Genel, İş Hukuku, Sigorta Hukuku

Çıraklık Sigortası Emeklilik Başlangıcı Sayılır mı? Yargıtay’ın Çıraklık Sigortası Kriteri

Çıraklık Sigortası Emeklilik Başlangıcı Sayılır mı? Yargıtay’ın Çıraklık Sigortası Kriteri

Çıraklık sigortası emeklilik başlangıcı sayılır mı sorusunun kanun metnindeki karşılığı nettir: çıraklık döneminde uzun vadeli sigorta kollarına prim yatırılmadığı için bu süre, kural olarak sigortalılık süresinin başlangıcı sayılmaz. Ancak kural burada bitmez. Yargıtay’ın en az 2009’dan bu yana süren içtihadına göre çırak, işyerinde üretime bilfiil katılmışsa ortada bir çıraklık ilişkisi değil hizmet akdi vardır ve dönem, beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılan hizmet tespiti davasıyla uzun vadeli sigorta kollarına dahil ettirilebilir.

Makale İçeriği

Bu yazıda Daire’nin ölçütünü, ölçütü uygulayan 04.02.2026 tarihli kararı ve kararın gerçekte ne yönde sonuçlandığını birincil metne dayanarak inceliyoruz. 18 yaşından önceki çıraklık dönemleri bakımından kanunun kurduğu özel rejimi de ayrıca ele alıyoruz; bu nokta, davadan beklenen kazancın büyüklüğünü doğrudan belirliyor. Çıraklık dosyalarının çoğunun düştüğü beş yıllık dava süresini ve bu süreyi kesmeyen çıraklık bildirgesini de ayrı bir başlıkta açıklıyoruz.

Özet — Çıraklık süresi kural olarak sigorta başlangıcı sayılmaz; istisnası üretime katılma ölçütüdür.

  • Çıraklık sözleşmesinde üstün nitelik çalışma değil, meslek öğretimidir. Öğretim arka planda kalıp üretim öne geçmişse çıraklık ilişkisinden söz edilemez.
  • Bu ölçüt yeni değildir; aynı cümle Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2009 tarihli kararında da yer alır ve bugün 10. Hukuk Dairesi tarafından uygulanmaya devam eder.
  • 04.02.2026 tarihli karar davayı reddetmemiştir; ilk derece ve bölge adliye mahkemesi davacı lehine karar vermiş, Daire eksik inceleme nedeniyle BOZMUŞTUR.
  • İspat çıtası yüksektir: üretime ne şekilde katıldığı somut olarak ortaya konmalıdır; kanunun öngördüğü pratik eğitim, üretime katılma sayılmaz. ⏳ Dava süresi hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıldır; SGK kayıtlarındaki kısa vadeli çıraklık bildirgesi bu süreyi kesmez (Y. 10. HD, 14.05.2025, 2024/15026 E., 2025/8208 K.).
  • 🔑 18 yaşından önceki dönem için sigortalılık süresi geriye çekilmez; 5510 s.K. m.38/2 (öncesinde 506 s.K. m.60/G) uyarınca süre 18 yaşın doldurulduğu tarihte başlar, o tarihten önceki primler yalnızca prim ödeme gün sayısına eklenir. 01.04.1981’den önce uzun vadeli kollara tescil edilmiş olanlarda bu kural uygulanmaz.

Çıraklık Sigortası Emeklilik Başlangıcı Sayılır mı?

Kural olarak sayılmaz. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 5. maddesinin (b) bendi, aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler hakkında yalnızca iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortası uygulanacağını hükme bağlar. Emeklilik hakkını doğuran malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası bu dönemde devrede değildir.

Buna karşılık aynı bendin son cümlesi çoğu kaynakta atlanır: bu kişiler 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar. Yani çırak sigortasız değildir; eksik olan, sigortalılığın kapsamıdır. Bu ayrım, SGK hizmet dökümünde çıraklık dönemine ait bir kaydın görünmesine rağmen emeklilik hesabında karşılığının bulunmamasını da açıklar.

Kuralın istisnası ise ilişkinin gerçek niteliğinde saklıdır. Elinde çıraklık sözleşmesi bulunan bir kişi fiilen üretim yapmışsa, hukuken çırak sayılmayabilir. Daire’nin bu ölçütü nasıl kurduğunu ve nasıl uyguladığını aşağıdaki başlıklarda ayrıntılı olarak ele alıyoruz.

Konunun yasama boyutunu, Meclis’teki kanun tekliflerini ve borçlanma tartışmasını ise staj mağdurları son durum yazımızda ayrı olarak ele aldık.

Çıraklık Sigortası Emekliliğe Sayılıyor mu? 2026’da Yeni Bir Düzenleme Var mı?

Hayır. 23.10.2026 itibarıyla çıraklık süresini emeklilikte sigorta başlangıcı sayan bir kanun hükmü yürürlükte değildir. Ekim 2026’da TBMM’ye çırak, kursiyer ve stajyerlerin sigortalılık başlangıçlarının uzun vadeli sigorta kolları bakımından da geçerli sayılmasını öngören yeni bir kanun teklifi sunulduğu basına yansımıştır; ancak bir teklif, Genel Kurul’da kabul edilip Resmî Gazete’de yayımlanmadıkça kimsenin emeklilik hesabını değiştirmez.

Bugünkü kural 5510 sayılı Kanun’un 38. maddesinin birinci fıkrasındadır: malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında sigortalılık süresinin başlangıcı, kişinin bu sigortalara tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarihtir. Çıraklık döneminde bu kollar uygulanmadığından, e-Devlet hizmet dökümünde görünen çıraklık girişi bu tarihi oluşturmaz. “Çıraklık sigortası başlangıç sayıldı” biçimindeki 2021, 2025 veya 2026 tarihli başlıkların arkasında yürürlüğe girmiş bir kanun bulunmamaktadır; bugün için hukuki yol, üretime katılma ölçütüne dayanan ve süresinde açılan hizmet tespiti davasıdır.

Çıraklık Süresi Emeklilik Hesabına Dahil Edilir mi?

Emeklilik hesabı iki ayrı kalemden oluşur ve çıraklık süresi bugün her ikisine de girmez: sigortalılık süresinin başlangıcı ve prim ödeme gün sayısı. Bu iki kalemi ayırmak, hem dava beklentisini hem de olası bir kanun değişikliğinin etkisini doğru okumak için şarttır.

Sigortalılık süresinin başlangıcı, 5510 sayılı Kanun’un 38. maddesinin birinci fıkrasına göre kişinin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilk defa tabi olduğu tarihtir. Çıraklık döneminde bu sigorta kolları uygulanmadığından, çıraklık kaydı bu tarihi kendiliğinden öne çekmez. Prim ödeme gün sayısı ise yine uzun vadeli sigorta kollarına ödenen primlerden üretilir; kısa vadeli primler bu sayıya eklenmez.

Hizmet tespiti davası kazanıldığında ise tablo değişir: dönem hizmet akdine dayalı sayılır ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi kabul edilir. Bu yüzden çıraklık sigortası emeklilik başlangıcı sayılır mı meselesi tek bir evet-hayır cevabıyla kapanmaz; cevap, dönemin hizmet akdi olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğine bağlıdır. Ancak burada kanunun kurduğu özel bir sınır devreye girer ve bu sınır çıraklar bakımından neredeyse her dosyada karşımıza çıkar; ayrı bir başlıkta ele alıyoruz.

Emeklilik hesabının genel çerçevesi için kadın ve erkek için 3600 gün emeklilik şartları yazımızdaki tabloları inceleyebilirsiniz.

Çıraklık Sigortası Primden Sayılır mı?

Prim yatırılır, ancak emeklilik için sayılan prim günü oluşmaz. 3308 sayılı Kanun’un 25. maddesine göre aday çırak ve çırakların sigorta primleri asgari ücretin yüzde ellisi üzerinden Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine konulan ödenekten karşılanır. Bu primler iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortasına aittir; emeklilikte aranan prim ödeme gün sayısı ise malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primlerinden oluşur.

Sonuç olarak çıraklık döneminde ödenen kısa vadeli primler, emeklilik için gereken gün sayısına eklenmez. Hizmet dökümünde çıraklık dönemine ait bir satırın görünmesi bu sonucu değiştirmez; o satır, kısa vadeli sigorta kollarından yapılan bildirimi gösterir. Prim gününe dönüşmesinin tek yolu, dönemin hizmet tespiti davasıyla uzun vadeli kollara tabi sayılmasıdır.

Çıraklık İlişkisi Hizmet Akdi Sayılır mı?

Çıraklık ilişkisi kural olarak hizmet akdi değildir, çünkü ilişkinin amacı iş görme değil meslek öğretimidir. 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 11. maddesi bunu açıkça kurar: “Aday çırak ve çırak; öğrenci statüsünde olup, öğrencilik haklarından yararlanır. Bunlar işyerinde çalışan işçi sayısına dahil edilmezler.”

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi de ilişkinin niteliğini aynı ölçütle belirler ve bunu şu cümleyle ifade eder: çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırağın uygulamalı işler yapması, gördüğü öğrenimin doğal gereğidir; Daire bunu “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” olarak adlandırır ve bu işler dışarıdan sigortalı işçilerin gördüğü iş görünümünde olsa bile öğrenim çevresine girer.

Kararların devamında ise ölçütün diğer yüzü gelir: “Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.” Yani “çıraklık sözleşmesi var, öyleyse hizmet akdi yoktur” biçiminde bir sonuca varılamaz; sözleşmenin adı değil, fiilen ne yapıldığı belirleyicidir.

Bu noktada sık rastlanan bir yanlış da ücret konusundadır. Çırağın aldığı para bir “harçlık” ya da “ödenek” değil, kanunun ücret olarak adlandırdığı ve taban tutarını belirlediği bir edimdir. 3308 sayılı Kanun’un 25. maddesi aday çırak ve çırağa yaşına uygun asgari ücretin yüzde otuzundan aşağı ücret ödenemeyeceğini hükme bağlar. Ücret alınıyor olması tek başına hizmet akdi kurmaz; ama “ücret almıyor, o hâlde işçi değil” akıl yürütmesi de kanuna aykırıdır.

Üretimde Çalışan Çırak Sigortalı İşçi Sayılır mı?

Üretime bilfiil katıldığı ve meslek öğreniminin arka planda kaldığı ispat edilirse, evet. Bu, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin kararlarında açıkça yer alan bir kabuldür: “Dairemiz içtihatlarına göre çırakların bu süre içinde diğer çalışanlar gibi üretime katılmaları, meslek ve sanat öğrenimleri geri planda kalıyorsa artık çıraklık ilişkisinden söz edilemeyeceği kabul edilmiştir.”

Daire, “üretim” kavramını da tanımsız bırakmaz. Kararlarda üretim-imalat, malzemelerin veya bileşenlerin fiziksel olarak bir araya getirilerek bir ürünün oluşturulduğu süreç olarak tarif edilir; genellikle seri veya kitlesel üretim süreçlerini, belirli makinelerin, proseslerin ve işçilerin kullanımını içerdiği belirtilir. Ölçüt bu kadar somut olduğu için, dosyada “çalıştım” beyanı yeterli olmaz.

Uygulamada Daire, işyerinin niteliğini de tartışmaya dahil eder. Nitelikli üretim yapan bir işyerinde, işe yeni başlamış ve o güne kadar hiç çalışmamış bir kişinin üretime nasıl katılabildiği ayrıca sorgulanır: üretime nasıl katıldığı, hangi işleri nasıl yaptığı, bu yeterliliğe nasıl sahip olduğu titizlikle araştırılmalı ve somut olarak ortaya konmalıdır. Bu üç soru, dosya hazırlığının çerçevesini de belirler.

Sonuç olarak “üretimde çalışan çırak işçi sayılmaz” biçimindeki genelleme doğru değildir. Doğru ifade şudur: çırak kural olarak işçi sayılmaz, üretime katılma olgusu ispatlandığında ise sayılır ve dönem uzun vadeli sigorta kollarına tabi kabul edilir.

Pratik Eğitim Yapmak Üretime Katılmak Sayılır mı?

Sayılmaz. Çırağın işyerinde yaptığı uygulamalı çalışma, kanunun öngördüğü pratik eğitimin kendisidir: 3308 sayılı Kanun’un 12. maddesine göre aday çırak ve çıraklar pratik eğitimlerini işyerlerinde yapar; teorik ve pratik eğitim birbirini tamamlayacak şekilde planlanır. Aynı madde, çırağın mesleğin özelliğine göre haftada sekiz saatten az olmamak üzere genel ve mesleki eğitim görmesini ve bu eğitime ücretli izinle katılmasını öngörür.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 16.05.2024 tarihli, 2024/5202 E., 2024/5410 K. sayılı kararında, çıraklık sözleşmesi döneminde işyerinin teorik eğitimin tamamlayıcısı olan pratik eğitim kapsamında bulunduğu gözardı edilerek pratik eğitimin hizmet akdi ve üretime katkı olarak değerlendirilmesi hatalı bulunmuş ve karar bozulmuştur. Üretime katılmadan söz edilebilmesi için çırağın diğer işçilerle aynı üretim yükünü taşıdığının ve eğitimin arka planda kaldığının gösterilmesi gerekir; haftalık okul gününe düzenli gidildiğini gösteren kayıtlar ise ilişkinin çıraklık niteliğini güçlendirir.

Yargıtay Karar Bilgileri: 10. Hukuk Dairesi, 04.02.2026 Tarihli, 2025/11878 E., 2026/725 K. Sayılı Karar

Bu karar, üretime katılma ölçütünün somut bir olaya nasıl uygulandığını gösterdiği için önemlidir. Künye Yargıtay Karar Arama sisteminden doğrulanmıştır; karar 10. Hukuk Dairesi’ne aittir ve 04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Olayda 29.03.1971 doğumlu davacı, 05.10.1987 tarihinden itibaren bir kamu kurumunda çırak öğrencisi olarak kayıtlıdır ve 18 yaşından önceki çalışmalarının da uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık statüsünde geçtiğinin tespitini istemiştir. SGK, uyuşmazlık dönemi için uzun vadeli sigorta kollarından bildirim yapılmadığını bildirmiştir. Mahkemede dinlenen bordro tanıkları, davacıyla 1987’den itibaren aynı fabrikada birlikte çalıştıklarını ve mesleki eğitim merkezinden gelenlerin de normal işçi gibi üretime ve imalata yönelik çalıştığını beyan etmiştir.

AşamaSonuç
İlk derece mahkemesiDavanın kabulü — çalışmanın üretime yönelik olduğu, meslek öğrenme nitelik ve ağırlığında geçmediği
Bölge adliye mahkemesiİstinaf başvurularının esastan reddi (davacı lehine sonuç korundu)
Yargıtay 10. HDBAM kararının ortadan kaldırılması + ilk derece kararının BOZULMASI

Bozma gerekçesi, çıraklığın emekliliğe sayılamayacağı değildir. Daire, mahkemenin davacının üretime ne şekilde katıldığını tüm yönleriyle açıklığa kavuşturmadığını, işyerindeki faaliyetlerin teorik eğitimi tamamlayan pratik eğitime yönelik olup olmadığının tartışılmadığını belirtmiştir. Yani bozma, ölçütün uygulanma biçimine ilişkindir; ölçütün kendisi yerinde durmaktadır.

Kararda ikinci bir isabetsizlik de saptanmıştır: hüküm kurulurken 5510 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi yollamasıyla mülga 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesi esas alınması gerekirken, tespite konu dönem bakımından uygulanma yeri bulunmayan 5510 sayılı Kanun’un 38/2. maddesine atıf yapılmıştır. Hangi kanunun uygulanacağı, çalışmanın geçtiği döneme göre belirlenir.

Yargıtay Kararı Çıraklık ve Staj Mağdurları İçin Ne Anlama Geliyor?

Karar, çıraklık dönemi için hukuki yolun kapalı olmadığını gösterir; ancak bu yolun kolay olmadığını da aynı ölçüde gösterir. Basında yer alan “flaş karar” ve “müjde” başlıkları çoğunlukla kararın yalnızca konusunu aktarmakta, sonucunu aktarmamaktadır.

Kararın metninde borçlanma hakkı tanınmasına yönelik bir çağrı, kanun koyucuya tavsiye ya da geriye dönük düzenleme sinyali bulunmamaktadır. Yargıtay bir temyiz merciidir; kanun koyucuya öneride bulunmaz, önüne gelen uyuşmazlıkta hukuku uygular. Kararda yapılan iş, ilişkinin niteliğinin yeterince araştırılmadığını saptamak ve dosyayı yeniden incelenmek üzere geri göndermektir.

Ölçütün yeni olmadığını da belirtmek gerekir. “Çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir” cümlesi, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2009 tarihli, 2008/6922 E., 2009/4164 K. sayılı kararında da aynen yer alır. Yargıtay Karar Arama sisteminde bu cümleyle dönen kararlar 21. ve 10. Hukuk Dairelerine aittir ve 2009’dan 2026’ya uzanır. Bu tablo, ölçütün yerleşik içtihat olduğunu gösterir; “yeni dönem başlıyor” biçimindeki sunum gerçeği yansıtmaz.

Pratik sonuç şudur: çıraklık dönemi için dava açmak mümkündür, fakat dosyanın kayıt temelli delillerle kurulması ve dava süresinin geçmemiş olması gerekir. Yalnızca yakın çevre tanıklığına dayanan bir dosya, ilk derecede kabul edilse dahi temyiz aşamasında bozulma riski taşır; beş yıllık hak düşürücü süre geçmişse ise dosya, ölçüt hiç tartışılmadan düşer.

Bu dar kapsam, staj sırasında bir kaza olduğunda tazminat hakkını ortadan kaldırmaz: sigorta kolları sınırlı olsa da işletmenin iş sağlığı ve güvenliği sorumluluğu sürer. Ayrıntısı için stajyer iş kazası geçirirse ne olur yazımıza bakabilirsiniz.

18 Yaşından Önceki Çıraklık: Sigortalılık Süresi mi, Prim Günü mü?

Dava kazanılsa bile 18 yaşından önceki dönem sigortalılık süresinin başlangıcını geriye çekmez. 5510 sayılı Kanun’un 38. maddesinin ikinci fıkrası bu konuda açıktır: “Bu Kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.”

Bu hüküm çıraklar bakımından neredeyse her dosyada devrededir; çünkü dava konusu yapılan çıraklık dönemlerinin geçtiği yıllarda 3308 sayılı Kanun’un 10. maddesi çıraklığa başlamak için 14 yaşını doldurmuş ve 19 yaşından gün almamış olmayı arıyordu. 1986 öncesinde uygulanan 2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Kanunu’nun 5. maddesi ise çırak olabilmek için 18 yaşından büyük olmamayı şart koşuyordu. Dolayısıyla çıraklık döneminin büyük kısmı, çoğu kişide 18 yaş öncesine denk gelir.

Dava kazanılırsa18 yaşından ÖNCEKİ dönem18 yaşından SONRAKİ dönem
Prim ödeme gün sayısıEklenirEklenir
Sigortalılık süresinin başlangıcıGeriye çekilmez — süre 18 yaşın doldurulduğu tarihte başlarGeriye çekilir

Bu ayrımın pratik önemi büyüktür. Emeklilik şartları hem sigortalılık süresine hem de prim gün sayısına bağlı olduğundan, 18 yaş öncesi bir kazanım gün sayısını iyileştirir ama kişiyi daha eski bir emeklilik kademesine taşımaz. Beklentiyi buna göre kurmak gerekir.

Aynı kural, 01.10.2008 öncesi dönemler bakımından mülga 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesinde yer almaktaydı; hüküm 506 sayılı Kanun’a 11.12.1981 tarihli ve 2564 sayılı Kanun’la eklenmiştir. Nitekim 04.02.2026 tarihli kararda Daire, 1987-1989 dönemine ilişkin tespitte 5510 sayılı Kanun’un 38/2. maddesine atıf yapılmasını isabetsiz bulmuş ve uygulanması gereken hükmün 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesi olduğunu belirtmiştir.

1 Nisan 1981’den Önce Sigortalı Olanlarda 18 Yaş Kuralı Uygulanır mı?

Uygulanmaz. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2009 tarihli, 2008/6922 E., 2009/4164 K. sayılı kararında aktarıldığı üzere, 506 sayılı Kanun’un geçici 54. maddesi, 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60/G maddesinin uygulanmayacağını öngörüyordu. Bu kişilerde 18 yaşından önce başlayan uzun vadeli sigortalılık, ilk tescil tarihinden itibaren sigortalılık süresine sayılır.

Aynı kararda, 20.11.1980 tarihinde 16 yaşındayken işe giriş bildirgesi verilen ve sigortalılığı sonradan çırak olduğu gerekçesiyle iptal edilen bir davacı için Daire, üretime bilfiil katılma ispatlanırsa çalışmaların tüm sigorta kollarına tabi olduğunun ve sigorta başlangıcının 20.11.1980 olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek ret kararını bozmuştur. İstisna yalnızca 01.04.1981 öncesinde uzun vadeli kollara tescil edilmiş olanları kapsar; 04.02.2026 tarihli kararda SGK’nın temyiz dilekçesinde 60/G ve geçici 54. maddenin birlikte ileri sürülmesi de, tescil tarihinin bu dosyalarda ayrıca tartışıldığını gösterir.

Dönem Bazlı Uygulanacak Kanun Çerçevesi

Çıraklık dönemine ilişkin bir uyuşmazlıkta uygulanacak kanun, çalışmanın geçtiği tarihe göre belirlenir. 5510 sayılı Kanun 01.10.2008’de yürürlüğe girmiş, 506 sayılı Kanun ise 5510 sayılı Kanun’un 106. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak kaldırılan kanun, geçmiş dönemler bakımından uygulanmaya devam eder; bunun dayanağı 5510 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesidir.

Konu01.10.2008 ÖNCESİ dönem01.10.2008 SONRASI dönem
Çırağın sigorta kapsamı506 s.K. m.3/II-B5510 s.K. m.5/b
18 yaş kuralı506 s.K. m.60/G5510 s.K. m.38/2
Hizmet tespiti davasının dayanağı506 s.K. m.79/10 (5510 geçici m.7 yollamasıyla)5510 s.K. m.86/9
Sigortalılık niteliğinin kazanılması506 s.K. m.2 ve m.65510 s.K. m.7/a

Yanlış maddeye dayanılması tek başına bozma sebebi olabilmektedir; 04.02.2026 tarihli kararda bu husus ayrıca belirtilmiştir. Bu nedenle dava dilekçesinde dönemin doğru tespit edilmesi ve talebin o dönemin hükümlerine göre kurulması önem taşır. Dönemin sınırı çalışmanın fiilen geçtiği tarihtir; davanın açıldığı tarih değil. Çıraklık dönemi 01.10.2008 tarihinin iki yanına birden taşıyorsa, aynı dosyada iki ayrı rejimin uygulanması gerekebilir.

Çıraklık Hangi Kanuna Tabiydi? 1977, 1986, 1997 ve 2019 Kırılmaları

Sigorta kanunu kadar çıraklığı düzenleyen özel kanun da döneme göre değişir; 506 sayılı Kanun’un 3/II-B maddesi “özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklara” atıf yaptığı için kişinin o dönemde çırak sayılıp sayılmadığı, o tarihte yürürlükte olan özel kanuna göre belirlenir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2009 tarihli kararında, 1980 yılına ait bir çalışmada 3308 sayılı Kanun değil 2089 sayılı Kanun’daki koşulların esas alınması gerektiğini belirtmiştir.

DönemÇıraklığı düzenleyen kanunÇırak olabilmek için yaş şartı
05.07.1977 – 18.06.19862089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Kanunu18 yaşından büyük olmamak (m.5)
19.06.1986 – 19973308 sayılı Kanun (ilk metin)13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak
1997 – 20193308 sayılı Kanun (16.08.1997 tarihli 4306 sayılı Kanun’la değişik)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak
2019 sonrası3308 sayılı Kanun (27.06.2019 tarihli 7180 sayılı Kanun’la değişik; mesleki eğitim merkezi programı)Yaş aralığı yok; en az ortaokul veya imam-hatip ortaokulu mezunu olmak

Tablodaki 1997 ve 2019 sınırları değişiklik kanunlarının tarihlerine göre verilmiştir; dosyada değişikliğin yürürlük tarihi ayrıca kontrol edilmelidir. Sigorta tarafında ise 01.10.2008 sınırı geçerlidir: o tarihten önceki dönemlere 506 sayılı Kanun, sonrasına 5510 sayılı Kanun uygulanır.

506 Sayılı Kanun’da m.2 ile m.3/II-B Ayrımı Neden Önemli?

Bu iki madde, çıraklık uyuşmazlıklarının hukuki çekirdeğini oluşturur ve çoğu kaynakta hiç anılmaz. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanmasıyla kazanılır. Yani sigortalılığın kaynağı sözleşmenin adı değil, hizmet akdinin varlığıdır.

Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesi ise özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile 35. madde hükümlerinin uygulanmayacağını öngörür.

İki hüküm birlikte okunduğunda mantık şöyle işler: bir kişi 3/II-B kapsamında çırak sayılıyorsa uzun vadeli sigorta kolları uygulanmaz. Ancak fiilen üretime katılmış ve öğretim arka planda kalmışsa, artık çıraklık devresinden söz edilemez; bu durumda ilişki 2. madde kapsamında hizmet akdi olarak nitelendirilir ve uzun vadeli sigorta kolları devreye girer. Davanın hukuki kurgusu tam olarak bu geçiş üzerine oturur.

Atıf yapılan özel kanun 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’dur. Bu Kanun’un 3. maddesi çırağı, çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştiren kişi olarak tanımlar. Tanımın merkezinde geliştirme, yani öğrenme vardır; üretim değil.

Çırak Olabilme Şartları Neydi, Yaş Sınırı Nasıl Değişti?

Çıraklık dönemine ilişkin bir uyuşmazlıkta yaş, iki ayrı yerde karşımıza çıkar: çıraklığa başlama şartı olarak ve 18 yaş kuralı bakımından. Çırak olabilmenin şartlarını 3308 sayılı Kanun’un 10. maddesi belirler; ancak madde 27.06.2019 tarihli ve 7180 sayılı Kanun’la baştan değiştirildiği için dava konusu dönemde hangi metnin yürürlükte olduğuna bakmak gerekir. 2019’a kadar yürürlükte olan metin şu şartları arıyordu:

  • 14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. Maddedeki “on üç yaşını” ibaresi 16.08.1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle “on dört yaşını” olarak değiştirilmişti; yani 1997 öncesi dönemlerde alt sınır 13 yaştı.
  • En az ilköğretim okulu mezunu olmak.
  • Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak.

Aynı metne göre 19 yaşından gün almış olup daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar da, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun programlarla çıraklık eğitimine alınabiliyordu. Bu nedenle “çıraklık = 18 yaş altı” eşitlemesi her dosyada geçerli değildir.

Bugünkü metinde ise yaş aralığı yoktur. 7180 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddeye göre mesleki eğitim merkezi programına çırak öğrenci olarak kayıt olabilmek için en az ortaokul veya imam-hatip ortaokulu mezunu olmak ve bünyesi ile sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak yeterlidir; tehlikeli ve çok tehlikeli işlere alınacak çırakların öğrenim ve yaş durumu Bakanlıkça belirlenir. Kanun’un 13. maddesi ise bugün de işyerlerinin, Bakanlıkça tespit edilen il ve meslek dallarında 19 yaşından gün almamış kişileri çıraklık sözleşmesi yapmadan çalıştıramayacağını hükme bağlar.

Kanun’un 13. maddesi ise 18 yaşını dolduran çırağın statüsünü değiştirmez. Maddenin son fıkrasına göre bu Kanun’un uygulandığı yer ve meslek dallarında Borçlar Kanunu’nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında İş Kanunu’nun işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin bölümü dışındaki hükümleri uygulanmaz. Yani 18 yaşını dolduran çırak, sırf bu nedenle işçi sayılmaz; o dönem için de belirleyici ölçüt yine üretime katılmadır. Çıraklık döneminin 18 yaş öncesi ve sonrası olarak ayrı değerlendirilmesinin sebebi bu madde değil, sigortalılık süresinin başlangıcına ilişkin 18 yaş kuralıdır (5510 s.K. m.38/2, 506 s.K. m.60/G).

Çıraklık Sigortası Kaç Yaşında Başlar?

Çıraklık sigortası yaşa değil, çıraklık sözleşmesine ya da mesleki eğitim merkezi kaydına bağlı olarak başlar: aday çırak veya çırak olarak eğitime başlandığında kısa vadeli sigorta kollarından çıraklık işe giriş bildirgesi verilir. Yargıtay kararlarındaki dosyalarda bu bildirim, döneme göre işyeri ya da çıraklık eğitim merkezi üzerinden yapılmıştır.

Hangi yaşta çırak olunabileceği ise dönemin kanununa göre değişmiştir: 2089 sayılı Kanun döneminde 18 yaşından büyük olmamak, 3308 sayılı Kanun’un 2019 öncesi metninde 14 yaşını (1997’ye kadar 13 yaşını) doldurmuş ve 19 yaşından gün almamış olmak gerekiyordu; 2019’dan bu yana maddede yaş aralığı yoktur. Çıraklık sigortası kaç yaşında başlarsa başlasın, emeklilik bakımından sigortalılık süresi bu tarihte başlamaz.

MESEM Sigortası Emekliliğe Sayılır mı?

Sayılmaz. Mesleki eğitim merkezi (MESEM) programına kayıtlı öğrenciler 3308 sayılı Kanun’a tabi aday çırak veya çıraktır; 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (b) bendi bunlar hakkında da yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası uygulanacağını öngörür. Bu nedenle MESEM döneminde yapılan sigorta bildirimi, eski çıraklık okulu kayıtlarında olduğu gibi emeklilik bakımından sigortalılık başlangıcı sayılmaz ve emeklilik prim gününe eklenmez.

MESEM öğrencisine ödenecek ücret de kanunla güvenceye alınmıştır: 3308 sayılı Kanun’un 25. maddesine göre aday çırak ve çırağa yaşına uygun asgari ücretin yüzde otuzundan, kalfalık yeterliğini kazanan mesleki eğitim merkezi 12. sınıf öğrencilerine asgari ücretin yüzde ellisinden aşağı ücret ödenemez. Ücret alınması, ilişkiyi tek başına hizmet akdine dönüştürmez.

Mahkemenin Topladığı Deliller ve Dosya Hazırlığı

Hizmet tespiti davaları kamu düzenine ilişkin sayılır. Bu nedenle mahkeme, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinmeyip gerek gördüğünde kendiliğinden araştırma yaparak delil toplayabilir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararlarında bu davalarda yapılması gereken işleri tek tek sayar; liste, dosya hazırlığı için doğrudan yol haritasıdır.

  • İşverende bulunan tüm belge ve kayıtlar istenir.
  • Çalışmanın geçtiği işyerinin SGK nezdindeki dosyası getirtilir.
  • Ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar toplanır.
  • Bordro tanıkları — dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimi yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenir.
  • Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulur, yapılmışsa belgeler getirtilir.
  • Aynı çevrede faaliyet yürüten tarafsız işverenler ve bordrolu çalışanlar saptanarak dinlenir.
  • Varsa işçilik alacakları dava dosyası celbedilir; oradaki tanık anlatımlarıyla bu dosyadakiler karşılaştırılır, çelişki giderilir.

Tanık anlatımları değerlendirilirken işyerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği göz önünde bulundurulur; işin mevsimlik olup olmadığı, çalışmanın sürekli mi kısmi mi olduğu ayrıca araştırılır. 04.02.2026 tarihli kararda bordro tanıkları dinlenmiş olmasına rağmen bozma verilmiştir; çünkü tanıkların “normal işçi gibi üretime yönelik çalıştı” beyanı, üretime ne şekilde katıldığını somutlaştırmaya yetmemiştir.

Dosya hazırlığında bu nedenle önce kayıt aranmalıdır: çıraklık sözleşmesi, işe giriş bildirgesi, mesleki eğitim merkezi kayıtları, varsa üretim birimine ilişkin görevlendirme ve puantaj belgeleri. Tanık, kaydı destekleyen bir unsur olarak değerli; kaydın yerini tutan bir unsur olarak zayıftır.

Çıraklık Dönemi İçin Dava Açma Süresi: 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre Geçti mi?

Hizmet tespiti davası süreye bağlıdır ve çıraklık dosyalarının çoğu bu noktada düşer. 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurarak ispatlayabilir. 01.10.2008 öncesi dönemler için aynı süre 506 sayılı Kanun’un 79. maddesinin onuncu fıkrasında yer alır. Süre zamanaşımı değil hak düşürücü süredir.

En sık yapılan hata, SGK kayıtlarındaki çıraklık işe giriş bildirgesinin bu süreyi durdurduğunu düşünmektir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 14.05.2025 tarihli, 2024/15026 E., 2025/8208 K. sayılı kararı bunun aksini açıkça ortaya koyar: kısa vadeli sigorta kollarından verilen işe giriş bildirgesi hak düşürücü süreyi kesmez. Olayda 1986 tarihli çıraklık sözleşmesi, 01.10.1986 tarihli çıraklık işe giriş bildirgesi ve çıraklık eğitim merkezi kayıtları bulunan davacının 1989 yılı sonuna ilişkin talebini ilk derece mahkemesi kısmen kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı korumuş; Daire ise kabul edilen dönemin hak düşürücü süreye uğradığını belirterek kararı bozmuştur.

Sürenin işlemediği durum, çalışmanın Kuruma bildirilmiş ya da Kurumca tespit edilmiş olmasıdır. Aynı kararda belirtildiği üzere, Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Bildirimin işe girişten sonra yapıldığı ve bildirim öncesi çalışmanın bildirim tarihini de kapsayacak biçimde kesintisiz devam ettiği hâllerde ise süre, bildirim dışı kalan dönemin sonundan değil, kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonundan başlar.

Dosyadaki durumHak düşürücü süre bakımından sonuç
Yalnızca kısa vadeli çıraklık bildirgesi var, çalışma yıllar önce sona erdiHizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl işlemiştir; çıraklık bildirgesi süreyi kesmez (10. HD 2025/8208)
Çıraklıktan sonra aynı işyerinde kesintisiz çalışıldı ve bu çalışma Kuruma bildirildiSüre, kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonundan başlar
Çalışma Kurumca tespit edildiKurumca öğrenilen ve kesintisiz devam eden çalışma bakımından süre geçmiş sayılmaz
İş mevsimlikSözleşmenin askıda olduğu mevsim aralarında süre işlemez (10. HD 2026/725)

04.02.2026 tarihli kararda SGK, temyiz dilekçesinde davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini de ileri sürmüştür; Daire bozma gerekçesini üretime katılmanın araştırılmamasına dayandırmış, süre itirazını ayrıca tartışmamıştır. Bu nedenle o karar, 1980’li yıllara ait çıraklık dönemleri için sürenin işlemediği şeklinde okunamaz.

Pratik sonuç şudur: çıraklığın ardından aynı işyerinde kesintisiz ve bildirimli çalışmaya geçmemiş, çalışması yıllar önce sona ermiş bir kişi için hizmet tespiti yolu büyük ölçüde kapanmıştır. Bu kişiler bakımından tek gerçekçi yol yasal bir düzenlemedir; tekliflerin seyrini staj mağdurları son durum yazımızda, staj ve çıraklığın EYT ile ilişkisini ise staj ve çıraklık mağduriyeti yazımızda ele aldık.

Bu Karar Sizin Dosyanız İçin Ne İfade Ediyor?

Kararın somut karşılığı, kendi çıraklık döneminizin hangi kategoriye girdiğine bağlıdır. Aşağıdaki üç soru, dava beklentisini gerçekçi biçimde kurmaya yarar.

  1. Fiilen ne yaptınız? Eğitim ağırlıklı bir program mı izlediniz, yoksa üretim hattında diğer işçilerle aynı işi mi yaptınız? Ölçüt budur; sözleşmenin adı değil.
  2. Bunu hangi kayıtla gösterebilirsiniz? Bordro, puantaj, görevlendirme, işe giriş bildirgesi. Kayıt yoksa bordro tanığı; o da yoksa dosya zayıftır.
  3. Dönem 18 yaşınızdan önce mi sonra mı? Öncesindeyse kazanım prim gün sayısıyla sınırlı kalır; sigortalılık süresi 18 yaşta başlar (01.04.1981 öncesi tescilde bu sınır yoktur).
  4. Dava süresi geçti mi? Çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl dolmuşsa ve çalışma uzun vadeli kollardan bildirilmiş bir çalışmayla kesintisiz devam etmemişse dava hak düşürücü süreden reddedilir; çıraklık bildirgesi bu süreyi kesmez.

Dört sorunun cevabı da lehinizeyse hizmet tespiti davası değerlendirilebilir. Delil durumu zayıfsa dava açmak, aynı dönem için aleyhe bir kesin hüküm doğurma riski taşır; kesinleşen karar, aynı dönemin aynı taraflar arasında yeniden dava konusu yapılmasını engeller (HMK m.303). Değerlendirmenin nasıl yapıldığını Ankara iş hukuku avukatı sayfamızda anlattık.

Emeklilik hakları kapsamındaki diğer başlıklar için EYT ve kademeli emeklilik şartları ile emeklilikte askerlik borçlanması nasıl yapılır yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir dosyada hukuki görüş yerine geçmez. Çıraklık sigortası emeklilik başlangıcı sayılır mı sorusunun sizin dosyanızdaki karşılığı, çalışmanın geçtiği döneme ve delil durumuna göre değişir; adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.

Sıkça Sorulan Sorular

Çıraklık sigortası emeklilik başlangıcı olarak kabul ediliyor mu?

Kural olarak kabul edilmiyor. Çıraklık sigortası emeklilik başlangıcı sayılır mı sorusuna kanun bakımından verilecek cevap, 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (b) bendinden çıkar: çıraklık döneminde yalnızca iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortası uygulanır; emeklilik hakkını doğuran malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası devrede değildir. İstisnası, üretime bilfiil katıldığının ispatlanması hâlinde, beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılabilen hizmet tespiti davasıdır.

Staj ve çıraklık dönemleri için borçlanma hakkı tanınacak mı?

TBMM’ye bu yönde çok sayıda kanun teklifi sunulmuştur; Ekim 2026’da da yeni bir teklif verildiği basına yansımıştır. 23.10.2026 itibarıyla bunların hiçbiri yasalaşmamıştır. Bugünkü hukukta borçlanılabilecek süreler 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesinde sınırlı sayıda belirtilmiştir; öğrenci stajı ve çıraklık bu listede yer almaz. Listedeki tek staj kalemi, sigortalı olmaksızın yapılan avukatlık stajıdır (m.41/1-e). Yasama sürecinin ayrıntısını staj mağdurları son durum yazımızda ele aldık.

Çıraklık sigortası ne tür primleri içerir?

Aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler bakımından iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortası primlerini içerir. Stajyerlerde kapsam daha dardır: 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (b) bendi onlar için yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigortası öngörür. Her iki grupta da uzun vadeli sigorta kolları uygulanmaz.

1999 öncesi çıraklık sigortası olanlar emeklilik avantajı elde edebilir mi?

Kendiliğinden bir avantaj doğmaz; çünkü çıraklık kaydı sigortalılık süresini başlatmaz. Üretime katılma ispat edilip hizmet tespiti davası kazanılırsa dönem uzun vadeli sigorta kollarına tabi sayılır. Ancak dönem 18 yaşınızdan önceye denk geliyorsa sigortalılık süresi yine 18 yaşın doldurulduğu tarihte başlar (01.10.2008 öncesi dönemlerde dayanak 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesidir); kazanım prim gün sayısıyla sınırlı kalır. Ayrıca 1999 öncesine ait bir çalışma için beş yıllık hak düşürücü süre, çalışma kesintisiz ve bildirimli bir çalışmayla devam etmemişse çoktan dolmuştur.

04.02.2026 tarihli Yargıtay kararı davayı reddetti mi?

Hayır. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddederek bu sonucu korumuştur. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise BAM kararını ortadan kaldırıp ilk derece kararını bozmuştur. Bozma sebebi, üretime ne şekilde katıldığının yeterince araştırılmamasıdır; dosya yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

Yargıtay kararında borçlanma hakkı tanınması çağrısı var mı?

Karar metninde borçlanmaya ilişkin bir çağrı, tavsiye veya kanun koyucuya yönelik bir öneri yer almamaktadır. Yargıtay temyiz mercii olarak önüne gelen uyuşmazlıkta hukuku uygular; yasal düzenleme talebi siyasi ve yasama sürecine aittir.

Çıraklık sigortası emekliliğe sayılıyor mu, 2026’da yeni bir düzenleme var mı?

Hayır. 23.10.2026 itibarıyla çıraklık süresini emeklilikte sigorta başlangıcı sayan bir kanun yürürlükte değildir. Ekim 2026’da TBMM’ye bu yönde yeni bir teklif sunulduğu basına yansımıştır; teklif yasalaşmadıkça 5510 sayılı Kanun’un 38. maddesi uygulanır ve sigortalılık süresi uzun vadeli sigorta kollarına ilk defa tabi olunan tarihte başlar.

Çıraklık sigortası primden sayılır mı?

Emeklilik prim günü olarak sayılmaz. Çıraklık döneminde asgari ücretin yüzde ellisi üzerinden ödenen primler iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortasına aittir; emeklilikte aranan prim ödeme gün sayısı malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primlerinden oluşur.

MESEM sigortası emeklilik başlangıcı sayılır mı?

Sayılmaz. MESEM öğrencileri 3308 sayılı Kanun’a tabi aday çırak veya çıraktır ve haklarında 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (b) bendi uygulanır: yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası. Uzun vadeli sigorta kolları devrede olmadığından emeklilik bakımından sigortalılık başlangıcı oluşmaz.

Çıraklık sigortası kaç yaşında başlar?

Yaşa değil, çıraklık sözleşmesine veya mesleki eğitim merkezi kaydına bağlı olarak başlar. 3308 sayılı Kanun’un 2019 öncesi metni 14 yaşını (1997’ye kadar 13 yaşını) doldurmuş ve 19 yaşından gün almamış olmayı arıyordu; 2019’dan bu yana yaş aralığı yoktur, en az ortaokul mezuniyeti aranır.

Üretime katıldığımı nasıl ispat ederim?

Öncelik kayıt temelli delillerdedir: ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları, işe giriş bildirgesi, işyerinin SGK dosyası, varsa Kurum müfettiş raporları ve üretim birimine ilişkin görevlendirme belgeleri. Bunları destekleyen en güçlü tanık türü, aynı dönemde aynı işyerinden bildirimi yapılmış bordro tanıklarıdır.

Sadece tanık beyanıyla dava kazanılır mı?

Riskli bir dosya kurgusudur. 04.02.2026 tarihli kararda bordro tanıkları dinlenmiş olmasına rağmen, üretime ne şekilde katıldığı somutlaştırılmadığı için karar bozulmuştur. Daire ayrıca işe yeni başlamış bir kişinin nitelik gerektiren bir işte üretime nasıl katılabildiğinin titizlikle araştırılmasını istemektedir.

Çıraklık dönemim için dava açma süresi geçti mi?

Hizmet tespiti davası, çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl içinde açılmalıdır (5510 s.K. m.86/9; öncesi için 506 s.K. m.79/10). Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 14.05.2025 tarihli, 2024/15026 E., 2025/8208 K. sayılı kararına göre kısa vadeli sigorta kollarından verilen çıraklık işe giriş bildirgesi bu süreyi kesmez. Süre ancak çalışma Kuruma bildirilmiş ya da Kurumca tespit edilmiş bir çalışmayla kesintisiz devam etmişse, o kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonundan başlar.

1981’den önce sigortalı oldum, 18 yaş kuralı bana uygulanır mı?

01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edildiyseniz uygulanmaz. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2009/4164 K. sayılı kararında aktarıldığı üzere 506 sayılı Kanun’un geçici 54. maddesi, bu kişiler hakkında 18 yaş kuralını düzenleyen 60/G maddesinin uygulanmayacağını öngörüyordu.

Çıraklık sözleşmem varsa dava açmam anlamsız mı?

Hayır. Yargıtay, ilişkinin niteliğini sözleşmenin adına göre değil fiilî duruma göre belirler. Çırak üretime bilfiil katılmış ve meslek öğrenimi arka planda kalmışsa çıraklık ilişkisinden söz edilemez. Buna karşılık uygulamalı işler öğrenimin doğal gereği niteliğindeyse ilişki çıraklık olarak kalır.

Çırak ücret alır mı, aldığı para harçlık mıdır?

Kanun bunu ücret olarak adlandırır. 3308 sayılı Kanun’un 25. maddesi aday çırak ve çırağa yaşına uygun asgari ücretin yüzde otuzundan aşağı ücret ödenemeyeceğini hükme bağlar; sigorta primleri ise asgari ücretin yüzde ellisi üzerinden, Milli Eğitim Bakanlığı ile ilgili üniversitelerin bütçesinden karşılanır. Ücret alınması tek başına hizmet akdi kurmaz, ancak “ücret almıyor” gerekçesiyle işçi sayılmama sonucuna da varılamaz.

Hangi mahkemede dava açılır?

Hizmet tespiti davası iş mahkemesinde, çalışmanın geçtiği işverene karşı açılır; Sosyal Güvenlik Kurumu davaya fer’i müdahil olarak katılır ve kararı temyiz edebilir. Davanın yasal dayanağı 01.10.2008 sonrası dönemler için 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinin dokuzuncu fıkrası, öncesi için aynı Kanun’un geçici 7. maddesi yollamasıyla 506 sayılı Kanun’un 79. maddesidir. Her iki hükümde de dava, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl içinde açılmalıdır.

Çıraklık dönemim 18 yaşımdan sonra devam etti, bu ne değiştirir?

18 yaş sonrasına denk gelen kısımda 5510 sayılı Kanun’un 38/2. maddesindeki (01.10.2008 öncesi için 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesindeki) sınır uygulanmaz; dava kazanılırsa sigortalılık süresinin başlangıcı da o döneme çekilebilir. Ancak 18 yaşını doldurmak tek başına işçi sayılmak için yetmez: 3308 sayılı Kanun’un 13. maddesi, 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında da İş Kanunu’nun işçi sağlığı ve güvenliği hükümleri dışındaki hükümlerinin uygulanmayacağını belirtir. Bu dönem için de üretime katılmanın ayrıca ispatlanması gerekir.

Çıraklık için hangi yaşta başlanabiliyordu?

3308 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 2019’a kadar yürürlükte olan metnine göre 14 yaşını doldurmuş ve 19 yaşından gün almamış olmak gerekiyordu. Maddedeki alt sınır başlangıçta 13 yaştı; 16.08.1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle 14 yaşa yükseltildi. 1986 öncesinde uygulanan 2089 sayılı Kanun ise 18 yaşından büyük olmamayı arıyordu. 27.06.2019 tarihli ve 7180 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten bu yana maddede yaş aralığı yoktur; en az ortaokul veya imam-hatip ortaokulu mezunu olmak aranır.

Yargıtay’ın bu ölçütü yeni mi getirdi?

Hayır, yerleşik içtihattır. Aynı ölçüt Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2009 tarihli, 2008/6922 E., 2009/4164 K. sayılı kararında da birebir yer alır ve bugün 10. Hukuk Dairesi tarafından uygulanmaktadır. Kararlar mevcut ölçütü somut olaylara uygular; yeni bir kural koymaz.

Çıraklık kaydı bulunmayan ancak o dönemde fiilen çalıştığını ileri süren kişiler için ayrı bir yol vardır: hizmet tespit davası. Burada belirleyici olan kayıt değil eylemli çalışmadır; işe giriş bildirgesinin bulunması tek başına yeterli sayılmadığı gibi, bulunmaması da davayı düşürmez. Beş yıllık hak düşürücü süre bu dava için de geçerlidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir