Ehliyetsiz Sürücüyle Yapılan Kazada Tazminatı Kim Öder?
Ehliyetsiz sürücüyle yapılan kazada tazminatı kim öder? Kanundaki cevap üç adreslidir: zarara sebep olan aracın işleteni, kusurlu sürücü ve aracın zorunlu trafik sigortacısı. Mağdur bu tazminatı önce sigortadan tahsil eder; sigorta şirketi ödemeyi yapmak zorundadır, çünkü Karayolları Trafik Kanunu m.95/1 tazminatı kaldıran veya azaltan hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğini açıkça söyler. Sürücünün ehliyetsiz olması mağdurun hakkını değil, sigortacının sonradan başvuracağı rücu ilişkisini ilgilendirir.
Bu yazı, ehliyetsiz sürücünün karıştığı kazalarda tazminatın kimden ve nasıl alınacağını kanun maddesi ve Yargıtay kararı düzeyinde açıklıyor: sigortanın ödeme yükümlülüğü, rücunun sınırı, ehliyetsizliğin kusur oranına etkisi, araç sahibinin konumu, kaskonun ZMSS’den farkı ve 12 Şubat 2026’da değişen ceza rejimi. Aşağıdaki bütün dayanaklar 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun resmî metninden ve ilgili genel şartlardan alınmıştır.
Özet — Ehliyetsizlik, mağdurun tazminat hakkını hiçbir aşamada zayıflatmaz; yalnızca sigortacı ile sigortalı arasındaki iç ilişkiyi değiştirir.
- Zorunlu trafik sigortası, sürücü ehliyetsiz olsa da mağdura poliçe limiti içinde ödeme yapmak zorundadır (KTK m.95/1; ZMSS Genel Şartları B.4/1).
- Sigortacı ödediğini geri isterken tamamını değil, tazminatı kaldırabileceği veya azaltabileceği oranda geri alır (KTK m.95/2; B.4/2).
- Ehliyetsizlik tek başına kusur değildir: KTK m.84’te sayılan 12 asli kusur hâlinin hiçbiri ehliyetsizlik değildir; kusur, kaza anındaki trafik kuralı ihlalinden doğar.
- Aracın maliki “haberim yoktu” diyerek kurtulamaz; işletenin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur ve ancak KTK m.86/1’deki üç şart birlikte ispatlanırsa kalkar.
- Kasko ile trafik sigortası ters çalışır: ehliyetsiz kullanımda kasko hiç ödemez (Kasko Genel Şartları A.5.4), trafik sigortası öder sonra rücu eder.
Ehliyetsiz Sürücüyle Yapılan Kazada Tazminatı Kim Öder?
Ehliyetsiz sürücüyle yapılan kazada tazminatı kim öder sorusu tek isimle cevaplanamaz; tazminatın muhatabı üç katmanlıdır ve bu katmanlar birbirinin yerine geçmez. Birinci katmanda zorunlu mali sorumluluk sigortası vardır: mağdur, kusurlu aracın trafik sigortacısına başvurur ve poliçe limiti içindeki maddi zararını buradan alır. İkinci katmanda işleten bulunur; KTK m.85/1 uyarınca bir motorlu aracın işletilmesi ölüme, yaralanmaya ya da bir şeyin zarara uğramasına sebep olmuşsa işleten kusuru aranmaksızın sorumludur. Üçüncü katmanda sürücü yer alır; sürücünün sorumluluğu haksız fiil hükümlerine, yani Türk Borçlar Kanunu m.49’a dayanır.
Bu üç muhatap arasında seçim yapmak zorunda değilsiniz. KTK m.88/1’in lafzı nettir: “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” Müteselsil sorumlulukta alacaklı, alacağının tamamını sorumlulardan herhangi birinden isteyebilir. Yani %30 kusurlu bulunan bir sürücüye zararın tamamı için dava açılabilir; kusur oranına göre paylaşım, m.88/2 uyarınca sorumluların kendi aralarındaki iç ilişkide yapılır. Rakip kaynakların büyük kısmı “herkes kusuru kadar öder” diyerek dış ilişki ile iç ilişkiyi birbirine karıştırır.
| Muhatap | Dayanak | Neyi karşılar | Sınırı |
|---|---|---|---|
| Trafik sigortası (ZMSS) | KTK m.91, m.97 | Üçüncü kişinin maddi zararı, tedavi dışı bedensel zarar kalemleri, değer kaybı | Poliçe limiti; manevi tazminat ve teminat dışı kalemler hariç |
| İşleten | KTK m.85/1 | Zararın tamamı (kusursuz sorumluluk) | Yalnız KTK m.86/1’deki kurtuluş beyyinesiyle kalkar |
| Sürücü | TBK m.49 | Zararın tamamı (kusura dayalı) | Kusurunun ispatı gerekir |
| Aracı çalan / gasbeden | KTK m.107 | İşleten gibi sorumludur | İşleten, çalınmada kusursuzluğunu ispat ederse sorumlu olmaz |
Manevi tazminat bu tablonun dışındadır. KTK m.92/f manevi tazminata ilişkin talepleri zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamı dışında bırakır; dolayısıyla manevi tazminat doğrudan sürücüye ve işletene yöneltilir. Ayrıntısı için ZMSS manevi tazminatı karşılar mı? yazısına bakabilirsiniz.
Ehliyetsiz Sürücüyle Yapılan Kazalarda Hukuki Sorumluluk Kime Aittir?
Hukuki sorumluluk, ehliyetsizlikten değil aracın işletilmesinden doğar. Karayolları Trafik Kanunu, motorlu araç işletmeyi tehlike doğuran bir faaliyet sayar ve sorumluluğu kusura değil bu tehlikeye bağlar. Bu yüzden işleten, kaza anında direksiyonda olmasa bile sorumludur. KTK m.85’in son fıkrası bunu tamamlar: işleten, “eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” Aracı kullanan ehliyetsiz kişi, bu fıkranın kapsamındaki kişidir.
Buradaki en yaygın hata, “araç sahibi” ile “işleten”i aynı saymaktır. Kanunun terimi işletendir; malik çoğu zaman işleten sayılır ama her zaman değil. Araç uzun süreli kiraya verilmişse, finansal kiralamaya konu olmuşsa ya da fiilen başka bir kişinin hâkimiyetindeyse işleten sıfatı el değiştirebilir. ZMSS Genel Şartları A.2/(a) da aynı çizgide, sigortalıyı “poliçe konusu araçta 2918 sayılı Kanuna göre işleten sayılan kişi” olarak tanımlar. Rücu davasının kime yöneltileceği bu tanımla belirlenir.
Sürücünün sorumluluğu ise ayrı bir temele dayanır. Sürücü poliçenin tarafı değildir; onun sorumluluğu haksız fiildir ve kusurun ispatına bağlıdır. Bu ayrım, ilerideki rücu bölümünde belirleyici olacak: sigortacının sözleşmeye dayanan rücusu ile üçüncü kişiye karşı kullandığı halefiyet hakkı, aynı kurum değildir.
Zorunlu Trafik Sigortası Ehliyetsiz Sürücü Kazasını Karşılar mı?
Karşılar. Bu, sigortacının takdirine bırakılmış bir konu değil, kanunun emridir. KTK m.95/1’in lafzı şudur: “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâller zarar görene karşı ileri sürülemez.” Aynı hüküm ZMSS Genel Şartları B.4’ün birinci fıkrasında birebir tekrarlanır. Ehliyetsizlik, sigortacı ile sigortalısı arasındaki bir rücu sebebidir; mağdurla sigortacı arasındaki ilişkiye taşınamaz.
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir baskı yöntemi de mevzuata aykırıdır. ZMSS Genel Şartları B.4’ün son fıkrası açıkça şöyle der: “Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez.” Yani sigorta şirketi, karşı taraftaki mağdurdan kusurlu sürücünün ehliyet durumuna ilişkin belge isteyemez ve dosyayı bu gerekçeyle bekletemez. Böyle bir talep geldiğinde bu fıkrayı yazılı olarak hatırlatmak, dosyanın en pratik hızlandırıcısıdır.
Sigortanın karşılamadığı kalemler ise ehliyetsizlikten bağımsız olarak zaten teminat dışıdır. KTK m.92 bunları sayar: manevi tazminat (f bendi), hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri (g bendi), araçta taşınan eşyanın zararı (e bendi), işletenin eşinin, usul ve füruunun ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar (b bendi). Bu kalemler için muhatap doğrudan sürücü ve işletendir.

Ehliyetsiz Kazada Sigorta Ödeme Yapar mı, Süreç Kaç Gün Sürer?
Sigorta ödeme yapar ve bunun bir takvimi vardır. Süreç, mağdurun kusurlu aracın sigortacısına yazılı başvurusuyla başlar. KTK m.97 bu başvuruyu dava öncesi zorunlu tutar ve sigorta kuruluşuna 15 gün içinde yazılı cevap verme yükümlülüğü getirir. Bu süre içinde cevap gelmezse ya da gelen cevap talebi karşılamıyorsa mağdur dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir.
Sürelerin karıştırılması bu damarın en sık görülen hatasıdır. Üç ayrı süre vardır ve hiçbiri diğerinin yerine geçmez:
| Süre | Kime ait | Neyi başlatır | Dayanak |
|---|---|---|---|
| 10 gün | Sigortalı (kusurlu taraf) | Olayı sigortacıya ihbar yükümlülüğü | ZMSS Genel Şartları B.1.1-(a) |
| 15 gün | Sigorta şirketi | Başvuruya yazılı cevap verme | KTK m.97 |
| 8 iş günü | Sigorta şirketi | Belgeler tamamlandıktan sonra ödeme | KTK m.99 |
İhbar süresinin kaçırılması tazminatı ortadan kaldırmaz. ZMSS Genel Şartları B.4/3-(d) bendine göre B.1’deki yükümlülüklerin ihlali zarar ve ziyan miktarında bir artışa yol açtıysa rücu yalnızca artan kısım için doğar. Karşı taraftaki mağdur ise m.95/1 gereği bu gecikmeden hiç etkilenmez. “Beş iş günü içinde bildirmezseniz sigorta ödemez” biçimindeki yaygın uyarının mevzuatta karşılığı yoktur.
Sigortanın Rücu Hakkı: Muhatabı, Dayanağı ve Sınırı
Sigortacının ödediğini geri alma hakkının dayanağı, ZMSS Genel Şartları B.4’ün üçüncü fıkrasının (b) bendidir. Bendin lafzı şöyledir: “Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise.”
Bu lafızda gözden kaçan iki kayıt var. Birincisi “sonucunda meydana gelmiş ise” ibaresidir: rücu için ehliyetsizliğin varlığı yetmez, zararın o durumdan doğmuş olması gerekir. İkincisi, ehliyetsizlik ile “trafik kurallarının ağır kusurla ihlali” bendin ayrı alternatifleridir; ikisi aynı şey değildir. Kasten hareket ve ağır kusur ise bambaşka bir bentte, B.4/3-(a)’da düzenlenmiştir. “Ehliyetsizlik ağır kusurdur” cümlesi bu üç ayrı kavramı tek potaya atar ve yanlıştır.
Rücunun miktarı da sınırsız değildir. Hem KTK m.95/2 hem ZMSS B.4/2 aynı ölçütü koyar: sigortacı, “tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda” başvurabilir. Yani ödenen tutarın tamamı otomatik olarak geri alınamaz; talep, kusur ve illiyet çerçevesinde oranlanır. Sigorta şirketlerinin ihtarnamelerinde çoğu zaman “ödediğimiz tutarın tamamı” yazması, bu oranlama kaydının bir savunma olarak ileri sürülmesine engel değildir.
Rücunun muhatabı konusunda ise iki ayrı kurum karıştırılır:
| Kurum | Dayanak | Muhatap | Hukuki niteliği |
|---|---|---|---|
| Rücu | ZMSS B.4/3; KTK m.95/2 | Sigortalı, yani işleten (ZMSS A.2/a) | Sözleşmeseldir |
| Halefiyet | ZMSS B.3; TTK m.1472 | Zarar veren üçüncü kişi | Hak sahibinin yerine geçme |
Ayrım pratikte şu sonucu doğurur: ehliyetsiz sürücü poliçenin tarafı değilse, sigortacı ona B.4 rücusuyla değil, B.3 ve TTK m.1472’ye dayanan halefiyet yoluyla gidebilir. “Sözleşmenin tarafı olmayan sürücüye rücu edilemez” savunması yalnızca sözleşmesel rücu bakımından doğrudur; halefiyet kapısı ayrıdır ve açıktır. Rücu davalarının usulü, arabuluculuk şartı ve zamanaşımı için sigorta rücu davası açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu? yazısı ayrıntı verir.
Ehliyetsiz Sürücü Kazada Kusurlu Mudur?
Ehliyetsizlik tek başına kusur değildir. Bu, sezgiye ters gelen ama mevzuatın açıkça kurduğu bir sonuçtur. Kusur, kazanın oluşumundaki trafik kuralı ihlalinden doğar; ehliyetsizlik ise kazadan önce ve kazadan bağımsız olarak işlenmiş bir idari ihlaldir. Kırmızı ışıkta düzgün duran, sağdan gelene yol veren ve kendi şeridinde giden ehliyetsiz bir sürücüye arkadan çarpılırsa kusurlu olan arkadan çarpandır.
Bunun mekanik kanıtı KTK m.84’tedir. Madde, sürücülerin hangi hâllerde asli kusurlu sayılacağını on iki bent hâlinde tek tek sayar: kırmızı ışıkta geçme, taşıt giremez işaretli yola girme, karşı yönün şeridine girme, arkadan çarpma, geçme yasağı olan yerde geçme, doğrultu değiştirme manevrasını yanlış yapma, şeride tecavüz, kavşakta geçiş önceliğine uymama, dar kaplamada geçiş önceliğine uymama, manevra genel şartlarına uymama, yerleşim dışı taşıt yolunda park/duraklama ve kurallara uygun park etmiş araca çarpma. Bu on iki hâlin hiçbiri ehliyetsizlik değildir.
Kanunun kendi diline bakıldığında tablo daha da nettir: 2918 sayılı Kanunun tam metninde “ehliyet” sözcüğü yalnızca geçici maddelerde, 1953 tarihli eski kanundan devreden “şoför ehliyetnamesi” deyimi içinde geçer. Yürürlükteki hükümlerin terimi sürücü belgesidir ve bu terim kusur bölümünde değil, m.36’daki idari yaptırım bölümünde yaşar. Kusur ile ehliyet, kanunda iki ayrı yerde durur.
Yargı pratiği de bunu doğrular. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 21.05.2024 tarihli, 2022/354 E. ve 2024/5037 K. sayılı kararına konu dosyada sürücünün ehliyeti yoktu; ancak kaza tespit tutanağında kusur, ehliyetsizlikten değil KTK m.52/1-b ihlalinden, yani hız kuralına uyulmamasından türetilmişti. Ehliyetsizlik dosyada sigorta rücusunun sebebi olarak yer aldı; kusurun kaynağı ayrı bir maddeydi.
Pratik sonuç şudur: “ehliyetsiz kaza yaptım, haklıyım” diyen bir sürücünün bu savunması hukuken imkânsız değildir. Ehliyetsizlik ona idari para cezası getirir, sigortacının rücu hakkını doğurur, ama karşı tarafın kusurunu ortadan kaldırmaz ve kendisini otomatik olarak kusurlu hâle getirmez. Kusurun nasıl belirlendiğine dair ayrıntı için trafik kazasında tali kusurlu kişi tazminat alabilir mi? yazısına bakılabilir.
Ehliyetsiz Kazaya Karışma Kusur Oranı Nasıl Belirlenir?
Kusur oranı, olay yerinde değil sonraki aşamalarda belirlenir ve iki ayrı ölçek kullanılır. Kolluğun düzenlediği tutanakta oran yazmaz. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3’ün lafzı kesindir: “Tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirtirler.” Tutanakta gördüğünüz şey bir orandır değil, bir kural ihlali kodudur.
İkinci ölçek yargılamadadır. Yönetmelik m.157/b, kusur durumunun kanun ve yönetmelikteki kurallar ile asli kusur hâlleri dikkate alınarak; iz, delil, taraf ifadeleri ve tanık ifadeleriyle belirleneceğini söyler ve bunu “adli mevzuat ve yargılama hükümleri saklı kalmak üzere” kaydıyla yapar. Yani kolluğun tespiti mahkemeyi bağlamaz; bilirkişi ara oranlar verebilir. Sigorta tarafındaki anlaşmalı tutanak sisteminde ise oran yalnızca %0, %50 ve %100 olarak işaretlenir. “Sigortada %50 çıktı ama mahkemede %25 dendi” şaşkınlığının kaynağı bu iki ölçeğin farkıdır.
Ehliyetsizliğin bu belirlemeye dolaylı bir etkisi olabilir. Sürücü belgesi olmayan kişi genellikle manevra, hız ve mesafe kurallarını da ihlal etmiş olur; kusur işte bu ihlallerden kurulur. Ancak bilirkişi raporunda “sürücü ehliyetsiz olduğu için %100 kusurludur” biçiminde bir gerekçe varsa bu rapor denetime elverişli değildir ve itiraz edilmelidir; çünkü kusur, kanunun saydığı ihlal hâllerine dayandırılmak zorundadır.
Araç Sahibinin Sorumluluğu Ne Zaman Ortaya Çıkar?
Araç sahibinin, daha doğru terimle işletenin sorumluluğu, aracını ehliyetsiz kişiye verip vermediğinden bağımsız olarak doğar. Bu, önceki yıllarda birçok kaynakta yanlış anlatılan bir noktadır. KTK m.85/1 işletenin sorumluluğunu kusura değil aracın işletilmesine bağlar; m.85’in son fıkrası da işleteni sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu tutar. Dolayısıyla “anahtarı ben vermedim”, “haberim yoktu”, “izin vermemiştim” savunmaları tek başına sonuç doğurmaz.
İşletenin kurtulabileceği tek kapı KTK m.86/1’dir ve bu kapı üç şartın birlikte ispatını ister:
- Kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaması,
- Araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilememiş olması,
- Kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğinin ispatlanması.
Ehliyetsiz sürücü, işletenin “eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişi” olduğuna göre, o sürücü kusurluysa birinci şart en baştan gerçekleşmez ve işleten kurtulamaz. m.86/2 ise ayrı bir imkândır: kurtulamayan işleten, kazanın oluşumunda zarar görenin de kusuru bulunduğunu ispat ederse hâkim tazminat miktarını indirebilir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 21.05.2024 tarihli, 2022/354 E. ve 2024/5037 K. sayılı onama kararı bu noktayı somutlaştırır. Olayda araç bir şirkete aitti; şirket aracı tutanakla kendi personeline teslim etmiş, o personel de ehliyetsiz bir kişiye kullandırmış, kaza ölümle sonuçlanmıştı. Şirket, imzalatılmış bir araç kullanım taahhütnamesi bulunduğunu ve olurunun olmadığını savundu. Daire, “aracın tutanakla kendisine teslim edilen tarafından ehliyetsiz kişiye kullandırılmasının işletenin sorumluluğunu kaldırmayacağı, bu hususun işleten ile aracı teslim eden kişi arasında ayrıca görülecek bir davanın konusu olabileceği” gerekçesini yerinde bularak kararı onadı. Aynı kararda işletenin “kazanın illiyet bağını kesen sebeplerden kaynaklandığını ispat edemediği” de vurgulandı.
Bu karar iki şey söyler. Birincisi, sorumluluk zinciri teslim zinciriyle kesilmez. İkincisi, işletenin aracı verdiği kişiye karşı hakları saklıdır ama bunlar ayrı bir davanın konusudur; mağdura karşı ileri sürülemez. Aracını başkasına veren kişinin iç ilişkideki rücu imkânı için TBK m.61-62 ve çalışan söz konusuysa TBK m.66/son (“ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde”) devreye girer.
Aracın rızası dışında alınması ise farklı bir rejimdir. KTK m.107’ye göre bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kişi işleten gibi sorumlu tutulur; işleten ise kendisinin ya da eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin çalınmada veya gasp edilmede kusurlu olmadığını ispat ederse sorumlu tutulamaz. Anahtarı kontakta bırakmak, aracı açık ve gözetimsiz bırakmak gibi durumlarda bu kusursuzluk ispatı zorlaşır.
Ehliyetsiz Maddi Hasarlı Trafik Kazasında Anlaşmalı Tutanak Tutulabilir mi?
Tutulamaz. Bu, ehliyetsiz maddi hasarlı trafik kazasının en kritik ve en çok atlanan ayrıntısıdır. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.152/2-(c), tarafların kendi aralarında “Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı” düzenleyemeyeceği hâlleri sayar ve bu hâllerden biri doğrudan sürücü belgesinin bulunmaması veya araç cinsi için yeterli olmamasıdır. Yani karşı taraftaki sürücünün ehliyeti yoksa anlaşmalı tutanak yolu kapalıdır; kolluk çağrılması gerekir.
Yönetmeliğin saydığı altı engel hâli şunlardır:
- Kazaya yalnızca bir aracın karışması (tek taraflı kaza),
- Sürücü belgesinin bulunmaması veya araç cinsi için yeterli olmaması,
- Araçlardan birinin geçerli zorunlu trafik sigortasının olmaması,
- Sürücüde alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde şüphesi bulunması,
- Araçlardan birinin kamu kurum veya kuruluşuna ait olması,
- Kazada kamu malına veya üçüncü kişilere ait eşyaya zarar verilmiş olması.
Bu kuralın ihmal edilmesi ağır sonuç doğurur, çünkü aynı yönetmeliğin m.152/2-(c) hükmü şunu da söyler: bir anlaşma ile olay yerinden ayrılmış olan taraflar, zararın sigortaları tarafından veya kendilerince karşılanacağını kabul etmiş sayılırlar ve sonradan yetkililerden kaza tespit tutanağı düzenlenmesini isteyemezler. Ehliyetsiz sürücüyle anlaşmalı tutanak imzalayıp ayrıldıktan sonra “aslında ehliyeti yokmuş, polis çağıralım” demek hukuken mümkün değildir.
Doğru sıra şudur: karşı sürücünün belgesini fiilen görmek, ehliyeti yoksa hiçbir belge imzalamadan trafik zabıtasını çağırmak ve kolluk tutanağını beklemek. e-Devlet ve mobil kanaldan düzenlenen tutanaklar da aynı şartlara tabidir; sürücü belgesi şartını sağlamayan bir olayda o kanal da kullanılamaz. Kaza tespit tutanağının usulü ve itirazı için e-Devlet kaza tutanağı yazısı ayrıntı verir.
Ehliyetsiz Biri Arabama Çarptı: İlk 48 Saatte Yapılacaklar
Ehliyetsiz bir sürücünün çarptığı durumda dosyanın kaderi ilk saatlerde belirlenir, çünkü ehliyetsizliğin belgelenmesi sonradan çok zorlaşır. Sırayla şu adımlar izlenir:
- Anlaşmalı tutanak imzalamayın. Yönetmelik gereği bu olayda o tutanak zaten düzenlenemez; imzalarsanız kolluk tutanağı isteme hakkınızı kaybedersiniz.
- Trafik zabıtasını çağırın ve araçları KTK m.81/1-(b) gereği konumundan oynatmadan bekleyin; iz ve delil değiştirmek başlı başına yaptırıma bağlıdır.
- Ehliyetsizliğin tutanağa geçmesini sağlayın. Görevliye sürücünün belge ibraz edemediğini söyleyin ve tutanakta bu hususun yer aldığını okuyarak teyit edin.
- Olay yerini fotoğraflayın: araçların konumu, çarpma noktaları, fren izleri, yol ve trafik işaretleri, plakalar. Bu kayıtlar kusur bilirkişiliğinin asıl malzemesidir.
- Karşı aracın poliçe bilgilerini alın. KTK m.81/1-(c) kimlik, adres ve belgelerin yanında poliçe tarih ve numarasının da verilmesini zorunlu kılar.
- Karşı tarafın sigortacısına yazılı başvuru yapın ve talep ettiğiniz kalemleri (onarım, değer kaybı, mahrumiyet bedeli) ayrı satırlar hâlinde yazın.
- Yaralanma varsa hastane kaydını aynı gün oluşturun; bedensel zarar taleplerinin tamamı bu ilk kayda dayanır.
Karşı taraf olay yerinden kaçarsa tablo değişir ama hak kaybolmaz. Sigortasız veya kaçan sürücü hâllerinde başvurulabilecek yollar için trafik kazasında karşı taraf sigortasız çıkarsa ne yapılır? yazısına bakabilirsiniz.
Ehliyetsiz Kaza Yapınca Karşı Tarafın Masrafını Kim Öder?
Karşı tarafın masrafı ilk aşamada sizin trafik sigortacınız tarafından karşılanır. Ehliyetsiz olmanız bu ödemeyi engellemez; sigortacı mağdura ödeme yapar, ardından ödediği tutarı ZMSS Genel Şartları B.4/3-(b) uyarınca oranlayarak sizden ister. Bu, mağdur açısından iyi haber, ehliyetsiz sürücü açısından ertelenmiş bir borçtur.
Hangi kalemin nereden çıkacağını ayırmak, sürpriz faturaları önler:
| Zarar kalemi | İlk ödeyen | Nihai yük |
|---|---|---|
| Karşı aracın onarımı | Trafik sigortası (limit içinde) | Rücu ile ehliyetsiz sürücü / işleten |
| Karşı araçta değer kaybı | Trafik sigortası | Rücu ile ehliyetsiz sürücü / işleten |
| Araç mahrumiyet bedeli | Sigorta ödemez (teminat dışı yansıma zarar) | Doğrudan sürücü ve işleten |
| Manevi tazminat | Sigorta ödemez (KTK m.92/f) | Doğrudan sürücü ve işleten |
| Tedavi ve sağlık giderleri | Sosyal Güvenlik Kurumu | Sigortacılar SGK’ya katkı payı aktarır |
| Poliçe limitini aşan kısım | — | Doğrudan sürücü ve işleten |
Tedavi giderleri satırı özellikle önemlidir, çünkü rakip kaynakların çoğu hâlâ “tedavi masrafını sigorta öder” yazar. KTK m.98, 2011 yılında yapılan değişiklikle tedavi ve sağlık hizmet bedellerini kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu’na bağlamıştır. Ayrıntı için trafik kazasında tedavi giderlerini kim öder? yazısı okunabilir. Değer kaybı ve mahrumiyet hesabı için araç değer kaybı hesaplama ve araç mahrumiyet bedeli hesaplama araçları kullanılabilir.
Maddi ve Manevi Tazminat Açısından Ehliyetsiz Sürücü Durumu
Maddi tazminat, malvarlığında doğrudan meydana gelen azalmayı karşılar: onarım gideri, araç değer kaybı, tedavi sonrası kalan giderler, geçici ve sürekli iş göremezlik zararı, destekten yoksun kalma tazminatı. Bu kalemlerin poliçe limiti içinde kalan kısmı zorunlu trafik sigortasından talep edilir. Değer kaybı bakımından 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları değişikliği önemli bir kolaylık getirmiştir: araç hasarı için başvuruda bulunan hak sahibi, değer kaybı talebinde de bulunmuş kabul edilir. Ayrı dilekçe verilmesi gerektiğini söyleyen kaynaklar bu tarihten sonrası için geçerliliğini yitirmiştir.
Aynı değişiklik değer kaybının nasıl hesaplanacağını da yeniden yazmıştır. Artık ölçüt, aracın markası, yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi, hasar gördüğü kısımlar, geçmiş hasar durumu ve kaza tarihinden önceki ikinci el satış değeri ile onarım sonrası ikinci el satış değeri arasındaki farktır; tespit, atanacak sigorta eksperince yapılır. İnternette dolaşan “rayiç değer × hasar boyutu katsayısı × kilometre katsayısı” formülünün dayanağı olan ekler yürürlükten kaldırılmıştır.
Manevi tazminat ise ZMSS teminatının dışındadır. Dayanak KTK m.92/f’dir; hükmün lafzı doğrudan “Manevi tazminata ilişkin talepler” der. KTK m.90, manevi tazminat bakımından bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanacağını söyler; maddenin 2021 yılında eklenen bazı cümleleri Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 tarihli, E.2021/82, K.2022/167 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Sonuç olarak manevi tazminat talebi sigorta şirketine değil, doğrudan ehliyetsiz sürücüye ve işletene yöneltilir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir kavram hatası vardır: ehliyetsizliğin manevi tazminat miktarını doğrudan artırdığı yolunda bir kural yoktur. Hâkim, manevi tazminatı olayın ağırlığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile kusurun derecesi gibi ölçütleri birlikte değerlendirerek takdir eder. Ehliyetsizlik bu değerlendirmede bir veri olabilir, ama “ağır kusur” etiketiyle kendiliğinden bir çarpan üretmez.
Kasko Ehliyetsiz Kazayı Karşılar mı?
Karşılamaz. Kasko ile zorunlu trafik sigortası bu noktada tam ters çalışır ve ikisini karıştırmak en pahalı hatalardan biridir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.4 bendi, “Poliçede gösterilen aracın, ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararları” teminat dışında bırakır. Teminat dışılık, ödeme yapılıp sonra geri istenmesi değildir; ödeme hiç yapılmaz ve dolayısıyla bir rücu aşaması da doğmaz.
| Zorunlu trafik sigortası (ZMSS) | Kasko | |
|---|---|---|
| Koruduğu menfaat | Üçüncü kişinin zararı | Sigortalının kendi aracı |
| Ehliyetsiz kullanımda | Öder, sonra rücu eder | Teminat dışı — hiç ödemez |
| Dayanak | KTK m.95; ZMSS B.4/3-(b) | Kasko Genel Şartları A.5.4 |
| Mağdurun konumu | Rücu sebebi ona karşı ileri sürülemez | Sözleşme ilişkisi yalnız sigortalıyladır |
Kasko Genel Şartları’nda buna bağlı ikinci bir hüküm daha vardır. A.5.10 bendi, zorunlu hâller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb.) dışında, A.5.4 ve A.5.5’teki ihlaller nedeniyle sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılmasını ayrıca teminat dışı sayar. Yani ehliyetsiz sürücü olay yerinden uzaklaşırsa iki ayrı teminat dışılık hâli birlikte doğar.
Karşı tarafın zararı bakımından tablo değişmez: kaskonun teminat dışı olması, karşı taraftaki mağdurun zorunlu trafik sigortasından tahsil hakkını etkilemez. Kasko yalnızca sigortalının kendi aracına ilişkindir. Aracını başkasının kullandığı hâllerde kasko rejiminin ayrıntısı için şirket aracını başkası kullanırsa kasko yazısı okunabilir.
Ehliyetsiz Sürücü Kendi Zararı İçin Tazminat Alabilir mi?
Kullandığı aracın zorunlu trafik sigortasından alamaz. Bunun sebebi bir yasak değil, sigortanın niteliğidir: ZMSS bir sorumluluk sigortasıdır ve yalnızca üçüncü kişilerin sigortalıdan isteyebileceği tazminatları karşılar. Genel Şartlar A.3’ün lafzı nettir: “Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” A.2/(d) de “zarar” tanımını doğrudan üçüncü şahısların malvarlığındaki azalma ve vücut bütünlüğündeki eksilme üzerinden kurar. Kendi kusuruyla kaza yapan sürücünün kendisine karşı doğmuş bir işleten sorumluluğu bulunmadığından, o poliçeden karşılanacak bir talebi de olmaz. KTK m.92/(a) ayrıca işletenin, eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepleri teminat dışında bırakarak aynı çemberi kapatır.
Kaza tek taraflı değilse tablo tamamen değişir. Karşı araç kusurluysa ehliyetsiz sürücü, karşı tarafın trafik sigortasından maddi zararını, kusurlu sürücü ve işletenden de manevi tazminatını isteyebilir. Ehliyetsizlik bu talebi ortadan kaldırmaz; yalnızca kendisine kusur atfedilen oranda KTK m.92/g ve m.86/2 uyarınca indirim yapılmasına yol açar. Yani ehliyetsiz sürücü, kusuru %30 ise zararının %70’ini talep edebilir.
Aracın hatır için karşılıksız verilmiş olması ayrı bir rejimdir. KTK m.87/1, motorlu araç yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa işletenin sorumluluğunun ve malik ile işleten arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan sorumluluğun genel hükümlere tabi olduğunu söyler. “Arkadaşıma aracımı verdim, kaza yaptı” senaryosu tam olarak bu hükmün alanına girer ve tehlike sorumluluğu yerine haksız fiil kuralları uygulanır.
Ehliyetsiz Sürücünün Yanındaki Yolcu Tazminat Alabilir mi?
Alabilir. Yolcu, aracın işleteni bakımından üçüncü kişi sayılır ve zorunlu trafik sigortasının koruduğu kişidir. Sürücünün ehliyetsiz olması yolcunun hakkını kaldırmaz; sigortacı poliçe limiti içinde öder, sonra sigortalısına rücu eder. Bu, ehliyetsiz sürücünün ölümlü veya yaralanmalı kazalarında en sık görülen tazminat kalemidir.
Sigorta şirketleri bu dosyalarda çoğu zaman müterafik kusur savunması yapar: “yolcu, sürücünün ehliyetsiz olduğunu bile bile araca bindi, tazminattan indirim yapılmalı.” Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu savunmanın sınırını 10.11.2022 tarihli, 2021/18432 E. ve 2022/14453 K. sayılı kararıyla çizmiştir. Sigorta Tahkim Komisyonu heyeti savunmayı kabul edip indirim yapmış, Daire kararı bozmuştur. Gerekçe şudur:
“Mağdurun araç sürücüsünün ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi neticesinde bir kaza meydana gelmişse mağdurun müterafik kusurunun varlığından sözedilecektir. Ancak bunun için mağdurun, aracın sürücüsünün ehliyetsiz olduğunu bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekmektedir. Dosya kapsamından davacının, araç sürücüsünün ehliyetsiz olduğunu bildiği veya bilebilecek durumda olduğu ispatlanamamıştır.”
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 10.11.2022, E. 2021/18432, K. 2022/14453
Kararın pratik değeri iki noktadadır. Birincisi, müterafik kusur otomatik değildir: sürücünün ehliyetsizliği dosyada sabit olsa bile yolcunun bunu bildiği ayrıca aranır. İkincisi ve daha önemlisi, ispat yükü indirimi isteyen taraftadır. Sigorta şirketi, yolcunun ehliyetsizliği bildiğini ya da bilebilecek durumda olduğunu ispat edemezse indirim yapılamaz. Müterafik kusurun genel dayanağı TBK m.52’dir ve aynı mantık alkollü sürücünün aracına binme hâlinde de uygulanır.
Yolcunun taşınma biçimi de sonuca etki eder. Hatır için karşılıksız taşınan yolcu bakımından KTK m.87/1 gereği genel hükümler uygulanır ve uygulamada hakkaniyet indirimi gündeme gelir. Hatır taşıması indirimi ile müterafik kusur indirimi ayrı kalemlerdir; aynı dosyada ikisi birlikte uygulanabilir, ama biri diğerinin gerekçesi olarak gösterilemez.

Ehliyetsiz Kaza Yapınca Ne Olur? Dört Ayrı Sonuç
Ehliyetsiz kaza yapınca birbirinden bağımsız dört sonuç aynı anda doğar. Bunlar farklı hukuk dallarına ait olduğu için biri diğerini kaldırmaz, biri ödendiğinde diğeri düşmez ve aralarında mahsup yapılmaz. Dosyaları karıştıran en yaygın hata, “idari para cezasını ödedim, iş bitti” ya da “tazminatı sigorta ödedi, bana bir şey gelmez” varsayımıdır.
| Sonuç | Kim uygular | Dayanak | Neye bağlı |
|---|---|---|---|
| İdari para cezası | Trafik zabıtası | KTK m.36/3 | Yalnız ehliyetsizliğe; kaza olmasa da uygulanır |
| Hukuki sorumluluk (tazminat) | Hukuk mahkemesi | KTK m.85, m.88; TBK m.49 | Zararın doğmasına ve kusura |
| Sigortacının rücusu | Sigorta şirketi | ZMSS B.4/3-(b); KTK m.95/2 | Ödemenin yapılmış olmasına ve orana |
| Cezai sorumluluk | Ceza mahkemesi | TCK m.85, m.89 | Yaralanma veya ölüm bulunmasına |
Tablonun son sütunu, sonuçların neden bağımsız olduğunu gösterir. İdari para cezası kaza olmasa bile yazılır; kaza olmuşsa da miktarı değişmez. Cezai sorumluluk yalnızca yaralanma ya da ölüm varsa doğar — salt maddi hasarlı kazada taksirle mala zarar verme suç olmadığı için ceza dosyası hiç açılmaz. Hukuki sorumluluk zararın varlığına, sigortacının rücusu ise önce bir ödeme yapılmış olmasına bağlıdır: sigortacı ödemeden rücu edemez.
Sıralama da pratikte önemlidir. Trafik zabıtası olay yerinde idari yaptırımı uygular; mağdur birkaç gün içinde sigortaya başvurur; sigortacı ödemeyi yaptıktan sonra rücu ihtarnamesi gönderir; ceza dosyası ise yaralanma varsa aylar sürebilir. Rücu ihtarnamesi çoğu zaman kazadan aylar sonra, olay unutulmuşken gelir ve muhatabı hazırlıksız yakalar. Bu ihtarname geldiğinde bakılacak ilk şey ödemenin gerçekten yapılıp yapılmadığı, ikincisi talep edilen tutarın kusur oranıyla uyumlu olup olmadığıdır.
Ehliyetsiz Araç Kullanma Cezası 2026’da Ne Kadar?
Ehliyetsiz araç kullanmanın idari para cezası, 12 Şubat 2026 tarihli ve 7574 sayılı Kanunun 9. maddesiyle yeniden yazılan KTK m.36’nın üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Fıkra üç ayrı durumu birbirinden ayırır ve tutarlar arasında beş katlık fark vardır:
| Durum | Dayanak | İdari para cezası |
|---|---|---|
| Sürücü belgesi hiç olmadan araç kullanmak | KTK m.36/3-(a) | 40.000 TL |
| Belge geçici olarak ya da tedbiren geri alınmışken araç kullanmak | KTK m.36/3-(b) | 200.000 TL |
| Belge iptal edildiği hâlde araç kullanmak | KTK m.36/3-(c) | 200.000 TL |
| Bu fıkra kapsamında araç kullanılmasına izin veren işleten | KTK m.36/3 son cümle | 40.000 TL (tescil plakası üzerinden) |
Fıkranın son cümlesi çoğu kaynakta atlanır ve pahalıya mal olur: ceza yalnızca direksiyondaki kişiye değil, araç kullanılmasına izin veren işletene de ayrıca yazılır. Yani “aracımı verdim ama ben kullanmıyordum” savunması idari yaptırım bakımından da sonuç doğurmaz. Aynı hüküm m.36/1’de zaten yasağı iki yönlü kurar: motorlu araçların sürücü belgesi sahibi olmayan kişiler tarafından sürülmesi ve sürülmesine izin verilmesi yasaktır.
İdari para cezasının ödenmesi, itirazı ve erken ödeme indirimi ayrı bir usul zinciridir; bu yazının konusu tazminat olduğu için burada ayrıntıya girilmiyor. Cezaya itiraz süresi, erken ödeme indirimi ve ehliyetin geri alınması için ehliyetine el konulan kişinin ehliyetsiz araç kullanma cezası ve ehliyet yanında bulundurmama cezası yazılarına, alkolle birleşen hâller için alkollü ve ehliyetsiz araç kullanma cezası yazısına bakabilirsiniz.
Burada altı çizilmesi gereken nokta şudur: idari para cezasının ödenmesi tazminat sorumluluğunu bitirmez, tazminatın ödenmesi de idari para cezasını ortadan kaldırmaz. İki yaptırım ayrı hukuk dallarına aittir ve birbirinden mahsup edilmez.
Yetersiz Ehliyetle Kaza Yapılırsa Ne Olur?
Yetersiz ehliyet, ehliyetsizlikten farklı bir hâldir ve farklı maddeye tabidir. Sürücü belgesi vardır, ama kullandığı aracın sınıfını kapsamaz: B sınıfı belgeyle büyük motosiklet kullanmak, A2 belgesiyle daha yüksek silindir hacimli motosiklete binmek, otomatik vitesle sınırlı belgeyle manuel araç kullanmak gibi. Bu durumun idari yaptırımı KTK m.36’da değil, KTK m.39/2’de düzenlenmiştir ve ceza tutarı m.36’dakinden çok daha düşüktür. Sınıf ve tutar ayrıntısı için araba ehliyeti ile motor kullanma cezası yazısına bakılabilir.
Sigorta tarafında ise durum tersine döner ve yetersiz ehliyet, ehliyetsizlikle aynı sonucu doğurur. ZMSS Genel Şartları B.4/3-(b) bendi rücu sebebini “aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan” kimseler tarafından sevk edilmesi biçiminde kurar. Buradaki ölçüt belgenin var olup olmaması değil, o araç için gereken belgenin bulunup bulunmamasıdır. Aynı ölçüt Kasko Genel Şartları A.5.4’te de kullanılır: “gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler”.
| Ehliyetsizlik | Yetersiz ehliyet | |
|---|---|---|
| İdari para cezası | KTK m.36/3 | KTK m.39/2 |
| ZMSS rücu sebebi | Vardır (B.4/3-b) | Vardır (B.4/3-b, “gereken ehliyetname”) |
| Kasko teminatı | Teminat dışı (A.5.4) | Teminat dışı (A.5.4) |
| Anlaşmalı tutanak | Düzenlenemez | Düzenlenemez (KTY m.152/2-c) |
| Mağdurun tazminat hakkı | Etkilenmez | Etkilenmez |
Tablonun okunması gereken satırı sonuncusudur: hangi hâl söz konusu olursa olsun, karşı taraftaki mağdurun zorunlu trafik sigortasından tahsil hakkı KTK m.95/1 gereği aynen devam eder. Ehliyet meselesi yalnızca sigortacı ile sigortalı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir.
18 Yaşından Küçük Biri Kaza Yaparsa Tazminatı Kim Öder?
Küçüğün kullandığı araçta tazminatın ilk muhatabı yine işletendir. KTK m.85/1’in kusursuz sorumluluğu sürücünün yaşına bakmaz; işleten, aracın işletilmesinden doğan zarardan sorumludur ve m.85/son gereği sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu tutulur. Mağdur, aracın trafik sigortacısına başvurur, sigortacı öder ve ardından işletene rücu eder. Ayrıca KTK m.36/3’ün son cümlesi uyarınca izin veren işletene idari para cezası da yazılır.
Küçüğün kendisinin ve ailesinin sorumluluğu bunun yanında ayrıca doğabilir. Türk Medeni Kanunu m.369, ev başkanının, ev halkından olan küçüğün verdiği zarardan “alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe” sorumlu olacağını söyler. Bu bir kusur karinesidir: sorumluluktan kurtulmak isteyen ev başkanı gözetim yükümlülüğünü yerine getirdiğini kendisi ispat etmek zorundadır.
Ayırt etme gücü bulunan bir küçük, haksız fiilinden TBK m.49 uyarınca kendisi de sorumludur. Ayırt etme gücü bulunmayan kişiler bakımından ise TBK m.65 devreye girer: “Hakkaniyet gerektiriyorsa; hâkim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın, tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir.” Uygulamada mağdur, bu üç muhataptan (işleten, ev başkanı, küçük) hangisi ödeme gücüne sahipse ona yönelmekte serbesttir; kendi aralarındaki paylaşım iç ilişkide çözülür.
Ehliyetsiz Yaralamalı ve Ölümlü Kazada Ceza Boyutu
Kazada yaralanma veya ölüm varsa idari yaptırımın yanına ceza sorumluluğu eklenir. Taksirle yaralama Türk Ceza Kanunu m.89’da, taksirle öldürme m.85’te düzenlenmiştir. Yaralama cezaları 25 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla artırılmıştır:
| Suç | Hüküm | Ceza |
|---|---|---|
| Taksirle yaralama (basit) | TCK m.89/1 | 4 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezası |
| Taksirle yaralama (birden fazla kişi) | TCK m.89/4 | 9 ay – 5 yıl hapis |
| Taksirle öldürme | TCK m.85/1 | 2 – 6 yıl hapis |
| Taksirle birden fazla kişinin ölümü | TCK m.85/2 | 2 – 15 yıl hapis |
| Bilinçli taksir | TCK m.22/3 | Ceza üçte birden yarısına kadar artırılır |
| Sürücü belgesinin geri alınması | TCK m.53/6 | 3 ay – 3 yıl |
Ehliyetsizliğin bu tabloya etkisi konusunda dikkatli olmak gerekir. Ehliyetsiz araç kullanmak kendiliğinden bilinçli taksir sayılmaz. TCK m.22/3, bilinçli taksiri “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi” olarak tanımlar ve bu değerlendirme somut olayın koşullarına göre yapılır. Ehliyetsizlik bu değerlendirmede dikkate alınabilecek bir veridir; otomatik bir nitelendirme sebebi değildir. Aynı şekilde TCK m.22/5 uyarınca birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan sorumlu olur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.
Şikâyet ve uzlaştırma bakımından da iki farklı rejim vardır. TCK m.89/5 uyarınca taksirle yaralama kural olarak şikâyete bağlıdır; birinci fıkra kapsamındaki yaralama hariç olmak üzere bilinçli taksirle işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaz. Taksirle öldürme ise şikâyete bağlı değildir, resen soruşturulur. CMK m.253/1-b-2 taksirle yaralamayı uzlaştırma kapsamına alır; taksirle öldürme bu listede yoktur, dolayısıyla ölümlü kazada uzlaşma yolu kapalıdır.
İdari tarafta ise KTK m.118 uyarınca ölümle sonuçlanan trafik kazalarına asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücülerin sürücü belgeleri bir yıl süreyle geri alınır. Bu yaptırım kusur türüne bağlıdır; tali kusurlu sürücüde işlemez. Ceza boyutunun ayrıntısı için yaralamalı trafik kazası cezaları ve ölümlü trafik kazası cezası kaç yıl? yazıları okunabilir.
Ehliyetsiz Kazada Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı Süreleri
Görevli mahkeme, davalının kim olduğuna göre değişir ve bu ayrım yanlış yapıldığında dosya görevsizlikle geri döner. Davalı sigorta şirketiyse uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden doğduğu için TTK m.4/1-(a) uyarınca mutlak ticari davadır; görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir ve TTK m.5/A gereği arabuluculuk dava şartıdır. Davalı sürücü veya işletense ilişki haksız fiildir; görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir ve bu davada arabuluculuk dava şartı değildir.
Yetki bakımından KTK m.110/2 özel bir imkân verir: hukuki sorumluluk davaları sigortacının şubesinin veya acentesinin bulunduğu yer ile kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir. Sigorta şirketine karşı ayrıca Sigorta Tahkim Komisyonu yolu vardır; başvuru için sigortacıya yapılan yazılı başvurunun olumsuz sonuçlanması ya da cevapsız kalması aranır.
| Süre | Neye ait | Başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| 2 yıl | Maddi zarar tazminatı | Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarih | KTK m.109/1 |
| 10 yıl | Her hâlde üst sınır | Kaza günü | KTK m.109/1 |
| Uzamış ceza zamanaşımı | Fiil suç oluşturuyorsa maddi tazminat için de geçerli | Ceza kanunundaki süreye göre | KTK m.109/2 |
| 2 yıl | Sorumluların birbirine rücuu | Yükümlülüğün tam olarak yerine getirildiği ve rücu edilecek kişinin öğrenildiği gün | KTK m.109/4 |
KTK m.109/3’teki çapraz kesilme kuralı çoğu kaynakta yer almaz ama pratikte hak kurtarır: zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı da tazminat yükümlüsü bakımından kesilmiş sayılır. Yani sürücüye karşı açılan dava, sigortacıya karşı süreyi de korur.
Uzamış zamanaşımının ölçütü fiildir, failin mahkûm olup olmaması ya da hakkında dava açılıp açılmaması değil. Ancak salt maddi hasarlı bir kazada taksirle mala zarar verme suç oluşturmadığı için uzamış ceza zamanaşımı da işlemez; o dosyalarda süre iki yıl ve on yıldır. Zamanaşımı bir def’idir, hâkim tarafından resen dikkate alınmaz.
Ehliyetsiz Sürücü Kazasında Mağdur Ne Yapmalıdır?
Ehliyetsiz sürücüyle yapılan kazada tazminatı kim öder sorusunu yanıtladıktan sonra sıra bu tazminatın fiilen nasıl tahsil edileceğine gelir. Mağdurun izleyeceği yol, ehliyetsizlik nedeniyle değişmez ama iki noktada sıkılaşır: tutanağın kolluk eliyle düzenlenmesi ve ehliyetsizliğin belgeye geçmesi. Bunlar sağlandığında geri kalan süreç standart bir trafik kazası tazminat sürecidir.
- Kolluk tutanağı: anlaşmalı tutanak imzalamadan trafik zabıtası çağrılır; tutanakta hangi kuralın ihlal edildiği ve sürücünün belge ibraz edemediği yer alır.
- Yazılı başvuru: kusurlu aracın trafik sigortacısına KTK m.97 uyarınca yazılı başvuru yapılır; talep edilen kalemler (onarım, değer kaybı, bedensel zarar) ayrı satırlarda gösterilir.
- Belgeler: tutanak sureti, ruhsat, fotoğraflar, varsa eksper raporu, banka hesap bilgileri ve yaralanma varsa sağlık kayıtları dosyaya eklenir.
- 15 günün takibi: sigortacının yazılı cevabı beklenir; cevap gelmez ya da yetersiz kalırsa Sigorta Tahkim Komisyonu veya dava yolu açılır.
- Teminat dışı kalemler: manevi tazminat, araç mahrumiyet bedeli ve limit üstü zarar için doğrudan sürücü ve işletene karşı dava hazırlanır.
- Ceza dosyası: yaralanma varsa şikâyet süresi altı aydır; ceza dosyasındaki kusur tespiti hukuk davasında güçlü bir delil olur.
Sigortacı, karşı sürücünün ehliyetsizliğini gerekçe göstererek sizden belge isterse ya da dosyayı bekletirse, ZMSS Genel Şartları B.4’ün son fıkrasını yazılı olarak hatırlatın: sigortacı rücu sebeplerine dayanarak süreci geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez. Kaza sonrası genel süreç için kaza avukatı anlatıyor: trafik kazası geçirdikten sonraki süreç yazısı yol haritası verir.
Ehliyetsiz sürücüyle yapılan kazada tazminatı kim öder, buraya kadar madde madde ortaya kondu. Buna rağmen bu dosyalarda hak kaybının en sık görülen üç sebebi şudur: olay yerinde anlaşmalı tutanak imzalamak, teminat dışı kalemleri sigortadan beklemek ve iki yıllık zamanaşımını ceza dosyasının sonuçlanmasını bekleyerek geçirmek. Üçü de dosyanın ilk haftasında alınacak kararlarla önlenebilir. Dosyanızdaki kusur tespiti, rücu ihtarı ya da teminat dışılık savunması tartışmalıysa trafik kazası avukatı sayfamızdan süreci birlikte değerlendirebiliriz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlıkta hukuki görüş yerine geçmez. Her dosyanın kusur dağılımı, poliçe tarihi ve zarar kalemleri farklı olduğundan adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Ehliyetsiz kaza yapınca sigorta karşılar mı?
Zorunlu trafik sigortası karşılar. KTK m.95/1 ve ZMSS Genel Şartları B.4/1 uyarınca tazminatı kaldıran veya azaltan hâller zarar görene karşı ileri sürülemez. Sigortacı mağdura poliçe limiti içinde öder, ardından sigortalısına rücu eder.
Ehliyetsiz sürücü kazada kusurlu mudur?
Ehliyetsizlik tek başına kusur doğurmaz. KTK m.84’te sayılan on iki asli kusur hâlinin hiçbiri ehliyetsizlik değildir. Kusur, kazanın oluşumundaki trafik kuralı ihlalinden belirlenir; ehliyetsiz sürücü kazada kusursuz da bulunabilir.
Sigorta ödediği tazminatın tamamını ehliyetsiz sürücüden geri alır mı?
Hayır. KTK m.95/2 ve ZMSS Genel Şartları B.4/2 rücuyu “tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda” sınırlar. Ödenen tutarın tamamı otomatik olarak geri alınamaz; talep kusur ve illiyet çerçevesinde oranlanır.
Aracını ehliyetsiz birine veren araç sahibi sorumlu olur mu?
Olur. İşletenin sorumluluğu KTK m.85/1 uyarınca kusursuz sorumluluktur ve izin verip vermediğinden bağımsızdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 21.05.2024 tarihli, 2022/354 E. ve 2024/5037 K. sayılı kararında aracın teslim edildiği kişi tarafından ehliyetsize kullandırılmasının işletenin sorumluluğunu kaldırmayacağına hükmetmiştir.
Ehliyetsiz maddi hasarlı trafik kazasında anlaşmalı tutanak tutulur mu?
Tutulamaz. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.152/2-(c), sürücü belgesinin bulunmadığı veya araç cinsi için yeterli olmadığı hâlleri anlaşmalı tutanak engelleri arasında sayar. Bu olayda trafik zabıtası çağrılmalıdır.
Kasko ehliyetsiz kazayı karşılar mı?
Karşılamaz. Kasko Genel Şartları A.5.4, gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kimseler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararları teminat dışında bırakır. Kaskoda ödeme hiç yapılmaz; trafik sigortasında ise önce ödeme yapılır, sonra rücu edilir.
Manevi tazminatı sigorta karşılar mı?
Hayır. KTK m.92/f manevi tazminata ilişkin talepleri zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamı dışında bırakır. Manevi tazminat doğrudan ehliyetsiz sürücüye ve işletene yöneltilir.
Ehliyetsiz sürücü kendi zararı için tazminat alabilir mi?
Kullandığı aracın trafik sigortasından alamaz; ZMSS Genel Şartları A.3 uyarınca teminat yalnızca üçüncü kişilerin sigortalıdan isteyebileceği taleplerle sınırlıdır. Ancak karşı araç kusurluysa karşı tarafın sigortasından maddi zararını, kusurlu sürücü ve işletenden manevi tazminatını kendi kusur oranı düşülerek talep edebilir.
Ehliyetsiz sürücünün yanındaki yolcu tazminat alabilir mi?
Alabilir. Yolcu üçüncü kişi sayılır ve zorunlu trafik sigortasından tazminat alır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 10.11.2022 tarihli, 2021/18432 E. ve 2022/14453 K. sayılı kararında, müterafik kusur indirimi için yolcunun sürücünün ehliyetsiz olduğunu bildiğinin veya bilebilecek durumda olduğunun ispatlanması gerektiğine hükmetmiştir.
Ehliyetsiz araç kullanma cezası 2026’da ne kadar?
12 Şubat 2026 tarihli 7574 sayılı Kanunla değişen KTK m.36/3’e göre sürücü belgesi olmadan araç kullanmanın cezası 40.000 TL, belge geçici olarak geri alınmışken veya iptal edilmişken kullanmanın cezası 200.000 TL’dir. Ayrıca araç kullanılmasına izin veren işletene tescil plakası üzerinden 40.000 TL yazılır.
Ehliyetsiz kaza yaptım, haklı olabilir miyim?
Olabilirsiniz. Ehliyetsizlik idari para cezası ve sigortacı için rücu sebebi doğurur; ancak karşı tarafın kusurunu ortadan kaldırmaz. Karşı sürücü KTK m.84’teki asli kusur hâllerinden birini işlemişse kusur ona yüklenir.
Yetersiz ehliyetle kaza yapılırsa sigorta öder mi?
Trafik sigortası mağdura öder, sonra rücu eder. ZMSS Genel Şartları B.4/3-(b) ölçütü “gereken ehliyetnameye sahip olmayan” biçiminde kurulduğu için yetersiz ehliyet de ehliyetsizlikle aynı sonucu doğurur. Kasko ise A.5.4 uyarınca yine teminat dışıdır.
18 yaşından küçük biri kaza yaparsa tazminatı kim öder?
İlk muhatap işletendir; KTK m.85/1’in kusursuz sorumluluğu sürücünün yaşına bakmaz. Ayrıca TMK m.369 uyarınca ev başkanı, gözetim yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat etmedikçe küçüğün verdiği zarardan sorumlu olur.
Ehliyetsiz kaza yapınca karşı tarafın masrafını kim öder?
Karşı tarafın onarım ve değer kaybı zararını ilk aşamada sizin trafik sigortacınız öder, sonra size rücu eder. Manevi tazminat, araç mahrumiyet bedeli ve poliçe limitini aşan kısım ise doğrudan sizden istenir; tedavi giderleri KTK m.98 uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumu’nca karşılanır.
Ehliyetsiz kazada tazminat davası kaç yıl içinde açılır?
KTK m.109/1 uyarınca zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde kaza gününden itibaren on yıldır. Fiil suç oluşturuyorsa m.109/2 gereği ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı maddi tazminat için de geçerlidir.
Ehliyetsiz kazada dava hangi mahkemede açılır?
Davalı sigorta şirketiyse TTK m.4/1-(a) uyarınca asliye ticaret mahkemesinde ve TTK m.5/A gereği arabuluculuk dava şartıyla; davalı sürücü veya işletense asliye hukuk mahkemesinde açılır. KTK m.110/2 ayrıca kazanın meydana geldiği yer mahkemesini de yetkili kılar.
Ehliyetsiz kazada kim suçlu sayılır?
Salt maddi hasarlı kazada “suç” kavramı hiç işlemez; taksirle mala zarar verme Türk Ceza Kanunu’nda suç değildir. Yaralanma veya ölüm varsa cezai sorumluluk TCK m.89 ve m.85’e göre kusura bağlı olarak belirlenir. Ehliyetsizlik idari bir ihlaldir ve tek başına suç ya da kusur sonucunu doğurmaz.
Ehliyetsiz sürücünün yanındaki yolcuya ceza yazılır mı?
KTK m.36/3 idari para cezasını sürücüye ve araç kullanılmasına izin veren işletene yazar; yolcu bu fıkrada sayılmaz. Yolcu araç üzerinde hâkimiyeti bulunan işleten değilse ceza muhatabı olmaz. Ancak yolcunun tazminat talebinde, sürücünün ehliyetsiz olduğunu bildiğinin ispatlanması hâlinde müterafik kusur indirimi gündeme gelebilir.
Ehliyetsiz kaza yapınca ne olur?
Birbirinden bağımsız dört sonuç doğar: KTK m.36/3 uyarınca idari para cezası, KTK m.85 ve m.88 uyarınca tazminat sorumluluğu, ZMSS Genel Şartları B.4/3-(b) uyarınca sigortacının rücu hakkı ve yaralanma veya ölüm varsa TCK m.89 ile m.85 kapsamında cezai sorumluluk. Biri diğerinin yerine geçmez ve aralarında mahsup yapılmaz.