Genel

Trafik Kazalarında İstiap Haddi ve Rücu

Trafik Kazalarında İstiap Haddi ve Rücu

İstiap haddi, bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı ya da yolcu sayısıdır; bu sınırın aşıldığı kazalarda sigorta şirketi zarar görene ödemeyi yapar, ardından ödediğini kendi sigortalısından geri istemeye çalışır. Bu geri isteme hakkına rücu denir ve uygulamada en çok tartışılan nokta, kazanın gerçekten fazla yük ya da fazla yolcudan kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır.

Makale İçeriği

Konunun iki ayrı ayağı vardır ve bunlar sık karıştırılır. İdari ayak, 12/2/2026 tarihli ve 7574 sayılı Kanunla yeniden yazılan idari para cezası tarifesidir. Sigorta ayağı ise poliçe genel şartlarına dayanır ve zorunlu trafik sigortası ile kaskoda birbirinin tam tersi biçimde işler: biri önce öder sonra geri ister, diğeri zararı baştan teminat dışında bırakır.

Özet

İstiap haddi aşıldığı için sigorta şirketinden rücu talebi gelen sürücü ve araç sahiplerinin bilmesi gereken beş nokta:

  • “İstiap haddi” ifadesi Karayolları Trafik Kanunu’nda hiç geçmez. Kanunun terimi taşıma sınırı (kapasite)dır; istiap haddi, sigorta genel şartlarının terimidir.
  • Rücu hakkının dayanağı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4 üçüncü fıkrasının (ç) bendidir ve bent, haddin yetkili makamlarca tespit edilmiş olmasını arar.
  • Sigortacı ödediğinin tamamını değil, tazminatı kaldırabileceği veya azaltabileceği oranda geri isteyebilir.
  • Yargıtay üç ayrı kararda aynı ölçütü uygulamıştır: kaza münhasıran istiap haddinin aşılmasından doğmadıysa rücu hakkı doğmaz.
  • Kaskoda durum terstir: istiap haddi aşımından münhasıran kaynaklanan zarar baştan teminat dışıdır, ödeme hiç yapılmaz.

İstiap haddi nedir?

İstiap haddi, bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı veya yolcu sayısını ifade eder. Her aracın boyutuna, dingil yapısına, teknik özelliklerine ve tescil belgesindeki verilerine göre belirlenmiş bir sınırı vardır; bu sınır aracın kendi ağırlığından ayrı olarak, üzerine yüklenebilecek azami miktarı gösterir.

Sınırın işlevi yalnızca idari değildir. Taşıma kapasitesi aşılan bir araçta fren mesafesi uzar, viraj savrulması artar, dingil ve lastik üzerindeki yük dağılımı bozulur. Bu yüzden hem trafik mevzuatı hem sigorta genel şartları, sınırın aşılmasını ayrı bir hukuki sonuca bağlamıştır.

İstiap haddi kanunda hangi adla geçer?

Karayolları Trafik Kanunu’nun tam metninde “istiap” kelimesi hiç geçmez. Aynı şekilde Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde de bu ifade bulunmaz. Kanunun kullandığı terim taşıma sınırı (kapasite)dır ve 2918 sayılı Kanun’un tanımlar maddesi olan 3. maddede şöyle tarif edilmiştir:

Taşıma sınırı (Kapasite): Bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı veya yolcu sayısıdır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.3

Bu ayrım göründüğünden önemlidir. İnternetteki pek çok metin istiap haddini “Karayolları Trafik Kanunu’nun şu maddesinde tanımlanan kavram” diye tanıtır; oysa terim kanunda değil, sigorta sözleşmesinin içeriğini oluşturan genel şartlarda yaşar. İstiap haddi ifadesi Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4 maddesinde ve Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5 maddesinde geçer. Dolayısıyla rücu tartışması özünde bir sözleşme hukuku tartışmasıdır; idari para cezası tarafı ise Karayolları Trafik Kanunu’nun 65. maddesine dayanır.

İstiap haddi ruhsatın neresinde yazar?

Aracın taşıma sınırı, araç tescil belgesinde yer alan azami yüklü ağırlık ile boş ağırlık arasındaki farktan çıkar. Yolcu tarafında ise tescil belgesindeki koltuk sayısı esas alınır. Kasko Genel Şartları A.5.8 de teminat dışılığı doğrudan “aracın ruhsatında belirtilen taşıma haddi”ne bağlamıştır; yani tartışmada ilk bakılacak belge poliçe değil, ruhsattır.

Yük taşımasında pratik hesap şudur: taşınabilecek azami yük = azami yüklü ağırlık − aracın (varsa dorsenin) boş ağırlığı. Yargıtay’ın 2025 tarihli bir kararında bilirkişi tam bu yöntemi kullanmış, yüklü ağırlıktan araç ve dorse boş ağırlığı düşülerek taşınan yük bulunmuş ve ruhsattaki sınırla karşılaştırılmıştır.

İstiap haddi nasıl hesaplanır?

İstiap haddi hesaplaması iki ayrı eksende yapılır: ağırlık ekseni ve yolcu ekseni. Ağırlık ekseninde ruhsattaki azami yüklü ağırlık ile boş ağırlık farkı esas alınır; ancak bu farkın aşılıp aşılmadığına karar verilirken tartı toleransı da hesaba katılır. Yolcu ekseninde ise ruhsatta yazılı koltuk sayısı ölçüttür.

Araçların uyması gereken azami ağırlık ve boyut ölçüleri, Araçların Yüklenmesine İlişkin Ölçü ve Usuller ile Tartı ve Boyut Ölçüm Toleransları Hakkında Yönetmelik’te (RG 8/11/2012 – 28461) belirlenmiştir. Yönetmeliğin belirlediği başlıca sınırlar şunlardır:

ÖlçüAzami değer
Araç genişliği2,55 metre (frigorifik yapılarda 2,60 m)
Araç yüksekliği4,00 metre
Otobüs dışındaki motorlu araçlarda uzunluk12,00 metre
Yarı römorklu araçlarda uzunluk16,50 metre
İki römorklu katarlarda uzunluk22,00 metre
Tahriksiz tek dingil ağırlığı10 ton
Tahrikli tek dingil ağırlığı11,5 ton
Kaynak: Araçların Yüklenmesine İlişkin Ölçü ve Usuller ile Tartı ve Boyut Ölçüm Toleransları Hakkında Yönetmelik m.5.

İstiap haddi tolerans uygulaması nasıl işler?

Tartı toleransı, tartı yapan alet ve cihazların gerçek ağırlığa göre tartım sırasında gösterdiği sapma miktarıdır ve yönetmelikte sayıyla belirlenmiştir. Aynı Yönetmeliğin 7. maddesinin birinci fıkrasına göre tartı toleransı en çok [(aracın azami ağırlığının yüzde 3,75’i) + 500] kilogram olarak kabul edilir.

Maddenin ikinci fıkrası bu toleransı doğrudan ceza hesabına bağlar: Karayolları Trafik Kanunu’nun 65. maddesinin üçüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde belirtilen fazla yükleme oranları hesaplanırken aracın azami ağırlığı ile tartı toleransının toplamı esas alınır. Yani ölçüm sonucu ruhsattaki sınırı birkaç yüz kilogram aşmış görünse bile, tolerans eklendikten sonra aşım hiç kalmayabilir.

Aracın azami ağırlığıTartı toleransı [(%3,75) + 500 kg]
3.500 kg631,25 kg
10.000 kg875 kg
18.000 kg1.175 kg
26.000 kg1.475 kg
40.000 kg2.000 kg
Yönetmelik m.7/1 formülünün örnek ağırlıklara uygulanmış hâli.

Yönetmeliğin 7. maddesinin üçüncü fıkrası ayrı bir istisna daha getirir: ocaklardan çıkarılan ve ocak sahası içinde tartılamayan maddelerin stok sahalarına taşınması ile zirai ürünlerin üretildiği araziden stoklama alanlarına taşınmasıyla sınırlı olmak üzere, araçların karayolunda 1 kilometreden fazla seyretmemesi ve hızlarının 60 km/s’yi geçmemesi şartıyla azami yüklü ağırlıklar en fazla yüzde 15 oranında aşılabilir. Boyut tarafında ise 8. madde uyarınca ölçüm toleransı, yönetmelikte belirlenen boyutların yüzde 2’sidir.

Bu tolerans hükmü, rücu ve teminat dışılık tartışmalarında çoğu zaman hiç gündeme getirilmez. Oysa Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 24.11.2025 tarihli, 2025/9051 E. ve 2025/15608 K. sayılı kararında davacı taraf tam olarak bu noktaya dayanmış, istiap haddinin tespitinde yönetmeliğin 7. maddesindeki tartı toleransının dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

Kamyonet istiap haddi hesaplama nasıl yapılır?

Kamyonet ve panelvan gibi hafif ticari araçlarda hesap yine ruhsattan yürür. Tescil belgesindeki azami yüklü ağırlıktan aracın boş ağırlığı düşülür; kalan miktar, sürücü ve yolcular dahil olmak üzere araca yüklenebilecek toplam ağırlıktır. Yolcuların ağırlığının da bu farkın içinde olduğu sıkça gözden kaçar; ruhsattaki koltuk sayısı dolu olsa bile ağırlık sınırı ayrıca aşılabilir.

Bir aracın taşıma kapasitesinin “en yüksek” olması tek başına hukuki bir üstünlük sağlamaz. Belirleyici olan, o araç için ruhsatta yazan değerdir; aynı model iki aracın tadilat, üstyapı veya dorse farkı nedeniyle farklı istiap haddi olabilir. Bu yüzden karşılaştırma tablolarına değil, kendi ruhsatınızdaki satıra bakmak gerekir.

Yolcu sayısında istiap haddi nasıl belirlenir, çocuklar sayılır mı?

Yolcu ekseninde ölçüt ruhsattaki koltuk sayısıdır. Uygulamada en çok sorulan soru, araçtaki bebek ve küçük çocukların bu sayıya dahil edilip edilmeyeceğidir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 24.11.2025 tarihli, 2023/5190 E. ve 2025/15667 K. sayılı kararına konu dosyada davalı taraf tam olarak bunu savunmuş, araçta üç bebek ve çocuk bulunduğunu, bu kişilerle birlikte istiap haddinin aşıldığının söylenemeyeceğini ileri sürmüştür.

Mahkeme davayı bu savunmadan değil, kazanın münhasıran istiap haddinin aşılmasından kaynaklanmadığı gerekçesiyle reddetmiş; karar Yargıtay tarafından onanmıştır. Bununla birlikte aynı dosyada bilirkişi incelemesinde yolcu sayısının yanında yolcuların yaşının da değerlendirmeye alındığı, 2023 tarihli bir başka kararın gerekçesinden anlaşılmaktadır. Yani yolcu sayısı sayısal bir eşik gibi görünse de, kazaya etkisi somut olarak inceleniyor.

İstiap haddinin aşılması ne demektir?

İstiap haddinin aşılması, aracın ruhsatında yazılı sınırın üzerinde yük ya da yolcu taşınmasıdır. Kavram hem idari yaptırım hem sigorta bakımından sonuç doğurur: idari tarafta Karayolları Trafik Kanunu’nun 65. maddesindeki para cezaları ve araç tedbirleri devreye girer, sigorta tarafında ise poliçe kapsamında ödenen tazminatın geri istenmesi gündeme gelir.

Yasağın kaynağı Karayolları Trafik Kanunu’nun 65. maddesidir. Madde, yüklü ve yüksüz araçlarda yönetmeliklerle belirlenen ölçü ve esaslara aykırı olarak taşıma sınırı üstünde yolcu alınmasını, azami yüklü ağırlığın veya izin verilen azami yüklü ağırlığın aşılmasını, dingil ağırlıklarının aşılmasını, gabari dışı yük yüklenmesini ve taşınan yük üzerine ya da araç dışına yolcu bindirilmesini ayrı ayrı yasaklar.

Konunun yalnızca sigorta yönüyle ele alınması eksik kalır. Taşıma kapasitesinin aşılması seyir dengesini bozar, fren mesafesini uzatır ve araç kontrolünü zorlaştırır; devrilme ve savrulma ihtimalini artırdığı için ağır yaralanmalı ya da ölümlü kazalarda sürücünün kusurlu bulunma olasılığını da yükseltir. Lastik patlaması ve mekanik arıza riski de aynı sebeple artar.

Aşırı yükleme ne demek, istiap haddi aşımından farkı var mı?

Günlük dilde aşırı yükleme ile istiap haddinin aşılması aynı anlamda kullanılır. Mevzuat ise ayrıştırır: Karayolları Trafik Kanunu’nun 65. maddesi azami yüklü ağırlığın aşılmasını (b bendi), dingil ağırlıklarının aşılmasını (c bendi) ve taşıma sınırı üstünde yolcu alınmasını (a bendi) ayrı bentlerde düzenler ve her birine farklı ceza bağlar. Sigorta genel şartları ise üçünü tek bir ifadenin altında toplar: istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması.

Bu fark pratikte işe yarar. İdari para cezası tutanağı hangi bende göre kesildiyse, rücu tartışmasında da o bendin ölçütü konuşulur; dingil ağırlığı aşımı ile toplam ağırlık aşımı aynı şey değildir ve ceza muhatapları da farklıdır.

İstiap haddinin aşılmasının cezası ne kadar?

Karayolları Trafik Kanunu’nun 65. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları 12/2/2026 tarihli ve 7574 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle baştan yazılmıştır. Aynı değişiklikle maddeye yeni bir (l) bendi eklenmiş, yükün bağlanmasına ilişkin (h) bendi de yeniden düzenlenmiştir. Bu nedenle 2026 öncesine ait tarifeleri veren metinler artık geçerli değildir.

Maddenin yürürlükteki ikinci fıkrasına göre uygulanan idari para cezaları şöyledir:

İhlal (KTK m.65/1)CezaMuhatap
(a) Taşıma sınırı üstünde yolcu alınması1.000 TLSürücü
(d), (h), (i), (j), (k) bentleri – tehlikeli yükleme, bağlama-sabitleme, denge, görüş engeli, çekme kuralları3.000 TLSürücü
(e) Tehlikeli ve zararlı maddelerin izinsiz taşınması20.000 TLSürücü
(f) Özel izne bağlı yükün izinsiz taşınması60.000 TLSürücü
(l) Özel izne bağlı aracın izinsiz karayoluna çıkarılması30.000 TLSürücü
(c) ve (g) bentleri – dingil ağırlığı aşımı, gabari dışı yük veya yük üzerine yolcu bindirilmesi10.000 TLİşleten
(g) bendine aykırı yük gönderilmesi20.000 TLGönderen
(h) bendinin tehlikeli madde taşıyan veya konteyner taşıyan araçlarca ihlali20.000 TLSürücü
Kaynak: 2918 sayılı KTK m.65/2 (Değişik ikinci fıkra: 12/2/2026-7574/18 md.).

Fazla yolcu cezası ne kadar, fazla yolcu almanın cezası kime kesilir?

Taşıma sınırı üstünde yolcu alınması, Karayolları Trafik Kanunu’nun 65. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenmiştir ve maddenin yürürlükteki ikinci fıkrası uyarınca bu bendi ihlal edenlere 1.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır.

Ceza tek başına kalmaz. Aynı maddenin ikinci fıkrası, sorumluluk ve giderler araç işletenine ait olmak üzere fazla yolcuların en yakın yerleşim biriminde indirileceğini öngörür. Yani araç yoluna eksik yolcuyla devam eder ve fazla yolcuların taşınmasından doğan masraf işletene yüklenir. İdari para cezasına itiraz yolu ve süreleri için trafik cezasına itiraz rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Aşırı yük cezası ne kadar, nasıl kademelendirilir?

Azami yüklü ağırlığın aşılması hâlinde ceza sabit değildir; aşım oranına göre kademelenir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 65. maddesinin üçüncü fıkrası, 7574 sayılı Kanunla yeniden yazılmış hâliyle şu tarifeyi uygular:

Fazla yükleme oranıİdari para cezası
Yüzde 10 fazlasına kadar10.000 TL
Yüzde 15 fazlasına kadar20.000 TL
Yüzde 20 fazlasına kadar30.000 TL
Yüzde 25 fazlasına kadar40.000 TL
Yüzde 25’in üzerinde60.000 TL
Kaynak: KTK m.65/3 (Değişik üçüncü fıkra: 12/2/2026-7574/18 md.). Ceza işleten ve gönderene ayrı ayrı uygulanır.

Fıkranın en çok gözden kaçan yanı, cezanın işleten ve gönderene ayrı ayrı uygulanmasıdır. İşleten ile gönderen aynı kişiyse ceza tek uygulanır; gönderen birden fazlaysa işleten ve gönderen için hesaplanacak cezaların toplamı işletene yüklenir. Ayrıca oran hesabında, yukarıda anlatılan tartı toleransı azami ağırlığa eklenerek işlem yapılır.

Araç trafikten men edilir mi, yola devam edebilir mi?

Karayolları Trafik Kanunu’nun 65. maddesi para cezasının yanında fiilî tedbirler de öngörür. Birinci fıkranın (d), (e), (f), (g), (h), (i), (j), (k) ve (l) bentlerindeki şartlara uymadan kullanılan taşıtların gerekli şartlar sağlanıncaya kadar yola devam etmelerine izin verilmez. Azami yüklü ağırlığın yüzde 20’den fazla aşılması hâlinde ise fazla yük indirilip araç (b) bendine uygun hâle getirilmeden yola devam edilemez.

Ağırlık ve boyut denetimlerinin yapıldığı kontrol noktalarında işaretlere uymadan ya da dur ikazına rağmen tartıya girmeden seyrine devam eden araçların sürücüsüne veya işletenine 60.000 TL idari para cezası uygulanır. Milletlerarası taşımalarda yabancı plakalı araçlarda ceza tahsil edilmeden aracın ülkeyi terk etmesine izin verilmez.

Bu tedbirler ehliyetle ilgili değildir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 65. maddesinde istiap haddi aşımı için sürücü belgesinin geri alınması ya da iptali gibi bir yaptırım öngörülmemiştir; ehliyete el koyma ve iptal, alkol, hız ve kırmızı ışık gibi başka ihlallere bağlanmış sonuçlardır. Ehliyete el konulan hâller için alkollü ve ehliyetsiz araç kullanma cezası ile kırmızı ışıkta geçmenin cezası yazılarımıza bakabilirsiniz. Cezanın ceza puanına etkisi için trafik ceza puanları ve etkileri içeriğimiz yol gösterir.

Rücu hakkı nedir?

Rücu, sigorta şirketinin zarar görene ödediği tazminatı, sözleşmeden ya da kanundan doğan bir sebebe dayanarak kendi sigortalısından geri istemesidir. Sigortacı önce yükümlülüğünü yerine getirir; zarar gören üçüncü kişi parasını alır. Geri isteme aşaması bundan sonra başlar ve yalnızca sigortalıyla sigortacı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir.

Kurumun temeli Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesidir. Maddenin birinci fıkrası, sigorta sözleşmesinden doğan ve tazminat yükümlülüğünü kaldıran veya azaltan hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğini söyler. İkinci fıkra ise dengeyi kurar: ödemede bulunan sigortacı, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.

Bu iki fıkra birlikte okunduğunda rücunun asıl işlevi görünür: zarar gören üçüncü kişi, sigortalının kusurundan ya da poliçeye aykırı davranışından etkilenmez, parasını tam alır; risk sigortalının üzerinde kalır. Yani rücu bir cezalandırma değil, yükün doğru kişiye kaydırılmasıdır.

Rücu ile halefiyet aynı şey midir?

Hayır, ikisi ayrı kurumlardır ve sigorta genel şartlarında ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Karıştırılmaları uygulamada yanlış muhataba dava açılmasına yol açar.

HalefiyetRücu
DayanakZMSS Genel Şartları B.3; TTK m.1472ZMSS Genel Şartları B.4; KTK m.95/2
Sigortacı kimin yerine geçerÖdediği tazminat kadar hak sahibinin yerine geçerKimsenin yerine geçmez; kendi sözleşmesel hakkını kullanır
MuhatapZarardan sorumlu üçüncü kişiSigortacının kendi sigortalısı
SınırÖdenen tazminat tutarıTazminatı kaldırabileceği veya azaltabileceği oran
Halefiyet ile rücunun karşılaştırması.

Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesi halefiyeti şöyle kurar: sigortacı sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçer ve sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya geçer. Görüldüğü gibi burada hedef, zarara sebep olan karşı taraftır. İstiap haddi tartışmasında ise sigortacı kendi sigortalısına yönelir; bu bir halefiyet değil, rücudur. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun benzer mekanizması için SGK rücu davası içeriğimize bakabilirsiniz.

Sigorta şirketi hangi hallerde rücu edebilir?

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4 maddesi, rücu sebeplerini üçüncü fıkrasında altı bent hâlinde sayar. Bentlerin başında yer alan ölçüt önemlidir: sigortacı, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir. Bu ifade 2/2/2016 tarihli ve 29612 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle bugünkü hâlini almıştır.

BentRücu sebebiDikkat edilecek kayıt
(a)Olayın, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmesiSıradan kusur yetmez; ağır kusur aranır
(b)Aracın gerekli ehliyetnameye sahip olmayan, sertifikası geçerliliğini yitirmiş ya da ehliyetine geçici veya sürekli el konulmuş kimselerce sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali“Ağır kusur ile” kaydı 2016 değişikliğiyle eklendi
(c)Aracın uyuşturucu madde veya mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce kullanılması sırasında meydana gelen zararlarSeviye ölçütü mevzuata bağlı
(ç)Olayın, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması ya da patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmesiİstiap haddinin bendi budur; yetkili makam tespiti aranır
(d)Sigortalının B.1 maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle zarar ve ziyan miktarında artış olmasıRücu yalnız artan kısım içindir
(e)Olayın aracın çalınması veya gasbı sonucunda olması hâlinde, çalınma veya gasp olayında sigortalının ya da eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu bulunmasıKusur tespiti şart
(f)Trafik kazalarında olay yerini terk etme veya kaza tutanağı, alkol raporu gibi belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranmaBent 1/7/2026’dan itibaren yeni metniyle uygulanır
Kaynak: Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4/3.

Maddenin son cümlesi sigortalı ve zarar gören lehine bir sınır getirir: sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez. Yani “istiap haddi aşılmış olabilir, önce onu araştıralım” denilerek zarar görenin ödemesi bekletilemez.

Olay yerini terk etmek 2026’dan itibaren neden farklı sonuç doğuruyor?

Genel Şartların B.4 maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 12/6/2026 tarihli ve 33278 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle yeniden yazılmış ve 1/7/2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Değişiklikte tek bir ifadenin yeri değişmiş, sonuç önemli ölçüde farklılaşmıştır.

1/7/2026 öncesiBugün
Bendin açılışı“Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında…”“Trafik kazalarında…”
Salt maddi hasarlı kazada olay yerini terkRücu sebebi değilRücu sebebi
Can güvenliği nedeniyle uzaklaşmaİstisnaİstisna (kaza türünden bağımsız)
Tedavi veya yardım amacıyla sağlık kuruluşuna gitmeİstisnaYalnız bedeni hasara neden olan kazalarda istisna
ZMSS Genel Şartları B.4/3-(f) bendinin 12/6/2026 değişikliği öncesi ve sonrası.

Genel şartlar sözleşmenin içeriğini oluşturduğu için, rücu talebiyle karşılaşan sürücünün bakacağı ilk şey poliçenin düzenlenme tarihidir. Konunun ceza hukuku boyutu için kazadan sonra olay yerini terk etmenin cezai sonuçları yazımız ayrıntılı bilgi verir.

İstiap haddi aşılınca sigorta rücu edebilir mi?

İstiap haddinin aşılmış olması tek başına rücu hakkı doğurmaz. Bent metni olayın “bu yüzden meydana gelmiş” olmasını arar; Genel Şartların B.4/2 fıkrası da rücuyu, sigortacının tazminatı kaldırabileceği veya azaltabileceği oranla sınırlar. Yargıtay bu iki kaydı, yerleşik biçimde münhasırlık ölçütüyle uygulamaktadır: kaza yalnızca istiap haddinin aşılmasından doğmuşsa rücu vardır, başka sebepler de etkili olmuşsa yoktur.

Bu ölçütün somut karşılığını iki karar açıkça gösterir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 20.11.2023 tarihli, 2021/18951 E. ve 2023/12270 K. sayılı kararına konu olayda sigorta şirketi, yaralanan üçüncü kişiye ödediği 85.524 TL için sigortalı işletene icra takibi başlatmış, itiraz üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden seçilen üç kişilik bilirkişi kurulu; kaza tespit tutanağını, yolun durumunu, olayın oluş şeklini, zamanını, aracın durumunu, yolcu sayısını ve yolcuların yaşını değerlendirerek kazanın aşırı hız, aracın bakımının zamanında yapılmaması ve istiap haddinin aşılması olmak üzere üç nedenden doğduğunu belirlemiştir. İstiap haddi münhasır sebep olmadığı için dava reddedilmiş, karar onanmıştır.

Aynı dairenin 24.11.2025 tarihli, 2023/5190 E. ve 2025/15667 K. sayılı kararında ise sigorta şirketi 277.228 TL ödemiş, beş kişilik istiap haddi olan araçta sekiz kişi bulunduğunu ileri sürerek rücu talebinde bulunmuştur. Mahkeme, kazanın istiap haddinin aşılmasından değil sürücünün kavşağa yaklaşırken hızını azaltmamasından kaynaklandığı sonucuna varmış; ret kararı istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.

Yetkili makamlarca tespit edilmiş olma şartı ne anlama gelir?

Genel Şartların (ç) bendi, istiap haddini sadece “aşılmış” olarak değil, yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddi biçiminde tarif eder. Bu kayıt, rücu talebinin dayanağını somut bir belgeye bağlar: tartım tutanağı, kaza tespit tutanağındaki tespit, ruhsat kaydı veya idari yaptırım kararı gibi.

Sigortacının yalnızca “araçta fazla yolcu vardı” iddiasıyla yetinmesi, bendin aradığı tespit ölçütünü karşılamaz. Bu nedenle rücu talebine cevap verilirken sorulacak ilk sorulardan biri, haddin hangi makamca ve hangi belgeyle tespit edildiğidir.

Trafik sigortası ile kasko istiap haddinde neden ters çalışır?

Zorunlu trafik sigortası bir sorumluluk sigortasıdır; zarar gören üçüncü kişiyi korur. Bu yüzden istiap haddi aşımı ödemeyi engellemez, yalnızca sigortacıya sonradan rücu hakkı verir. Kasko ise bir mal sigortasıdır; sigortalının kendi aracını korur ve genel şartlarında istiap haddi doğrudan teminat dışı bir hâl olarak sayılmıştır.

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesinin 5.8 numaralı bendi teminat dışında kalan zararları sayarken şu ifadeyi kullanır: “Aracın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşıması sırasında meydana gelen ve münhasıran aracın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zararlar.” Görüldüğü gibi “münhasıran” kaydı burada doğrudan metnin içindedir.

Zorunlu trafik sigortasıKasko
DayanakZMSS Genel Şartları B.4/3-(ç)Kasko Genel Şartları A.5.8
Korunan kişiZarar gören üçüncü kişiSigortalının kendisi
Ödeme yapılır mıEvet, yapılırHayır, teminat dışıdır
Sonraki aşamaSigortalıya rücuTalep baştan reddedilir
Münhasırlık ölçütüİçtihatla uygulanırGenel şart metninde yazılıdır
İstiap haddi aşımının iki poliçedeki farklı sonucu.

Kasko tarafındaki uygulamayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 24.11.2025 tarihli, 2025/9051 E. ve 2025/15608 K. sayılı kararı gösterir. Dosyada hakem heyeti, aracın yaklaşık 680 kilogram fazla yük taşıdığı gerekçesiyle talebi A.5.8 uyarınca teminat dışı saymıştır. Yargıtay ise hükme esas alınan raporu yeterli bulmamış; İstanbul Teknik Üniversitesi’nden seçilecek üç kişilik makine mühendisi heyetinden, istiap haddinin aşılıp aşılmadığı, aşıldıysa ne kadar aşıldığı, bu aşımın kazaya ve hasara neden olup olmadığı ve zararın münhasıran bundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda hüküm kurmaya elverişli rapor alınması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Kasko teminatının sınırlarını gösteren benzer bir örnek için yanlış yakıt dolumu ve şirket aracını başkası kullanırsa kasko içeriklerimiz incelenebilir.

İstiap haddi nedeniyle gerçekleşen kazada zarar gören üçüncü kişinin hakları nelerdir?

Zarar gören üçüncü kişi, istiap haddinin aşılmış olmasından etkilenmez. Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesinin birinci fıkrası, tazminat yükümlülüğünü kaldıran veya azaltan hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğini açıkça düzenler. Bu nedenle mağdur, kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazminat isteyebilir ve sigortacı “sigortalım fazla yük taşıyordu” savunmasıyla ödemeden kaçınamaz.

Zorunlu trafik sigortasının karşıladığı zarar kalemleri Genel Şartların A.5 maddesinde sayılmıştır: maddi zararlar teminatı (değer kaybı dahil doğrudan mallar üzerindeki azalma), sağlık giderleri teminatı, sakatlanma teminatı ve destekten yoksun kalma teminatı. Sakatlanma ve ölüm teminatlarında tazminat, 12/6/2026 tarihli değişiklikten sonra doğrudan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillere ilişkin hükümlerine göre belirlenmektedir.

Poliçe limitini aşan zararlar ile manevi tazminat talepleri zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışındadır; bunlar için işletene ve sürücüye karşı genel hükümlere göre dava açılır. Manevi tazminat, aracın kullanılamamasından doğan kayıplar ve limit üstü kalemler bu yolun konusudur. Kiralanan araçlarda muhatabın kim olduğu ayrı bir tartışmadır; ayrıntı için kiralık araç hasar bedeli ve şirket aracıyla kaza yazılarımıza bakabilirsiniz.

İstiap haddi durumunda sigorta şirketi ödeme yapar mı?

Zorunlu trafik sigortasında evet. Sigorta şirketi kendisine başvuran zarar gören üçüncü kişilere ödemeyi yapar; istiap haddi aşımı ödemeyi durduran değil, ödemeden sonra rücu hakkı doğurabilen bir hâldir. Genel Şartların B.4 maddesinin son cümlesi de sigortacının rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremeyeceğini ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden isteyemeyeceğini hükme bağlamıştır.

Kaskoda ise cevap değişir. Kasko Genel Şartları A.5.8, münhasıran istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zararları teminat dışında bırakır; yani sigortalının kendi aracındaki hasar için ödeme yapılmaz. Ancak buradaki “münhasıran” kaydı sigortacı için de bir yüktür: hasarın başka bir sebepten ya da birden çok sebepten doğduğu ortaya çıkarsa teminat dışılık savunması ayakta kalmaz.

Başvurunun sonuçlanmaması ya da haksız reddedildiğinin düşünülmesi hâlinde şikâyet ve denetim kanalları da vardır; sigorta şirketleriyle ilgili başvuru yolları için Alo 193 sigorta hasar ihbar hattı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Sigorta şirketinin rücu hakkına itiraz etmek mümkün müdür?

Mümkündür ve uygulamada itirazların önemli bölümü sonuç vermektedir. Rücu talebi, sigortacının tek taraflı beyanıyla kesinleşen bir alacak değildir; dayanağının ve miktarının yargılamada denetlenmesi gerekir. Yukarıda anılan üç Yargıtay kararının ikisinde rücu talebi tümüyle reddedilmiş, biri de eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur.

İtirazda ileri sürülebilecek başlıca savunmalar şunlardır:

  • Kaza münhasıran istiap haddinin aşılmasından kaynaklanmamıştır; hız, yol kusuru, bakımsızlık, karşı tarafın kusuru gibi başka sebepler etkilidir.
  • İstiap haddi yetkili makamlarca tespit edilmemiştir; dosyada tartım tutanağı ya da resmî tespit yoktur.
  • Tartı toleransı hesaba katıldığında aşım bulunmamaktadır.
  • Rücu, ödenen tazminatın tamamı için değil, tazminatı azaltabilecek oranda istenebilir; talep bu sınırı aşmaktadır.
  • Talep zamanaşımına uğramıştır.
  • Poliçenin düzenlenme tarihi itibarıyla uygulanacak genel şart metni farklıdır.
  • Bilirkişi raporu denetime elverişli değildir; hüküm kurmaya yeterli değildir.

Son madde göründüğünden güçlüdür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2025/15608 sayılı kararında bozma sebebi doğrudan budur: rapor hüküm kurmaya elverişli bulunmamış, uzman bir kuruldan yeniden rapor alınması gerektiği belirtilmiştir. Aynı dosyada bilirkişi bir yerde 680 kilogram, başka bir yerde 180 ve 130 kilogram fazlalıktan söz etmiş; bu tutarsızlık kararın bozulmasına yol açmıştır.

Sigorta rücu itirazın iptali davasında hangi belgeler istenir?

Dosyanın omurgasını şu belgeler kurar: kaza tespit tutanağı, varsa tartım ve ağırlık ölçüm tutanağı, aracın tescil belgesi, hasar dosyası ve ödeme belgeleri, poliçe ile poliçenin düzenlenme tarihi, kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporları ve icra takip dosyası. Sigortacının ödeme yaptığını ispatı rücu talebinin ön şartıdır; ödemenin yapılmadığı ya da miktarının belgelenmediği hâllerde talep temelsiz kalır.

Kusur ve illiyet bağı incelemesinde mahkemeler genel bilirkişi yerine uzman kurullara yönelmektedir. İncelediğimiz kararlarda Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti ile İstanbul Teknik Üniversitesi’nden seçilen makine mühendisi heyeti görevlendirilmiştir. Rapora itiraz edilirken hangi kurumdan rapor alınması gerektiğinin de belirtilmesi bu nedenle önem taşır.

Sigorta şirketinin rücu talebi tek başına yeterli midir?

Yeterli değildir. Rücu sebeplerinin her biri ispat edilmeye muhtaçtır ve ispat yükü kural olarak bunu ileri süren sigortacıdadır. Kast ve ağır kusur iddiası delillendirilmelidir; ehliyetsizlik iddiasında sürücü belgesi durumu resmî kayıtla ortaya konmalıdır; alkol iddiasında mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkol alındığının raporla saptanmış olması gerekir.

Alkol bakımından sık yapılan hata, promil değerinin tek başına rücuyu doğurduğunun sanılmasıdır. Genel Şartların (c) bendi, zararın alkollü içki alınmak suretiyle aracın kullanılması sırasında meydana gelmesini arar; yani alkolle kaza arasındaki bağlantı tartışılabilir bir konudur ve bu bağlantı bilirkişi incelemesiyle kurulur.

İstiap haddinde de durum aynıdır. Aracın fazla yük ya da fazla yolcu taşıdığının tespiti tek başına yeterli olmayıp, bu aşımın kazanın münhasır sebebi olduğunun ortaya konması gerekir. Aksi hâlde, incelediğimiz iki kararda olduğu gibi rücu talebi reddedilir. Aracın çalınması veya gasbı hâlinde ise (e) bendi uyarınca sigortalının ya da eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğunun tespiti aranır; kusursuz araç sahibi rücunun muhatabı olmaz.

Sigorta şirketinin rücu başvurusu gerçekleştiğinde ne yapılabilir?

Rücu hakkı doğduğunu düşünen sigorta şirketleri genellikle önce ihtarname gönderir, ardından icra takibi başlatır ya da doğrudan dava açar. İhtarnamede ödenen tazminat tutarı, dayanılan rücu sebebi ve ödeme için verilen süre yer alır. Bu aşamada atılacak adımların sırası önemlidir.

İlk yapılacak iş, talebin dayanağını ve belgelerini istemektir: hangi bende dayanıldığı, ödemenin hangi tarihte ve kime yapıldığı, istiap haddinin hangi makamca tespit edildiği. İkinci adım, kusur ve illiyet bağı bakımından dosyanın kendi delilleriyle karşılaştırılmasıdır; kaza tespit tutanağında farklı bir kusur sebebi yazıyorsa bu, münhasırlık savunmasının temelini oluşturur.

İcra takibi başlatılmışsa ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edilmesi gerekir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur; bundan sonra alacaklı sigorta şirketinin itirazın iptali davası açması ya da icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemesi gerekir. Süre kaçırılırsa takip kesinleşir ve tartışma çok daha zor bir zemine taşınır.

Kesinleşmemiş bir rücu talebini ihtiyaten ödemek doğru bir strateji değildir. Ödeme, borcun kabulü sonucunu doğurabileceği gibi, yukarıdaki kararlarda görüldüğü üzere talebin esastan reddedilme ihtimalini de baştan ortadan kaldırır. Talebin haklı olup olmadığı belirlenmeden yapılan ödemenin geri alınması ayrı ve zahmetli bir dava konusudur.

Sigorta rücu davalarında görevli mahkeme hangisidir?

Görevli mahkeme, sigortalının sıfatına göre değişir ve bu ayrım pek çok metinde atlanır. Sigorta sözleşmesi Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlendiği için, kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bu kanunda öngörülen hususlardan doğan davalar tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır; bu hâlde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.

Buna karşılık sigortalı, aracını ticari ya da mesleki amaçla kullanmayan gerçek kişiyse ilişki tüketici işlemi niteliğindedir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73. maddesi, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu düzenler.

Sigorta rücu davası tüketici mahkemesinde mi görülür?

Sigortalı tüketici sıfatını taşıyorsa evet. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2025/15667 sayılı kararına konu dosyada ilk derece yargılaması Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından tüketici mahkemesi sıfatıyla yürütülmüş, karar bu sıfatla verilmiş ve temyiz incelemesinden geçmiştir.

Ayrım pratikte belirleyicidir: tüketici mahkemesinde görülen davalarda tüketiciler harçtan muaftır ve dava tüketicinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Ticari dava kabul edildiğinde ise bu kolaylıklar bulunmaz. Aracın ticari işletmeye kayıtlı olup olmadığı, dava dilekçesinde ilk incelenmesi gereken noktalardandır.

Rücu davası yetkili mahkeme neresidir?

Sigortacının sigortalısına açtığı rücu davasında genel yetki kuralı işler ve dava davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinin ikinci fıkrasındaki özel yetki kuralı, motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluğa ilişkin davalar içindir; bu kural uyarınca dava sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer ile kazanın meydana geldiği yer mahkemelerinde de açılabilir.

Sigortalı tüketici sıfatındaysa 6502 sayılı Kanun’un 73. maddesi uyarınca tüketicinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Takip icra yoluyla başlatılmışsa itirazın iptali davası, kural olarak takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir.

Sigorta rücu itirazın iptali davasında arabuluculuk zorunlu mu?

Her iki ihtimalde de dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır; yalnızca dayanak farklıdır.

Ticari dava sayılan hâllerde Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uygulanır. Madde, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı sayar; arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır, bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir.

Tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklarda ise 6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesi aynı sonucu doğurur. Maddenin birinci fıkrası, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı sayar; tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklar ve hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar gibi sınırlı hâller bunun dışındadır.

Sigorta rücu davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?

Zamanaşımı, rücu talebine karşı en sık kullanılan savunmalardan biridir ve hangi sürenin uygulanacağı ilişkinin kaynağına göre değişir. İki ayrı hüküm söz konusudur ve bunların karıştırılması hak kaybına yol açar.

Sigortacının kendi sigortalısına yönelttiği rücu talebi sigorta sözleşmesinden doğar. Türk Ticaret Kanunu’nun 1420. maddesi, sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemlerin her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Maddenin ikinci fıkrası diğer kanunlardaki hükümleri saklı tutar.

Buna karşılık Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinin ilgili fıkrası, tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu haklarını düzenler ve bu hakların, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağını öngörür. Bu fıkra, örneğin birlikte sorumlu iki işleten arasındaki iç ilişkiye uygulanır.

İlişkiDayanakSüre
Zarar görenin tazminat talebi (maddi zarar)KTK m.109/1Öğrenmeden 2 yıl, her hâlde kaza gününden 10 yıl
Fiil suç teşkil ediyorsaKTK m.109/2Ceza kanunundaki daha uzun süre
Sigortacının sigortalıya rücuuTTK m.1420Muacceliyetten 2 yıl, her hâlde rizikodan 6 yıl
Tazminat yükümlülerinin birbirine rücuuKTK m.109/4Ödeme ve öğrenmeden 2 yıl
Trafik kazasından doğan taleplerde zamanaşımı süreleri.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi ayrıca çapraz bir kesilme kuralı getirir: zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı da tazminat yükümlüsü bakımından kesilmiş sayılır. Zamanaşımı savunmasının ileri sürülmesi hâkimin kendiliğinden dikkate alacağı bir husus değildir; def’i olarak süresinde ileri sürülmesi gerekir.

Sigorta rücu davalarında faiz türü nasıl belirlenir?

Sigorta şirketleri rücu takiplerinde çoğunlukla ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz talep eder. Faizin türü ve oranı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’a göre belirlenir ve bu kanunun kanuni faizi düzenleyen 1. maddesi 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle değiştirilmiştir.

Maddenin yürürlükteki hâline göre, faiz ödenmesi gereken hâllerde miktar sözleşmeyle tespit edilmemişse ödeme yıllık olarak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı 30 Haziran günü, önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan orandan beş puan veya daha çok farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran’da belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur. Bu düzenleme, kanuni faizi sabit bir yüzdeye bağlayan eski uygulamayı sona erdirmiştir.

Ticari işlerde ise 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrası devreye girer: Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, birinci maddeye göre bulunan orandan fazlaysa, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Aynı Kanun’un 3. maddesi ise kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceğini hükme bağlar; yani faize faiz işletilmesi kural olarak mümkün değildir.

Faizin başlangıç tarihi de tartışmaya açıktır. Sigortacı genellikle üçüncü kişiye ödeme yaptığı tarihi esas alır; buna karşılık borçlunun temerrüde düşmesi için kural olarak ihtar gerekir. Talep edilen faiz türünün ve başlangıç tarihinin dosyada ayrıca denetlenmesi gerekir.

Rücu davası kime açılır, sigorta şirketi kime rücu eder?

Zorunlu mali sorumluluk sigortasında rücunun muhatabı sigortalıdır. Genel Şartların A.2 maddesi sigortalıyı, poliçe konusu motorlu araçta 2918 sayılı Kanun’a göre işleten sayılan kişi olarak tanımlar. Dolayısıyla rücu davası kural olarak araç işletenine yöneltilir; incelediğimiz kararlarda da davalı taraf işleten sıfatındaki sigortalıdır.

Sürücü ile işleten aynı kişi değilse durum ikiye ayrılır. Genel Şartlar rücu sebeplerini “sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin” davranışlarına bağladığı için, sürücünün fiili işletene rücu imkânı verebilir. Sigortacının doğrudan sürücüye yönelmesi ise sözleşme ilişkisine değil, halefiyet ya da haksız fiil hükümlerine dayanır; bu iki yolun şartları farklıdır.

Sigortalının ölümü hâlinde borç mirasçılara geçebilir; ancak bu, kendiliğinden bir sorumluluk değil, mirasın kabulüne bağlı genel miras hukuku sonucudur. Mirasın reddi ya da tutulan defter süreçleri bu tabloyu değiştirir.

Sigorta şirketi tarafından açılan rücu davası süreci nasıl işlemektedir?

İstiap haddinin aşılmasına dayanan rücu süreci uygulamada belirli bir sırayı izler. Aşağıdaki adımlar, incelenen Yargıtay dosyalarında da aynı sırayla görülmektedir:

  1. Kaza sonrası hasar ihbarı yapılır; sigortacı zarar gören üçüncü kişilerin maddi ve bedeni zararlarını poliçe teminatı kapsamında öder.
  2. Sigortacı ödeme belgelerini, kaza tespit tutanağını, varsa tartım kaydını ve kusur raporlarını toplayarak rücu sebebi bulunup bulunmadığını değerlendirir.
  3. Sigortalıya ihtarname gönderilir; ödenen tutar, dayanılan bent ve ödeme süresi bildirilir.
  4. Ödeme yapılmazsa icra takibi başlatılır ya da doğrudan alacak davası açılır. Takibe süresinde itiraz edilirse takip durur ve sigortacı itirazın iptali davası açar.
  5. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; bu aşama atlanırsa dava usulden reddedilir.
  6. Yargılamada kusur ve illiyet bağı bilirkişi incelemesine tabi tutulur; istiap haddinin aşılıp aşılmadığı, ne kadar aşıldığı ve kazanın münhasıran bundan doğup doğmadığı araştırılır.
  7. Rapor doğrultusunda karar verilir. Talep kabul edilirse takip kaldığı yerden devam eder; reddedilirse sigortacının alacağı bulunmadığı tespit edilmiş olur.

Uyuşmazlığın Sigorta Tahkim Komisyonu önünde başlaması da mümkündür. Bu yolda uyuşmazlık hakem heyeti karar verir, karara karşı itiraz hakem heyetine başvurulur ve şartları varsa itiraz hakem heyeti kararı temyiz edilir. Yukarıda anılan 2025/15608 sayılı karar tam olarak bu yolu izlemiş; itiraz hakem heyeti kararı Yargıtay tarafından bozulmuştur.

İstiap haddinin aşılması ile ilgili mahkeme kararları

İstiap haddi tartışmasında içtihat, sigorta şirketinin lehine değil aleyhine yerleşmiş durumdadır: rücu ve teminat dışılık savunmalarının kabulü için haddin aşılmış olması yetmemekte, kaza ile aşım arasında münhasır bir bağ aranmaktadır. Aşağıdaki üç karar bu çizgiyi göstermektedir.

KararKonuSonuç
Y. 4. HD 20.11.2023, E.2021/18951, K.2023/12270ZMSS rücu, 85.524 TL, itirazın iptali. Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti raporu: aşırı hız, bakımsızlık ve istiap haddi.Münhasır sebep yok; ret kararı onandı
Y. 4. HD 24.11.2025, E.2023/5190, K.2025/15667ZMSS rücu, 277.228 TL. Beş kişilik araçta sekiz kişi; kaza kavşakta hız azaltmamadan doğdu.Münhasır sebep yok; ret kararı onandı
Y. 4. HD 24.11.2025, E.2025/9051, K.2025/15608Kasko, A.5.8 teminat dışılığı. Rapor tutarsız (680 kg / 180 kg / 130 kg).Eksik inceleme; itiraz hakem heyeti kararı bozuldu
İstiap haddine ilişkin güncel Yargıtay kararları. Karar metinlerine Yargıtay Karar Arama üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.

Kararların usul yönünden bir özelliği daha vardır. Trafik sigortası uyuşmazlıklarına uzun yıllar Yargıtay 17. Hukuk Dairesi bakmıştır; bu daire kapatılmış ve dosyalar 4. Hukuk Dairesine devredilmiştir. Eski tarihli 17. Hukuk Dairesi kararları içerik olarak geçerliliğini korur; değişen şey, temyiz merciidir. İnternette karşılaşılan “17. HD kararı” künyelerinin geçersiz sanılmasının sebebi çoğu zaman bu devirdir.

Kararlarda dikkat çeken bir başka nokta, bilirkişi seçimidir. İstiap haddi hesabı ve kazaya etkisi, genel trafik bilirkişisi yerine makine mühendisliği ve karayolu tekniği alanında uzman kurullara yaptırılmaktadır. Rapora itiraz ederken bu talebin açıkça dile getirilmesi, sonraki aşamalarda bozma sebebi oluşturmaktadır.

İstiap haddi ve rücu konusunda sık yapılan yanlışlar

Bu başlıkta, konuyu anlatan metinlerde sık rastlanan ve pratikte hak kaybına yol açan hataları topluyoruz.

Yaygın bilgiDoğrusu
“İstiap haddi Karayolları Trafik Kanunu’nda tanımlanmıştır.”Kanunda “istiap” kelimesi hiç geçmez. Kanunun terimi taşıma sınırı (kapasite)dır; istiap haddi sigorta genel şartlarının terimidir.
“İstiap haddi ihlali KTK m.128’de düzenlenir.”KTK m.128 park edilmiş, terk edilmiş veya hasara uğramış araçların kaldırılmasına ilişkindir. Konunun maddesi m.65tir.
“Sigorta ödediğinin tamamını geri alır.”KTK m.95/2 ve Genel Şartlar B.4/2: tazminatı kaldırabileceği veya azaltabileceği oranda.
“Rücu ile halefiyet aynı şeydir.”Halefiyet (B.3, TTK m.1472) üçüncü kişiye, rücu (B.4) sigortalıya yöneliktir.
“Ağırlık ölçümünde ruhsattaki değer aşıldıysa ihlal kesindir.”Tartı toleransı eklenir: en çok [(azami ağırlığın yüzde 3,75’i) + 500] kg.
“Olay yerini terk etmek maddi hasarlı kazada rücu sebebi değildir.”1/7/2026’dan itibaren bent “trafik kazalarında” diye açılıyor; ayrım kalktı.
“İstiap haddi aşımında ehliyete el konur.”KTK m.65’te böyle bir yaptırım yoktur; yaptırım para cezası ve araç/yük tedbirleridir.
“Rücu davası her hâlde asliye ticaret mahkemesinde görülür.”Sigortalı tüketiciyse tüketici mahkemesi görevlidir (6502 m.73).
“Kanuni faiz sabit bir yüzdedir.”3095 s.K. m.1, 16/7/2026 tarihli 7589 s.K. ile değişti; faiz artık TCMB reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanır.
İstiap haddi ve rücu konusunda sık karşılaşılan hatalı bilgiler.

Trafik cezalarının güncel tutarları da bu listeye girer: 12/2/2026 tarihli ve 7574 sayılı Kanun Karayolları Trafik Kanunu’nun pek çok maddesini yeniden yazmış, 65. maddenin ceza tarifesini de değiştirmiştir. Genel tarifeye ilişkin trafik cezaları içeriğimiz karşılaştırma için kullanılabilir; tutarlar bakımından yürürlükteki kanun metni esas alınmalıdır.

Sigorta şirketinin rücu hakkı Yargıtay kararlarında nasıl değerlendiriliyor?

Yerleşik uygulamada belirleyici olan iki ölçüt öne çıkar. Birincisi münhasırlık: rücu edilebilmesi için ihlal ile zarar arasında illiyet bağı aranır. Sigortalının kusurlu davranışı bulunsa bile, o davranış kazanın meydana gelmesinde etkili olmamışsa rücu talebi karşılık bulmaz. İkincisi ispat yükü: rücu sebebinin varlığını iddia eden sigorta şirketi ispatla yükümlüdür; sigortalıdan kendisini aklaması beklenmez.

Bu iki ölçüt, uygulamada en sık karşılaşılan yanılgıyı da düzeltir: sigorta şirketinden gelen rücu yazısı tek başına bir tespit değil, bir taleptir. Talebin dayandığı sebebin poliçe genel şartlarında sayılan hâllerden birine girmesi ve somut olayda gerçekleşmiş olması gerekir. Yazının gelmesi üzerine ödeme yapmak, itiraz hakkının fiilen kullanılamaz hâle gelmesine yol açabilir.

Talebe karşı izlenecek yol da bu çerçevede belirlenir: rücu alacağı için icra takibi başlatılmışsa süresinde itiraz edilerek takip durdurulur, şirket itirazın iptali davası açmak zorunda kalır. Böylece ispat yükü yer değiştirmez ve sebebin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği yargı önünde tartışılır.

Sıkça sorulan sorular

İstiap haddi ne demek?

İstiap haddi, bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı veya yolcu sayısıdır. Karayolları Trafik Kanunu bu kavramı taşıma sınırı (kapasite) adıyla tanımlar; istiap haddi ifadesi sigorta genel şartlarında kullanılır.

İstiap haddi kg olarak nasıl bulunur?

Araç tescil belgesindeki azami yüklü ağırlıktan aracın (varsa dorsenin) boş ağırlığı düşülür. Kalan değer, sürücü ve yolcular dahil olmak üzere araca yüklenebilecek azami ağırlığı gösterir.

İstiap haddi tolerans kaç kilogramdır?

Araçların Yüklenmesine İlişkin Ölçü ve Usuller ile Tartı ve Boyut Ölçüm Toleransları Hakkında Yönetmelik’in 7. maddesine göre tartı toleransı en çok, aracın azami ağırlığının yüzde 3,75’i ile 500 kilogramın toplamı kadardır. Örneğin azami ağırlığı 40 ton olan bir araçta tolerans 2.000 kilogramdır.

Fazla yolcu almanın cezası ne kadar?

Taşıma sınırı üstünde yolcu alınması hâlinde Karayolları Trafik Kanunu’nun 65. maddesi uyarınca 1.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır. Ayrıca sorumluluk ve giderler işletene ait olmak üzere fazla yolcular en yakın yerleşim biriminde indirilir.

Aşırı yük cezası kime kesilir?

Azami yüklü ağırlığın aşılmasında ceza, işleten ve gönderene ayrı ayrı uygulanır. İşleten ile gönderen aynı kişiyse ceza tek uygulanır; gönderen birden fazlaysa hesaplanan cezaların toplamı işletene yüklenir.

İstiap haddinin aşılması rücu sebebi midir?

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4 üçüncü fıkrasının (ç) bendi uyarınca rücu sebebidir; ancak bendin uygulanabilmesi için haddin yetkili makamlarca tespit edilmiş olması ve kazanın bu aşımdan kaynaklanması gerekir. Yargıtay uygulamasında kaza münhasıran istiap haddinin aşılmasından doğmadıysa rücu hakkı kabul edilmemektedir.

Sigorta ödediği tazminatın tamamını geri alabilir mi?

Hayır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesi ve Genel Şartların B.4 maddesi, sigortacının tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda rücu edebileceğini düzenler. Talep bu oranla sınırlıdır.

Kasko istiap haddi aşılırsa öder mi?

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.8, aracın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşınması sırasında meydana gelen ve münhasıran istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zararları teminat dışında bırakır. Zarar başka sebeplerden de doğmuşsa teminat dışılık savunması geçerli olmaz.

Zarar gören üçüncü kişi istiap haddi yüzünden tazminatsız kalır mı?

Hayır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesinin birinci fıkrası, tazminat yükümlülüğünü kaldıran veya azaltan hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğini düzenler. Sigortacı ödemeyi yapar, sonra sigortalısına rücu eder.

Sigorta rücu davası zamanaşımı kaç yıldır?

Sigortacının sigortalısına yönelttiği talep sigorta sözleşmesinden doğduğu için Türk Ticaret Kanunu’nun 1420. maddesi uygulanır: alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıl, her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl. Tazminat yükümlülerinin birbirine rücuunda ise Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca iki yıllık süre işler.

Sigorta rücu davasında görevli mahkeme hangisidir?

Sigortalı tüketici sıfatındaysa 6502 sayılı Kanun’un 73. maddesi uyarınca tüketici mahkemesi görevlidir. İlişki ticari nitelikteyse Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca dava ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesinde görülür.

Rücu davası açılmadan önce arabuluculuk zorunlu mudur?

Evet. Ticari dava sayılan hâllerde Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi, itirazın iptali davaları dahil olmak üzere arabulucuya başvurulmasını dava şartı sayar. Tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklarda ise 6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesi aynı şartı öngörür.

İcra takibi başlatıldıysa ne yapılmalı?

Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edilmelidir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur ve sigorta şirketinin itirazın iptali davası açması gerekir. Süre kaçırılırsa takip kesinleşir.

Rücu davası kime açılır?

Zorunlu mali sorumluluk sigortasında rücunun muhatabı sigortalıdır. Genel Şartlar sigortalıyı, poliçe konusu araçta 2918 sayılı Kanun’a göre işleten sayılan kişi olarak tanımlar. Sürücünün ayrı sorumluluğu haksız fiil hükümlerine göre değerlendirilir.

Rücu talebi geldiğinde ödeme yapmak doğru mudur?

Kesinleşmemiş bir talebin ihtiyaten ödenmesi, borcun kabulü sonucunu doğurabilir ve esasa ilişkin savunmaları zayıflatır. Önce talebin dayanağı, ödemenin belgesi ve istiap haddinin hangi makamca tespit edildiği incelenmelidir.

Rücu alacağına hangi faiz uygulanır?

Faiz 3095 sayılı Kanun’a göre belirlenir. Kanunun 1. maddesi 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’la değiştirilmiş olup, sözleşmeyle tespit edilmemiş hâllerde faiz, Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanır. Ticari işlerde ise avans faiz oranı daha yüksekse, sözleşme olmasa bile bu oran istenebilir.

İstiap haddinin aşıldığı nasıl ispatlanır?

Genel Şartların (ç) bendi haddin yetkili makamlarca tespit edilmiş olmasını aradığı için tartım tutanağı, kaza tespit tutanağındaki tespit veya idari yaptırım kararı gibi belgeler esas alınır. Aşımın kazaya etkisi ise bilirkişi incelemesiyle belirlenir; kararlarda Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti ve üniversitelerden seçilen makine mühendisi kurulları görevlendirilmiştir.

Değerlendirme ve destek

İstiap haddine dayanan rücu talepleri, göründüğü kadar kesin sonuçlu değildir. Talebin ayakta kalabilmesi için haddin yetkili makamlarca tespit edilmiş olması, kaza ile aşım arasında münhasır bir bağ bulunması ve istenen tutarın sigortacının tazminatı azaltabileceği oranla sınırlı kalması gerekir. Yargıtay’ın güncel kararları bu şartların ciddiyetle denetlendiğini göstermektedir.

Kendisine rücu ihtarnamesi ulaşan ya da icra takibiyle karşılaşan araç sahiplerinin, süreleri kaçırmadan dosyayı değerlendirmesi önemlidir; özellikle ödeme emrine itiraz için öngörülen yedi günlük süre kısa ve kesindir. Trafik kazalarından doğan tazminat ve sigorta uyuşmazlıkları hakkında bilgi almak için sigorta hukuku ve trafik kazası alanındaki çalışmalarımıza göz atabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kaza tespit tutanağı, poliçe tarihi, ölçüm kayıtları ve kusur dağılımı farklı olduğundan, kendi durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir. Metinde yer alan kanun, yönetmelik ve genel şart hükümleri yayım tarihindeki yürürlükteki hâlleriyle verilmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir