Genel

Alkollü Trafik Kazası ve Rücu

Alkollü Trafik Kazası ve Rücu

Alkollü trafik kazası ve rücu ilişkisinin tek bir cevabı yoktur: sigorta şirketi zarar gören üçüncü kişiye ödemeyi yapar, ödediği tutarı sonra kendi sigortalısından geri istemek için rücu eder. Bu ikisi birbirinin alternatifi değil, art arda gelen iki aşamadır. Rücunun doğması içinse sürücünün alkollü olması tek başına yetmez; Yargıtay’ın yerleşik ölçütüne göre kazanın münhasıran (yalnızca) alkolün etkisiyle meydana geldiğinin ispatlanması ve bu ispatın sigortacı tarafından yapılması gerekir.

Makale İçeriği

Zorunlu trafik sigortası ile kasko bu noktada birbirinden ayrılır; promil sınırı kanun ile yönetmelikte farklı yazılır; ispat yükü kural olarak sigortacıdadır ama bir hâlde tersine döner. Alkollü trafik kazası ve rücu tartışmasının tamamı bu üç eksende kurulur ve her biri Karayolları Trafik Kanunu, Genel Şartlar ve künyeli Yargıtay kararlarıyla aşağıda ayrı ayrı ele alınmıştır. Kaza mağduru iseniz “karşı taraf alkollü ise ne olur”, sürücü iseniz “kendi zararımı alabilir miyim” bölümleri doğrudan sizin durumunuzu anlatır.

Özet

Alkollü trafik kazasında sigorta, zarar gören üçüncü kişiye ödeme yapar; alkol, ancak sonraki aşamada sigortacının kendi sigortalısına rücu etmesinin sebebi olur.

  • Rücunun şartı münhasır illiyettir: kaza yalnızca alkolün etkisiyle olmalıdır; alkollü olmak tek başına yetmez.
  • İspat yükü sigortacıdadır (TTK m.1409). İstisna: sürücü 1,00 promil üstünde ve %100 kusurlu ise ayrıca münhasırlık raporu aranmaz (Y. 4. HD, E.2024/872 K.2024/5441).
  • Zarar gören üçüncü kişi bu tartışmadan etkilenmez: rücu sebepleri ona karşı ileri sürülemez (KTK m.95/1).
  • Kasko ayrı rejimdir: alkollü kullanım Kasko Genel Şartları A.5.5’te doğrudan teminat dışıdır; orada ödeme baştan yapılmaz, rücu aşaması hiç doğmaz.
  • Rücu zamanaşımı tek bir “2 yıl” değildir: TTK m.1420 (2 yıl / 6 yıl), KTK m.109/4 ve TBK m.73 ayrı ayrı işler.

Alkollü trafik kazasında sigorta ödemeleri ne şekilde belirlenir?

Ödemenin nasıl belirleneceği, hangi poliçenin devrede olduğuna göre değişir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası (trafik sigortası) başkasına verilen zararı karşılar; kasko ise kendi aracınızın hasarını. Alkol, bu iki poliçede birbirinden farklı iki mekanizmayla sonuç doğurur ve bu ayrım yapılmadığında “sigorta öder mi ödemez mi” sorusu cevapsız kalır.

Zorunlu trafik sigortasında alkol, teminatı baştan ortadan kaldıran bir sebep değildir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4 maddesinin ilk cümlesi açıktır: “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.” Aynı hüküm KTK m.95/1‘de de yer alır. Yani zarar gören üçüncü kişi ödemeyi alır; alkol tartışması sigortacı ile sigortalı arasında, ödemeden sonra yapılır.

Kaskoda mekanizma tersine işler. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.5 bendi, aracın “Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce … kullanılması sırasında meydana gelen zararlar”ı teminat dışında bırakır. Burada ödeme yapılıp geri istenmez; kapsam dışılık iddiası doğrudan ödemenin önüne çıkar. İki poliçenin karşılaştırması aşağıdaki gibidir.

ÖlçütZorunlu trafik sigortası (ZMSS)Kasko
Kimin zararıKarşı taraf / üçüncü kişiKendi aracınız
Alkolün etkisiÖdenir, sonra rücuTeminat dışı (A.5.5)
DayanakKTK m.95 + Genel Şartlar B.4Kasko Genel Şartları A.5.5
MuhatapSigortalı (işleten)Sigortalı
Zarar görenin durumuEtkilenmez, ödeme alırZarar gören = sigortalının kendisi
Alkol sınırının kaynağı“İlgili mevzuatta belirlenen seviye”“Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviye”

Kazanın oluşumunda alkolün yanı sıra başka etkenler de rol oynamış olabilir: yol yapısı, hava koşulları, aracın teknik arızası, karşı sürücünün kural ihlali. Bu etkenlerin varlığı hem trafik sigortasında rücuyu hem kaskoda teminat dışılığı zayıflatır. Bu nedenle dosyada yapılan iş, alkol seviyesini ölçmekle bitmez; alkolün kazayla nedensellik bağını kurmakla devam eder.

Zorunlu trafik sigortası ile kasko aynı kurala mı tabidir?

Hayır; ikisi aynı olayda birbirinden bağımsız sonuç verir. Bir kazada zorunlu trafik sigortası karşı tarafın zararını ödeyip sigortalısına rücu ederken, aynı kazada kasko sigortacısı sigortalının kendi aracındaki hasarı hiç ödemeyebilir. Rakip yayınların çoğunda bu iki poliçe tek başlık altında anlatıldığı için “sigorta ödedi ama benden geri istiyor, kasko ise hiç ödemedi” tablosu okuyucuya çelişki gibi görünür; oysa hukuken tutarlıdır.

İkinci fark ispat tarafındadır. Trafik sigortasında rücuya dayanan sigortacı, teminat dışılık iddiasını kendisi kanıtlamak zorundadır. Kaskoda ise poliçe ile talep eden sigortalı olduğu için, sigortacının kapsam dışılık savunmasına karşı sigortalının belge sunma yükü daha erken devreye girer; özellikle alkol raporunun zamanında alınmamış olması bu dengeyi değiştirir. Bu konuya “Kazada alkol raporu nasıl alınır, rapor yoksa ne olur?” başlığında ayrıca değiniyoruz.

Alkollü trafik kazalarında sigorta şirketi ödeme yapar mı?

Zorunlu trafik sigortası bakımından cevap evettir. Kaza şüpheden uzak biçimde alkolün etkisiyle gerçekleşmiş olsa dahi üçüncü kişilerin hakları korunur. Zarar gören üçüncü kişiler, alkollü sürücünün poliçesini düzenleyen sigorta şirketine başvurur ve zararlarını poliçe limitleri dâhilinde tazmin ettirir. Sigorta şirketi bu ödeme nedeniyle araç sürücüsü veya işletenine rücu eder; ancak bu, ödemenin yapılmasına engel değildir.

Genel Şartlar bu korumayı iki katmanda kurar. Birinci katman B.4’ün ilk fıkrasıdır: rücu sebepleri zarar görene karşı ileri sürülemez. İkinci katman, aynı maddenin son cümlesidir ve uygulamada çok az bilinir: “Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez.” Yani mağdurdan “karşı sürücünün alkol raporunu getirin” denmesi, Genel Şartlara aykırıdır.

Alkollü sürücünün kendi zararlarını tazmin ettirmesi ise farklı bir sorudur ve kazanın salt alkol etkisiyle gerçekleşmemiş olması şartına bağlıdır. Hava şartları ve teknik arızalar başta olmak üzere bozuk yol yapısı, yaya dikkatsizliği, kazaya karışan diğer araç sürücüsünün hataları veya hız aşımı gibi etkenlere bağlı olarak gerçekleşen bir kazada tazminat ödenmesi söz konusu olabilir. Kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşmesi hâlinde ise ödeme yapılmaz.

Genel Şartlar B.4’ün üçüncü fıkrası, sigortacının sigortalısına hangi sebeplerle rücu edebileceğini bentler hâlinde sayar. Alkol tek başına bir bent değildir; kendi bendi olan (c)‘de düzenlenir ve diğer bentlerle karışmaması gerekir.

BentRücu sebebiKritik kayıt
(a)Kasti hareket veya ağır kusurSıradan kusur yetmez
(b)Ehliyetsizlik, geçersiz sertifika, ehliyete el konulmuş olması veya trafik kurallarının ağır kusurla ihlali“Ağır kusur ile” kaydı 2016’da eklendi
(c)Uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkol alınmış olarak kullanmaZarar bu kullanım sırasında doğmuş olmalı
(ç)Ruhsatsız yolcu taşıma, istiap haddi aşımı, ruhsatsız patlayıcı taşımaAlkolle ilgisi yok
(d)B.1’deki ihbar/koruma yükümlülüklerinin ihlaliRücu yalnız artan kısım için
(f)Olay yerini terk veya kaza tutanağı / alkol raporu düzenleme yükümlülüğüne aykırılık1/7/2026’dan beri yeni metin

Tablodaki (f) bendi alkol dosyalarında çok sık gündeme gelir: sürücü alkollü olmasa bile, alkol raporu düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranmışsa ayrı bir rücu sebebi doğar. Bu bendin 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren yeni metni ve olay yerinden ayrılmanın sonuçları için kazadan sonra olay yerini terk etmenin cezai sonuçları yazımıza bakabilirsiniz.

Bir noktanın altını çizmek gerekir: B.4’ün ikinci fıkrası rücuyu sınırsız bir hak olarak tanımaz. Lafız şudur: sigortacı, “tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir.” Aynı ölçüt KTK m.95/2’de de vardır. Dolayısıyla “sigorta ödediğinin tamamını geri alır” cümlesi doğru değildir; rücu, kusur ve etki oranıyla sınırlıdır.

Alkollü trafik kazalarında rücu için promil sınırı kaç olmalıdır?

Ülkemizde alkollü araç kullanımına dair sınırlamalar promil üzerinden belirlenmiştir ve sınır, sürücünün kullandığı aracın türüne göre değişir. Hususi otomobil sürücüleri için sınır 0,50 promil, hususi otomobil dışındaki araçları kullananlar için ise daha düşüktür. Promil sınırının aşıldığı hâllerde idari para cezası, sürücü belgesine el konulması ve araç kullanmaktan men gibi yaptırımlar gündeme gelir; sigorta bakımından ise bu sınır, rücu tartışmasının giriş kapısıdır — tek başına sonucu belirlemez.

Buradaki en yaygın anlatım hatası, promil ile yüzdenin karıştırılmasıdır. Promil binde birdir; 0,50 promil, kanda litrede 0,50 gram alkol demektir ve “yüzde 0,50” ile aynı şey değildir. İkinci hata ise sınırın tek bir rakamla verilmesidir; oysa kanun ile yönetmelik hususi otomobil dışındaki araçlar için farklı rakamlar yazar.

Araç / durumSınırDayanak
Hususi otomobil0,50 promilKTK m.48/5 · KTY m.97/1
Hususi otomobil dışındaki araçlar (idari ceza yönünden)0,21 promil (alt sınır)KTK m.48/5
Diğer araç sürücüleri (yönetmelik yasağı)0,20 promilKTY m.97/1
Kazaya sebebiyet hâlinde ayrıca TCK uygulanmasıHususi 0,50 · diğer 0,20 promil üstüKTK m.48/7
TCK m.179/3 (trafik güvenliğini tehlikeye sokma) eşiği1,00 promil üstüKTK m.48/6
1,00 promilin altında olsa da emniyetli sürüş yeteneğini kaybetmiş olmakTutanakla tespit yeterliKTY m.97/3-e

Tablonun son satırı, damardaki hiçbir rakip yayında karşılaşmadığımız bir ayrımdır ve savunma açısından belirleyicidir: 1,00 promilin altında olmak, adli sürecin dışında kalmayı garanti etmez. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.97/3-(e) hükmüne göre, 1,00 promilin altında alkollü olmasına rağmen alkolün etkisiyle emniyetli şekilde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olduğu tutanakla tespit edilen sürücü de TCK m.179/3 uyarınca işlem görmek üzere mahalli zabıtaya teslim edilir.

Bu oranlar, alkolün etkisiyle gerçekleşen trafik kazalarında sigorta şirketinin rücu hakkı olup olmadığını belirleyen faktörlerden de biridir. Aynı sürücünün alkollü olarak birden fazla kez yakalanması hâlinde sürücü belgesine el koyma süresi kademeli olarak ağırlaşır; bu kademenin nasıl işlediğini ve hapis cezasının gündeme geldiği hâlleri ikinci kez alkollü araç kullanma cezası yazımızda inceledik.

Kanun 0,21 diyor, yönetmelik 0,20: hangisi uygulanır?

Karayolları Trafik Kanunu m.48’in beşinci fıkrasında hususi otomobil dışındaki araçlar için “promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanır” denir. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.97’nin birinci fıkrası ise “kanlarındaki alkol miktarı 0.20 promilin üstünde olan diğer araç sürücülerinin” araç sürmesini yasaklar. İki metin arasındaki bu fark pratikte 0,20 ile 0,21 arasındaki dar bir bantta sonuç doğurur ve neredeyse hiçbir kaynakta belirtilmez.

Normlar hiyerarşisi bakımından çatışma hâlinde kanun üstündür; idari para cezasının dayanağı da doğrudan KTK m.48/5’tir. Buna karşılık Kasko Genel Şartları A.5.5 açıkça “Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviye”ye atıf yapar; yani kasko tarafındaki teminat dışılık değerlendirmesinde ölçüt yönetmelikteki rakamdır. Zorunlu trafik sigortası Genel Şartları B.4/3-(c) ise daha geniş bir ifade kullanır: “ilgili mevzuatta belirlenen seviye”. Sonuç olarak aynı promil değeri, hangi poliçeye baktığınıza göre farklı biçimde değerlendirilebilir.

Bu ayrımın pratik karşılığı şudur: ticari araç sürücüsünün ölçümü 0,20 ile 0,21 promil arasında çıktıysa, idari yaptırım ile kasko teminatı aynı yöne gitmeyebilir. Böyle dar bantlı dosyalarda ölçüm cihazının kalibrasyon kaydı ve ölçüm çıktısının tarih-saat bilgisi, itirazın esasını oluşturur (KTY m.97/3-a).

Sürücünün alkollü olması rücu hakkı için yeterli midir?

Hayır, yeterli değildir. Alkol kullanımına bağlı gerçekleşen trafik kazasında sigorta şirketinin rücu hakkını kullanabilmesi için sürücünün alkollü olması tek başına yeterli bir sebep değildir. Bu hakkın kullanılabilmesi için öncelikle sürücünün, kullandığı araç türü bakımından mevzuatta belirlenen promil sınırının üzerinde alkol almış olması ve akabinde aşağıdaki durumların karşılanıyor olması gerekmektedir:

  • Alkollü sürücünün, trafik kazasına alkolün etkisi sebebiyle yol açmış olması gerekmektedir.
  • Elde edilen delillerin raporlarında ve polis tutanaklarında kazanın sürücüdeki alkol etkisi sebebiyle meydana geldiği gösterilmelidir.
  • Sigorta poliçesinde ve Genel Şartlar’da, alkollü araç kullanan sürücünün yol açtığı kazada şirket tarafından rücu hakkının kullanılabileceğine dair düzenleme bulunmalıdır.
  • Rücu, ödenen tazminatın tamamı için değil, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabilecek oran kadar istenebilir (Genel Şartlar B.4/2 · KTK m.95/2).

Bahsi geçen maddeler karşılık bulmazsa veya kazanın tek nedeni sürücünün alkollü olma durumu değilse, sigorta şirketinin rücu hakkı doğmayabilmektedir. Söz konusu koşulların sağlandığı durumlarda ise sigorta şirketi alkollü sürücüden ödediği hasar miktarını, kusur ve etki oranıyla sınırlı olmak üzere geri talep edebilmektedir. Buna göre rücu hakkı için kısaca, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşmesi gerektiği söylenebilir.

Yargıtay bu ölçütü tek bir kararda değil, yerleşik biçimde uygular. Y. 4. Hukuk Dairesi’nin 29.05.2024 tarihli, E.2024/872, K.2024/5441 sayılı kararında ilke şöyle kurulur: “hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez.”

1,00 promil ve tam kusur: münhasırlık raporu aranmadığı hâl

Münhasırlık kuralının bir istisnası vardır ve rakip yayınlarda neredeyse hiç geçmez. Aynı Yargıtay kararı, iki koşulun birlikte gerçekleşmesi hâlinde ayrıca münhasırlık incelemesi yapılmasına gerek olmadığını söyler: sürücünün %100 kusurlu olması ve 1,00 promil ve üstünde alkollü bulunması. Kararın lafzı şöyledir: “%100 kusurlu olup 1.00 promil ve üstü alkollü sürücülerin emniyetli araç sevk ve idare edemeyecek durumda olmaları nedeniyle meydana gelen zarar münhasırlık raporu aranmadan sigorta teminatı kapsamı dışında sayılacaktır.”

Aynı kararda bunun karşıt hâli de kurulur: “Sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması ya da tam kusurlu olmaması durumunda, trafik kazasının oluşumuna sadece sürücünün alkollü olması değil başka sebeplerinde etken olması nedeniyle meydana gelen zarar kasko sigortası teminat kapsamı içinde sayılacaktır.” Yani kusur oranı %100’ün altına indiği anda tartışma yeniden münhasırlık incelemesine döner.

Somut olayda sürücünün kaza anındaki alkol düzeyi Adli Tıp Kurumu 5. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporuyla ortalama 1,34 promil olarak saptanmış, ek mütalaada bu düzeyde emniyetli sürüşün mümkün olmadığı belirtilmiş; ilk derece mahkemesi buna rağmen “münhasırlık ispat edilemedi” gerekçesiyle davayı reddetmiş, karar bu nedenle bozulmuştur. Dolayısıyla dosyada iki sayı birlikte okunur: promil düzeyi ve kusur oranı.

PromilKusurSonuç
1,00 ve üstü%100Münhasırlık raporu aranmaz, teminat dışı
1,00 ve üstü%100’ün altındaMünhasırlık incelemesi yapılır
Sınır üstü, 1,00 altıHer hâldeMünhasırlık incelemesi yapılır
Sınır altıHer hâldeAlkole dayalı rücu / teminat dışılık gündeme gelmez

Alkollü kazada sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan sürücüye rücu davası açılabilir mi?

Bu sorunun cevabı, talebin hangi hukuki temele dayandığına göre değişir ve tek kelimeyle “hayır” demek eksik olur. Genel Şartlar’ın B.4 maddesi başlığıyla birlikte okunduğunda görülür: madde “Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı”nı düzenler. KTK m.95/2 de aynı yöndedir ve sigortacının “sigorta ettirene başvurabileceğini” söyler. Genel Şartlar A.2/(a) uyarınca sigortalı, poliçeye konu araçta işleten sayılan kişidir. Dolayısıyla sözleşmeye dayalı rücu bakımından muhatap sigortalıdır; sözleşme tarafı olmayan sürücüye bu temelle açılan dava husumet yönünden sorun yaşar.

Ancak sigortacının elinde ikinci ve tamamen farklı bir kurum daha vardır: halefiyet. Genel Şartlar B.3 ve TTK m.1472 uyarınca ödemede bulunan sigortacı, ödediği tutar kadar hak sahibinin haklarına halef olur ve onun zarar verene karşı sahip olduğu talep hakkını kullanır. Bu ikinci yolda muhatap sigortalı değil, zarara sebep olan kişidir. Rücu ile halefiyet uygulamada çoğu zaman tek kurum sanılır; oysa dayanakları, muhatapları ve zamanaşımları farklıdır.

ÖlçütRücu (B.4)Halefiyet (B.3 · TTK m.1472)
MuhatapKendi sigortalısı (işleten)Zarara sebep olan üçüncü kişi
TemelSigorta sözleşmesiZarar görenin devralınan hakkı
SınırTazminatı kaldıracak/azaltacak oranÖdenen tutar
ZamanaşımıTTK m.1420: 2 yıl / 6 yılHalef olunan hakkın tabi olduğu süre

Öte yandan bazı özel durumlarda, sigorta sözleşmesi tarafı olmayan kişilere yönelen taleplerin kabul edildiği de bilinmektedir. Özellikle araçların kiralanması veya işyerinden tahsis edilmesi durumlarında gerçekleşen alkollü trafik kazalarında araç kullanımı, araç sahibinin dışında gerçekleşmektedir. Kazadan zarar gören üçüncü kişilere veya araç sahibine tazminat ödeyen sigorta şirketi, bu durumda alkollü sürücüye yönelerek ödediğini geri alabilmektedir; burada dayanak sözleşmesel rücu değil, halefiyet ve haksız fiil hükümleridir.

Uygulamada sigorta şirketlerinin savunma dilekçelerinde bu ayrımı açıkça kullandıkları görülür. Y. 4. Hukuk Dairesi’nin 17.05.2023 tarihli, E.2022/412, K.2023/6582 sayılı kararına konu dosyada sigortacı, ehliyetsiz araç kullanan sürücüye rücu edileceğini ve bu nedenle borçlu-alacaklı sıfatlarının birleşeceğini ileri sürerek başvurucunun hukuki yararının bulunmadığını savunmuştur. Talep reddedilmiş, karar onanmıştır; ancak savunmanın kurgusu, sürücüye yönelen taleplerin fiilen gündeme geldiğini gösterir.

Alkollü trafik kazalarında üçüncü kişinin hakları nelerdir?

Alkollü sürücünün trafik kazasına yol açması durumunda sigorta şirketleri, hasarı bulunan üçüncü şahısların zararlarını poliçe limiti oranında karşılamakla yükümlüdür. Her ne kadar trafik kazasının sebebi sürücünün alkollü oluşu olsa da sigorta şirketinin üçüncü kişilere tazminat ödemeyi reddetme hakkı bulunmamaktadır. Ancak, zararın karşılanmasından sonra sigorta şirketinin alkollü sürücüden veya sigortalısından zararı rücu etme hakkı saklıdır.

Üçüncü kişinin başvuru yolu da mevzuatta bellidir. KTK m.97 uyarınca zarar gören, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapar; sigorta kuruluşu başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermezse veya cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir ya da 5684 sayılı Kanun çerçevesinde Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir. Bu 15 günlük süre başvuranın değil, sigortacının cevap süresidir; sık karıştırılır.

Üçüncü kişinin hangi zarar kalemlerini isteyebileceği ise KTK m.92 ile sınırlanmıştır. Manevi tazminat zorunlu trafik sigortasının teminatı dışındadır (m.92/f) ve kusurlu sürücü ile işletene karşı ayrıca istenir. Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar da teminat dışıdır. Yaralanmalı kazalarda tedavi ve sağlık hizmet bedelleri ise KTK m.98 uyarınca, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır; sigorta şirketleri bu kalem için SGK’ya katkı payı aktarır.

Zamanaşımı bakımından üçüncü kişinin talebi, sigortacıya rücu talebinden farklı bir rejime tabidir: KTK m.109/1 uyarınca iki yıl ve her hâlde on yıl; fiil suç oluşturuyorsa ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı uygulanır. Aracı sigortasız çıkan sürücülerle ilgili başvuru yolu için trafik kazasında karşı taraf sigortasız çıkarsa ne yapılır yazımıza, kazada yaralanan yolcuların hakları için trafik kazasında yaralanan yolcunun tazminat hakları yazımıza bakabilirsiniz.

Zararın teminat dışı olduğu nasıl ispat edilebilir?

Yasal promil sınırı üzerinde alkol alan araç sürücüsünün sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda açılan rücu davasında, zararın teminat dışı olduğunu sigorta şirketi kanıtlamak zorundadır. Bu, tercih meselesi değil kanundan doğan bir yüktür: Y. 4. Hukuk Dairesi’nin yukarıda anılan kararında ifade edildiği gibi, “hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü … hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir”. Bugünkü karşılık TTK m.1409‘dur; sigortacı, rizikonun teminat dışında kaldığını ispatla yükümlüdür.

İspat somut delillere dayandırılır: alkol ölçüm çıktısı ve kan tahlili sonucu, kaza tespit tutanağı, olay yeri fotoğrafları, MOBESE ve güvenlik kamerası kayıtları, fren izi ölçümleri, araç hasar dağılımı, tanık beyanları ve gerektiğinde bilirkişi raporları. Ancak bu delillerin tamamı yalnızca alkolün varlığını değil, alkolün kazadaki nedensel rolünü göstermeye yönelik olmalıdır.

Sigorta yapılması sürecinde poliçede yer alacak maddeler arasında alkollü trafik kazası durumunda teminatın sınırlarına dair düzenlemelere yer verilmeli ve kapsam dışı konular açıkça belirtilmelidir. Kazanın sürücünün alkol kullanımına bağlı gerçekleştiği ispat edilemezse veya sürücünün alkollü olmasına rağmen asıl kaza sebebi farklı etkenlere bağlanırsa, rücu hakkının doğmadığı kabul edilir ve alkole bağlı gerçekleşen trafik kazasına yönelik rücu davası reddedilir.

Bir noktayı hatırlatmak gerekir: ispat yükünün sigortacıda olması, sigortalının hiç belge sunmayacağı anlamına gelmez. Özellikle kaskoda, Genel Şartlar gereği ibrazı beklenen belgelerin — başta alkol raporunun — makul sürede sunulmaması, ispat dengesini sigortalı aleyhine çevirebilir. Bu ihtimalin somut örneğini bir sonraki bölümlerde ele alıyoruz.

Süreçte hangi dallarda uzman bilirkişilerin raporu istenebilir?

Bir trafik kazasının sürücünün alkollü olması sebebiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin kanıtlanabilmesi adına bilirkişi raporlarına başvurulması gerekebilir. Bilirkişi heyetinin hangi uzmanlık dallarından oluşacağı kanunda sayılmış değildir; HMK m.266 uyarınca çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvurulmasına mahkeme karar verir. Bu nedenle internette sıkça tekrarlanan “nöroloji uzmanı, makine mühendisi ve sigorta uzmanından oluşan üçlü heyet” formülü bir kural değil, olsa olsa bir uygulama örneğidir.

Yargıtay’ın münhasırlık incelemesi için somut olarak işaret ettiği bileşim ise farklıdır. Y. 17. Hukuk Dairesi’nin 15.02.2021 tarihli, E.2020/37, K.2021/1303 sayılı kararında, önceki bozma ilamının gerekçesi aktarılırken heyetin “trafik kusur uzmanı, hukukçu ve nörolog bilirkişiden oluşan” bir kurul olması ve raporun “ceza yargılamasındaki durum ve o dosyanın kapsamı da dikkate alınmak suretiyle” hazırlanması aranmıştır.

UzmanlıkNeyi değerlendirirKaynak
Trafik kusur uzmanıKazanın oluş şekli, kusur dağılımı, fren izi, çarpışma geometrisiY.17.HD 2021/1303
NörologTespit edilen promil düzeyinde sürüş yeteneğinin kaybolup kaybolmadığıY.17.HD 2021/1303
HukukçuPoliçe, Genel Şartlar ve mevzuat değerlendirmesiY.17.HD 2021/1303
Adli Tıp Kurumu ihtisas kuruluKaza anındaki alkol düzeyinin geri hesaplanmasıY.4.HD 2024/5441

Uygulamada ayrıca kaza inceleme uzmanı, makine mühendisi, adli tıp uzmanı ve psikiyatri uzmanının da görevlendirildiği görülür. Belirleyici olan unvan değil, raporun denetime elverişli olmasıdır: rapor, kazanın oluşumunda alkolün payını gerekçelendirmiyor ve dosyadaki diğer raporlarla çelişkisini gidermiyorsa hükme esas alınamaz. Nitekim anılan 17. HD dosyasında ilk heyet raporu, ceza yargılamasında itibar edilmemiş bir beyana dayandığı için geçersiz sayılmış ve yeni bir heyetten rapor alınması istenmiştir.

Rapora itiraz süresi de ayrıca hatırlanmalıdır: HMK m.281/1 uyarınca taraflar, raporun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir. Bu süre, bilirkişinin reddi için öngörülen bir haftalık süreden (HMK m.272/3) farklıdır.

Alkollü trafik kazasında rücu için diğer deliller nelerdir?

Sürücünün alkolün etkisiyle trafik kazası yaptığı durumlarda sigorta şirketinin rücu davası açabilmesi adına en önemli unsurlardan biri bilirkişi raporlarıdır. Bunun dışında aşağıdakiler de dâhil olmak üzere birtakım delillerden yararlanılır:

  • Kaza sonrasında hazırlanan kaza tespit tutanağının yanı sıra alkollü sürücüye verilen ve alkollü olduğunun ispatı niteliğinde olan doktor raporu veya alkol oranını gösteren ölçüm sonuçları da rücu davası için destekleyici kanıtlardır.
  • Polislerin kaza yerine, kazaya karışan taraflara ve kazanın oluş şekline yönelik beyanları da göz önünde bulundurulur. Bununla birlikte kaza anını gören tanıkların beyanlarına da başvurulabilir.
  • Ceza soruşturması ve kovuşturması dosyası: TCK m.179/3 veya taksirle yaralama/öldürme dosyasında alınan raporlar hukuk yargılamasında delil olarak değerlendirilir.
  • Alkol ölçüm cihazının kalibrasyon kaydı ile tarih, saat ve seri numarasını gösteren çıktısı (KTY m.97/3-a).
  • Adli Tıp Kurumu raporu: kaza anı ile ölçüm anı arasında zaman geçmişse, kaza anındaki düzey geriye dönük hesaplanır.

Kaza tespit tutanağının niteliği burada ayrıca önemlidir. Tutanak bir karar değil delildir; aksi ispatlanabilir. Ayrıca Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3 uyarınca tutanağı düzenleyenler kusur oranı belirtmeksizin yalnızca kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini yazar. Tutanakta yazan ihlal, kusur oranının kendisi değildir. Tutanaktaki hatalar için kaza tutanağı yanlış tutulduysa nasıl düzeltilir yazımızı inceleyebilirsiniz.

Sürücüde alkol veya uyuşturucu şüphesi bulunması hâlinde anlaşmalı kaza tespit tutanağı düzenlenemez. Karayolları Trafik Yönetmeliği bu hâli, tarafların kendi aralarında tutanak tutmasının mümkün olmadığı durumlar arasında sayar. Alkollü kazada kolluğun çağrılması bu nedenle bir tercih değil, zorunluluktur.

Alkollü trafik kazasında zarar görenin (müterafik) kusuru ve zarara katılımı rücu açısından nasıl değerlendirilir?

Alkolün etkisine bağlı gerçekleşen trafik kazasında zarar gören kişinin, bu zararın meydana gelmesinde ne oranda rol oynadığı ayrı bir değerlendirme konusudur. Dayanak TBK m.52‘dir: “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.” Hükmün “tamamen kaldırabilir” kısmı çoğu yayında atlanır; müterafik kusur her zaman kısmi indirimle sonuçlanmaz.

Buna göre, alkollü sürücünün aracına alkol kullanımından haberdar şekilde binen ve durumu kabul eden zarar görenin bulunduğu hâllerde, kaza meydana gelirse tazminat hesabından müterafik kusur indirimi yapılması gerekir. Bu indirim Yargıtay’ın yerleşik uygulamasıdır: Y. 17. Hukuk Dairesi E.2020/37, K.2021/1303 sayılı kararda, kazada ölen kişinin hem hatır için taşınmış olması hem de “alkollü sürücü aracına bilerek binmekle müterafik kusurlu olduğu” kabulüyle yapılan indirimin “Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun” bulunduğu belirtilmiştir.

İndirim sebebiNiteliğiDayanak
Alkollü sürücünün aracına bilerek binmekMüterafik kusur — resen dikkate alınırTBK m.52 · Y.17.HD 2021/1303
Hatır için taşınmaAyrı bir indirim sebebi — def’i olarak ileri sürülürYerleşik uygulama
Emniyet kemeri takmamakZararın artmasına katkıTBK m.52
Zarar görenin ağır kusuruİşletenin sorumluluktan kurtulması sonucunu doğurabilirKTK m.86/1

Kusur oranının tespiti için kazaya dair raporlar incelenir ve müterafik kusurun zarar üzerindeki etkisi değerlendirilir. Söz konusu değerlendirme, zarar gören kişinin kendi kusur oranına göre yapılan bir hesaplamayı içerir. Müterafik kusurun büyük oranda bulunduğu durumlarda, sigortacının ödediği tazminatın bir kısmı veya tamamı, zarar görenin kusurunun derecesine göre indirilebilir.

Burada sık yapılan bir kavram hatasını düzeltmek gerekir: müterafik kusur indirimi, sigortacının zarar görene karşı ileri sürdüğü bir savunmadır ve ödeme aşamasında hesaba girer. Sigortacının, ödeme yaptıktan sonra müterafik kusurlu zarar görene dönüp “fazla ödedim, geri ver” demesi ayrı bir kurumdur ve ancak sebepsiz zenginleşme koşullarında gündeme gelir. Rücu ise sigortacı ile kendi sigortalısı arasındaki ilişkidir. Yolcunun kusur durumu için trafik kazasında yolcu kusurlu sayılır mı yazımıza bakabilirsiniz.

Alkollü kazada kasko karşılar mı?

Kural olarak karşılamaz; ancak bu, “alkollü sürücünün kaskosu her hâlde geçersizdir” demek değildir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5 bendi, aracın uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce ya da aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararları teminat dışında bırakır. Buradaki tartışma, zorunlu trafik sigortasındaki rücu tartışmasıyla aynı ölçüte oturur: alkol ile kaza arasındaki nedensellik bağı.

Yargıtay, kasko dosyalarında da münhasırlık aramaktadır. Y. 4. Hukuk Dairesi’nin E.2024/872, K.2024/5441 sayılı kararı doğrudan kasko teminatına ilişkindir ve iki yönlü bir ölçüt kurar: sürücü %100 kusurlu ve 1,00 promilin üzerinde ise zarar münhasırlık raporu aranmadan teminat dışıdır; buna karşılık sürücü kusursuz veya tam kusurlu değilse ve kazanın oluşumunda başka sebepler de etkili olmuşsa zarar kasko teminatı içinde sayılır. Uygulamada kasko şirketinin “sürücü alkollüydü” gerekçesiyle verdiği ret kararı, çoğu zaman bu değerlendirme yapılmadan verilir.

Kasko alkol sınırı kaç promil?

Kasko Genel Şartları kendi başına bir promil rakamı yazmaz; Karayolları Trafik Yönetmeliği’ne atıf yapar. Yönetmeliğin m.97/1 hükmüne göre sınır hususi otomobil sürücüleri için 0,50 promil, diğer araç sürücüleri için 0,20 promildir. Dolayısıyla kaskonun kendine ait ayrı bir promil rakamı yoktur; ölçüt, trafik mevzuatındaki sınırın kendisidir.

Bu atıf zincirinin bir sonucu daha vardır: A.5.5 bendi ayrıca “aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce” ifadesini içerir. Yani promil sınırının altında olsa dahi, mevzuata göre hiç alkol alamayacak konumdaki bir sürücü söz konusuysa teminat dışılık iddiası gündeme gelebilir. Sınırın kendisine takılıp bu ikinci hâli atlamak, dosyayı yanlış kurgulamaya yol açar.

Alkollü kazada kasko ödemezse ne yapılabilir?

Ret kararının gerekçesi yazılı olarak istenir ve hangi bende dayandığı sorulur. Ret A.5.5’e dayanıyorsa yanıtın ekseni tektir: kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği. Kaza tespit tutanağındaki kusur dağılımı, yol ve hava koşulları, karşı sürücünün ihlali, aracın teknik arızası ve fren izi ölçümleri bu yönde kullanılır.

  • Sigortacıya yazılı başvuru yapılır; ret gerekçesi ve dayanak bent yazılı olarak istenir.
  • Sonuç alınamazsa Sigorta Tahkim Komisyonu‘na başvurulabilir (5684 s.K. m.30).
  • Ya da doğrudan dava açılır. Sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlık mutlak ticari davadır (TTK m.4/1-a) → görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
  • Dava yolunda TTK m.5/A arabuluculuk dava şartıdır; tahkim yolunda böyle bir şart yoktur.
  • Kasko sözleşmesinden doğan talepler bakımından zamanaşımı TTK m.1420: alacağın muaccel olduğu tarihten iki yıl, her hâlde rizikodan altı yıl.

Alkollü tek taraflı trafik kazasında sürücü kendi zararını alabilir mi?

Tek taraflı kazada ortada karşı taraf olmadığı için zorunlu trafik sigortası devreye girmez: o poliçe başkasına verilen zararı karşılar, sürücünün kendi aracını değil. Bu nedenle alkollü tek taraflı trafik kazasında sürücünün kendi hasarı yalnızca kasko poliçesi varsa gündeme gelir ve doğrudan A.5.5 tartışmasına düşer.

Tek taraflı kaza, münhasırlık ölçütü bakımından sürücünün aleyhinedir: karşı sürücünün ihlali gibi harici bir etken bulunmadığı için “kazaya başka sebepler de yol açtı” savunması daralır. Buna karşılık savunmanın kapısı tamamen kapanmaz. Kaza; buzlanma, ani yola çıkan hayvan, yol çalışması, direksiyon veya fren arızası, lastik patlaması gibi bir etkene bağlanabiliyorsa münhasırlık kurulamaz. Bu etkenler dosyada iddia edilmekle kalmaz, belgelenir: meteoroloji kaydı, yol yapım kayıtları, aracın teknik ekspertizi ve servis geçmişi.

Bir başka ayrım: tek taraflı kazada araçta yolcu varsa ve yolcu yaralanmışsa, yolcu üçüncü kişidir ve zorunlu trafik sigortasından tazminat alabilir. Alkol, yolcuya yapılan ödemeyi engellemez; yalnızca sonrasında sigortacının sigortalıya rücusuna sebep olur. Yolcunun alkollü sürücünün aracına bilerek binmiş olması ise, önceki bölümde ele aldığımız müterafik kusur indirimini gündeme getirir.

Ayrıca tek taraflı maddi hasarlı kazada anlaşmalı tutanak düzenlenemez; Karayolları Trafik Yönetmeliği bu hâli açıkça istisna tutar. Kolluğa haber verilmemesi hâlinde hem tutanak eksikliği hem de Genel Şartlar B.4/3-(f) kapsamında ayrı bir rücu sebebi doğabilir.

Trafik kazasında karşı taraf alkollü ise ne olur?

Karşı taraf alkollüyse bu durum sizin tazminat hakkınızı zayıflatmaz, güçlendirir. Alkollü sürücünün sigorta şirketi, kendi sigortalısına rücu edeceği gerekçesiyle size ödeme yapmaktan kaçınamaz. Dayanak nettir: KTK m.95/1 ve Genel Şartlar B.4/1 uyarınca tazminat yükümlülüğünü kaldıran veya azaltan hâller zarar görene karşı ileri sürülemez. Genel Şartlar bir adım daha atar ve sigortacının rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremeyeceğini, bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden isteyemeyeceğini söyler.

Pratikte bunun anlamı şudur: karşı sürücünün alkol raporunu getirmek, kusur oranını ispatlamak ya da onun poliçesindeki rücu tartışmasını beklemek size düşmez. Sizin yapmanız gereken, KTK m.97 uyarınca karşı tarafın sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunmak ve 15 günlük cevap süresini takip etmektir.

TalepMuhatapNot
Araç hasarı, değer kaybıKarşı tarafın ZMSS şirketiPoliçe limiti dâhilinde
Tedavi ve sağlık hizmet bedelleriSGKKTK m.98
İş göremezlik, destekten yoksun kalmaZMSS şirketi (+ işleten/sürücü)Poliçe limitini aşan kısım işletenden
Manevi tazminatSürücü ve işletenZMSS teminatı dışında (KTK m.92/f)
Araç mahrumiyeti, kazanç kaybıSürücü ve işletenDolaylı zarar — teminat dışı

Alkollü sürücü aracıma çarptı: hangi adımlar atılır?

İlk adım kolluğa haber vermektir; sürücüde alkol şüphesi varsa anlaşmalı tutanak yolu kapalıdır. İkinci adım, alkol ölçümünün tutanağa geçmesini sağlamaktır. Karayolları Trafik Kanunu m.48/3 uyarınca yaralanmalı, ölümlü ya da kolluğun müdahil olduğu maddi hasarlı kazaya karışan sürücülerin muayeneye tabi tutulması zorunludur; bu, talebe bağlı bir işlem değildir.

  • Olay yerinden ayrılmayın; kaza yerini terk etmenin ayrı yaptırımları vardır.
  • Karşı sürücünün alkol ölçümünün yapıldığını ve sonucun tutanağa işlendiğini teyit edin.
  • Kaza yerini, araç konumlarını, fren izlerini ve hasarları fotoğraflayın.
  • Tanık varsa isim ve iletişim bilgisini alın; tanık beyanı kusur tespitinde değerlendirilir (KTY m.157/b).
  • Yaralanma varsa şikâyet süresine dikkat edin: taksirle yaralamada şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır (TCK m.73).
  • Karşı tarafın sigorta şirketine yazılı başvuru yapın; başvuru tarihini belgeleyin.

Kaza sonrası atılacak adımların tamamı için trafik kazasından sonra yapılması gerekenler yazımızı, maddi hasarlı kazada zorunlu trafik sigortasının hangi zararları karşıladığı için maddi hasarlı trafik kazalarında ZMSS hangi zararları karşılar yazımızı inceleyebilirsiniz.

Kazada alkol raporu nasıl alınır, rapor yoksa ne olur?

Alkol tespiti kolluk tarafından teknik cihaz veya test kitleriyle yapılır (KTK m.48/2). Sürücü ölçüme itiraz eder ya da cihazla ölçüm yapılmasına izin vermezse, en yakın adli tıp kurumuna, adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşuna götürülerek kan, tükürük veya idrar örneği alınır (m.48/3). Kaza sonucunda kişi ölmüşse veya cihaza üfleyemeyecek kadar yaralanmışsa örnek alma yolu doğrudan işler (m.48/4).

Ölçüme direnmenin sonucu ağırdır ve 2026’da sertleşmiştir: KTK m.48’in dokuzuncu fıkrası, 12/2/2026 tarihli 7574 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle yeniden yazılmış ve ölçüm yaptırmayan sürücüye kanun metninde yazılı 150.000 Türk lirası idari para cezası verilmesini, sürücü belgesinin beş yıl süreyle geri alınmasını öngörmüştür. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.97/3-(c) ise hâlâ iki yıllık süreyi yazmaktadır; yönetmelik bu noktada kanunla uyumlaştırılmamıştır ve uygulamada kanun esas alınır.

Alkol raporu olmadan sigorta ödeme yapar mı?

Zorunlu trafik sigortasında zarar gören üçüncü kişi bakımından cevap evettir: alkol raporu, mağdurun ödeme almasının şartı değildir ve Genel Şartlar sigortacının bu belgeyi hak sahibinden istemesini yasaklar. Kaskoda ise tablo farklıdır; alkol raporu Genel Şartlar kapsamında ibrazı beklenen belgeler arasındadır ve sunulmaması ispat dengesini değiştirir.

Bu meselenin künyeli karşılığı Y. 4. Hukuk Dairesi’nin 19.02.2024 tarihli, E.2024/151, K.2024/1708 sayılı kararıdır. Karara konu olayda hakem heyeti, alkol raporunun kazadan 24 saat sonra alındığını ve geç alınmanın haklı sebebe dayandığının ispat edilemediğini belirterek ispat yükünün sigortalıya geçtiğini kabul etmiş, başvuruyu reddetmişti. Yargıtay, dosyaya sonradan sunulan raporu inceleyerek kaza saatinin 21.30, alkol testinin ise 21.56 olduğunu ve sürücünün alkollü olmadığını saptamış; kararı bozmuştur.

Karardan çıkan iki pratik sonuç vardır. Birincisi, raporun zamanı belirleyicidir: kaza ile ölçüm arasındaki süre uzadıkça sigortacının “alkol çıkmamasının sebebi gecikmedir” savunması güç kazanır. İkincisi, gecikme her hâlde aleyhe yorumlanmaz; haklı sebep ortaya konabiliyorsa (hastaneye kaldırılma, bilinç kaybı, kolluğun geç gelmesi) sonuç değişir.

Durumİspat yüküSonuç
Rapor var, alkolsüzSigortacıTeminat dışılık iddiası düşer
Rapor var, sınır üstü alkolSigortacıMünhasırlık incelenir
Rapor geç alınmış, haklı sebep varSigortacıGecikme aleyhe yorumlanmaz
Rapor geç alınmış, haklı sebep yokSigortalıya geçerAlkolsüz olduğunu sigortalı ispatlar
Rapor hiç yok, ölçümden kaçınılmışSigortalıAyrıca KTK m.48/9 yaptırımı

Maddi hasarlı trafik kazasında alkol raporu zorunlu mudur?

KTK m.48/3’ün lafzı bu soruyu çözer: muayene zorunluluğu, “yaralanmalı veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışma” hâllerinde doğar. Yani taraflar anlaşarak kendi aralarında tutanak tutup ayrılmışsa ve kolluk olaya müdahil olmamışsa kanun bir muayene zorunluluğu öngörmez. Buna karşılık kolluk çağrılmışsa, maddi hasarlı olsa dahi ölçüm zorunludur.

Sigorta tarafında ise ayrı bir yükümlülük vardır: Genel Şartlar B.4/3-(f) bendi, kaza tutanağı ve alkol raporu gibi kazanın oluş koşullarına ilişkin belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranmayı rücu sebebi sayar. Bu bent 12/6/2026 tarihli Resmî Gazete ile yeniden yazılmış ve 1/7/2026’da yürürlüğe girmiştir. Yeni metinde “bedeni hasara neden olan” kaydı bendin açılışından çıkarılıp istisnanın şartı hâline getirildiği için, salt maddi hasarlı kazalar da bendin kapsamına girmiştir. Poliçenin düzenlendiği tarih bu nedenle dosyada ilk bakılacak veridir.

Alkollü olmak asli kusur mudur, kusur oranını nasıl etkiler?

Alkollü araç kullanmak, Karayolları Trafik Kanunu’nun asli kusur saydığı hâller arasında yer almaz. KTK m.84, asli kusur hâllerini (a)’dan (l)’ye kadar on iki bent hâlinde tek tek sayar: kırmızı ışıkta geçme, karşı yönden gelen trafiğin şeridine girme, arkadan çarpma, geçme yasağına uymama, doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma, şeride tecavüz, kavşakta geçiş önceliğine uymama, kurallara uygun park edilmiş araca çarpma ve diğerleri. Listede alkol geçmez; aynı liste Karayolları Trafik Yönetmeliği m.157/a’da tekrarlanır.

Bu, “alkollü sürücü kusursuzdur” anlamına gelmez. Alkollü sürücü kural olarak zaten sayılan hâllerden birini de ihlal etmiş olur: şerit ihlali, geçiş önceliğine uymama, arkadan çarpma gibi. Kusur, bu ihlaller üzerinden kurulur. Ayrıca m.84’ün son fıkrası, sayılan hâller dışındaki kural ihlallerinde kusur oranının yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edileceğini söyler. Yönetmelik m.157/b ise kusur durumunun izler, deliller, taraf ve tanık ifadeleri dikkate alınarak belirleneceğini, adli mevzuat ve yargılama hükümlerinin saklı olduğunu belirtir.

Buradan iki yaygın hata çıkar. Birincisi, tutanakta alkol yazması kusurun otomatik olarak %100 sürücüde olduğu anlamına gelmez; kusur oranını kolluk değil, yargılamada bilirkişi tespit eder ve Yönetmelik m.156/a-3 tutanağı düzenleyenlerin kusur oranı belirtmeksizin yalnızca ihlal edilen kuralı yazacağını emreder. İkincisi, internette çok yaygın olan “asli kusur %75-100, tali kusur %25” tablosunun mevzuatta hiçbir karşılığı yoktur; “tali kusur” ifadesi ne Kanun’da ne Yönetmelik’te geçer.

Kusur oranının sigorta tarafındaki karşılığı da ikiye ayrılır: Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi üzerinden yürüyen anlaşmalı tutanak sisteminde oran yalnızca %0, %50 veya %100 olarak belirlenirken, yargıda bilirkişi bu ölçekle bağlı değildir ve ara oran verebilir. Konunun ayrıntısı için trafik kazasında tali kusurlu kişi tazminat alabilir mi ve asli kusurlu olduğu belirlenen kişi tazminat alabilir mi yazılarımıza bakabilirsiniz.

Son olarak KTK m.118’in özel bir sonucunu hatırlatmak gerekir: ölümle sonuçlanan trafik kazalarına asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücülerin sürücü belgeleri bir yıl süreyle geri alınır. Alkol bu maddedeki ölçütü tek başına karşılamaz; belgenin geri alınması alkol yönünden m.48, asli kusur yönünden m.118 üzerinden ayrı ayrı işler.

Araç sahibi kusurlu sürücüye rücu edebilir mi?

Evet, edebilir; ancak bu, sigorta şirketinin rücusundan tamamen ayrı bir ilişkidir. Aracın sahibi (işleten), zarar görene karşı sürücünün kusurundan sorumludur: KTK m.85’in son fıkrası lafzıyla “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” Yani araç sahibi, direksiyonda olmasa bile dışarıya karşı sorumludur.

Ödeme yapıldıktan sonra iç ilişkide hesaplaşma başlar ve burada araç sahibinin sürücüye dönme hakkı doğar. Dayanak, ilişkinin niteliğine göre değişir:

İlişkiDayanakSınır
Aynı zarardan müteselsil sorumlulukTBK m.61-62Kendi payından fazlasını ödeyen, fazlası için rücu eder ve zarar görenin haklarına halef olur
Sürücü, araç sahibinin çalışanı iseTBK m.66/sonRücu, çalışanın “bizzat sorumlu olduğu ölçüde”
İşletenler arası paylaştırmaKTK m.88/2Kusur oranına göre
Rücu zamanaşımıTBK m.73 / KTK m.109/4Ödemenin tamamlandığı tarihten 2 yıl

TBK m.66’nın son fıkrasındaki “ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde” kaydı, işveren konumundaki araç sahibi bakımından belirleyicidir: çalışanın kişisel kusuru ne kadarsa rücu da o kadardır. Sürücünün alkollü olması, bu ölçüyü işveren lehine genişleten en güçlü olgudur — çünkü alkollü araç kullanmak, işverenin talimatına ya da işin gereğine bağlanamayacak, tamamen sürücünün kişisel eylemidir.

Şirket aracıyla alkollü trafik kazası: rücu kime yönelir?

Şirket aracında üç ayrı halka vardır: sigortacı, işleten sıfatındaki şirket ve direksiyondaki çalışan. Zorunlu trafik sigortası zarar görene öder; ardından Genel Şartlar B.4/3-(c) uyarınca sigortalıya, yani işleten şirkete rücu eder. Şirket ödediği tutarı, TBK m.66/son çerçevesinde alkollü sürücü çalışandan isteyebilir. Zincir, aynı tutarın üç kez el değiştirmesi anlamına gelmez; her halkada kusur ve etki oranı yeniden ölçülür.

Kiralık araçlarda da yapı benzerdir; işleten sıfatı kiralayan şirkette kalır, sürücü sözleşme tarafı değildir. Bu tür dosyalarda kasko poliçesinin sürücü klozu ve aracın başkasına kullandırılmasına ilişkin özel şartlar ayrıca incelenir. Konunun kasko tarafı için şirket aracını başkası kullanırsa kasko ne olur yazımıza bakabilirsiniz.

Alkollü trafik kazası cezası ne kadar?

Alkollü araç kullanmanın yaptırımı ile alkollü kaza yapmanın yaptırımı aynı şey değildir; ikisi üst üste gelir. Alkollü araç kullanmak idari kabahattir ve KTK m.48’e göre idari para cezası ile sürücü belgesinin geri alınmasını gerektirir. Kaza meydana gelmiş ve yaralanma ya da ölüm doğmuşsa, ayrıca Türk Ceza Kanunu hükümleri devreye girer.

DurumYaptırım (kanun metnindeki tutar)Dayanak
Sınır üstü alkol — birinci kez25.000 TL + belge 6 ay geri almaKTK m.48/5
Beş yıl içinde ikinci kez50.000 TL + belge 2 yılKTK m.48/5
Üç veya daha fazla150.000 TL + her seferinde 5’er yılKTK m.48/5
Ölçüm yaptırmama150.000 TL + belge 5 yılKTK m.48/9 (7574/12)
Uyuşturucu madde150.000 TL + belge iptaliKTK m.48/8 (7574/12)
1,00 promil üstüAyrıca 6 ay – 2 yıl hapisKTK m.48/6 → TCK m.179/3
Taksirle yaralama4 ay – 2 yıl hapis (nitelikli hâllerde artar)TCK m.89
Taksirle öldürme2 – 6 yıl (birden fazla kişi: 2 – 15 yıl)TCK m.85

Tablodaki tutarlar kanun metninde yazılı rakamlardır. İdari para cezaları Kabahatler Kanunu m.17/7 uyarınca her yıl yeniden değerleme oranında artırıldığı için uygulanan güncel tutar bunların üzerinde olabilir; bu nedenle bir metindeki rakama değil, size tebliğ edilen tutanaktaki tutara bakın. Ödeme süresi içinde ödemede %25 indirim uygulanır ve Kabahatler Kanunu m.17/6’nın açık hükmü uyarınca ödeme yapılması kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez. İtiraz süresi, idari yaptırım kararının tebliğ veya tefhiminden itibaren 15 gündür ve merci sulh ceza hâkimliğidir (Kabahatler K. m.27/1).

Alkollü maddi hasarlı trafik kazası cezası

Salt maddi hasarlı kazada — yani yaralanma ya da ölüm yoksa — ceza sorumluluğu doğmaz; taksirle mala zarar verme Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmemiştir. Bu durumda sürücünün karşılaşacağı yaptırım, alkollü araç kullanmanın kendisine bağlı idari para cezası ve sürücü belgesine el konulmasıdır. Buna karşılık 1,00 promilin üzerindeyse ya da alkolün etkisiyle emniyetli sürüş yeteneğini kaybettiği tutanakla tespit edilmişse TCK m.179/3 kapsamında ayrıca adli işlem yapılır; bu suç, kaza olmasa dahi işlenebilen bir tehlike suçudur.

Alkol ihlalinin kademeli olarak nasıl ağırlaştığı, ehliyetin ne zaman iade edileceği ve hapis cezasının paraya çevrilip çevrilemeyeceği ayrı bir konudur; ayrıntısı için ikinci kez alkollü araç kullanma cezası ve alkollü ve ehliyetsiz araç kullanma cezası yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Alkollü trafik kazası kamu davası açılır mı?

Kamu davasının açılıp açılmayacağı, kazanın sonucuna göre belirlenir. Yaralanmalı kazada taksirle yaralama suçu kural olarak şikâyete bağlıdır (TCK m.89/5); ancak bilinçli taksirle işlenmişse — birinci fıkra kapsamındaki basit yaralama hariç — şikâyet aranmaz. Taksirle öldürme (TCK m.85) şikâyete bağlı değildir; soruşturma resen yürütülür. Salt maddi hasarlı kazada ise ortada suç olmadığı için kamu davası da söz konusu olmaz.

Uzlaştırma bakımından da ayrım vardır: CMK m.253/1-b-2 uyarınca taksirle yaralama uzlaştırmaya tabidir, buna karşılık taksirle öldürme listede yer almaz; ölümlü kazada uzlaşma yolu kapalıdır. Alkolün ceza miktarına etkisi ise TCK m.22/3 üzerinden olur: fiil bilinçli taksirle işlenmişse ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

Alkollü trafik kazasında rücu davası: görevli mahkeme, arabuluculuk ve zamanaşımı

Rücu davasında görev, tarafların sıfatına göre belirlenir. Sigorta şirketinin sigortalısına açtığı dava sigorta sözleşmesinden doğduğu için kural olarak mutlak ticari davadır (TTK m.4/1-a) ve asliye ticaret mahkemesinde görülür. Sigortalı tüketici sıfatını taşıyorsa 6502 sayılı Kanun m.73 uyarınca tüketici mahkemesi görevli olabilir; uygulamada her iki yönde kararlar vardır ve görev, dosyadaki ilişkinin niteliğine göre belirlenir.

Arabuluculuk her iki hâlde de dava şartıdır: ticari davalarda TTK m.5/A alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat istemlerini kapsar; tüketici uyuşmazlıklarında ise 6502 m.73/A devrededir. Buna karşılık, sigortacının doğrudan icra takibi başlatması hâlinde arabuluculuk gerekmez; arabuluculuk şartı takibe değil, itirazın iptali davasına bağlanır.

Alkollü kazada rücu davası zamanaşımı kaç yıl?

Alkollü trafik kazası ve rücu dosyalarında tek bir “iki yıl” cevabı yanıltıcıdır; hangi ilişkiye baktığınıza göre üç ayrı temel işler. Rakip yayınların çoğu bunları tek başlık altında topladığı için okuyucu yanlış tarihten hesap yapar.

İlişkiSüreBaşlangıçDayanak
Sigortacı → kendi sigortalısı (sözleşmesel rücu)2 yıl / her hâlde 6 yılAlacağın muacceliyeti / riziko tarihiTTK m.1420
Tazminat yükümlülerinin birbirine rücuu2 yılÖdemenin tamamlandığı günKTK m.109/4
Genel rücu (müteselsil sorumlular arası)2 yıl / 10 yılTazminatın tamamının ödendiği ve sorumlunun öğrenildiği tarihTBK m.73
Zarar görenin sigortacıya talebi2 yıl / 10 yılZararın ve yükümlünün öğrenilmesiKTK m.109/1
Fiil suç oluşturuyorsaCeza zamanaşımıÖlçüt fiildirKTK m.109/2 · TBK m.72

İki noktaya dikkat edilmelidir. Birincisi, rücu zamanaşımı kaza gününden değil, ödemenin tamamlandığı günden başlar; sigortacı yıllar sonra ödediği bir tazminat için bu tarihten itibaren süreye sahiptir. İkincisi, zamanaşımı bir def’idir; hâkim tarafından resen dikkate alınmaz, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Süresi geçmiş bir rücu talebine karşı def’i ileri sürülmezse dava esastan görülür.

Ayrıca KTK m.109/3 uyarınca çapraz kesilme kuralı geçerlidir: zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş sayılır. Salt maddi hasarlı taksirli kazada ise ortada suç bulunmadığı için uzamış ceza zamanaşımından yararlanılamaz.

Alkollü trafik kazası Yargıtay kararları

Alkollü trafik kazası ve rücu uyuşmazlıklarının çerçevesini çizen üç karar aşağıdadır. Üçü de künyeleriyle verilmiştir; karar metinlerine Yargıtay Karar Arama sisteminden ulaşılabilir.

KünyeKonuKurduğu ilke
Y. 4. HD, 29.05.2024
E.2024/872 K.2024/5441
Kasko — teminat dışılıkMünhasırlık şartı + ispat yükü sigortacıda; 1,00 promil ve %100 kusurda münhasırlık raporu aranmaz
Y. 4. HD, 19.02.2024
E.2024/151 K.2024/1708
Alkol raporunun zamanıRapor haklı sebep olmaksızın geç alınırsa ispat yükü sigortalıya geçer; somut olayda rapor 26 dakika sonra alındığı için ret kararı bozuldu
Y. 17. HD, 15.02.2021
E.2020/37 K.2021/1303
Rücu + müterafik kusurHeyet trafik kusur uzmanı, hukukçu ve nörologdan oluşmalı; alkollü sürücünün aracına bilerek binmek yerleşik uygulamaya göre indirim sebebi

Bu kararların ortak yönü, alkolün varlığını değil etkisini ölçmeleridir. Aynı yaklaşım, dosyanın hangi tarafında olursanız olun stratejiyi belirler: sigortacı iseniz nedensellik bağını kurmak, sürücü iseniz kazanın oluşumunda başka etkenlerin de payı olduğunu göstermek esastır. 17. HD dosyasında görüldüğü gibi, çelişkili veya dayanağı sağlam olmayan bir bilirkişi raporu tek başına sonuç doğurmaz.

Rücu ekseninde benzer bir tartışma, aracın taşıma sınırının aşıldığı dosyalarda da yaşanır ve orada da münhasırlık ölçütü uygulanır. Ayrıntısı için trafik kazalarında istiap haddi ve rücu yazımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Alkollü kaza sigorta karşılar mı?

Zorunlu trafik sigortası, zarar gören üçüncü kişinin zararını karşılar. Alkol, ödemeye engel değildir; yalnızca sigortacının ödeme sonrasında kendi sigortalısına rücu etmesine sebep olur. Rücu sebepleri zarar görene karşı ileri sürülemez (KTK m.95/1).

Alkollü kazayı kasko karşılar mı?

Kural olarak karşılamaz; Kasko Genel Şartları A.5.5 alkollü kullanım sırasında meydana gelen zararları teminat dışında bırakır. Ancak Yargıtay kaskoda da münhasırlık arar: kazanın oluşumunda başka etkenler de rol oynamışsa zarar teminat kapsamında sayılabilir (Y. 4. HD, E.2024/872 K.2024/5441).

Alkollü kazada kusur oranı nasıl belirlenir?

Kusur oranını kolluk değil, yargılamada bilirkişi belirler. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3 uyarınca tutanağı düzenleyenler kusur oranı yazmaz, yalnızca hangi kuralın ihlal edildiğini belirtir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sisteminde oran yalnız %0, %50 veya %100 olabilirken yargıda ara oranlar verilebilir.

Alkol asli kusur mu?

Hayır. KTK m.84 asli kusur hâllerini (a)’dan (l)’ye kadar on iki bent hâlinde sayar ve bu listede alkol yer almaz. Alkollü sürücü genellikle listedeki başka bir ihlali de yaptığı için asli kusurlu sayılır; alkolün kendisi asli kusur hâli değildir.

Alkollü kazada karşı tarafın masrafını kim öder?

Karşı tarafın araç hasarı ve değer kaybı, alkollü sürücünün zorunlu trafik sigortası tarafından poliçe limiti dâhilinde ödenir. Yaralanma varsa tedavi ve sağlık hizmet bedelleri KTK m.98 uyarınca SGK tarafından karşılanır. Manevi tazminat ise sigorta teminatı dışındadır ve sürücü ile işletenden istenir.

Kazada alkol oranı kaç olmalı?

Hususi otomobil sürücüleri için sınır 0,50 promildir. Hususi otomobil dışındaki araçlarda kanun 0,21, Karayolları Trafik Yönetmeliği ise 0,20 promil yazar. 1,00 promilin üzeri ayrıca TCK m.179/3 kapsamına girer; 1,00 promilin altında olsa dahi emniyetli sürüş yeteneğinin kaybı tutanakla tespit edilirse aynı hüküm uygulanır.

Alkol raporu olmadan sigorta ödeme yapar mı?

Zorunlu trafik sigortasında zarar gören üçüncü kişiden alkol raporu istenemez; Genel Şartlar sigortacının rücu sebeplerine dayalı belge talebini açıkça yasaklar. Kaskoda ise rapor ibrazı beklenen belgeler arasındadır ve haklı sebep olmaksızın geç alınması ispat yükünü sigortalıya geçirebilir.

Kazada alkol raporu yoksa ne olur?

Raporun yokluğu tek başına ödemenin reddi sonucunu doğurmaz; ispat dengesini değiştirir. Y. 4. HD’nin E.2024/151 K.2024/1708 sayılı kararında, raporun haklı sebep gösterilmeksizin geç alınması hâlinde ispat yükünün sigortalıya geçtiği kabul edilmiş, ancak somut olayda rapor kazadan 26 dakika sonra alındığı için ret kararı bozulmuştur.

Alkollü tek taraflı trafik kazasında ne olur?

Karşı taraf bulunmadığı için zorunlu trafik sigortası devreye girmez; sürücünün kendi hasarı yalnızca kasko ile ilgilidir ve doğrudan A.5.5 teminat dışılığı tartışmasına girer. Araçta yaralanan yolcu varsa yolcu üçüncü kişi sayılır ve zorunlu trafik sigortasından tazminat alabilir.

Trafik kazasında karşı taraf alkollü ise ne olur?

Bu durum tazminat hakkınızı zayıflatmaz. Alkollü sürücünün sigortacısı size ödeme yapmak zorundadır ve rücu tartışmasını gerekçe göstererek süreci geciktiremez. Karşı tarafın alkol raporunu temin etmek de size düşmez.

Alkollü sürücü kaza yaparsa ne olur?

Üç ayrı sonuç birlikte doğar: idari yaptırım (idari para cezası ve sürücü belgesine el koyma), sigorta tarafında rücu veya kasko teminatı dışılığı, yaralanma ya da ölüm varsa ceza sorumluluğu. Bu üç hat birbirini beklemez, ayrı ayrı yürür.

Alkollü kaza yapan sürücüye sigorta rücu eder mi?

Sözleşmeye dayalı rücu, Genel Şartlar B.4 ve KTK m.95/2 uyarınca sigortalıya, yani işleten sıfatındaki kişiye yöneltilir. Sürücü sözleşme tarafı değilse sigortacı ona halefiyet (TTK m.1472) ve haksız fiil hükümleri üzerinden yönelebilir; dayanak farklıdır.

Araç sahibi sürücüye rücu edebilir mi?

Vardır. Araç sahibi KTK m.85’in son fıkrası gereği sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur; ödeme yaptıktan sonra iç ilişkide TBK m.62 uyarınca sürücüye rücu eder. Sürücü çalışan konumundaysa TBK m.66’nın son fıkrası uygulanır ve rücu, çalışanın bizzat sorumlu olduğu ölçüyle sınırlıdır.

Şirket aracıyla alkollü trafik kazası olursa rücu kime yönelir?

Sigortacı önce işleten sıfatındaki şirkete rücu eder; şirket de ödediği tutarı TBK m.66/son çerçevesinde alkollü sürücü çalışandan isteyebilir. Her halkada kusur ve etki oranı yeniden değerlendirilir; aynı tutar otomatik olarak zincirin sonuna aktarılmaz.

Alkollü maddi hasarlı trafik kazası cezası ne kadar?

Yaralanma ya da ölüm yoksa ceza sorumluluğu doğmaz; taksirle mala zarar verme suç değildir. Uygulanan yaptırım, alkollü araç kullanmaya bağlı idari para cezası ile sürücü belgesine el koymadır. 1,00 promilin üzerindeyse ayrıca TCK m.179/3 kapsamında adli işlem yapılır.

Alkollü trafik kazasında rücu davası zamanaşımı kaç yıl?

Tek bir süre yoktur. Sigortacının kendi sigortalısına sözleşmesel rücusunda TTK m.1420 uyarınca iki yıl ve her hâlde rizikodan itibaren altı yıl; tazminat yükümlülerinin birbirine rücuunda KTK m.109/4 uyarınca ödemenin tamamlandığı günden itibaren iki yıl uygulanır. Zamanaşımı bir def’idir, resen dikkate alınmaz.

Alkollü trafik kazası ve rücu dosyanızda sıradaki adım

Bu dosyalarda sonucu belirleyen şey çoğu zaman promil değeri değil, alkolün kazadaki nedensel payının kurulup kurulamadığıdır. Elinizde kaza tespit tutanağı, alkol ölçüm çıktısı ve varsa bilirkişi raporu bulunuyorsa, bunların hangi soruya cevap verdiği ve hangi boşluğu bıraktığı dosyanın yönünü belirler. Rücu ihtarnamesi veya kasko ret yazısı almışsanız süreler işlemeye başlamış demektir.

Kaza sonrası maddi zararların takibi ile kusur ve teminat tartışmalarının hukuki değerlendirmesi hakkında ayrıntılı bilgi maddi hasarlı trafik kazası avukatı sayfamızda yer alıyor.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her dosyanın koşulları farklıdır; somut durumunuz için bir avukata başvurmanız yerinde olur. Metindeki mevzuat atıfları yayın tarihi itibarıyla yürürlükte olan hükümlere dayanır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir