Velayet Bende Değilken Çocuğun Verdiği Zarardan Sorumlu muyum?
Velayet yokken çocuğun zararı kural olarak size yüklenmez, çünkü anne ve babayı çocuğun verdiği zarardan sorumlu tutan Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesi velayete değil ev başkanlığına bağlanır: sorumlu olan, çocuğun birlikte yaşadığı ve gözetimini fiilen üstlenen kişidir. Velayeti olmayan ebeveyn, çocuk olay sırasında onunla yaşamıyorsa ve onun gözetiminde değilse bu madde uyarınca sorumlu tutulamaz. Buna karşılık çocuk velayeti olmayan ebeveynin evinde kalıyorsa veya zararı o ebeveynin kendi ihmali kolaylaştırdıysa durum değişebilir.
Bu yazıda boşanmış, velayeti karşı tarafa bırakılmış veya velayeti kaldırılmış bir anne ya da babanın hangi hâllerde sorumlu olduğunu, kişisel ilişki günlerinde, ortak velayette ve çocuğun büyükanne ile büyükbabasının yanında yaşadığı durumlarda tablonun nasıl değiştiğini Yargıtay kararlarının tam metinleri üzerinden anlatıyoruz.
Bir Bakışta
- Ölçüt: Sorumluluk velayete değil, çocuğun ev halkından olmasına ve gözetimin kimde olduğuna bağlıdır (TMK m.367, m.369).
- Velayet karşı taraftaysa: Yargıtay, velayeti anneye bırakılan çocuğun verdiği zarar için babaya açılan davada, babanın çocuk üzerinde eylemli veya hukuki bir ilişkisi kanıtlanmadıkça davanın anneye yöneltilmesi gerektiğini söylemiştir.
- Velayet sizdeyse ama çocuk yanınızda değilse: Velayet tek başına sorumluluk doğurmaz; olay anında gözetim ilişkisi kesilmişse velayet sahibi de sorumlu tutulmayabilir.
- Kişisel ilişki günleri: Bu soruyu doğrudan çözen yayımlanmış bir Yargıtay kararına rastlamadık; olay anında çocuğun kimin yanında ve kimin gözetiminde olduğu belirleyici olur.
- Kendi kusurunuz: Velayetiniz olmasa da çocuğun zarar vermesini kendi kusurlu davranışınız kolaylaştırdıysa genel haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olabilirsiniz (TBK m.49).
- İştirak nafakası: Nafaka ödemek sizi ev başkanı yapmaz.
Velayet Yokken Çocuğun Zararı Kime Yüklenir?
Velayet yokken çocuğun zararı, çocuğun olay tarihinde birlikte yaşadığı ve evin yönetimi elinde bulunan kişiye, yani ev başkanına yüklenir. Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesine göre ev başkanı, ev halkından olan küçüğün verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur. Maddede “veli” veya “velayet sahibi” kelimesi geçmez; kullanılan iki kavram “ev başkanı” ve “ev halkı”dır.
Kanunun metni ve maddenin güncel hâli Türk Medeni Kanunu sayfasında yer alır. Ev halkının kim olduğunu 367. madde söyler: evi yönetme yetkisi kan veya kayın hısımlığı, işçilik, çıraklık veya benzeri sebeplerle ya da koruma ve gözetme ilişkisi içinde ev halkı olarak bir arada yaşayanların hepsini kapsar. Kanunun kurduğu bağ, aynı çatı altında yaşamak ve o evde yönetim yetkisine sahip olmaktır. Velayet ise ayrı bir kurumdur; çocuğun bakımı, eğitimi, temsili ve mallarının yönetimiyle ilgili hak ve yükümlülükleri düzenler (TMK m.335 vd.).
Anayasa Mahkemesi, 8.10.2025 tarihli, E.2025/139, K.2025/205 sayılı kararında bu iki kavramın ilişkisini şöyle kurmuştur: ev başkanının aynı zamanda veli olması durumunda, ev başkanının ayırt etme gücüne sahip küçükler üzerindeki özen ve gözetim yükümlülüğü velayet hakkından doğmaktadır. Cümlenin kurgusu önemlidir. Mahkeme velayeti ev başkanlığının şartı olarak değil, ikisinin aynı kişide birleştiği durumda gözetim yükümlülüğünün kaynağı olarak anmaktadır. Aynı kararda kişinin farklı zamanlarda iki farklı ev başkanının yönetimine tabi olabileceği ve ev başkanlığı yönetiminin ve bu kapsamdaki sorumluluğun birinden diğerine geçebileceği de belirtilmiştir. Karar 31.12.2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Evli ve çocuğuyla birlikte yaşayan anne ile baba için bu ayrım pratikte görünmez, çünkü ikisi hem velidir hem de aynı evin birlikte yöneticisidir (TMK m.336/1, m.186/2). Ayrım, ebeveynler ayrı evlerde yaşamaya başladığı anda belirleyici hâle gelir. Ev başkanının sorumluluğunun genel yapısını, kusursuz sorumluluk niteliğini ve Anayasa Mahkemesi kararının diğer sonuçlarını anne baba çocuğun verdiği zarardan nasıl kurtulur yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Velayet ile Ev Başkanlığı Aynı Şey mi?
Değildir; velayet yokken çocuğun zararı tartışmasının kilidi de bu farktadır. Velayet bir hukuki statü, ev başkanlığı ise fiilî bir birlikte yaşama ve yönetim ilişkisidir. İkisi çoğu ailede aynı kişide birleştiği için birbirinin yerine kullanılır, ancak boşanma, ayrı yaşama veya velayetin kaldırılması gibi durumlarda birbirinden ayrılırlar. Aşağıdaki tablo, en sık karşılaşılan durumlarda iki kavramın nasıl ayrıştığını gösteriyor.
| Durum | Velayet kimde | Çocuk kiminle yaşıyor | TMK 369 açısından ilk bakılacak kişi |
|---|---|---|---|
| Evlilik devam ediyor, aile birlikte yaşıyor | Anne ve baba birlikte (TMK m.336/1) | Anne ve baba | Anne ve baba birlikte, müteselsil |
| Boşanma sonrası velayet anneye verildi, çocuk annesiyle yaşıyor | Anne | Anne | Anne |
| Velayet annede, çocuk anlaşmayla babasının yanına taşındı | Anne | Baba | Baba; gözetimin fiilen babada olduğu kanıtlanmalıdır |
| Velayet babada, çocuk olay tarihinde bir kuruma yerleştirilmiş veya kaçmış | Baba | Hiçbiri | Gözetim ilişkisi kesilmişse baba da sorumlu olmayabilir |
| Velayet kaldırıldı, çocuğa vasi atandı veya kuruma yerleştirildi | Vasi veya kurum | Koruyucu aile, kurum ya da akraba | Çocuğun ev halkından olduğu kişi |
| Çocuk büyükanne ve büyükbabasının evinde onların yönetiminde yaşıyor | Anne veya baba | Büyükanne ve büyükbaba | Büyükanne ve büyükbaba |
Tablodaki son sütun bir başlangıç noktasıdır, kesin sonuç değildir. Her dosyada mahkeme, olay tarihinde çocuğun nerede yaşadığını, gözetimin kimde olduğunu ve kurulan ilişkinin kalıcı mı geçici mi olduğunu delillerle tespit eder. Velayet kararı bu tespitte önemli bir belgedir, ama tek başına sonucu belirlemez.
Boşandık, Velayet Annede: Baba Çocuğun Zararından Sorumlu mu?
Kural olarak sorumlu değildir; velayet anneye verilmiş ve çocuk annesiyle yaşıyorsa TMK 369 uyarınca dava anneye açılmalıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 18.09.2014 tarihli, E.2014/12006, K.2014/12044 sayılı kararı bu sorunun doğrudan cevabıdır. Olayda reşit olmayan bir genç, bir kişinin ölümüne yol açmış; ölen kişinin annesi ve kardeşi, gencin babasına “baba ve aile başkanı” sıfatıyla tazminat davası açmıştı. İzmir 9. Aile Mahkemesi, gencin velayetinin annede olduğu gerekçesiyle babaya karşı açılan davayı pasif husumet yokluğundan reddetti.
Yargıtay kararı bozdu ama bozma, babanın sorumlu tutulması gerektiği için değildi. Daire, boşanma kararıyla birlikte velayetin anneye verildiğini tespit ettikten sonra şu sonuca vardı: velayetin anneye bırakılması nedeniyle, babanın küçük üzerinde eylemli veya hukuki ilişkisinin varlığı hakkında kanıt bulunmadığından, dava TMK 369 uyarınca anneye karşı açılmalıdır. Davanın anne yerine babaya yöneltilmesi “temsilcide yanılma” olarak kabul edilmeli, davanın anneye doğru olarak yöneltilmesi sağlanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Yani mahkemenin hatası davayı tümüyle reddetmesiydi; doğru yol, davayı doğru kişiye yöneltme imkânı tanımaktı.
Bu kararın parantez içindeki cümlesi, velayeti olmayan babalar için en önemli kısımdır. Yargıtay babayı velayeti olmadığı için değil, çocuk üzerinde “eylemli veya hukuki” bir ilişkisi kanıtlanmadığı için sorumluluk dışında tutmuştur. Bu ifade, velayetin karşı tarafta olmasının tek başına yeterli olmadığını, babanın çocukla fiilî bir gözetim ilişkisi kurduğu kanıtlanırsa sonucun değişebileceğini gösteriyor. Velayet kararı, kimin ev başkanı olduğu sorusunda başlangıç belgesidir; karşı delille aşılabilir.
Velayeti olmayan baba hangi durumlarda sorumlu tutulabilir?
Çocuk babanın evine taşınmış ve onun yönetiminde yaşıyorsa baba, velayeti olmasa da ev başkanı sıfatıyla sorumlu tutulabilir. Uygulamada en sık görülen örnek, velayeti annede olan bir gencin okul, iş veya aile içi anlaşmazlık nedeniyle bir süre babasının yanında yaşamasıdır. Bu durumda çocuk babanın ev halkındandır, gözetim babadadır ve 367. maddenin kurduğu bağ velayetten bağımsız olarak oluşmuştur.
Yargıtay’ın nafaka dosyalarında kullandığı bir ölçüt bu ayrımı açıkça yansıtır. 3. Hukuk Dairesi’nin 02.03.2015 tarihli, E.2014/10243, K.2015/3191 sayılı kararında velayeti annede olan bir çocuğun lise yıllarında babasının yanında kaldığı ileri sürülmüştü. Daire, çocuğun babasının yanında kaldığı sürenin okul kayıtlarıyla kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmasını ve nafaka borcunun buna göre hesaplanmasını istedi; ilk derece mahkemesi de iştirak nafakasını “velayetin eylemli olarak kullanılmasına bağlı bir alacak” olarak nitelendirmişti. Bu bir nafaka kararıdır ve ev başkanının sorumluluğuna ilişkin değildir; ama Yargıtay’ın velayetin kâğıt üzerindeki sahibi ile çocuğa fiilen bakan ebeveyni birbirinden ayırdığını gösterir. Ev başkanlığı tespitinde de mahkemenin bakacağı yer, çocuğun fiilen nerede yaşadığıdır.
Velayet Bende Ama Çocuk Yanımda Yaşamıyorsa Ne Olur?
Velayetin sizde olması, olay anında çocuk sizin gözetiminizde değilse sizi kendiliğinden sorumlu kılmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 28.11.2016 tarihli, E.2016/19836, K.2016/13529 sayılı kararı, velayet tartışmasının iki yönünü de aynı dosyada gösteren nadir örneklerdendir. Olayda boşanmış bir çiftin çocuğu, restorasyonu süren tarihi bir binanın yanmasına sebep olmuş, binanın sahibi kurum anne ve babaya TMK 369’a dayanarak dava açmıştı.
Dosyanın velayet geçmişi şöyleydi: boşanmayla velayet önce ebeveynlerden birine verilmiş, sonra açılan velayetin değiştirilmesi davasında 25.08.2011 tarihli kararla babaya geçmiş ve bu karar 04.11.2011’de kesinleşmişti. Yangın 04.12.2011 tarihinde çıktı. Anne, yangın tarihinde velayetin kendisinde olmadığını, bu nedenle davada taraf sıfatının bulunmadığını savundu. Aile mahkemesi anne yönünden davayı reddetti, babayı ise sorumlu tuttu ve bilirkişinin belirlediği 90.068 TL’lik zarardan hakkaniyet indirimi yaparak 30.000 TL’ye hükmetti.
Yargıtay davacı kurumun temyiz itirazlarının tamamını reddetti; anne yönünden verilen ret kararı böylece yerinde kaldı. Daire ayrıca anne hakkındaki dava pasif husumet yokluğundan reddedildiği hâlde anne lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesini bozma sebebi saydı. Babanın durumu ise farklı bir gerekçeyle sonuçlandı: çocuk yangından dört gün önce evine gitmek istemediği için polis tarafından bir kuruma getirilmiş, iki gün sonra kurumu izinsiz terk etmiş ve yangından iki gün sonra bulunana kadar kayıp olarak aranmıştı. Yargıtay bu olgular karşısında olay tarihinde çocuk ile baba arasındaki bağımlılık ilişkisinin kesildiğini ve babanın ev başkanı sorumluluğunun sona erdiğinin kabulü gerektiğini belirterek kararı baba yararına da bozdu.
Karar iki sonuç veriyor. Birincisi, velayeti ve çocukla birlikte yaşaması bulunmayan ebeveynin taraf sıfatına itirazı mahkemece kabul görmüştür. İkincisi, velayet sahibi ebeveyn de çocuk olay anında gözetiminden fiilen çıkmışsa sorumlu tutulmayabilir. İki sonuç da aynı yere varır: TMK 369’da soru “velayet kimde?” değil, “çocuk o gün kimin ev halkındaydı ve kimin gözetimindeydi?” sorusudur. Ev başkanlığı için birlikte yaşamanın şart olduğunu, aynı apartmanda ayrı dairelerde yaşamanın bile yeterli görülmediğini gösteren 2025 tarihli bir başka Yargıtay kararını da ev başkanının sorumluluğu yazımızda anlattık.
Kişisel İlişki Günlerinde Çocuk Zarar Verirse Kim Sorumlu?
Kişisel ilişki günlerinde çocuğun verdiği zarar için kimin sorumlu olacağını doğrudan çözen yayımlanmış bir Yargıtay kararına tam metin taramamızda rastlamadık; bu nedenle sonuç, olayın şartlarına göre değerlendirilecektir. Velayeti kendisine bırakılmayan ebeveyn, çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir (TMK m.323) ve bu ilişki boşanma kararında mahkemece düzenlenir (TMK m.182). Uygulamada düzenleme genellikle hafta sonları, bayramlar ve yaz tatili gibi dönemlerde çocuğun o ebeveynin evinde kalması biçiminde kurulur.
Bu boşlukta yol gösteren iki ilke var. Birincisi, Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda andığımız tespitidir: kişi farklı zamanlarda iki farklı ev başkanının yönetimine tabi olabilir ve sorumluluk birinden diğerine geçebilir. İkincisi, 3. Hukuk Dairesi’nin 2014 kararında babayı sorumluluk dışında bırakırken kullandığı “eylemli ilişki” ölçütüdür. İkisi birlikte okunduğunda, çocuğun kişisel ilişki için babasının ya da annesinin evinde kaldığı ve o ebeveynin gözetiminde bulunduğu sırada verdiği zararda, o ebeveynin ev başkanı sayılması güçlü bir ihtimaldir. Bununla birlikte birkaç saatlik bir görüşmenin “ev halkı olarak bir arada yaşama” sayılıp sayılmayacağı tartışmaya açıktır.
Zarar gören açısından pratik sonuç şudur: olay kişisel ilişki sırasında gerçekleşmişse çocuğun o anda kimin yanında olduğu tanık, mesaj kayıtları, kişisel ilişki kararı ve olay tutanağıyla tespit edilmelidir. Velayeti olmayan ebeveyn açısından ise kişisel ilişki günlerinde çocuğun gözetimini fiilen üstlendiğinizi, bu sürede alınması gereken önlemlerin sizden beklenebileceğini hesaba katmak gerekir. Velayet sahibi ebeveynin, çocuk diğer ebeveynin yanındayken gerçekleşen olaydan nasıl etkileneceği de aynı soruya bağlıdır ve dosyanın delillerine göre cevaplanır.
Yaz tatili ve uzun kalışlarda durum değişir mi?
Kalışın süresi uzadıkça çocuğun o evin ev halkından sayılması kolaylaşır. Birkaç saatlik görüşme ile bir aylık yaz tatili arasında, gözetimin kimde olduğu bakımından belirgin bir fark vardır. Uzun süreli kalışlarda çocuk o evin düzenine tâbi olur (TMK m.368), günlük gözetim o evdeki yetişkin tarafından yürütülür ve okul, sağlık, harçlık gibi kararlar fiilen orada alınır. Çocuğun yaz boyunca babasının yanında kaldığı ve bu sırada komşunun aracına zarar verdiği bir olayda, babanın “velayet bende değil” savunmasının karşılık bulması, çocuğun hafta sonu birkaç saatliğine yanına geldiği bir olaya göre daha zordur.
Ortak Velayette Sorumluluk Nasıl Paylaşılır?
Ortak velayet kurulmuş olsa bile TMK 369 bakımından ölçüt değişmez; sorumluluk çocuğun olay anında ev halkından olduğu ebeveyn üzerinden kurulur. Türk Medeni Kanunu boşanmada velayetin çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa ait olacağını söyler (TMK m.336/3). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.02.2017 tarihli, E.2016/15771, K.2017/1737 sayılı kararında İngiliz vatandaşı taraflar bakımından ortak velayet düzenlemesinin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığını kabul etmiştir. Ortak velayetin Türk vatandaşları arasında hangi şartlarla kurulabileceği ayrı bir tartışmadır ve bu yazının konusu değildir.
Ortak velayette çocuk çoğu zaman bir ebeveynin evinde sürekli, diğerinin evinde dönemsel olarak kalır ya da iki ev arasında dönüşümlü yaşar. Çocuk tek bir evde sürekli yaşıyorsa o evin ebeveyni ev başkanıdır; diğer ebeveynin durumu, kişisel ilişki günlerindeki tartışmayla aynıdır. Dönüşümlü yaşamada her ebeveynin, çocuğun kendi yanında bulunduğu dönemde ev başkanı sayılması beklenir. Bu sonucu doğrudan söyleyen bir Yargıtay kararına rastlamadık; değerlendirme, Anayasa Mahkemesi’nin ev başkanlığının birinden diğerine geçebileceği yönündeki tespitine dayanmaktadır.
Ortak velayetin sorumluluk bakımından getirdiği tek kesin sonuç şudur: velayet iki ebeveynde olduğu için ikisinden biri “velayet bende değil” savunmasını yapamaz. Savunma ancak “çocuk olay sırasında benim ev halkımdan değildi ve gözetimim altında bulunmuyordu” biçiminde, fiilî olgulara dayanarak kurulabilir. İki ebeveynin birlikte sorumlu tutulduğu hâllerde zarar gören tazminatın tamamını ikisinden herhangi birinden isteyebilir (TBK m.61, m.163/1); fazla ödeyen, fazlası için diğerine başvurur (TBK m.62/2).
Velayeti Kaldırılan Anne veya Babanın Sorumluluğu
Velayeti kaldırılan ve çocukla birlikte yaşamayan ebeveyn, TMK 369 uyarınca çocuğun verdiği zarardan kural olarak sorumlu tutulmaz. Hâkim, çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi ya da çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması hâllerinde velayetin kaldırılmasına karar verir (TMK m.348). Velayet her iki ebeveynden kaldırılırsa çocuğa vasi atanır.
Çocuğun gelişmesi tehlikede ise hâkim onu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir (TMK m.347); velayetin kaldırıldığı dosyalarda çocuk da çoğunlukla böyle bir yere ya da bir akrabanın yanına geçer. Bu durumda ev başkanlığı sorusu çocuğun yeni yaşadığı yer üzerinden sorulur. Velayeti kaldırılan ebeveynin çocukla bağı tamamen kopmaz; ana ve babanın çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülükleri devam eder (TMK m.350). Ancak bu gider yükümlülüğü, ev başkanının sorumluluğuyla aynı şey değildir ve çocuğun üçüncü kişilere verdiği zarardan sorumluluk doğurmaz.
Velayetin kaldırılması hukuki sorumluluk bakımından bu sonucu doğururken, ceza hukuku bakımından durum farklıdır. Çocuğun ahlak, güvenlik ve sağlığını tehlikeye sokan davranışlar nedeniyle anne ve babanın cezai sorumluluğu ve bu sorumluluğun velayetle ilişkisi çocuğun suçundan ailenin sorumluluğu yazımızın konusudur. Velayetin kime verileceği ve değiştirilmesi ise ayrı bir yargılamanın konusudur; ölçütleri çocuğun velayeti babaya nasıl verilir yazımızda anlattık.
Çocuk Büyükanne, Büyükbaba veya Akrabasının Yanında Yaşıyorsa
Çocuk anne ya da babasıyla değil, büyükanne ve büyükbabasıyla veya başka bir akrabasıyla aynı evde ve onların yönetiminde yaşıyorsa ev başkanı onlar olabilir. Ev başkanlığı kanuna, sözleşmeye veya örfe göre belirlenir ve koruma ve gözetme ilişkisi içinde ev halkı olarak bir arada yaşayanların hepsini kapsar (TMK m.367). Maddede sayılan hısımlık, işçilik ve çıraklık örnekleri sınırlayıcı değildir; “benzeri sebepler” ve “koruma ve gözetme ilişkisi” ifadeleri, çocuğu yanına alıp onun gözetimini üstlenen her yetişkini kapsayabilecek genişliktedir.
Bu durum özellikle anne ve babanın çalışmak için başka bir şehirde yaşadığı, çocuğun büyükanne ve büyükbabasının yanında büyüdüğü ailelerde ortaya çıkar. Velayet anne ve babada kalır, ama çocuğun günlük hayatı, okula gidişi, akşam eve dönüşü ve harçlığı büyükanne ile büyükbabanın evinde düzenlenir. Böyle bir dosyada zarar gören, velayet sahibi anne ve babayla birlikte ya da onların yerine büyükanne ve büyükbabaya da dava açmayı değerlendirebilir.
Çocuğun büyükanne ve büyükbabasının yanında bir hafta sonu geçirmesi ise bu sonucu doğurmaz. Kısa ziyaretlerde çocuk o evin ev halkından sayılmayabilir. Belirleyici olan, çocuğun o evde ne kadar süredir yaşadığı, evin düzenine tâbi olup olmadığı ve gözetimin fiilen kim tarafından yürütüldüğüdür.
Velayeti Olmayan Ebeveyn Kendi Kusuru Yüzünden Sorumlu Olabilir mi?
Olabilir; ev başkanı olmasanız bile çocuğun zarar vermesini kendi kusurlu davranışınızla mümkün kıldıysanız genel haksız fiil hükümlerine göre sorumlu tutulabilirsiniz. Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür (Türk Borçlar Kanunu m.49/1). Bu sorumluluğun dayanağı TMK 369 değil, sizin kendi fiilinizdir. Kişisel ilişki günlerinde çocuğa ehliyetsiz olarak araç kullandırmak, ruhsatlı silahını korumasız bırakmak veya çocuğun eline tehlikeli bir alet vermek bu türden örneklerdir.
İki sorumluluk arasındaki en önemli fark ispat yüküdür. TMK 369’da zarar gören ev başkanının kusurunu ispat etmez; ev başkanı gözetim yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat etmek zorundadır. TBK 49’a dayanan davada ise zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır (TBK m.50/1). Velayeti olmayan ebeveyne bu yoldan gidilecekse, onun hangi davranışının zarara yol açtığı somut olarak ortaya konmalıdır. Aynı zarardan birden çok kişi farklı sebeplerle sorumluysa haklarında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanır (TBK m.61).
Çocuğun kendi sorumluluğu da bu tabloda ayrıca yer alır. Ayırt etme gücüne sahip küçükler haksız fiillerinden sorumludur (TMK m.16/2); ev başkanının sorumlu olması çocuğun sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ayırt etme gücü bulunmayan çocuğun verdiği zararda ise hâkim, hakkaniyet gerektiriyorsa zararın tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir (TBK m.65); bu ayrımın zarar gören açısından sonuçları çocuğun suçundan ailenin sorumluluğu yazımızda özetlenmiştir. Çocuğun kendisine karşı açılan davada çocuk, velayet sahibi ebeveyn tarafından temsil edilir (TMK m.342); bu temsil, temsilci ebeveyne kendi adına davalı sıfatı kazandırmaz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 08.12.2014 tarihli, E.2014/13970, K.2014/17895 sayılı kararında reşit olmayan bir sürücünün annesine yalnız veli olduğu için açılan davada bunu açıkça söylemiştir: annenin dava dilekçesinde “velayeten” isminin yer alması ona davalı taraf sıfatını kazandırmaz, bu tamamen temsile ilişkindir. Dilekçede ev başkanının sorumluluğuna hiç dayanılmadığı için Daire, uyuşmazlığın aile mahkemesinde değil asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesine karar vermiştir.
İştirak Nafakası Ödemek Sorumluluk Doğurur mu?
Doğurmaz; iştirak nafakası ödemek sizi çocuğun ev başkanı yapmaz. Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m.182). Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler de ana ve baba tarafından karşılanır (TMK m.327). Bu yükümlülükler çocuğa karşı bir borçtur; üçüncü kişilere karşı bir gözetim yükümlülüğü değildir.
Nafaka ile ev başkanlığı arasındaki tek bağlantı delil bakımındandır. Velayeti olmayan ebeveynin nafaka ödemeyi kesmesi veya nafaka borcunun çocuğun onun yanında kaldığı süre kadar mahsup edilmesi, çocuğun bir dönem o ebeveynle yaşadığını gösteren güçlü bir delil olabilir. Yukarıda andığımız 2015 tarihli nafaka kararında olduğu gibi, çocuğun bir ebeveynin evinde kaldığı dönem okul kayıtlarıyla belirlenebiliyorsa aynı kayıtlar ev başkanlığı tartışmasında da kullanılabilir.
Bu nedenle çocuğun yanınıza taşındığı dönemlerde nafaka konusunda karşı tarafla yazılı bir mutabakat yapmak, ilerde iki ayrı uyuşmazlıkta işinize yarar: hem birikmiş nafaka talebine karşı hem de çocuğun o dönemde kiminle yaşadığının ispatında. İştirak nafakasının ne zaman sona erdiğini çocuğa verilen nafaka hangi durumlarda kesilir yazımızda anlattık.
Size Dava Açıldıysa Velayet Savunması Nasıl Yapılır?
Velayet yokken çocuğun zararı için size dava açıldıysa ve çocuk sizinle yaşamıyorsa savunmanın merkezi taraf sıfatı itirazıdır: TMK 369 uyarınca ev başkanı olmadığınızı ileri sürersiniz. 2016 tarihli Yargıtay kararındaki annenin savunması bu biçimde kurulmuştu ve aile mahkemesi davayı onun yönünden pasif husumet yokluğundan reddetmişti. Bu savunmayı destekleyen belgeler genellikle şunlardır: boşanma ilamı ve velayet hükmünün kesinleşme şerhi, varsa velayetin değiştirilmesi kararı, olay tarihindeki yerleşim yeri kayıtları, çocuğun okul kaydı ve devam bilgisi, kişisel ilişki kararı ve olay gününe ait tanık beyanları.
Savunmada dikkat edilmesi gereken nokta, velayet hükmüne yaslanıp fiilî durumu atlamamaktır. 3. Hukuk Dairesi’nin 2014 kararındaki ölçüt “eylemli veya hukuki ilişki” olduğu için, karşı taraf çocuğun olay döneminde sizin evinizde kaldığını ispat ederse velayet hükmü tek başına sizi korumaz. Olay kişisel ilişki gününde gerçekleştiyse, çocuğun o sırada gerçekten sizin yanınızda olup olmadığı ve gözetimin kimde bulunduğu ayrıca tartışılır.
Ev başkanı sayıldığınız bir dosyada ise savunma başka bir eksene kayar ve gözetim yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispatına dönüşür. Bu ispatın nasıl yapılacağını ve mahkemenin hangi önlemleri yeterli saydığını anne baba çocuğun verdiği zarardan nasıl kurtulur yazımızda ayrı bir başlık altında ele aldık. TMK 369’a dayanılarak açılan davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir; tazminat istemi zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar, ancak fiil ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı öngörülen bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır (TBK m.72/1).
Zarar Gören Tarafsanız Davayı Kime Açmalısınız?
Zararı veren çocuğun anne ve babası boşanmışsa davayı açmadan önce çocuğun olay tarihinde kiminle yaşadığını tespit etmelisiniz; yanlış ebeveyne açılan dava zaman ve masraf kaybına yol açar. Çocuğun kimin velayetinde olduğu nüfus kayıtlarından ve boşanma ilamından anlaşılabilir, ama asıl önemli olan çocuğun o tarihte hangi evde yaşadığıdır. Komşular, okul ve site yönetimi bu bilgiyi doğrulamanıza yardımcı olabilir.
Çocuğun kiminle yaşadığı netleşmiyorsa davayı her iki ebeveyne birlikte yöneltmek ve olay tarihindeki gözetim ilişkisinin yargılama sırasında aydınlatılmasını istemek düşünülebilir. Ancak bu yolun da bir maliyeti vardır: 2016 tarihli Yargıtay kararında görüldüğü gibi, sıfatı bulunmadığı anlaşılan ebeveyn yönünden dava pasif husumet yokluğundan reddedilir ve Yargıtay o dosyada bu ebeveyn lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayırt etme gücüne sahip çocuğun kendisini de davalı olarak göstermek, ev başkanı yönünden bir eksiklik çıkması ihtimaline karşı ek bir güvence sağlar.
Dava dilekçesinde TMK 369’a açıkça dayanılması, görevli mahkeme tartışmasını da önler; ebeveyni yalnız “velayeten” davalı göstermek, yukarıda andığımız 2014 tarihli 17. Hukuk Dairesi kararında görüldüğü gibi ona kendi adına sorumluluk yüklemez. Velayeti olmayan ebeveynin kendi kusuruna dayanılacaksa, bu ayrı hukuki sebep ve onu ispatlayan deliller dilekçede ayrıca gösterilmelidir. Çocuğun bir yaralama veya mala zarar verme olayının faili olduğu dosyalarda yürüyen ceza soruşturmasının ve çocuk hakkındaki tedbir kararlarının tazminat davasına nasıl yansıdığını 10, 11 veya 12 yaşındaki çocuk suç işlerse ne olur yazımızda bulabilirsiniz; zarar gören çocuksa davayı kimin açacağı sorusunu çocuk adına tazminat davası yazımız cevaplıyor.
Boşanma Sonrası Bu Riski Nasıl Yönetirsiniz?
Velayet yokken çocuğun zararı tartışmasının büyük kısmı, ebeveynlerin çocuğun nerede kaldığını yazılı tutmamasından doğar. Boşanma ve velayet düzenlemesi yapılırken çocuğun hangi dönemlerde hangi ebeveynin yanında kalacağını açık ve yazılı biçimde belirlemek, olası bir tazminat davasında kimin ev başkanı olduğu sorusunu baştan cevaplar. Kişisel ilişki takviminin, yaz tatili sürelerinin ve çocuğun başka bir eve taşınması gibi değişikliklerin yazılı tutulması, yalnızca velayet uyuşmazlıklarında değil, üçüncü kişilere karşı sorumluluk tartışmasında da belirleyici delil olur. Bir dava ile karşı karşıyaysanız veya velayet düzenlemenizin bu açıdan sonuçlarını değerlendirmek istiyorsanız, aile hukuku dosyalarındaki çalışma biçimimizi Ankara boşanma avukatı sayfamızda, tazminat tarafını ise Ankara tazminat avukatı sayfamızda inceleyebilir; dosyanızı birlikte değerlendirmek için görüşme talebinizi iletişim sayfası üzerinden iletebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Velayet bende değilken çocuğun verdiği zarardan sorumlu muyum?
Çocuk olay sırasında sizinle yaşamıyor ve sizin gözetiminizde bulunmuyorsa kural olarak sorumlu değilsiniz. TMK 369 sorumluluğu velayete değil ev başkanlığına bağlar. Çocuk sizin evinizde kalıyorsa veya zararı sizin kusurunuz kolaylaştırdıysa sorumlu tutulabilirsiniz.
Velayeti olmayan baba çocuğun verdiği zarardan sorumlu mu?
Velayet annede ve çocuk annesiyle yaşıyorsa kural olarak sorumlu değildir. Yargıtay, bu durumda babanın çocuk üzerinde eylemli veya hukuki bir ilişkisi kanıtlanmadıkça davanın anneye yöneltilmesi gerektiğine karar vermiştir. Çocuk babasının evinde yaşıyorsa sonuç değişebilir.
Boşanmış anne babadan hangisi çocuğun zararını öder?
Kural olarak çocuğun olay tarihinde birlikte yaşadığı ve gözetimini üstlenen ebeveyn öder. Velayet kararı bu konuda başlangıç belgesidir, ama çocuğun fiilen diğer ebeveynin yanında yaşadığı kanıtlanırsa sorumluluk o ebeveyne geçebilir.
Kişisel ilişki sırasında çocuğun verdiği zarardan kim sorumlu?
Bu soruyu doğrudan çözen yayımlanmış bir Yargıtay kararına rastlamadık. Anayasa Mahkemesi’nin ev başkanlığının birinden diğerine geçebileceği yönündeki tespiti, çocuğun o sırada yanında bulunduğu ve gözetimini üstlenen ebeveynin sorumlu tutulabileceğini düşündürüyor. Kısa görüşmeler ile uzun kalışlar farklı değerlendirilebilir.
Velayet bende ama çocuk annesinin yanında yaşıyor, sorumlu olur muyum?
Çocuk olay döneminde fiilen annesinin evinde ve onun gözetiminde yaşıyorsa ev başkanı annedir. Velayetin sizde olması tek başına sorumluluk doğurmaz. Yargıtay, velayet sahibi babanın bile çocuk olay anında gözetiminden çıkmışsa sorumlu tutulamayacağını kabul etmiştir.
Velayeti kaldırılan anne veya baba çocuğun zararından sorumlu mu?
Çocukla birlikte yaşamıyorsa TMK 369 uyarınca kural olarak sorumlu değildir. Velayetin kaldırılması hâlinde bakım ve eğitim giderlerini karşılama yükümlülüğü devam eder (TMK m.350), ama bu yükümlülük üçüncü kişilere verilen zarardan sorumluluk doğurmaz.
İştirak nafakası ödüyorum, çocuğun verdiği zarardan sorumlu olur muyum?
Nafaka ödemek sizi ev başkanı yapmaz. İştirak nafakası çocuğun giderlerine katılma borcudur; çocuğun üçüncü kişilere verdiği zarardan sorumluluk ise çocuğun sizin ev halkınızdan olmasına bağlıdır.
Ortak velayette çocuğun zararını kim öder?
Ortak velayette de ölçüt çocuğun olay anında hangi ebeveynin evinde ve gözetiminde olduğudur. Dönüşümlü yaşamada çocuğun kimin yanında bulunduğu dönemde zarar verdiğine bakılır. İki ebeveyn birlikte sorumlu tutulursa zarar gören tazminatın tamamını ikisinden birinden isteyebilir.
Çocuk babaannesinin yanında yaşıyorsa sorumlu kim olur?
Çocuk babaannesinin evinde ve onun yönetiminde yaşıyorsa babaanne ev başkanı sayılabilir. Ev başkanlığı koruma ve gözetme ilişkisi içinde birlikte yaşayanların hepsini kapsar (TMK m.367). Kısa süreli ziyaretler bu sonucu doğurmaz.
Yanlış ebeveyne dava açılırsa ne olur?
Yargıtay, velayeti annede olan çocuk için babaya açılan bir davada bunu temsilcide yanılma olarak nitelendirmiş ve davanın doğru ebeveyne yöneltilmesinin sağlanması gerektiğini söylemiştir. Davaya sıfatı olmadığı anlaşılan ebeveyn yönünden ise dava pasif husumet yokluğundan reddedilir; Yargıtay böyle bir dosyada o ebeveyn lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Velayeti olmayan ebeveyn hangi durumda kendi kusuru yüzünden sorumlu olur?
Çocuğa ehliyetsiz araç kullandırmak, silahını korumasız bırakmak veya çocuğun eline tehlikeli bir alet vermek gibi kendi kusurlu davranışıyla zarara yol açtıysa genel haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olabilir (TBK m.49). Bu davada zarar gören, ebeveynin kusurunu ispat etmek zorundadır.
Bu yazıda aktarılan Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları tam metinleri üzerinden özetlenmiştir; kişisel ilişki günleri ve ortak velayet bakımından yaptığımız değerlendirmeler, doğrudan bir içtihada değil bu kararların ve kanun hükümlerinin birlikte okunmasına dayanmaktadır. Yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; kimin ev başkanı sayılacağı her dosyada olay tarihindeki fiilî duruma göre belirlenir ve kendi durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.