Hukuk

Trafik Kazası Tazminat Davalarında Avukatlık Ücretleri

Trafik Kazası Tazminat Davalarında Avukatlık Ücretleri

Trafik kazası tazminat davalarında avukatlık ücreti tek bir rakam değil, birbirinden bağımsız iki kalemdir: müvekkilin avukatıyla sözleşmeyle kararlaştırdığı akdi ücret ve mahkemenin karar altına alıp kaybeden taraftan tahsil ettiği karşı vekâlet ücreti. Akdi ücretin tavanı 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde, tabanı ise Türkiye Barolar Birliği’nin her yıl yayımladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde çizilir. Bu yazıda trafik kazaları avukat ücreti hesabının kanuni dayanaklarını, dava dışındaki yolların (sigortaya başvuru, arabuluculuk, Sigorta Tahkim Komisyonu) ücreti nasıl değiştirdiğini ve tazminat davalarında avukat ne kadar alır başlığı altında dolaşan oran tablolarının neden dayanaksız olduğunu sırasıyla ele alıyoruz.

Makale İçeriği

Özet

Trafik kazası tazminat davasında avukatlık ücreti, kanunla çizilmiş bir tavan ile tarifeyle çizilmiş bir taban arasında serbestçe kararlaştırılır; internette dolaşan “şu tutarda şu oran” tabloları kanuni dayanaktan yoksundur.

  • Yüzde üzerinden kararlaştırılan ücret, dava veya hükmolunacak şeyin değerinin %25’ini aşamaz (Avukatlık K. m.164/2). Bu bir tavandır, sabit oran değildir.
  • Yazılı ücret sözleşmesi yoksa ya da geçersizse, yetkili merci müddeabihin %10’u ile %20’si arasında bir ücret belirler (m.164/4).
  • Kaybeden taraftan tahsil edilen karşı vekâlet ücreti avukata aittir; müvekkilin borcu için haczedilemez, takas ve mahsup edilemez (m.164/son).
  • Zorunlu trafik sigortası sınırları içinde dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru zorunludur (KTK m.97); sigortacıya karşı açılacak davada ayrıca arabuluculuk dava şartıdır.
  • Sigorta Tahkim Komisyonunda talebi reddedilenler aleyhine, tarifeye göre hesaplanan ücretin yalnızca beşte birine hükmedilir (AAÜT m.17/2).
  • Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat davalarında peşin karar ve ilam harcı dörtte bir değil, yirmide birdir (Harçlar K. m.28/1-a).

Trafik Kazası Tazminat Davası İçin Avukatlık Ücreti Ne Kadar?

Trafik kazası tazminat davasında avukatlık ücretinin tek bir karşılığı yoktur; ücret, biri sözleşmeden diğeri mahkeme kararından doğan iki ayrı kalemin toplamıdır. Sözleşmeden doğan kalem akdi avukatlık ücretidir ve avukat ile müvekkil arasında serbestçe kararlaştırılır. Mahkeme kararından doğan kalem ise karşı vekâlet ücretidir; yargılamayı kaybeden taraftan alınır ve Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin son fıkrası uyarınca müvekkile değil doğrudan avukata aittir. Bu ikisini birbirine karıştırmak, trafik kazası tazminat davalarında avukatlık ücreti konusunda yapılan en yaygın hatadır.

Akdi ücretin serbestçe kararlaştırılması sınırsız olduğu anlamına gelmez. Avukatlık Kanunu m.163/1 sözleşmenin belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsamasını arar; m.164/2 yüzde üzerinden kararlaştırmada %25 tavanı koyar; m.164/4 ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında ücret kararlaştırılmasını yasaklar. Yani kanun koyucu bir tavan ve bir taban çizmiş, aradaki alanı tarafların iradesine bırakmıştır. Tarifenin altında kararlaştırılan ücretler, Tarife hükümleri uyarınca kararlaştırılmış sayılır (AAÜT m.1/3).

Aşağıdaki tablo, bir trafik kazası dosyasında karşınıza çıkabilecek ücret ve gider kalemlerini kaynağına göre ayırıyor. Tabloda yer alan kalemlerin hepsi aynı anda doğmaz; hangisinin doğacağı, uyuşmazlığın sigortaya başvuruyla mı, tahkimle mi, arabuluculukla mı yoksa dava yoluyla mı çözüldüğüne bağlıdır.

Kalem Kaynağı Kime ait / kim öder
Akdi avukatlık ücreti Avukatlık sözleşmesi (Av. K. m.163-164) Müvekkil öder, avukata ait
Karşı vekâlet ücreti Mahkeme kararı + AAÜT (Av. K. m.164/son) Kaybeden taraf öder, kazananın avukatına ait
Başvurma, karar ve ilam harcı 492 sayılı Harçlar Kanunu Davacı peşin yatırır, sonuçta haksız çıkana yüklenir
Gider avansı (tebligat, bilirkişi, keşif) HMK m.323-324 Davacı yatırır, yargılama gideri olarak paylaştırılır
Arabuluculuk ücreti HUAK m.18/A ve Arabuluculuk Ücret Tarifesi Anlaşmada taraflar eşit, anlaşmazlıkta ilk iki saat Adalet Bakanlığı bütçesinden
Sigorta Tahkim Komisyonu başvuru ücreti 5684 sayılı Kanun m.30/18 Başvuran yatırır, haklı çıkarsa iade kapsamına girer

Ücreti belirleyen ikinci etken davanın hangi mercide görüldüğüdür. Zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı açılan tazminat davası, Türk Ticaret Kanunu m.4/1 uyarınca mutlak ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesinde görülür. Aynı kaza nedeniyle sürücüye, araç işletenine veya malikine karşı açılan dava ise haksız fiile dayanır, ticari dava değildir ve asliye hukuk mahkemesinde görülür. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi her iki mahkeme için de aynı maktu tabanı öngördüğünden ücret bakımından fark doğmaz; ancak arabuluculuk zorunluluğu yalnızca ticari dava yönünden ortaya çıkar ve bu fark ücreti doğrudan etkiler.

Üçüncü etken, hukuki yardımın hangi aşamada tamamlandığıdır. Tarife m.5/1 uyarınca davayı hangi aşamada olursa olsun kabul eden avukat, Tarife ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır. Buna karşılık Tarife m.6/1, uyuşmazlık ön inceleme tutanağı imzalanmadan önce sulh, feragat veya kabulle sona ererse karşı tarafa yükletilecek ücretin yarısına hükmedileceğini söyler. Dosyanın erken kapanması akdi ücreti değil, mahkemece hükmedilecek ücreti etkiler.

Trafik Kazası Davalarında Avukat Yüzde Kaç Alır?

Trafik kazası davalarında avukatın alacağı yüzde, kanunun belirlediği bir oran değil, tarafların tavanı aşmamak kaydıyla serbestçe kararlaştırdığı bir orandır. Avukatlık Kanunu m.164/2 bu konuda tek bir sayı verir: “Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.” Buradaki %25 bir üst sınırdır; “avukatlar %25 alır” biçiminde okunamaz. İnternette yaygın biçimde dolaşan “tazminatın şu kadarı için şu yüzde” tabloları herhangi bir mevzuat hükmüne dayanmaz.

Tavanın aşılması sözleşmeyi tümüyle geçersiz kılmaz. Avukatlık Kanunu m.163/2 açıktır: ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. Yani %40 yazılmış bir sözleşme %25 üzerinden ayakta kalır. Aynı fıkra, yokluk hâlleri dışında sözleşmenin bir hükmünün geçersizliğinin sözleşmenin tümünü geçersiz kılmayacağını da söyler. Bu nedenle tavanın aşıldığını fark eden müvekkilin yapması gereken sözleşmeyi tümden reddetmek değil, ücretin tavana çekilmesini istemektir.

Yüzdeli ücretin kanunla çizilmiş ikinci sınırı, ücretin neyin yüzdesi olarak kararlaştırılabileceğidir. m.164/3 uyarınca yüzdeli sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz. Trafik kazası dosyalarında bu yasak, “hasarlı araç avukata kalsın” ya da “tazminatın karşılığı olan taşınmazın payı avukata devredilsin” türü düzenlemeleri geçersiz kılar. Avukat, davaya ortak olan bir taraf değil, hukuki yardımının karşılığında ücret alacaklısı olan kişidir.

Uygulamada yüzdeli ücretin bir de tahsil boyutu vardır. Tazminat kararı kesinleşip para tahsil edildiğinde avukat, Avukatlık Kanunu m.166 uyarınca müvekkil adına aldığı para üzerinde kendi alacağı nispetinde hapis hakkına sahiptir; ayrıca kendi çalışmasıyla kazandırdığı değerler üzerinde diğer alacaklılara nazaran rüçhan hakkı vardır. Bu hakların kapsamı ve kararda ücretin kimin adına yazıldığının ne anlama geldiği, kazanılan davada vekâlet ücretini kim alır başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Tazminat Davasında Avukat Yüzde Kaç Alır?

Tazminat davasında avukatın alacağı yüzdenin cevabı, ortada yazılı bir ücret sözleşmesi olup olmamasına göre ikiye ayrılır. Yazılı sözleşme varsa oran taraflarca kararlaştırılır ve %25 tavanına tabidir. Yazılı sözleşme yoksa, sözleşme belirgin değilse, tartışmalıysa veya ücrete ilişkin hükmü geçersiz sayılmışsa devreye Avukatlık Kanunu m.164/4’ün ikinci cümlesi girer: değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde, asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla, ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında bir miktar belirler.

Bu ayrım pratikte sıkça karıştırılır. %10-%20 aralığı avukatın “talep edebileceği” oran değildir; sözleşme boşluğunda merciin takdir edeceği aralıktır ve takdirde davanın kazanılan bölümü ile avukatın emeği esas alınır. Buna karşılık %25, tarafların sözleşmeyle kararlaştırabileceği azami orandır. İki hükmü tek bir “%10 ile %25 arası” ifadesine indirgemek, hem oranın kaynağını hem de kimin belirlediğini yanlış anlatır.

Durum Uygulanan hüküm Ölçü
Yazılı ücret sözleşmesi var, yüzde kararlaştırılmış Av. K. m.164/2 Kararlaştırılan oran; %25’i aşamaz
Sözleşme tavanı aşıyor Av. K. m.163/2 Sözleşme tavan miktarında geçerli sayılır
Sözleşme yok, belirsiz, tartışmalı veya geçersiz Av. K. m.164/4 Merci takdir eder: müddeabihin %10-%20’si
Değeri para ile ölçülemeyen iş Av. K. m.164/4 son cümle Doğrudan AAÜT maktu ücreti
Kararlaştırılan ücret tarifenin altında AAÜT m.1/3 Tarife uyarınca kararlaştırılmış sayılır

Trafik kazası tazminat davalarında bu hesabın bir de dava türünden gelen özelliği vardır. Bedensel zarar dosyalarında talep çoğu zaman belirsiz alacak davası olarak açılır; çünkü maluliyet oranı ve kazanç kaybı bilirkişi raporu gelmeden sayısal olarak belirlenemez. Tarife m.5/2 bu durumu açıkça düzenler: gerek kısmi dava gerekse belirsiz alacak ve tespit davasında, mahkemece dava değeri belirlendikten sonra davacı davasını belirlenmiş değere göre takip etmese dahi yasal avukatlık ücreti belirlenmiş dava değerine göre hesaplanır. Bu iki dava türü arasındaki farkı belirsiz alacak davası ile kısmi dava farkı yazımızda ayrıntılandırdık.

Avukat En Fazla Yüzde Kaç Alabilir? Ücret Sözleşmesindeki Sınırlar

Bir avukatın trafik kazası tazminat dosyasında yüzde üzerinden alabileceği azami oran %25‘tir ve bu sınır Avukatlık Kanunu m.164/2 ile konulmuştur. Sınırın matrahı da maddede yazılıdır: dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut para. Dolayısıyla oran, talep edilen tutarın mı yoksa hükmolunan tutarın mı üzerinden hesaplanacağı sözleşmede açıkça yazılmalıdır; yazılmadığında taraflar arasında ikinci bir uyuşmazlık doğar.

Avukatlık sözleşmesi m.163/1 uyarınca serbestçe düzenlenir ve belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması gerekir. Aynı fıkra, yazılı olmayan anlaşmaların genel hükümlere göre ispatlanacağını söyler; yani yazılı şekil geçerlilik şartı değildir, ama ispat yükü bakımından belirleyicidir. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler de geçerlidir. Trafik kazası dosyalarında sözleşmeye yazılması gereken asgari unsurlar şunlardır:

  • Hukuki yardımın kapsamı: yalnızca sigortaya başvuru mu, arabuluculuk aşaması da dâhil mi, dava ve istinaf/temyiz aşamaları kapsamda mı.
  • Ücretin türü: maktu tutar mı, yüzde mi, ikisinin birleşimi mi.
  • Yüzdenin matrahı: talep edilen tutar mı, hükmolunan tutar mı, fiilen tahsil edilen tutar mı.
  • Karşı vekâlet ücretinin kime ait olacağı — kanunen avukata ait olduğundan bu kalemin akdi ücrete mahsup edilip edilmeyeceği yazılmalıdır.
  • Harç, gider avansı, bilirkişi ve keşif masraflarının kim tarafından yatırılacağı.
  • Ücretin ödeme zamanı ve taksitlendirme koşulları.

Peşin ücret konusunda kanunun sessiz kalmadığı bir nokta vardır. Avukatlık Kanunu m.174/3 uyarınca anlaşmaya göre avukata peşin verilmesi gereken ücret ödenmezse, avukat işe başlamakla zorunlu değildir ve bu sebeple doğabilecek her türlü sorumluluk iş sahibine aittir. Aynı fıkra, yazılı sözleşmedeki diğer ödeme şartlarının yerine getirilmemesi hâlinde de aynı sonucun doğacağını söyler. Bu nedenle “ücreti dava sonunda öderim” beklentisi, sözleşmede açıkça kararlaştırılmadıkça hukuken güvenli değildir.

Vekâletname ile ücret sözleşmesinin farklı belgeler olduğunu da hatırlatmak gerekir. Vekâletname yetkiyi gösterir, ücreti göstermez; ücret ayrı bir sözleşmenin konusudur. Kapsamı gereğinden geniş düzenlenmiş vekâletnamelerin doğurduğu riskleri genel vekâletname vermenin sakıncaları yazımızda ayrıca inceledik.

Trafik Kazası Tazminat Davalarında Avukatlık Ücreti Tarifeye Göre Nasıl Hesaplanır

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, trafik kazası tazminat davasında iki işlevi birden görür: akdi ücretin tabanını belirler ve mahkemenin kaybeden taraftan alıp kazananın avukatına vereceği karşı vekâlet ücretini hesaplar. Tarifeyi baro değil, Türkiye Barolar Birliği hazırlar; barolar yalnızca her yıl eylül ayında kendi tekliflerini TBB’ye gönderir (Av. K. m.168/1). TBB’nin hazırladığı tarife Adalet Bakanlığına gönderilir ve onaylanarak Resmî Gazete’de yayımlanır. Baroların kendi internet sitelerinde yayımladığı listeler tavsiye niteliğindedir; bağlayıcı olan Resmî Gazete’de yayımlanan tarifedir.

Yürürlükteki tarife 4 Kasım 2025 tarihli ve 33067 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Konusu para olan işlerde ücret, tarifenin üçüncü kısmındaki kademeli oranlara göre hesaplanır. Trafik kazası tazminat davasında dava değeri hükmolunan tazminat tutarı olduğundan, karşı vekâlet ücreti bu tablodan çıkar:

Dilim Tutar Oran
1İlk 600.000 TL için%16
2Sonra gelen 600.000 TL için%15
3Sonra gelen 1.200.000 TL için%14
4Sonra gelen 1.200.000 TL için%13
5Sonra gelen 1.800.000 TL için%11
6Sonra gelen 2.400.000 TL için%8
7Sonra gelen 3.000.000 TL için%5
8Sonra gelen 3.600.000 TL için%3
9Sonra gelen 4.200.000 TL için%2
1018.600.000 TL’den yukarısı için%1

Bu tablo, trafik kazası tazminat davalarında avukatlık ücreti hesabının tek sayfalık özetidir. Hesap kademelidir, tek oranla çarpma değildir. Örneğin asliye mahkemesinde 1.000.000 TL tazminata hükmedilen bir dosyada karşı vekâlet ücreti, ilk 600.000 TL için %16 (96.000 TL) ile kalan 400.000 TL için %15 (60.000 TL) toplanarak 156.000 TL olarak bulunur. Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücret ise 45.000 TL’dir ve Tarife m.13/1 uyarınca nispi hesap sonucu bu maktunun altında kalamaz.

Bu iki kuralın kesiştiği yerde çoğu kaynağın atladığı bir sınır devreye girer. Tarife m.13/2 uyarınca hükmedilen ücret, kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Yani maktu taban, kazanılan tutarın üzerine çıkamaz. Aşağıdaki tablo üç kuralın birlikte nasıl işlediğini gösterir:

Hükmedilen tazminat Nispi hesap Maktu taban (asliye) Sonuç
30.000 TL 4.800 TL 45.000 TL 30.000 TL — m.13/2 sınırı devreye girer
150.000 TL 24.000 TL 45.000 TL 45.000 TL — maktu taban uygulanır
400.000 TL 64.000 TL 45.000 TL 64.000 TL — nispi hesap üstte
1.000.000 TL 156.000 TL 45.000 TL 156.000 TL
3.000.000 TL 408.000 TL 45.000 TL 408.000 TL

Hangi yılın tarifesinin uygulanacağı da kanunla belirlenmiştir. Avukatlık Kanunu m.168/3 ve Tarife m.21 aynı ölçütü koyar: ücretin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. Davanın açıldığı yılın tarifesi değil, karar tarihindeki tarife uygulanır. Uzun süren trafik kazası dosyalarında bu kural, karşı vekâlet ücretini davanın açıldığı tarihe göre kayda değer biçimde yükseltebilir. Bozma sonrası verilen kararlarda da Tarife m.2/3 gereği hükmün verildiği tarihteki tarife esas alınır.

1 Dava İçin Avukat Ne Kadar Alır?

Tek bir dava için avukatın alacağı ücret, o davanın konusunun para ile ölçülüp ölçülemediğine göre değişir. Trafik kazası tazminat davasının konusu paradır; dolayısıyla ücret tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanır ve davanın görüldüğü mahkeme için öngörülen maktu ücretin altına düşemez. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde ise doğrudan maktu ücret uygulanır.

Tarife m.2/1 ücretin kapsamını da belirler: tarifede yazılı avukatlık ücreti, davada kesin hüküm elde edilinceye kadar olan bütün iş ve işlemlerin karşılığıdır. Avukatın dosya kapsamında yazdığı dilekçeler, yaptığı başvurular ve katıldığı duruşmalar ayrı ücret gerektirmez. Hükmün tavzihine ilişkin istemlerin kabulü veya reddi hâlinde de ayrıca avukatlık ücretine hükmedilmez. Bu kuralın istisnası m.2/2’de sayılmıştır: icra takipleri ile Yargıtay’da temyizen ve bölge adliye mahkemesinde istinaf başvurusu üzerine görülen işlerin duruşmaları ayrı ücrete tabidir.

Aynı kaza nedeniyle birden çok dava açıldığında her dava için ayrı ücret doğar. Tarife m.8/1 uyarınca karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda her dava için ayrı ücrete hükmolunur. Trafik kazası dosyalarında sigortacıya karşı açılan davanın arabuluculuk şartı nedeniyle tefrik edilmesi hâlinde de ortaya iki ayrı dosya ve iki ayrı ücret çıkar.

Bir başka pratik başlık, aynı kazadan zarar gören birden çok kişinin ayrı ayrı dava açmasıdır. Tarife m.22, ihtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalarda ücreti kademelendirir: toplamda on dosyaya kadar her dosya için tam ücret, elli dosyaya kadar ilk ondan sonraki her dosya için tam ücretin %50’si, yüz dosyaya kadar %40’ı, yüzden fazlasında %25’i. Duruşmalı işlerde bu kademelendirmenin uygulanabilmesi için tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılmış olması aranır.

Davanın birden çok avukatla takip edilmesi, kaybeden tarafın yükünü artırmaz. Tarife m.4/1 uyarınca aynı hukuki yardımın birden çok avukat tarafından yapılması durumunda, karşı tarafa bir avukatlık ücretinden fazlası yükletilemez. Bu kural karşı vekâlet ücretine ilişkindir; müvekkilin kendi avukatlarıyla yaptığı sözleşmelerden doğan akdi ücret borcunu etkilemez.

Trafik Kazası Tazminat Davasında Avukatlık Ücretini Kim Öder?

Trafik kazası tazminat davalarında avukatlık ücreti tek bir kişinin yükü değildir: akdi avukatlık ücretini müvekkil, karşı vekâlet ücretini ise davayı kaybeden taraf öder. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.323/1-ğ vekâlet ücretini açıkça yargılama giderleri arasında sayar; m.326/1 ise kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceğini söyler. Yani kazanan tarafın avukatının ücreti, kaybeden taraftan tahsil edilir; ancak bu tahsilat kazananın avukatına yaptığı ödemenin yerine geçmez.

Trafik kazası davalarında talebin tamamının kabul edildiği hâller azınlıktadır; genellikle kusur oranı ve maluliyet raporu nedeniyle talebin bir bölümü reddedilir. Bu durumda HMK m.326/2 devreye girer: iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkeme yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Vekâlet ücreti de bu paylaşıma tabidir; kabul edilen kısım için davacı vekili, reddedilen kısım için davalı vekili lehine ayrı ayrı ücrete hükmedilir.

Ret hâlinde doğacak ücret sınırsız değildir. Tarife m.13/3, maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğini söyler. Davanın tamamının reddi hâlinde ise m.13/4 uyarınca nispi hesaba değil, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümündeki maktu ücrete hükmolunur. Bu iki fıkra birlikte, yüksek meblağlı bir tazminat talebinin reddedilmesi hâlinde davacının karşılaşacağı vekâlet ücreti yükünü sınırlar.

Kaybeden tarafın ödeyeceği ücretin tavanı da vardır. Avukatlık Kanunu m.169 ve Tarife m.3/1 aynı sınırı koyar: yargı yerlerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu aralıkta takdir yapılırken avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur. Kaybeden tarafın ödeyeceği tutarın nasıl hesaplandığını ve ödeme usulünü kaybedilen davada karşı vekâlet ücreti yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.

İki istisnai hâlde kaybeden taraf, tarifenin üstünde bir yükle karşılaşabilir. Birincisi HMK m.329/1 ile Tarife m.23’ün düzenlediği kötüniyet hâlidir: kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. İkincisi arabuluculuk toplantısına katılmama hâlidir ve aşağıda ayrı başlıkta ele alınmıştır.

Kazanılan Davada Avukat Ne Kadar Alır?

Kazanılan bir trafik kazası tazminat davasında avukatın eline geçen tutar, kural olarak iki kalemin toplamıdır: müvekkilden alınan akdi ücret ve kaybeden taraftan tahsil edilen karşı vekâlet ücreti. Avukatlık Kanunu m.164’ün son fıkrası bu ikinci kalemin sahibini tereddütsüz belirler: “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.”

Buradaki “takas ve mahsup edilemez” ibaresi müvekkilin borçları yönündendir; müvekkil ile avukatın kendi aralarında bu kalemi akdi ücrete sayması ise sözleşmeyle mümkündür. Uygulamada iki model görülür: karşı vekâlet ücretinin akdi ücretten düşülmesi ya da iki kalemin birbirinden bağımsız kalması. Hangi modelin geçerli olacağı sözleşmede yazmıyorsa, kanunun ayırdığı temel gereği iki kalem ayrı sayılır. Bu nedenle sözleşmeye tek cümlelik bir mahsup kaydı koymak, sonradan doğacak uyuşmazlığın büyük bölümünü baştan bitirir.

Karar metninde vekâlet ücretinin “davacı lehine” yazılması bu aidiyeti değiştirmez. HMK m.330 vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceğini söyler; Avukatlık Kanunu m.164/son ise hükmedilen bu ücretin avukata ait olduğunu belirtir. İki hüküm çelişmez: mahkeme ücreti taraf lehine hükmeder, alacağın sahibi ise avukattır. Kararda ücretin kimin adına yazıldığının pratik sonuçlarını kazanılan davada vekâlet ücretini kim alır yazımızda ayrıntılandırdık.

Kazanılan davada tahsilat aşaması da ayrı bir ücret doğurabilir. Karar kesinleştikten sonra ilamın icraya konulması hâlinde Tarife m.2/2 uyarınca icra takibi ayrı ücrete tabidir. Tarife m.11/4, borçlunun ödeme süresi içinde borcunu ödemesi hâlinde tarifeye göre belirlenecek ücretin dörtte üçünün takdir edileceğini düzenler. Sigorta şirketleri kesinleşmiş kararları çoğunlukla icra safhasına gelmeden ödediğinden, bu kalem trafik kazası dosyalarında her zaman doğmaz.

Kazanılan Tazminat Avukatın Hesabına mı Yatar?

Tazminatın hangi hesaba yatacağı kanunla değil, dosyadaki tahsil yetkisiyle belirlenir. Vekâletnamede “ahzu kabz” yani tahsil ve teslim alma yetkisi verilmişse ödeme avukatın hesabına yapılabilir; bu yetki yoksa ödeme doğrudan hak sahibine yapılır. Trafik kazası dosyalarında sigorta şirketleri, ödemeyi çoğunlukla vekâletnamedeki yetkiye göre yönlendirir. Bu nedenle vekâletname düzenlenirken ahzu kabz yetkisinin verilip verilmeyeceği bilinçli bir tercih olmalıdır.

Paranın avukatın hesabına geçmesi, paranın avukata ait olduğu anlamına gelmez. Avukatlık Kanunu m.166/1 avukata sınırlı bir imkân tanır: avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir. Bu bir hapis hakkıdır ve yalnızca kendi alacağı nispetinde kullanılabilir; alacağı aşan kısmın müvekkile derhâl aktarılması gerekir.

Avukatın ücret alacağı ayrıca rüçhanlıdır. m.166/2 uyarınca avukat, sözleşmeyle kararlaştırılan ve hâkim tarafından takdir olunan ücretinden dolayı, kendi çalışması sonucunda müvekkilin muhafaza ettiği veya kazandığı mallar ile davadaki diğer taraftan ilam gereğince tahsil edilecek para üzerinde diğer alacaklılara nazaran rüçhan hakkına sahiptir. Rüçhan hakkı vekâletnamenin düzenlenme tarihine, vekâletname genel ise ücret konusu işten dolayı ilk yapılan resmî başvuru tarihine göre sıra alır.

Tahsil edilen tazminatın ne kadar sürede müvekkile geçeceği konusunda kanunda süre yoktur; ölçü, hapis hakkının kapsamının belirlenmesidir. Ücret ve gider alacağı hesaplanıp mahsup edildikten sonra kalan tutarın gecikmeksizin aktarılması, avukatın özen borcunun gereğidir. Tahsil edilen tutara işletilecek faizin hesabı için yasal faiz oranı yazımıza bakabilirsiniz.

Sigortaya Başvurmadan Dava Açılabilir mi, Bu Ücreti Nasıl Etkiler?

Zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminat sınırları içinde kalan taleplerde dava açmadan önce sigortacıya başvurmak zorunludur. Karayolları Trafik Kanunu m.97 bunu açıkça düzenler: “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.” Sigorta kuruluşu başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamazsa veya verilen cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir ya da 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.

Bu başvuru bir dava şartıdır ve yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir. Ret kararının ücret sonucu Tarife m.7/2’de düzenlenmiştir: davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur. Yani sigortaya başvurmadan açılan bir dava, esasa hiç girilmeden davacıya vekâlet ücreti yükü doğurur.

Başvurunun ücret açısından ikinci sonucu, hukuki yardımın dava dışında tamamlanabilmesidir. Sigortacı başvuruyu kabul eder ve ödeme yaparsa dosya davaya hiç gitmez; bu hâlde ortada karşı vekâlet ücreti de olmaz, yalnızca akdi ücret doğar. Tarifenin birinci kısmının birinci bölümü, dava ve takip dışındaki hukuki yardımlar için ayrı maktu ücretler öngörür — örneğin her türlü dilekçe, ihbarname ve ihtarname düzenlenmesi için 6.000 TL. Sigortaya başvuru dosyasının hazırlanması bu kapsamda değerlendirilir.

Başvurunun süre yönünden de değeri vardır. Trafik kazasından doğan tazminat taleplerinde zamanaşımı süreleri ve sigortacıya başvurunun bu sürelere etkisi ayrı bir teknik başlıktır; ayrıntısını trafik kazası tazminat davalarında zamanaşımı yazımızda inceledik. Süre kaçırıldığında ücret sözleşmesinin içeriği sonucu değiştirmeyeceği için, başvuru ve dava takvimi ücret pazarlığından önce gelir.

Sigorta Tahkim Komisyonunda Avukatlık Ücreti Nasıl Hesaplanır?

Sigorta Tahkim Komisyonunda vekâlet ücreti, mahkemedekiyle aynı tarifeye göre hesaplanır; farkı talebin reddedilmesi hâlinde ortaya çıkar. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.17/2 şu düzeni kurar: Komisyon, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre ücrete hükmeder; ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine, tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Aynı kural 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30/17’de de yer alır.

Bu beşte bir kuralı, tahkim yolunu başvuran açısından mahkemeye göre daha düşük riskli hâle getirir. Aynı talebin mahkemede reddedilmesi hâlinde davacı, tarifeye göre hesaplanan ücretin tamamıyla karşılaşırken, tahkimde bu yükün beşte biriyle karşılaşır. Buna karşılık tahkimde hakem yalnızca dosya üzerinden karar verir; tanık dinlenmez, keşif yapılmaz. Karmaşık kusur tespiti gerektiren bedensel zarar dosyalarında bu sınır, ücret avantajının önüne geçebilir.

Komisyona gidebilmenin ön koşulu KTK m.97’dekine benzer, ama süresi farklıdır. 5684 sayılı Kanun m.30/13 uyarınca başvurucunun sigortacıya gerekli başvuruyu yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir; kuruluşun başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesi de yeterlidir. Kanunun m.97’de “15 gün”, m.30/13’te “15 iş günü” demesi, iki yolun takvimini birbirinden ayırır.

Yol seçiminin geri dönüşü yoktur. m.30/14 uyarınca mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz. Dolayısıyla dava açıldıktan sonra tahkime geçilemez. Tahkimin süre avantajı ise m.30/16’da yazılıdır: hakemler görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermeye mecburdur; aksi hâlde uyuşmazlık yetkili mahkemece çözülür. Uyuşmazlık tutarı belirli bir sınırın üzerindeyse tek hakem yerine heyet teşkili zorunludur.

Komisyona başvurunun kendi ücreti de vardır ve bu, avukatlık ücretinden ayrı bir kalemdir. 1 Ocak 2026’dan itibaren uygulanan başvuru ücret tarifesine göre uyuşmazlık tutarı 8.500 TL’ye kadar olan dosyalarda 520 TL, 8.501-17.000 TL arasında 1.040 TL, 17.001-85.000 TL arasında 1.560 TL başvuru ücreti alınır; 85.001 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarda ücret uyuşmazlık bedelinin %1,8’i olarak hesaplanır ve 1.560 TL’nin altına düşemez. Hakem heyeti kararlarına itiraz başvurularında da aynı tarife uygulanır.

Trafik Kazası Tazminatında Arabuluculuk Zorunlu mu, Ücreti Ne Olur?

Trafik kazası tazminat talebinde arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı, davanın kime karşı açılacağına bağlıdır. Sigorta şirketine karşı açılacak tazminat davası, Türk Ticaret Kanunu m.4/1 uyarınca ticari dava sayıldığından TTK m.5/A kapsamına girer: konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Buna karşılık aynı kaza nedeniyle sürücüye, işletene veya araç malikine karşı açılacak dava haksız fiile dayanır, ticari dava değildir ve arabuluculuk şartına tabi değildir.

İki davalıya birlikte dava açıldığında uygulama, sigortacı yönünden dosyanın tefrikiyle yürür: arabuluculuk şartı yerine getirilmemişse o davalıya ilişkin dava ayrılır ve HMK m.115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddedilir; gerçek kişi davalılar yönünden yargılama devam eder. Bu ayrım ücret bakımından da sonuç doğurur, çünkü ortaya birden çok dosya ve Tarife m.8/1 gereği ayrı ayrı vekâlet ücreti çıkar.

Dava şartı arabuluculuk aşamasında avukatlık ücreti Tarife m.16/2’de düzenlenmiştir. Anlaşma belgesi imzalanırsa ücret, tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanan ücretin dörtte bir fazlası olur; uyuşmazlık tutarı 50.000 TL’ye kadar olan işlerde ise maktu ücretin dörtte bir fazlası uygulanır ve bu ücret asıl alacağı geçemez. Arabuluculuk anlaşmazlıkla sonuçlanırsa avukat, tarifenin birinci kısım birinci bölümünün altıncı sırasındaki ücrete — 8.000 TL — hak kazanır. Aynı vekille dava yoluna gidilirse bu maktu ücret, davada doğacak asgari ücretten mahsup edilir.

Arabuluculuk toplantısına katılmamanın bedeli 7 Kasım 2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunla ağırlaştırılmıştır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A/11 uyarınca geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur; ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Toplantıya katılmamak, davayı kazanan tarafı bile vekâlet ücretinin yarısından mahrum bırakır.

Arabuluculuk sürecinin zamanaşımına etkisi de ücret planlamasının parçasıdır. m.18/A/15 uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Ticari uyuşmazlıklarda arabulucu, TTK m.5/A/2 uyarınca başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir.

Yol Ön koşul Süre Talep reddedilirse vekâlet ücreti
Sigortacıya doğrudan başvuru Yazılı başvuru (KTK m.97) 15 gün cevap süresi Doğmaz — yargısal aşama yok
Arabuluculuk (sigortacıya karşı zorunlu) Sigortacıya başvuru + büroya başvuru 6 hafta (+2 hafta) Anlaşmazlıkta avukata maktu 8.000 TL; davada mahsup
Sigorta Tahkim Komisyonu Sigortacıya başvuru + 15 iş günü (5684 m.30/13) Hakem için en geç 4 ay Tarifeye göre hesaplananın 1/5’i
Dava (asliye ticaret / asliye hukuk) KTK m.97 başvurusu + sigortacıya karşı arabuluculuk Yargılama süresine bağlı Tarifeye göre hesaplananın tamamı (m.13/3-4 sınırlarıyla)

Maddi ve Manevi Tazminat Birlikte İstendiğinde Doğan İki Ayrı Ücret Kalemi

Trafik kazası dosyalarında maddi ve manevi tazminat çoğunlukla aynı dilekçeyle istenir; ancak vekâlet ücreti bakımından bunlar tek kalem değildir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.10/4 açıktır: manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda, manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir. Yani tek dosyada iki ayrı vekâlet ücreti doğar.

Manevi tazminatta hesabın matrahı da farklıdır. m.10/1 uyarınca ücret, talep edilen değil hüküm altına alınan miktar üzerinden tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Bu nedenle yüksek manevi tazminat talebi, kabul edilen tutar düşük kaldığında davacı vekili lehine düşük bir ücret doğurur. Davanın kısmen reddi hâlinde ise m.10/2 bir üst sınır koyar: karşı taraf vekili yararına hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.

Manevi tazminat talebinin tamamen reddi hâlinde nispi hesap uygulanmaz. m.10/3 uyarınca bu durumda ücret, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre — asliye mahkemeleri için öngörülen maktu tutar üzerinden — hükmolunur. Bu kural, karşılığı bulunmayan yüksek manevi tazminat taleplerinin doğurduğu ücret riskini sınırlar; ancak maddi tazminat yönünden aynı korumanın m.13/3-4’te ayrıca düzenlendiğini unutmamak gerekir.

Bedensel zarar dosyalarında maddi tazminatın kendi içinde de birden çok kalemi bulunur: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan zarar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıp. Bunlar ayrı davalar değil aynı davanın kalemleridir ve tek bir maddi tazminat ücreti doğurur. Kalemlerden birinin kapsamını ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı yazımızda ayrıntılı biçimde ele aldık.

Trafik Kazalarında Tazminat Davaları Ne Kadar Sürer?

Trafik kazası tazminat uyuşmazlığının ne kadar süreceği, dava yoluna hiç gidilmeden çözülüp çözülmediğine göre değişir ve bu sürelerin bir bölümü kanunla bağlanmıştır. Sigortacı, KTK m.97 uyarınca yapılan yazılı başvuruyu en geç 15 gün içinde cevaplamak zorundadır. Ticari uyuşmazlıklarda arabulucu, başvuruyu görevlendirmeden itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir. Sigorta Tahkim Komisyonunda hakemler ise 5684 sayılı Kanun m.30/16 uyarınca en geç dört ay içinde karar vermeye mecburdur.

Dava yolunda ise kanunla belirlenmiş bir toplam yargılama süresi yoktur. Süreyi belirleyen, dosyanın hangi usul basamaklarından geçtiğidir: dilekçeler teatisi, ön inceleme duruşması, kusur ve maluliyet yönünden bilirkişi incelemesi, rapora itiraz üzerine ek rapor ve gerekiyorsa yeni heyet. Bedensel zarar dosyalarında maluliyet oranının adli tıp veya sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi gerektiğinden, süre maddi hasar dosyalarına göre belirgin biçimde uzar.

Dava Süresini Etkileyen Faktörler

Aşağıdaki tablo, trafik kazası tazminat davalarının süresini etkileyen temel faktörleri ve her birinin ücret tarafındaki karşılığını gösterir:

Faktör Süreye etkisi Ücrete etkisi
Mahkemelerin iş yükü Duruşma aralıkları uzar Karar tarihi kaydığı için o yılın tarifesi uygulanır (Tarife m.21)
Bilirkişi ve maluliyet raporlarının hazırlanma süresi Bedensel zararda en uzun kalem Gider avansı artar; vekâlet ücreti değişmez
Kusur oranının çekişmeli olması Ek rapor ve yeni heyet gerekebilir Kabul/ret oranını değiştirdiği için ücreti HMK m.326/2 uyarınca böler
Tarafların usul işlemlerindeki hızı Kesin sürelere uyulması süreci kısaltır Gereksiz uzatmada HMK m.327 gider sorumluluğu doğar
İstinaf ve temyiz başvurusu Kanun yolu aşaması eklenir Duruşmalı görülürse Tarife m.2/2 uyarınca ayrı ücret doğar
Dava yerine tahkim yolunun seçilmesi Hakem için yasal sınır 4 ay Ret hâlinde ücret 1/5’e iner (Tarife m.17/2)

Dosyanın erken kapanması ücreti doğrudan etkiler. Tarife m.6/1 uyarınca anlaşmazlık; davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse tarifeyle belirlenen ücretlerin yarısına, tutanak imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Sigorta şirketinin dava açıldıktan sonra ödeme yapması hâlinde bu fıkra sıkça uygulanır; ödeme tarihinin ön incelemeden önce mi sonra mı olduğu, ücreti ikiye katlayan bir ayrıntıya dönüşür.

Kanun yolu aşamasının süresi ve bu aşamada doğan ücret ayrı bir konudur. İstinaf incelemesinin ne kadar sürdüğüne ilişkin ayrıntıyı tazminat davası istinaf mahkemesinde ne kadar sürer yazımızda ele aldık.

Trafik Kazası Tazminat Davası Açmanın Harcı ve Masrafı Ne Kadar?

Avukatlık ücreti ile dava masrafı farklı kalemlerdir; ikisini tek başlıkta toplamak bütçe hesabını baştan yanlış kurar. Dava açılırken ödenen kalemler başvurma harcı, peşin karar ve ilam harcı, vekâlet suret harcı ve gider avansıdır. Bunlardan yalnızca gider avansının kullanılmayan kısmı, HMK m.333 uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemece resen iade edilir.

Trafik kazası dosyalarında harç hesabının çoğu kaynakta atlanan bir ayrıcalığı vardır. 492 sayılı Harçlar Kanunu m.28/1-a’ya göre karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Aynı bendin ikinci cümlesi ise şu istisnayı koyar: “Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır.” Yani yaralanmalı veya ölümlü trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davasında dava açılırken yatırılan peşin harç, genel kuraldaki 1/4 değil 1/20‘dir.

Bu istisna yalnızca bedensel zarara dayanan taleplerde geçerlidir. Sadece araç hasarı, değer kaybı veya araç mahrumiyeti gibi maddi zararların istendiği dosyalarda genel kural — peşin harcın dörtte bir olması — uygulanır. Nispi karar ve ilam harcı hâlihazırda dava değerinin binde 68,31’i oranındadır; peşin oran bu tutar üzerinden hesaplanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, aynı bent uyarınca hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel oluşturmaz.

Kalem Ne zaman ödenir Ölçüsü
Başvurma harcı Dava açılırken Maktu — her yıl yeniden belirlenir
Peşin karar ve ilam harcı Dava açılırken Nispi harcın 1/4’ü; ölüm ve cismani zararda 1/20’si
Bakiye karar ve ilam harcı Kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde Kalan kısım
Gider avansı Dava açılırken Tebligat, bilirkişi, keşif giderleri; artan iade edilir
Vekâlet suret harcı Dava açılırken Maktu

Dava değeri yargılama sırasında yükselirse harç tamamlanır. Harçlar Kanunu m.30 uyarınca muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilenden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için yargılamaya devam olunur ve eksik değer üzerinden peşin harç tamamlanmadıkça davaya devam edilmez. Belirsiz alacak davası olarak açılan trafik kazası dosyalarında bilirkişi raporu sonrası talep artırıldığında bu kural işler; harcın tamamlanması ihmal edilirse dosya işlemden kalkabilir.

Yargılama giderlerini ödeme gücü bulunmayanlar için adli yardım yolu açıktır. HMK m.334/1 uyarınca kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen ya da tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilir. Avukat tutma imkânı bulunmayanlar için ise Avukatlık Kanunu m.176 uyarınca baroların adli yardım büroları görev yapar.

Avukatla İlk Görüşme Ücretli mi?

Danışma, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde dava ve takiplerin dışındaki hukuki yardımlar arasında sayılır ve kendi ücreti vardır. Yürürlükteki tarifenin birinci kısım birinci bölümüne göre büroda sözlü danışma ilk bir saate kadar 4.000 TL, takip eden her saat için 1.800 TL’dir. Çağrı üzerine gidilen yerde sözlü danışma ilk bir saate kadar 7.000 TL, yazılı danışma ise ilk bir saate kadar yine 7.000 TL olarak belirlenmiştir.

Bu tutarlar asgari niteliktedir; tarife altında ücret kararlaştırılamaz, ancak üzerinde kararlaştırılabilir. Danışmanın ardından dosya vekâlete dönüşürse, danışma ücretinin dava ücretine mahsup edilip edilmeyeceği tarafların anlaşmasına bağlıdır. Tarifede bu yönde bir mahsup kuralı yalnızca dava şartı arabuluculuk için öngörülmüştür (m.16/2-ç).

Trafik kazası dosyalarında ilk görüşmenin pratik değeri, hangi yolun seçileceğinin bu aşamada belirlenmesidir. Sigortacıya başvurulacak mı, tahkim mi dava mı seçilecek, talep belirsiz alacak davası olarak mı açılacak — bu kararlar dosyanın hem süresini hem ücret riskini belirler. Görüşmeye kaza tespit tutanağı, sigorta poliçe bilgileri, hastane epikriz ve maluliyet belgeleri, kazanç belgeleri ve varsa sigortacıya yapılmış başvurunun cevabıyla gitmek, hesabın gerçek rakamlar üzerinden yapılmasını sağlar.

Araç Değer Kaybı Davasında Avukatlık Ücreti Ne Kadar?

Araç değer kaybı talepleri, tutarları itibarıyla trafik kazası uyuşmazlıklarının en küçük dilimini oluşturur ve bu durum vekâlet ücreti hesabında özel bir sonuç doğurur. Değer kaybı tutarı çoğu dosyada tarifenin nispi hesabıyla asliye mahkemeleri için öngörülen 45.000 TL’lik maktu tabanın altında kalır. Tarife m.13/1 nispi hesabın maktunun altına düşemeyeceğini söylediği için ücret maktuya çekilir; ancak m.13/2 devreye girerek hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğini belirtir. Sonuçta düşük tutarlı bir değer kaybı dosyasında vekâlet ücreti, hükmedilen tazminatın kendisiyle sınırlanır.

Bu hesap, değer kaybı taleplerinin neden büyük ölçüde Sigorta Tahkim Komisyonunda yürütüldüğünü de açıklar. Tahkimde başvuru ücreti uyuşmazlık tutarına göre kademeli ve düşüktür, hakem dört ay içinde karar vermek zorundadır ve talep reddedilirse aleyhe hükmedilecek vekâlet ücreti tarifeye göre hesaplananın beşte biriyle sınırlıdır. Aynı talebin mahkemede reddedilmesi hâlinde bu yükün tamamıyla karşılaşılır.

Değer kaybı dosyalarında ücretin doğduğu bir başka aşama, sigortacının atadığı eksperin raporuna itirazdır. Bu aşama yargısal bir aşama olmadığından karşı vekâlet ücreti doğurmaz; avukatın yaptığı iş, tarifenin birinci kısmındaki dilekçe ve iş takibi kalemleri kapsamında değerlendirilir. Değer kaybı raporuna itiraz usulünü değer kaybı eksper raporuna itiraz yazımızda, parça bazlı hesabın nasıl yapıldığını ise kapı değişimi nedeniyle araç değer kaybı yazımızda ayrıntılandırdık.

Değer kaybı ile bedensel zarar taleplerinin aynı dosyada birleştirilmesi de mümkündür; bu hâlde ücret, talep edilen kalemlerin toplamı üzerinden nispi olarak hesaplanır. Ancak zamanaşımı süreleri kalem bazında farklılaşabildiği için birleştirme kararı ücret avantajından önce süre analizine dayanmalıdır. Değer kaybı taleplerinde uygulanacak zamanaşımına ilişkin tartışmayı değer kaybı davalarında uzamış ceza zamanaşımı yazımızda inceledik.

İstinaf ve Temyizde Ayrıca Vekâlet Ücreti Doğar mı?

Kanun yolu aşamasında ayrı vekâlet ücreti doğup doğmayacağı, incelemenin duruşmalı yapılıp yapılmadığına bağlıdır. Tarife m.2/1 kural olarak ücretin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan bütün iş ve işlemlerin karşılığı olduğunu söyler; m.2/2 ise bu kurala istisna getirir: icra takipleriyle, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştayda temyizen ve bölge idare ile bölge adliye mahkemelerinde istinaf başvurusu üzerine görülen işlerin duruşmaları ayrı ücreti gerektirir. Dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi ayrı ücret doğurmaz.

Duruşmalı görülen istinaf işlerinde ücret, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 18. sırasına göre belirlenir: istinaf yolu ile görülen bir duruşması olan işler için 22.000 TL, birden fazla duruşması veya keşif gibi avukatın da bulunması gereken sair işlemleri olan işler için 42.000 TL. Yargıtay’da temyiz yolu ile görülen işlerin duruşması için öngörülen ücret ise 40.000 TL’dir.

Bozma sonrası aşamada da tarife tarihi yeniden belirlenir. Tarife m.2/3 uyarınca temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. m.2/4 ise temyiz üzerine verilen bozma kararı sonrasında istinafta görülen duruşmalı işlerde, duruşma sayısına göre yine 18. sıranın (b) veya (c) bentlerinin uygulanacağını düzenler. Uzun süren trafik kazası dosyalarında bu kural, kanun yolu aşamasında doğan ücreti güncel tarifeye taşır.

Sigortayla Anlaşma, Sulh ve Feragat Hâlinde Avukatlık Ücreti

Uyuşmazlığın sulhle sona ermesi akdi ücreti ortadan kaldırmaz. Tarife m.5/1 uyarınca hangi aşamada olursa olsun dava ve icra takibini kabul eden avukat, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır. Karşı vekâlet ücreti bakımından ise ölçü, sulhun hangi aşamada gerçekleştiğidir: m.6/1 uyarınca ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilen uyuşmazlıkta ücretlerin yarısına, tutanak imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur.

Trafik kazası dosyalarında sıkça karşılaşılan bir durum, sigorta şirketiyle dava dışında anlaşılıp ibraname imzalanmasıdır. Böyle bir anlaşmanın hukuki sonucu Karayolları Trafik Kanunu m.111’de düzenlenmiştir ve iki fıkrası da hak sahibini korur. Birinci fıkraya göre bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. İkinci fıkraya göre ise tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.

Bu iki yıllık süre bir hak düşürücü süredir ve düşük tutarlı ibranameyle kapatılmış dosyaların yeniden açılmasına imkân verir. Uygulamada imzalanan belgenin “ibra” mı yoksa “makbuz” niteliğinde mi olduğu da ayrıca tartışılır; ödemenin gerçek zararın altında kalması hâlinde belge, alınan tutar bakımından makbuz sayılıp bakiye zarar için dava açılabilmektedir. Anlaşma sonrası avukata ödenecek ücret ise sözleşmede kararlaştırılan orana göre, sulh bedeli üzerinden hesaplanır.

Feragat hâlinde de ücret hakkı doğar. Tarife m.6/1 feragati sulh ve kabulle aynı hükme tabi tuttuğundan, davadan feragat edilmesi karşı taraf vekili lehine ücrete hükmedilmesini gerektirir. Dolayısıyla “davadan vazgeçerim, ücret ödemem” beklentisi hukuken karşılıksızdır; vazgeçmenin de bir bedeli vardır ve bu bedel ön inceleme tutanağının imzalanıp imzalanmadığına göre ikiye katlanır.

Dava Sırasında Avukatımı Değiştirirsem Ücret Ne Olur?

Avukatın azli hâlinde ücretin akıbeti Avukatlık Kanunu m.174/2’de tek cümleyle çözülmüştür: “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” Yani müvekkil vekâleti dilediği zaman geri alabilir, ancak haklı bir azil sebebi ortaya koyamadığı sürece kararlaştırılan ücretin tamamını ödemekle yükümlü kalır. Azlin haklı olup olmadığı, avukatın kusur veya ihmalinin somut biçimde ortaya konmasına bağlıdır.

Tersi durum, yani avukatın işi bırakması ayrı bir sonuç doğurur. m.174/1 uyarınca üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret isteyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır. Bu iki fıkra birlikte, ilişkiyi hangi tarafın sona erdirdiğine göre simetrik olmayan bir sonuç kurar: azilde kural ücretin tamamının ödenmesi, istifada kural ücretin hiç istenememesidir.

Yeni avukat tutulduğunda ikinci bir ücret sözleşmesi doğar ve bu, ilk avukatın alacağını ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla avukat değişikliği, dosyanın gidişatından bağımsız olarak müvekkile ikinci bir ücret yükü getirebilir. Değişiklik düşünülüyorsa, önce mevcut sözleşmedeki ücretin hangi aşamaya kadar hak edildiğinin ve azil sebebinin haklılığının değerlendirilmesi gerekir.

Avukatlık Ücretine İtiraz Edilebilir mi, Nereye Başvurulur?

Avukat ile müvekkil arasındaki ücret uyuşmazlığı bugün genel hükümlere göre çözülür. Avukatlık Kanunu m.164/4 sözleşme bulunmayan, belirsiz, tartışmalı veya ücrete ilişkin hükmü geçersiz sayılan hâllerde ücreti “ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci”nin belirleyeceğini söyler. Bu merciin ne olduğu konusunda geçmişte özel bir hakemlik düzeni öngörülmüştü; Avukatlık Kanunu m.167, Anayasa Mahkemesinin 3/3/2004 tarihli ve E.2003/98, K.2004/31 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu nedenle “avukat-müvekkil uyuşmazlıkları baro hakemliğinde çözülür” bilgisi güncelliğini yitirmiştir.

İtirazın konusu ücretin miktarıysa iki ayrı dayanak kullanılabilir. Birincisi tavandır: kararlaştırılan yüzde %25’i aşıyorsa, m.163/2 uyarınca sözleşme tavan miktarında geçerli sayılır ve fazlası talep edilemez. İkincisi tabandır: ücret tarifenin altında kararlaştırılmışsa, AAÜT m.1/3 uyarınca sözleşme tarife hükümleri uyarınca kararlaştırılmış kabul edilir. Her iki hâlde de sözleşme tümden geçersiz olmaz, ücret kanuni sınıra çekilir.

Karşı vekâlet ücretinin miktarına yönelik itiraz ise farklı bir zeminde yürür. Bu ücret mahkeme kararıyla belirlendiğinden, itiraz kanun yolu başvurusunun konusudur. Denetimin ölçüsü Avukatlık Kanunu m.169 ve Tarife m.3/1’dir: karşı tarafa yükletilen ücret tarifedeki miktardan az veya üç katından çok olamaz. Bu aralığın dışına çıkılması ya da hesabın kademeli tarife yerine tek oranla yapılması, kanun yolunda ileri sürülebilecek somut bir bozma sebebidir.

İş Kazası ile Trafik Kazasında Avukatlık Ücreti Farklı mı?

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ücreti dava türüne göre değil, davanın görüldüğü mahkemeye ve konusunun para ile ölçülüp ölçülemediğine göre belirler. Bu nedenle iş kazasından doğan tazminat davası ile trafik kazasından doğan tazminat davasında nispi hesap aynı üçüncü kısım tablosundan yapılır. Fark, maktu tabanda ortaya çıkar: iş kazası tazminat davası iş mahkemesinde görülür ve iş mahkemeleri tarifede asliye mahkemesi olarak kabul edildiğinden maktu taban yine 45.000 TL’dir.

Asıl fark dava öncesi zorunlu aşamalardadır. İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat talepleri, 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında tutulmuştur. Trafik kazasında ise arabuluculuk, yukarıda açıklandığı üzere yalnızca sigorta şirketine karşı açılacak dava yönünden zorunludur. Bu yüzden iki dava türünde arabuluculuk aşamasında doğan ücret kalemleri farklılaşır.

Bir kaza aynı anda hem iş kazası hem trafik kazası olabilir; işçinin görev sırasında araç kullanırken kaza yapması buna örnektir. Böyle dosyalarda hem işverene karşı iş mahkemesinde, hem karşı araç işleteni ve sigortacısına karşı asliye mahkemelerinde talep doğar. Tarife m.8/1 uyarınca her dava için ayrı ücrete hükmolunacağından, ücret hesabı da dosya bazında ayrı yapılır.

Trafik Kazalarına Hangi Avukat Bakar?

Türk hukukunda avukatlık mesleğinde resmî bir uzmanlık ayrımı bulunmaz; baroya kayıtlı her avukat her davayı takip edebilir. Bu nedenle trafik kazalarına hangi avukatın bakacağını belirleyen ölçüt bir unvan değil, dosyanın gerektirdiği çalışma alanıdır. Trafik kazası dosyaları tazminat hukuku, sigorta hukuku, usul hukuku ve çoğu zaman ceza hukukunun kesiştiği yerde durur; tek bir dosyada hem asliye ticaret mahkemesinde tazminat davası, hem sigorta tahkiminde başvuru, hem de asliye ceza mahkemesinde katılan vekilliği söz konusu olabilir.

Dosyanın kapsamı, ücret sözleşmesinin kapsamını da belirler. Aşağıdaki tablo, bir trafik kazası dosyasında ortaya çıkabilecek iş kalemlerini ve her birinin hangi mercide yürütüldüğünü gösterir:

İş kalemi Mercii Ücret dayanağı
Sigortacıya yazılı başvuru dosyasının hazırlanması Sigorta şirketi AAÜT birinci kısım (dilekçe / iş takibi)
Değer kaybı ve hasar taleplerinin takibi Sigorta Tahkim Komisyonu AAÜT m.17/2
Dava şartı arabuluculuk Arabuluculuk bürosu AAÜT m.16/2
Bedensel zarar tazminat davası Asliye ticaret / asliye hukuk AAÜT üçüncü kısım + m.13
Taksirle yaralama veya öldürme dosyasında katılan vekilliği Asliye ceza / ağır ceza AAÜT m.14/1
Kesinleşen kararın icrası İcra dairesi AAÜT m.2/2 ve m.11

Ceza dosyasındaki vekilliğin ücreti ayrıca düzenlenmiştir. Tarife m.14/1 uyarınca kamu davasına katılma üzerine mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişse, vekil ile temsil edilen katılan lehine tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir. Taksirle yaralama dosyalarında bu kalem, tazminat davasından bağımsız olarak doğar.

Avukat seçiminde ücret tek ölçüt olmamalıdır; ancak ücretin baştan yazılı bir sözleşmeye bağlanması, sonradan doğacak uyuşmazlığın büyük bölümünü önler. Sözleşmede hukuki yardımın kapsamının hangi mercileri içerdiği açıkça yazılmalı, kapsam dışı bırakılan aşamalar için ayrı ücret doğacağı belirtilmelidir.

Trafik Kazası Kırık Tazminatında Avukatlık Ücretinin Matrahı

Kırık ve benzeri bedensel yaralanmalarda trafik kazası tazminat davalarında avukatlık ücreti, yaralanmanın kendisi üzerinden değil, yaralanmanın doğurduğu tazminat kalemlerinin toplam değeri üzerinden hesaplanır. Tazminat miktarını belirleyen kriterler ise kırığın sayısı ve türü, tedavi süresi ve maliyeti, kazazedenin çalışma durumu ile kusur oranlarıdır. Bu kriterler tazminatın matrahını, matrah da tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanacak vekâlet ücretini belirler.

Kriter Tazminata etkisi
Kırığın sayısı ve türü Kalıcı maluliyet doğuran kırıklar daha yüksek tazminat matrahı üretir.
Tedavi süresi ve maliyeti Uzun tedavi süreçleri ve sağlık masrafları maddi tazminat kalemini büyütür.
Kazazedenin çalışma durumu Çalışma gücünün azalması ve kazanç kaybı ayrı kalem olarak hesaplanır.
Kusur oranları Zarar görenin kusuru oranında indirim yapılır; matrah düşer.
Maluliyet oranı Aktüeryal hesabın temelini oluşturur; rapora bağlıdır.

Bedensel zarar dosyalarında ücret hesabının kilit noktası, talebin dava açılırken sayısal olarak belirlenememesidir. Maluliyet oranı rapor gelmeden bilinemediği için talep genellikle belirsiz alacak davası olarak ileri sürülür. Tarife m.5/2 bu durumda ölçüyü nettir: mahkemece dava değerinin belirlenmesinden sonra davacı davasını belirlenmiş değere göre takip etmese dahi, yasal avukatlık ücreti belirlenmiş dava değerine göre hesaplanır. Dolayısıyla ücretin matrahı, dava dilekçesindeki sembolik değer değil, bilirkişi raporuyla belirlenen gerçek değerdir.

Kırık nedeniyle açılan davada maddi ve manevi tazminat birlikte istendiğinde, Tarife m.10/4 uyarınca manevi tazminat için ayrı bir vekâlet ücreti kalemi doğacağını da hesaba katmak gerekir. Bu iki kalem hem davacı hem davalı yönünden ayrı ayrı hesaplandığından, kısmen kabul kararlarında dört ayrı ücret satırı ortaya çıkabilir.

Trafik kazası nedeniyle bedensel zarara uğradıysanız, hangi yolun (sigortaya başvuru, tahkim, arabuluculuk veya dava) hem süre hem ücret açısından dosyanıza uygun olduğunu belirlemek için trafik kazası avukatı sayfamızdan bize ulaşabilir; talebinizin kapsamını ve zamanaşımı takvimini birlikte değerlendirebiliriz.

Sıkça Sorulan Sorular

Trafik kazası davalarında avukat yüzde kaç alır?

Kanun sabit bir oran koymaz. Avukatlık Kanunu m.164/2 yalnızca tavanı belirler: yüzde üzerinden kararlaştırılan ücret, dava veya hükmolunacak şeyin değerinin %25’ini aşamaz. Oran bu tavanın altında taraflarca serbestçe kararlaştırılır ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altına inemez.

Avukat en fazla yüzde kaç alabilir?

Yüzde üzerinden kararlaştırılan akdi ücrette azami oran %25’tir. Sözleşmede daha yüksek bir oran yazılmışsa sözleşme geçersiz olmaz; Avukatlık Kanunu m.163/2 uyarınca tavan miktarında geçerli sayılır ve fazlası talep edilemez.

Ücret sözleşmesi yapmadıysak avukat ne kadar alır?

Yazılı sözleşme yoksa, belirsizse veya geçersizse Avukatlık Kanunu m.164/4 uygulanır. Değeri para ile ölçülebilen işlerde yetkili merci, tarifenin altında olmamak kaydıyla ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin %10’u ile %20’si arasında bir ücret belirler.

Trafik kazası tazminat davasında avukatlık ücretini kim öder?

Akdi ücreti müvekkil öder. Mahkemenin hükmettiği karşı vekâlet ücretini ise davayı kaybeden taraf öder; HMK m.326/1 uyarınca yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen taraftan alınır. Taraflar kısmen haklı çıkarsa m.326/2 uyarınca haklılık oranına göre paylaştırılır.

Kazanılan tazminat avukatın hesabına mı yatar?

Vekâletnamede tahsil (ahzu kabz) yetkisi varsa ödeme avukatın hesabına yapılabilir. Avukat, m.166/1 uyarınca bu parayı yalnızca ücret ve gider alacağı nispetinde elinde tutabilir; alacağı aşan kısmın hak sahibine aktarılması gerekir.

Avukat tazminattan pay alır mı?

Avukat davaya ortak değildir, ücret alacaklısıdır. Yüzde üzerinden ücret kararlaştırılabilir; ancak Avukatlık Kanunu m.164/3 uyarınca sözleşme, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.

Karşı vekâlet ücretini avukatıma ödeyeceğim ücretten düşebilir miyim?

Karşı vekâlet ücreti kanunen avukata aittir ve müvekkilin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez (m.164/son). İki kalemin birbirinden düşülmesi ancak avukatlık sözleşmesinde açıkça kararlaştırılmışsa mümkündür.

Trafik kazası tazminat davası ne kadar sürer?

Dava için kanunla belirlenmiş bir süre yoktur; süre bilirkişi ve maluliyet raporlarına bağlıdır. Buna karşılık sigortacı başvuruyu 15 gün içinde cevaplamak, arabulucu altı hafta içinde sonuçlandırmak, sigorta hakemi ise 5684 s.K. m.30/16 uyarınca en geç dört ay içinde karar vermek zorundadır.

Sigortaya başvurmadan dava açabilir miyim?

Hayır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde KTK m.97 uyarınca önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuru gerekir. Bu şart yerine getirilmeden açılan dava usulden reddedilir ve Tarife m.7/2 uyarınca davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilir.

Trafik kazası tazminatında arabuluculuk zorunlu mu?

Sigorta şirketine karşı açılacak dava TTK m.4/1 uyarınca ticari dava sayıldığından m.5/A gereği arabuluculuk dava şartıdır. Sürücü, işleten veya araç malikine karşı açılan dava haksız fiile dayandığından bu şarta tabi değildir.

Sigorta Tahkim Komisyonunda vekâlet ücreti ne kadar?

Komisyon, asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre ücrete hükmeder. Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine ise Tarife m.17/2 ve 5684 s.K. m.30/17 uyarınca bu ücretin yalnızca beşte birine hükmedilir.

Araç değer kaybı davasında avukat ücreti ne kadar?

Nispi hesap düşük tutarlarda maktu tabanın altında kaldığından ücret maktuya çekilir; ancak Tarife m.13/2 uyarınca hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Bu nedenle küçük tutarlı değer kaybı dosyalarında ücret, hükmedilen tazminatla sınırlıdır.

Tazminat davası açmanın harcı ne kadar?

Dava açılırken başvurma harcı, peşin karar ve ilam harcı ile gider avansı yatırılır. Harçlar Kanunu m.28/1-a uyarınca peşin harç kural olarak nispi harcın dörtte biridir; ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında ise yirmide biri olarak uygulanır.

Avukatla ilk görüşme ücretli mi?

Danışma, tarifede ayrı bir hukuki yardım olarak düzenlenmiştir. Yürürlükteki tarifeye göre büroda sözlü danışma ilk bir saate kadar 4.000 TL, takip eden her saat için 1.800 TL’dir. Bu tutarlar asgari niteliktedir ve altında ücret kararlaştırılamaz.

Avukatımı azledersem ücret ödemek zorunda mıyım?

Kural olarak evet. Avukatlık Kanunu m.174/2 uyarınca avukatın azli hâlinde ücretin tamamı verilir; yalnızca avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmişse ücret ödenmez. İşi haklı sebep olmaksızın bırakan avukat ise hiçbir ücret isteyemez ve peşin aldığını iade eder.

Hangi yılın avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır?

Avukatlık Kanunu m.168/3 ve Tarife m.21 uyarınca ücretin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. Davanın açıldığı yılın tarifesi değil, karar tarihindeki tarife uygulanır.

Bu yazıda aktarılan hükümlerin tam metinlerine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden, yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin resmî metnine ise 4 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete sayısından ulaşabilirsiniz.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir dosyaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Trafik kazası tazminat dosyanızdaki ücret, süre ve yol seçimi kararları dosyanın kendi verilerine göre değişir; adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir