Hafif Yaralanmalı Trafik Kazalarında Manevi Tazminat
Hafif yaralanmalı trafik kazalarında manevi tazminat, yaralanma basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek düzeyde kalsa bile istenebilir; Yargıtay bu nitelikteki bir trafik kazasında manevi tazminat talebinin tümden reddedilmesini bozma sebebi saymıştır. Hakkın kaybedilebileceği kritik an ise mahkemeden önce gelir: ceza dosyasında uzlaşma sağlanırsa CMK m.253/19 uyarınca tazminat davası açılamaz ve bu sonuç için ayrıca bir beyan aranmaz. Bu yazıda hafif yaralanmanın hukuki karşılığını, bu kazalarda istenebilecek tazminat kalemlerini, cezai boyutu, uzlaşmanın ve şikâyetten vazgeçmenin tazminata etkisini, manevi tazminatın dayanağını, Yargıtay’ın tutarı nasıl denetlediğini ve dava yolunu Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu metinleriyle birlikte ele alıyoruz. İnternette bu konunun emsali diye dolaşan bir kararın neden hafif yaralanma emsali sayılamayacağını da kararın kendi metni üzerinden gösteriyoruz.
Özetle
Hafif yaralanma manevi tazminat hakkını ortadan kaldırmaz; hakkı asıl tehlikeye sokan, ceza dosyasındaki uzlaşmanın tazminata etkisinin bilinmemesidir.
- Hafif yaralanma, TCK m.89/1 kapsamında kalan ve m.89/2 ile m.89/3’teki ağır neticelerin doğmadığı yaralanmadır. Manevi tazminatın dayanağı TBK m.56’dır; Yargıtay, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen yaralanmada talebin tümden reddini bozmuştur (4. HD 2012/3944 E., 2013/2107 K.).
- Taksirle yaralama, şikâyete bağlı olsun olmasın, CMK m.253/1-b-2 uyarınca uzlaştırma kapsamındadır. Uzlaşma sağlanırsa CMK m.253/19 gereği tazminat davası açılamaz, açılmış dava feragat edilmiş sayılır; ayrıca beyan aranmaz. Kanunun kendi istisnası, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlardır.
- Şikâyetten vazgeçmek tazminat hakkını kendiliğinden bitirmez; TCK m.73/7 uyarınca şahsi haklardan da vazgeçildiğinin ayrıca açıklanması gerekir.
- Zorunlu trafik sigortası manevi tazminatı ödemez (KTK m.92/f); talep sürücü ve işletene yöneltilir. Hafif yaralanmada yakınlar kural olarak ayrıca manevi tazminat isteyemez (4. HD 2018/1187 E., 2019/5291 K.).
- Önceden belirlenmiş bir tutar yoktur; Yargıtay takdiri az bulduğu kararları da fazla bulduğu kararları da bozar. Talep bölünemez, tutarın tamamı dava dilekçesinde gösterilmelidir.
Hafif Yaralanmalı Trafik Kazası Hukuken Ne Demektir?
Türk Ceza Kanunu’nda “hafif yaralanma” diye adlandırılmış bir suç tipi yoktur. Bu nedenle hafif yaralanmalı trafik kazalarında manevi tazminat tartışması, önce fiilin hangi fıkrada değerlendirileceğinin belirlenmesini gerektirir. Uygulamada bu ifadeyle anlatılan şey, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nda düzenlenen taksirle yaralama suçunun TCK m.89/1 kapsamında kalmasıdır. Maddenin lafzı şöyledir: “Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Bir yaralanmanın birinci fıkrada kalıp kalmadığı, ikinci ve üçüncü fıkralardaki neticelerin doğup doğmadığına bakılarak belirlenir. İkinci fıkra; duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, kemik kırılması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum ve gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasını sayar. Üçüncü fıkra ise iyileşme olanağı bulunmayan hastalık, bitkisel hayat, organ işlevinin yitirilmesi, konuşma veya çocuk yapma yeteneğinin kaybı, yüzün sürekli değişikliği ve çocuğun düşmesi hallerini düzenler. Bu neticelerin hiçbiri yoksa fiil birinci fıkrada kalır; uygulamada “hafif yaralanma” denilen hal budur.
Bu tanım tazminat açısından da belirleyicidir. Birinci fıkrada kalan bir yaralanmada kural olarak kalıcı maluliyet bulunmaz; sürekli iş göremezlik tazminatı gibi büyük maddi kalemler gündeme gelmez. Tedavi giderleri de KTK m.98 uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılandığından, zarar görenin kendisinin talep edebileceği kalemler çoğunlukla istirahat süresine ait geçici iş göremezlik ile manevi tazminattır. Dolayısıyla hafif yaralanmalı kazalarda manevi tazminat çoğu zaman en anlamlı kalemdir ve bu hakkın korunması ayrı bir dikkat ister.
Basit tıbbi müdahale ölçütü taksirle yaralamada geçerli midir?
Bu, damardaki en yaygın kavram hatasıdır. Adli raporlarda sık görülen “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” ibaresi, taksirle yaralamayı düzenleyen TCK m.89’da hiç geçmez. Bu ölçüt, kasten yaralamayı düzenleyen TCK m.86/2’nin şikâyet ölçütüdür. Taksirle yaralamada kanuni ölçüt, m.89/2 ve m.89/3’te sayılan neticelerin doğmamış olmasıdır.
Ayrım pratikte önemlidir. Adli rapor “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” dese bile, dosyada örneğin bir kemik kırığı tespit edilmişse fiil m.89/2 kapsamına girer ve ceza yarı oranında artırılır. Tersi de mümkündür: rapor bu ibareyi taşımasa da ikinci ve üçüncü fıkradaki neticeler yoksa fiil birinci fıkrada kalır. Bu nedenle rapor ibaresi bir gösterge olarak okunmalı, kanuni ölçütün yerine konulmamalıdır.
Hafif yaralanma ile basit yaralama aynı şey midir?
Aynı şey değildir. İki kavram farklı maddelere aittir ve karıştırılmaları sonucu değiştirir. Basit yaralama, kasten yaralama suçunun TCK m.86/2 kapsamındaki halidir; failin yaralama kastı vardır. Trafik kazasında ise fail zarar verme kastıyla değil, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, yani taksirle hareket eder ve fiil TCK m.89 kapsamında değerlendirilir. Kasten yaralamada manevi tazminatın nasıl belirlendiği ayrı bir konudur; bu konu Basit Yaralamada Manevi Tazminat Miktarı Ne Kadar Olur? başlıklı yazımızda ele alınmıştır.
Hafif Yaralanmalı Trafik Kazası Tazminatı Hangi Kalemlerden Oluşur?
Hafif yaralanmalı trafik kazası tazminatı üç ana kalemden oluşur: istirahat süresince uğranılan kazanç kaybını karşılayan geçici iş göremezlik tazminatı, kazanın zorunlu kıldığı yol ve benzeri giderler ve manevi tazminat. Tedavi giderleri bu listenin dışında kalır; KTK m.98, trafik kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerini Sosyal Güvenlik Kurumuna bırakır. Her kalemin dayanağı ve muhatabı farklıdır; aşağıdaki tablo bu ayrımı gösterir.
| Kalem | Dayanak | Kime yöneltilir? | Hafif yaralanmada durum |
|---|---|---|---|
| Manevi tazminat | TBK m.56, KTK m.90 | Sürücü ve işleten; zorunlu trafik sigortası değil (KTK m.92/f) | Maluliyet aranmaz; tutar yaralanmanın niteliğine göre takdir edilir |
| Geçici iş göremezlik | TBK m.54 | Zorunlu trafik sigortacısı (poliçe sınırları içinde), sürücü ve işleten | Raporla belirlenen istirahat süresindeki kazanç kaybı |
| Tedavi giderleri | KTK m.98 | Sosyal Güvenlik Kurumu | Sigortacının bu kalemdeki yükümlülüğü, primden yapılan aktarımla sona erer |
| Yol ve benzeri zorunlu giderler | TBK m.54 | Sürücü, işleten ve sigortacı | Belgeyle ispat edilir; belgelendirilemeyen küçük tutarlar da dosyaya göre kabul görebilir |
| Sürekli iş göremezlik | TBK m.54 | Sigortacı, sürücü ve işleten | Kural olarak doğmaz; sonradan maluliyet ortaya çıkarsa gündeme gelir |
| Araç hasarı ve değer kaybı | KTK m.85, m.91; değer kaybında ZMSS Genel Şartları A.5/a | Karşı aracın zorunlu trafik sigortacısı | Yaralanmadan bağımsız, maddi hasar dosyası olarak ilerler |
Tabloda “belgelendirilemeyen giderler” satırının karşılığı uygulamada görülür: aşağıda incelenen 17. Hukuk Dairesi dosyasında davacı, belgelendiremediği tedavi ve yol giderleri için 500 TL talep etmiş ve mahkeme bu kalemi kabul etmiştir. Yaralamalı kazalarda istenebilecek bütün kalemlerin genel dökümü için Yaralamalı Trafik Kazasında Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?, maluliyet raporu çıkmayan dosyalar için Yaralanmalı Kazada Maluliyet Olmazsa Tazminat Alınır Mı? yazılarımıza bakılabilir.
Hafif yaralanmada sigortaya başvuru zorunlu mu?
Geçici iş göremezlik gibi zorunlu trafik sigortası sınırları içinde kalan kalemler için zorunludur. KTK m.97 uyarınca zarar gören, bu kalemler için dava yoluna gitmeden önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmalıdır; sigortacı başvuruyu en geç 15 gün içinde cevaplamaz veya cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir ya da Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir. Belgeler sigortacıya iletildikten sonra ödeme süresi KTK m.99 uyarınca sekiz iş günüdür. Manevi tazminat ise zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışında kaldığından bu başvuru şartına tabi değildir. Geçici iş göremezlik tazminatının nasıl hesaplandığı Yaralanmalı Kazada Geçici İş Göremezlik Nasıl Hesaplanır?, tedavi giderlerinin SGK süreci ise Trafik Kazasında Tedavi Giderlerini Kim Öder? yazılarımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Basit yaralanmalı trafik kazası tazminat talebi hafif yaralanmadan farklı mıdır?
Farklı değildir. “Basit yaralanmalı” ve “hafif yaralanmalı” ifadeleri uygulamada aynı durumu, yani adli raporda basit tıbbi müdahale ile giderilebilir olduğu belirtilen yaralanmayı anlatır; tazminat kalemleri, dayanakları ve muhatapları aynıdır. Karışıklık, ceza hukukundaki “basit yaralama” kavramından doğar: o kavram kasten yaralamaya aittir ve trafik kazasındaki taksirli fiili anlatmaz.
Hafif Yaralanmalı Trafik Kazası Cezası Nedir?
TCK m.89/1’e göre ceza dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Madde seçimlik yaptırım öngörür; hâkim hapis yerine doğrudan adli para cezasına hükmedebilir. Kusurun bilinçli taksir olarak nitelendirilmesi halinde TCK m.22/3 uyarınca ceza üçte birden yarısına kadar artırılır ve bu artırım emredicidir.
Taksirli suçlarda TCK m.50/4 uyarınca hapis cezası uzun süreli olsa dahi adli para cezasına çevrilebilir. Ancak aynı fıkranın son cümlesi bu imkânı bilinçli taksir halinde kapatır. Alkollü araç kullanma, aşırı hız veya kırmızı ışık ihlali gibi hallerde kusurun bilinçli taksir sayılması ihtimali yükseldiğinden, bu nitelendirme sanık bakımından cezanın en ağır sonucunu doğurur. Trafik kazalarında verilen cezaların tamamı için Yaralamalı Trafik Kazası Cezaları: Hapis, Para Cezası ve Ehliyete El Koyma yazımızı inceleyebilirsiniz.
Hafif yaralanmalı trafik kazasında ceza şikâyete bağlı mıdır?
Kural olarak şikâyete bağlıdır. TCK m.89/5 şöyle der: “Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.” Bu hükmün okunuşunda yaygın bir hata yapılır. Şikâyetin aranmaması için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: fiil bilinçli taksirle işlenmiş olmalı ve netice birinci fıkra dışına çıkmış olmalıdır. Aşağıdaki tablonun son iki satırındaki ayrım Yargıtay 12. Ceza Dairesinin iki kararına dayanır: bütün mağdurların basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı alkollü sürücü dosyasında suç şikâyete tabi sayılmış (2020/2628 E., 2021/1948 K.), mağdurlardan birinde kemik kırığı bulunan ve diğer dört mağdurun şikâyetinden vazgeçtiği dosyada ise fiil bütün olarak m.89/4 kapsamında değerlendirilmiştir (2021/1615 E., 2021/5984 K.).
Dolayısıyla hafif yaralanmalı, yani m.89/1 kapsamındaki bir kazada kusur bilinçli taksir olarak nitelendirilse bile suç şikâyete tabidir. “Ağır kusur varsa şikâyetten vazgeçmek işe yaramaz” şeklindeki yaygın bilgi, birinci fıkra bakımından doğru değildir.
| Kusurun niteliği | Yaralanmanın ağırlığı | Şikâyete tabi mi? |
|---|---|---|
| Basit taksir | m.89/1, m.89/2, m.89/3 — hepsi | Evet |
| Bilinçli taksir | m.89/1 (hafif yaralanma) | Evet |
| Bilinçli taksir | m.89/2 veya m.89/3 | Hayır |
| Bilinçli taksir | Birden fazla kişi, hepsi m.89/1 | Evet |
| Bilinçli taksir | Birden fazla kişi, en az biri m.89/1 dışı | Hayır |
Adli para cezası sabıka kaydına işler mi?
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.9/3’ün son cümlesi, adli para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümlerin adli sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedileceğini düzenler. Bu nedenle m.89/1’den adli para cezası alan kişi, olağan sabıka kaydı belgesinde görünmez. Arşiv kaydı ise 5352 m.12/1-c uyarınca koşulların oluşmasından beş yıl sonra tamamen silinir.
Buna karşılık dosya UYAP sisteminde kalır. Güvenlik soruşturmasına tabi görevlerde, 7315 sayılı Kanun kapsamında yapılan arşiv araştırmasında “devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ve kovuşturma” olgusu görülebilir. Bu nedenle “hiçbir yerde görünmez” ifadesi bu meslek grupları bakımından doğru değildir.
Uzlaşma Manevi Tazminat Hakkını Bitirir mi?
Hafif yaralanmalı trafik kazalarında manevi tazminat hakkının en kolay kaybedilebileceği aşama burasıdır; kayıp, mağdurun tazminattan vazgeçmek istemesinden değil, uzlaşmanın bu sonucunu bilmemesinden doğabilir. Ceza soruşturması sırasında uzlaştırmacı arar, taraflar bir tutar üzerinde anlaşır, tutanak imzalanır ve dosya kapanır. Bu imzayla birlikte hukuk mahkemesinde manevi tazminat davası açma imkânı da kapanmış olur.
Trafik kazası uzlaşmaya tabi midir?
Tabidir. CMK m.253/1-b bendi, uzlaştırma kapsamındaki suçları sayarken girişinde “şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın” ifadesini kullanır ve ikinci sırada “Taksirle yaralama (madde 89)” suçunu sayar. Parantez içinde herhangi bir fıkra ayrımı yapılmamıştır. Bu nedenle taksirle yaralama suçunun tamamı, yani m.89/2 ve m.89/3 kapsamındaki ağır neticeler de dahil olmak üzere uzlaştırmaya tabidir.
Uzlaştırma bir kovuşturma şartıdır. Taraflara ulaşılamaması gibi CMK m.253/6’da sayılan haller dışında, uzlaştırma girişiminde bulunulmadan hüküm kurulamaz; bu eksiklik tek başına bozma sebebidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, alkollü sürücünün bütün mağdurları basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı bir dosyada, uzlaştırma yapılmadan kurulan hükmü bu gerekçeyle bozmuştur (2020/2628 E., 2021/1948 K.). “Yaralanma ağırsa uzlaşma kapsamı daralır” şeklindeki bilgi yanlıştır. Kapsamı daraltan tek hüküm CMK m.253/3’tür ve orada sayılan suçlar (cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip, hakaret) arasında taksirle yaralama yoktur.
Trafik kazası uzlaşma tazminat hakkını bitirir mi?
Kural olarak bitirir. CMK m.253/19’un ilgili cümlesi şu şekildedir: “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.“
Bu sonucun iki özelliği vardır. Birincisi, sonuç kendiliğinden doğar; mağdurun tutanakta “tazminat hakkımdan da vazgeçiyorum” demesine gerek yoktur. İkincisi, hüküm yalnız açılacak davayı değil, hâlihazırda derdest olan davayı da kapsar: o dava feragat edilmiş sayılır. Uzlaşma tutarı manevi tazminat karşılığı olarak düşünülmemiş olsa, hatta müzakerede hiç konuşulmamış olsa bile sonuç değişmez.
Uzlaşmanın mağdur lehine olan yüzü de vardır. CMK m.253/19’un son cümlesine göre şüpheli edimini yerine getirmezse, uzlaşma raporu veya belgesi İcra ve İflas Kanunu m.38 anlamında ilam niteliğinde belge sayılır; alacak ayrıca dava açılmadan icraya konulabilir. Şikâyetten vazgeçmede böyle bir güvence yoktur.
Bu nedenle uzlaşma müzakeresine girilirken kararlaştırılacak tutarın yalnızca ceza dosyasını kapatan bir bedel değil, maddi ve manevi bütün zararların karşılığı olarak değerlendirilmesi gerekir. Tedavi giderleri, geçici iş göremezlik kaybı ve manevi tazminat kalemleri ayrı ayrı hesaplanmadan kabul edilen bir tutar, sonradan eksik çıksa bile tamamlanamaz. Uzlaşma teklifine cevap için tanınan süre kısa olduğundan, bu değerlendirmenin teklif gelir gelmez yapılması önem taşır.
Uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar: kanunun tek istisnası
CMK m.253/19 mutlak bir kapanma öngörmez. Cümlenin içindeki “uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç” ibaresi, hafif yaralanmalı kazalar bakımından pratik bir öneme sahiptir. Çünkü ilk anda hafif görünen bir yaralanmanın sonradan ağırlaştığı haller uygulamada seyrek değildir: ilk muayenede fark edilmeyen bir kırık, geç ortaya çıkan bir fonksiyon kaybı ya da kaza sonrası gelişen ve raporla belgelenen psikiyatrik tablo bunlara örnektir.
Bu tür zararlar uzlaşmanın kapsamı dışında kaldığından, sonradan ortaya çıkan zarar bakımından dava açılabilir. Ancak burada ispat yükü mağdurdadır: zararın uzlaşma anında tespit edilemediğinin veya sonradan doğduğunun tabip raporu ve dosya kapsamıyla ortaya konulması gerekir. Bu nedenle uzlaşma öncesinde tedavi sürecinin tamamlanmış ve nihai adli raporun alınmış olması, mağdurun lehinedir.
Şikâyetten vazgeçmek ile uzlaşmak aynı sonucu doğurur mu?
Aynı sonucu doğurmaz ve fark tazminat hakkı bakımından belirleyicidir. Şikâyetten vazgeçme TCK m.73’te düzenlenmiştir. Maddenin yedinci fıkrasına göre, vazgeçen kişi ancak “vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise” hukuk mahkemesinde dava açamaz. Yani şikâyetten vazgeçmek, tek başına tazminat hakkını sona erdirmez. Hakkı tehlikeye sokan, vazgeçmeye eklenen beyandır: tutanağa geçen “hiçbir hak ve alacak talebim yoktur” gibi genel bir ifade, şahsi haklardan vazgeçme olarak yorumlanma riski taşır. Bu riski ortadan kaldırmanın yolu, vazgeçme dilekçesine şahsi haklarım saklı kalmak kaydıyla ibaresini açıkça yazmaktır. Şikâyetten vazgeçmenin ceza dosyasındaki sonuçları için Taksirle Yaralama Suçunda Şikayetten Vazgeçme Davayı Düşürür Mü? yazımıza bakılabilir.
| Ölçüt | Şikâyetten vazgeçme (TCK m.73) | Uzlaştırma (CMK m.253-255) |
|---|---|---|
| Kapsam | Yalnız şikâyete tabi dosyalar | TCK m.89’un tamamı |
| İrade | Tek taraflı (mağdur) | İki taraflı anlaşma |
| Zorunlu mu | Hayır | Evet, kovuşturma şartı |
| Tazminat hakkına etkisi | Kural olarak etkilemez; ancak şahsi haklardan da vazgeçme beyanı verilirse sona erer (m.73/7) | Kendiliğinden sona erer, ayrıca beyan aranmaz (m.253/19) |
| İstisna | — | Uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan çıkan zararlar |
| Ödeme yapılmazsa | Güvence yok | Rapor, İİK m.38 anlamında ilam niteliğinde belge |
| Kazaya birden fazla sürücünün kusuruyla neden olunması | Taksirli suçta iştirak olmadığından (TCK m.22/5) m.73/5’teki yayılma kuralı işlemez; her sürücü bakımından ayrı değerlendirilir | İştirak aranmaksızın yalnız uzlaşan yararlanır (CMK m.255) |
Şikâyetten vazgeçmenin tazminat üzerindeki etkisi ayrıca Trafik Kazasından Sonra Şikayetçi Olunmazsa Tazminat Alınabilir Mi? başlıklı yazımızda ele alınmıştır.
Uzlaşma teklifine cevap süresi ne kadardır?
CMK m.253/4 uyarınca kendisine uzlaşma teklifinde bulunulan kişi kararını yedi gün içinde bildirmek zorundadır; bu süre içinde cevap verilmemesi teklifin reddi sayılır. Uzlaştırmacı ise m.253/12 uyarınca dosya belgelerinin örneği kendisine verildikten itibaren işlemleri en geç otuz gün içinde sonuçlandırır; büro bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatabilir. Teklif başlangıçta reddedilmiş olsa bile, m.253/16 uyarınca taraflar en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar uzlaştıklarını bildirebilirler.
Uzlaştırma süreci boyunca m.253/21 uyarınca ceza davasının zamanaşımı ve şikâyet süresi işlemez. Bu hüküm ceza dosyasına ilişkindir; hukuk mahkemesinde açılacak tazminat davasının zamanaşımını durduran bir kural değildir. Uzlaşmada edimin ileri bir tarihe bırakıldığı veya takside bağlandığı hallerde ise m.253/19 uyarınca şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir; bu kurumun işleyişi Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi yazımızda anlatılmıştır. Ayrıca m.253/20 gereği müzakereler sırasında yapılan açıklamalar hiçbir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz. Birden fazla mağdur varsa m.253/7 uyarınca uzlaşmanın gerçekleşmesi için hepsinin kabulü gerekir.
Hafif Yaralanmalı Trafik Kazalarında Manevi Tazminatın Hukuki Dayanağı
Manevi tazminatın dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.56‘dır. Madde şöyledir: “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.” Dayanağı TBK m.49’a bağlayan metinler yanlıştır; m.49 haksız fiil sorumluluğunun genel kuralıdır, bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde manevi tazminatı düzenleyen özel hüküm m.56’dır.
Karayolları Trafik Kanunu ise m.90’da, manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Yani manevi tazminat KTK’nın konusudur, ancak şartları ve hesabı TBK’ya göre yapılır. Bu yapı, ilerideki zamanaşımı bölümünde de belirleyici olacaktır.
Yaralanma hafifse manevi tazminat yine de istenebilir mi?
İstenebilir. TBK m.56 manevi tazminat için bir ağırlık eşiği aramaz; aradığı şey bedensel bütünlüğün zedelenmiş olmasıdır. Ayrıca bir iş gücü kaybı oranının bulunması da gerekmez. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, trafik kazasında adli raporla basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralandığı sabit olan davacının manevi tazminat talebini tümüyle reddeden kararı, “uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken bu kalem istemin tümden reddine karar verilmiş olması” gerekçesiyle bozmuştur (4. HD 2012/3944 E., 2013/2107 K., 11.02.2013). Karar 818 sayılı Borçlar Kanunu m.47 döneminde verilmiştir; bugün aynı sonuç TBK m.56’ya dayanır.
Ancak yaralanmanın hafif olması, takdir edilecek tutarı doğrudan etkiler. TBK m.56 hâkime “olayın özelliklerini göz önünde tutarak” takdir yetkisi tanır; yaralanmanın niteliği bu özelliklerin başında gelir. Bu nedenle hafif yaralanmalı kazalarda hükmedilen manevi tazminat, kalıcı iz veya maluliyet bırakan yaralanmalara göre belirgin biçimde düşüktür. Kalıcı iz kalan hallerin ayrı değerlendirmesi için Trafik Kazasında Kalıcı İz Kalırsa Manevi Tazminat Nasıl Değerlendirilir? yazımıza bakılabilir.
Hafif Yaralanmalı Trafik Kazasında Manevi Tazminat Miktarı Ne Kadar?
Bu sorunun dürüst cevabı, önceden belirlenmiş bir tutarın bulunmadığıdır. TBK m.56 hâkime takdir yetkisi verir ve takdirin ölçütlerini 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay’ın yerleşik uygulaması belirler. Bu ölçütler; olayın meydana geliş şekli, tarafların kusur durumu, yaralanmanın niteliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile paranın alım gücüdür. Manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığı, buna karşılık duyulan acı ve elemi kısmen de olsa giderecek düzeyde bulunması gerektiği de her kararda tekrarlanır.
Ortalama tazminat tabloları neden yanıltıcıdır?
İnternette hafif yaralanmalı kazalar için “ortalama şu kadar TL” biçiminde verilen rakamların hukuki bir karşılığı yoktur. Bunun üç sebebi vardır. Birincisi, manevi tazminatta ortalama diye bir kavram bulunmaz; her dosya kendi özellikleriyle takdir edilir. İkincisi, bu rakamlar çoğunlukla yıllar öncesine ait kararlardan derlendiği için paranın alım gücü ölçütünü karşılamaz. Üçüncüsü, derlemeye alınan kararların bir kısmı maluliyet bırakan yaralanmalara aittir ve hafif yaralanmayla karşılaştırılabilir değildir.
Bu yazıda da tahmini bir tutar verilmemektedir; eski kararlardaki rakamlar, olay tarihindeki paranın alım gücüyle birlikte okunmadıkça yanıltıcıdır. Bunun yerine aşağıda, hafif yaralanmaya ilişkin Yargıtay kararlarının takdiri hangi yönde denetlediği ve tutarı hangi etkenlerin belirlediği gösterilmiştir; tutar tahmini yerine ölçütlerin kendi dosyanıza uygulanması daha güvenilir bir yoldur. Miktarın belirlenmesine ilişkin daha geniş karar incelemesi için Yaralanmalı Trafik Kazalarında Manevi Tazminat Yargıtay Kararları yazımız incelenebilir.
Yaralanmalı trafik kazası mahkeme kararları: Yargıtay hafif yaralanmada tutarı nasıl denetliyor?
Yargıtay manevi tazminatın tutarını iki yönde denetler: takdiri az bulduğunda davacı yararına, fazla bulduğunda davalı yararına bozar. Hafif yaralanmaya ilişkin kararlarda bu denetim açıkça görülür. Aşağıdaki kararların tamamı trafik kazasına ilişkindir ve tam metinleri üzerinden özetlenmiştir.
| Karar | Olay | Yargıtay’ın tespiti | Sonuç |
|---|---|---|---|
| 4. HD 2012/3944 E., 2013/2107 K. (11.02.2013) | Yaralanma adli raporla basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte | Manevi tazminat talebinin tümden reddi hatalı; uygun bir tutara hükmedilmeli | Davacı yararına bozma |
| 4. HD 2018/1187 E., 2019/5291 K. (14.11.2019) | Yaralanma basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte; yakınlar da manevi tazminat istemiş | Yaralanan davacıya hükmedilen manevi tazminat az; yakınların talebi ise reddedilmeliydi | Davacı yararına ve davalılar yararına bozma |
| 17. HD 2017/1815 E., 2017/12047 K. (25.12.2017) | Geçici ve sürekli iş göremezlik talep edilen, maluliyet iddialı dosya; 20.000 TL manevi tazminat | Takdir edilen tutar bir miktar fazla | Davalı yararına bozma |
Tablonun ortak mesajı şudur: Yargıtay, hafif yaralanmada manevi tazminatın ne tümüyle reddedilmesine ne de ağır yaralanma düzeyinde belirlenmesine izin verir; takdirin gerekçesinde olay tarihinin, yaralanmanın derecesinin ve kusur durumunun gösterilmesini ister. 4. HD 2019/5291 sayılı kararda bu şöyle ifade edilmiştir: hâkim takdir hakkını kullanırken “ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.”
Manevi tazminat miktarını artıran ve azaltan etkenler nelerdir?
Tutarı belirleyen etkenler 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile TBK m.52 ve m.56’dan çıkar. Hafif yaralanmalı bir dosyada bunların her biri tutarı farklı yönde etkiler.
| Etken | Tutara etkisi | Dayanak |
|---|---|---|
| Yaralanmanın niteliği ve tedavi süresi | Tedavi uzadıkça ve yaralanma ağırlaştıkça tutar artar | TBK m.56, “olayın özellikleri” |
| Zarar görenin kendi kusuru | İndirim sebebidir; ağır kusurda tazminat tamamen kaldırılabilir | TBK m.52; 4. HD 2020/755 E., 2020/3554 K. |
| Olayın meydana geliş şekli ve karşı tarafın kusuru | Takdirde dikkate alınır | İBK 22.06.1966, 7/7 |
| Tarafların sosyal ve ekonomik durumu | Tazminat zenginleşme aracı olmayacak biçimde dikkate alınır | İBK 22.06.1966, 7/7 |
| Olay tarihi ve paranın alım gücü | Eski kararlardaki tutarlar bugüne doğrudan taşınamaz | İBK 22.06.1966, 7/7; 4. HD 2018/1187 E., 2019/5291 K. |
| Emniyet kemeri veya kask kullanılmaması | İhlal zarara katkı sağladıysa indirim sebebidir | TBK m.52; KTK m.78 |
Manevi tazminat bir formülle hesaplanır mı?
Hesaplanmaz, takdir edilir. Geçici iş göremezlik gibi maddi kalemler zarar görenin geliri ve rapordaki istirahat süresi esas alınarak bilirkişi tarafından hesaplanır; manevi tazminatın ise aritmetik bir formülü yoktur. TBK m.56 tutarın belirlenmesini hâkimin “olayın özelliklerini göz önünde tutarak” yapacağı takdire bırakır. Bu nedenle “manevi tazminat hesaplama” adıyla sunulan araçların verdiği rakamların hukuki bir karşılığı yoktur. Manevi tazminatta faiz ise kaza tarihinden itibaren işler.
Manevi tazminat bölünebilir mi, ıslahla artırılabilir mi?
Bölünemez ve ıslahla artırılamaz. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre manevi tazminat bölünemez; kısmi dava konusu yapılamaz ve dava değeri sonradan ıslah yoluyla artırılamaz. Bu ilke hafif yaralanmalı kazalarda özellikle tehlikelidir, çünkü tutarın düşük olacağı düşüncesiyle sembolik bir bedelle dava açıp sonradan artırma yoluna gitmek mümkün değildir.
Uygulamada bu ilkenin sert sonuçları görülmüştür: yaralanmalı trafik kazasından doğan bir davada maddi tazminat kabul edilirken, manevi tazminat talebi yalnızca bölünmezlik gerekçesiyle reddedilmiş ve karar onanmıştır (4. HD 2020/1457 E., 2020/4538 K.). 7589 sayılı Kanunla HMK m.109’a eklenen ve kısmi davada talebin bir defaya mahsus artırılmasına imkân veren dördüncü fıkranın manevi tazminatta uygulanıp uygulanmayacağı henüz içtihatla netleşmemiştir. Bu nedenle talep edilecek manevi tazminatın tamamı dava dilekçesinde gösterilmelidir.
Kusurlu taraf manevi tazminat alabilir mi?
Kusurlu olmak talep hakkını tek başına ortadan kaldırmaz, ancak tutarı etkiler. TBK m.52 hâkime zarar görenin kendi kusurunun bulunması halinde tazminatı “indirebilir veya tamamen kaldırabilir” yetkisi tanır. Bu nedenle “kusurlu olsanız da mutlaka alırsınız” biçimindeki mutlak ifadeler doğru değildir. Ayrıca KTK m.86/1 uyarınca zarar görenin ağır kusuru ispatlanırsa işleten sorumluluktan kurtulabilir. Kusur indirimi manevi tazminatta matematiksel bir oran olarak da uygulanmaz: davacının 2/8 oranında kusurlu bulunduğu bir trafik kazası dosyasında talebi indirim yapmadan aynen kabul eden karar, indirimin “matematiksel olmayacak şekilde” yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur (4. HD 2020/755 E., 2020/3554 K.).
Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i değildir; bu nedenle davalı ileri sürmese dahi mahkemece resen dikkate alınır. Emniyet kemeri veya kask kullanılmaması gibi haller de bu kapsamda değerlendirilir. Ancak Yargıtay uygulamasında kural ihlalinin tek başına indirim sebebi sayılmadığı, ihlalin meydana gelen zarara katkısının araştırılması gerektiği kabul edilmektedir.
Emsal Karar Okuması: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2017/1815, K.2017/12047
Bu karar, hafif yaralanmalı trafik kazalarında manevi tazminat konusunda sıkça emsal olarak gösterilir. Kararın künyesi gerçektir: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E.2017/1815, K.2017/12047, karar tarihi 25.12.2017. 17. Hukuk Dairesi 2021 yılında kapatılmış ve trafik kazasından doğan tazminat dosyaları 4. Hukuk Dairesine devredilmiştir; karar geçerliliğini korur, ancak bugün aynı nitelikteki bir dosyanın temyiz incelemesini 4. Hukuk Dairesi yapar. Kararın tam metnine Yargıtay’ın karar arama sisteminden ulaşılabilir. Ancak kararın kendi metni, onu bu konunun emsali saymaya elverişli değildir.
Karara konu olayda davacı, aracın çarpması sonucu yaralanmış; başlangıçta 5.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Yargılama sırasında davacı vekili, geçici ve sürekli iş göremezlik zararına ilişkin maddi tazminat talebini ıslah dilekçesiyle 90.090,96 TL’ye yükseltmiştir. Mahkeme, toplam 90.596,86 TL maddi tazminat ile 20.000 TL manevi tazminata hükmetmiş; Yargıtay ise takdir edilen manevi tazminatı bir miktar fazla bularak kararı davalı yararına bozmuştur. Dava dilekçesinde manevi tazminat talebinin “sigorta şirketi hariç” diğer davalılara yöneltildiği ve faizin kaza tarihinden istendiği görülür; bu, KTK m.92/(f) sınırının uygulamadaki yansımasıdır.
Bu karar neden hafif yaralanma emsali sayılamaz?
İki sebeple. Birincisi, kararda hükmedilen 90.596,86 TL maddi tazminatın 90.096,86 TL’si geçici ve sürekli iş göremezlik zararıdır; dosyada davalı sigortacı kusur ve maluliyet oranlarının tespitini istemiş, mahkeme de uzman bilirkişinin hesabını esas almıştır. Sürekli iş göremezlik talebi, kalıcı bir beden gücü kaybı iddiasını içerir; bu, m.89/1 kapsamındaki hafif yaralanma ile bağdaşmaz. Karar, maluliyet iddialı bir yaralanmaya ilişkindir. Hafif yaralanmaya gerçekten emsal olan kararlar, manevi tazminat miktarı bölümündeki Yargıtay denetimi tablosunda yer almaktadır.
İkincisi, kararda geçen 20.000 TL, Yargıtay’ın onayladığı değil, fazla bularak bozduğu tutardır. Bu rakamı “hafif yaralanmada alınabilecek manevi tazminat” diye aktarmak, kararın sonucunu tersine çevirmek anlamına gelir. Kararın doğru okunuşu şudur: Yargıtay, manevi tazminatın yaralanmanın niteliğiyle orantılı olması gerektiğini vurgulamakta ve orantısız bulduğu takdiri denetlemektedir.
Kararda geçen BK m.47 bugün hangi maddeye karşılık gelir?
Kararın gerekçesinde manevi tazminatın dayanağı olarak “B.K.’nun 47. maddesi” ve takdir yetkisi bakımından “M.K’nun 4. maddesi” gösterilmiştir. Burada anılan Borçlar Kanunu, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’dur. Karara konu kaza 07.08.2009 tarihinde meydana geldiğinden, 01.07.2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu değil, olay tarihindeki 818 sayılı Kanun uygulanmıştır.
Bugün açılacak bir davada dayanak 818 sayılı Kanun m.47 değil, 6098 sayılı TBK m.56’dır. Anılan kararda geçen Medeni Kanun m.4 ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yürürlükteki maddesidir ve hâkimin takdir yetkisini hak ve nesafete göre kullanacağını düzenler. Eski kararlardaki madde numaralarının güncel karşılıklarıyla birlikte okunması, bu damardaki en sık yapılan hatalardan birini önler.
Hafif Yaralanmada Yakınlar Manevi Tazminat İsteyebilir mi?
Kural olarak isteyemez. TBK m.56’nın ikinci cümlesi, yakınların manevi tazminat talebini iki hale bağlar: “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Hafif yaralanma, tanımı gereği ağır bedensel zarar oluşturmadığından yakınların bağımsız manevi tazminat talebi bu halde karşılık bulmaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, trafik kazasında yaralanan davacının yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu bir dosyada, yakınları lehine hükmedilen manevi tazminatı bu gerekçeyle bozmuştur; karara göre mağdurun yakınları “sadece ölüm ve ağır bedensel zarar halinde manevi tazminat isteminde bulunabileceğinden” talebin reddedilmesi gerekir (4. HD 2018/1187 E., 2019/5291 K., 14.11.2019). Karar, yakının kendi ruhsal bütünlüğünün ağır biçimde zarar görmesi halinde bağımsız talep hakkını kabul eden Hukuk Genel Kurulunun 26.04.1995 tarihli kararına da atıf yapar.
Buna karşılık iki noktanın atlanmaması gerekir. Birincisi, yakınların hakkı yalnız ölüme bağlı değildir; ağır bedensel zararda da yakınlar talepte bulunabilir. İkincisi, kanun “yakınları” ifadesini kullanır ve sayılı bir liste vermez; eş, çocuk ve anne-baba dışında kardeş, nişanlı veya fiilen yakın ilişki içindeki kişiler de somut olayın özelliklerine göre bu kapsamda değerlendirilebilir. Ölüm halindeki değerlendirme için Ölümlü Trafik Kazalarında Manevi Tazminat Yargıtay Kararları yazımız incelenebilir.
Hafif Yaralanmada Manevi Tazminatı Sigorta Öder mi?
Zorunlu trafik sigortası manevi tazminatı ödemez. Bu sınır bir genel şart hükmünden değil, doğrudan kanundan doğar: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu‘nun 92. maddesinin (f) bendi, “Manevi tazminata ilişkin talepler”i zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatının dışında sayar. Bu bent 1983 tarihli özgün metinde yer alır ve hiç değişmemiştir. Dolayısıyla hafif yaralanmalı trafik kazalarında manevi tazminat talebinin muhatabı sigorta şirketi değildir.
Buradan “sigorta ödemiyorsa hak da yok” sonucu çıkmaz. KTK m.90 manevi tazminatı Kanun’un konusu sayar; m.92/(f) yalnızca muhatabı değiştirir. Talep, zorunlu trafik sigortacısına değil; sürücü, işleten ve varsa araç malikine yöneltilir. Manevi tazminat ancak ihtiyari mali mesuliyet (İMM) sigortası ek sözleşmeyle teminat kapsamına alınmışsa sigortadan karşılanabilir. Kasko bu açıdan bir çözüm değildir: Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.1, teminatı sigortalının aracındaki maddi zararlarla sınırlar ve ek sözleşmeyle alınabilecek teminatlar arasında manevi tazminat yer almaz. Konunun ayrıntısı için ZMMS Manevi Tazminatı Karşılar Mı? yazımıza bakılabilir.
Bu sınırın usuli bir sonucu daha vardır. KTK m.97’nin öngördüğü dava öncesi sigortacıya başvuru ve on beş günlük bekleme şartı, maddenin lafzı gereği “zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde” kalan talepler için geçerlidir. Manevi tazminat bu sınırların dışında kaldığından, yalnızca manevi tazminat talebi bakımından sigortacıya başvuru şartı işlemez.
Zamanaşımı ve Dava Yolu
Süreler bakımından iki yıl ve on yıl rakamları doğrudur, ancak dayanak çoğu metinde yanlış gösterilir. KTK m.109 lafzen yalnız maddi zararların tazminine ilişkin talepleri düzenler; ikinci fıkrası uzamış ceza zamanaşımını da “maddi tazminat talepleri için” bağlar. Manevi tazminatın zamanaşımı ise KTK m.90’ın yollamasıyla TBK m.72‘ye tabidir.
Süreler her iki dayanakta da aynıdır: zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl. Yaralanmalı kazalarda ayrıca uzamış ceza zamanaşımı işler: hafif yaralanmayı düzenleyen m.89/1’de cezanın üst sınırı iki yıldır ve bilinçli taksir artırımıyla da beş yılı aşmadığından, TCK m.66/1-e uyarınca dava zamanaşımı sekiz yıldır ve hukuk davasında bu daha uzun süre uygulanır. Süre TCK m.66/6 uyarınca fiilin işlendiği gün, yani kaza tarihi itibarıyla işlemeye başlar.
Manevi tazminat davası hangi mahkemede açılır?
Dava yalnızca sürücü, işleten veya araç malikine karşı açılıyorsa görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Sigorta şirketinin de davalı gösterildiği hallerde uyuşmazlık, TTK m.4 uyarınca ticari dava niteliği taşıdığından asliye ticaret mahkemesinde görülür. Yukarıda incelenen 17. Hukuk Dairesi kararında da ilk derece mahkemesi, asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla değil, ticaret mahkemesi sıfatıyla hüküm kurmuştur; dosyada zorunlu trafik sigortacısı davalı konumundadır.
Ticari dava niteliğindeki ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan taleplerde, TTK m.5/A uyarınca arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır. Manevi tazminat talebinin yalnız sürücü ve işletene yöneltildiği, ticari nitelik taşımayan dosyalarda ise böyle bir dava şartı bulunmaz. Bu ayrımın dava açılmadan önce netleştirilmesi, dava şartı yokluğundan usulden ret riskini ortadan kaldırır.
Ceza dosyasındaki karar hukuk mahkemesini bağlar mı?
TBK m.74 uyarınca hukuk hâkimi, ceza hâkiminin kusur değerlendirmesi ve zarar belirlemesiyle bağlı değildir; ceza mahkemesinin beraat kararı da hukuk hâkimini bağlamaz. Bu kural iki yönlü işler: ceza dosyasında sürücünün beraat etmiş olması tazminat davasının reddini gerektirmediği gibi, mahkûmiyet de kusur oranının hukuk davasında aynen kabul edileceği anlamına gelmez.
Manevi tazminat davasında harç, yetki ve istinaf nasıl işler?
Hafif yaralanmalı kazalarda talep edilen tutarlar görece düşük kaldığından dava masrafı ayrı bir önem taşır. 492 sayılı Harçlar Kanunu m.28/1-a uyarınca nispi karar ve ilam harcının kural olarak dörtte biri peşin alınır; ancak ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Yetki bakımından HMK m.16, haksız fiilin işlendiği yer mahkemesinin yanında zarar görenin yerleşim yeri mahkemesini de yetkili kılar; kaza başka bir ilde olmuşsa dava mağdurun kendi yerleşim yerinde açılabilir. Kanun yolu bakımından HMK m.341/2, manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabileceğini düzenler; tutarın düşük olması istinaf hakkını ortadan kaldırmaz.
Hafif yaralanmalı trafik kazası dava süreci nasıl işler, dava ne kadar sürer?
Hafif yaralanmalı trafik kazası dava süreci, ceza dosyası ile hukuk davasının birbirini etkilediği birkaç aşamadan oluşur:
- Ceza soruşturmasında uzlaştırma teklifi gelir; teklife yedi gün içinde cevap verilmezse reddedilmiş sayılır (CMK m.253/4). Uzlaşma tutarı, maddi ve manevi bütün zararlar hesaplanmadan kabul edilmemelidir.
- Tedavi tamamlanır ve nihai adli rapor alınır; yaralanmanın gerçekten m.89/1 kapsamında kalıp kalmadığı bu raporla netleşir.
- Geçici iş göremezlik gibi sigorta kapsamındaki kalemler için zorunlu trafik sigortacısına yazılı başvuru yapılır (KTK m.97).
- Dava açılır; manevi tazminat tutarının tamamı dava dilekçesinde gösterilir.
- Mahkeme kusur ve zarar konusunda bilirkişi incelemesi yaptırır, ardından karar verir; karara karşı istinaf yolu açıktır.
Davanın ne kadar süreceğine ilişkin kesin bir süre verilemez. 7589 sayılı Kanunla HMK m.147’ye eklenen üçüncü fıkra, duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç aydan uzun olamayacağını düzenler; bilirkişi incelemesinin uzaması gibi zorunlu hallerde hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir. Ortalama yargılama süreleri için Trafik Kazası Tazminat Davası Ne Kadar Sürer? yazımıza bakılabilir.
Yaralanmalı trafik kazası dava açma süresi uzlaştırmada durur mu?
Durmaz. CMK m.253/21’in uzlaştırma süresince işlemediğini söylediği süreler, ceza davasının zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresidir. Hukuk davasındaki tazminat zamanaşımı TBK m.72’ye tabidir ve TBK m.153 ile m.154’te sayılan durma ve kesilme sebepleri arasında ceza uzlaştırması yer almaz. Uygulamada bu fark çoğu zaman sonuç doğurmaz, çünkü hafif yaralanmada uzamış ceza zamanaşımı sekiz yıldır; yine de süre hesabının kaza tarihinden yapılması gerekir. Trafik kazalarında zamanaşımının bütün ayrıntıları için Trafik Kazası Tazminat Zamanaşımı yazımıza bakılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hafif yaralanmalı trafik kazalarında manevi tazminat talep edilebilir mi?
Talep edilebilir. TBK m.56 manevi tazminat için bir ağırlık eşiği aramaz; bedensel bütünlüğün zedelenmiş olması yeterlidir. Yaralanmanın hafif olması talep hakkını ortadan kaldırmaz, yalnızca hâkimin takdir edeceği tutarı etkiler.
Uzlaştım, manevi tazminat davası açabilir miyim?
Kural olarak açamazsınız. CMK m.253/19 uyarınca uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış dava feragat edilmiş sayılır. Bunun için ayrıca bir beyan gerekmez. Tek istisna, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlardır.
Şikayetten vazgeçersem tazminat hakkım biter mi?
Kendiliğinden bitmez. TCK m.73/7 uyarınca hak, ancak vazgeçme sırasında şahsi haklardan da vazgeçildiği ayrıca açıklanmışsa sona erer. Tutanağa geçen “hiçbir hak ve alacak talebim yoktur” gibi genel ifadeler şahsi haklardan vazgeçme olarak yorumlanma riski taşıdığından, dilekçeye “şahsi haklarım saklı kalmak kaydıyla” ibaresinin açıkça yazılması önem taşır.
Hafif yaralanmalı trafik kazasının cezası nedir?
TCK m.89/1 uyarınca dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Kusur bilinçli taksir olarak nitelendirilirse TCK m.22/3 uyarınca ceza üçte birden yarısına kadar artırılır ve TCK m.50/4 gereği hapis cezası paraya çevrilemez.
Trafik kazası uzlaştırma kapsamında mıdır?
Kapsamındadır. CMK m.253/1-b-2, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın taksirle yaralama suçunun tamamını uzlaştırma kapsamına alır. Uzlaştırma bir kovuşturma şartıdır; girişimde bulunulmadan hüküm kurulamaz.
Zorunlu trafik sigortası manevi tazminatı öder mi?
Zorunlu trafik sigortası manevi tazminatı ödemez. KTK m.92/(f) manevi tazminat taleplerini teminat dışında sayar. Talep sürücü, işleten ve araç malikine yöneltilir. Manevi tazminat ancak ihtiyari mali mesuliyet sigortası ek sözleşmeyle alınmışsa sigortadan karşılanabilir.
Manevi tazminat davası kısmi dava olarak açılabilir mi?
Kısmi dava olarak açılamaz. Manevi tazminat bölünmez; kısmi dava konusu yapılamaz ve dava değeri sonradan ıslah yoluyla artırılamaz. Talep edilecek tutarın tamamı dava dilekçesinde gösterilmelidir.
Hafif yaralanmalı kazada yakınlarım da tazminat isteyebilir mi?
Kural olarak isteyemezler. TBK m.56’nın ikinci cümlesi yakınların talebini ağır bedensel zarar veya ölüm haline bağlar. Hafif yaralanma bu şartı karşılamadığından yakınların bağımsız manevi tazminat talebi bu halde karşılık bulmaz.
Hafif yaralanmalı trafik kazasında zamanaşımı kaç yıldır?
Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıldır. Yaralanmalı kazalarda ayrıca uzamış ceza zamanaşımı işler ve TCK m.66/1-e uyarınca bu süre sekiz yıldır. Manevi tazminatın dayanağı KTK m.109 değil, KTK m.90 yollamasıyla TBK m.72’dir.
Adli para cezası alırsam sabıka kaydım olur mu?
5352 sayılı Kanun m.9/3 uyarınca adli para cezasına mahkûmiyet hükümleri adli sicile alınmadan doğrudan arşive kaydedilir; olağan sabıka kaydında görünmez. Ancak dosya UYAP’ta kalır ve güvenlik soruşturmasına tabi görevlerde arşiv araştırmasında görülebilir.
Kusurlu olsam da manevi tazminat alabilir miyim?
Kusur talep hakkını tek başına ortadan kaldırmaz, ancak TBK m.52 uyarınca hâkim tazminatı indirebileceği gibi tamamen de kaldırabilir. Ayrıca KTK m.86/1 uyarınca zarar görenin ağır kusuru ispatlanırsa işleten sorumluluktan kurtulabilir. Müterafik kusur mahkemece resen dikkate alınır.
Manevi tazminatta faiz hangi tarihten işler?
Manevi tazminatta faiz olay, yani kaza tarihinden itibaren işler. TBK m.55’e 7589 sayılı Kanunla eklenen ikili faiz rejimi bedensel zararların hesabına, yani maddi tazminata ilişkindir; manevi tazminat TBK m.56’da düzenlendiğinden bu yeni rejimin kapsamı dışındadır.
Uzlaşmada kararlaştırılan para ödenmezse ne olur?
CMK m.253/19’un son cümlesi uyarınca uzlaşma raporu veya belgesi, İcra ve İflas Kanunu m.38 anlamında ilam niteliğinde belge sayılır. Alacak, ayrıca dava açılmasına gerek olmadan doğrudan icraya konulabilir.
Trafik kazasında hafif yaralanmada tazminat alınır mı?
Alınır. Hafif yaralanmada kalıcı maluliyet bulunmadığından sürekli iş göremezlik tazminatı kural olarak doğmaz; ancak istirahat süresindeki kazanç kaybı için geçici iş göremezlik tazminatı ve TBK m.56 uyarınca manevi tazminat istenebilir. Tedavi giderleri ise KTK m.98 uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.
Hafif yaralanmalı trafik kazası manevi tazminat davası kime karşı açılır?
Kazaya neden olan aracın sürücüsüne ve işletenine karşı açılır. Zorunlu trafik sigortası KTK m.92/(f) uyarınca manevi tazminatı teminat dışında tuttuğundan, yalnız manevi tazminat istenen davada sigortacı davalı gösterilmez. Dava bu durumda asliye hukuk mahkemesinde görülür; dava zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir (HMK m.16).
Hafif yaralanmalı kazada ne kadar tazminat alırım?
Önceden belirlenmiş bir tutar yoktur. Geçici iş göremezlik tazminatı gelir ve istirahat süresi üzerinden hesaplanır; manevi tazminat ise olayın meydana geliş şekli, kusur durumu, yaralanmanın niteliği, tarafların ekonomik durumu ve paranın alım gücüne göre hâkim tarafından takdir edilir. Yargıtay bu takdiri hem az hem fazla bulduğu kararları bozar.
Yaralanmalı trafik kazası manevi tazminat miktarı neye göre belirlenir?
22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gösterdiği ölçütlere göre belirlenir: olayın meydana geliş şekli, tarafların kusur durumu, yaralanmanın niteliği ve tedavi süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile olay tarihindeki paranın alım gücü. Zarar görenin kendi kusuru TBK m.52 uyarınca indirim sebebidir.
Yaralanmalı trafik kazası tazminatı hesaplama nasıl yapılır?
Maddi kalemler ile manevi tazminat farklı yöntemle belirlenir. Geçici iş göremezlik tazminatı, zarar görenin geliri ve rapordaki istirahat süresi esas alınarak bilirkişi tarafından hesaplanır. Manevi tazminatın ise bir hesap formülü yoktur; tutar TBK m.56 uyarınca hâkimin takdiriyle belirlenir.
Yaralanmalı trafik kazası davası ne kadar sürer?
Kesin bir süre verilemez; süre bilirkişi incelemesine, tanık sayısına ve istinaf aşamasına gidilip gidilmediğine göre değişir. 7589 sayılı Kanunla HMK m.147’ye eklenen hükme göre duruşmalar arasındaki süre, zorunlu haller dışında üç aydan uzun olamaz.
Kasko manevi tazminatı öder mi?
Kasko manevi tazminatı ödemez. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.1 teminatı sigortalının aracındaki maddi zararlarla sınırlar ve ek sözleşmeyle alınabilecek teminatlar arasında manevi tazminat yer almaz. Manevi tazminat ancak ihtiyari mali mesuliyet sigortasına ek sözleşmeyle teminat eklenmişse sigortadan karşılanabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Her dosya kendi delilleri ve koşullarıyla değerlendirilir; somut durumunuz için bir avukata danışmanız gerekir.
Trafik kazasından doğan tazminat taleplerine ilişkin çalışmalarımız hakkında bilgi için Ankara Tazminat Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.