Kaybedilen Davada Karşı Vekalet Ücreti: Ne Kadar, Ne Zaman ve Nereye Ödenir?
Kaybedilen davada karşı vekalet ücreti, mahkemenin haksız çıkan taraftan alıp kazanan tarafın avukatına ödettiği yargılama giderlerinden biridir. Miktarı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir, tarifedeki tutarın altına inemez ve üç katını geçemez. Ödeme zamanı ise merak edildiği gibi kararın tebliğinden itibaren işleyen sabit bir süreye bağlı değildir: karşı taraf ilamı icraya koymadıkça kanunda size işleyen bir ödeme süresi yoktur, takip başlarsa süre icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür.
Bu ayrım pratikte en çok karıştırılan noktadır. Pek çok kaynak “karar tebliğ edildikten sonra 15 gün”, bazıları “genellikle 30 gün” gibi süreler yazar; oysa 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da böyle bir süre bulunmaz. Aşağıda ücretin nasıl hesaplandığını, hangi hesaba veya dosyaya yatırılacağını, kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekip gerekmediğini ve ödemezseniz karşılaşacağınız sonuçları kanun maddeleriyle birlikte ele alıyoruz.
Kısa değerlendirme
Karşı vekalet ücreti kazanan tarafın değil, onun avukatının alacağıdır. Tutarı hâkim, tarife ile tarifenin üç katı arasında takdir eder.
- Kimin alacağı: Avukatlık Kanunu m.164 son fıkrası gereği ücret doğrudan karşı tarafın avukatına aittir.
- Ne kadar: Tarifedeki miktardan az, üç katından fazla olamaz (Av.K. m.169).
- Ne zaman: Kanunda kendiliğinden işleyen bir ödeme süresi yok; ilamlı takip başlarsa icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün (İİK m.32).
- Nereye: Takip başlamadıysa alacaklı avukata, ilamlı takip başladıysa icra dosyasına.
- Kısmen kaybettiyseniz: Giderler haklılık oranına göre paylaştırılır (HMK m.326/2).
Kaybedilen Davada Karşı Vekalet Ücreti Nedir, Kimin Alacağıdır?
Kaybedilen davada karşı vekalet ücreti, yargılamayı kaybeden tarafın, kazanan tarafın avukatı için ödemek zorunda kaldığı avukatlık ücretidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.323’te yargılama giderleri tek tek sayılırken (ğ) bendinde “vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti” de bu giderler arasında gösterilmiştir. Yani bu ücret bir ceza değil, davayı kaybetmenin kanunda öngörülmüş mali sonucudur.
Ücretin kime ait olduğu noktasında iki hüküm birlikte okunmalıdır. HMK m.330, vekille takip edilen davalarda takdir olunacak vekâlet ücretinin “taraf lehine” hükmedileceğini söyler; bu yüzden mahkeme kararının hüküm fıkrasında ücret, kazanan tarafın adıyla yazılı görünür. Buna karşılık Avukatlık Kanunu m.164’ün son fıkrası açıktır: “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir.”
Bu iki hükmün birlikte anlamı şudur: karar kâğıdında ücret kazanan tarafın adına hükmedilir, fakat alacağın gerçek sahibi onun avukatıdır. Aynı fıkranın ikinci cümlesi korumayı daha da sıkılaştırır: “Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” Dolayısıyla kazanan tarafın size başka bir borcu olsa dahi, bu vekalet ücretini o borçla denkleştirmeniz mümkün değildir. Maddenin güncel metni 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun resmî metninden takip edilebilir.
Karşı vekalet ücretini, kazanan tarafın kendi avukatıyla imzaladığı sözleşmeden doğan akdi vekalet ücretiyle karıştırmamak gerekir. Akdi ücret müvekkil ile avukat arasındaki iç ilişkiye aittir ve sizi ilgilendirmez; sizin sorumlu olduğunuz tutar yalnızca ilamda gösterilen, tarifeye dayanılarak hesaplanmış vekalet ücretidir. Bu ücretin kime ait olduğunu ve nasıl tahsil edildiğini kazanılan davada vekalet ücretini kim alır yazımızda alacaklı tarafın bakış açısından ele aldık. Bu ayrımı dava türlerine göre güncel vekalet ücreti rehberimizde tutar örnekleriyle birlikte inceleyebilirsiniz.
Kaybedilen Davada Karşı Tarafın Avukatlık Ücreti Ne Kadar?
Kaybedilen davada karşı tarafın avukatlık ücreti tek bir sabit tutar değil, bir aralıktır. Avukatlık Kanunu m.169 bu aralığı şöyle çizer: “Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz.” Aynı kural, 4 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3. maddesinde de tekrarlanmıştır.
Tarifenin 3. maddesi, hâkimin bu aralık içinde hangi ölçütlere bakacağını da sayar: avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi. Uygulamada mahkemeler çoğunlukla tarifedeki taban tutara hükmeder; üç kata kadar artırım, dosyanın olağandışı emek gerektirdiği hâllere özgüdür. Bu nedenle karşınıza çıkacak tutarı tahmin ederken taban rakamı esas almak, üst sınırı ise ihtimal olarak akılda tutmak daha gerçekçidir.
Hangi yılın tarifesinin uygulanacağı da tutarı doğrudan etkiler. Avukatlık Kanunu m.168’in son fıkrası ile tarifenin 21. maddesi aynı kuralı koyar: ücretin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır. Davanız 2023’te açılmış olsa bile hüküm 2026’da veriliyorsa 2026’da yürürlükte olan tarife uygulanır. Tarifenin bozma veya kaldırma kararı sonrasındaki hükümlerde de hükmün verildiği tarihe göre belirleneceği, tarifenin 2. maddesinin üçüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir.
Tarife her yıl yenilenir. Avukatlık Kanunu m.168’e göre baro yönetim kurulları eylül ayında tarife tekliflerini hazırlar, Türkiye Barolar Birliği ekim ayı sonuna kadar Adalet Bakanlığı’na gönderir. Bu nedenle aşağıdaki tutarlar yürürlükteki tarifeye ait olup, her kasım ayında yeni tarife yayımlandığında güncellenir; dosyanızda uygulanacak rakamı hüküm tarihindeki tarifeden kontrol etmelisiniz. Yürürlükteki tarifenin tam metnine Resmî Gazete’nin 4 Kasım 2025 tarihli sayısından ulaşabilirsiniz.
Kaybedilen Davada Karşı Vekalet Ücreti Nispi mi Maktu mu Hesaplanır?
Ayrımın ölçütü davanın konusudur. Tarifenin 13. maddesine göre, hukuki yardımın konusu para ise veya para ile değerlendirilebiliyorsa ücret tarifenin üçüncü kısmına göre yani nispi olarak, dava değeri üzerinden yüzdelerle hesaplanır. Konusu para ile ölçülemeyen davalarda ise tarifenin ikinci kısmındaki maktu ücret uygulanır. Nispi hesap yapıldığında bile sonuç, davanın görüldüğü mahkeme için öngörülen maktu ücretin altına inemez.
Nispi ücret azalan oranlı bir kademe sistemiyle hesaplanır. Dava değerinin ilk diliminde en yüksek oran uygulanır, değer büyüdükçe üst dilimlere düşen oran azalır. Yürürlükteki tarifede kademeler şu şekildedir:
| Dava değeri dilimi | Uygulanan oran |
|---|---|
| İlk 600.000 TL | %16 |
| Sonraki 600.000 TL | %15 |
| Sonraki 1.200.000 TL | %14 |
| Sonraki 1.200.000 TL | %13 |
| Sonraki 1.800.000 TL | %11 |
| Sonraki 2.400.000 TL | %8 |
| Sonraki 3.000.000 TL | %5 |
| Sonraki 3.600.000 TL | %3 |
| Sonraki 4.200.000 TL | %2 |
| 18.600.000 TL üzeri | %1 |
Bu kademelerin tutarlılığını tarifenin kendi metninden doğrulamak mümkündür. Tarifenin 11. maddesi, takip miktarı 56.250 TL’ye kadar olan icra takiplerinde maktu ücretin uygulanacağını söyler; 56.250 TL’nin %16’sı tam olarak icra dairelerindeki takipler için öngörülen 9.000 TL maktu ücrete eşittir. Eşiğin bu noktada belirlenmiş olması, ilk dilim oranının %16 olduğunu teyit eder.
Nispi hesapta bir üst sınır daha vardır. Tarifenin 13. maddesinin ikinci fıkrasına göre hükmedilen ücret, kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Küçük tutarlı davalarda maktu ücret dava değerinden büyük çıkabileceği için bu hüküm önemlidir; alacak 5.000 TL ise aleyhinize hükmedilecek vekalet ücreti de 5.000 TL’yi aşamaz.
Kaybedilen Davada Vekalet Ücreti Ne Zaman Ödenir?
Kaybedilen davada vekalet ücreti, kararın size tebliğ edilmesiyle kendiliğinden işleyen bir süreye bağlanmış değildir. Ne Avukatlık Kanunu’nda ne Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda “ilamda yazılı vekalet ücreti şu kadar gün içinde ödenir” biçiminde bir hüküm vardır. Ödeme süresi ancak alacaklı taraf ilamı cebri icraya koyduğunda doğar.
İcra ve İflas Kanunu m.32 bu noktayı düzenler: para borcuna dair ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder ve bu emirde hükmolunan şeyin cinsi ile miktarı gösterilerek “nihayet yedi gün içinde” ödenmesi ihtar edilir. Yani gerçek süre yedi gündür ve başlangıcı kararın tebliği değil, icra emrinin tebliğidir. Bu süre içinde ödemezseniz cebri icra işlemleri, yani haciz aşaması başlar.
Uygulamada sık rastlanan “15 gün” veya “30 gün” bilgisi bu yüzden yanıltıcıdır. Bu süreler büyük olasılıkla kanun yollarına başvuru süreleriyle karıştırılmaktadır; istinaf ve temyiz süreleri ödeme süresi değildir. Kararın kesinleşmesini beklemek isteyen borçlu için de ayrı bir ödeme süresi öngörülmemiştir. Uygulanacak faizin başlangıcı ve oranı için yasal faiz oranına ilişkin yazımıza bakabilirsiniz.
Süre işlemiyor olması, borcun doğmadığı anlamına gelmez. Ücret, hüküm verildiği anda doğar ve HMK m.332’ye göre yargılama giderlerine mahkeme resen hükmeder; tutar, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Bu nedenle borcunuzun kesin miktarını öğrenmek için ilamın hüküm fıkrasındaki dökümü okumanız yeterlidir.
Davayı Kaybettim, Avukatlık Ücretini Nereye Yatıracağım?
Ödemenin yapılacağı yer, karşı tarafın icra takibi başlatıp başlatmadığına göre değişir. Henüz takip yoksa ödeme, ilamda lehine vekalet ücreti hükmedilen tarafın avukatına yapılır; çünkü Avukatlık Kanunu m.164 son fıkrası uyarınca alacağın sahibi avukattır. Bu durumda ödemeyi avukatın bildirdiği banka hesabına, açıklamasında dosya numarasını belirterek yapmak ve karşılığında serbest meslek makbuzu istemek doğru yöntemdir.
İlamlı icra takibi başlatılmışsa ödeme icra dosyasına yapılır. Bu aşamada doğrudan avukata ödeme yapmanız takibi kendiliğinden sona erdirmez; dosyada takip masrafları, icra vekalet ücreti ve işlemiş faiz kalemleri de birikmiş olur ve bunlar kapatılmadıkça dosya kapanmaz. Dosya numarasını öğrenip icra dairesinin banka hesabına ödeme yapmak, sonradan “borç ödendi mi” tartışmasının önüne geçer.
Sıkça sorulan bir soru da ödemenin mahkeme kasasına yatırılıp yatırılamayacağıdır. Mahkeme veznesine yatırılan tutarlar yargılama sırasındaki gider avanslarıdır; hükümle birlikte doğan vekalet ücreti alacağının tahsil yeri mahkeme değildir. Nitekim HMK m.333, hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemenin kendiliğinden yalnızca kullanılmayan avans kısmının iadesine karar vereceğini düzenler.
İcra aşamasında bir usul kuralı borçlu açısından da önemlidir. Avukatlık Kanunu m.166’nın üçüncü fıkrası, bir ilamın cebri icra yoluyla infazına girişildiğinde icra dairesinin, ilamda adı yazılı avukata icra emriyle aynı zamanda düzenleyeceği bir bildiriyi derhal tebliğ etmesini emreder ve “bu bildiri tebliğ edilmedikçe icranın sonraki safhalarına geçilemez” der. Bu bildirim yapılmadan yürütülen haciz işlemleri usule aykırı olur.
Karar Kesinleşmeden Vekalet Ücreti İcraya Konulabilir mi?
Kural olarak evet. HMK m.350’nin birinci fıkrası “İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz” der; m.367’nin birinci fıkrası temyiz için aynı hükmü tekrarlar. Bu nedenle çoğu dosyada kazanan taraf istinaf süreci devam ederken bile ilamı icraya koyabilir ve vekalet ücretini takip edebilir.
İstisnalar iki fıkrada da aynı cümleyle sayılmıştır: kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Bu üç grup dışındaki para alacağı hükümleri kesinleşme beklemeksizin takibe konulabilir. Aşağıdaki tablo ayrımı toplu olarak gösterir:
| Karar türü | Kesinleşme şartı | Dayanak |
|---|---|---|
| Para alacağına ilişkin hükümler | Aranmaz, doğrudan icraya konulabilir | HMK m.350/1, m.367/1 |
| Kişiler hukukuna ilişkin kararlar | Kesinleşmesi şart | HMK m.350/2, m.367/2 |
| Aile hukukuna ilişkin kararlar | Kesinleşmesi şart | HMK m.350/2, m.367/2 |
| Taşınmazda ayni haklara ilişkin kararlar | Kesinleşmesi şart | HMK m.350/2, m.367/2 |
| Nafaka kararları | İcranın geri bırakılmasına karar verilemez | HMK m.350/1, İİK m.36 |
Takip başladıysa borçlunun elinde İİK m.36 yolu vardır. İstinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan parayı resmî bir mercie depo ettiğini ispat eder ya da icra mahkemesinin kabul edeceği taşınır rehni, hisse senedi, tahvil, taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse, icranın geri bırakılması kararı almak üzere kendisine icra müdürü tarafından uygun bir süre verilir. Devlet ile adli yardımdan yararlananlar teminat göstermek zorunda değildir.
İİK m.33 ise ayrı bir savunma imkânı tanır: icra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı, ertelendiği (imhal) veya ödendiği (itfa) itirazını ileri sürebilir. Bu iddiaların noterlikçe düzenlenmiş veya onaylanmış belgeyle ya da icra zaptıyla kanıtlanması gerekir. Ödeme yaptıysanız belgesini saklamanız bu yüzden kritiktir. İlamın icraya konulması süreci hakkında ayrıntı için ilam vekalet ücretinin icraya konulmasına ilişkin yazımızı inceleyebilirsiniz.
Kira Tespit Davası Karşı Vekalet Ücreti Nasıl Hesaplanır?
Kira tespit davası karşı vekalet ücreti, tarifenin 9. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Hükme göre kira tespiti davalarında ücret, “tespit olunan kira bedeli farkının bir yıllık tutarı” üzerinden tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanır ve bu miktarın tamamı vekalet ücreti olarak hükmolunur. Ölçüt yıllık kira bedelinin kendisi değil, eski kira ile yeni kira arasındaki farkın on iki aylık toplamıdır.
Bu fark önemlidir, çünkü aynı maddede tahliye davaları için ölçüt “bir yıllık kira bedeli tutarı” olarak belirlenmiştir. Tahliyede yıllık kiranın tamamı, kira tespitinde ise yalnızca farkın yıllık tutarı esas alınır. İki davayı aynı ölçütle hesaplayan kaynaklar bu yüzden hatalı sonuç verir.
Somut bir örnekle: aylık kira 10.000 TL iken mahkeme kirayı 16.000 TL olarak tespit ederse aylık fark 6.000 TL, yıllık fark 72.000 TL olur. Nispi hesap ilk dilimden yapılır ve 72.000 TL’nin %16’sı 11.520 TL’ye karşılık gelir. Ancak maddenin son cümlesi bir taban koyar: bu miktar, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş ücretten az olamaz. Kira tespit davaları sulh hukuk mahkemesinde görüldüğü için nispi hesap sulh hukuk maktu ücretinin altında kalırsa maktu ücret uygulanır.
Harca esas değer ile vekalet ücreti matrahının farklı hesaplanabildiğini de belirtmek gerekir; bu iki kalem birbirinden bağımsızdır ve aynı sayı üzerinden yürümek zorunda değildir. Kira tespit davasında harcın hangi değer üzerinden yatırılacağını kira tespit davasında harca esas değer yazımızda, kira artışının hesabını ise kira artışı hesaplama aracımızda bulabilirsiniz.
Davanın Kısmen Kabulünde Vekalet Ücreti Nasıl Paylaşılır?
Davayı tamamen kaybetmediyseniz bütün vekalet ücretini ödemeniz gerekmez. HMK m.326’nın ikinci fıkrası kuralı koyar: davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Bu paylaştırma vekalet ücretini de kapsar, çünkü ücret m.323 uyarınca yargılama giderlerinden biridir.
Kısmi kabul hâlinde iki ayrı vekalet ücreti doğar: kabul edilen kısım için davacı vekili lehine, reddedilen kısım için davalı vekili lehine. Tarifenin 13. maddesinin üçüncü fıkrası burada bir sınır getirir; maddi tazminat istemli davanın kısmen reddinde karşı taraf vekili yararına hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. Manevi tazminat davaları için aynı sınır tarifenin 10. maddesinin ikinci fıkrasında tekrarlanmıştır.
Davanın tamamının reddedilmesi hâlinde ise hesap yöntemi değişir. Tarifenin 13. maddesinin dördüncü fıkrasına göre maddi tazminat istemli davaların tamamının reddinde ücret, nispi hesapla değil ikinci kısmın ikinci bölümündeki maktu ücrete göre belirlenir. Manevi tazminat davalarında tam ret için de aynı yöntem geçerlidir.
Dava değerinin sonradan belirlendiği hâllerde matrah üzerinde de bir kural vardır. Tarifenin 5. maddesinin ikinci fıkrası, kısmi dava ile belirsiz alacak ve tespit davasında mahkemece dava değeri belirlendikten sonra davacı davasını o değere göre takip etmese dahi ücretin belirlenmiş dava değerine göre hesaplanacağını söyler. Bu dava türleri arasındaki farkı belirsiz alacak davası ile kısmi dava farkını anlattığımız yazıda ayrıntılı ele aldık.
Davadan Feragat Eder veya Sulh Olursanız Ücret Yarıya İner mi?
Evet, fakat zamanlaması belirleyicidir. Tarifenin 6. maddesi tek bir eşik koyar: anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse tarifeyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur.
Eşiğin ön inceleme duruşması olması pratikte önemli bir imkân yaratır. Kaybedeceğini erken gören taraf için dosyayı ön inceleme tutanağı imzalanmadan kapatmak, karşı vekalet ücretini yarıya indirir. Bu yüzden sulh görüşmelerinin ön inceleme aşamasından önce yürütülmesi, salt usul tercihi değil doğrudan mali bir karardır.
Maddenin son cümlesi bir sınır çizer: bu hüküm, yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz. Yani yarıya indirim yalnızca karşı tarafa yükletilecek tarife ücreti bakımından geçerlidir; kazanan tarafın kendi avukatıyla arasındaki sözleşmeye etkisi yoktur.
Davanın konusuz kalması hâlinde gider paylaşımının ölçütü ise HMK m.331’in birinci fıkrasında ayrı düzenlenmiştir: hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir eder ve hükmeder. Bu, dava sırasında borcu ödeyerek davayı konusuz bırakan tarafın gider yükünden kendiliğinden kurtulmadığı anlamına gelir.
Görevsizlik, Yetkisizlik ve Husumetten Ret Hâlinde Ücret Ne Olur?
Tarifenin 7. maddesi bu hâlleri ayrıca düzenler. Ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar davanın nakli, davanın açılmamış sayılması yahut görevsizlik veya yetkisizlik kararı verildikten sonra başka bir mahkemede yargılamaya devam edilmemesi durumunda tarifedeki ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur.
Dava şartı yokluğu ve husumet nedeniyle rette hesap yöntemi değişir. Maddenin ikinci fıkrasına göre bu hâllerde, davanın görüldüğü mahkemeye göre ikinci kısmın ikinci bölümündeki miktarları geçmemek üzere tarifenin üçüncü kısmında yazılı ücrete hükmedilir. Yani bir üst sınır konulmuş, nispi hesabın maktu tavanı aşması engellenmiştir.
Maddenin üçüncü fıkrası ise doğrudan bir vekalet ücreti muafiyeti getirir: kanunlar gereği gönderme, yeni mahkemeler kurulması veya iş bölümü itirazı nedeniyle verilen tüm gönderme kararları ile görevsizlik ve yetkisizlik kararlarında avukatlık ücretine hükmedilmez. Bu hüküm, dosyanın sırf teşkilat değişikliği yüzünden başka mahkemeye gitmesi hâlinde tarafların gider yükü altında kalmasını önler.
Sıfat yokluğu bakımından HMK m.327’nin ikinci fıkrası özel bir denge kurar. Bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğundan reddi hâlinde davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez. Yanıltan taraf, kazandığı davanın giderini isteyemez.
Karşı Taraf Birden Fazla Avukatla Temsil Edildiyse Kaç Ücret Ödenir?
Kaç avukat vekaletname sunmuş olursa olsun ödeyeceğiniz vekalet ücreti tektir. Tarifenin 4. maddesi bunu doğrudan hükme bağlar: aynı hukuki yardımın birden çok avukat tarafından yapılması durumunda, karşı tarafa bir avukatlık ücretinden fazlası yükletilemez. Karşı tarafın üç avukatla temsil edilmesi, aleyhinize hükmedilecek tutarı üçe katlamaz.
Davalı tarafın birden fazla olduğu hâllerde ölçüt değişir ve ret sebebine bakılır. Tarifenin 3. maddesinin ikinci fıkrasına göre, müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek ücrete, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı ücrete hükmolunur. Dava açan taraf için bu, farklı gerekçelerle reddedilen her davalı grubunun ayrı bir ücret doğurabileceği anlamına gelir.
Karşılık dava ve birleştirme hâllerinde de ücret çoğalır. Tarifenin 8. maddesinin birinci fıkrası, bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda her dava için ayrı ücrete hükmolunacağını düzenler. Karşılık dava açmanın mali sonucu bu nedenle iki kat ücret riskidir.
Seri davalarda ise kademeli bir indirim vardır. Tarifenin 22. maddesine göre toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her dosya için tam ücret, elli dosyaya kadar olanlarda ilk ondan sonrası için tam ücretin %50’si, yüz dosyaya kadar olanlarda ilk elliden sonrası için %40’ı, yüzü aşanlarda ise %25’i oranında ücrete hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu indirimin uygulanması için tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir.
Karşı Vekalet Ücretini Kendi Alacağınızdan Mahsup Edebilir misiniz?
Hayır. Avukatlık Kanunu m.164’ün son fıkrasının ikinci cümlesi bunu açıkça yasaklar: “Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” Kazanan taraftan tahsil edilecek başka bir alacağınız olsa bile vekalet ücretini o alacaktan düşemezsiniz, çünkü ücretin sahibi kazanan taraf değil avukattır.
Aynı yasak haciz bakımından da geçerlidir. Kazanan tarafın borçlusu olduğunuz veya onun alacaklarına haciz koyduğunuz hâllerde, ilamda hükmedilen vekalet ücreti bu hacizden etkilenmez. Hüküm, avukatın emeğinin karşılığını müvekkilin mali durumundan bağımsız kılmayı amaçlar.
Avukatın alacak üzerindeki konumu yalnızca bu korumayla sınırlı değildir. Avukatlık Kanunu m.166’nın ikinci fıkrası, avukatın kendi çalışması sonucunda müvekkilin kazandığı mallar ile davadaki diğer taraftan ilam gereğince tahsil edilecek para üzerinde diğer alacaklılara nazaran rüçhan hakkı bulunduğunu düzenler. Rüçhan hakkı vekaletnamenin düzenlenme tarihine göre sıra alır.
Tarafların anlaşarak dosyayı kapattığı hâllerde ise sorumluluk genişler. Avukatlık Kanunu m.165, sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki tarafın avukat ücretinin ödenmesi bakımından müteselsil borçlu sayılacağını söyler. Karşı tarafla kendi aranızda anlaşmanız, onun avukatının ücret alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Karşı Vekalet Ücreti Öderken Vergi Kesintisi Yapmak Zorunda mısınız?
Bu yükümlülük ödemeyi yapanın kim olduğuna göre belirlenir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.94, tevkifat yapmakla yükümlü olanları sayma yoluyla belirler: kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar ve bunların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı ile bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre kazanç tespit eden çiftçiler.
Bu listede sıradan bir gerçek kişi yer almaz. Dolayısıyla ticari veya mesleki faaliyeti nedeniyle beyan yükümlüsü olmayan bir birey, davayı kaybedip karşı tarafın avukatına vekalet ücreti öderken tevkifat yapmakla yükümlü değildir; ödemeyi brüt tutar üzerinden yapar. Buna karşılık aynı ödemeyi bir şirket, dernek, kooperatif veya kamu kurumu yapıyorsa maddenin ikinci bendi uyarınca serbest meslek ödemesi olarak tevkifat yapması gerekir.
Tevkifat oranı kanunun kendisinde değil, maddede öngörülen yetkiye dayanılarak çıkarılan düzenlemede belirlenir; serbest meslek ödemelerinde uzun süredir %20 oranı uygulanmaktadır. Oran idari kararla değişebileceği için kurumsal bir ödeme yapılacaksa güncel oranın mali müşavire teyit ettirilmesi doğru olur.
Ödeme karşılığında belge alınması her iki hâlde de önemlidir. Avukat, tahsil ettiği ücret için serbest meslek makbuzu düzenler; bu makbuz hem ödemenin yapıldığının hem tutarının kanıtıdır. Belgesiz yapılan ödemeler, sonradan icra takibiyle karşılaştığınızda İİK m.33 kapsamındaki itfa itirazını kanıtlamanızı güçleştirir.
Ödemezseniz Ne Olur: Faiz, Haciz ve On Yıllık Zamanaşımı
İcra emrindeki yedi günlük süre geçtiğinde cebri icra aşaması başlar. Bu aşamada alacaklı taraf, taşınır ve taşınmaz mallarınız, banka hesaplarınız, maaşınızın haczedilebilir kısmı ve üçüncü kişilerdeki alacaklarınız üzerine haciz talep edebilir. Kaybedilen davada karşı vekalet ücreti alacağı bu bakımdan diğer para alacaklarından farklı değildir.
Borç, ödenmediği sürece faiz işlemeye devam eder ve dosyaya yeni masraf kalemleri eklenir. İlamlı takipte icra vekalet ücreti de doğar; tarifenin 11. maddesinin dördüncü fıkrası, borçlunun ödeme süresi içinde borcunu ödemesi hâlinde bu ücretin dörtte üçünün takdir edileceğini düzenler. Yani icra emrini aldıktan sonra yedi gün içinde ödemek, icra vekalet ücretinde dörtte bir tasarruf anlamına gelir.
Zamanaşımı bakımından ölçüt İİK m.39’dur: ilama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar. Süre ilamın verildiği tarihten değil, takipteki son işlemden itibaren yeniden işlemeye başlar; bu nedenle dosyada işlem yapıldıkça süre yenilenir. Borcun zamanaşımına uğradığı iddiası İİK m.33 uyarınca icra mahkemesine yapılan başvuruyla ileri sürülür.
İstinaf aşamasındaki dosyalarda ödeme kararını verirken süreyi de hesaba katmak gerekir; bölge adliye mahkemesindeki inceleme süresi boyunca faiz işlemeye devam eder. İstinaf incelemesinin ne kadar sürdüğüne dair beklentiyi tazminat davasında istinaf süresini incelediğimiz yazıdan, borç kapatıldıktan sonra hesap üzerindeki blokenin kalkma süresini ise icra borcu ödendikten sonra blokenin kalkmasına dair yazıdan takip edebilirsiniz.
Karşı Vekalet Ücretine Hangi Hâllerde Hiç Hükmedilmez?
Vekalet ücreti her dosyada doğmaz. Tarifenin 2. maddesinin birinci fıkrası, hükümlerin tavzihine ilişkin istemlerin ret veya kabulü hâlinde avukatlık ücretine hükmedilemeyeceğini belirtir. Aynı maddeye göre avukat tarafından düzenlenen dilekçeler ve yapılan diğer işlemler de ayrı ücret gerektirmez; ücret, davada kesin hüküm elde edilinceye kadar bütün iş ve işlemlerin karşılığıdır.
Nafaka davalarında reddedilen kısım için ücret doğmaz. Tarifenin 9. maddesinin ikinci fıkrası bunu açıkça düzenler; nafaka talebinin bir bölümü reddedilse bile bu bölüm için karşı taraf vekili lehine ücrete hükmedilemez. Bu, nafaka davalarını kısmi ret riski bakımından diğer para alacağı davalarından ayırır.
İdari yargıda da ücrete hükmedilmeyen bir hâl vardır. Tarifenin 15. maddesinin ikinci fıkrası, dilekçelerin görevli mercie gönderilmesine veya dilekçenin reddine karar verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmolunmayacağını söyler. Tüketici uyuşmazlıklarında ise 12. maddenin üçüncü fıkrası, mevcut olduğu hâlde tüketici hakem heyetine sunulmayan bir bilgi veya belgenin mahkemeye sunulması nedeniyle kararın iptali hâlinde tüketici aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini düzenler.
Buna karşılık bir hâlde tarife tavanı aşılabilir. Tarifenin 23. maddesi, kötü niyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan tarafın, yargılama giderlerinden başka diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan akdi vekalet ücretinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebileceğini düzenler. Bu tutar hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece fahiş bulunması hâlinde miktarı doğrudan mahkeme takdir eder. Tüketici hakem heyeti sürecine ilişkin usulü tüketici hakem heyeti başvuru dilekçesi yazımızda ele aldık.
Ankara’da Yargılama Gideri ve Vekalet Ücreti Uyuşmazlıkları
Kaybedilen davada karşı vekalet ücretinin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, ilamın hüküm fıkrasındaki dökümle tarife hükümlerinin karşılaştırılmasıyla anlaşılır. Nispi hesabın yanlış dilimden yapılması, tam ret hâlinde maktu yerine nispi ücrete hükmedilmesi veya ön inceleme öncesi kapanan dosyada yarım yerine tam ücrete hükmedilmesi kanun yoluna götürülebilecek hatalardır.
İcra takibiyle karşılaştıysanız değerlendirilecek ilk konu, takibin dayandığı ilamın kesinleşme gerektiren gruplardan olup olmadığı ve İİK m.36 kapsamında icranın geri bırakılması yolunun açık bulunup bulunmadığıdır. Ödeme yaptıysanız belgelerin İİK m.33’ün aradığı biçimde olması, itirazın sonucunu belirler. Dosyanızı takip eden avukata verdiğiniz vekaletnamenin kapsamı da bu aşamada önem taşır; hangi yetkilerin özel olarak yazılması gerektiğini genel vekaletname vermenin sakıncaları yazımızda madde madde gösterdik.
Dosyanızdaki gider kalemlerinin ve takip sürecinin değerlendirilmesi için icra hukuku alanındaki çalışmalarımıza göz atabilir, kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar için kira hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Karşı vekalet ücreti kazanan tarafa mı avukatına mı ödenir?
Avukatlık Kanunu m.164 son fıkrası uyarınca ücret avukata aittir. İlamda tarafın adına hükmedilmiş görünse de alacağın sahibi avukattır; ödeme onun bildirdiği hesaba yapılır.
Kaybedilen davada vekalet ücreti kaç günde ödenmelidir?
Kanunda kararın tebliğiyle işleyen bir süre yoktur. Karşı taraf ilamı icraya koyarsa İİK m.32 uyarınca icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde ödenmesi istenir.
Karşı vekalet ücreti kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Para alacağına ilişkin hükümlerde evet; HMK m.350/1 ve m.367/1 gereği istinaf ve temyiz icrayı durdurmaz. Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmazda ayni haklara ilişkin kararlar ise kesinleşmeden yerine getirilemez.
Davayı kısmen kaybettim, vekalet ücretinin tamamını mı öderim?
Hayır. HMK m.326/2 uyarınca giderler haklılık oranına göre paylaştırılır. Kabul edilen kısım için davacı vekili, reddedilen kısım için davalı vekili lehine ayrı ücrete hükmedilir.
Vekalet ücreti en fazla ne kadar olabilir?
Avukatlık Kanunu m.169 ve tarifenin 3. maddesine göre tarifedeki miktarın üç katından fazla olamaz. Nispi hesapta ayrıca kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
Hangi yılın avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır?
Avukatlık Kanunu m.168 ve tarifenin 21. maddesine göre hukuki yardımın tamamlandığı veya hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır; davanın açıldığı yılın tarifesi değil.
Kira tespit davasında vekalet ücreti nispi mi hesaplanır?
Evet. Tarifenin 9. maddesi uyarınca tespit olunan kira bedeli farkının bir yıllık tutarı üzerinden nispi hesap yapılır; sonuç, davanın görüldüğü mahkeme için öngörülen maktu ücretin altına inemez.
Ön inceleme öncesi feragat edersem ücret yarıya iner mi?
Tarifenin 6. maddesine göre uyuşmazlık ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse ücretin yarısına, sonrasında giderilirse tamamına hükmolunur.
Karşı taraf iki avukatla temsil edilirse iki ücret öder miyim?
Hayır. Tarifenin 4. maddesi, aynı hukuki yardımın birden çok avukatla yapılması hâlinde karşı tarafa bir ücretten fazlasının yükletilemeyeceğini düzenler.
Vekalet ücretini karşı taraftan olan alacağımdan düşebilir miyim?
Düşemezsiniz. Avukatlık Kanunu m.164 son fıkrası bu ücretin iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyeceğini, haczedilemeyeceğini açıkça belirtir.
Vekalet ücreti öderken stopaj kesmem gerekir mi?
Gelir Vergisi Kanunu m.94’te sayılan kurum ve mükellefler tevkifat yapmakla yükümlüdür. Ticari veya mesleki beyan yükümlülüğü olmayan bir gerçek kişi bu listede yer almaz.
İlamdaki vekalet ücreti alacağı kaç yılda zamanaşımına uğrar?
İİK m.39 uyarınca ilama dayalı takip, son işlem üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Dosyada işlem yapıldıkça süre yeniden işlemeye başlar.
Görevsizlik kararı verilirse vekalet ücreti öder miyim?
Tarifenin 7. maddesinin üçüncü fıkrasına göre kanunlar gereği gönderme, yeni mahkeme kurulması veya iş bölümü itirazı nedeniyle verilen görevsizlik ve yetkisizlik kararlarında ücrete hükmedilmez.
İcra emrini alınca hemen ödersem indirim olur mu?
Tarifenin 11. maddesinin dördüncü fıkrasına göre borçlu ödeme süresi içinde borcunu öderse icra vekalet ücretinin dörtte üçü takdir edilir.
Aleyhime hükmedilen tutarı nereden öğrenebilirim?
HMK m.332 uyarınca yargılama giderlerine resen hükmedilir ve tutar, hangi tarafa hangi oranda yükletildiği ile dökümü hüküm altında gösterilir. İlamın hüküm fıkrası esas alınır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir dosyaya ilişkin hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Aleyhinize hükmedilen vekalet ücretinin hesabı, kesinleşme durumu ve icra süreci dosyanızın kendi koşullarına göre değişir; adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.