kasko teminatı bakımından ise sonucu değiştirebilmektedir. Aynı olayın iki mevzuatta farklı işlem görmesi, sigortacının ret yazısına karşı ileri sürülebilecek bir tutarsızlık göstergesidir.
Çalınan Araç Bulunduğunda Ne Olur
Kasko Genel Şartları B.3.3.4.2 maddesi iki ihtimali ayrı ayrı düzenler. Araç, sigorta tazminatı ödenmeden önce bulunmuşsa sigortalı aracı geri almak zorundadır; tazminat talep edemez. Araçta çalınma dolayısıyla bir zarar meydana gelmişse sigortacı bu zararı öder.
Araç, tazminat ödendikten sonra bulunursa sigortalı durumu derhâl sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu hâlde anlaşma hükümlerine göre ya tazminat iade edilir ya da aracın mülkiyeti sigortacıya devredilir. Seçim hakkının kimde olduğu poliçeye göre değişir; genel şart “anlaşma hükümlerine göre” demektedir.
Tescil bakımından ise Yönetmelik m.39/5 uygulanır: kaydı kapatılan aracın bulunması, aranma bildiriminin kaldırılmış olması ve aracın tespit muayenesinin yapılması hâlinde, araç sahibinin başvurusu üzerine kapatılan tescil kaydı bulunma tarihi itibarıyla yeniden açılır.
Çalınan Araçta Motorlu Taşıtlar Vergisi Ödenmeye Devam Edilir mi
Bu soru, aracı çalınan kişinin en çok şaşırdığı kalemdir ve iki ayrı metnin birlikte okunmasını gerektirir. Araçların Tescili Yönetmeliği m.39/3 uyarınca tescil kaydının kapatılması Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilir; bildirim, aracın tescil kaydının suç tarihi itibarıyla kapatıldığı yönündedir.
Buna karşılık Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu m.8, mükellefiyetin sona ermesini farklı bir ölçüte bağlar: “Motorlu taşıtların trafik sicili ile … siciline ait kayıtlarının silinmesi halinde, silinme takvim yılının ilk altı ayı içinde yapılmış ise ikinci altı aylık dönemin başından, ikinci altı aylık dönem içinde yapılmışsa takip eden takvim yılı başından itibaren mükellefiyet sona erer.”
İki metin farklı ölçüt kullanmaktadır: yönetmelik suç tarihini esas alan bir bildirim öngörürken, kanun altı aylık dönem sistemine dayanmaktadır. Bu nedenle “aracım çalındı, vergi hemen durur” şeklindeki yaygın beklenti kanunun lafzıyla karşılanmaz. Somut dosyada hangi dönemden itibaren mükellefiyetin sona ereceği ve geçmişe dönük bir düzeltme yapılıp yapılmayacağı, bağlı bulunulan vergi dairesine yazılı başvuruyla netleştirilmelidir. Kayıt kapatma işlemi yapılmadığı sürece ise tartışma hiç başlamaz; ilk adım her hâlde m.39 başvurusudur.
Kasko Ne Kadar Öder: Rayiç Bedel ve Ödeme Takvimi
Teminat tartışması aşıldığında sıra tutara gelir. Çalınma hasarında ödenecek tutarın belirlenmesi, onarım hasarlarından tamamen farklı bir kurala tabidir.
Çalınma Günündeki Rayiç Değer
Kasko Genel Şartları B.3.3.2.4 maddesi tek cümleyle hükmü verir: “Aracın çalınması halinde aracın çalınma günündeki rayiç değeri ödenir.” Ödenecek tutar, poliçede yazan sigorta bedeli değil, çalınma günündeki piyasa rayicidir. İkisi birbirinden farklı olabilir ve uyuşmazlıkların önemli bir kısmı bu farktan doğar.
Habere konu dosya bunun somut örneğidir. Bilirkişi raporunda aracın çalınma tarihindeki kasko bedeli 138.000,00 TL, ikinci el piyasa rayiç değeri ise 130.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Ödemeye esas alınacak olan ikinci rakamdır.
Rayicin nasıl belirleneceği de poliçede yazılıdır. Genel Şartlar B.3.3.1.1 maddesi, sigorta şirketinin aracı hasar tarihi itibarıyla rayiç değerine kadar teminat altına aldığını belirttikten sonra şunu ekler: “Rayiç değer için esas alınacak referansa veya rayiç değeri belirleme yöntemine poliçede yer verilir.” Sigortacının önerdiği tutar tartışılacaksa ilk bakılacak yer, poliçede gösterilen bu referanstır.
Rayiç değere itiraz edilebilir. Sigortalı kendi eksperini tayin edebileceği gibi, hasar tutarına ilişkin uyuşmazlığı aşağıda anlatılan başvuru yollarına da taşıyabilir. Aracın donanımı, kilometresi ve bakım geçmişi rayici etkileyen unsurlardır ve bunların belgelenmesi tutarı doğrudan değiştirir.
On İş Günü, Kırk Beş Gün ve Yüzde Elli Avans
Genel Şartlar B.3.3.4.1 maddesi ödeme takvimini kurar. Sigortacı, talep ettiği belgelerin eksiksiz verilmesi ve zararın eksper aracılığıyla tespiti kararlaştırılmışsa eksper raporunun tesliminden itibaren en geç on iş günü içinde gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durum yoksa tazminatı ödemek zorundadır. Aynı hüküm bir üst sınır da koyar: “Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur.”
İncelemeler hasar ihbarı üzerine üç ay içinde tamamlanamamışsa sigortacı, tazminattan mahsup edilmek üzere hasar miktarının en az yüzde ellisini avans olarak ödemek zorundadır. Bu yükümlülük, uzayan çalınma dosyalarında sıkça hatırlatılması gereken bir haktır.
Sürelerin sonunda temerrüt kendiliğinden doğar. Türk Ticaret Kanunu m.1427 uyarınca borç muaccel olunca sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer ve sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir. Yani poliçeye konulmuş aksi yöndeki bir özel şart hüküm doğurmaz.
Tam Hasar Sonrası Poliçenin Durumu
Çalınma tam hasar sayıldığından poliçe bakımından sonuç doğurur. Genel Şartlar B.4.1 maddesine göre rizikonun gerçekleşmesiyle tam hasar meydana geldiğinde sigorta teminatı sona erer ve teminatın sona ermesiyle sigortacı primin tamamına hak kazanır.
Bunun pratik anlamı şudur: aracı çalınan kişi, kalan poliçe süresi için prim iadesi isteyemez. Aynı şekilde, tazminat ödendikten sonra alınan yeni araç bu poliçe kapsamında değildir; yeni bir sözleşme yapılması gerekir.
Ödeme yapan sigortacı ise boş durmaz. Genel Şartlar B.4.3 maddesi uyarınca sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur ve sorumlulara rücu edebilir. Habere konu Hukuk Genel Kurulu kararı tam da böyle bir rücu davasıdır: sigorta şirketi sigortalısına ödeme yapmış, sonra lokantaya ve otopark görevlisine rücu etmiştir.
İşletmenin Sorumluluğu: Vale, Otopark, Tamirhane, Otel
Kasko yolu tıkandığında ya da kaskodan alınan tutar zararı karşılamadığında ikinci bir muhatap vardır: aracı teslim alan işletme. Bu sorumluluk sigortadan tamamen bağımsızdır ve farklı bir kanuna dayanır. İşletmeye karşı ileri sürülebilecek talepler ile otoparkta meydana gelen hasarların ayrıntısı için AVM Otoparkında Zarar Gören Aracın Zararlarını AVM Karşılar Mı? başlıklı yazımız okunabilir.
TBK m.579: Çalışanlarınca Kabul Edilen Araç
Türk Borçlar Kanunu m.579/1 şöyledir: “Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler, kendilerine bırakılan veya çalışanlarınca kabul edilen hayvan, at arabası, bunlara ait koşum ve benzeri eşya ile motorlu taşıt ve eklentilerinin yok olmasından, zarara uğramasından veya çalınmasından sorumludurlar.”
Hükmün üç unsuru konumuz bakımından belirleyicidir. Birincisi, sorumluluk çalınmayı da kapsar; yalnızca hasar hâlleriyle sınırlı değildir. İkincisi, aracın işletene bizzat bırakılmış olması şart değildir; çalışanlarınca kabul edilmiş olması yeterlidir. Vale görevlisinin anahtarı alması tam olarak bu ifadenin karşılığıdır. Üçüncüsü, sorumluluktan kurtulmak isteyen işletenin, zararın araç sahibinin ya da beraberindekinin kusurundan, mücbir sebepten veya eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat etmesi gerekir. İspat yükü işletendedir.
Hükmün ikinci fıkrası bir tavan getirir: işletenlere ya da çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe sorumluluk, saklananların her biri için alınan günlük saklama ücretinin on katını aşamaz. Tavanın belirleyici yanı şudur: ücretsiz park hizmetinde tavanın hesaplanacağı bir günlük ücret bulunmaz. Bu hâlde zararın tamamının alınabilmesi ancak işletenin veya çalışanlarının kusuru ortaya konarak mümkün olur.
Üçüncü fıkra ise savunmaların çoğunu baştan keser: “İşleten böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu bu Kanunda gösterilmemiş olan bir koşula bağladığını, herhangi bir yolla ilan etse bile, sorumluluktan kurtulamaz.” Otopark girişindeki levha, bilet arkasındaki matbu metin ve uygulama kullanım koşulu bu kapsamdadır.
Otel ve Konaklama Yerinde Rejim Neden Farklı
Habere yansıyan cümlede otel de sayılmıştır, ancak konaklama yeri işletenlerinin sorumluluğu ayrı maddelerde düzenlenmiştir. TBK m.576 uyarınca otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerleri işletenler, konaklayanların getirdikleri eşyanın yok olmasından, zarara uğramasından veya çalınmasından sorumludur. Kurtuluş kanıtları m.579 ile aynıdır, ancak tavan farklıdır: kusur yüklenmedikçe sorumluluk, konaklayanların her biri için günlük konaklama ücretinin üç katını aşamaz.
İki rejim arasında bundan daha belirleyici bir fark daha vardır. TBK m.578/1 şöyledir: “Konaklayan zararını öğrenir öğrenmez işletene bildirmezse, istem hakkını kaybeder.” Bu, hak düşürücü nitelikte bir bildirim yükümlülüğüdür ve konaklama yeri rejimine özgüdür; garaj ve otopark işletenlerini düzenleyen m.579’da böyle bir kural yoktur.
Pratik sonuç şudur: otelde kalırken aracı otel görevlisine teslim eden kişi, zararı öğrenir öğrenmez bildirim yapmalıdır. Aracın otelin kendi otoparkına mı bırakıldığı yoksa konaklama ilişkisi kapsamında mı değerlendirileceği tartışmalı olabileceğinden, bildirim gecikmeden yapılarak bu risk baştan kapatılır. Sorumsuzluk ilanı yasağı ise her iki rejimde de geçerlidir; m.578/2 aynı yasağı konaklama işletmeleri için tekrarlar.
Vale Arabayı Vurursa Ne Olur
Aracın çalınması ile valenin araca hasar vermesi farklı olaylardır ama muhatap aynıdır. TBK m.579/1 çalınmanın yanında “zarara uğramasından” da işleteni sorumlu tuttuğundan, valenin park manevrası sırasında verdiği hasar da aynı hükme dayanır.
Bu hâlde ikinci bir dayanak daha devreye girer: adam çalıştıranın sorumluluğu. İşletme, çalışanının işini görürken verdiği zarardan sorumludur ve bu sorumluluk kusura dayanmaz. Hukuk Genel Kurulu kararında da işletme sahibi ile idari sorumlunun, mülga Borçlar Kanununun istihdam edenin sorumluluğunu düzenleyen hükmü uyarınca istihdam eden konumunda oldukları tespit edilmiştir.
Hasarın kasko poliçesinden karşılanması da mümkündür. Kasko Genel Şartları A.1 maddesinin (a) ve (b) bentleri çarpma ve çarpışmayı teminat altına aldığından, valenin verdiği hasar kural olarak kasko kapsamındadır. Kaskodan tahsil edilen tutar için sigortacı işletmeye rücu eder. Aracı başkasının kullanması hâlinde kaskonun nasıl işlediği Şirket Aracını Başkası Kullanırsa Kasko Öder mi? başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Vale Ücreti Zorunlu mu, Fiş Almanın Hukuki Değeri
Vale hizmeti bir sözleşme ilişkisidir; ücret, hizmeti sunan işletme tarafından belirlenir ve müşteri hizmeti almak istemiyorsa aracını kendisi park edebilir. Hizmetin zorunlu tutulduğu, yani aracın başka türlü park edilemediği durumlarda, ücretin tarifeye ve ilan edilmiş koşullara uygun olması beklenir.
Hukuki bakımdan asıl önemli olan ücret değil belgedir. Yukarıda aktarılan poliçe klozları teminatı açıkça “belge karşılığında” yapılan teslime bağlamaktadır. Vale fişi ya da otopark bileti, aracın teslim edildiğini gösteren en kolay delildir; teslimin ispatlanamadığı dosyalarda hem kasko hem işletme sorumluluğu tartışması zorlaşır.
Ücretin ödenmemesi hâlinde işletenin de kanuni bir dayanağı vardır. TBK m.580 uyarınca işletenler, kendilerine bırakılan ya da garaj ve otopark gibi yerlere konulan eşya üzerinde, ücretlerini veya saklama giderlerinden doğan alacaklarını güvenceye almak için hapis hakkına sahiptir. Yani ödenmemiş ücret nedeniyle aracın alıkonulması, hükümsüz olan sorumsuzluk levhasının aksine kanuni dayanağı bulunan bir uygulamadır.
Araçta bırakılan kıymetli eşya bakımından ise ayrı bir kural işler. Konaklama işletmelerini düzenleyen TBK m.577 uyarınca kıymetli eşya, önemli miktarda para veya kıymetli evrak işletene saklanması için bırakılmamışsa işleten ancak kendisinin veya çalışanlarının kusuru hâlinde sorumlu olur. Araçta unutulan değerli eşya bu sebeple de ayrı bir risk taşır; araç teslim edilirken içindeki kıymetli eşyanın alınması yerinde olur.
Fiş verilmeyen hâllerde teslim başka delillerle de ispatlanabilir: kamera kaydı, işletmede yapılan harcamanın fişi ya da kart ekstresi, tanık beyanı ve kolluk ifadeleri bu kapsamdadır. Nitekim habere konu dosyada teslim, çalışanların kolluğa verdiği ifadelerle sabit görülmüştür.
Kasko Ödemezse Başvuru Yolu: Tahkim mi Mahkeme mi
Ret yazısı alındığında iki yol vardır ve seçim geri dönülemez sonuçlar doğurur. İkisinden birine başvurulduktan sonra diğerine geçilemez.
Önce Yazılı Başvuru
Her iki yolda da ön koşul aynıdır: sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmış ve talep kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlanmış olmalıdır. Sigortacılık Kanunu m.30/13 uyarınca kuruluşun on beş iş günü içinde yazılı cevap vermemesi de aynı sonucu doğurur ve başvuru yolunu açar.
Başvurunun yazılı olması ispat bakımından zorunludur. Çağrı merkezi görüşmeleri ya da e-posta yazışmaları çoğu zaman yeterli sayılmaz; başvurunun şirkete ulaştığını gösteren bir kayıt gerekir.
Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvuru
Kasko poliçesinden doğan uyuşmazlıklarda tahkim yolunun açık olması, sigorta şirketinin Sigorta Tahkim Sistemine üye olmasına bağlıdır. Kasko Genel Şartları C.8 maddesi bunu düzenler ve şirketin üye olup olmadığı bilgisinin poliçede yer almasını zorunlu kılar. Zorunlu sigortalardan doğan uyuşmazlıklarda üyelik aranmazken, kasko bir zorunlu sigorta olmadığından bu ayrım önem taşır.
Tahkimin mahkemeye göre iki belirgin avantajı vardır. Birincisi süredir: hakem kararı kural olarak dört ay içinde verilir. İkincisi masraf riskidir; tahkimde hükmedilecek vekâlet ücreti, mahkemelerde uygulanan tarifenin beşte biri oranındadır. Başvuru usulü, ücretler ve itiraz yolu için Sigorta Tahkim Komisyonuna Nasıl Başvuru Yapılır? başlıklı yazımıza bakılabilir.
Bir engel hatırlatması yerinde olur: mahkemeye ya da tüketici hakem heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar için tahkime başvurulamaz. Ölçüt uyuşmazlığın karara bağlanmış olması değil, intikal etmiş olmasıdır; derdest bir dava da tahkim yolunu kapatır.
Görevli Mahkeme: Tüketici mi Ticaret mi
Kasko Genel Şartları C.8 maddesi, sigortacı aleyhine açılacak davalarda “ticaret davalarına bakmakla görevli mahkeme”yi işaret eder. Ancak sigortalı, aracı ticari ya da mesleki amaçla kullanmayan bir gerçek kişi ise ilişki bir tüketici işlemidir ve görev tüketici mahkemesindedir.
Bu, kâğıt üzerinde kalan bir ayrım değildir. Habere konu dosya on beş yıl sürmüş, bunun bir bölümü görev tartışmasına gitmiştir: 3. Hukuk Dairesi kararında aktarıldığına göre dosya önce Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25.04.2014 tarihli ilamıyla tüketici mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle bozulmuş, yargılama tüketici mahkemesinde yeniden yürütülmüştür. Yanlış mahkemede açılan dava esastan incelenmeden görev yönünden reddedilir ve zaman kaybedilir.
Tüketici mahkemesinde açılacak davanın iki avantajı vardır: tüketici davaları harçtan muaftır ve dava, tüketicinin kendi yerleşim yerindeki mahkemede de açılabilir. Belirli bir parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda ise önce tüketici hakem heyetine başvurulması gerekir; bu sınır her yıl yeniden belirlendiğinden başvuru öncesinde güncel tutar teyit edilmelidir.
Zamanaşımı: İki Yıl
Kasko Genel Şartları C.10 maddesi tek cümledir: “Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar.”
Sürenin başlangıcı çalınma tarihi değil muacceliyet tarihidir. Yukarıda aktarılan B.3.3.4.1 hükmü uyarınca tazminat borcu her hâlde hasarın ihbarından itibaren kırk beş gün sonra muaccel olduğundan, hesap bu tarihten yapılır. Aradaki fark kısa görünse de zamanaşımı savunmasıyla karşılaşılan dosyalarda sonucu değiştirebilir.
Bir ayrıntı daha vardır: sigortacının kısmi ödeme yapması borç ikrarı sayılır ve zamanaşımını keser. Hasar bedelinin bir bölümünü ödeyip kalanını reddeden sigortacıya karşı bu husus ileri sürülebilir; bu nedenle ödeme dekontunun tarihi saklanmalıdır.
Sık Yapılan Beş Hata
Birincisi, kararın herkes için sonuç doğuracağını sanmak. Valeye verilen araç çalınırsa kasko ödemesinin otomatik olarak yapılacağı sonucu bu karardan çıkarılamaz; habere konu karar bir daire kararıdır, yalnız o dosyayı bağlar ve benzer dosyalarda emsal olarak gösterilebilir. Aynı damarda sigorta şirketi lehine sonuçlanmış daha güncel kararlar bulunduğuna göre, her dosyanın kendi delilleriyle değerlendirileceği unutulmamalıdır.
İkincisi, belge almadan araç teslim etmek. Poliçe klozlarının çoğu teminatı belge karşılığında yapılan teslimle sınırlar. Vale fişi ya da servis kabul formu almak, sonradan yürütülecek bütün tartışmayı tek adımda hafifletir.
Üçüncüsü, sözlü ret ile yetinmek. Sigorta şirketinin telefonda ya da mesajla bildirdiği ret, başvuru yollarının ön koşulunu karşılamaz. Yazılı ret alınmalı, alınamıyorsa on beş iş günlük sürenin dolduğu belgelenmelidir.
Dördüncüsü, ceza davasındaki beraati hukuk davasının sonucu sanmak. Güveni kötüye kullanma suçu kasten işlenir; ihmal hâlinde beraat kararı verilir. Ancak hukuk davasında ihmal derecesindeki kusur da tazminat sorumluluğu doğurur ve hukuk hâkimi beraat kararıyla bağlı değildir.
Beşincisi, tescil kaydını kapattırmamak. Kayıt kapatma işlemi yapılmadığında hem kasko dosyası için gereken şerh belgesi alınamaz hem de vergi tarafında hiçbir tartışma başlatılamaz. İşlem, kolluk kayıtlarına şerh işlendikten sonra noterde ya da trafik tescil kuruluşunda yapılır.
Sıkça Sorulan Sorular
Kasko araç çalınmasını karşılar mı, kasko çalınması aracı karşılar mı?
Evet. Kasko Genel Şartları A.1 maddesinin (e) bendi uyarınca aracın veya araç parçalarının çalınması ile çalınmaya teşebbüs edilmesi standart teminat kapsamındadır. Tartışma, aracın kendi anahtarı ele geçirilerek çalındığı hâllerde doğar; bu risk A.4.11 uyarınca ancak ek sözleşmeyle teminata girer.
Araç çalınma kasko teminatı hangi üründe bulunur, araba çalınması kasko poliçesinde nasıl yer alır?
Dar Kasko üründe teminat gruplarının yalnızca bir kısmı bulunduğundan çalınma kapsam dışında olabilir. Kasko ürününde beş temel risk grubunun tamamı vardır. Anahtarla çalınma gibi ek sözleşmeye bağlı riskler için Genişletilmiş Kasko ya da Tam Kasko gerekir. Ürün adı, poliçe başlığında en az on altı punto büyüklüğünde yazılıdır.
Aracım çalındı sigorta karşılar mı, hangi poliçeden ödeme alınır?
Çalınma zararı yalnızca kasko poliçesinden karşılanır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası, aracın kendi zararını değil üçüncü kişilere verilen zararı güvence altına alır; aracın çalınması bu teminatın konusuna girmez. Kasko poliçesi yoksa talep, aracı teslim alan işletmeye yöneltilir.
Anahtar çalınması kasko teminatına dahil midir?
Anahtar çalınması iki ayrı sonuç doğurur. Anahtarın ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması A.4.11 uyarınca ek sözleşmeye bağlıdır. Araç çalınmamış, yalnızca anahtarlar gitmişse, aracın kilit mekanizmasının değiştirilmesi masrafı A.4.12 uyarınca yine ek sözleşme kapsamındadır. Her iki teminat da standart üründe bulunmaz.
Kasko hırsızlık karşılar mı, kasko hırsızlık genel şartları nerede yazar?
Teminatın kaynağı Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarıdır ve metin bütün şirketler için aynıdır. Genel Şartlar teminatı “aracın çalınması” olarak tanımlar; fiilin hırsızlık, dolandırıcılık ya da güveni kötüye kullanma sayılmasına göre ayrım yapmaz. Sigortacının ret gerekçesi ceza nitelendirmesine değil poliçedeki kloz metnine dayanabilir; bu nedenle önce kloz okunur.
Motor çalınma kasko kapsamında mıdır, motosiklet kasko çalınma teminatı nasıl işler?
Kasko Genel Şartları, karayolunda kullanma izni olan motorlu ve motorsuz kara araçlarını kapsar; motosikletler de bu kapsamdadır. Aracın çalınması bakımından yukarıdaki kurallar aynen uygulanır. Çalınma riskinin yüksekliği nedeniyle bu araç grubunda poliçelere ek muafiyet ya da koasürans konulması yaygındır, bu nedenle poliçe metni ayrıca okunmalıdır.
Çalınan araç için mahrumiyet bedeli istenebilir mi?
Aracın kullanılamamasından doğan kullanım ve gelir kaybı, Kasko Genel Şartları A.4.8 uyarınca ek sözleşmeye bağlıdır ve poliçede bu korumaya ilişkin belirtilen limitle sınırlıdır. Araç sahibinin bu kalemi kaskodan alabilmesi ek teminatın satın alınmış olmasına bağlıdır. Zararı doğuran kişiye karşı ileri sürülecek talepte ise ölçütler farklıdır; konunun ayrıntısı Pert Araç Mahrumiyet Bedeli: Kaç Gün, Nasıl Hesaplanır? başlıklı yazımızda ele alınmıştır.
Failin bulunamadığı hâllerde ne yapılabilir?
Failin tespit edilememesi kasko teminatını etkilemez; kasko, zararı failin kim olduğuna bakmadan karşılar. Etkilediği şey, sigortacının ödeme sonrası kullanacağı rücu hakkıdır. İşletmeye karşı ileri sürülecek talep ise faile değil, teslim ilişkisinden doğan sorumluluğa dayandığı için failin bulunamaması bu yolu kapatmaz. Fail tespit edilemeyen araç olaylarında izlenecek adımlar için Park Halindeki Aracıma Çarpıp Kaçtılar Ne Yapmalıyım? başlıklı yazımıza da bakılabilir.
Telefon kasko çalınmayı karşılar mı, araçta bırakılan eşya teminatta mıdır?
Kasko Genel Şartları A.3 maddesi sigorta kapsamını araç ile aracın üzerine fabrika çıkışında standart donanım olarak monte edilmiş ses, iletişim ve görüntü cihazlarıyla, poliçede belirtilmeleri koşuluyla sonradan ilave edilmiş aksesuarlarla sınırlar. Araçta bırakılan kişisel eşya, cep telefonu ve çanta bu tanıma girmez; bunlar için ayrı bir teminat gerekir.
Aracım çalındı kasko ödemiyor, ret yazısına karşı ne yapabilirim?
Önce ret gerekçesini yazılı olarak isteyin ve poliçenin özel şartlarını temin edin. Sonra sigorta şirketine yazılı başvuru yapın. Şirket on beş iş günü içinde cevap vermez ya da cevap talebi karşılamazsa Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurabilir veya dava açabilirsiniz. İki yoldan biri seçildikten sonra diğerine geçilemez.
Çalınan araç bulunamazsa ne olur?
Kasko Genel Şartları B.3.3.4.2 maddesi uyarınca ilgili makamlarca yapılan araştırmalar otuz gün içinde sonuç vermezse sigortalı, başvurduğunu belgeleyerek durumu sigortacıya bildirir ve gerekli belgeleri teslim eder. Sigortacı bu aşamada tazminatı öder; ancak ilgililer hakkında cezai soruşturma açılmışsa ödemeyi soruşturma sonuçlanıncaya kadar bekletebilir.
Çalınan araç bulunduğunda tazminat ne olur?
Araç tazminat ödenmeden önce bulunmuşsa sigortalı aracı geri almak zorundadır; çalınma sırasında araçta zarar oluşmuşsa sigortacı bu zararı öder. Araç ödemeden sonra bulunursa sigortalı durumu derhâl bildirir ve anlaşma hükümlerine göre ya tazminatı iade eder ya da aracın mülkiyetini sigortacıya devreder.
Çalınan araçta motorlu taşıtlar vergisi ödemeye devam eder miyim?
Araçların Tescili Yönetmeliği m.39 uyarınca kolluk kayıtlarına şerh işlenmesi şartıyla tescil kaydı kapatılabilir ve durum Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilir. Buna karşılık Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu m.8, mükellefiyetin sona ermesini altı aylık dönem esasına bağlamıştır. İki metin farklı ölçüt kullandığından, hangi dönemden itibaren mükellefiyetin sona ereceği vergi dairesine yazılı başvuruyla netleştirilmelidir.
Araç plakam çalındı ne yapmalıyım, araç plakası çalındı ise plaka değişir mi?
Aracın kendisi değil yalnızca plakası çalınmışsa Araçların Tescili Yönetmeliği m.40 uygulanır. Tescil plakasının birinin veya her ikisinin çalınması ve bu durumun ilgili kolluk birimi kayıtlarına işlenmesi hâlinde araca sıra esasına göre yeni bir tescil plakası verilir. Plakanın yalnızca biri kaybolmuşsa kolluk kayıtlarına kayıp bilgisi işlenir.
Araç anahtarı çalındı ne yapmalıyım, araba anahtarı çalındı ne yapmalıyım?
Anahtar çalındığında araç yerinde duruyor olsa bile bekleme yapılmaz. Önce kolluğa bildirim yapılır, sonra aracın kilit ve immobilizer sistemi yetkili serviste yenilenir. Bu masrafın kasko tarafından karşılanması, poliçede A.4.12 kapsamında ek sözleşme bulunmasına bağlıdır. Anahtar değişimini belgelemek, sonradan araç çalınırsa teminat tartışmasında da işe yarar.
Araç anahtarını kaybettim, araç anahtarı kaybolursa ne olur?
Kaybolan anahtar ile çalınan anahtar kasko bakımından farklı değerlendirilir. Genel Şartlar A.4.12, ek sözleşmede belirtilen hâller sonucunda kaybolan ve çalınan anahtarlar dolayısıyla kilit mekanizmasının değiştirilmesini birlikte anar; ancak teminat yine ek sözleşmenin kapsamıyla sınırlıdır. Ek sözleşme yoksa masraf araç sahibine aittir.
Çalınan araç sorgulama nasıl yapılır?
Aracın aranan araç olarak kayıtlara işlenip işlenmediği, başvurulan kolluk birimi üzerinden teyit edilir. Tescil kaydının kapatılıp kapatılmadığı ise noter ya da trafik tescil kuruluşundaki kayıtlardan görülür. Kasko dosyasının hangi aşamada olduğu ayrıca sigorta şirketinin hasar dosya numarası ile takip edilir; bu üç kayıt birbirinden bağımsız tutulur.
Yedieminden çalınan araç için kim sorumlu olur?
Yediemin, aracı muhafaza etmek üzere teslim alan kişidir ve teslim ilişkisinden doğan özen yükümlülüğü altındadır. Sorumluluğun kapsamı, aracın hangi sıfatla ve hangi mevzuat uyarınca teslim edildiğine göre belirlenir. Kasko poliçesi bakımından ise aracın belge karşılığında teslim edilip edilmediği ve poliçedeki ek teminatın kapsamı yine belirleyicidir.
Yabancı plakalı arabam çalındı, yurtdışından getirdiğim araç çalındı ise ne yapılır?
Türkiye’de tescil edilmemiş araçlarda tescil kaydının kapatılmasına ilişkin işlemler uygulanamaz; bu hâlde kolluk başvurusu ve varsa sigorta dosyası yürür. Aracın Türkiye’de geçerli bir kasko poliçesi bulunup bulunmadığı ve poliçenin coğrafi sınırı belirleyicidir. Kasko Genel Şartları A.2 maddesi sigortanın Türkiye sınırları içinde geçerli olduğunu, Türkiye dışında meydana gelen zararların ancak ek sözleşmeyle teminat altına alınabileceğini düzenler.
Emniyeti suistimal nedir, emniyeti suistimal cezası ne kadar?
Emniyeti suistimal, bugünkü adıyla güveni kötüye kullanmadır ve Türk Ceza Kanunu m.155’te düzenlenir. Temel şekli altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezasını gerektirir. Suç, hizmet ilişkisinin gereği olarak teslim edilmiş eşya hakkında işlenirse ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapse çıkar.
Emniyeti suistimal suçu cezası araç söz konusu olduğunda artar mı?
Evet. Türk Ceza Kanunu m.155’e eklenen üçüncü fıkra uyarınca suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır. Valeye, otoparka ya da servise bırakılan aracın götürülmesi bu fıkra kapsamındadır.
Emniyeti suistimal suçu şikayete tabi mi, emniyeti suistimal şikayet süresi ne kadardır?
Suçun temel şekli şikâyete bağlıdır ve şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılır. Buna karşılık maddenin ikinci fıkrasındaki nitelikli hâl şikâyete bağlı değildir, re’sen soruşturulur. Araç, hizmet ilişkisi gereği teslim edilmiş olduğundan olayların büyük kısmı bu fıkraya girer.
Emniyeti suistimal genel şartları kasko ile aynı mıdır?
Hayır. Emniyeti suistimal teminatı, kasko poliçesinden ayrı bir branş olan hırsızlık sigortası kapsamında düzenlenir ve tipik olarak çalışanların işverene karşı işlediği fiilleri karşılar. Araç bakımından uygulanacak metin, kasko poliçesinin kendi genel ve özel şartlarıdır.
Emniyeti suistimal sigortası genel şartları tsb sayfasından mı okunur?
Sigorta branşlarına ait genel şartlar, sektör birliğinin mevzuat sayfasında ve düzenleyici kurumun yayınlarında bulunur. Araç çalınması söz konusu olduğunda bakılacak metin emniyeti suistimal sigortası genel şartları değil, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları ile poliçenizin özel şartlarıdır.
Vale kimdir, vale kime denir, otoparkta araçların düzenini sağlayan kişi hangi sıfatla hareket eder?
Vale, müşterinin aracını teslim alarak park eden ve talep üzerine iade eden işletme görevlisidir. Hukuken bu kişi işletmenin çalışanıdır; aracı teslim aldığı anda işletme ile araç sahibi arasında saklama ilişkisi kurulur. Hukuk Genel Kurulu, bu görevlinin Kasko Genel Şartları A.5.6 maddesindeki “sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kişi” sayılamayacağını kabul etmiştir.
Vale ücreti zorunlu mu, fiş almadan araç teslim etmenin riski nedir?
Vale bir hizmettir; ücreti işletme belirler ve müşteri hizmeti almak zorunda değildir. Hukuki risk ücrette değil belgededir: poliçelerin büyük kısmı anahtar teminatını “belge karşılığında” yapılan teslimle sınırlar. Fiş alınmadığında teslim başka delillerle ispatlanabilir ancak süreç zorlaşır.
Vale arabayı çarparsa ne olur, hasarı kim öder?
Valenin park manevrası sırasında verdiği hasardan işletme sorumludur. Dayanak, TBK m.579 ile adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin hükümlerdir. Hasar kasko poliçesinden de karşılanabilir; bu hâlde ödeme yapan sigortacı halefiyet yoluyla işletmeye rücu eder.
Kaynaklar
Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.1, A.2, A.3, A.4.11, A.4.12, A.5.6, B.3.3.2.4, B.3.3.3, B.3.3.4.1, B.3.3.4.2, B.4.1, B.4.3, C.8, C.9, C.10, C.11 maddeleri; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.74, m.576, m.577, m.578, m.579, m.580; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1427, m.1429, m.1472; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.73, m.155, m.157; 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu m.8; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30; Araçların Tescili Yönetmeliği m.39, m.40. Yargı kararları: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/3076 E., 2018/498 K., 21.03.2018; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/6918 E., 2022/2467 K., 17.03.2022; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/16607 E., 2025/13336 K., 01.10.2025; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/636 E., 2025/12891 K., 22.09.2025; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2014/6074 E., 2014/13287 K., 25.04.2014; Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/10699 E., 2014/123 K., 13.01.2014. Karar metinleri Yargıtay Karar Arama sisteminden alınmıştır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki görüş niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi delilleri, poliçe metni ve somut koşulları çerçevesinde değerlendirilir.