Hukuk

Trafik Kazasından Sonra Yapılması Gerekenler

Trafik Kazasından Sonra Yapılması Gerekenler

Trafik kazasından sonra yapılması gerekenler, kazanın maddi hasarlı mı yoksa yaralanmalı ya da ölümlü mü olduğuna göre değişir: her hâlde durmak, olay yerini değiştirmemek ve yetkililere haber vermek zorunludur; buna karşılık tutanağı tarafların kendisinin doldurabileceği tek kaza türü, tarafların anlaştığı maddi hasarlı kazadır. Karayolları Trafik Kanunu bu yükümlülükleri 81. maddesinde tek tek sayar ve uymayan sürücü için 2026 itibarıyla hem idari para cezası hem de belirli hâllerde hapis cezası öngörür.

Makale İçeriği

Kaza anından tazminat başvurusuna kadar bütün süreci; hangi işlemin hangi kanun maddesine dayandığını, hangi sürenin gerçekten hak düşürücü olduğunu ve uygulamada en sık karşılaşılan yanlış bilgilerin doğrusunu adım adım ele alıyoruz. Karayolları Trafik Kanununun tam metni ve Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri, aşağıdaki her başlıkta doğrudan dayanak olarak gösterilmiştir.

Özet

Trafik kazasından sonra yapılması gerekenler kanunla belirlenmiştir; sürücünün takdirine bırakılmış değildir.

  • Her kazada üç yükümlülük ortaktır: durmak, iz ve delilleri değiştirmemek, yetkililere haber verip izinsiz ayrılmamak (KTK m.81/1).
  • Anlaşmalı tutanak yalnızca maddi hasarlı kazada ve taraflar anlaşırsa düzenlenir; yaralanmalı ya da ölümlü kazada tutanağı kolluk düzenler ve tutanak soruşturma evrakına eklenir.
  • Kolluğun tuttuğu tutanakta kusur oranı yazmaz; yalnızca hangi trafik kuralının ihlal edildiği belirtilir (Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3).
  • Olay yerinden izinsiz ayrılmanın karşılığı 2026 itibarıyla 46.000 TL idari para cezası; kaza yaralanmalı veya ölümlü ise ayrıca 1-3 yıl hapis ve sürücü belgesine 2 yıl el konulmasıdır (KTK m.81/3).
  • Sigortaya geç bildirim tazminat hakkını ortadan kaldırmaz; tazminat talebinin süresi KTK m.109 uyarınca öğrenmeden 2, kaza gününden 10 yıldır.

Trafik Kazası Gerçekleştiği Anda Ne Yapılmalıdır?

Kaza anında yapılacak ilk iş, trafik için ek bir tehlike yaratmayacak şekilde hemen durmak ve kaza yerinde trafik güvenliği için gereken tedbirleri almaktır. Karayolları Trafik Kanunu m.81/1 kazaya karışanların yükümlülüklerini beş bent hâlinde sayar ve bunlar kazanın türünden bağımsız olarak herkes için geçerlidir. Kazaya karışan tüm tarafların soğukkanlı olması, her durumda en sakin şekilde en doğru kararı verebilmesi bu yükümlülüklerin yerine getirilmesini kolaylaştırır; gerginlik yalnızca olayın büyümesine ve varsa yaralıların daha fazla zarar görmesine neden olur.

BentYükümlülükPratikte ne demek
m.81/1-aHareket hâlindeyse ek tehlike yaratmadan hemen durmak, kaza mahallinde trafik güvenliği için gereken tedbirleri almakDörtlüleri yakmak, reflektörü uygun mesafeye koymak, yansıtıcı yelek giymek
m.81/1-bKaza trafiği, can ve mal güvenliğini etkilemiyorsa sorumluluğun saptanmasında yararlı olacak kanıt ve izler dâhil kaza yerindeki durumu değiştirmemekAraçları yerinden oynatmamak, fren izini bozmamak, parçaları toplamamak
m.81/1-cİstendiğinde kimlik, adres, sürücü ve tescil belgesi ile sigorta poliçe tarih ve numarasını bildirmek ve göstermekPoliçe numarası kanunen sayılan bilgilerdendir; vermemek başlı başına ihlaldir
m.81/1-dKazayı yetkili ve görevli memurlara bildirmek, bunlar gelinceye kadar veya izinlerini almadan kaza yerinden ayrılmamakKolluk gelmeden ayrılmak, anlaşma hâli dışında ağır yaptırıma bağlıdır
m.81/1-eSahibi bulunmayan araç, eşya veya yüke zarar veren sürücünün ilgilisini bulması, bulamazsa üzerine yazılı bilgi bırakması ve zabıtaya haber vermesiPark hâlindeki araca çarpıp not bırakmadan gitmek bu bendin ihlalidir

Ölüm veya ciddi yaralanmanın bulunmadığı kazalarda, taraflar anlaşırsa Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağını kendileri düzenleyip imzalayarak olay yerinden ayrılabilir. Tutanakta yer alacak kişilerin araç ruhsat sahibi olması zorunlu değildir; tutanağı kazaya karışan sürücüler doldurur. Geçmiş yıllarda her kazada trafik polisi ekiplerinin beklenmesi kural iken, 1 Nisan 2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren anlaşmalı tutanak uygulaması bu kurala alternatif getirmiştir; dayanağı Karayolları Trafik Kanunu m.81/2 ile Karayolları Trafik Yönetmeliği m.152/2 hükümleridir.

Hem araç trafiğinin kesintiye uğramaması hem de kaza anının tam olarak yetkililere aktarılabilmesi adına kazanın ayrıntılı fotoğrafının çekilmesi, bu noktada en pratik adımdır. Fotoğraflar hem hasar tespitine hem de kusurun değerlendirilmesine esas alınır. Kaza yerindeki delillerin korunması için seyir hâlindeki diğer sürücülerin görünür bir işaretle uyarılması gerekir. Delillerin korunması, olası tazminat davası veya hukuki süreç bakımından belirleyicidir; ayrıntılı kontrol listesi için trafik kazası tazminatında delil toplama rehberi başlıklı çalışmamız incelenebilir.

Tutanaklardaki ifadelerde dürüst olunmalı ve kaza raporu doğru şekilde düzenlenmelidir. Fotoğrafların yanı sıra tutanağa kazanın oluş şekli yazılı olarak eklenmeli, öne çıkması gereken ayrıntılar bir krokiyle gösterilmelidir. Tutanakta kazanın gerçekleştiği yer ve saat de doğru biçimde yer almalıdır. Kazadaki kusur oranının sürücüler tarafından tutanağa işlenmesi ise söz konusu değildir; anlaşmalı tutanakta taraflar yalnızca kazanın nasıl olduğunu işaretler, oran değerlendirmesini sigorta şirketleri yapar.

Ayrıca ilk adımların yerine getirilmesinin ardından kaza mağdurunun sigorta şirketiyle iletişime geçmesi ve hakları konusunda bilgi alması gerekir. Araçların çekilmesinden önce sigorta ve sürücü belgesi kontrollerinin yapılması da bu süreçteki adımlardandır.

Kaza Yerinden Ayrılmak Ne Zaman Suç Olur?

Anlaşma hâli dışında olay yerinden zabıtanın izni alınmadan ayrılmak, 12 Şubat 2026 tarihli 7574 sayılı Kanunun 27. maddesiyle değiştirilen KTK m.81/3 uyarınca ağır bir yaptırıma bağlanmıştır. Maddenin bugünkü hâli, kaza türüne göre üç ayrı sonuç doğurur ve bu ayrım uygulamada en sık karıştırılan konudur.

Kaza türüİdari para cezasıHapis cezasıSürücü belgesi
Maddi hasarlı (anlaşma yok)46.000 TLYokKanun gereği geri alma yok
Yaralanmalı46.000 TL1 yıldan 3 yıla kadar2 yıl geri alınır
Ölümlü46.000 TL1 yıldan 3 yıla kadar2 yıl geri alınır

Maddenin lafzında dikkat edilmesi gereken üç ayrıntı vardır. Birincisi, sürücü belgesinin iki yıl süreyle geri alınmasına ilişkin hüküm açıkça fıkranın ikinci cümlesi kapsamında olay yerinden ayrılan sürücülere bağlanmıştır; yani salt maddi hasarlı kazada kanun gereği belge geri alma söz konusu değildir. İkincisi, kanun zaruret dışında ayrılmayı cezalandırır; can güvenliği nedeniyle uzaklaşma ya da yaralıyı hastaneye yetiştirme gibi zorunlu hâller bu kapsamda değerlendirilir. Üçüncüsü, kaza yerindeki iz ve kanıtları değiştirmek de aynı cezaya bağlıdır; olay yerinde kalıp delilleri bozmak, ayrılmakla eşdeğer sayılmıştır.

Geri alınan sürücü belgesinin iade edilebilmesi için bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şarttır. Bu, uygulamada süre dolduğu hâlde belgesini geri alamayan sürücülerin en sık karşılaştığı engeldir: ödenmemiş eski bir trafik cezası, iade işlemini kilitler. Ayrıntılar için kazadan sonra olay yerini terk etmenin cezai sonuçları başlıklı yazımıza bakılabilir.

Hangi Durumlarda Trafik Polisi Çağrılmak Zorundadır?

Kazanın gerçekleşme sebepleri arasında sürücülerden birinin alkollü ya da uyuşturucu madde etkisinde olması veya sürücü belgesinin bulunmaması varsa, mutlaka trafik zabıtasına haber verilmeli ve gelmesi beklenmelidir. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.152/2-ç, anlaşmalı tutanağın düzenlenemeyeceği ve tutanağın trafik zabıtası (bulunmadığı yerlerde genel kolluk) tarafından düzenleneceği hâlleri kapalı bir liste hâlinde sayar:

  • Kazaya tek bir aracın karışması, yani tek taraflı maddi hasarlı kaza olması,
  • Taraflardan herhangi birinin sürücü belgesinin bulunmaması veya belgesinin kullandığı araç cinsi için yeterli olmaması,
  • Araçlardan herhangi birinin ülkemizde geçerli zorunlu mali sorumluluk sigortasının olmaması,
  • Sürücülerden herhangi birinde alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı şüphesinin bulunması,
  • Kazaya karışan araçlardan herhangi birinin kamu kurum veya kuruluşuna ait olması (Sağlık Bakanlığına ait ambulans ve acil sağlık araçları hariç),
  • Kazada kamu malına veya üçüncü kişilere ait eşyaya zarar verilmiş olması.

Bu altı hâlin dışında, kazada ölüm veya yaralanma varsa zaten anlaşmalı tutanak yolu kapalıdır; çünkü Yönetmelik m.152/2 anlaşma imkânını yalnızca sadece maddi hasarla sonuçlanan kazalar için tanır. Trafik polisinin olay yerine çağrılması için ayrıca bir ücret ödenmez; kolluğun kazaya el koyması KTK m.83 uyarınca yasal görevidir ve talep üzerine ücretlendirilmez. Kolluk düzenlediği tutanakta kazaya karışanlardan birine trafik kuralı ihlali isnat ederse, bu ihlal ayrıca idari para cezası tutanağına da konu olabilir; bu iki belge birbirinden bağımsızdır.

Kaza Sonrası Acil Durum Ekipleri ile İletişim Kurmak Neden Önemlidir?

Bir trafik kazasının meydana gelmesiyle panikleyen ya da zarar gören taraflar için en etkili çözüm yolu acil durum ekiplerine haber vermek ve onların desteğini almaktır. Özellikle yaralanmaların veya can kaybının olduğu durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi aracılığıyla sağlık ekiplerine ulaşmak belirleyicidir. Arama sırasında olay yeri, kazaya karışan sürücü veya yolcuların durumu, yaralıların mevcut hâli, yaralı sayısı, ölü sayısı ve hasar durumu gibi bilgiler hızlı ve ayrıntılı biçimde verilmelidir. Bu, ekiplerin olay yerine ulaşma sürecinde daha kapsamlı bir müdahale planı yapmalarını kolaylaştırır.

Acil durum ekiplerine haber verdikten hemen sonra kazanın tanıklarıyla iletişimde kalmak, olası bir dava süreci için fayda sağlar. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.157/b, kusur durumunun iz ve deliller ile taraf ifadelerinin yanı sıra tanık ifadeleri de dikkate alınarak belirleneceğini açıkça söyler; tanığın adı ve iletişim bilgisi olay yerinde alınmazsa sonradan ulaşmak çoğu zaman mümkün olmaz. Dahası, sigorta şirketi kaza hakkında bilgilendirilmeli ve zorunlu trafik sigortası ile kasko kapsamındaki haklar ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Trafik Kazasında Kim Aranır: 112, 155, 156?

Türkiye genelinde acil çağrılar 112 numarasında toplanmıştır; sağlık, itfaiye, polis ve jandarma ihbarlarının tamamı bu tek numaradan yapılabilir. Yerleşim yeri içinde kalan olaylarda kolluk görevi genel olarak polise, yerleşim yeri dışında ve jandarma sorumluluk bölgesinde ise jandarmaya aittir; hangi kurumun geleceğini çağrı merkezi belirler, arayan kişinin ayırt etmesi gerekmez. Aracın yanma, alev alma ya da patlama riski varsa aynı çağrıda itfaiye talebi de iletilmelidir.

Çağrı sırasında verilecek en kritik bilgi konumdur. Açık adres bilinmiyorsa yol adı, kilometre taşı, en yakın kavşak, akaryakıt istasyonu veya işletme adı gibi referanslar kullanılmalıdır. Yön bilgisi de belirtilmelidir: bölünmüş yollarda karşı istikamete geçmek ekipler için dakikalar kaybettirir.

Kaza Türüne Göre Trafik Kazasından Sonra Yapılması Gerekenler

Trafik kazasından sonra yapılması gerekenler, kazanın maddi hasarlı, yaralanmalı ya da ölümlü olmasına göre üç ayrı çizgide ilerler. Aşağıdaki tablo, hangi kaza türünde hangi belgenin düzenlendiğini, ceza soruşturmasının başlayıp başlamadığını ve tazminatın kimden isteneceğini bir arada gösterir.

ÖlçütMaddi hasarlıYaralanmalıÖlümlü
Tutanağı kim düzenlerTaraflar anlaşırsa kendileri; anlaşamazlarsa kollukKolluk (en az iki görevli)Kolluk (en az iki görevli)
Tutanak nereye giderSigorta şirketi ve SBMSoruşturma evrakıSoruşturma evrakı
Ceza soruşturmasıYok (taksirle mala zarar verme suç değildir)Var: TCK m.89Var: TCK m.85
Şikâyet gerekir miKonu dışıKural olarak evet (m.89/5); nitelikli netice ve bilinçli taksirde hayırHayır, resen soruşturulur
UzlaştırmaKonu dışıTabidir (CMK m.253/1-b-2)Tabi değildir
e-Devlet tutanak sorgusuVarYokYok
Tazminat muhatabıKarşı tarafın ZMSS şirketi, işleten ve sürücüZMSS şirketi, işleten ve sürücü; tedavi giderleri SGKZMSS şirketi, işleten ve sürücü; manevi tazminat yalnız faile karşı

Tablodaki en çok gözden kaçan satır e-Devlet satırıdır. e-Devlet üzerinden sorgulanabilen hizmetin tam adı Polis Bölgesi İçin Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı Sorgulamadır; jandarma bölgesindeki kazalar için Jandarma Genel Komutanlığının aynı adı taşıyan ayrı bir hizmeti vardır. Yaralanmalı veya ölümlü kaza tutanağı için e-Devlet hizmeti bulunmamaktadır. Bu nedenle yanlış kurumun ekranında sonuç çıkmaması, tutanağın hiç düzenlenmediği anlamına gelmez; o tutanak soruşturma dosyasındadır ve örneği savcılıktan ya da vekil aracılığıyla alınır.

Salt maddi hasarlı kazada ceza sorumluluğunun doğmaması, bu tür kazalarda tazminat hakkının da zayıf olduğu anlamına gelmez; yalnızca uzamış ceza zamanaşımının işlemediği anlamına gelir. Bu ayrımın pratikteki sonuçları için maddi hasarlı trafik kazalarında ceza zamanaşımının uygulanması yazımıza bakılabilir.

Kaza Tespit Tutanağı Tutulmazsa Ne Olur?

Kaza tespit tutanağının tutulmaması, tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak ispat yükünü ağırlaştırır. Tutanak bir karar değil delildir; kusur, tutanağın varlığından değil kazanın nasıl olduğundan doğar. Tutanak yoksa kusur; fotoğraflar, kamera kayıtları, tanık beyanları, araçlardaki darbe izleri ve varsa ekspertiz raporlarıyla ispatlanır.

Burada iki hâli birbirinden ayırmak gerekir. Taraflar anlaşarak olay yerinden ayrılmışsa Yönetmelik m.152/2-c açık hüküm koyar: bu kişiler meydana gelen zararın sigortaları tarafından veya kendilerince doğrudan karşılanacağını kabul etmiş sayılırlar ve sonradan yetkililerden kaza tespit tutanağı düzenlenmesini isteyemezler. Buna karşılık ölüm veya yaralanmayla sonuçlanan kazalarda, iz ve delillerden trafik kazası olduğu anlaşılıyorsa, taraflardan biri, birkaçı ya da tamamı olay yerinden ayrılmış olsa bile tutanak yine de düzenlenir (m.156/a-4).

Kaza Tespit Tutanağı Kaç Gün Geçerlidir, Sonradan Tutulabilir mi?

Kaza tespit tutanağı için mevzuatta bir geçerlilik süresi öngörülmemiştir; tutanak zamanla hükümsüz hâle gelmez, delil niteliğini korur. Uygulamada dolaşan “tutanak şu kadar gün geçerlidir” bilgisinin kaynağı, tutanağın kendisi değil sigortaya başvuru ve zamanaşımı süreleridir; ikisi ayrı konudur.

Kazadan bir gün sonra kolluğun yerinde tutanak düzenlemesi ise kural olarak mümkün değildir. Yönetmelik m.156/a-5 açıkça şunu söyler: önceden meydana gelmiş veya olay yerinden kaldırılmış araçların karıştığı ve yalnız maddi hasarla sonuçlanan kazalar için trafik zabıtası ve genel kollukça hasar tespitine dair tutanak veya rapor düzenlenmez; bu durumlarda hasar tespitleri ilgililerin sigortalarına veya yetkili mahkemelere başvurmaları suretiyle yapılır. Yani araçlar çekilip gittikten sonra karakola gidip tutanak talep etmek sonuç vermez; doğru adres sigorta şirketi ya da delil tespiti yoludur.

İstisna, aynı fıkranın devamındadır: can, mal ve trafik güvenliğini etkileyen ya da yolun trafiğe kapandığı maddi hasarlı kazalarda ve birden fazla aracın karıştığı, tarafların anlaşmalı tutanak düzenlemediği kazalarda, araçlardan en az birinin olay yerinde bulunması ve iz ile delillerden kazanın orada meydana geldiğine kanaat getirilmesi hâlinde görevlilerce tutanak düzenlenir.

Tutanağın nasıl doldurulacağı, hangi alanların hangi sonuçları doğurduğu ve doldururken yapılan hataların nasıl düzeltileceği ayrı bir konudur; kaza tespit tutanağı nasıl doldurulur ve kaza tespit tutanağı sorgulama ve itiraz yazılarımız bu konuları ayrıntılandırır.

Trafik Kazası Sonrası Kusur Nasıl Belirlenir?

Trafik kazasında kusur, tek bir merci tarafından tek bir ölçekle belirlenmez. Uygulamada birbirine karıştırılan iki ayrı rejim vardır ve aynı kaza için iki farklı sonuç üretebilirler. Bu ayrım kavranmadan, sigortadan gelen kusur bildirimiyle mahkemedeki bilirkişi raporu arasındaki fark anlaşılamaz.

Sigorta (SBM) rejimiYargı rejimi
Kim değerlendirirSigorta şirketleri; anlaşamazlarsa Kaza Kusur Değerlendirme KomisyonuMahkemenin görevlendirdiği bilirkişi, hâkimin takdiriyle
Kullanılan ölçekYalnızca %0 / %50 / %100Ara oranlar serbest (%20, %25, %70 gibi)
BağlayıcılığıTazminat ödemesi bakımından; yargıyı bağlamazUyuşmazlığı esastan çözer
İtiraz yoluSigortacıya, koşulları varsa SBM Tutanak Değerlendirme KomisyonunaRapora itiraz, ek rapor, yeni bilirkişi heyeti

Bu tablonun en önemli sonucu şudur: SBM sisteminde %25 veya %75 gibi bir oran çıkmaz. Anlaşmalı tutanak sisteminde kusur yalnızca sıfır, yarı yarıya veya tam olarak paylaştırılır. Ara oranlar yargılamada, bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkar. “Sigortada yüzde elli dendi, mahkemede yüzde yirmi beş çıktı” şeklindeki tereddüdün kaynağı budur; iki sonuç birbiriyle çelişmez, çünkü aynı ölçeği kullanmazlar.

Kusur değerlendirmesinde kazanın gerçekleştiği yerin durumu, yol ve hava koşulları, kaza öncesinde ve anında sürücülerin ve yolcuların durumu gibi etkenler birlikte gözetilir. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.157/b, kusur durumlarının 2918 sayılı Kanun ve Yönetmelikte belirtilen kurallar, şartlar, hak ve yükümlülükler ile asli kusur sayılan hâller dikkate alınarak belirleneceğini; bunu yaparken iz ve delillerin, taraf ve tanık ifadelerinin esas alınacağını söyler. Aynı bent adli mevzuat ve yargılama hükümleri saklı kalmak üzere kaydını taşır: kolluğun ve sigortanın tespiti yargıyı bağlamaz.

Burada mevzuata dayanan kritik bir nokta daha vardır. Kolluğun düzenlediği tutanakta kusur oranı yazmaz. Yönetmelik m.156/a-3 birebir şöyledir: tutanak düzenleyenler, tutanakta taraflar için kusur oranı belirtmeksizin sadece kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirtirler. Dolayısıyla kusur dağılımının olay yerine gelen ekiplerce yapıldığı yönündeki yaygın bilgi doğru değildir; kolluk kural ihlalini tespit eder, oranı sigorta veya yargı belirler.

Asli kusur ise bir oran değil, bir hâldir. Karayolları Trafik Kanunu m.84, araç sürücülerinin hangi hareketlerde asli kusurlu sayılacağını on iki bent hâlinde ve kapalı liste olarak sayar:

BentAsli kusur sayılan hâl
aKırmızı ışıklı trafik işaretinde veya yetkili memurun dur işaretinde geçme
bTaşıt giremez trafik işareti bulunan karayoluna veya bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit, rampa ve bağlantı yollarına girme
cİkiden fazla şeritli taşıt yollarında karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit veya yol bölümüne girme
dArkadan çarpma
eGeçme yasağı olan yerlerde geçme
fDoğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma
gŞeride tecavüz etme
hKavşaklarda geçiş önceliğine uymama
iKaplamanın dar olduğu yerlerde geçiş önceliğine uymama
jManevraları düzenleyen genel şartlara uymama
kYerleşim birimleri dışındaki karayolunun taşıt yolu üzerinde, zorunlu hâller dışında park etme veya duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almama
lPark için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma

Bu listeye bakıldığında iki şey dikkat çeker. Birincisi, aşırı hız listede yoktur. Hız ihlalinin kendiliğinden asli kusur sayıldığı ya da sabit bir yüzdeye karşılık geldiği yönündeki yaygın bilgi mevzuatta karşılık bulmaz. İkincisi, alkollü araç kullanmak da listede yoktur. Alkol ayrı ve ağır bir yaptırım rejimine tabidir; ancak m.84 anlamında tek başına asli kusur hâli değildir.

Aynı maddenin son fıkrası, kusur oranının nasıl belirleneceğini gösterir: kazada bu hareketlerden biri birden fazla sürücü tarafından yapılmışsa veya kaza bu hareketler dışında kurallara, yasaklamalara ve talimatlara uyulmamasından doğmuşsa, kusur oranı yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edilir. Uygulamada “tali kusur” denilen kavram tam olarak bu boşluğun adıdır; nitekim tali kusur ifadesi ne Karayolları Trafik Kanununda ne de Karayolları Trafik Yönetmeliğinde geçer. Kanuni bir kategori değil, uygulama adlandırmasıdır. Bu nedenle “tali kusur yüzde yirmi beştir” biçimindeki tabloların mevzuatta dayanağı yoktur; ayrıntısı için trafik kazasında tali kusurlu kişi tazminat alabilir mi yazımıza bakılabilir.

Belirlenen Kusura İtiraz Etmek Mümkün Müdür ve Süreç Nasıl İşler?

Kusur değerlendirmesine itiraz mümkündür; ancak hangi yolun açık olduğu, kusurun hangi rejimde belirlendiğine bağlıdır. Anlaşmalı tutanakla ilerleyen dosyalarda tutanak ve kaza fotoğrafları sigorta şirketine iletilir, kayıt Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sistemine girilir. Burada sıkça yapılan bir terim hatasını düzeltmek gerekir: TRAMER bağımsız bir kurum değil, SBM bünyesindeki bir alt bilgi merkezidir; bugünkü yasal dayanağı 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.31/B hükmüdür.

Sigorta şirketleri, tutanağın sisteme girişini takip eden 3 iş günü içinde kendi kusur değerlendirmesini yapar. Aynı sonuca varamazlarsa dosya Kaza Kusur Değerlendirme Komisyonuna gider ve komisyon 3 iş günü içinde sonuçlandırır. Sıkça duyulan 5 iş günlük itiraz süresi ise her dosyada işlemez: bu idari basamak, kazaya karışan iki aracın trafik sigortacısının aynı şirket olduğu hâlde ve bir defaya mahsus devreye girer; itiraz SBM Tutanak Değerlendirme Komisyonuna yapılır. Şirketler farklıysa bu basamak hiç yoktur, doğrudan sigortacıya itiraz edilir, sonuç alınamazsa Sigorta Tahkim Komisyonuna veya mahkemeye başvurulur. Süresinde itiraz edilmemesi, dava yolunu kapatmaz; yalnızca o idari değerlendirmeyi kesinleştirir.

Kolluğun düzenlediği tutanak bakımından tablo tamamen farklıdır. Kanunda kolluk tutanağına karşı doğrudan bir itiraz ve iptal yolu düzenlenmemiştir. Tutanağın iptali istemiyle açılan davalar hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilir; çünkü tutanak bir idari işlem değil, ispat vasıtasıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 20.10.2025 tarihli iki ayrı kararında (2024/2651 E. 2025/14305 K. ve 2023/4799 E. 2025/14306 K.) tutanağı, tek başına hüküm kurmak için yeterli olmayan ve yalnızca ispat vasıtası olan, aksi ispat edilemediği sürece maddi durumu belirleyen kanıt olarak nitelendirmiştir.

Buradan çıkan pratik sonuç şudur: itiraz bir usul değil, bir ispat faaliyetidir ve muhatabı soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, yargılama aşamasında hâkimdir. Kanalı da bellidir: Ceza Muhakemesi Kanunu m.234/1-a-1 uyarınca delillerin toplanmasını isteme hakkı. Nitekim aynı Daire 28.05.2025 tarihli 2024/2328 E. 2025/8720 K. sayılı kararında, tutanakta kusur oranı belirtilmeksizin kusur izafe edildiği bir dosyada, ceza soruşturma dosyası getirtilip kaza tespit tutanağıyla bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi de gideren denetime elverişli rapor alınmadan karar verilmesini eksik inceleme sayarak hükmü bozmuştur.

Henüz bir dava ya da soruşturma yoksa ve deliller kaybolma tehlikesi altındaysa, izlenecek yol tutanağın iptali davası değil delil tespitidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.400, ileride açılacak davada ileri sürülecek bir vakıanın tespiti için keşif, bilirkişi incelemesi ve tanık dinlenmesi istenebileceğini; delilin kaybolma ihtimali varsa hukuki yararın var sayılacağını düzenler. Talep, esas davaya bakacak mahkemeye veya üzerinde keşif yapılacak şeyin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesine yapılır (m.401) ve tespit dosyası asıl davanın eki sayılır (m.405). Kolluğa dilekçe vererek yapılan başvuru ise yalnızca plaka, isim, tarih, yer gibi maddi hataların düzeltilmesinde işe yarar; 3071 sayılı Kanun m.6/b, yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili dilekçelerin incelenemeyeceğini söyler.

Kusur oranına itiraz sürecinin ayrıntıları ve tipik süreler için trafik kazası kusur oranına itiraz ile trafik kazası kusur oranı sorgulama yazılarımız incelenebilir.

Trafik Kazasında Yüzde 75 Kusur Ne Anlama Gelir?

Yüzde 75 kusur, sigorta rejiminin değil yargı rejiminin ürettiği bir orandır; anlaşmalı tutanak sisteminde böyle bir seçenek bulunmaz. Bilirkişi incelemesi sonucunda bir sürücünün kusuru %75 belirlenmişse, o sürücü kendi zararının ancak %25’ini karşı taraftan isteyebilir; buna karşılık karşı tarafın zararının %75’inden sorumlu olur.

Ancak burada, üçüncü kişiler bakımından çok önemli bir istisna vardır. KTK m.88/1 uyarınca bir motorlu aracın katıldığı kazada bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan birden fazla kişi tazminatla yükümlüyse, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Yani %25 kusurlu bir sürücü, kazadaki bir yolcunun veya yayanın zararının tamamından sorumlu tutulabilir; kusur oranına göre paylaştırma m.88/2 gereği iç ilişkide yapılır ve ödeyen taraf diğerine rücu eder. Rücu talebinin zamanaşımı, KTK m.109/4 uyarınca kaza gününden değil ödemenin tamamlandığı günden itibaren iki yıldır. Oranın hesabı ve sigorta ödemesine etkisi için trafik kazasında yüzde 75 kusur yazımız ayrıntılıdır.

Tutanaktaki Kusur Kodları Ne Anlama Gelir?

Tutanakta yer alan 84/1-h ya da 57/1-b gibi kodlar, ihlal edildiği tespit edilen hükmün madde, fıkra ve bent numarasıdır. Kodu okumanın pratik kuralı basittir: 84 ile başlıyorsa ihlal, m.84’ün on iki asli kusur hâlinden birine karşılık gelir. Buna karşılık 46 (şerit), 47 (işaretlere uyma), 52 (hız ve takip mesafesi), 57 (kavşak) veya 67 (manevra) ile başlayan kodlar asli kusur listesinde yer almaz; bu hâllerde oran m.84 son fıkrası ve Yönetmelik m.157/b uyarınca belirlenir.

İki köprüyü bilmek gerekir: kavşakta geçiş önceliğine uymama (m.57/b-5) doğrudan m.84/1-h, manevraların genel şartlarına uymama (m.67/1-a) ise m.84/1-j kapsamına girer. Bu nedenle “tali yoldan çıktım, o hâlde tali kusurluyum” çıkarımı yanlıştır: tali yol KTK m.3’te tanımlanan bir yer kavramıdır, kusur derecesi değil; ana yola çıkarken geçiş önceliğini ihlal eden sürücü asli kusurlu sayılır. Tutanak formlarında fıkra ve bent numaralandırması kurumdan kuruma kayabildiği için, kesin karşılık kodun yanında yazan kural adından okunmalıdır.

Yandan Vuran, Soldan Çarpan veya Arkadan Çarpan Suçlu mudur?

Bu soruların hiçbirinin, çarpma yönüne bakarak verilebilecek tek bir cevabı yoktur; belirleyici olan darbenin geldiği taraf değil, hangi kuralın ihlal edildiğidir. Arkadan çarpma m.84/1-d ile asli kusur sayılmıştır ve bu, uygulamada en güçlü karinelerden biridir. Ancak mutlak değildir: önündeki aracın yerleşim yeri dışında taşıt yolu üzerinde tedbir almadan durması (m.84/1-k) gibi bir ihlali varsa tablo tersine dönebilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 12.01.2023 tarihli 2020/5035 E. 2023/84 K. sayılı kararında, sağ şeridi kapatacak biçimde park edilmiş ve arkasına yalnızca boş bir bidon konmuş minibüsün sürücüsünü asli, arkadan çarpan otobüs sürücüsünü ise tali kusurlu bulan hükmü onamıştır.

Yandan veya soldan çarpma hâllerinde ise sorulacak soru şudur: kavşakta geçiş önceliği kimdeydi, şerit ihlali var mıydı, dönüş manevrası kurallara uygun muydu? Işıklı ya da işaretli olmayan kavşaklarda “sağdan gelen üstündür” kuralı (m.57/c) mutlak değil koşulludur; yalnızca kavşak kolları yoğunluk bakımından işaretlerle belirlenmemişse ve sıralamanın en sonunda uygulanır.

Yönetmelik m.157/a son fıkrasında yer alan ve rakiplerin neredeyse tamamının atladığı bir istisna daha vardır: başkasının kural dışı hareketi yüzünden kuralı ihlale mecbur kalan sürücü asli kusurlu sayılamaz. Aniden önüne çıkan araçtan kaçarken şerit ihlali yapan sürücünün savunması bu hükme dayanır.

Kazada Yüzde Yüz Haklı Olmak Ne Sonuç Doğurur?

Kusuru bulunmayan sürücü, zararının tamamını karşı tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortasından, poliçe limitleri dâhilinde talep edebilir; limiti aşan kısım ile teminat dışı kalemler için muhatap doğrudan işleten ve sürücüdür. Kusursuzluk ayrıca ceza tarafında da sonuç doğurur: TCK m.22/4 ve m.22/5 uyarınca taksirli suçta ceza failin kusuruna göre belirlenir ve herkes kendi kusurundan sorumlu olur; kusuru bulunmayan sürücü hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı ya da beraat hükmü kurulur.

Buna karşılık her iki tarafın da eşit ölçüde kurala aykırı davrandığı kazalarda kusur, iki taraf için de yarı yarıya paylaştırılır; her iki tarafın da yüzde yüz kusurlu sayılması diye bir uygulama yoktur. Kusuru bulunmayan işletenin sorumluluktan kurtulma şartları KTK m.86’da düzenlenmiştir: işleten, kendisinin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemeksizin, kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

Kazaya Dair Delillerin Önemi

Trafik kazasına ait delillerin toplanmasında ilk ve en kolay adım fotoğraf çekmektir. Kazaya karışan tüm araçlar ayrıntılı biçimde fotoğraflanmalı, yalnızca hasarlı bölge değil araçların yol üzerindeki konumu, fren izleri, trafik işaretleri ve yol çizgileri de kadraja alınmalıdır. Hasar boyutları bu sayede net biçimde görülebilir ve kusur değerlendirmesine esas alınabilir.

Fotoğrafların yanı sıra tanık bilgilerini kayıt altına almak, olay yeri videosu çekmek ve varsa tutanağın bir örneğini edinmek, açılacak tazminat davasında zarar görenin lehinedir. Kaza sonrasında sigorta ödemesi alınırken de bu deliller kullanılır. Çevredeki güvenlik kameralarının ve kent güvenlik yönetim sistemi kayıtlarının silinme süreleri kısa olabildiği için, bu kayıtların istenmesi vakit geçirmeden yapılmalıdır; gerekiyorsa delil tespiti yoluna başvurulur.

Trafik Kazasına Sebep Olan Tarafın Olay Yerinden Kaçması Halinde (Vur-Kaç Kazalar) İzlenecek Yol Nedir?

Vur-kaç olarak adlandırılan ve kazayı gerçekleştiren sürücünün durmadan olay yerinden ayrılmasıyla sonuçlanan kazalar, araçların seyir hâlinde olması sırasında da park hâlindeki bir araca çarpılması suretiyle de gerçekleşebilir. Her iki durumda da izlenecek yol aynıdır.

Zarar gören tarafın olay yerini terk etmeden hemen kolluğa haber vermesi ve kazaya dair ayrıntıları fotoğraflaması gerekir. Kazaya sebep olan sürücü veya kullandığı araç görüldüyse eşkâl bilgileri, araç plakası, rengi ve modeli mutlaka not edilmelidir. Aracın hasar tespitinin tam yapılabilmesi için fotoğrafların yanı sıra ilgili bilgiler yazılı hâle getirilmeli, gerekirse video çekilmelidir.

Araca park hâlindeyken çarpıldıysa görgü tanıklarının bilgilerinin alınması faydalı olur. Kazanın meydana geldiği konumdaki her türlü kameranın kayıtlarını incelemek de sonuca ulaşmayı sağlayan bir yöntemdir; bunun için çevredeki işletmelerden talepte bulunulabilir veya varsa kent güvenlik kamerası kayıtları delil olarak istenebilir.

Kaçan sürücünün tespit edilememesi hâlinde ne olacağı konusunda yaygın bir yanlış bilgi vardır: bu tür kazalarda tek çözümün kasko olduğu söylenir. Doğrusu şudur: 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.14/2-(a) uyarınca sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar Güvence Hesabından karşılanır. Yani vur-kaç kazasında yaralanan ya da hayatını kaybeden kişinin bedensel zararı için kaskoya ihtiyaç yoktur; başvuru Güvence Hesabına yapılır. Buna karşılık araçta meydana gelen maddi hasar bu bent kapsamında değildir; failin bulunamadığı hâlde maddi hasarın karşılanması ancak kasko poliçesinin kapsamına göre mümkün olur.

Kaçan sürücü yakalandığında karşılaşacağı yaptırım, 7574 sayılı Kanunla yenilenen KTK m.81/3 rejimidir: 46.000 TL idari para cezası; kaza yaralanmalı veya ölümlü ise ayrıca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geri alınması. İnternette hâlâ dolaşan 1.500 TL civarındaki tutarlar, maddenin 2026 öncesindeki hâline aittir ve güncelliğini yitirmiştir.

Ceza tarafında ikinci bir hüküm daha devreye girebilir. TCK m.98/1, yardım veya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi için 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası, m.98/2 ise kişinin ölmesi hâlinde 1-3 yıl hapis öngörür. Burada uygulamada gözden kaçan bir imkân vardır: TCK m.75/6-a-1 uyarınca m.98/1 önödeme kapsamındadır; savcılığın tebliği üzerine on gün içinde ödeme yapılırsa kamu davası açılmaz.

Kazaya Sebebiyet Verme Nedir, Cezası Ne Kadardır?

Kazaya sebebiyet verme, Türk Ceza Kanununda bu adla düzenlenmiş müstakil bir suç değildir; kazanın sonucuna göre taksirle öldürme veya taksirle yaralama suçlarından biri oluşur. Salt maddi hasarla sonuçlanan kazada ise ceza sorumluluğu doğmaz, çünkü taksirle mala zarar verme Türk Ceza Kanununda suç olarak düzenlenmemiştir; bu tür kazalarda yalnızca idari yaptırım ve tazminat sorumluluğu gündeme gelir.

HükümNeticeCeza
TCK m.85/1Bir kişinin ölümü2 yıldan 6 yıla kadar hapis
TCK m.85/2Birden fazla ölüm veya ölümle birlikte yaralanma2 yıldan 15 yıla kadar hapis
TCK m.89/1Basit yaralama4 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası
TCK m.89/2Kemik kırığı, sürekli zayıflama, yüzde sabit iz, yaşamsal tehlike vb.Temel ceza yarı oranında artırılır
TCK m.89/3Organ işlevinin yitirilmesi, bitkisel hayat, yüzde sürekli değişiklik vb.Temel ceza bir kat artırılır
TCK m.89/4Birden fazla kişinin yaralanması9 aydan 5 yıla kadar hapis
TCK m.22/3Bilinçli taksirCeza üçte birden yarısına kadar artırılır

Bu tablonun son iki satırı, güncelliğini yitirmiş kaynaklarla arasındaki farkı gösterir. TCK m.89/1’deki ceza 7571 sayılı Kanunla 25 Aralık 2025 tarihinden itibaren üç aydan bir yıla kadar hapisten dört aydan iki yıla kadar hapse, m.89/4’teki ceza ise altı aydan üç yıla kadar hapisten dokuz aydan beş yıla kadar hapse yükseltilmiştir. İnternetteki pek çok kaynak, başlığında güncel yıl yazsa bile hâlâ eski rakamları vermektedir.

Bilinçli taksirin bilinen sonucu m.22/3’teki artırımdır; ancak asıl ağır sonucu çoğu kaynakta hiç yer almaz. TCK m.50/4 uyarınca taksirli suçlardan hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa adli para cezasına çevrilebilir; ancak bu hüküm bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz. Yani aynı ceza miktarı basit taksirde paraya çevrilebilirken, bilinçli taksirde hapis olarak kalır. Ayrıca m.22/3 “artırılır” der; artırım emredicidir, yalnızca oranı hâkimin takdirine bırakılmıştır.

Görevli mahkeme, 5235 sayılı Kanun m.14 uyarınca ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin suçun üst sınırına göre belirlenir: TCK m.85/1 dosyaları asliye ceza mahkemesinde, m.85/2 dosyaları ise üst sınır on beş yıl olduğu için ağır ceza mahkemesinde görülür. Bilinçli taksir artırımı cezayı yükseltse bile görevi değiştirmez. Ceza miktarlarının somut olaya nasıl yansıdığı için ölümlü trafik kazası cezası kaç yıl ve yaralamalı trafik kazası cezaları yazılarımız incelenebilir.

Tali Kusurlu Sürücü Ceza Alır mı?

Evet. Ceza hukukunda asli ve tali kusur ayrımı bulunmaz; TCK m.22/4 taksirli suçtan verilecek cezanın failin kusuruna göre belirleneceğini, m.22/5 ise birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkesin kendi kusurundan sorumlu olacağını ve her failin cezasının ayrı ayrı belirleneceğini söyler. Yani az kusurlu olmak cezayı ortadan kaldırmaz, yalnızca miktarını etkiler.

Kusur derecesinin belirleyici olduğu yer idari yaptırım tarafıdır. KTK m.118 son fıkrası, ölümle sonuçlanan trafik kazalarına asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücülerin sürücü belgelerinin 1 yıl süreyle geri alınacağını düzenler. Tali kusurlu sürücüde bu idari yaptırım işlemez; belge kaybı ancak mahkûmiyet hâlinde TCK m.53/6 üzerinden gündeme gelebilir.

Bir istisna da mağdurun kendisinin fail olduğu hâllerdir. TCK m.22/6, neticenin münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezaya hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması hâlinde ceza verilmeyeceğini düzenler. Ancak bu hüküm dar yorumlanır; Yargıtay 12. Ceza Dairesi kuzenin (2014/11068 E. 2015/9566 K.) ve kayınbiraderin oğlunun (2013/19697 E. 2014/16408 K.) öldüğü olaylarda m.22/6’nın uygulanamayacağına karar vererek yerel mahkeme hükümlerini bozmuştur. Ölçüt akrabalık derecesi değil, failin uğradığı mağduriyetin ağırlığıdır.

Kaza Sonrası İfade Vermeye Çağrılırsam Ne Yapmalıyım?

Yaralanmalı ve ölümlü kazalarda taraflar ifade için kolluğa veya savcılığa çağrılır. Bu aşamada bilinmesi gereken ilk şey, taksirli suçların Ceza Muhakemesi Kanunu m.153/2’deki kısıtlama kararı verilebilecek suçlar listesinde yer almadığıdır; dolayısıyla trafik kazası soruşturmasında dosya inceleme yetkisi kısıtlanamaz ve müdafi m.153/1 uyarınca harçsız örnek alabilir.

İkinci nokta, ifadenin sonraki bilirkişi incelemesinin girdisi olduğudur. Yönetmelik m.157/b kusur durumunun taraf ve tanık ifadeleriyle birlikte belirleneceğini söylediğine göre, hız, mesafe ve süre gibi konularda tahmine dayalı rakam vermek sonradan aleyhe kullanılabilir. Hatırlanmayan bir ayrıntı için hatırlanmadığını belirtmek, tahmin yürütmekten güvenlidir.

Üçüncü nokta, delil taleplerinin bu aşamada yapılmasıdır. CMK m.234/1-a-1 mağdura ve şikâyetçiye delillerin toplanmasını isteme hakkı tanır; kamera kaydının istenmesi, kroki ve fren izi ölçümlerinin dosyaya girmesi, ek bilirkişi incelemesi talebi bu kanaldan yürütülür. Şikâyetçi olup olmamanın tazminat hakkına etkisi ise ayrı bir konudur; trafik kazasından sonra şikâyetçi olunmazsa tazminat alınabilir mi yazımız bu ilişkiyi ayrıntılandırır.

Kazanın Akabinde Sağlık Durumu Tespiti Nasıl Yapılmalıdır?

Meydana gelen bir trafik kazasında sürücülerin önce kendilerini, varsa yanlarındaki yolcuları ve ardından karşı tarafın sürücü ve yolcularını kontrol etmesi gerekir. Kazanın şokuyla hissedilmeyen ağrı, yaralanma, ezilme, kırık ve kanama gibi olumsuz sağlık durumları bu sayede daha erken tespit edilebilir.

Olay yerinde yaralılara bilinçsiz müdahalede bulunulmamalı, vakit kaybetmeden 112 aranarak sağlık ekiplerine haber verilmelidir. İyi niyetle yapılan yanlış bir müdahale, yaralının durumunu ağırlaştırabilir. Bu nedenle müdahale etmek yerine sağlık ekiplerinin çağrılması ve yaralı sayısı, varsa ölü sayısı, yaralıların durumu, yara şekli ile sıkışma veya uzuv kopması gibi ayrıntıların iletilmesi çok daha doğrudur. İlk yardım eğitimi olmayan ve bunu uygulama yetkisi bulunmayan hiç kimse yaralılara dokunmamalıdır.

Sağlık ekiplerinin gelmesiyle birlikte yaralılar hakkında doğru bilgilerin verilmesi, sonraki hak arayışı ve tazminat süreçleri açısından da önemlidir. Tedavi sürecinin ilgili sağlık kuruluşu bünyesinde başlatılmasıyla birlikte, kaza sebebiyle yaralanan kişilerin mevcut durumları, iyileşme süreçleri ve uygulanan tıbbi işlemler ayrıntılı biçimde kayıt altına alınmalıdır; maluliyet değerlendirmesi bu kayıtlar üzerinden yapılır.

Tedavi masraflarının kim tarafından karşılanacağı konusunda ise kanun nettir. KTK m.98 uyarınca trafik kazaları sebebiyle sağlık kurum ve kuruluşlarının sunduğu sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı bu teminatın karşılığını Kuruma aktarır ve bu aktarımla birlikte bu kapsamdaki yükümlülükleri sona erer. Bu nedenle “tedavi masraflarını sigorta öder mi” sorusunun bugünkü cevabı, 2011 öncesindeki uygulamadan farklıdır; ayrıntısı için trafik kazasında tedavi giderlerini kim öder yazımıza bakılabilir.

Trafik Kazası Sonrası Şok ve Gecikmiş Belirtiler

Kaza anında salgılanan adrenalin ağrı algısını baskıladığı için, ciddi yaralanmalar ilk dakikalarda fark edilmeyebilir. Boyun ve sırt ağrısı, baş dönmesi, bulantı, karın bölgesinde hassasiyet, uyuşma ve görme bulanıklığı gibi belirtiler saatler hatta günler sonra ortaya çıkabilir. Bu nedenle kazadan sonra kendini iyi hisseden kişilerin dahi sağlık kuruluşuna başvurması yerinde olur.

Bunun hukuki bir gerekçesi de vardır: yaralanmanın kazayla bağlantısı, adli raporla ve tıbbi kayıtlarla kurulur. Kazadan günler sonra başvurulduğunda, karşı taraf yaralanmanın kazadan kaynaklanmadığını ileri sürebilir. İlk başvurunun kaza günü yapılmış olması bu tartışmayı büyük ölçüde kapatır.

Kazanın ruhsal etkileri de gerçektir ve hukuken karşılıksız değildir. Uyku bozukluğu, araca binmekten kaçınma, olayın zihinde tekrarlanması, irkilme ve yoğun kaygı gibi belirtiler kaza sonrası dönemde sık görülür. Bu tabloların maluliyet değerlendirmesine ve manevi tazminat talebine etkisi, psikiyatrik muayene ve raporlarla ortaya konur; kendiliğinden geçmesi beklenerek kayıt altına alınmaması, sonradan ispatı güçleştirir.

Kaza Sonrası Yaralılara Müdahale Konusunda İpuçları

Trafik kazası sonrasında yaralılara müdahalenin belli başlı kuralları vardır. İlk olarak güvenlik sağlanmalı ve 112 aranmalıdır. Yaralıların hareket ettirilmemesi hayati önem taşır. Yalnızca aracın yanma, alev alma veya patlama riski varsa içerideki yaralılar çıkarılmalı ve dikkatlice güvenli bir yere taşınmalıdır. Bu süreçte itfaiye çağrılmalı ve araç kontağının kapatıldığından emin olunmalıdır.

Bunun dışında vücuda saplanan parçalar çıkarılmamalı, kırık ve çıkıklara müdahale edilmemeli, yaralılar uzuvlarından çekilmemeli ve gereksiz yere kımıldatılmamalıdır. Yaralıların bilinci kontrol edilmeli, nefes alış biçimleri sağlık personeline iletilmelidir. Suni teneffüs veya kalp masajı gibi uygulamalar bilinçsizce yapılmamalı, kanamada yalnızca temiz bir bezle yara bölgesine baskı uygulanmalıdır. Batan cisimlerin rastgele çıkarılması ağır iç organ zedelenmelerine yol açabilir.

Yaralıların sakinleştirilmesi açısından onlarla konuşmak ve güven verici sözler söylemek faydalı olabilir. Bu sırada şuuru yerinde olan yaralılardan kimlik bilgisi öğrenmek sonrası için gereklidir. Yaralıda terleme, hızlı nefes alıp verme, göz bebeklerinde büyüme ve solgun cilt rengi gibi şok belirtileri varsa bacakların yukarı kaldırılması gerekebilir; bu uygulama da bilinçli biçimde yapılmalıdır.

Kazaya Tanık Olan İlk Yardımcı Ne Yapmalıdır?

Kazaya karışmayan ancak olay yerinden geçen kişilerin de kanuni yükümlülükleri vardır. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.153/a, kazaya karışanlar kadar olay yerinden geçmekte olanlar için de üç yükümlülük sayar: kaza yerinde usulüne uygun ilk yardım tedbirlerini almak, olayı en yakın zabıta veya sağlık kuruluşuna bildirmek ve yetkililerin isteği hâlinde yaralıları en yakın sağlık kuruluşuna götürmek.

Buradaki “yetkililerin isteği hâlinde” kaydı önemlidir: yaralıyı kendi inisiyatifiyle araca alıp hastaneye götürmek kural değil istisnadır ve çoğu durumda zarar vericidir. Tanığın en değerli katkısı, ilk yardım eğitimi yoksa müdahale etmek değil; olay yerini güvenli hâle getirmek, doğru konum bilgisiyle 112’yi aramak ve kimlik ile iletişim bilgisini taraflara bırakmaktır. Tanık ifadesi, Yönetmelik m.157/b uyarınca kusur belirlemesinde açıkça sayılan delillerdendir.

Yardım ve bildirim yükümlülüğünün ihlali cezasız değildir: TCK m.98/1 bu yükümlülüğü yerine getirmeyen kişi için bir yıla kadar hapis veya adli para cezası, kişinin ölmesi hâlinde m.98/2 bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörür.

Ölümlü Trafik Kazasında Haklar ve Cezalar

Ölümlü trafik kazasında taraflar ifade için kolluğa çağrılır; soruşturma resen başlar, şikâyete bağlı değildir. Bu süreçte deliller toplanır, tarafların yanı sıra tanık ifadelerine de başvurulur. Ölen sürücü, yaya veya yolculara ilişkin bilgiler kaza tespit tutanağına açıklamalı olarak işlenir (Yönetmelik m.156/a-1).

Hukuki sorumluluğun kime ait olduğu konusunda sık yapılan bir hata, sorumluluğun her hâlde araç sahibine ait olduğunu söylemektir. Doğrusu şudur: KTK m.85/1 uyarınca sorumlu olan işletendir ve işleten, sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur; araç bir teşebbüs adına işletiliyorsa teşebbüs sahibi de müteselsilen sorumlu olur. Buna karşılık cezai sorumluluk şahsidir: aracı kullanmayan ruhsat sahibi, kaza nedeniyle ceza yargılamasına tabi tutulmaz. İşletenin sorumluluktan kurtulma imkânı ise yalnızca m.86’daki koşullarla mümkündür.

Kusurlu olan kişi veya kişiler, vefat eden kişinin yakınlarına maddi ve manevi tazminat ödemekle yükümlüdür. Maddi tazminatın hesaplanmasında vefat edenin yaşı, mesleği, geliri, bakmakla yükümlü olduğu kişiler ve tarafların kusur oranları gözetilir. Burada da bir düzeltme gerekir: ölenin yakınlarının dava açabilmesi için ölenin kazada haklı olması gibi bir şart yoktur. Ölenin kusuru, davanın şartı değil tazminattan indirim sebebidir. Sigorta bakımından sınır ise KTK m.92/(j) ile çizilmiştir: destekten yoksun kalan hak sahibinin, destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat talepleri teminat dışıdır. Bu sınır yalnızca sigortacıya karşıdır; kusurlu üçüncü kişi, yol idaresi veya üretici bakımından işlemez.

Ölen kişinin yakınları; cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir (TBK m.53). Manevi tazminat ise TBK m.56/2 uyarınca ayrı bir kalemdir ve KTK m.92/(f) gereği zorunlu trafik sigortası kapsamı dışındadır; doğrudan sürücü, işleten veya teşebbüs sahibinden istenir. Destekten yoksun kalma tazminatı mirastan bağımsızdır, terekeye girmez ve miras payına göre bölüşülmez; ölçüt fiilî destek ilişkisidir.

Sigorta şirketleri tazminat ödemesi öncesinde veraset ilamı, ölüm muayene raporu, nüfus kayıt örneği, kaza tespit tutanağı, gelir belgesi ile varsa Sosyal Güvenlik Kurumu belgeleri ve kazaya dair diğer belgeleri ister. Ölümlü kazada uzlaştırma yolu kapalıdır: CMK m.253/1-b listesinde taksirle yaralama yer alırken taksirle öldürme yer almaz. Kaza yerinde imzalanan belgeler bakımından ise KTK m.111 koruyucudur: sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir; tazminat miktarına ilişkin olup yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.

Ölümlü Kazada Asli Kusurlu Sürücünün Sürücü Belgesi Ne Olur?

KTK m.118 son fıkrası açıktır: ölümle sonuçlanan trafik kazalarına asli kusurlu olarak sebebiyet veren sürücülerin sürücü belgeleri 1 yıl süreyle geri alınır. Bu, ceza puanından bağımsız bir idari yaptırımdır; sürücünün puan durumu ne olursa olsun uygulanır. Asli kusurun bir oran değil KTK m.84’te sayılan hâllerden biri olduğu, bu yaptırımın uygulanıp uygulanmayacağını doğrudan belirler.

Sürücü belgesinin geri alınmasında birbirine karıştırılan dört ayrı kanal vardır ve süreleri farklıdır:

KanalSüreNiteliğiDayanak
Ölümlü kazaya asli kusurlu sebebiyet1 yılİdariKTK m.118
Ölümlü veya yaralanmalı kazada izinsiz olay yerinden ayrılma2 yılİdariKTK m.81/3
Bir yılda 100 ceza puanının doldurulması2 ay / 4 ay / süresiz iptalİdariKTK m.118
Taksirli suçtan mahkûmiyet3 ay – 3 yılMahkeme kararı, takdiriTCK m.53/6

Ceza puanı rejimi 1 yıl içinde 100 puanın doldurulmasında 2 ay, aynı yıl ikinci kez doldurulmasında 4 ay ve psiko-teknik değerlendirme ile psikiyatri muayenesi, bir yıl içinde üçüncü kez doldurulmasında ise süresiz iptal sonucunu doğurur. Ayrıca 12 Şubat 2026 tarihli 7574 sayılı Kanunla, belirli ihlaller için ceza puanından tamamen bağımsız, doğrudan belgeye el konulmasını gerektiren paralel bir rejim kurulmuştur; bu nedenle “100 puanı doldurmadım, belgem güvende” değerlendirmesi artık geçerli değildir. Ayrıntı için trafik ceza puanları ve etkileri yazımıza bakılabilir.

Kaza Sonrasında Trafik Sigortası Süreci Nasıl İşler?

Kazanın meydana gelmesinin ardından sigorta şirketini bilgilendirmek ve dosyayı açtırmak sürecin ilk adımıdır. Başvuru sırasında istenen belgeler hasarın türüne göre değişir; araç hasarı ve değer kaybı için tipik olarak şunlar sunulur:

  • Kaza tespit tutanağının resmi tasdikli sureti veya taraflar arasında tutulmuş tutanak, varsa ifade ve görgü tutanakları,
  • Mağdur araca ait ruhsat,
  • Varsa hasarlı araca ve kaza yerine ilişkin fotoğraflar,
  • Banka hesap bilgileri (banka ve şube adı ile IBAN),
  • Ekspertiz yapıldıysa eksper raporu.

Yaralanmalı kazada bunlara tedavi masraflarını içeren faturalar, hastane raporu ve sağlık kurulu raporları eklenir. Başvuru noter aracılığıyla, iadeli taahhütlü posta ya da elektronik posta ile yapılabildiği gibi, şirketin çevrim içi başvuru sistemi varsa oradan da yapılabilir.

Belgeler tamamlandıktan sonra devreye giren süre KTK m.99’da yazılıdır: sigortacılar, genel şartlarla belirlenen belgelerin merkez veya kuruluşlarından birine iletildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde poliçe sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadır. Bazı dosyalarda şirket eksper görevlendirir ve aracın hasar boyutu incelenir; onarım ile pert işlemi koşulları buna göre değerlendirilir. Onarıma karar verilirse araç anlaşmalı servislere yönlendirilir ve onarım masrafları şirketçe karşılanır. Sigorta sürecinin adım adım işleyişi için trafik kazası sonrası sigorta süreci nasıl işler yazımız incelenebilir.

Sigortaya Bildirim Kaç Gün İçinde Yapılmalıdır?

Bu, damardaki en yaygın yanlış bilgilerden biridir. Pek çok kaynak “beş iş günü içinde bildirilmezse sigorta hasarı karşılamayı reddedebilir” der. Doğrusu şudur: Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.1.1-(a), sigortalının sorumluluğunu gerektirecek bir olayı haberdar olduğu andan itibaren on gün içinde sigortacıya ihbar etmesini öngörür. Bu bir ihbar yükümlülüğüdür; süresinde yerine getirilmemesi tazminat hakkını kendiliğinden düşürmez.

Geç bildirimin sonucu, zararın artmasına yol açmışsa artan kısımla sınırlıdır. Nitekim Genel Şartlar B.4 üçüncü fıkrasının (d) bendi, B.1 yükümlülüklerinin ihlali hâlinde sigortacının rücu hakkını yalnızca zararın artan kısmı bakımından tanır. Ayrıca aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca tazminat yükümlülüğünü kaldıran veya azaltan hâller zarar görene karşı ileri sürülemez; yani karşı taraftaki mağdur, kusurlu sürücünün ihbar gecikmesinden etkilenmez.

Aynı şekilde, tazminat talebi için dava öncesinde sigortacıya yazılı başvuru yapılması KTK m.97 uyarınca zorunludur; ancak buradaki 15 gün, başvuranın süresi değil sigorta kuruluşunun yazılı cevap verme süresidir. Bu süre içinde cevap verilmezse ya da verilen cevap talebi karşılamazsa zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurabilir. Kısacası “yaralanmalı kazada başvuru süresi on beş iş günüdür” biçimindeki bilgi, m.97’deki cevap süresinin yanlış aktarılmasından doğmuştur.

Trafik Kazasına Sebep Olan Aracın Sigortasının Olmadığı Durumlarda Ne Yapılabilir?

Zorunlu mali sorumluluk sigortası, trafiğe çıkan tüm araçlar için yasal zorunluluktur ve bulunmaması hâlinde kaza olsun olmasın idari yaptırım uygulanır; araç trafikten men edilebilir. Sigortasız aracın karıştığı kazada ise sorumluluk ortadan kalkmaz, yalnızca muhatap değişir.

Burada düzeltilmesi gereken yaygın bir yanlış vardır: kazaya karışan tarafların hiçbirinde sigorta yoksa herkesin kendi masrafını ödeyeceği söylenir. Bu doğru değildir. Sigortanın bulunmaması, KTK m.85 ve TBK m.49 uyarınca doğan sorumluluğu etkilemez; kusurlu taraf karşı tarafın zararından sorumludur ve talep doğrudan işletene ve sürücüye yöneltilir. Sigortasızlığın değiştirdiği tek şey, ödemeyi yapacak bir kurumun bulunmaması ve alacağın icra veya dava yoluyla tahsil edilmek zorunda kalmasıdır.

Karşı tarafın sigortası varken kusurlu olan sigortasız taraf ise, karşı tarafın sigortacısının ödediği tazminatla karşı karşıya kalır; sigortacı ödediği tutar için halefiyet hükümlerine dayanarak kusurlu tarafa başvurur. Bedensel zararlar bakımından ise devreye Güvence Hesabı girer.

Güvence Hesabı, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.14 uyarınca Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde oluşturulmuştur. Hangi hâlde hangi zararın karşılandığı bentten bende değişir ve bu ayrım uygulamada sıkça atlanır:

BentHâlKarşılanan zarar
m.14/2-aSigortalının tespit edilememesi (vur-kaç)Yalnızca bedensel
m.14/2-bGeçerli teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu zararYalnızca bedensel
m.14/2-cSigorta şirketinin bütün branşlarda ruhsatlarının iptali ya da iflasıMaddi ve bedensel
m.14/2-çÇalınmış veya gasbedilmiş aracın karıştığı kazada işletenin sorumlu tutulmadığı hâllerYalnızca bedensel
m.14/2-dYeşil Kart Sigortası uygulamalarıBüro kapsamında

Tablodan çıkan pratik sonuç şudur: sigortasız araçla ya da vur-kaç sonucu ortaya çıkan araç hasarı ve değer kaybı Güvence Hesabından karşılanmaz; bunlar maddi zarardır ve muhatabı doğrudan kusurlu sürücü ile işletendir. Yalnızca sigorta şirketinin iflası veya ruhsat iptali hâlinde maddi zarar da Hesap kapsamına girer. Kusursuz tarafın kazada sakat kalması veya iş göremez hâle gelmesi durumunda maluliyet tazminatı, hayatını kaybetmesi durumunda ise yakınlarına destekten yoksun kalma tazminatı bu yolla karşılanabilir. Sigortasız karşı tarafla karşılaşıldığında izlenecek yol için trafik kazasında karşı taraf sigortasız çıkarsa ne yapılır yazımız ayrıntılıdır.

Motosiklet Kazalarında Sorumluluk ve Koruyucu Sistemler

Motosiklet kazalarında kaza anındaki yükümlülükler diğer araçlarla aynıdır; ancak sorumluluk rejimi bakımından gözden kaçan bir ayrım vardır. Karayolları Trafik Kanunu m.3’e göre motorlu bisiklet (moped), azami hızı saatte 45 kilometreyi, içten yanmalı motorluysa silindir hacmi 50 santimetreküpü, elektrik motorluysa azami sürekli nominal güç çıkışı 4 kilovatı geçmeyen taşıttır. KTK m.103 ise motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi olduğunu söyler.

Bunun sonucu şudur: kusurlu taraf bir moped sürücüsüyse, KTK m.85/1’deki işletenin kusursuz sorumluluğu işlemez; sorumluluk TBK m.49 haksız fiil rejimine göre belirlenir. Buna karşılık ters yönde asimetri vardır: mopedi bir motorlu araç çarparak hasarlandırdıysa, karşı tarafın işleteni m.85/1 uyarınca sorumludur ve zorunlu trafik sigortası devrededir; mopedin kendi sigortasının bulunup bulunmaması bu talebi etkilemez. Silindir hacmi 50 santimetreküpün üzerindeki motosikletler ise moped tanımına girmez ve genel rejime tabidir.

Motosiklet kazalarında ikinci sık soru koruyucu ekipmanın kusura etkisidir. KTK m.78, 7574 sayılı Kanunla başlığıyla birlikte değiştirilmiş ve koruyucu sistemler adı altında emniyet kemeri, koruma başlığı ve gözlüğü ile çocuk bağlama sistemini kapsayacak biçimde genişletilmiştir; maddede ayrıca koruyucu sistemleri usulüne uygun kullanmayanların da kullanmamış sayılacağı belirtilmiştir. Kask takmamak kazanın oluşumundaki kusuru değiştirmez, ancak zararın artmasındaki payı bakımından TBK m.52 çerçevesinde tazminattan indirim sebebi olarak tartışılır; ayrıntısı için motosiklet kazasında kask takmamak kusur oranını etkiler mi yazımıza bakılabilir.

Kaza Sonrasında Tazminat İçin Nasıl Başvuru Yapılır?

Tazminat süreci, kural olarak dava ile değil sigortacıya yazılı başvuruyla başlar. KTK m.97, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmasını zorunlu kılar. Sigorta kuruluşu başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamazsa ya da verilen cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurabilir.

Bu zorunluluğun bir sınırı vardır ve pratikte hak kaybettirir: m.97 yalnızca poliçe sınırları içinde kalan talepler için işler. Araç mahrumiyet bedeli gibi teminat dışı kalemlerde sigortacıya başvurup 15 gün beklemek zamanaşımını durdurmaz; süre işlemeye devam eder.

Hangi Mahkemede Dava Açılır, Arabuluculuk Zorunlu mu?

Görevli mahkeme ve arabuluculuk şartı, davanın kime karşı açıldığına göre değişir. Aşağıdaki tablo üç ayrı rejimi gösterir:

DavalıGörevli mahkemeArabuluculuk dava şartı mıDayanak
Sürücü, işleten veya teşebbüs sahibiAsliye hukukHayırHMK m.2
Zorunlu trafik sigortası şirketiAsliye ticaretEvetTTK m.4/1-a, m.5, m.5/A
İdare (yol yapım ve bakım kusuru gibi idari eylem)İdare mahkemesi, tam yargı davasıHayırİYUK

Burada iki nokta özellikle karıştırılır. Birincisi, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin davalar dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür (KTK m.110/1); kamu aracının karıştığı kaza otomatik olarak idari yargıya gitmez. İdari yargı yalnızca yol kusuru, eksik işaretleme gibi idari eylem hâllerinde devreye girer. İkincisi, arabuluculuk trafik kazası tazminatında genel bir dava şartı değildir; yalnızca sigorta şirketine karşı açılan ticari davalarda TTK m.5/A uyarınca aranır.

Yetki bakımından seçenek geniştir. KTK m.110/2, motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluk davalarının sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde ya da kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde açılabileceğini düzenler. Buna HMK m.6 (davalının yerleşim yeri) ve m.16 (haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer veya zarar görenin yerleşim yeri) seçenekleri eklenir. Sürecin adım adım işleyişi için trafik kazası sonrası tazminat davası nasıl açılır yazımız incelenebilir.

Son olarak ceza mahkemesinin tazminata hükmedemeyeceği bilinmelidir; Ceza Muhakemesi Kanununda şahsi hak davası kurumu yoktur. Ceza dosyası, hukuk davasında yalnızca delil olarak kullanılır ve TBK m.74 uyarınca hukuk hâkimi ceza hâkiminin beraat kararı ve kusur değerlendirmesiyle bağlı değildir.

Trafik Kazasında Tazminat Zamanaşımı Kaç Yıldır?

Zamanaşımı süresi, kazanın türüne göre değişir ve bu ayrım yapılmadan verilen tek bir rakam yanıltıcıdır.

Kaza türüSüreBaşlangıçDayanak
Salt maddi hasarlı kaza2 yıl / her hâlde 10 yılZararı ve yükümlüyü öğrenme / kaza günüKTK m.109/1
Yaralanmalı kazaFiil için ceza kanununda öngörülen daha uzun süreKaza günüKTK m.109/2 + TCK m.66
Ölümlü kaza15 yılKaza günüKTK m.109/2 + TCK m.85 → m.66/1-d
Yükümlüler arası rücu2 yılÖdemenin tamamlandığı ve rücu edilecek kişinin öğrenildiği günKTK m.109/4

Ölçüt fiildir, sonuç değil: uzamış ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması gerekir. Salt maddi hasarlı kazada taksirle mala zarar verme suç olmadığından uzamış süre işlemez; bu tür dosyalarda geçerli olan süre iki ve on yıldır. KTK m.109/3, tazminat yükümlüsüne karşı kesilen zamanaşımının sigortacıya karşı da kesilmiş olacağını, sigortacı bakımından kesilen zamanaşımının da yükümlü bakımından kesilmiş sayılacağını düzenler; bu çapraz kesilme kuralı pratikte çok değerlidir. Buna karşılık KTK m.97 uyarınca yapılan yazılı başvuru, zamanaşımını kesmez. Ayrıntı için trafik kazası tazminat zamanaşımı yazımıza bakılabilir.

Kaza Sonrası Süreler: Hangi İşlem Kaç Gün İçinde

Trafik kazası sonrasında birbirine benzeyen çok sayıda süre dolaşımdadır ve çoğu birbirinin yerine kullanılır. Aşağıdaki tablo, hangi sürenin neye ait olduğunu ve kaçırılması hâlinde ne olacağını bir arada gösterir.

SüreNeye aitKaçırılırsaDayanak
10 günSigortacıya rizikonun ihbarıHak düşmez; zarar arttıysa artan kısım için rücu riskiZMSS Genel Şartları B.1.1-a
15 günSigorta kuruluşunun başvuruya yazılı cevap süresiDava veya tahkim yolu açılırKTK m.97
15 günTrafik idari para cezasına itiraz (sulh ceza hâkimliği)Ceza kesinleşirKabahatler K. m.27/1
8 iş günüSigortacının ödeme yapma süresiTemerrüt ve faizKTK m.99
1 ayTrafik idari para cezasının ödenmesiAylık %5 faiz; toplam cezanın iki katını geçemezKTK m.115/1
6 ayTaksirle yaralamada şikâyet süresiKovuşturma imkânı düşer; tazminat hakkı etkilenmezTCK m.73/1
2 yılKaza yerinde imzalanan yetersiz veya fahiş anlaşmanın iptaliAnlaşma bağlayıcı kalırKTK m.111
Süre yokKolluk tutanağındaki tespite itirazSoruşturma ve yargılama boyunca ileri sürülebilirYargıtay 4. HD 20.10.2025

Tablonun en çok yanlış bilinen satırı ilk satırdır. Sigortaya bildirim süresinin kaçırılmasının tazminat hakkını ortadan kaldırdığı yönündeki bilgi mevzuatta karşılık bulmaz; bildirim bir ihbar yükümlülüğüdür, hak düşürücü süre değildir. İdari para cezasına itirazda ise sürenin başlangıcı kaza tarihi değil, idari yaptırım kararının tebliğ veya tefhim tarihidir; ayrıca Kabahatler Kanunu m.17/6 uyarınca ödeme süresi içinde ödeme yapılması hâlinde uygulanan indirim, kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez.

Kaza Kaydı e-Devlete Ne Zaman Düşer ve Nereden Sorgulanır?

Kaza kaydını doğuran olay ödeme değil ihbardır. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliği m.15/3, sigorta şirketlerinin eksper görevlendirmeyecek olsalar dahi ihbar edilen tüm hasarları Merkez veri tabanına gireceğini söyler. Aynı Yönetmeliğin m.15/5 hükmü, şirketlerin ihbardan ödemenin sonuçlanmasına kadar hasara ilişkin tüm bilgileri eksiksiz vermek zorunda olduğunu düzenler. Buradan çıkan sonuç şudur: kayıt ödemeyi izler, ona kapı olmaz; “ödeme yapılmadığı için kayıt yoktur” değerlendirmesi hukuken yanlıştır. Kaydın hiç bulunmamasının en yaygın sebebi sistem gecikmesi değil, ihbarın hiç yapılmamış olmasıdır.

Verinin sisteme işlenme hızı da yönetmelikte yazılıdır: m.23/3 uyarınca hasar verileri eş zamanlı, muallak tazminat verileri ise gün sonuna kadar girilir; hatalı bilgi gecikmeksizin düzeltilir ve düzeltme kaydı en çok bir günlük gecikmeyle işlenir. Yargı kararları doğrultusunda hasar verilerinin değişmesi hâlinde güncellemeyi üye sigorta şirketi yapar.

Sorgulama tarafında ise iki ayrı kapı vardır ve karıştırılmaları sonuçsuz aramalara yol açar. Poliçe ve hasar bilgileri e-Devlet üzerindeki SBM hizmetlerinden sorgulanır. Tutanak sorgusu ise SBM’ye değil kolluğa bağlıdır ve bölgeye göre ikiye ayrılır: polis bölgesi için Emniyet Genel Müdürlüğünün, jandarma bölgesi için Jandarma Genel Komutanlığının hizmeti kullanılır. Her ikisinin de adında “Maddi Hasarlı” ibaresi geçer; yaralanmalı ve ölümlü kaza tutanağı için e-Devlet hizmeti bulunmaz. Anlaşmalı tutanakta ise kolluk kaydı hiç oluşmaz (Yönetmelik m.156/a-5).

SBM’nin 5664 numaralı kısa mesaj hattı da sıkça yanlış tanıtılır: bu hat tutanak sorgulamaz; aracın hasar kaydı, değişen parça ve araç detay bilgisini verir. Tutanak sorgusu için doğru adresler SBM web sitesi, e-Devlet ve ilgili mobil uygulamalardır.

Kaza Sonrası Hukuki Süreçte Avukat Desteği Almak Neden Önemlidir?

Trafik kazası sonrasında ortaya çıkan uyuşmazlık tek katmanlı değildir: ceza soruşturması, idari yaptırıma itiraz, sigortaya başvuru, tahkim ve tazminat davası çoğu zaman aynı olaydan doğar ve farklı sürelere, farklı mercilere tabidir. Bu katmanların birbirini nasıl etkilediğini görmek, hangi talebin hangi kanaldan yürütüleceğini belirler; örneğin ceza dosyasındaki bilirkişi raporuna zamanında itiraz edilmemesi, sonraki tazminat davasında kusur tartışmasını zorlaştırabilir.

Hukuki temsil, delil toplama ve rapor değerlendirme aşamalarında da belirleyicidir. Kusur oranına, maluliyet oranına ve hesaplama yöntemine itiraz teknik gerekçe gerektirir; itirazın hangi hükme dayandırıldığı ve hangi aşamada ileri sürüldüğü sonucu doğrudan etkiler. Süreçte alınacak kararların kapsamı ve maliyeti dosyadan dosyaya değiştiği için, ilk adımda dosyanın hukuki durumunun değerlendirilmesi yerinde olur.

Dosyanızın hangi katmanda olduğunu ve hangi sürelerin işlemekte olduğunu görmek istiyorsanız Ankara maddi hasarlı trafik kazası avukatı sayfamız süreci ayrıntılandırıyor; talep tutarının ve delil durumunun ilk değerlendirmesi için trafik kazası tazminat taleplerinde ücretsiz ön değerlendirme sayfası kullanılabilir.

Maddi hasarlı ve iki araçlı kazalarda tutanağı kâğıt yerine dijital ortamda düzenlemek de mümkündür; şartları ve onayın doğurduğu sonuçlar için e-Devlet kaza tutanağı yazımıza bakabilirsiniz.

Trafik Kazası Sonrası Sıkça Sorulan Sorular

Kaza yaptıktan sonra ilk ne yapılmalı?

Trafik kazasından sonra yapılması gerekenler sırasıyla şunlardır: ek tehlike yaratmadan hemen durup kaza yerinde trafik güvenliği tedbirlerini almak, iz ve delilleri değiştirmemek, yaralı varsa 112’yi arayıp yetkilileri beklemek. Bu üç yükümlülük KTK m.81/1’de sayılmıştır ve kazanın türünden bağımsız olarak herkes için geçerlidir.

Kaza tespit tutanağı tutulmazsa tazminat alınabilir mi?

Alınabilir. Tutanak bir karar değil delildir; yokluğu hakkı düşürmez, yalnızca ispatı zorlaştırır. Kusur; fotoğraflar, kamera kayıtları, tanık beyanları ve araçlardaki izlerle ortaya konabilir. Ancak taraflar anlaşarak olay yerinden ayrılmışsa, Yönetmelik m.152/2-c uyarınca sonradan kolluktan tutanak düzenlenmesi istenemez.

Kaza tespit tutanağı kaç gün geçerlidir?

Mevzuatta tutanak için bir geçerlilik süresi öngörülmemiştir; tutanak zamanla hükümsüz hâle gelmez. Uygulamada anlatılan süreler tutanağın kendisine değil, sigortaya bildirim ve tazminat zamanaşımı sürelerine aittir.

Kazadan sonra sigortaya kaç gün içinde bildirim yapılmalı?

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.1.1-a, olaydan haberdar olunduğu andan itibaren on gün içinde ihbar edilmesini öngörür. Bu süre hak düşürücü değildir; gecikme zararı artırmışsa sigortacının rücu hakkı yalnızca artan kısımla sınırlıdır. Ayrıca tazminat yükümlülüğünü kaldıran veya azaltan hâller zarar görene karşı ileri sürülemez.

Kaza tespit tutanağında kusur oranı yazar mı?

Kolluğun düzenlediği tutanakta yazmaz. Karayolları Trafik Yönetmeliği m.156/a-3 uyarınca tutanak düzenleyenler, kusur oranı belirtmeksizin yalnızca kazanın oluşumunda kimin hangi trafik kuralını ihlal ettiğini belirtir. Oran, sigorta değerlendirmesiyle veya yargılamada bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkar.

Kusur oranına itiraz süresi kaç gündür?

Sıkça söylenen beş iş günlük süre yalnızca kazaya karışan iki aracın trafik sigortacısının aynı şirket olduğu hâlde ve bir defaya mahsus işler; itiraz SBM Tutanak Değerlendirme Komisyonuna yapılır. Şirketler farklıysa bu basamak yoktur. Kolluğun düzenlediği tutanaktaki tespite karşı ise kanunda öngörülmüş bir itiraz süresi bulunmaz; itiraz soruşturma ve yargılama boyunca ileri sürülebilir.

Kaza tespit tutanağının iptali için dava açılabilir mi?

Tutanağın iptali istemiyle açılan davalar hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilir; çünkü tutanak idari işlem değil ispat vasıtasıdır. Dava veya soruşturma yoksa ve deliller kaybolabilecekse doğru yol, HMK m.400 uyarınca delil tespiti talebidir.

Aşırı hız asli kusur sayılır mı?

Hayır. KTK m.84’te sayılan on iki asli kusur hâli kapalı bir listedir ve aşırı hız bu listede yer almaz; alkollü araç kullanmak da listede değildir. Hız ihlali kusur değerlendirmesinde dikkate alınır, ancak kendiliğinden asli kusur oluşturmaz ve mevzuatta ona bağlanmış sabit bir yüzde yoktur.

Tali kusurlu sürücü ceza alır mı?

Alır. TCK m.22/4 ve m.22/5 uyarınca taksirli suçlarda herkes kendi kusurundan sorumludur ve ceza her fail için ayrı ayrı, kusuruna göre belirlenir. Az kusurlu olmak cezayı kaldırmaz, miktarını etkiler. Buna karşılık KTK m.118’deki bir yıllık sürücü belgesi geri alma yaptırımı yalnızca asli kusurlu sürücüye uygulanır.

Kaza yerini terk etmenin cezası ne kadar?

KTK m.81/3 uyarınca anlaşma hâli dışında zabıtanın izni alınmadan zaruret dışında olay yerinden ayrılan sürücüye 46.000 TL idari para cezası verilir. Kaza yaralanmalı veya ölümlü ise ayrıca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası uygulanır ve sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır. Belgenin iadesi için KTK kapsamındaki tüm idari para cezalarının tahsil edilmiş olması şarttır.

Vur-kaç kazasında fail bulunamazsa zarar karşılanır mı?

Bedensel zararlar 5684 sayılı Kanun m.14/2-a uyarınca Güvence Hesabından karşılanır. Araç hasarı ve değer kaybı gibi maddi zararlar bu bent kapsamında değildir; bunlar ancak kasko poliçesinin kapsamına göre karşılanabilir.

Ölümlü trafik kazasının cezası kaç yıldır?

TCK m.85/1 uyarınca bir kişinin ölümüne neden olmakta ceza iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Birden fazla kişinin ölümü ya da ölümle birlikte yaralanma hâlinde m.85/2 uyarınca iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası uygulanır. Bilinçli taksir hâlinde ceza üçte birden yarısına kadar artırılır ve TCK m.50/4 uyarınca adli para cezasına çevrilemez.

Ölümlü kazada asli kusurlu sürücünün ehliyeti kaç yıl alınır?

KTK m.118 son fıkrası uyarınca bir yıl süreyle geri alınır. Bu, ceza puanından bağımsız bir idari yaptırımdır. Mahkûmiyet hâlinde ayrıca TCK m.53/6 uyarınca üç aydan üç yıla kadar sürücü belgesinin geri alınmasına hükmedilebilir; bu ikinci yaptırım takdiridir ve cezanın infazından sonra işlemeye başlar.

Trafik kazasında tedavi masraflarını kim öder?

KTK m.98 uyarınca trafik kazası sebebiyle sunulan sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı bu teminatın karşılığını Kuruma aktarır ve aktarımla birlikte bu kapsamdaki yükümlülükleri sona erer.

Trafik kazasında tazminat davası ne kadar sürede açılmalı?

Salt maddi hasarlı kazada zararı ve yükümlüyü öğrenmeden itibaren iki, her hâlde kaza gününden itibaren on yıldır (KTK m.109/1). Fiil suç oluşturuyorsa ceza kanunundaki daha uzun süre uygulanır; ölümlü kazalarda bu süre on beş yıldır. KTK m.97 uyarınca yapılan yazılı başvuru zamanaşımını kesmez.

Kaza yaptım, karşı taraf suçlu: ne yapmalıyım?

Olay yerinde iz ve delilleri koruyup fotoğraflamak, tanık bilgisi almak ve tutanağı eksiksiz düzenletmek ilk adımdır. Ardından karşı tarafın zorunlu trafik sigortası şirketine KTK m.97 uyarınca yazılı başvuru yapılır. Kusur değerlendirmesi aleyhe çıkarsa itiraz edilir; sigorta yolundan sonuç alınamazsa Sigorta Tahkim Komisyonuna ya da mahkemeye başvurulur.

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Trafik kazası dosyalarında sonuç; kusur dağılımına, poliçe kapsamına, kaza tarihine ve delil durumuna göre değişir. Somut olayınız için mevzuatın güncel hâli esas alınarak değerlendirme yapılması gerekir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir