Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatı
Ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ile karıştırılmakta, söz konusu ifadeler birbirleri yerine kullanılmaktadır. Hatta bu tazminata yönelik argümanların sürekli iş göremezlik tazminatı istenirken kullanıldığı görülmektedir. Oysa Türk Borçlar Kanunda sürekli iş göremezlik tazminatı ile ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı ayrı ayrı ele alınmıştır.
Özet — Ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı, çalışma gücü kaybından bağımsız bir zarar kalemidir; ikisinin karıştırılması uygulamadaki en yaygın hatadır.
- Dayanağı TBK m.54/4‘tür. Madde bedensel zararları dört bent hâlinde sayar: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.
- Talep için maluliyet şart değildir. Çalışma gücünde hiçbir azalma olmasa dahi, kişi işini sürdürmekte veya yeni iş bulmakta güçlük çekiyorsa bu tazminat doğar; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi maluliyet oranı sıfır olan iki dosyada reddi bozmuştur.
- Hesap aktüeryal formülle değil, TBK m.50/2 ve m.51/1 uyarınca hâkimin takdiriyle yapılır; yaş, meslek, medeni hâl, sosyal durum ve izin niteliği birlikte değerlendirilir.
- Alt veya üst sınırı yoktur. Trafik kazasında zorunlu sigortanın sakatlanma teminatından, 2026 için kişi başı 3.600.000 TL’ye kadar karşılanır; sigortaya önce yazılı başvuru şarttır (KTK m.97).
- 16 Temmuz 2026 değişikliği (7589 s.K., RG 31.07.2026): TBK m.55’e eklenen yeni faiz ve mahsup fıkraları yalnız çalışma gücü kaybı ile destekten yoksun kalma tazminatlarını, o da 31.07.2026’dan sonraki olaylarda kapsar; ekonomik geleceğin sarsılması bu fıkraların dışındadır.
6098 Sayılı TBK’da bedensel zararlar şöyle sıralanmıştır:
Madde 54- Bedensel zararlar özellikle şunlardır:
- Tedavi giderleri.
- Kazanç kaybı.
- Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
- Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.(1)
Ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı tazminat isteminin çalışma gücü ile bir bağlantısı yoktur. Kişi haksız fiil sonucu çalışma gücünden mahrum olmasa dahi ekonomik olarak bazı menfaatlerinden mahrum kalabilmektedir.
Örneğin yüzünden veya vücudunun görünen kısımlarından zarar gören bir mankenin veya oyuncunun, tiyatrocunun ekonomik geleceğinin zarar gördüğünü söylemek mümkündür. Örnekleri artırmak mümkündür. Yargıtay bu konudaki kararlarında Kemal OĞUZMAN/Turgut ÖZ’ün Borçlar Hukuku Genel Hükümler (7.B, İstanbul 2009, s.562) adlı eserine atıf yaparak ilkeyi aşağıdaki gibi açıklamaktadır. Alıntı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 24.04.2017 tarihli, 2014/22584 E., 2017/4410 K. sayılı kararından birebir aktarılmıştır:
“Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler. Olayımızdaki gibi zarar görenin genç bir kız olması halinde bu kişinin evlenme şansının azalması veya beden şeklinin önemli derece değişmesi nedeniyle kaybetmesi ya da mesleğinde yükselmesine engel olması gibi hallerde de zarar görenin ekonomik geleceğinin sarsıldığından bahsedilir.
Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle toplumla sürekli iç içe olan kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin, vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir bayan sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin ya da sağlık alanında doktor, hemşire olarak görev yapmakta olan kişilerin yüzünde sabit bir iz kalması, bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur.”(2)
Kararda geçen “evlenme şansının azalması” örneği, olayın tarihi gereği 818 sayılı eski Borçlar Kanunu’nun 46. maddesi uygulanarak verilmiş bir kararın dilidir. 4. Hukuk Dairesi’nin 2021 ve 2022 tarihli kararlarında araştırılması istenen ölçütler ise zarar görenin yaşı, medeni hâli, sosyal durumu ve mesleği ya da yaptığı iştir.
Görüldüğü gibi gelecekte beklenen ekonomik menfaatin azalması veya ortadan kalkması çalışma gücünden bağımsız olarak değerlendirilmiştir. Açılan davalarda da bu iki tazminatın –çalışma gücünün azalmasına yahut yitirilmesine bağlı olarak belirlenecek olan tazminatla müstakbel ekonomik menfaatin zarar görmesi- farklı başlıklar altında talep edilmesi, ayrı ayrı harçlandırılmaları gerekmektedir.
Bedensel Zararlar Nelerdir?
Bedensel zarar, kişinin vücut bütünlüğüne yönelen ve maddi sonuç doğuran her türlü ihlaldir. Bir trafik kazası, iş kazası, fiziksel saldırı ya da tıbbi uygulama hatası bu zararın kaynağı olabilir. Kanun bedensel zararı tek bir kalem olarak görmez; TBK m.54, zararın dört ayrı görünümünü sayar ve her biri ayrı hesaplanıp ayrı talep edilir.
| TBK m.54 | Zarar kalemi | Neyi karşılar |
|---|---|---|
| 1. bent | Tedavi giderleri | Hastane, ilaç, ameliyat, rehabilitasyon, protez; gelecekte yapılacak tedavi masrafları dahil |
| 2. bent | Kazanç kaybı | İyileşme sürecinde fiilen çalışılamayan dönemin geliri (geçici iş göremezlik) |
| 3. bent | Çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi | Maluliyet oranına bağlı, ömür boyu süren kazanç azalması (sürekli iş göremezlik) |
| 4. bent | Ekonomik geleceğin sarsılması | Çalışma gücü azalmasa bile iş bulma, işi sürdürme veya kariyerde yükselme imkânının zayıflaması |
Üçüncü ve dördüncü bentler arasındaki fark bu yazının çekirdeğidir. Üçüncü bent çalışma gücüne, dördüncü bent iş piyasasındaki konuma bakar. Bir kişi hiç maluliyet almadan da dördüncü bendin kapsamına girebilir.
Bedensel zararın psikolojik yansımaları ise m.54 kapsamında değil, TBK m.56 uyarınca manevi tazminat başlığı altında değerlendirilir. Bu ayrım, dilekçede kalemlerin doğru sıralanması bakımından önem taşır.
Bedensel Zararlara İlişkin Tazminatlar Nelerdir?
Bedensel zarar hâlinde talep edilebilecek kalemler, dayanaklarıyla birlikte şöyle ayrışır:
- Tedavi giderleri (m.54/1) — belgelenmiş masraflar; ileride yapılacak tedavi için de hüküm kurulabilir. Trafik kazasında sağlık kuruluşlarının sunduğu hizmet bedellerini kazazedenin sosyal güvencesine bakılmaksızın SGK karşılar (KTK m.98); yüzdeki iz için ileride yapılacak estetik ameliyat gideri ise sorumlulardan ayrıca istenebilir.
- Kazanç kaybı (m.54/2) — iyileşme dönemindeki gelir kaybı.
- Çalışma gücü kaybı tazminatı (m.54/3) — maluliyet oranı üzerinden aktüeryal hesapla belirlenir.
- Ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı (m.54/4) — maluliyetten bağımsız; hâkimin takdiriyle belirlenir.
- Manevi tazminat (m.56) — bedensel bütünlüğün zedelenmesinden doğan elem ve üzüntü.
- Destekten yoksun kalma tazminatı (m.53) — ölüm hâlinde, ölenin desteğinden yoksun kalanlar için.
Bu kalemlerin hesaplanmasında ortak bir kural vardır: TBK m.55 uyarınca kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler zarardan indirilemez; hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz. Maluliyete bağlı kalemlerin hesabı ve rapor süreci için heyet raporunun nasıl alındığını anlatan yazımız yol gösterir.
Türk Borçlar Kanunu 54. Madde
TBK m.54’ün lafzı kısadır ama kapsamı geniştir: “Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.”
Maddenin başındaki “özellikle” sözcüğü, sayımın sınırlayıcı değil örnekleyici olduğunu gösterir. Bedensel zarardan doğan ve bu dört bende tam oturmayan bir kalem varsa, m.49 ve m.51 çerçevesinde yine talep edilebilir.
Uygulamada sık rastlanan bir hata, m.54’ün üç bentli sanılmasıdır. Kazanç kaybı ile çalışma gücü kaybı ayrı bentlerdir: birincisi iyileşme dönemine, ikincisi kalıcı duruma ilişkindir. Dördüncü bent ise ikisinden de bağımsızdır. Dilekçede bu kalemlerin ayrı ayrı gösterilip ayrı ayrı harçlandırılması gerekir. Bunun sebebi harç değil, talep sonucudur: dava dilekçesinde talep sonucunun açıkça yazılması zorunludur (HMK m.119/1-ğ) ve hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, başka bir şeye karar veremez (HMK m.26). Ekonomik geleceğin sarsılması ayrı bir kalem olarak istenmemişse, çalışma gücü kaybı talebinin içinde kendiliğinden değerlendirilmez.
Maddenin tam metnine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu üzerinden ulaşılabilir.
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatı Hangi Durumlarda Talep Edilebilir?
Ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı talep edebilmek için evvela haksız fiil sonucu oluşan bir bedensel zarardan söz etmek gereklidir. Başka bir ifadeyle kişinin hukuk yahut ahlak dışı bir eylem neticesinde bedeninde maddi bir zarar oluşması ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı talep edebilmek için en temel şarttır. Zarar bir sözleşmenin ihlalinden doğmuşsa da sonuç değişmez: işverenin iş güvenliği yükümlülüğüne aykırılığı ya da hekimin özen borcunu ihlali gibi hâllerde haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır (TBK m.114/2).
İkinci olarak; kişinin müstakbel ekonomik menfaatlerinde bir azalma söz konusu olmalıdır. Bu azalma çalışma gücüyle bağlantılı bir azalma değildir. Kişi çalışma gücünden bir şey kaybetmese de oluşan bedensel zarar nedeniyle çalışıyorsa işini devam ettirmede, çalışmıyorsa mesleğine kabulde, kariyer olarak ilerlemekte zorlanmalıdır. Ayrıca mesleğini devam ettirirken ekstra çaba göstermesi, iş fırsatlarının azalması da “ekonomik geleceğin sarsılması” anlamına gelmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2021 tarihli, 2021/9671 Esas 2021/2136 Karar sayılı ilamı bu ayrımın en açık örneklerinden biridir. Olayda davacı, tek taraflı bir trafik kazasında yolcu olarak yaralanmış ve aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına dava açmıştı. Adli Tıp Kurumu yaralanmanın fonksiyonel araz bırakmadan iyileştiğini ve sürekli maluliyet bulunmadığını bildirmiş, ilk derece mahkemesi de bu rapora dayanarak davayı reddetmişti. Davacı vekili, okul öncesi öğretmenliği mezunu müvekkilinin mesleğinde yüz güzelliğinin önemli olduğunu ve yüzündeki izin mesleğinin icrasını zorlaştırdığını ileri sürmüştü. Yargıtay bu iddianın araştırılmadan reddedilmesini eksik inceleme sayarak kararı bozmuştur; izin iş bulmayı zorlaştırdığına kendisi hükmetmemiş, bunun araştırılmasını istemiştir:
“Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin okul öncesi öğretmenliği mezunu olduğu, bu meslek dalında yüz güzelliğinin önemli olduğunu, müvekkilinin yüzünde meydana gelen bu iz mesleğinin icrasına engel nitelikte olmasa da mesleğinin icra etmekte engel teşkil ettiğini, ekonomik geleceğinin bu nedenle sarsıldığını beyan etmek suretiyle, ekonomik geleceğinin sarsılması nedeni ile maddi tazminat talep etmiş, mahkemece bu hususlarda araştırma ve inceleme yapılmaksızın eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile davacının yoksun kaldığı ekonomik geleceği nedeniyle uğradığı bir zarar söz konusu olmadığı gerekçesi ile maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından davacının Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Çocuk Gelişimi bölümünden mezun olduğu anlaşılmaktadır. Kaza nedeni ile yaşadığı travma, yaralanma bölgeleri ve şekli, bu hali ile öğrenim gördüğü bölüm dikkate alındığında davacının ekonomik geleceğinin sarsılmış olma ihtimalinin daha detaylı olarak araştırılması ve bu yöndeki olumlu/olumsuz kararın yeterli gerekçeler ile verilmesi gereklidir.
Şu durumda mahkemece yapılacak iş, davacının kaza tarihinde çalışıp çalışmadığı belirlendikten sonra, yüzünde sabit iz oluştuğuna ilişkin iddiasına yönelik Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacı bizzat hazır edilerek yeni ve denetime uygun bir rapor alınarak, daha sonra yüzde sabit izin tespiti halinde, davacının yaşı, medeni hali, sosyal durumu ve mesleği dikkate alınmak suretiyle, davacının varsa yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.”(3)
Ekonomik Geleceğin Sarsılmasından Doğan Zararlar Nelerdir?
Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar, bedensel zarar nedeniyle kişinin gelecekteki kazanç ve iş imkânlarında ortaya çıkan kayıplardır. Yargıtay bu zararları “müstakbel zararlar” olarak nitelendirir ve “bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir” der (4. HD 2021/9671 E., 2021/2136 K.; 4. HD 2021/24942 E., 2022/9679 K.). Kanun bu kalemi TBK m.54/4’te “ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar” olarak adlandırır; 818 sayılı eski Borçlar Kanunu’nun 46. maddesindeki karşılığı “iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar” idi.
Kararlarda bu zararın şu görünümleri sayılır:
| Zararın görünümü | Ne anlama gelir | Tipik olgu |
|---|---|---|
| Yeni iş bulma güçlüğü | İş piyasasında aynı nitelikteki işe kabul edilme ihtimalinin azalması | Yüzünde sabit iz kalan iş arayan kişi |
| Mevcut işi koruma güçlüğü | Kişinin işini sürdürmesinin zorlaşması | Müşteriyle yüz yüze çalışan satış temsilcisi |
| Aynı iş için daha fazla emek | İşin yapılabildiği ama kaza öncesine göre daha çok çaba gerektirdiği hâl (“efor kaybı”) | Aynı tempoyu ancak daha uzun sürede tutturabilen çalışan |
| İşten çıkarılma | Kararların ifadesiyle zarar görenin “işlerinden tamamen de çıkarılabilmesi” | Görünüşün iş tanımına girdiği pozisyonlar |
| Mesleğe kabul edilememe | Henüz çalışmayan kişinin seçtiği mesleğe girişinin zorlaşması | Öğrenci veya yeni mezun |
| Kariyerde yükselememe | Terfi ve meslekte ilerleme imkânının zayıflaması | Temsil görevi olan yönetici adayı |
Bu görünümlerin ortak noktası, hiçbirinin bir maluliyet oranına bağlı olmamasıdır. Bu nedenle ekonomik geleceğin sarsılması iddiası, dosyada iz ile meslek arasındaki somut bağın gösterilmesiyle ispatlanır: diploma veya öğrenci belgesi, iş sözleşmesi, SGK hizmet dökümü, işverenin yazısı, fotoğraflar ve tanık beyanları bu bağı kuran başlıca delillerdir.
Çalışma Gücü Kaybı Tazminatından Farkı Nedir?
İki tazminat aynı maddede ama ayrı bentlerde düzenlenmiştir ve farklı olguları karşılar. Aralarındaki ayrım yalnızca teorik değildir: hesap yöntemi, ispat aracı ve 2026’da getirilen faiz rejimi bakımından da ayrışırlar.
| Çalışma gücü kaybı (m.54/3) | Ekonomik geleceğin sarsılması (m.54/4) | |
|---|---|---|
| Neye bakar | Bedensel işlev kaybı | İş piyasasındaki konumun zayıflaması |
| Maluliyet şartı | Zorunlu; oran belirlenmeden hesap yapılamaz | Aranmaz; oran sıfır olsa dahi doğabilir |
| İspat aracı | Maluliyet oranı raporu | Sabit iz raporu + meslek, yaş, sosyal durum değerlendirmesi |
| Hesap yöntemi | Aktüeryal hesap (bakiye ömür, progresif rant) | Hâkimin takdiri (TBK m.50/2) |
| Tipik örnek | Kol hareketini yitiren inşaat işçisi | Yüzünde sabit iz kalan öğretmen, sunucu, satış temsilcisi |
| 2026 faiz rejimi | TBK m.55 yeni fıkra uygulanır (31.07.2026’dan sonra meydana gelen olaylarda) | Yeni fıkra uygulanmaz; genel kural işler |
Tablodaki son satır 2026’nın getirdiği yeniliktir ve aşağıda ayrıca ele alınmıştır. Çalışma gücü kaybı tarafındaki hesabın nasıl kurulduğunu görmek için iş göremezlik tazminatı hesaplama aracımız kullanılabilir; ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı ise formüle bağlanamayacağı için böyle bir araçla hesaplanamaz.
Efor Kaybı Tazminatı ile Aynı Şey mi?
Uygulamada sıkça geçen “efor kaybı”, müstakil bir kanuni kalem değildir; ekonomik geleceğin sarsılmasının en tipik görünümlerinden biridir. Kastedilen, kişinin kaza öncesiyle aynı işi yapabildiği ancak bunun için daha fazla çaba harcamak zorunda kaldığı durumdur.
Yukarıda alıntılanan doktrin görüşü bunu açıkça ifade eder: zarar gören “aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır.” Bu hâlde çalışma gücünde ölçülebilir bir azalma bulunmayabilir; kişi işini yapmaktadır, ama aynı çıktıyı daha yüksek bir bedelle üretmektedir. Kanuni karşılığı TBK m.54/4’tür.
Bu nedenle dilekçede “efor kaybı” ifadesi tek başına bir talep başlığı olarak kullanılmamalı; talep ekonomik geleceğin sarsılması kalemi altında, efor kaybı olgusu gerekçe olarak gösterilerek ileri sürülmelidir. Aksi hâlde talebin hangi bende dayandığı belirsiz kalır.
Manevi Tazminattan Farkı Nedir?
Yüzdeki iz hem maddi hem manevi zarar doğurur, ancak iki talep farklı şeyleri karşılar. Ekonomik geleceğin sarsılması bir maddi tazminat kalemidir (TBK m.54/4) ve kişinin gelecekteki iş imkânlarındaki kaybı giderir. Manevi tazminat ise bedensel bütünlüğün zedelenmesinden duyulan elem ve üzüntünün karşılığıdır (TBK m.56). Yargıtay manevi tazminatın mamelek hukukuna ilişkin zararı karşılamayı amaçlamadığını ve zenginleşme aracı olmaması gerektiğini vurgular; bu nedenle maddi kayıpların büyüklüğü manevi tazminatın ölçütü değildir.
| Ekonomik geleceğin sarsılması | Manevi tazminat | |
|---|---|---|
| Niteliği | Maddi tazminat | Manevi tazminat |
| Dayanak | TBK m.54/4 | TBK m.56 |
| Neyi karşılar | İş bulma, işi koruma ve kariyerde yükselme imkânındaki kayıp | Elem, üzüntü, ruhsal etki |
| Zorunlu trafik sigortası | Sakatlanma teminatı içinde | Teminat dışında (KTK m.92); sürücü, işleten ve araç sahibinden istenir |
Son satır pratikte önemlidir: zorunlu trafik sigortacısına açılan davada manevi tazminat istenemezken ekonomik geleceğin sarsılması poliçe limiti içinde istenebilir. Ayrıntı için ZMMS manevi tazminatı karşılar mı yazımıza bakılabilir.
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Yukarıda da ifade edildiği gibi söz konusu tazminatın “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar”a ilişkin tazminat ile karıştırılmaması önemlidir. Bu iki tazminat birbirinden tamamen farklı zarar kalemlerini kapsamaktadır.
Geçici ve sürekli iş göremezlik olarak da adlandırılan çalışma gücüne dayalı tazminat taleplerinde kişinin geçici ve kalıcı olarak uğradığı zararlar sağlık kurulu raporuyla tespit edilir. Yargıtay bu raporun Adli Tıp Kurumu’nun ilgili ihtisas kurulundan ya da üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dallarından alınmasını, kişinin bizzat muayene edilmesini ve raporun ilgili yönetmelik ile ekindeki cetvellere uygun olmasını arar. Hangi yönetmeliğin uygulanacağı ise olay tarihine göre belirlenir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 19.02.2026 tarihli, 2025/14818 E., 2026/1901 K. sayılı kararında trafik kazaları için şu tablo kurulmuştur:
| Olay tarihi | Maluliyet oranında esas alınacak düzenleme |
|---|---|
| 11.10.2008 öncesi | Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü |
| 11.10.2008 – 01.09.2013 | Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği |
| 01.09.2013 – 01.06.2015 | Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği |
| 01.06.2015 – 20.02.2019 | Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği |
| 20.02.2019 sonrası | Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (RG 20.02.2019-30692) |
İş kazası ve meslek hastalığında bu tablo uygulanmaz; 11.10.2008’den sonraki olaylarda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınır. 2021 tarihli Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (RG 28.09.2021-31612) ise yalnız 2013 tarihli Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’ni yürürlükten kaldırmıştır ve SGK’nın malullük işlemlerine yöneliktir; haksız fiil tazminatında maluliyet oranının dayanağı değildir. Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü de tamamen tarihe karışmış sayılmaz: 11.10.2008’den önceki olaylarda hâlâ uygulanır.
Ancak bu düzenlemelerin hepsi bir çalışma gücü kaybı oranı üretir; yüzdeki izin kişinin iş piyasasındaki konumuna etkisini ölçmez. Bu nedenle ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı yönetmelik cetvelleriyle hesaplanamaz ve maluliyet oranı sıfır çıksa bile ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Yüzdeki şekil bozukluğunun maluliyet oranı yönünden nasıl ele alındığı için yüzde şekil bozukluğu maluliyet oranı yazımıza bakılabilir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 15.10.2019 tarihli, 2017/485 Esas 2019/9402 Karar Sayılı İlamında yüzünde sabit izler bulunan kadının kısa süreli işlerde ve anketörlük işinde çalışmasına yönelik olarak araştırma yapılması gerektiğine, yüzündeki izin sabit olup olmadığının değerlendirilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumunca incelenmesi gerektiğine, daha sonra ise davacının medeni hali, yaşı, mesleği ve sosyal durumu dikkate alınarak uzman bilirkişi tarafından rapor aldırılması gerektiğine karar vermiştir:
“Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, davacının kaza tarihinde anketör olarak çalışıp çalışmadığı belirlendikten sonra, yüzünde sabit iz oluştuğuna ilişkin iddiasına yönelik Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacı bizzat hazır edilerek yeni ve denetime uygun bir rapor alınarak, daha sonra yüzde sabit izin tespiti halinde, davacının yaşı, medeni hali, sosyal durumu ve mesleği dikkate alınmak suretiyle, davacının varsa yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken,”(4)
Not: Yukarıda ve aşağıda anılan 17. Hukuk Dairesi, 2021 yılında kapatılmış ve görev alanı 4. Hukuk Dairesi’ne devredilmiştir. Kararlar geçerliliğini korumaktadır; değişen yalnızca temyiz merciidir.
Dava Dilekçesinde Ekonomik Geleceğin Sarsılması Nasıl Talep Edilir?
Dilekçede ekonomik geleceğin sarsılması diğer bedensel zarar kalemlerinden ayrı bir başlık ve ayrı bir miktarla gösterilir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2014/22584 E., 2017/4410 K. sayılı kararına konu dosyada davacı tarafın ıslah dilekçesi bu düzene iyi bir örnektir: estetik ameliyat gideri, tedavi gideri, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan tazminat ve geçici iş göremezlik tazminatı ayrı ayrı istenmişti.
| Talep kalemi | Dayanak | Başlıca delil |
|---|---|---|
| Tedavi ve estetik ameliyat gideri | TBK m.54/1 | Fatura, hekim raporu, ameliyat maliyetine ilişkin uzman görüşü |
| Geçici iş göremezlik (kazanç kaybı) | TBK m.54/2 | Raporla belirlenen iyileşme süresi, gelir belgesi |
| Çalışma gücü kaybı | TBK m.54/3 | Olay tarihindeki düzenlemeye göre alınmış maluliyet raporu, aktüerya hesabı |
| Ekonomik geleceğin sarsılması | TBK m.54/4 | Sabit iz raporu, fotoğraflar, diploma veya öğrenci belgesi, iş sözleşmesi, SGK hizmet dökümü, tanık |
| Manevi tazminat | TBK m.56 | Yaralanmanın ağırlığı, iz, olayın oluş biçimi |
Talep sonucunda her kalemin miktarı, kimden istendiği ve faiz başlangıcı ayrı ayrı yazılır; sigorta şirketine yönelen kalemler poliçe limitiyle sınırlı olarak istenir. Yaralanmalı kazalarda istenebilecek kalemlerin tamamı için yaralamalı trafik kazasında hangi tazminatlar talep edilebilir yazımıza bakılabilir.
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatı İstemek İçin Maluliyet Şart mı?
Şart değildir. Bu, tazminatın en ayırt edici özelliğidir. TBK m.54’ün üçüncü bendindeki çalışma gücü kaybı uygulamada maluliyet oranı üzerinden hesaplanırken, dördüncü bent böyle bir ölçüte bağlı değildir. Maluliyet oranı sıfır çıkan bir dosyada dahi ekonomik geleceğin sarsılması tazminatına hükmedilebilir.
Aranan şey oran değil, somut etkidir: bedensel zararın kişinin mesleğe kabulünü, işini sürdürmesini veya kariyerinde yükselmesini zorlaştırdığının ortaya konması gerekir. Bu nedenle dosyaya maluliyet raporu yerine ya da onun yanında, sabit izin varlığını gösteren Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporu ile mesleğe ilişkin somut delillerin sunulması belirleyicidir.
Maluliyet raporu bulunması elbette talebi güçlendirir; ancak yokluğu talebi düşürmez. Yargıtay kararlarında vurgulanan ölçüt, oranın büyüklüğü değil, izin niteliği ile mesleğin gerekleri arasındaki ilişkidir. Maluliyet oranlarının nasıl belirlendiği konusunda engellilik derecelerine ilişkin yazımız ayrıntılı bilgi verir.
Maluliyet Raporu Sıfır Çıkarsa Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatı Alınır mı?
Alınabilir; Yargıtay’ın bu konudaki iki kararında maluliyet oranı tam olarak sıfırdı. Her iki dosyada da Adli Tıp Kurumu yaralanmanın fonksiyonel araz bırakmadan iyileştiğini ve sürekli maluliyet bulunmadığını bildirmiş, ilk derece mahkemeleri maddi tazminat talebini bu nedenle reddetmişti. Yargıtay iki kararı da bozdu:
- 4. HD 01.06.2021, 2021/9671 E., 2021/2136 K. — maluliyet yokluğu, yüzde sabit iz iddiasının araştırılmasına engel sayılmadı; Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan davacı bizzat muayene edilerek yeni rapor alınması istendi.
- 4. HD 29.06.2022, 2021/24942 E., 2022/9679 K. — Adli Tıp Genel Kurulu raporuna dayanarak beden gücü kaybı talebinin reddi doğru bulundu; ancak olay tarihinde genç bir kadın olan davacının yüzündeki iz nedeniyle iş bulma ihtimalinin azaldığı ve bu nedenle “bir miktar zarara uğrayacağı açıktır” denildi. Zararın kapsamı belirlenemiyorsa TBK m.51/1 uyarınca uygun bir miktar tazminata hükmedilmesi gerektiği vurgulandı.
İkinci karar önemli bir pratik sonuç doğurur: miktarın kesin olarak hesaplanamaması talebin reddi için gerekçe olamaz; hâkim bu durumda takdir yetkisini kullanmak zorundadır. Maluliyet çıkmayan yaralanmalarda istenebilecek diğer kalemler için maluliyet olmazsa tazminat alınır mı yazımıza bakılabilir.
Yüzde Oluşan Sabit İzler İçin Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatı İstenebilir mi?
İstenebilir; uygulamada bu tazminatın en yaygın görünümü zaten yüzdeki sabit izlerdir. Yargıtay kararları, yüz bölgesindeki kalıcı izin çalışma gücünde fiilî bir eksiklik doğurmasa bile iş bulmayı zorlaştırabileceğini, mesleğe kabulü veya kariyerde yükselmeyi engelleyebileceğini kabul etmektedir.
Değerlendirmede iki adım vardır. Önce izin sabit nitelikte olup olmadığı Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporuyla saptanır. Ardından, sabit izin tespiti hâlinde zarar görenin yaşı, medeni hâli, sosyal durumu ve mesleği dikkate alınarak uzman bilirkişi tarafından tazminat belirlenir. Yukarıda alıntılanan iki karar da tam olarak bu iki aşamalı yöntemi ortaya koymaktadır.
Dış görünüşün mesleğin icrasında rol oynadığı işler bu talebi güçlendirir: öğretmenlik, sunuculuk, oyunculuk, modellik, halkla ilişkiler, satış ve müşteri temsilciliği gibi. Ancak liste kapalı değildir; belirleyici olan, izin somut olarak hangi iş fırsatını zayıflattığının gösterilebilmesidir.
Plastik Cerrahiyle Kısmen Düzeltilebilen İz İçin de Tazminat İstenebilir mi?
İstenebilir. İzin estetik bir operasyonla hafifletilebilecek olması, ekonomik geleceğin sarsılması talebini ortadan kaldırmaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2021/24942 E., 2022/9679 K. sayılı kararına konu dosyada Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi, yüzdeki yara izinin “plastik cerrahi ile bir miktar giderilebileceği; ancak tamamen yok edilemeyeceği” görüşünü bildirmişti; ilk derece mahkemesi plastik cerrahi bedeline ilişkin uzman raporunu ve davacıya yapılan ödemeyi gözeterek karşılanmamış maddi zarar kalmadığı gerekçesiyle talebi reddetmişti. Yargıtay, izin tamamen yok edilemediğini ve iş bulma ihtimalini azalttığını esas alarak kararı bozdu.
Estetik Ameliyat Gideri Ayrıca İstenebilir mi?
İstenebilir; estetik ameliyat gideri ekonomik geleceğin sarsılmasının değil, tedavi giderinin (TBK m.54/1) bir parçasıdır ve ayrı kalem olarak talep edilir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 24.04.2017 tarihli, 2014/22584 E., 2017/4410 K. sayılı kararında üniversite hastanesi raporu, yüzdeki skarlar için “skar revizyonu” ve “dermabrazyon” yapılabileceğini, ancak bu operasyonların izlerinin de kalıcı olacağını bildirmişti. Daire, izlerin kısmen de olsa giderilmesinin kişinin bedensel ve ruhsal sağlığı bakımından zorunlu olduğunu belirterek estetik ameliyat gideri için verilen tazminata yönelik sigorta şirketinin itirazını reddetti; ekonomik geleceğin sarsılması bölümünü ise eksik araştırma nedeniyle bozdu.
Aynı kararda belgeli tedavi giderinin trafik kazalarında KTK m.98 uyarınca SGK’nın sorumluluğunda olduğu, belgesiz tedavi giderlerinde ise sigortacı, işleten ve sürücünün sorumluluğunun devam ettiği de belirtilmiştir. Yani yüz izi tek bir olaydan üç ayrı talep doğurabilir: estetik ameliyat gideri, ekonomik geleceğin sarsılması ve manevi tazminat. Manevi tazminatın ölçütleri için kalıcı izde manevi tazminat yazımız ayrıntılıdır.
Öğrenci veya Çalışmayan Kişi Bu Tazminatı İsteyebilir mi?
İsteyebilir. Bu tazminat kişinin kaza anındaki gelirini değil, gelecekteki iş imkânlarını korur; bu nedenle henüz çalışmayan kişi bakımından “mesleğe kabul” ölçütü öne çıkar. Yargıtay’ın incelediği dosyalarda üç farklı durum vardır:
- Öğrenci — Sosyal Hizmetler Bölümü öğrencisi davacı için izin yalnız mesleğe kabulde değil, mesleğinde yükselmede de etkisinin değerlendirilmesi istendi (17. HD 2014/22584 E., 2017/4410 K.).
- Mezun ama çalıştığı belirsiz kişi — Çocuk Gelişimi bölümü mezunu davacı için önce kaza tarihinde çalışıp çalışmadığının belirlenmesi istendi (4. HD 2021/9671 E., 2021/2136 K.).
- Kısa süreli işlerde çalışan kişi — kazadan önce kısa süreli işlerde çalıştığı ileri sürülen, tanığın da anketörlük yaptığını beyan ettiği davacı için kaza tarihinde anketör olarak çalışıp çalışmadığının araştırılması istendi (17. HD 2017/485 E., 2019/9402 K.).
Üç kararda da Yargıtay, kişinin mesleği, eğitimi ve yaşı birlikte araştırılmadan verilen kararı eksik inceleme saymıştır. Kaza anında düzenli bir işte çalışılmıyor olması, talebi tek başına sonuçsuz bırakmaz.
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Yargıtay Kararlarında ekonomik geleceğin sarsılması tazminatının hesaplanmasına ilişkin bazı kriterler sayılmıştır. Bu kriterlere göre bedensel zarara uğrayan kişinin yaşı ve mesleği tazminat hesaplamasında dikkate alınmaktadır.
Bunun dışında kişinin mesleğini aktif olarak icra edip etmediği, oluşan hasarın (genellikle biçim bozuklukları şeklindedir.) boyutu, oluşan hasarla mesleğin icrası arasındaki ilişkinin boyutu, kişinin sosyal yaşantısı ve medeni hali bir arada değerlendirilerek uzman bilirkişilerce hesaplama yapılmaktadır.
Burada kritik bir nokta vardır: bu tazminat, çalışma gücü kaybında olduğu gibi bakiye ömür tablosu ve iskonto oranı üzerinden kurulan aktüeryal bir formülle hesaplanmaz. Dayanak TBK m.50/2‘dir: “Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” Buna m.51’in birinci fıkrası eklenir: hâkim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
Bu nedenle internette dolaşan “ekonomik geleceğin sarsılması hesaplama formülü” türü şablonların hukuki karşılığı yoktur. Bilirkişi raporu bir hesap tablosu değil, gerekçeli bir takdir önerisi niteliğindedir. Zararın kapsamı bilirkişi incelemesiyle de belirlenemiyorsa hâkim, TBK m.51/1 uyarınca uygun bir miktar tazminata hükmeder (Yargıtay 4. HD 2021/24942 E., 2022/9679 K.).
Hesaplamada Dikkate Alınan Ölçütler
- Yaş — çalışma hayatının önündeki süre ne kadar uzunsa etki o kadar büyüktür.
- Meslek ve mesleğin gerekleri — dış görünüşün rol oynadığı işlerde etki artar.
- Mesleğin fiilen icra edilip edilmediği — öğrenci ya da işe yeni girecek kişide “mesleğe kabul” ölçütü öne çıkar.
- Zararın niteliği ve boyutu — izin yeri, büyüklüğü, görünürlüğü.
- İz ile mesleğin icrası arasındaki ilişki — bağ ne kadar somutsa tazminat o kadar yüksektir.
- Medeni hâl ve sosyal durum — Yargıtay kararlarında açıkça sayılan ölçütlerdendir.
- Kusur durumu — TBK m.51 uyarınca kusurun ağırlığı takdire etki eder.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/9671 Esas 2021/2136 Kararında tüm hesaplama kriterleri bir arada sayılmıştır:
“Dosya kapsamından davacının Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Çocuk Gelişimi bölümünden mezun olduğu anlaşılmaktadır. Kaza nedeni ile yaşadığı travma, yaralanma bölgeleri ve şekli, bu hali ile öğrenim gördüğü bölüm dikkate alındığında davacının ekonomik geleceğinin sarsılmış olma ihtimalinin daha detaylı olarak araştırılması ve bu yöndeki olumlu/olumsuz kararın yeterli gerekçeler ile verilmesi gereklidir.
Şu durumda mahkemece yapılacak iş, davacının kaza tarihinde çalışıp çalışmadığı belirlendikten sonra, yüzünde sabit iz oluştuğuna ilişkin iddiasına yönelik Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacı bizzat hazır edilerek yeni ve denetime uygun bir rapor alınarak, daha sonra yüzde sabit izin tespiti halinde, davacının yaşı, medeni hali, sosyal durumu ve mesleği dikkate alınmak suretiyle, davacının varsa yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken” (3)
Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 24.04.2017 tarihli, 2014/22584 E., 2017/4410 K. Sayılı ilamında;
“Somut olayda davacı vekilince davacının kaza sonucu yüzünde sabit iz kaldığından ekonomik geleceğin sarsılması nedeni ile 20.000,00 TL maddi tazminat talep edilmiş, mahkemece davacının Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü öğrencisi genç bir kız olması, iş hayatında çehrede sabit eser oluşması nedeniyle sıkıntı yaşayacağı, Borçlar Kanunu’nun 42/2. maddesi uyarınca uğranılan maddi zararın kapsamının ve parasal değerinin mahkemece takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle 10.000,00.TL müstakbel gelir kaybı nedeniyle tazminata hükmedilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan davacının fotoğraflarından yüzündeki izlerin sabit nitelikte olduğu anlaşılması bakımından, davacının Sosyal Hizmetler Bölümü öğrencisi olup ileride yüzündeki izlerin mesleğe kabulden sonra yapmış olduğu işin sosyal nitelikte insanlarla sürekli iletişim içerisinde olmasını gerekli kıldığı da gözönüne alındığında kişinin yüzündeki yaralanma sonucu oluşan izlerin yalnızca mesleğe kabulde değil kariyer olarak mesleğinde yükselmesinde de etkileri değerlendirilip açıklanan yönlerden gerekli araştırma yapılarak davacının yüzündeki sabit iz niteliğindeki yaralanma nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.”(5)
Not: Kararda anılan “Borçlar Kanunu’nun 42/2. maddesi”, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’na aittir. Yürürlükteki karşılığı TBK m.50/2‘dir; hüküm içerik olarak korunmuştur.
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Yargıtay Kararları
Ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin Yargıtay kararlarının ortak çizgisi şudur: maluliyet olmasa da yüzde sabit iz bu tazminatı doğurabilir ve mahkeme, kişinin yaşı, medeni hâli, sosyal durumu ve mesleğini araştırmadan talebi reddedemez. Bu yazıda anılan dört kararın tam metni Yargıtay Karar Arama sisteminden okunmuştur:
| Karar | Olay | Yargıtay’ın tespiti | Sonuç |
|---|---|---|---|
| 4. HD 29.06.2022, 2021/24942 E., 2022/9679 K. | Trafik kazasında yolcu; yüzde iz, sürekli maluliyet yok; iz plastik cerrahiyle tamamen giderilemiyor | Genç kadının iş bulma ihtimali azaldığı için zarar açık; belirlenemiyorsa TBK m.51/1 ile uygun miktar | Bozma |
| 4. HD 01.06.2021, 2021/9671 E., 2021/2136 K. | Tek taraflı kazada yolcu; Çocuk Gelişimi mezunu; maluliyet yok; davalı ZMSS sigortacısı | Kaza tarihinde çalışıp çalışmadığı belirlenmeli, ATK 3. İhtisas Kurulu raporu alınmalı | Bozma |
| 17. HD 15.10.2019, 2017/485 E., 2019/9402 K. | Yüzde sabit iz; kısa süreli işler ve anketörlük iddiası | Anketörlük araştırılmalı, ardından yaş, medeni hâl, sosyal durum ve meslekle bilirkişi incelemesi | Bozma |
| 17. HD 24.04.2017, 2014/22584 E., 2017/4410 K. | Sosyal Hizmetler öğrencisi; yüzde sabit iz; mahkeme 10.000 TL’ye hükmetmiş | Mesleğe kabul ve kariyerde yükselme etkisi bilirkişiyle belirlenmeli; estetik ameliyat gideri tedavi gideri sayıldı | Bozma (estetik ameliyat gideri onandı) |
Kararlardan çıkan ilkeler şöyle özetlenebilir:
- Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar müstakbel zararlardır ve çalışma gücünde azalma olmasa da doğar.
- Maluliyet raporunun sıfır çıkması talebi reddetmek için yeterli değildir.
- Önce izin sabit olup olmadığı, kişi bizzat muayene edilerek alınan raporla saptanır.
- Sonra yaş, medeni hâl, sosyal durum ve meslek (öğrencide mesleğe kabul) birlikte araştırılır.
- Miktar formülle değil takdirle belirlenir; tam olarak belirlenemezse TBK m.51/1 devreye girer.
Kaza kaynaklı yaralanmalarda diğer tazminat kalemlerine ilişkin kararlar için yaralanmalı trafik kazası Yargıtay kararları yazımıza bakılabilir.
16 Temmuz 2026 Değişikliği: Faiz ve Mahsup Kuralı Bu Tazminatı Kapsıyor mu?
Kapsamıyor ve bu ayrım pratikte doğrudan sonuç doğuruyor. 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’un (RG 31.07.2026-33326) 18. maddesiyle TBK m.55’e iki yeni fıkra eklenmiştir; başlıktaki “16 Temmuz” kanunun kabul tarihidir, değişiklik Resmî Gazete’de yayımlandığı 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir. Birincisi faiz başlangıcını ikiye ayırır: kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil tarihinden, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden kanuni faiz işletilir. İkincisi, tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödemelerin oransal mahsubunu düzenler.
Her iki fıkra da kapsamını açıkça belirtir: “çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar”. Yani düzenleme m.54’ün üçüncü bendini ve destekten yoksun kalma tazminatını hedef alır; dördüncü bent olan ekonomik geleceğin sarsılması bu sayımın dışındadır.
| Tazminat | Yeni faiz rejimi | Oransal mahsup |
|---|---|---|
| Çalışma gücü kaybı (m.54/3) | Uygulanır | Uygulanır |
| Destekten yoksun kalma (m.53) | Uygulanır | Uygulanır |
| Ekonomik geleceğin sarsılması (m.54/4) | Uygulanmaz — genel kural | Uygulanmaz |
| Tedavi giderleri (m.54/1) | Uygulanmaz | Uygulanmaz |
Sonuç olarak ekonomik geleceğin sarsılması tazminatında faiz, haksız fiil sorumluluğunun genel kuralına tabidir. Ayrıca yeni fıkraların geçiş hükmü vardır: 7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre değişiklik, yürürlüğe girdiği 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır; daha önceki olaylarda maddenin eski hâli uygulanmaya devam eder. Bu nedenle aynı dosyada faiz rejimi olay tarihine, usul hükümleri ise dava tarihine göre belirlenir.
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatında Faiz Ne Zamandan İşler?
Faizin başlangıcı, tazminatın kimden istendiğine göre değişir:
| Davalı | Faiz başlangıcı | Dayanak |
|---|---|---|
| Haksız fiil faili, sürücü, işleten | Olay (haksız fiil) tarihi | Haksız fiilde borçlu olay tarihinde temerrüde düşmüş sayılır |
| Zorunlu mali sorumluluk sigortacısı | Genel şartlarda belirlenen belgelerin sigortacıya iletilmesinden itibaren sekiz iş günü dolunca; temerrüt bu yolla kurulamamışsa dava tarihi | KTK m.99 |
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2014/22584 E., 2017/4410 K. sayılı kararına konu dosyada da aynı ayrım görülür: maddi tazminat sürücüden olay tarihinden, sigorta şirketinden ise dava tarihinden itibaren faiziyle istenmişti. Uygulanacak oran ise 3095 sayılı Kanun’un 7589 sayılı Kanun’la değişen 1. maddesine göre belirlenir: kanuni faiz artık Cumhurbaşkanı kararıyla değil, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanır. TCMB’nin 31.12.2025 tarihli reeskont oranı (%38,75) esas alındığında 2026 için oran yıllık %31‘dir; 30 Haziran’daki reeskont oranı beş puan veya daha fazla farklıysa yılın ikinci yarısında o oranın yüzde sekseni uygulanır.
Belirsiz Alacak Davası Kalktıktan Sonra Bu Tazminat Nasıl Dava Edilir?
Aynı kanun paketiyle HMK m.107 (belirsiz alacak davası) yürürlükten kaldırılmış, yerine m.109’a eklenen dördüncü fıkra gelmiştir: kısmi davada talep, bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erene kadar artırılabilir. Bedensel zarar dosyalarında yaygın olan “belirsiz alacak davası açılır” ifadesi bu nedenle güncelliğini yitirmiştir.
Bu değişiklik ekonomik geleceğin sarsılması talebinde özellikle önemlidir; çünkü miktar hâkimin takdiriyle ve çoğu zaman bilirkişi raporundan sonra netleşir. Yeni sistemde izlenecek yol şudur:
- Dava, kalemler ayrı ayrı gösterilerek kısmi dava olarak açılır ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulur.
- Bilirkişi raporu geldikten sonra talep, tahkikat sona erene kadar bir defaya mahsus artırılır. Artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır (HMK m.109/4).
- Artırım hakkı tek seferlik olduğundan, ilk rapora itiraz edilecekse önce itiraz ve ek rapor süreci tamamlanır, artırım nihai rakama göre yapılır.
Geçiş kuralı bu kez dava tarihine bağlıdır: 7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin onuncu fıkrasına göre mülga m.107, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder. 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış bir belirsiz alacak davası bu nedenle geçerliliğini korur.
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatının Üst ve Alt Sınırı Nedir?
Ekonomik geleceğin sarsılması tazminatının bir alt veya üst sınırı bulunmamaktadır. Zarara uğrayan kişinin mesleği, yaşı, sosyal yaşantısı, medeni hali ve oluşan zararın büyüklüğü tazminat miktarını etkilemektedir. Sigorta Şirketlerine yöneltilen tazminat davalarında ise bedensel hasarlara ilişkin teminat limitleri dahilinde ödeme yapılmaktadır. Zorunlu mali sorumluluk sigortasında bu kalem ayrı bir teminat değildir; sakatlanma teminatından karşılanır ve aynı kişi başı limiti geçici iş göremezlik ile sürekli sakatlık tazminatıyla paylaşır. SEDDK’nın açıkladığı 2026 teminat tutarlarına göre sakatlanma ve ölüm teminatı kişi başına 3.600.000 TL’dir; limiti aşan kısım sürücü ve işletenden istenir.
Sınırsızlık, takdirin keyfî olduğu anlamına gelmez. TBK m.55’in birinci fıkrasının son cümlesi bir sınır çizer: hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz. Yani hâkim tazminatı belirlerken ölçütleri tartar; ancak ortaya çıkan rakamı “yüksek buldum” diyerek indiremez.
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatı Hangi Mahkemeden Talep Edilir?
Kişinin vücudunda kalıcı izler bırakmak suretiyle ekonomik geleceğini sarsan kişinin, kişilerin veyahut kurumların tespit edilmesi ile görevli Mahkeme de tespit edilecektir. Söz konusu bedensel zararın trafik kazası, iş kazası gibi özel koşullarda meydana gelmesi halinde ise bu koşullar çerçevesinde görevli Mahkeme tespit edilmektedir.
Örneğin trafik kazası nedeniyle kişinin yüzünde kalıcı izler oluşması halinde kişi zararını araç sürücüsü, araç işleteni veya araç sigortasından tazmin edebilecektir. Bu durumda gerçek kişilere karşı açılacak davalarda Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olacaktır. Sigorta şirketine karşı açılacak davalarda ise asliye ticaret mahkemesi görevlidir; zarar gören dilerse dava yerine Sigorta Tahkim Komisyonu’na da başvurabilir. Her iki yolda da önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması gerekir; sigortacı başvuru tarihinden itibaren 15 gün içinde yazılı cevap vermez veya cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir ya da tahkime gidilebilir (KTK m.97).
İş kazalarından kaynaklı olarak açılan tazminat davalarında İş Mahkemeleri; devlete bağlı sağlık kuruluşlarının kusuru sonucu oluşan bedensel zararlara ilişkin tazminat davalarında İdare Mahkemeleri, kişilerin haksız fiili sonucu oluşan bedensel zararlara ilişkin tazminat davalarında Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Davalının ticari bir şirket olması ise davayı tek başına ticari dava yapmaz: TTK m.4/1’e göre bir dava, kanunda sayılan mutlak ticari davalar dışında, ancak her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgiliyse ticari davadır. Bu nedenle bir şirketin kusuruyla yaralanan kişinin açacağı tazminat davası kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür; zarar özel bir hastane veya hekimle kurulan tüketici işleminden doğmuşsa tüketici mahkemesi görevlidir.
Kamuya ait bir aracın karıştığı trafik kazası ise idare mahkemesine değil adli yargıya gider: işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebep olduğu zararlar dâhil, Karayolları Trafik Kanunu’ndan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür (KTK m.110/1).
| Olayın niteliği / davalı | Görevli mercii | Arabuluculuk dava şartı / ön koşul |
|---|---|---|
| Gerçek kişinin haksız fiili | Asliye hukuk | Yok |
| Trafik kazası – sürücü / işleten | Asliye hukuk | Yok |
| Trafik kazası – sigorta şirketi | Asliye ticaret veya Sigorta Tahkim Komisyonu | Dava yolunda var (TTK m.5/A), tahkimde yok; her iki yolda önce sigortacıya yazılı başvuru (KTK m.97) |
| Kamuya ait araçla trafik kazası | Adli yargı (KTK m.110/1) | Sürücü / işletene karşı yok |
| İş kazası | İş mahkemesi | Yok (7036 s.K. m.3/3) |
| Kamu sağlık kuruluşunun kusuru | İdare mahkemesi | Arabuluculuk yok; önce idareye başvuru (İYUK m.13) |
| Özel hastane / özel hekim hatası | Tüketici mahkemesi | Var (6502 s.K. m.73/A); 2026 için 186.000 TL altındaki uyuşmazlıkta tüketici hakem heyeti |
| Şirketin kusuru (zarar gören tacir değil) | Asliye hukuk (TTK m.4/1) | Yok |
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatı Tahkimde Talep Edilebilir mi?
Trafik kazasından doğan uyuşmazlıkta talep sigorta şirketine yöneltiliyorsa, ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı Sigorta Tahkim Komisyonu önünde ileri sürülebilir. Zorunlu mali sorumluluk sigortasının bedensel zarar teminatı bu kalemi de kapsar ve hakem, poliçe limiti içinde kalan talebi karara bağlar.
Tahkim yolunun iki pratik avantajı vardır. Birincisi süredir: hakemler görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermek zorundadır; bu süre ancak tarafların açık ve yazılı muvafakatiyle uzatılabilir (5684 s.K. m.30/16). İkincisi masraf riskidir: talebi kısmen veya tamamen reddedilenler aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ndeki ücretin beşte biridir (m.30/17). Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik m.16/13 bu oranın her iki taraf için de uygulanacağını açıkça belirtir; yani indirim yalnız davacının değil, kaybeden sigorta şirketinin aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinde de geçerlidir.
Buna karşılık iki sıralama kuralı gözetilmelidir. Komisyona başvurmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmış ve KTK m.97’deki 15 günlük süre dolmuş olmalıdır. Ayrıca mahkemeye veya tüketici hakem heyetine intikal etmiş bir uyuşmazlık için Komisyona başvurulamaz (m.30/14); ölçüt karar verilmiş olması değil, uyuşmazlığın o mercie götürülmüş olmasıdır.
Talep sigorta şirketine değil doğrudan kusurlu kişiye yöneltiliyorsa tahkim yolu açık değildir; bu tür uyuşmazlıklar asliye hukuk mahkemesinde görülür. İş kazasından doğan tazminat talepleri de tahkime elverişli olmayıp iş mahkemesinin görev alanındadır. Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurunun adımları için Sigorta Tahkim Komisyonu’na nasıl başvurulur yazımıza, sürecin genel işleyişi için tahkim süreci yazımıza bakılabilir.
Ekonomik Geleceğin Sarsılması Tazminatında Zamanaşımı
Haksız fiilden doğan tazminat istemleri TBK m.72 uyarınca, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, o süre tazminat istemi için de geçerlidir.
Bu tazminat bakımından “öğrenme” anının tespiti özel bir önem taşır. Sabit izin kalıcı olduğu çoğu zaman tedavi süreci tamamlandıktan sonra netleşir; zararın öğrenildiği an, izin sabit nitelikte olduğunun anlaşıldığı andır. Trafik kazasından doğan taleplerde ise KTK m.109’daki özel zamanaşımı hükümleri uygulanır: öğrenmeden itibaren iki yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren on yıl; fiil daha uzun ceza zamanaşımı öngörülen bir suçsa o süre. Tazminat yükümlüsüne karşı kesilen zamanaşımı sigortacıya karşı da kesilmiş olur (KTK m.109/3). Trafik kazalarındaki sürelerin ayrıntısı için trafik kazası tazminat zamanaşımı yazımıza, uzamış ceza zamanaşımının hangi hâllerde devreye girdiği için uzamış ceza zamanaşımı yazımıza bakılabilir.
İş Kazasında ve Kamu Hastanesi Hatasında Süre Farklı mıdır?
Farklıdır; iki yıllık haksız fiil süresi her dosyada geçerli değildir.
| Olay | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Haksız fiil (genel) | Öğrenmeden 2 yıl, her hâlde fiilden 10 yıl; suç daha uzun zamanaşımı gerektiriyorsa o süre | TBK m.72 |
| Trafik kazası | Öğrenmeden 2 yıl, her hâlde kaza gününden 10 yıl; ceza zamanaşımı daha uzunsa o süre | KTK m.109 |
| İş kazası (işverene karşı) | 10 yıl — işverenin sorumluluğu iş sözleşmesine dayanır | TBK m.146 |
| Kamu hastanesinin hizmet kusuru | Önce idareye başvuru: öğrenmeden 1 yıl, her hâlde eylemden 5 yıl; idare 30 gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır ve 60 günlük dava süresi işlemeye başlar | İYUK m.13 ve m.7 |
İdari yargı yolunda süre kaçırmanın sonucu ağırdır: idareye süresinde başvurulmamışsa tam yargı davası açılamaz. Kamu hastanesine ilişkin dosyalarda bile hesap kuralları değişmez; TBK m.55/2 uyarınca Borçlar Kanunu’nun bedensel zarar hükümleri idari eylem ve işlemlerden doğan zararlara da uygulanır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı nedir?
Bedensel zarar sonucunda kişinin iş bulma, işini sürdürme veya kariyerinde yükselme imkânının zayıflamasından doğan zararın karşılığıdır. TBK m.54’ün dördüncü bendinde düzenlenmiştir ve çalışma gücü kaybından bağımsızdır.
Sürekli iş göremezlik tazminatından farkı nedir?
Sürekli iş göremezlik tazminatı çalışma gücündeki kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması ise iş piyasasındaki konumun zayıflamasını karşılar. Biri maluliyet oranına ve aktüeryal hesaba, diğeri hâkimin takdirine dayanır. İkisi aynı davada ayrı kalemler hâlinde ve ayrı harçlandırılarak talep edilir.
Maluliyet oranı olmadan bu tazminat alınabilir mi?
Alınabilir. Maluliyet şart değildir; oran sıfır olsa dahi tazminata hükmedilebilir. Aranan, bedensel zararın kişinin mesleki geleceğini somut olarak etkilediğinin ortaya konmasıdır.
Yüzdeki sabit iz için ne kadar tazminat alınır?
Sabit bir rakam yoktur; alt veya üst sınır bulunmaz. Tutar; yaş, meslek, mesleğin gerekleri, izin niteliği, medeni hâl ve sosyal durum birlikte değerlendirilerek hâkim tarafından takdir edilir.
Tazminat nasıl hesaplanır, bir formülü var mı?
Formülü yoktur. Hesap, TBK m.50/2 uyarınca hâkimin hakkaniyete uygun takdiriyle yapılır; bilirkişi raporu bu takdire esas gerekçeli bir öneri sunar. Aktüeryal hesap yalnızca çalışma gücü kaybı tazminatında kullanılır.
Hangi rapor gerekir?
İzin sabit nitelikte olduğunun raporla saptanması gerekir; Yargıtay bu dosyalarda raporun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, kişi bizzat hazır edilerek alınmasını istemektedir. Maluliyet raporu talebi güçlendirir ancak zorunlu değildir.
16 Temmuz 2026 faiz değişikliği bu tazminatı etkiler mi?
Etkilemez. 7589 sayılı Kanun’la (RG 31.07.2026) TBK m.55’e eklenen faiz ve oransal mahsup fıkraları yalnızca çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarını kapsar; bu kalemlerde de yalnız 31.07.2026’dan sonra meydana gelen olaylara uygulanır. Ekonomik geleceğin sarsılmasında haksız fiilin genel faiz kuralı işler.
Sigorta şirketi bu tazminatı öder mi?
Trafik kazasında zorunlu mali sorumluluk sigortasının sakatlanma teminatı bu kalemi kapsar ve poliçe limiti dahilinde ödenir; 2026 için kişi başı limit 3.600.000 TL’dir. Limitin aşılması hâlinde kalan kısım sürücüden ve işletenden istenir. İşleten, motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan kusuru aranmaksızın sorumludur (KTK m.85) ve sürücüyle birlikte müteselsilen sorumlu tutulur.
Bu tazminat için hangi mahkemeye başvurulur?
Davalı gerçek kişiyse asliye hukuk, sigorta şirketiyse asliye ticaret mahkemesi (zarar gören dilerse dava yerine Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir), iş kazasıysa iş mahkemesi, kamu sağlık kuruluşunun kusuruysa idare mahkemesi, özel hastane veya özel hekimin hatasıysa tüketici mahkemesi görevlidir. Davalının şirket olması davayı tek başına asliye ticaret mahkemesine götürmez.
Zamanaşımı süresi ne kadardır?
TBK m.72 uyarınca öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren on yıldır. Fiil suç oluşturuyor ve ceza zamanaşımı daha uzunsa o süre uygulanır. İş kazasında işverene karşı süre TBK m.146 uyarınca on yıldır; kamu hastanesinin hizmet kusurunda ise önce İYUK m.13’teki bir yıllık ve beş yıllık sürelerde idareye başvurmak gerekir.
Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar nelerdir?
Yeni iş bulma güçlüğü, mevcut işi koruma güçlüğü, aynı işi daha fazla emekle yapma zorunluluğu, işten çıkarılma, mesleğe kabul edilememe ve kariyerde yükselememe. Yargıtay bunları çalışma gücünde azalma olmasa da doğan müstakbel zararlar olarak kabul eder.
Plastik cerrahiyle düzeltilebilecek iz için tazminat alınır mı?
Alınabilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, izin plastik cerrahiyle bir miktar giderilebileceği ancak tamamen yok edilemeyeceği bildirilen dosyada maddi tazminatın reddini bozmuştur (2021/24942 E., 2022/9679 K.).
Estetik ameliyat gideri ayrıca istenebilir mi?
İstenebilir. Estetik ameliyat gideri tedavi gideri niteliğindedir (TBK m.54/1) ve ekonomik geleceğin sarsılması tazminatından ayrı bir kalem olarak talep edilir.
Öğrenci veya çalışmayan kişi bu tazminatı isteyebilir mi?
İsteyebilir. Bu kişilerde izin mesleğe kabule ve meslekte yükselmeye etkisi araştırılır; Yargıtay öğrenci ve yeni mezun davacılar için bu araştırma yapılmadan karar verilmesini eksik inceleme saymıştır.
Ekonomik geleceğin sarsılması tazminatında faiz ne zamandan işler?
Sürücü, işleten veya haksız fiil failine karşı olay tarihinden; zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı belgelerin iletilmesinden itibaren sekiz iş günü dolduğunda (KTK m.99), bu yolla temerrüt kurulamamışsa dava tarihinden. Kanuni faiz oranı 3095 sayılı Kanun m.1’e göre 2026 için yıllık %31’dir.
Sigorta şirketine dava açmadan önce başvurmak şart mı?
Şarttır. Zarar gören önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapar; şirket 15 gün içinde yazılı cevap vermez veya cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir ya da Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulabilir (KTK m.97).
Ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı, ayrı bir kalem olarak ve iz ile meslek arasındaki bağı gösteren delillerle talep edilmesi gereken bir kalemdir; çalışma gücü kaybıyla aynı başlık altında istenmesi hâlinde hâkim taleple bağlı olduğundan bu kalem ayrıca değerlendirilmeyebilir. Dosyanızdaki rapor ve olay tarihlerinin değerlendirilmesi için Ankara tazminat avukatı sayfasındaki iletişim kanalları kullanılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her dosya kendi belgeleri, raporları ve tarihleriyle değerlendirilir; somut olayınız için bir avukata danışmanız gerekir. Metinde yer alan mevzuat hükümleri yayın tarihi itibarıyla yürürlüktedir.
Kaynaklar:
- 6098 Sayılı TBK madde 54.
- Kemal OĞUZMAN/Turgut ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler (7.B, İstanbul 2009, s.562) — Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/22584 E., 2017/4410 K. sayılı kararındaki aktarımla
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/9671 Esas 2021/2136 Karar (01.06.2021)
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/485 Esas 2019/9402 Karar (15.10.2019)
- Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2014/22584 E., 2017/4410 K. (24.04.2017)
- 7589 sayılı Kanun m.18 ile TBK m.55’e eklenen fıkralar ve geçici m.1/9-10 (RG 31.07.2026-33326)
- Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (RG 20.02.2019-30692); Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/14818 E., 2026/1901 K. (19.02.2026) — olay tarihine göre uygulanacak maluliyet düzenlemeleri
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/24942 E., 2022/9679 K. (29.06.2022)
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.85, 97, 98, 99, 109, 110; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30; 3095 sayılı Kanun m.1; 2577 sayılı İYUK m.7 ve 13